# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
GOJIRA – From Mars to Sirius
| 14.04.2010

Müziğin kütlesel ağırlığı.

Bu albüm için 2005 yılında bir yazı yazmıştım. Yazı boyunca ne GOJIRA kelimesi geçiyor, ne de albümden ve şarkılardan bahsediliyordu. Aşırı derece kişisel bir yazıydı. Yazarken güzel gelmişse de sonradan hoşlanmadığım için pasifagresif’e koymadım. Ancak bu albüm için bir şeyler zırvalamak bir süredir aklımdaydı.

“From Mars to Sirius” çoğu insan gibi benim de dinlediğim ilk GOJIRA albümü. Çıktığı hafta albüme dair o kadar çok övgü dolu yazı okudum ki, hiç bilmediğim bu grubun, hiçbir şarkısını duymadığım bu albümünü satın aldım ve dinlemeye başladım. İlk duyduğum anı düşününce, evet beğenmiştim. Garip bir havası vardı, kesinlikle farklıydı, ancak ilk andan nasıl önemli bir yapıt olduğunu göstermiyordu. İçinde çözülmeyi bekleyen bir cevher olduğunu belli edercesine özgün bir müzik yapıyordu GOJIRA. Okuduğum yazılardaki MORBID ANGEL, MESHUGGAH gibi referansların ışığında, ilk başlarda hep bu etkilenimlere yorarak dinledim müziği. İlk başlardan kastım, albümdeki ilk dört şarkıydı. İlk dört şarkının ardından, şu an GOJIRA’yı hayatımın en önemli gruplarından biri yapan o şarkı başladı.

Bayağı bildiğin oturduğum koltuğun içine çekildiğimi hissettim. Where Dragons Dwell’in girişiyle birlikte kafamda beliren ilk düşünce, “sanırım artık ölebilirim” idi.

2000′ler sonrası metal dünyasının gördüğü en orijinal gruplardan biri olduğunu düşündüğüm GOJIRA, birtakım farklı etkilenimleri öylesine muhteşem şekilde birleştirip kendi sound’unu oluşturdu ki, bugünden itibaren yapacakları her şarkının ilk birkaç notası size GOJIRA dinlediğinizi fark ettirecektir. Joe Duplantier’in her dediği anlaşılan iç parçalayıcı vokali, gitarların kalın tellerden suratınıza çarptığı hem hayvan sert, hem de acı verici düzeyde hisli rifler, melodiler, GOJIRA’nın anormal düzeyde yoğun bir ses duvarı yaratmasını ve metali derinlemesine takip edenler arasında adeta kült bir gruba dönüşmesini sağlamıştı. Yıllardır görmezden gelinen Fransa içinde, ilk albümünden bu yana zaten bir efsane olan grup dünyadaki patlamasını ise bu üçüncü albümüyle yapmıştı.

“From Mars to Sirius” bildiğiniz gibi bir konsept albüm. Joe Duplantier taradından yapılan ve 2000′ler sonrası metalinin en ikonik kapaklarından biri olan albüm kapağında da betimlendiği gibi, Dünya’nın yok oluşuna, doğanın çöküşüne tanık olan bir adam, kendisine uçmayı öğreteceklerine inandığı Uçan Balinalar’ı arıyor. Bunu yapan karakterimiz ardından Sirius C’ye uçuyor ve buradaki üstün ırk da kendisine Dünya’ya (Mars’tan kasıt Dünya) tekrar hayat vermeyi öğretiyor. Böyle üç satırda yazınca pek bir anlam ifade etmese de, GOJIRA müziğe size bir şeyler anlatmaya çalıştığını, birbirinden bağımsız, öylesine şarkılardan oluşmadığını her notasında hissettiriyor.

Olayın teknik boyutuna çok girmek istemesem de, GOJIRA müziğinde başka pek az grupta duyduğumuz türde denemelerin de yer aldığı bir yapıda. Sıradışı tapping kullanımı, müziği bir şekilde çeşitlendiren harmonikler, örneklerine çok az rastladığımız kimi teknikler (en alt telden en üst tele doğru penanın yanını sürtmek; hani şu “çiiiiiyuv” sesi var ya), hep GOJIRA’nın yarattığı bu kendine özgülüğün araçları arasında.

