# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
ODRAZA – Rzeczom
| 25.05.2020

İnsanın çoktan kaybettiğini anladığı an hissettiği rahatlama.

Normalde bu albüme uzun bir inceleme yazmam gerekirdi, ancak bu sefer biraz kısa tutma niyetindeyim. Bunun sebebini birazdan paylaşacağım. Polonya black metal sahnesinin durumu malum; adamlar durmak bilmeden üst düzey işler yapıyorlar ve pek çoklarına göre son 10 yılda Fransa’yla birlikte İskandinavya’nın pabucunu dama attılar. ODRAZA da ülkenin en kendine özgü, nevi şahsına münhasır gruplarından biri. Stawrogin ve Priest’ten oluşan grupta iki eleman da neredeyse her enstrümandan sorumlu. MGŁA davulcusu Darkside’ın da zamanında baget salladığı MASSEMORD’da ve TOTENMESSE’de de birlikte çalan ikiliden Priest olan, aynı zamanda VOIDHANGER‘da da ortalığı dağıtıyor. İkili altı yıl aradan sonra ODRAZA’nın yeni albümünü nihayet çıkardı, şimdi izninizle bu karanlık dehlize giriyorum.

Ülkeden çıkan pek çok grubun nihilizmden tutun da çok daha görkemli konseptlere uzanan bir skalada şarkılar yazdığı düşünüldüğünde, “iğrenme” anlamına gelen ODRAZA’nın müziğindeki çile ve zavallılık ciddi anlamda dikkat çekiyor. Çile derken, adamların DSBM yaptığı falan yok; hatta genel olarak ilk albüm “Esperalem tkane”daki kederin çok üstüne çıkan bir agresiflik, yıkım var yeni albüm “Rzeczom”da. Grubun işlediği temaların başında alkolizm ve depresyon geliyor. O kadar ki, ilk albüm “Esperalem tkane”, adını alkolizm tedavisinde kullanılan “Esperal” adlı ilaçtan alıyor ve albüm adı da “Esperal ile örülmüş”, “Esperal’in dokunduğu” gibi bir anlam taşıyor.

Gelgelelim “Rzeczom”, yani Türkçe anlamıyla “Şeyler”, ODRAZA’nın aradan geçen 6 senede biriken sıkıntılarını çok daha böğür parçalayan şekilde dışarıya püskürttüğü bir iş. Kapağındaki kız kimdir, neden kapakta yer almaktadır bilmiyorum. Aynı şekilde şarkı sözlerine baktığımda gördüğüm pek çok şeyin neye gönderme olduğunu, neyi refere ettiğini de anlamıyorum. Tek bildiğim grubun yoğun bir iç dökme işine giriştiği ve bunu da yılın en önemli black metal albümlerinden birini çıkararak anlamlı kıldığı.

Kritiği çok uzun tutmayacağım demiştim. Bunun sebebi, zaten adındaki muallaklıktan da anlaşılacağı gibi” Şeyler”in fazlasıyla, aşırı derecede kişisel bir albüm oluşu. Sözleri kabaca İngilizceye çevirip bakınca Polonya’daki çeşitli şehir ve kasabaların adlarını görmek de mümkün, hiçbir şey ifade etmeyen cümlelerle karşılaşmak da. Bu sebepten adamların gündelik hayatlarını da içeren ve adeta kendileri için yazdıkları sözlerden oluşan bir albüm dinlediğimi hissediyorum. Bunu anlamlı kılan ve sözlerden bağımsız olarak duyduğumuz şey neticesinde aklımızın çıkmasını sağlayan şey ise elbette ki ODRAZA’nın efsane bir black metal karakteri benimsemiş olması.

“Rzeczom”da karşımızda son derece şehirli, kirli, sokağa ait bir black metal var. Akıllara SHINING’i de getiriyor NACHTMYSTIUM’u da. Şehir kasveti, kent daraltıcılığı gibi temel sıkıntıların yanı sıra adamların sahip olduğu -olası- sorunlar da albümün bu derece gerçek olmasını sağlayan faktörler arasında. Buradaki esas olay, ODRAZA’nın black metalini türün teknik olarak bilindik unsurlarını baz almadan yansıtıyor olması. Bu ne demek? Adamlar ilk albümde karşımıza çıkan blues esintilerini, slide gitar tatlarını bile black metal konteksti içine yedirebiliyorlar. Polonyalı bir grup %100 Amerika usulü bir müzikal kimliği black metal içine sokuyor ve bunu yadırgatmadan sunabiliyor. Bunun olabilmesini sağlayan şey black metali veya genel olarak müziği çok iyi bilmeleri değil, bunu karşı tarafa kabul ettirebilecek gerçeklikte bir şeyler yaşamış ve bunu sırıtmadan bünyelerine alabilecek tıynette bir gerçeklik sunabiliyor olmaları. Adamlar caza kayan pasajlar da yapsalar, eşşek gibi blast beat’e de abansalar, olayı misal bir BIESY’nin kaydığı avangartlığa kaymadan yansıtabiliyorlar. SHINING’den alışık olduğumuz akustik geçişlerin, aralara damar arpejler atmanın çok ötesinde bir çeşitlilikten söz ediyorum burada.

