# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
BETWEEN THE BURIED AND ME – Colors II [ORTAK İNCELEME]
| 05.09.2021

Zevkleri bilmem ama, “renkler” gerçekten de tartışılmaz.

Ahmet Saraçoğlu

2000 sonrasının en önemli albümleri dendiğinde akıllara gelen belli başlı albümler var. “Blackwater Park” diyebilirsiniz, “Leviathan” diyebilirsiniz, “Ashes of the Wake” diyebilirsiniz, “From Mars to Sirius” diyebilirsiniz. Böyle bir liste yapılacaksa bu listede yer alması gereken, almak zorunda olan albümlerden biri de tartışmasız “Colors”dır. “Colors” BETWEEN THE BURIED AND ME’nin modern başyapıtı ve 2000 sonrasının en önemli birkaç progresif metal albümünden biridir. Dir’li, dır’lı konuşmayı hiç sevmem ama bu konunun bencesi, sencesi olmadığından böyle rahat konuşabiliyorum.

“Colors” her anlamda bir başyapıttır. Öylesine büyük bir albümdür ki içinde benim de bulunduğum pek çokları için BETWEEN THE BURIED AND ME’nin yarınlarını yok etmiştir. Evet, resmen grubun sonraki albümlerini yok hükmüne düşürmüştür. Kendi adıma konuşursam; nasıl “Destroy the Opposition” sonrasında DYING FETUS benim için hiçbir zaman aynı olamamışsa ve asla tam istediğim şeyi yapamıyorsa, nasıl CATTLE DECAPITATION “Monolith of Inhumanity” sonrasında beni %100 tatmin edemiyorsa, “Colors” sonrasındaki BTBAM da benim için bırakın aynı olmayı, tatmini, tamamen ortadan kalkmıştır. Grup “Colors”dan bu yana 4 albüm çıkardı ve hiçbirini sevemedim, alışamadım, içselleştiremedim, birkaç kezden fazla dinleyemedim.

Şimdiyse karşımızda “Colors”ın ardından çıkan 5. BTBAM albümü var. Peki bu albüm benim 14 yıl aradan sonra BTBAM’la barışmamı sağlayabilecek miydi? “Alaska” gibi bir şaheserin ardından çıkardıkları “Colors”la kendi tarzında metalin zirvesi olarak gördüğüm; onlar daha iyisini yapana dek geçilemez olarak yorumladığım bu grubu tekrardan radarıma sokabilecek miydi?

Rambo filmlerinin birinde Rambo’yu son bir görev için savaşa katılmaya ikna etmeye çalışan Albay Sam Trautman, Rambo’nun nasıl bir ölüm makinesi olduğunu vurgulamak için, Rambo tek başına ne yapabilir ki diye düşünen düşmanlara “Ben Rambo için değil, sizin için endişeleniyorum” gibisinden bir cümle kurmuştu. Detayları yanlış hatırlıyor olabilirim, kabaca böyleydi. Şu anda karşımda duran “Colors II” bana bu diyaloğu hatırlatıyor. Beni BTBAM’a geri döndürecek olan da beni BTBAM’ın dehasını tekrar hatırlamaya sevk edecek olan da yine bizzat “Colors”ın kendisi, “Colors”ın kardeşi, “Colors”ın DNA’sıymış meğer. Konu BTBAM olunca beni ancak ve ancak “Colors”ın devamı paklarmış meğer…

Çıktığından bu yana dinlemelere doyamadığım “Colors II”yla ilgili olarak söyleyebileceğim ilk şey grubun “Colors”ın renklerini müthiş bir yaratıcılıkla ve çeşitlilikle yeniden yorumlamış ve resmen “Colors”ın türevini almış oluşu. Albümü dinlerken yer yer “Colors II”yi değil “Colors 2.0”ı dinlermiş gibi hissediyor; adeta geliştirilmiş ve üst sürüme yükseltilmiş bir “Colors” dinlediğimi düşünüyor, yer yer grubun 2007’deki albüme konmamış bazı bölümleri bize 2021 yılında dinlettiğini hissediyorum. Aslına bakarsanız “Colors” devamı öyle kolay kolay yaratılabilecek bir albüm değil. “Foam Born (A) The Backtrack” benzeri bir açılış yapsanız cepten yiyor diye düşünülebilir. Kapanıştaki şarkıya epik melodiler koysanız veya benzer kafada bir şey yapsanız insanlar şarkıyı “White Walls” çakması olarak nitelendirebilir. Dolayısıyla hem “Colors” özüne sadık hem de yeni ve taze bir şey yapmaları gerekiyordu bunca BTBAM ve “Colors” hayranını tatmin etmek için. Daha da zoru, aradan geçen zamanda yaptıkları çok daha farklı şeylerden arınmaları ve 2007’nin BTBAM kafasına geri dönmeleri gerekiyordu. Misal bu albüme bir “Voice of Trespass” yazamazlardı. “Colors” karakterinin içine DIABLO SWING ORCHESTRA tarzı deneysel bir şey katamazlardı. Katabilirlerdi elbet ama “Colors” o değildi, muhakkak ki sırıtırdı.