Fazla şarkı ismi verme niyetinde değilim, “From Mars to Sirius”u benim gibi bir bütün halinde, kendi mevcudiyeti olan, adeta yaşayan bir şey gibi gören insanlar albümün şarkılarına ayrılıp dinlenmeyeceğini biliyorlardır. Albüm baştan sona bir yaratıcılık, sertlik, hüzün ve gaz bombardımanı şeklinde başlar ve sizi yaklaşık yetmiş dakika boyunca silkeler ve bırakır. Bu sebeptendir ki albüme dair okuduğum sayısız dinleyici yorumunda “Aynı anda hem kafam koparcasına kafa sallamak, hem de hiçbir şeyi umursamadan ağlamak istiyorum” türünde aşırı ifadelere rastlayabiliyorsunuz.

Pek çok meşhur kritik sitesinde epey düşük puanlar (4/10 gibi) alan bu albüme böyle bir puan vermeyi, ukalalık yapmak istemem ama ya dinlediğini anlamamak, ya da albümü bir pop müzik albümü dinliyormuşçasına yüzeysel dinlemek olarak görüyorum. Müzikalite elbet göreceli bir şeydir, ancak bir yerden sonra ortada gerçekten iyi bir şey olduğunu görmemek de ne dinlediğini anlamamaktan başka kapıya çıkmıyor bence.

Son kelâmlara gelince, GOJIRA’nın en büyük başarısı, hem müzik, hem tavır, hem de konseptleriyle yarattıkları kendilerine özgü hava diye düşünüyorum. Başka bir grup yapsa “Eee?” diyeceğimiz basitlikte bir rif bile, GOJIRA yaptığında içinde yoğun bir duygu barındırıyormuş gibi geliyor. Bu sayede grup son yıllarda giderek artan bir kitleyi peşinden sürüklüyor. “From Mars to Sirius” önemli bir gruptan önemli bir albüm. Ama onun da ötesinde, albümün içine tam anlamıyla girebilenler için içinde çok güçlü, çok güzel hazineler saklı bir albüm.

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.85/10, Toplam oy: 330)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2005
Şirket
Listenable
Kadro
Joe Duplantier: Vocal, gitar
Mario Duplantier: Davul
Jean-Michel Labadie: Bas
Christian Andreu: Gitar
Şarkılar
01. Ocean Planet
02. Backbone
03. From The Sky
04. Unicorn
05. Where Dragons Dwell
06. The Heaviest Matter Of The Universe
07. Flying Whales
08. In The Wilderness
09. World To Come
10. From Mars
11. To Sirius
12. Global Warming
  Yorum alanı

“GOJIRA – From Mars to Sirius” yazısına 53 yorum var

  1. Exorsexist says:

    WHAAAAAALES IN THE SKYYYYY! Hep şu grubu sakin kafayla dinleyeyim ne demek istiyorlarmış diye kafamdan geçirsem de dinlemeye başladıktan bikaç şarkı sonra fena halde sıkılıyorum. Çok fazla dur/kalk ve bağırtılı. Değişik tarzı olan bir bateristleri var yalnız. adam bateri çalarak vücut çalışıyor galiba.

    Emre

    @Exorsexist, bateristi makine gibi gormen garip.ben de bateristin sarkılara inanılmaz bi hava(groove?)kattığını seviye atlattığını dusunuyorum.bir sonraki albumde yaptığı bazı işler var ki insanı kendinden geciriyo

    Exorsexist

    @Emre, yanlış anlamışsın dayı. çok abanarak vurduğundan öyle demiştim.

  2. heat says:

    yazıya öyle bi girmişsinki hah feci fan galiba dedim:) metal dinlemeye yeni başladıgım dönemlerde cıkmıştı bu albüm bakayım bi neymiş bunların olayı dedim ve hiç sevmedim.niye? çünkü o zamanlar dinlediğim 10 tane grup vardı ve hepsi sindirilmesi benimsenmesi kolay müzik yapıyodu bi kere dinledikten sonra “davulcu iyide diğerleri bozuyo işi abi yeeaa bu ne makine müziği gibi” demiştim denyoluğuma doymayım ehah şimdi vizyon geniş tabi hastasıyız…

  3. Gençay Aytekin says:

    Bu albüm bence metal tarihinde bir dönüm noktası olarak bile anılabilir ileride. Hatta death metalin nasıl bi İsveç yüzü varsa, aynı şekilde Fransızlara özgü bir death metal kalıbının oluşmasına öncülük bile edebilir diye düşünmekteyim.

