# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
TESTAMENT – Titans of Creation [ORTAK İNCELEME]
| 18.04.2020

Bir albüm, iki farklı görüş.

Ahmet Saraçoğlu

“Thrash metalin büyük gruplarını bekleyen tehlike” şeklinde clickbait bir internet haberi görseydim muhtemelen tıklamaz ve “kendilerini tekrarlamalarından bahsediyorlardır, başka ne olacak” der geçerdim. METALLICA ve MEGADETH gibi olayı thrash metalin dışına taşıyan grupları çıkarınca; OVERKILL, EXODUS, TESTAMENT, DEATH ANGEL, KREATOR, DESTRUCTION, ANNIHILATOR gibi isimlerin başına gelebilecek başlıca bela bu grupların ilhamlarının tükenmesi ve aynı albümü ardı ardına çıkarmaya başlamaları olarak karşımıza çıkıyor. Hissettirdikleri aidiyet ve nostalji faktöründen ötürü ne yapsalar sevecek sadık kitleyi bir kenara ayırırsak, olaya objektif bakan dinleyicilerin bu tekrarlama ve heyecan azalmasını ilk andan görmesi ne yazık ki gayet olası, gayet kolay.

Çok iyi olduğu yönünde mutabakat sağlanan öküz evladı “The Gathering”in ardından gelen geri dönüş albümü “The Formation of Damnation” kimilerince iyi, benim de içinde bulunduğum bir kesim içinse fena olmayan bir albümdü. Sonrasında çıkan “Dark Roots of Earth” pek çoklarınca beğenilmiş, bazıları ise albüme ısınamamıştı. Ondan sonra çıkan “Brotherhood of the Snake” ise benim de içinde bulunduğum bir kesimin çok beğendiği, kimilerinin ise vasat bulduğu bir çalışmaydı. Kısacası TESTAMENT son 20 yılda çıkardığı tüm albümlerde ayrıştırıcı işler yapmış; bazılarınca göklere çıkarılırken bazıları tarafından da özelliksiz bulunmuştu. Aynı şey “The Gathering”i ayrı tutarsak 90’lı yıllarda çıkardıkları albümler için de geçerli.

Bunun dipteki sebeplerinden birinin thrash metalin yapı itibarıyla yeniliğe açık olmayan bir tür olmasını görüyorum. Zamanında yapılan yaratıcı işleri kanıksayınca, günümüzde bir thrash metal albümünün herkesçe çok iyi bulunması için gerçekten bir şeyleri çok farklı düzeyde iyi yapması, bizi şaşırtması gerekiyor.

“Titans of Creation”ı yeterli miktarda dinleyen ve her şarkıyı iyice özümsemiş biri olarak söyleyebileceğim ilk şey, albüm bir şeyleri çok farklı şekilde iyi yapmıyor. “Titans of Creation” TESTAMENT’ın DNA’sına kodlanmış ve asla sarsılmayacak birtakım mükemmellikleri yansıttığı için doğal olarak belli bir kalitenin üstüne çıksa da büyük resme baktığımızda sadece “yeterli” olmakla “yetinen”, grubun diskografisine özgün bir katkı yapmayan bir albüm. Olaya “bu yıldızlar karmasından bu mu çıktı?” diye bakmıyorum; sonuçta albümün tamamına yakınından Eric Peterson sorumlu. Ancak yıldızlar olsun olmasın albümdeki ilham eksikliği ve vasata alışma durumu benim gibi eski TESTAMENT’çıları rahatsız edecek düzeyde.

“Titans of Creation”ı yaklaşık 20 kez dinledim. Şu an düşündüğümde bu 12 şarkı arasında her şeyiyle aklıma kazınmış 6 şarkı olduğunu görüyorum ve onların da anca yarısı bir şeye benziyor. Filler demek istemiyorum ama bazı şarkılar gerçekten de var olma sebeplerini sorgulatıyorlar. Misal hard rock soslu “Dream Deceiver”ı ya da girişindeki aşırı bayık rifi şarkının üçte birlik süresince tekrarlamaktan sıkılmayan “The Healers”ı bundan sonra neden dinleme isteği duymalıyım gerçekten bilmiyorum. Hepsini geçtim, hayatımda duyduğum en anlamsız kapanış şarkılarından biri olan “Catacombs”un ne işe yaradığını, bu kadar sikko bir klavye tonuyla albümün kapanışında nasıl bir işlev gördüğünü hiçbir şekilde anlamıyorum. “Legions (In Hiding)”in giriş rifini içeren ve muhtemelen bugüne dek TESTAMENT’tan duyduğum en anlamsız iki dakikadan oluşan bomboş bir yer israfı.