“Colors II”da BTBAM’ın son 10 küsur yılından büyük oranda arındığını nasıl yaptılar bilmem ama gerçekten de “Colors” DNA’sını tam olarak yansıtan bir iş sunduklarını görüyoruz. Şarkılarda 2007’deki BTBAM olmaya çalışan değil, adeta bize 14 yıl önceden seslenen ancak bunu aradan geçen zamanın deneyimi eşliğinde veren bir BTBAM görüyoruz. Rifler, melodiler, vokaller tam anlamıyla “Colors” kokuyor. Özellikle rifler, “Colors”a dinamizm katan o staccato rifler albümde o kadar doğru kullanılmış ki gaza gelip 14 yıl önce yaptıklarımı, “Colors”ı dinlediğim sayısız yeri ve anı düşünmeden edemiyorum.

DİĞER YANDAN…

“Colors”ın büyüklüğünden ve sonrasında yaptıkları işlerin pek çokları için aynı etkiyi yaratmamasından mütevellit “Colors II”nun abartılmaya çok açık bir albüm olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim. “Oha aynı Colors gibi”ler, “vallahi billahi geri döndüler ulan”lar eşliğinde albümün göklere çıkarılması da ne derece tutarlı, bundan da çok emin değilim. Çok eminim ki “Colors II”yu “The Great Misdirect”le veya “Coma Ecliptic”le kıyaslamayacak, o albümleri “Colors II”dan çok daha iyi görecek pek çok insan olacaktır. Yine eminim ki sırf bu durumdan ötürü “Colors II”yu fazladan gömecek yorumlar da karşımıza çıkacaktır. Bu yüzden ben dengenin kaybedilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Evet, albüm gayet iyi ve pek çok şahane an, müthiş fikir barındırıyor ancak “Colors” etiketini koymanın her şeyi arşa çıkarmaya yetmeyeceğini de bilmek gerekiyor. Albümde beğenmedim diyemesem de biraz eğreti bulduğum çeşitli noktalar da yok değil. Hoş, karakteri gereği BTBAM müziği her şeyi kaldırabilecek ve sayısız unsuru içinde barındırabilecek bir müzik ama belli anlarda “acaba gerek var mıydı?” diye düşündüğüm noktalar da olmadı değil. Misal ben harbi harbi avangart olaylara girişmedikçe metal içerisinde Balkan havalarına, sirk müziği karakterine yahut reggaeton’a katlanamıyorum. Yukarıda adını andığım “The Voice of Trespass”te gördüğümüz türde swing jazz kimliğinin metale yedirilmesine ısınamıyorum. Elbet BTBAM’dan ve “ilginçlikler müziği”nden bahsediyoruz ve misal “Colors”daki “Prequel to the Sequel”ın 5. ve 6. dakikaları arasında da bu tarz ilginçlikler vardı. Lakin bahsettiğim dış unsurların olaya gereğinden fazla entegre edildiği noktalarda, “ben almayayım” demekten de kendimi alamıyorum. “Colors II” neyse ki ilginçliğini bu saydıklarım üzerinden devşirme yoluna gitmiyor. Abisinin karakterine sadık kalmayı seçiyor ve yine neyse ki onu daha da ilginç şeylerle, uçarı fikirlerle aşmaya çalışmak gibi bir zorlamaya girmiyor.