  4. Burak says:

    “Now I can see the whales” diye bağırıyor ya Flying Whales adlı şarkıda, tam orda balinaları görmek için gökyüzüne, tavana bakarken buluyorum kendimi. Ayrıca balina şarkılarını parçalarında kullanmaları inanılmaz bi hava katıyor, okyanusun dibine dalıyormuş havası veriyo parçalara.

    İbo

    @Burak, Bilader havada balina olur mu hiç senin de kafan iyimiş ha

  5. Veracruze says:

    pek psychedelic ve deneysel insanlar ki nerdeyse zamanında tüm enstrumanların garip kullandıkları anlar var tüm albümlere yayılmış bi şekilde. en çok dinlediğim albümleri de bu sanırım. konsept albüm anlayışıyla dinlemek lazım bu albümü, asıl tadına o zaman varılıyor. onun dışında albüme 4/10 veren kim(ler)se sanırım muayen gününde falan(lar)dı, geçmiş olsun diyorum. gurban oldumunun duplantier kardeşleri, harbi çok seviyorum bu grubu yahu.

    ha ayrıca joe duplantier’in cavalera conspiracy’de gitarist olduğunu duyunca ayrı bi sırıtmıştım; baya benzetirdim igor/max, mario/joe ikililerini :D

    ali ihsan balı

    @Veracruze,
    duplantier cavalera biraderler grubunda bas gitarist aga. orada gitarları max’la marc rizzo çaleyore..

    Veracruze

    @ali ihsan balı, umm yani bass’a da gitar diyesim gelmiş heralde. bilemedim bende neden demişim.

  6. Mustafa Sakallı says:

    Mecidiyeköy’de yürürken gökyüzüne bakıp “we will see” diyerek beni ağlatan bir albüm. Çok dolu bir müzik.

    Batuhan Bekmen

    @Mustafa Sakallı, Metrobüs sırası beklerken mp3ünde duygu dolu şarkı denk gelince bi yere sabit bakıp, metrobüs dolu gelince “hay ananski” diyip, ordan zincirlikuyuya geri dönüp “nasıl olsa aylık akbil aQ” diyip de boş metrobüs arayışına girmeyen metal dinleyicisi var mıdır şu dünyada?

    caksu

    Metrobüs çift basıyordu bir de zam geldiğinde aylık bitmişti neredeyse. Albümü de dinlicem inşallah. :)

    Mr Shred

    @Batuhan Bekmen, Ben ilk gelene biniyorum abi evde kediler var, çoluk, çocuk ehhehahehaeeaa.

    http://farm4.static.flickr.com/3513/3914389340_b8b414c02a.jpg
    İşte flying whale budur.

    Fırsattan istifade 10′u da bastım albüme.
    Global Warming intro ve In the Wilderness’ın outrosuna ölüyorum. Ayrıca albüme 2. bir kafam olsa onu bile sallarım, o derece.

  7. Mustafa Sakallı says:

    Gojira ve solo konusunda edicek 2 çift kelamı olan var mı ? Ben eksikliğini hissetmiyorum açıkçası , olmasını da istemem.

    illuminati

    @Mustafa Sakallı, sen söyledin de yeni aklıma geldi, valla…

  8. harro says:

    Feci derecede estetik bir grup Gojira. Liriklerinden kliplerine her yerde yakalamak mümkün bu estetik duruşu. En teknik, tekdüze riff’e bile inanılmaz bir duygu yoğunluğu katabiliyorlar. Hiç bir zaman size sunduğuyla yetinmek istemiyorsunuz; insanda ayrıntıyı kurcalama isteği uyandırıyorlar. 2000′li yılların avangard müziği bence bu olmalı.

  9. Guinan says:

    Garip bir his veriyorlar insana.İlk dinlediğim zaman “bu ne lan at gitsin” demiştim(salaklık!). To Sirius’la karşılaşınca hayatımın en büyük pişmanlıklarından birini yaşamıştım… Albümün geneline baktığımda gerçekten dumur olmuştum meğersem to sirius albümün sıradan bir şarkısıymış:)

    Ha bu arada Gojira’da soloya ihtiyaç var mı ki?