“Rzeczom”, ilk albümdeki bu çeşitliliği daha gaddar, acımasız ve bu albüm sanki son albümleriymişçesine hiddet dolu bir şekilde karşımıza koyan bir çalışma. Sanki adamlar yakında hayatlarına son vereceklerini biliyor ve bu albümde içlerinde ne varsa kusup siktir olup gideceklermiş izlenimi veriyorlar. Mükemmel bir albüm olan “Esperalem tkane”den farklı olarak “Rzeczom”da grubu adeta kademe atlamış hâlde görüyoruz. Sanki ilk albümde alkol, depresyon ve perişanlığın sıkıntılarını anlatırken; bu albümde “seni öldürmeyen şey seni güçlendirir” karakteriyle bu sıkıntıların ustası olmuşçasına, tüm bu sıkıntılara hükmediyormuşçasına özgüvenli ve çoktan kaybetmişliğin verdiği rahatlıkla hareket ediyorlar. Ben albümü dinlerken çeşitli sorunları olan adamları değil, bu sorunları içselleştirip varoluşlarını bunlar üzerinden kuran bireyler gördüğümü hissediyorum.

Aşırı agresif davul kullanımı, sözlerde anlattıklarını yaşamadan asla bu kadar gerçekçi yansıtılamayacak olağanüstü vokal performansı ve black metali ikinci dalga karakteristiklerinden bağımsız, çok daha nefret temelli ve bireysel sunmalarını sağlayan rif ve melodi yapılarıyla ODRAZA burada yılın en iyilerinden biri olacak bir iş ortaya koyuyor.

Yazının başında “normalde bu albüme uzun bir inceleme yazmam gerekirdi, ancak bu sefer biraz kısa tutma niyetindeyim” demiştim, çünkü albümün sözel altyapısını kavrayamadığımı ve sadece müzikal tarafından bahsedip geçebileceğimi düşünüyordum. Ancak ODRAZA bana müsaade etmedi. Adamların yaptığı müzik öylesine içten, öylesine yürekten bir acıyı, derdi tasayı, sıkıntıyı yansıtıyor; öylesine beyhude bir çırpınışın ayak seslerini dinletiyor ki sözleri Zuluca da olsa Çince de olsa Urduca da olsa bana bu ebatta bir şey yazdırırdı.

ODRAZA bana kalırsa modern bir başyapıt yaratmış. “Rzeczom” gerçekten de 2020’nin en iyi, en özel black metal albümlerinden biri. Hem bu yıl hem de daha uzun yıllar açıp mahvolarak, sağa sola dağılarak dinleyeceğimi bildiğim bir albümle karşılaştığım için çok mutluyum. ODRAZA elemanları ne kadar sıkıntılıysa ben de o kadar mutluyum.

10/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.90/10, Toplam oy: 68)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2020
Şirket
El Emeği Göz Nûru Plakçılık
Kadro
Stawrogin: Vokal, gitar, bas, davul, ilave enstrümanlar
Priest: Davul, gitar, bas, ilave enstrümanlar
Şarkılar
1. Schadenfreude
2. Rzeczom
3. W godzinie wilka
4. ...twoją rzecz też
5. Długa 24
6. Świt opowiadaczy
7. Młot na małe miasta
8. Najkrótsza z wieczności
9. Bempo
10. Ja nie stąd
  Yorum alanı

“ODRAZA – Rzeczom” yazısına 111 yorum var

  1. Ş. Yıldırım says:

    Najkrótsza z wieczności nasıl bir şarkıdır. Bütün yazımı kışa çevirdi resmen

  2. Emre says:

    Black metalde şüphesiz hissiyat çok önemli. Bu yüzden işin ticari kısmına kapılan bir daha kolay kolay eski standardına ulaşamıyor. Bu basit sebeple Behemoth ve Mgla’nın geleceğini müzikal üretim bakımından parlak görmüyorum. Popülerleşenler bu türü geniş kitlelere yayarken öfke dolu bir yığın nihilist grup idealist şekilde black metali sürekli taze halde tutuyor. Bu yüzden Odraza’nın Mgla’ya dönük muhtemel tepkiselliği bence kendi pozisyonunda çok anlamlı. Burada ehlileştirilmemiş çok gerçek bir öfke var. Dahası müzik fazlasıyla olgun. Çok net söyleyebilirim ki bu hayatımda dinlediğim en “karakterli” albümlerden biri. Bu yüzden bunun Gaerea gibi henüz tarz ve kişilik oturtamamış “toy” gruplarla kıyaslanmasını anlamlandıramıyorum. Fazlasıyla “gerçek” ve haşmetli bir albüm bu ve benim gözümde Odraza günümüzün en önemli birkaç black metal grubundan birine dönüştü.

    ismail vilehand

    @Emre, Gaerea ve Odraza’nın black metal yapmaları dışında en ufak bir ortak noktaları yok. Bu iki grubu kıyaslamak Impaled Nazarene ile The Ruins of Beverast’ı kıyaslamak gibi bişey.