Bu açıdan baktığımda BTBAM’ın yetenekli elemanları ne yapmak istediklerini de ne yapmaları gerektiğini de iyi biliyor ve her şeyi adabıyla yapıyorlar. “Colors”a sadık kalmak da yenilikler sokuşturmak da kıvamında, kararında, dozunda gerçekleştiriliyor ve nihayetinde ortaya dinlemesi son derece keyifli bir iş çıkıyor. Tıpkı “Colors”da olduğu gibi “Colors II”da da pek çok şarkı bir başkasının favorisi olabilir. Misal açılış şarkısı “Monochrome” gerçekten çiçek gibi şarkı. “Fix the Error”da müthiş şeyler var, “Never Seen / Future Shock” sert girişiyle sarsıyor ve sonrasında da çok başlı kafalara giriyor. Albümde teknik death metal duymak da mümkün metalcore da YES de. Kapanıştaki “Human is Hell (Another One With Love)” ister istemez akılları beyaz duvarlara götürüyor ve albümün en “Colors”dan kopya çeken formülünü sunuyor. Albüm genelinde komple bir “Colors” şablonu olduğunu söylemek zor ancak açılıştaki kırılganlık ve sonrasındaki patlama ile kapanış öncesi sükûnet ve finaldeki uzun epik şarkı yapısı belli ki “Colors”la pişti olsun diye yapılmış. Hatta “Human is Hell (Another One With Love)”ın sonunun olabilecek en etkileyici hâle gelmesi için farklı farklı melodilerin kullanıldığı birkaç versiyon olduğuna da yemin edebilirim ama kanıtlayamam. Misal bu şarkı albümün tartışmasız en çok yönlü ve bukalemun şarkılarından biri olsa da “White Walls”un ağızlarda bıraktığı eşsiz lezzeti bıraktığını söylemek zor. Aynı şekilde, şarkının ön hazırlığını yapan “Sfumato” da 14 yıl önceki abisi “Viridian”daki kadar enfes bir hazırlık safhası görevi görmüyor. “Viridian”daki aşırı sabırlı tırmanış ve akabinde “White Walls”a ulaşarak zirveye çıkış, “Colors II”nin finalinde o kadar da akıcı ve klasik olacak düzeyde karşımıza çıkmıyor.

Velhasılıkelam “Colors II” bence çok başarılı bir deneme ve “Colors” aşığı bir insan olarak gönül rahatlığıyla “iyi ki bu işe girişilmiş, iyi ki bu albüm yapılmış” diyebiliyorum. Albüm özelinde yapılacak en anlamsız hareket “Colors II”yu “Colors”la karşılaştırarak değerlendirmek olacaktır. Bunu yapmadığınızda, yani aklı başında normal bir dinleyici gibi davrandığınızda, böyle bir işin altından da ancak BTBAM gibi bir grubun kalkabileceğini görebilirsiniz diye düşünüyorum. “Colors II” kusursuz olmayan ancak kusursuz denebilecek şeyler barındıran çok iyi bir albüm. Kendi adıma konuşursam bana 14 yıl sonra saatlerce BTBAM dinletebilmiş ve belli ki daha da dinletecek bir albüm. Geniş açıdan bakarsam BTBAM’ın ne kadar yetenekli olduğunu bize bir kez daha gösteren ve metal dünyasının son 20 yılı adına ne kadar değerli bir grup olduğunu bir kez daha hatırlatan bir çalışma. Isınamayanı, hayal kırıklığı olarak göreni de anlayabilirim, ama bence amaçlanan şeyi çok iyi, çok zeki ve çok mantıklı şekilde yapıyor ve abisinden aldığı bayrağı yerde bırakmıyor.

Not: 8

***

***

Erhan Yiğit

Efsaneye yaraşır bir albüm.

Hayatımda en sevdiği albümlerden birisinin yıllar sonra ikincisinin yayınlanacağını öğrendiğimde yaşadığım mutluluğu tarif etmeye kalksam kritiğe başlamadan çok rahat 600-700 kelime boyunca sadece bundan bahsedebilirim. Hatta bu kritiği yazarken kendime hakim olmam gerektiğini düşünmeden hareket edecek olsam iş çığrından çıkıp sadece önemli bir albümün kritiğini okumak için gelenlere büyük ayıp olur. O yüzden bu yazıyı elimden geldiğince kısa ve öz tutmaya çalışacağım.

Progresif metalin ve bu sitenin sevilen gruplarından biri olan BETWEEN THE BURIED AND ME (Yazıda BTBAM olarak geçecek) birkaç ay önce duyurduğu kült sayılan “Colors” albümünün devamı niteliğinde olan “Colors II”yu meraklılarını çok bekletmeden 20 Ağustos itibariyle çıkardı ve ben de bu albümü dünyada ilk dinleyenlerden birisi oldum. Evet, albümün çıkış tarihini ABD saatine göre ayarlayıp bir buçuk, iki saat öncesinden uyandım ve albüm çıkana dek sabırla sayfayı yeniledim. ABD yeni güne bizden yaklaşık sekiz saat sonra girdiği için albüm Türkiye’de saat sabah 7 sularında görücüye çıktı.