  10. Emre says:

    BTBAM – Colors cıkana kadar 2000lerin en iyi albumu olarak dusunuyordum bu albumu dinlerken ayrı bi dunyaya gidiyorum adeta.Makine muziği falan denmiş ama sarkıları Death te olduğu kadar duygu yuklu bence.solo konusuna gelince ben eksikliğini hic hissetmiyorum valla ama bu adamlardan nasıl sololar duyarız acaba onu merak ediyorum

  11. Saygın says:

    diğer ülkelerle karşılaştırıldığında fransız pornosunun nasıl kendine has, estetik, zarif hatta entelektüel bir duruşu ve imajı varsa bu adamların yaptığı metal müziğin de böyle bir farkı var. daha sofistike, elit, düşünen adama hitap eden bir albüm bu.

  12. like fire says:

    Ocean Planet’ın 3.05 gibi bambaşka boyuta geçmesi. aman allah’ım aman allah’ım… şarkının heybeti altında ezildiğimi hissediyorum. boynumu koparcasına sallıyorum orda. dışarda dinliyorsam daha fena.

    duraganyolcu

    @like fire, heybet altında ezilme durumu benim için 3.45′te başlıyor “why do they call me there” bölümü. böyle bir his yok hacı.

    Ufuk

    @duraganyolcu, sanki fear factory tadı var o dediğin yerde biraz :P

    illuminati

    @duraganyolcu, of of of

  13. cannibal_fetus says:

    do you love gojira? seklindeki soruma `everybody loves gojira` diye cevap vermisti fransizin biri. cok hosuma gitmisti o cevap.

    Koray

    @cannibal_fetus, Aynı soruyu sordum aynı cevabı aldım desem.

  14. Burak Gür says:

    İlk başta alışamama sorunu bende de olmuştu hatta BİRİNİ bu şekilde acaip gıcık etmeyi başarmıştım sdfs.

    Batuhan Bekmen

    @Burak Gür, Şerefsiz.

  15. caksu says:

    Colors ile benzeştiğine katılabilirim. Neredeyse o kadar içine çeken, vuran, tadı başka hiçbirşeyden alınmayan bir albüm. “Bu müziği ben yapmalıyıdım.” diyecek kadar özümsediğim, sahiplendiğim az sayıda albümden bir oldu kısa sürede.
    Önceki denyo yorumum için de özür diliyorum, rahatsızlık verdiğimi hissettim.

  16. Yakın zaman içinde kol (veya omuz) bölgemde gururla taşımayı umduğum bir albümdür kendileri aynı zamanda.

    Koca hayvan nasıl uçuyor arkadaş.

  17. duraganyolcu says:

    Bu sene Unirock’ta Gojira’yı göreceğimizle ilgili güçlü bir hissiyat taşıyorum nedense.

    Burak Canik

    @duraganyolcu, bu hissiyatı hepimiz taşıyoruz içimizde “çocuksu” bi umut bu :D o değilde bu albüm çok “başka bişey” ya anlamıyorum bu kadar tekdüze rifflerle(bu bi yergi değildi) böyle duygu vermek… bu adamlar dünyadan değil (zaten sirius c’den gerizekalı diyenleri duyar gibiyim ehueh)
    bu arada bu adamlar solo atmasın gerek yok diyenleri (bende dahilim hiç gereği yok MÜKEMMEL bi müzikleri var) felaket ters köşeye yatırabilecek bir grup bu büyük konuşmayalım.
    ha bi de o heaviest matter of the universe’un ana riffini odada kırılacak eşyalar/kafalar/boyunlar varken dinlemeyelim muazzam bir kaos oluşuyor.

    duraganyolcu

    @Burak Canik, Gerek yok ama şahsen sololu bir Gojira albümü duymak isterim ben.

  18. Rebourner says:

    Rammstein dAn Mutter ı dinletikten sonra metal müzikteki seçiciliğimin değişmişti.Yıllar sonra ruslardan çıkar die beklerken özgün bişiler bu fransızlardan çıktı bomba. Tüm albümlerini dinledim hepsi hakkaten başka işler.

