# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
TRIBULATION – Where the Gloom Becomes Sound
| 03.02.2021

Soluk benizlilerin aydınlanma çabası.

Zaman çok hızlı geçiyor. Uçuyor adeta. Yıl sonu listeleri, 2020’nin en’leri bilmem ne dedik ve şu anda Şubat’ın ilk haftasını yarılamış, yılın 12’de 1’ini geride bırakmış durumdayız. 2015 yılında “The Children Of The Night”ı Hammer Müzik’ten aldığım günü, eve gelip CD’nin fotoğrafını Instagram’da paylaştığım anı ve Cihangir’deki evimde kritiğini yazdığım zamanı hatırlıyorum. Tarihler Ocak 2018’i gösterdiğinde Antalya’ya taşınma öncesinde yağmurlu bir Belek sabahı “Down Below”un incelemesini yazıyordum. O yazıdan 2 ay kadar sonra Antalya’ya taşındık ve yeni TRIBULATION albümü “Where the Gloom Becomes Sound”u da yaklaşık 3 yıldır yaşamakta olduğumuz evden yazıyorum. 6 yıl, 2 şehir, 3 albüm…

“The Horror” ve “The Formulas of Death” gibi iki cayır cayır albümün ardından müzikal karakterinde net bir değişime giden TRIBULATION bir anda bambaşka bir kitlenin ilgisini çekmeyi ve adını daha ivmeli şekilde duyurmayı başarmıştı. İlk iki albümündeki death metal kimliğinin üstüne radikal bir tarz değişikliğine gitmek normal şartlarda devasa tepkilere neden olabilirdi, lakin “The Children of the Night” öyle bir albümdü ki albümü övenlerin gürültüsünden grubun tarz değişimine şikâyet edenlerin sesi bile duyulmamıştı. TRIBULATION “The Children of the Night” ile bir anda 2010 sonrasının en etkileyici çıkışlarından birini yapmış ve ortamın en revaçta gruplarından birine dönüşmüştü.

Benim için 9,5’luk bir albüm olan “The Children of the Night”ın ardından gelen “Down Below”da grup yine karakteristik olmaya aday kimliğini sürdürüyor, özgün bir atmosfer yakalamayı başarıyordu. Bana kalırsa o albümün eksisi, akılda kalıcılık namına öncesindeki albümün gerisinde kalması ve hit şarkı eksikliği çekmesiydi. 2021’den geçmişe ve şu anda karşımızda duran yeni albüme bakınca, sanırım grup “Strange Gateways Beckon”ın eşsiz benzersiz bir hit oluşunun lanetini daha bir süre çekecek diyerek “Where the Gloom Becomes Sound”a doğru ilerleyelim.

“Where the Gloom Becomes Sound”a dair söyleyebileceğim ilk şey grubun “Down Below”daki rutubetli, üstüne toprak atılmış atmosferi bir nebze dağıtmak adına daha dinamik, daha aydınlığa göz kırpabilecek fikirleri kullanma yoluna gitmiş olduğu. Şarkılarda zaman zaman kederli zaman zaman gizemli anlar var ancak genele bakınca “Where the Gloom Becomes Sound” çok da puslu, uğursuz bir havaya sahip değil. TRIBULATION bunu sağlamak için yer yer alıştığımızdan da daha yumuşak yerlere gidiyor, gerektiğinde hard rock karakterli riflerle coşku vermekten dahi geri kalmıyor. Bu minvalde bakınca, bence, “Where the Gloom Becomes Sound” “Down Below”un atmosfer yaratma başarısının altında, ancak beste varyasyonu olarak aynı albümün üstünde seyreden bir çalışma.

Şarkılara baktığımızda, ayrı ayrı her birinde net bir TRIBULATION kimliği görmek mümkün ve bu gerçekten büyük bir başarı. Kendi sound’unu oluşturma konusunda kesinlikle başarılı olamayan ancak yıllardır ortalarda olan sayısız gruba ve tarz değişikliği sonrasındaki 3 albümünde de %100 kendisi gibi olabilmeyi başaran TRIBULATION’a bakıyorum, adamlar net şekilde kendi sound’larını, kimliklerini yaratmış durumdalar. Yok efendim GHOST gibiymiş, WATAIN’in aşırı light ve gotik hâliymiş, şuymuş buymuş… Adamları duyunca aha TRIBUALTION diyor muyuz, diyoruz. Olay bitmiştir.