Albümün çıkış tarihini iple çekerken yaşadığım heyecanın yanında bir de büyük hayal kırıklığına uğramak gibi bir ihtimali de düşünmeden edemiyordum. Ama bir albümün adını ”Colors II” yapacak kadar delirmiş grup üyelerine sahip bir grubun bunun altından kalkabileceğine yine de kesin gözüyle bakıyordum. Peki BTBAM bunun altından kalktı mı? Evet kalktı, hem de nasıl kalktı…

“Colors”dan bağımsız ve “Colors” ile ilişkili olmak üzere albümü iki şekilde değerlendirmek istiyorum:

I

Kendisinden önceki bir albümün devamı niteliğinde olan bir yapıtı ondan ayrı olarak incelemek için öncelikle grubun arada geçen süreyi nasıl değerlendirdiğini ele almak gerek; İkili albümleri ile de bilinen BTBAM’ın iki adet “Parallax“ı ve iki adet de “Automata“sı var. İlk zamanlarında metalcore’a kadar uzanan bir müzik yapısını barındıran, “Colors” ve “The Great Misdirect” ile progresif metal ile çok daha içli dışlı olmaya başlayan ve yukarıda sözünü ettiğim ikililer ile birlikte modern dinleyicinin dikkatini maksimum seviyeye çeken BTBAM bütün yapıtlarında göstermekten asla geri durmadığı progresif ve oldukça deneysel tavrını “Colors II”da da devam ettiriyor. Günümüzün en kaliteli progresif işlerinden birini ortaya koyan BTBAM’ın geçmişten günümüze kadar getirdiği karakteristik sound’unu söz konusu albümde resmen zirveye çıkarıyor. Daha önceki albümlerinde bol bol denemelerini yaptığı farklı enstrümanlar kullanma fantezisi “Colors II” ile öylesine kusursuz bir biçimde gösteriyor ki bu ‘deneysellik’ kavramı BTBAM için artık bir deneme olmaktan çıkıp grubun adeta kimliği, künyesi haline geliyor. Şahsım adına albümü dinlerken BTBAM’ın yaptığı bu hareketlere şaşırmaktan ziyade “Abi adamlar müzisyen yaa” derken buluyorum kendimi.

II

“Colors II”yu baştan sona dinlediğiniz de dikkatinizi çeken yegane şey albümün “Colors”ın devamı olduğunu hemen anlamanız. Bunun için albümün adının “Colors II” olduğunu bilmeye bile gerek yok. Albümde bulunan onlarca detaya girip spoiler vermek istemiyorum ama bir kaç tanesinden kısaca bahsetmek istiyorum; Monochrome açılışının, The Double Helix of Extinction’ın girişinin ve son şarkı olan Human is Hell (Another one with the Love) şarkısının “Colors” albümünde aynı numaralı şarkıların birer ekürisi olduğu, Revolution in Limbo’nun ortasında giren groovy balkan sound’lu bölümün ve onun arkasında kendini gösteren bar, içki, sohbet ortamının varlığının alenen Ants of the Sky şarkısına direkt gönderme yaptığı bariz şekilde ortada. Duyulduğu anda “Colors”ı baştan sona bilenlerin anlık gülümsemelerini sağlayan bu ve bunun gibi bir çok detay “Colors II”nun dayandırıldığı referansların mükemmel olduğunu gösterirken tek şarkıymış gibi kaydedilen bu albümün “Colors”ın kalitesine ve namına yaraşır şekilde bestelenmesi için gereken eforun fazlasıyla sarf edildiğini kanıtlıyor.

Burayı kısaca özet geçmek gerekirse “Colors II” sahip olduğu tüm detayları ve üstün işçiliği ile kendi efsanesini tekrar diriltmeye ve onun devamı olmaya yetecek kadar iyi bir albüm.

“Colors II” şu ana kadar yılın açık ara en iyi, grubun ise en iyi ikinci albümü.