Şu albümde Chuck Billy’nin hayvan gibi tecrübesi ve karakteristik yorumu olmasaydı, “Titans of Creation”ı gerçekten ikinci, üçüncü kez dinlemeyebilirdim. Burada olaya “o kadar kötü değil ama” şeklinde bakmamak lazım. TESTAMENT’ın bu kadar ortalama şarkıları bir arada sunabiliyor olmasına bakmak, hatta bunu TESTAMENT özelinde de görmeyip türün genel bir sorunu olarak almak gerekiyor diye düşünüyorum. İlham geldiğinde, yaratıcı şekilde yapıldığında thrash metal hâlâ harika bir şey, ancak kabul etmeliyiz ki bu giderek daha az şekilde karşımıza çıkıyor. Bence thrash metalde yapılabilecek daha pek çok şey, aralanabilecek daha pek çok kapı var ancak bir dolu grup “olduğu kadar” bilinciyle albümler yapmayı yeterli görüyor. TESTAMENT gibi bir gruba bu yakışmıyor.

Bakın çok net örnekler vereyim:

“The Legacy”den herhangi bir şarkı seçelim. Mesela “Burnt Offerings”. “Burnt Offerings” bu albümdeki tüm şarkıları donunda sallar.

“The New Order”dan herhangi bir şarkı seçelim. Mesela “Disciples of the Watch”. “Disciples of the Watch” bu albümdeki şarkılardan 10 kat daha iyi bir şarkı.

“Practice What You Preach”ten herhangi bir şarkı seçelim. Mesela “Sins of Omission”. Bu albümdeki şarkılar “Sins of Omission”ın anca getir götürünü yapar.

“Souls of Black”ten herhangi bir şarkı seçelim. Mesela “Face in the Sky”. “Face in the Sky” bu albümdeki tüm şarkılardan daha yaratıcı bir şarkı.

“The Ritual”dan herhangi bir şarkı seçmeyelim, ama en azından “Return to Serenity” tabii ki de bu albümdeki tüm şarkıların toplamından daha değerli bir şarkı.

“Low”a bakalım. “INNOCENT PEOPLE SUFFER THE LOSS!” Albüme adını veren şarkı buradaki tüm şarkıları suya götürür susuz getirir.

Gelelim “Demonic”e. “The Burning Times” hepsini tokat manyağı yapar.

“The Gathering”i zaten saymıyorum, gözünüzü kapatın herhangi birini seçin.

“The Formation of Damnation”dan “The Evil Has Landed”, “Dark Roots of Earth”ten “Native Blood”, “Brotherhood of the Snake”e adını veren şarkı… Hepsi de bu albümdeki şarkıların çok üstünde yapıtlar.

Burada sadece “eskiler çok iyiydi yeniler bok gibi” demeye çalışmıyorum. Benim derdim bu şarkıların tembel şarkılar olması. Üzerine yeterince kafa yorulmadığını hissettiren şarkılar olmaları. Tamam grubu çok seviyoruz, üzerimizde emeği var falan ama şu albümdeki cilalı prodüksiyon gücünü, kadro derinliğini ve TESTAMENT formasını çıkardığımızda ben elimde avucumda cidden pek bir şey göremiyorum. Son olarak içimde kalmasın, şunu da söyleyeyim; Alex Skolnick gibi geçmişte yaptıklarını, solo projesini, albümlerine konuk olduğu müzisyenleri bildiğimiz bir adam Eric Peterson’ın yazdığı şu şarkıları gerçekten samimi şekilde seviyorsa, büyük bir heyecan duyarak çalıyorsa ben de bir şey bilmiyorum.