    Necrobutcher

    @ismail vilehand, +1

    cotard delusion

    @Emre, Abi tamam da Mgla her zaman yaptığı işi çok üst düzeyde patlattığı için (Exercises in Futility) bugün bildiğimiz anlamda Mgla. Groza veya Mdlosci dönemlerinden beri aynı anlayışla müzik yapıyorlar. Konserlere daha sonra başlamalarını referans alıyorsan bir şekilde anlarım.

    Season of Mist bünyesine giren her grubu son dönemlerde eşi benzeri görülmemiş şekilde parlatıyor ama sırf plak şirketi bu anlayıştan black metal falan demeyip vazgeçmediği için bu “toy” grubun çıkardığı çok iyi albümü görmezden gelemeyiz. Tamam hissiyattan bahsediyorsun ama bence bir sonraki albümü bekleyelim.

    Cevaptan bağımsız olarak bu Mgla’ya olduğu iddia edilen göndermede anlamadığım nokta aslında her iki grubunda bence şahsen de tanışıyor olması. Mgla ve Infernal War elemanları yakınlar. Voidhanger’da Priest iki Infernal War elemanıyla takılıyor. Zaten Infernal War albümlerini mixleyen hatta konuk da olan kişi M. Bence bir tanışıklık da vardır. Bilmiyorum bu albümde gerçekten bir “diss” var mı yok mu.

    Emre

    @cotard delusion, Mgla’nın gördüğü ilgiyi değerlendirmeye karar vermesi gayet anlaşılır bir durum. Ama konser ajandalarına, banka hesaplarına yoğunlaşıp nihilist başyapıtlar üretmeye devam etmek pek kolay olmasa gerek. Daha arada bir grup olsa neyse, ama adamların olayı mutlak şekilde nihilizm.
    Diğer yandan, bence iki grubun birbirini tanımama ihtimali çok ama çok düşük.

    deadhouse

    @Emre, Haklısın, yalnız samimiyeti baz alırsak sanatçıların çok büyük çoğunluğunu yerin dibine gömmüş oluruz. Katılıyorum düşüncene ama, bence de sanatçı samimi olmalı. Demek istediğim pek samimi sanatçı olmadığı için bu ölçüt yüzünden kimseyi dinleyemez duruma gelebiliriz. Müzikte de edebiyatta da sinemada da her sanat alanı içinde samimiyetsizliğin dibine vuran yetenekli, yetkin sanatçılar var. Adam sokakta, barakada yaşamalıyız, her şey boş edebiyatı yaparken saraylarda yaşıyor, konforlu lüks yaşamından ödün vermiyor. O zaman ben de derim ki bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.

    cotard delusion

    @Emre, Kesinlikle haksızlık ettiğini düşünüyorum. Uzun bir mesaj yazdım biraz sonra vazgeçtim. Kısaca çok yersiz saldırıyorsun diyebilirim.

    Ayrıca konu paraysa Darkside’ı bilmiyorum ama M.’in buna hiç ihtiyacı yok. En başından beri. Yine de senin duymak istemediğin, bir daha da tekrarlanması zor bir nihilist manifesto yayınladı. Gerekli maneviyat olmadan imkansız.

    Neyse Ahmet Saraçoğlu problemlerden dolayı öyle bas geç yapmak durumundaymış yorumlara. Uzatmayayım ben de öyleyse. Ben azılı bir Mgla dinleyicisi olarak cevap verme ihtiyacı hissettim. Polemiğe dönüştürmeyelim. Yine de bir daha düşün.

    deadhouse

    @Emre, Kimse Gaerea ile Odraza’yı kıyaslamadı ki. ismail vilehand tek ortak noktaları black metal demiş ben ona bile katılmıyorum. Hiçbir ortak noktaları yok, bambaşka ülkelerden gelen, çok farklı tarzları ve müzik vizyonları olan iki grup.