Not: 9,5

(8+9,5)/2=8,75/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.57/10, Toplam oy: 44)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2021
Şirket
Sumerian Records
Kadro
Tommy Giles Rogers Jr.: Vokal, klavye
Paul Waggoner: Lead gitar
Dustie Waring: Ritim gitar
Dan Briggs: Bas, klavye
Blake Richardson: Davul, sert vokaller (3)

Konuk:
Mike Portnoy: İlk davul solosu (4)
Navene Koperweis: İkinci davul solosu (4)
Ken Schalk: Üçüncü davul solosu (4)
Şarkılar
1. Monochrome
2. The Double Helix of Extinction
3. Revolution in Limbo
4. Fix the Error
5. Never Seen / Future Shock
6. Stare into the Abyss
7. Prehistory
8. Bad Habits
9. The Future Is Behind Us
10. Turbulent
11. Sfumato" (Instrumental)
12. Human Is Hell (Another One with Love)
  Yorum alanı

“BETWEEN THE BURIED AND ME – Colors II [ORTAK İNCELEME]” yazısına 37 yorum var

  1. koca says:

    Oldukça başarısız, cansız ve “renksiz” bulduğum bir albüm oldu. Kendini tekrarlamak ve ilk albümün havasını yakalamak arasındaki kısır döngüden çıkamamış sanki BTBAM. Albümün tüm bestecilik başarılarını toplasanız bir White Walls etmiyor maalesef.

  2. ghoglan says:

    Başından sonuna müzisyenliğiyle, Colors’a referanslarıyla, düzenlemeleriyle cidden nefis albüm. İlk Colors 2 haberini duyduğumda ufaktan şüpheler oluşmuştu ancak grup, altından kalkmanın ötesinde üzerine bile koymuş bu albümle. Automata’lar ile birlikte iyice oturan deneysel, eklektik düzenlemelerin artık grubun kimliği olma durumunu tescilleyen de bir albüm kanımca.

  3. Twat says:

    Benim için yılın sürprizi oldu. Çıktığı günden beri her gün en az bir kez dinledim; grubun öyle aman aman fanı olmayan, hatta bazı işlerine hiç gelemeyen benim gibi biri için bile yılın albümü gibi bir şey oldu. Ayrıca grubun en iyi ikinci albümü olduğu ve albümün adının colors II olmasa da colors’ın devamı olduğunu hissettirdiği yorumuna katılıyorum.

    İlk kritikte bahsedilen alakasız kısımlara ilk dinlediğimden beri ben de çok takığım. buralar benim zevkime göre çok ayrıksı, sırıtan ve bağdaşmayan yerler. Bu ufak tefek şeyler dışında atmosferi olsun kaydı kuydu olsun dört dörtlük olmuş. Colors> colors ii> alaska> diğer albümler oldu benim sıralamam.

  4. Necrobutcher says:

    bu grubu hiç dinlemedim burada gördüm sadece ama
    yazılardan anladığım kadarıyla colors albümünü bilmeyenler bunu da dinleyemiyor ?

    Erhan

    @Necrobutcher, Evet, Önce Colors albümünü dinlenirse daha iyi olur.

    Yiğit

    @Necrobutcher, öncesini falan boşver zaten Colors her metal severin mutlaka dinlemesi gereken bir albüm.

  5. arple says:

    İlk duyduğumda 2. single (revolution in limbo) yayınlanana kadar pek bir ümitli değildim ve beklentimi düşük tutuyordum. Ama albüm gerçekten isminin hakkını veriyor. The great misdirect ile colors ı birbirine yakın seven biri olarak bu albüm de bence ikisiyle aynı mertebede. Ama biraz daha konsantre olabilirmiş mesela stare into ve turbulent olmasa da olabilirmiş. Ve şu konuda Ahmet abiye katılmıyorum bence iki colors ın sonu da kusursuzluk derecesinde epik olmuş biri diğerinden iyi diyemiycem. BTBAM’a şükranlarımı sunayım var olup müzik yaptıkları için

  6. Mahakali says:

    Grubun büyük hayranı değilim ama albümü baya sevdim. Şarkıların bütünlüklü olduğunu düşünüyorum. Son dönemde çok fazla ortalama albüm duydum, bu kesinlikle ortalamanın üstünde.

  7. Opethsevenbiri says:

    Her yerde söylüyorum ben albümü çok beğendim. Btbam bu albümü zamanında ilk Colors’u dinleyip çok derinden bağlanmış insanlar için yapmış bu çok net. Neredeyse her şarkıda ilk Colors’a ya liriksel ya da bestesel olarak bir referans bir gönderme var. Buna rağmen bence yine de türü sevip grubu bilmeyen birinin de dinlerken zevk alabileceği bir albüm.

    Şarkılar ilk Colors’daki gibi birbirine çok kilit bir şekilde bağlı değil ilk albümden bir şarkıyı ne zaman açsam White Walls’a kadar gidiyorum ama bu albümdeki şarkılar daha tek başına durur şekilde. Sanırım yapısal olarak bir diğer ciddi fark Colors sonrası işlerden de izler görmemiz.