“Where the Gloom Becomes Sound”un hit potansiyeli noktasında, albümden yayınlanan single’ların yine öyle ortalığı ayağa kaldıran yapıtlar olmadıkları ortada. PA’daki haberinin altına baktığımızda pek çok insanın daha 2-3 şarkıdan albümü gömdüğünü görüyoruz. Lakin genele baktığımızda “Where the Gloom Becomes Sound”un ortalamanın üstünde, gayet eli yüzü düzgün bir iş olduğunu düşünüyorum. “The Children of the Night” havasına sahip şarkılar da var hard rock rifleriyle yine TRIBULATION anlayışını yansıtan parçalar da. Grup “Inanna”da son derece sade ancak etkili fikirlerle akıllara kazınırken, son single “Funeral Pyre”da adeta DISSECTION’ın “Starless Aeon”una yakın bir dinamizm sunabiliyor.

Yayınlanan ilk single olan ve belli miktarda tepkiyle karşılanan “Leviathans”da yansıttıkları FIELDS OF THE NEPHILIM havaları yahut kapanıştaki “The Wilderness”ın bence epey zekice kurgulanmış akılda kalıcı bestesi gibi pek çok öne çıkan ve fark yaratan detayın yanı sıra, albümdeki şarkıların tümünde hissedilen birlik beraberlik duygusu, bence “Where the Gloom Becomes Sound”u eli yüzü düzgün bir albüme dönüştürüyor. Çok etkileyici, insanı içine çekici mi, belki o kadar da değil. Lakin TRIBULATION sound’unu seven benim gibiler için gayet keyifle dinlenen bir albüm.

Sound yaratmanın hiç de kolay bir şey olmadığını bilen biri olarak TRIBULATION’ın bu konudaki başarısının hit şarkı azlığı veya benzersiz bir atmosfer yaratma konusundaki minik eksiklikler yüzünden gölgelenemeyeceğini düşünüyorum. Yukarılarda da dediğim gibi “Down Below”un daha etkileyici ve dinleyiciyi içine çeken bir havası vardı, “Where the Gloom Becomes Sound”un da sevenin çok seveceği tarzda daha ılıman ve yine karakteristik bir havası var. Bakalım esas besteci Jonathan Hultén’in albüm kaydı sonrasında gruptan ayrılmasının ardından TRIBULATION bir sonraki işinde neler yapacak; bu sound’un kişilere mi yoksa grubun geneline mi bağlı olduğunu bize nasıl gösterecek…

7,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.40/10, Toplam oy: 30)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2021
Şirket
Century Media Records
Kadro
Johannes Andersson: Vokal, bas
Jonathan Hultén: Gitar
Adam Zaars: Gitar
Oscar Leander: Davul
Şarkılar
1. In Remembrance
2. Hour of the Wolf
3. Leviathans
4. Dirge of a Dying Soul
5. Lethe
6. Daughter of the Djinn
7. Elementals
8. Inanna
9. Funeral Pyre
10. The Wilderness
  Yorum alanı

“TRIBULATION – Where the Gloom Becomes Sound” yazısına 10 yorum var

  1. Melkor says:

    Hulten’e sadece besteci olarak bakmamak lazım. Grubun karakterinden, sounduna, kapaklarına kadar her şeyi o belirliyordu. Adamın nerdeyse solo projesi gibi bir şeydi. Sonraki albümde çok başka bi müzik yapabilirler. Albüme gelince tribulation soundunu seven biri olarak dinlerken ciddi anlamda sıkıldığımı hissettim. Down below’da hit yoktu fakat albümün geneline yayılan bi dinamizm vardı. Bu albümde ikisi de yok.

    enemyofgod

    @Melkor, her dediğine katılıyorum

  2. Rzeczom says:

    gotik metali gerçekten iyi icra ediyorlar.