  3. Emre says:

    @ismail vilehand, @deadhouse, ben Gaerea’yı bir çizgiyi takip eden ama henüz gelişimini tamamlamamış bir grup olarak görüyorum. Odraza ise bana göre kendine has bir çizgi yaratıyor. Bu yüzden kıyasladım. Ama diğer yandan, ben iki grubun müzikal açıdan birbirine o kadar uzak olduğunu düşünmüyorum.

  4. Emre says:

    @cotard delusion, @deadhouse, ben de Mgla’yı aşırı seviyorum. Zaten son albümünü de yanlış hatırlamıyorsam yıl sonu listemde 2. sıraya koymuştum. Nedense her tür yorum eleştiri, saldırı gibi algılanıyor. Dikkatli okunursa öyle bir derdim olmadığı anlaşılır. Adamların samimiyetini de sorguluyor değilim. Herkes DsO gibi kendini kapatsın, idealist şekilde yaşasın demek kimsenin haddine değil. Sadece Mgla’nın müziğinin çok fazla hissiyata dayalı olduğunu düşünüyorum. Onu yansıtamazsa ilgi çekici olmaktan çıkar büyük oranda. Black metal, özellikle de Mgla gibi gruplar bu açıdan punk’a benziyor. Ezilen bir toplumsal pozisyondan gelip o çok gerçek tınlayan öfkesiyle büyüyen, ama akabinde konformizm sonucu ehlileşen ve müzikal önemini büyük oranda yitiren çok fazla punk grubu vardır, herkes bilir. Nihilist gruplarda yaşam pratiği çok önemli. Bu yüzden Mgla’nın tekrar Exercises In Futility seviyesine yükselmesi bana çok zor görünüyor. Hepsi bu. Tabii Dimmu Borgir veya Behemoth tarzı trajik bir gerileme de bekliyor değilim (Dimmu Borgir bence karikatürleşme konusunda Manowar ile yarışacak pozisyonda. Behemoth ise hala dinlenebilir seviyede olsa da gidişi hayra alamet değil).

  5. chuck says:

    o değil de, bu yılın albüm kapağı net bir şekilde belli oldu.

  6. crowkiller says:

    Furia hariç polonya black metalini çok dinlemiyorum fakat bu grup da fena değilmiş, bu arada sitede hiç furia kritiği yok.

    https://www.youtube.com/watch?v=lUdZSTx7YXI&ab_channel=paganrecords

    çok iyi bir albüm, unique bi tarzları var adamların.

    crowkiller

    lehçe şarkı isimlerinde sıkça gördüğümüz baştaki tek W harfi ”in” anlamına geliyormuş . W godzinie wilka . ( kurt saatinde) gibi

  7. Günde dört saat uyku, dört bir yanı hain dolu, yorgun, bitkin ama pes etmeyen bir beden… Hakkını ödeyemeyiz reis, yoruldun biliyoruz ama bu dava sensiz olmaz…

    Yılın bitmesine 80 gün kaldı. “bundan sonra da ne çıkarsa çıksın 2020′nin en iyi albümü her türlü “Rzeczom”dur” demeye devam eden kaç kişiyiz?

    Şu an yazdığımla birlikte 104 yorum gelmiş incelemeye. Çok büyük çoğunluğun yeni haberdar olduğu bir grubun yeni albümü için muazzam bir ilgi gerçekten.

    HaNNibaL

    @Ahmet Saraçoğlu, Kesinlikle büyük başarı. Benim için hala yılın albümü her gün en az bir şarkı dinliyorum.

    chuck

    @Ahmet Saraçoğlu, yaz beni listeye.

    2020 senesinin unutulmazı benim için rzeczom’dur.

    SA

    @Ahmet Saraçoğlu, insan, albümün gerçek şehirli havasının içinde kendisini buluyor. Bence de yılın en iyi albümü. Adamlar dertlerini, hislerini, atarlarını albümün ruhuna çok iyi yansıtmışlar.

    Emre Görür

    @Ahmet Saraçoğlu, yıl sonunda ben en az beş albümü fotofinişe sokacağım. Herhalde bir gün ayırıp bunları art arda son bir kez dinlerim. Rzeczom da bu albümlerden biri, fakat torpil yok! :)

  8. Świt opowiadaczy – 4.08 hâlâ bu sene duyduğum en iyi şey.

    HaNNibaL

    @Ahmet Saraçoğlu, Şarkıdaki geçişler inanılmaz 4.08 öncesi hayatı sorgulatıyor

    Ahmet Saraçoğlu

    Şu anda çalışırken bir yandan da albümü dinliyorum. Şarkının 3.52′sinde bir anda sessizleşince istemsiz olarak “hay sokam yine geldi tipini siktiğim blast beat” dedim içimden ahah

    HaNNibaL

    @Ahmet Saraçoğlu, Hahahah,Öyle bir blast beatki insanı transa geçiriyor. Dünyadan kısa süreli bir kopma yaşanıyor.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.