    9 çalışır benden 1 puanın gitmesinin tek sebebi ilk albümün daha iyi olması.

  8. Noumena says:

    Muhteşem bir iş. Çıktığı günden beri sektirmeden dinliyorum ve gram sıkmıyor. Bu herifler progresif dehası kim ne derse desin.

    Ayrıca Fix the Error’da 2:21-2:29 arası bariz Tool’a saygı duruşu. Müthiş

  9. Rzeczom says:

    bu kadar iyi bir albüm çıkarmalarını beklemiyordum. epey vasat olacağı düşüncesi içerisindeydim. yılın sürprizi gibi bir şey oldu.

  10. deadhouse says:

    Bayılmadım ama fena değil. Dinlenir, ama bir süre sonra sıkar.

    Progresif deha denmiş. Alakaları yok.

    500 müzik türünü icra etmek progresiflik değil.

    Noumena

    @deadhouse, 500 tür yapmıyorlar ki. Yapmalarına da gerek yok zaten. Etiketler, janrlar farklı olabilir ama bana göre çok ilerici bir müzik var ortada. Fanlar alınmasın ama progresif denince akla yıllardır enstrüman mastürbatoru Dream Theater gelen bir evrende yaşadığımızı unutmayalım (bazı albümleri bu yorumdan tenzih ederek) ;)

    deadhouse

    @Noumena, Dream Theater’ı 20 yıldır ilerici bulmuyorum. Adı üstünde ilerici müzik. BTBAM çeşitli türleri birbiri üzerine eklemleyerek müzik yapan bunu müziğinin ana kalıbı haline getiren bir grup. Kurulduklarından yana bu değişmedi. Thrash metal+death metal+country+blues progresif yapmak demek değil. Başlarda buna progresif denebilir. Ancak bu durum müziğinin ana yapısını oluşturuyorsa, temel direk haline geliyorsa burada ilerlemeci bir durumdan söz edilemez.

    Necrobutcher

    @deadhouse, aslında ilerici değil de ilerleyici desek anlam daha da oturur sanırım. ilerici deyince işin içerisine sanki biraz avantgartlık girmesi gerek diye düşündüm.

    Boba Fett

    @Noumena, Aşırı teknik grupları dinleyemeyen ben, Dream Theater’dan epey keyif alıyorum, bence bu enstürman mastürbasyonu konusu epey abartılıyor. Piyasada bu işi çok çok abartan gruplar var, Obscura’sı şusu busu bazı grupların müziğinde bir saniye boşluk yok.

  11. Twat says:

    Eylül ayı, pazar günü. hava çok gri ve baskılı. sıcağın gitmesine sevinememişsin bile, öyle sevimsiz bir hava. ertesi gün askere/yurtdışına/şehir dışına/yeni bir işe/sevmediğin okuluna gidiyormuşsun, pek çok arkadaşını uzun süreliğine son görüşünmüş(meğersem). buna rağmen tek başına büyükada ya da burgaz’da bankta oturup ağaçlara bakarken kulağında kulaklık, stare into the abyss çalıyor. rüzgar serinletici olsa da rahatsız edici. ne olacağını bilmediğin bir ertesi hafta var. yine de halinden memnun bir sigara yakıyorsun. öyle bir parça.

  12. Emre Görür says:

    Pandemi öncesinde progresif death metal dinleyen bir kız arkadaşımı görmek için Trinidad diye turistik bir kasabaya gitmiştim. Burada internet erişimi bir dert olduğu için yanımda yüzlerce albümün olduğu bir harici bellek de götürdüm. Öğlen ailesinin evine uğrayıp bunları babasının bilgisayarına kopyaladık. Kendisi de rock/metal dinleyicisi olan babası biz evden ayrılırken merakla albümleri inceliyordu. Şelalenin olduğu doğal parka gittik. Beyond Creation eşliğinde rom içip yüzdük falan. Akşam şehre döndüğümüzde de oranın tek rock barı denebilecek bir devlet mekanına gittik. İçeri girip içkilerimizi daha yeni almıştık ki bir anda BTBAM çalmaya başladı. Normalde AC/DC, Metallica falan çalan bir mekanda böyle bir şey nasıl mümkün olabilir diye etrafa bakınırken arkadaşın babasının bulunduğu masanın bize el salladığını gördüm. Adam kısıtlı sürede, o kadar albüm içerisinde BTBAM’yi keşfetmiş ve kafayı yemesine yetecek kadar da dinlemiş. Mekan kapanana kadar bana BTBAM anlattırdı, haha.