  3. enemyofgod says:

    Down Below yine büyük oranda müziğe yeni şeyler katıyordu ancak bu albümde Tribulation kendini açık saçık tekrar etmiş. Ama albüm boş değil In Remembrance, Daughter Of The Djinn ve Funeral Pyre gerçekten güzel şarkılar. Özellikle In Remembrance ve Funeral Pyre bu sene (şimdilik) bol bol dinleyeceğim parçalar olacak.

    7,5′tan 8 verdim çünkü neden olmasın.

  4. Rashid says:

    Genel olarak albümü beğendim ama bu albümle beraber tamamen Gothic Metal grubu olmuşlar. Eskiden black/heavy adina tatlar barındırıyordu ama herhalde gitgide salt gothic grubu niyetindeler. “The Children Of The Night” ile “Down Below” albümlerinin en sevdiğim yanı içlerinde barındırdıkları akıldakalıcı riffler ve melodilerdi, şarkıların ana öğesi bunlar oluyordu. Burada ise daha atmosfere dayalı bir müzik icra edilmiş. Bir melodiye sığınmak yerine daha genel bir hava yaratılmış gibi. Yer yer hatta tamamen gothic rock tarzına da geçişleri var. Mesela bu albümü 70/80′lerde çıkmış Suspiria tarzı korku filmlerinin soundtrack’i yapsan katiyyen sırıtmaz. Sonuç ne olursa olsun kendinelerine özgür bir tarzları var.

    Bu arada Hultén’in ayrılmasına çok üzüldüm. Canlı performanslarda filan grubu çok öne taşıyordu, zaten grubun sanırım beyni de kendisiydi. Bundan sonra bakalım ne yapacaklar. Açıkcası bir sonraki albümü merakla bekliyorum şimdiden.

  5. Noumena says:

    Albümün isminden (gloom=kasvet, keder) kapağına, şarkıların isminden albümün içeriğine kadar kafamı çok karıştırdı bu kez Tribulation. Albümü en az 30 kere dinlemişimdir, sololar ve melodiler fazlasıyla optimist olmasına rağmen vokeller bilindik Tribulation. İlginç bir tezat ama albüme kötü diyemiyorum zira In Remembrance, Dirge of a dying soul ve özellikle Daughter of the djinn e bayıldığımı söylemeliyim. Öncesinde yayınlanan teklileri de zamanla beğenmiştim. Bu yüzden 8/10 u rahat hakediyor gözümde

  6. Opethsevenbiri says:

    Tribulation fanları ne düşünür bilemedim ama ben sevdim albümü baya. Her sene böyle araya bi tane gothic sıkıştırmazsam rahat edemiyorum.

  7. Anubis says:

    Grubu çok seven ve formulas of death zamanlarından beri takip eden biri olarak, albüm bende çok büyük bir arada kalmışlık yaşattı. Ne “tam olmuş” diyebiliyorum ne de “bu ne ya aylardır bunu mu bekledik diyebiliyorum. Çerezlik Bi albüm olmuş bence. 2. Ve 3. Albümlerinin üstüne çıkmalarının çok zor olduğunu düşünüyordum ve o kalibrede bir albüm zaten beklemiyordum. Beklediğim gibi de oldu, grubun geleceği için özellikle Jonathan ın ayrılması nasıl bir etki yapıcak hep birlikte görücez. İlk şarkı ve son 2 şarkı şuanlık favorilerim gibi duruyor

  8. Horrendous says:

    Tükürdüğümü yalamaya geldim. Yayınlanan parçalardan gram haz etmemiş biri olarak albüme şans vermek istedim. Beklentimi sıfırladığım için mi bilemiyorum ama gayet hoşuma gitti. Acele yargılarım için özür diliyorum ağabeyler. Kadıköy konseri de güzeldi zaten. Bb.

    Yakın tarihte izledim:
    https://www.imdb.com/title/tt3416742/

  9. Horrendous says:

    Daughter of the Djinn tekrar tekrar dinlenir.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.