  19. illuminati says:

    Favori albümlerimden, hakikaten deli bir iş bence…

  20. blackroseimmortal says:

    ben şu gojirayı anlayamıyorum, kardeşim det medıl diyonuz, kafa göz diyonuz hedbeng diyonuz… her 3 şarkıda bir aşırı gereksiz instrumendıl şarkılar var, yaa ne kadar gereksiz ne kadar fuzuli… ulan 2,5 dakka boyuncu dııın dıın tık diye şarkı… dayanılır gibi değil, bi de bişeye benzese, bak duplantier kardeşim, o şarkılar olmasa benden 10 alırdı bu albüm, adam ol o şarkılardan bi daha görmek istemiyorum…

    saklanan saman

    @blackroseimmortal, opeth’i benimseyip gojira’nın enstrümental bölümlerine laf etmek?

  21. anonim says:

    http://www.youtube.com/watch?v=f-aF2k0yoIM

    like fire

    @anonim, Achokarlos cidden yetenekli bi eleman. Kendi şarkıları da var. hatta şu ana kadar çıkardığı 3 albümü var.

    böyle bi şey de var: http://www.youtube.com/watch?v=kzSDhm04_j8

    duraganyolcu

    @anonim, hahah vokal çok orijinal olmuş.

    cannibal fetus

    @anonim, Süper. Youtube’da son zamanlarda bu tarz cover olaylarına sık rastlıyorum ama bu izlediğim en iyisiydi. Achokarlos isimli arkadaşın mimikleri ve Mr. Lizard olarak performansı şahane. Başlarda baya bi Max Cavalera’yı andırıyor sesi. Bi de o Abominable Putridity tişörtünden ben de istiyorum lan.

  22. Itachi says:

    Alışmakta en zorlandığım albümlerden birisidir kesinlikle. Şu son 1 haftaya kadar baya küfürleşiyorduk birbirimizle ”sende müzik misin lan, asıl sen adam mısın lan” gibisinden lakin şu aralar pek sıkı fıkıyız eheh.

  23. trial says:

    Daha önceki bı gruplra gelen yorumlara “Dünyanın heryerinden çok iyi yorumlar alıyor internette biraz arştır” gibi karşı ataklar yapıp sevdiği bir albümün düşük puan almasını “müzikten anlamayan güruh” şeklinde yorumlamak??????????

  24. Rotten Angel says:

    balinaların, kedi gibi gurladığını bu albüm sayesinde öğrendim. valla o balina yanımda olsa başını okşardım, ”ahh canıım” diyerek.

  25. owlbos says:

    Yaklaşık son 2 yıldır bu albümü ne zaman dinlesem (PA ile o zaman tanışmış olmam???) bu kritiğin altına altı çizili koca koca yorumlar yazıp geri siliyorum. Sözün bittiği yer… Hayatımda en çok dinlediğim bir kaç albümden biri from mars to sirius… Nolur artık al canımı da kurtulayım…

    owlbos

    @owlbos, Albümün gazıyla arabeske bağlamak ahaha.

  26. Ş. Yıldırım says:

    dinleyenleri delirtelim ama parçaların ikinci yarılarında daha bi kanırtalım der gibi yapmış adamlar sanki. Belki beş yüzüncü kez dinliyorum ama hala aynı hisleri veriyor. Bir daha bu kafaya ulaşamadılar belki ama olsun, tek başına götürüyor bütün yükü. Fransız tipi depresifliği bambaşka bir boyuta taşıdılar, helal.

  27. circleperspective says:

    Şu hayatta dinlerken en çok keyif aldığım albüm bu olabilir. Çok güzel be abi, ne kadar övülse az…

  28. crowkiller says:

    https://www.youtube.com/watch?v=8DiWzvE52ZY

    geçen bi yerde denk geldi baya hoşuma gitti burda da paylaşılmış olabilir hatırlamıyorum dinleyin

  29. Firat Tale says:

    Ben de cogu kisi gibi grubu ilk dinledigimde bu ne amk diye tepkiyle yaklastim, ama zamanla denk gele gele sevmeye basladim.

    Gojira’yi sevmemde katkisi bulunan Razor grubuna da ayri tesekkur ederim, bazi cumartesileri Gojira’yi ve bu albumden sarkilari gercekten mukemmele yakin caliyorlardi.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.