  13. Emre Görür says:

    Sizce an itibariyle en önemli, en heyecan verici progresif metal grubu hangisi? Bence BTBAM!

    Erhan

    @Emre Görür, +1, progresif metali diğer metal türlerinin içerisine gömülü olmak daha güzel fakat BTBAM tek başına bu progresif metal olayını çok çok iyi götürüyor.

    Erhan

    @Erhan, kuracağım cümleyi sikeyim.

    deadhouse

    @Emre Görür, BTBAM progresif metal olmadığı için Haken diyorum. Onlar da aman aman değiller. Ama en istikrarlı olan onlar bence.

    owlbos

    @deadhouse, BTBAM’ı sınıflandırmak istesen hangi tarza koyarsın? Avantgarde technicalcore mu? Çoğu zaman bende prog grubu olarak düşünemesem de bu tarz bi genre olmadıgı için işin doğrusu progresif demek de çok abuk gelmiyor bana.

    deadhouse

    @owlbos, Thrash metal, Metalcore, Death metal, Teknik Death metal ve yer yer Avangart metal. Progresif metalin ne olduğunu bilecek kadar progresif müzik dinledim. Btbam birçok farklı türü sıralı ve yer yer deneysel şekilde birleştiren bir grup. Bu deneysellik onları avangart yapabilir ama progresif yapmaz. Genel olarak da zaten müziklerinin temelinde metal türlerini üst düzey enstrüman hakimiyetlerinin de yardımıyla harmanlamak yatıyor. Btbam’ın olayı bu. Burada sabit bir ilericilik göremiyorum. Elbette müziklerinde ilerici etmenler olabilir. Metallica da ilerici bir gruptu. Black Sabbath da ilerici bir gruptu. Bu onları progresif yapmadığı gibi Btbam müziğini de progresif olarak adlandırmamıza neden olmaz. Avangart müzik ile progresif müzik zaman zaman karıştırılıyor. Avangart müzikte amaç deneysel olmak; progresif müzikte ise amaç, müziğin dinamikleri içerisinde icra edilen türdeki belirli araçlar kullanarak (bu deep house bile olabilir) eseri üst bir seviyeye çıkarmaya çalışmak. Bir metal şarkısında sert bir metal rifinin ardına aniden giren country gitarlar koymak seni avangart veya türleri sıralı icra eden bir grup yapar. Progresif yapmaz. Deneysellik progresif müziğe eklemlenebilir; yalnız bu sadece atıyorum 20 dakikalık bir progresif rock şarkısındaki süsleme ile olabilir. Btbam böyle yapmıyor. Sıralı yapıyı müziğinin var oluş sebebi sayıyor. Müziğini bunun üzerine kurguluyor.

    Erhan

    @deadhouse, Bunun üzerine bu kadar gitmeye, olayı bu kadar deşmeye hiç gerek yok. BTBAM bal gibi bir Progresif Metal grubu. Saydığın şeylerin kısaltması=Progresif metal.

    owlbos

    @deadhouse, ”Thrash metal, Metalcore, Death metal, Teknik Death metal ve yer yer Avangart metal” diyip progresifi dememen sadece kendini -aykırı- gösterme çaban için geldi bana. Yorumun devamını okumak bir şey ifade etmeyecek olsa da görüşüne saygı duyuyorum.

    deadhouse

    @owlbos, Hayattaki tek amacım kendimi aykırı göstermek.

    Berca B.

    @deadhouse, ben de pek katılamadım bu yoruma. Progresif metalin ani ölçü değişimleri olsun, kompleks kompozisyonları olsun, farklı tarzları kendi yapılarına sırıtmadan yedirebilmeleri olsun tüm teknik özelliklerini yansıtıyorlar. Ne kadar şu ara dinlemekten sıkılsam da Btbam’ın “müziklerinin temelinde metal türlerini üst düzey enstrüman hakimiyetlerinin de yardımıyla harmanlamak yatıyor” cümlesinden fazlası olduğunu düşünüyorum. Bence de Btbam net bir progresif metal grubu.

    Dysplasia

    @deadhouse, İyi de BTBAM sadece türleri sırayla çaldığı bir müzik yapmıyor. Senin kendi tanımlarına göre bile bakarsak avangart etmenlere sahip progresif bir müzik bu. bir kaç şarkısında tamamen farklı bir türe kayan kısımları var. Ama bu yaptığı avangart müziğin niyetlediği gibi kalıplaşmış estetik algıları sikip atmak amacıyla değil eseri gayet de kendi sınırları içerisinde daha da zenginleştirmek amaçlı yapılmış.

    Boba Fett

    @deadhouse, Ben bu bakış açısını çok sınırlayıcı buluyorum bana göre Metallica hatta Slayer bile progresiftir, hani bunu prog metal falan diye almıyorum genel olarak tamamen hepsini tek çatı altında toplayarak alıyorum. Beatles, Black Sabbath bunlar da bana göre progresiftir. Müziklerini sürekli geliştirmek, vizyon sahibi olmak, farklı işler deneyebilmek bana yetiyor sanırım. BTBAM çok sıradan düz bir müzik yapsa bile vizyon sahibi bir grup olduğu için bence progresif sayılabilir. Tabii bu benim bakış açıma göre, ben çok detaylı, eleyici değilim bu konuda da.

    deadhouse

    @Boba Fett, Türler vardır. Bizi hiçbir türle sınırlamayın diyen müzisyenleri de hariçte tutmayarak söylüyorum bunu. Yanlış anlama senin için söylemiyorum, fakat bence türleri dışlayan muhabbet boş muhabbet bence. Tür dendiğinde nedense sınırlayıcılık, bir kalıba sokulmuşluk geliyor insanların aklına. Böyle bir şey yok. Türler, müziğin güzelliğidir. Emerson, Lake & Palmer progresif rocktır. My Dying Bride doom metaldir, Slayer thrash metaldir. Bunu söylemek ne grupları ne de başka bir şeyi küçültmez. Görüşlere saygı duyuyorum ama benim bakış açıma göre Btbam’ın progresif metal olarak adlandırılması yanlış. Siz öyle görebilirsiniz, bir şey diyemem buna.

    Boba Fett

    @deadhouse, Tabii ki türler vardır ama benim demek istediğim biraz farklı, türler dışında da sanatçının anlayışının önemli olduğunu düşünüyorum. Özellikle sanatçıların röportajlarını takip ediyorum, müzik üzerine yazılar okuyup bu adamlar ne yapmaya çalışıyor diye kafa yoruyorum, mesela tür olarak BTBAM progresif metal midir nedir bir yorum yapmıyorum ama anlayış olarak progresif adamlar.

    Ben yine kendimden örnek vereceğim, bir grubu dinlemeden önce adamların ne yapmak istediğine, nasıl yaptıklarına, kafa yapılarına bakıyorum. Örneğin Ghost daha önce yapılmayan bir şey yapmıyor ama adamların müziği sunuş biçimi, albüm kapakları, müziğe gösterdikleri özen çok hoşuma gidiyor, adamın kafa yapısını seviyorum bu da müziğe Heavy Metal dışında da etiket koyup daha rahat takdir edebilmemi ya da sevebilmemi sağlıyor.

    Ihsahn mesela çok sık dinlemem hatta dinlediğim şeylerin dışında kalır ama adam bana göre progresif, sanatçı bu da müziğini her zaman sevmesem de takdir etmemi kolaylaştırıyor.

    Umarım açıklayıcı yazabilmişimdir.

    Yiğit

    @deadhouse, hiç katılamadım.

  14. owlbos says:

    BtBaM çok net hayatımın gruplarından biri. Ama son double albümle grupla bağımı kopardım diye düşünürken Colors II’ye şans veresim tuttu bu gece. Şuan ilk turum henüz bitmedi albüm ama tüm sıkıcı anların yanında ”amk böyle müzik yapan bir grup var hala” da demeden edemiyorum.. Benzer duyguları Enslaved içinde yaşıyorum aslında, özellikle E albümüyle beraber mesafe koydum araya ama çok çabuk mu harcadım acaba lan diye de düşündürtmüyor değiller..

    owlbos

    @owlbos, Aklımı alan bir albüm olamadı malesef. Ama bu albümün bana hatırlattığı bir şey oldu, BTBAM dinlemek gerçekten bana çok iyi geliyor. Çok üzerinde duramadığım Automata ikilisine de geri dönmeyi düşünüyorum sırf bu yüzden. Ama bu albüm ne bi Colors ne bi Great Misdirect nede Coma Ecliptic benim gözümde.

  15. Dysplasia says:

    Human is Hell sabrımı zorluyor açıkçası, onu kapatıp White Walls açıyorum. Yine de The Great Misdirect sonrası kopmuş bir dinleyici olarak datmin oldum. Dibim düşmedi ama genel olarak sevdim.

  16. Twat says:

    The future is behind us’ta şarkının 2:11 – 2:20 arası yaklaşık on saniyeliğine MFÖ’ye dönüşmesi… :)

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.