Not: 6/10

Erhan Yiğit

Titans of Thrash Metal

Testament ile ilk tanışmam Iraklı bir İngilizce öğretmenimin bu grubu bana şiddetle tavsiye etmesiyle başladı. Günler sonra evde takılıp müzik dinlerken ”Neymiş lan bu Testament?” deyip internetten kulağa hoş gelen üç beş parçasını indirmiş ve kelimenin tam anlamıyla büyülenmiştim. Kimin attığını henüz bilmediğim o lezzetli ve orgazmik sololar beni benden almıştı. Haftalar hatta aylar boyunca mp3 çalarımda bu cennetten çıkma grubun önce şarkıları daha sonra ise diskografisi çalmıştı (Halen de çalmakta). Testament benim için içinden bir türlü çıkmak istemediğim bir Thrash metal girdabıydı. Bir şarkısı biterken diğeri başlıyordu. Dizginlenmeyi bilmeyen, tadına doyum olmayan o yıldırım gibi gitar riffleri ve dinleyicisine adeta balgam saçan, kükreyen vokaller, gerçek manada içimdeki agresyonu ve tatminkarlığı besliyordu.

Kariyerinde The Legacy, Practice What You Preach, The New Order gibi türünün klasiği olmuş albümleriyle 80′li yılları sallamış, 90′lı yıllara Souls of Black ile öküz gibi dalmış ve The Gathering ile öküz gibi çıkmış olan kısaca 40 yıl öncesinden başlayıp, günümüze kadar uzanan bu kanlı müzik dönemlerinde önüne geleni tekmeleyerek kenara çarpmış bu grubun artık yorulması için bahanesi çoktu aslında; Skolnick’in uzun süren yokluğu, Billy’nin kanser süreci derken ”Kardeşim yetti gali kapatıyoz dükkanı hade” diyebilirlerdi. Onun yerine toparlanıp tekrar bayrağı ellerine aldılar ve dinleyicileri hayal kırıklığına uğratmayacak yeni yapıtlara imza attılar. Şimdi ise karşımıza yine tarzından ödün vermeyen, içerik bakımından zengin ve tuhaf tarikatları, seri katilleri ve antik çağ mitolojisinini de konu edindikleri Titans of Creation ile çıkıyorlar.

Yeniliği sınırlı tutmak

Yapıtın miksajını ve mühendisliğini bir çok yönden başarılı bulduğum ama bir o kadar da tek tip ve hatta ruhsuz sound’lar da yarattığını düşündüğüm Andy Sneap üstlenmiş. Daha önceki bir kaç albümü de Andy Sneap ile birlikte kaydeden Testament’e lafım yok ama Sneap’ın kendini belli eden o aşırı temiz, her notanın ve enstrümanın ayrı ayrı duyulabildiği miksaj anlayışı kimi zaman şarkılardaki derinliği yok edebiliyor. Kayıtlar temiz ve tatlı olsun diye uğraşırken diğer yandan da metal müziğin kirli karakterini unutuyormuş gibi parçaları kendi standardına entegre ediyor; The Formation of Damnation albümünden beri yakaladığı soundu son 3 albümden beri değiştirmeyen Eric Peterson, Titans of Creation albümünü de aynı anlayış ile yoğurmuş. Kayıtlar gümbür gümbür, parçalayıcı ve leşçi onu anlayabiliyoruz lakin dinleyicinin karşısına yine aynı sound ile çıkmakla yeniliği gereğinden fazla sınırlamak aynı şey. Bu yüzdendir ki albümün tınısını yine de beğenmeme rağmen hiç risk almadan neredeyse her şeyi yerli yerinde bırakmak beni bir miktar rahatsız etti. Şimdiden söyleyeyim bu albüm bir çok açıdan önceki albümleriyle özellikle de The Formation of Damnation ile temel benzerlikler taşıyor. Sevindirici olan şey ise geri döndüklerinden bu yana piyasaya sürdükleri yapıtların genel olarak iyi yönde olması. Bu yüzden grubun üzerinde yürüdüğü çizgi kötü eleştirilemez (Şu yaşlarına gelmişler hala ortamlarda akıyorlar, öpüp başımıza koymak gerek). Peki bu risk almama olayı grubu ileri mi atıyor yoksa yerinde mi saydırıyor? Cevabı her ikisi de: Testament ileriye atılırken atladığı yerde yerinde sayıyor.

Detaylara inmeden önce Chuck Billy’nin albüm hakkındaki bol sürprizler, hayvan gibi metal, blast beatler ve hatta ballad bile olacak açıklamaları beni yeterince heyecanlandırmamıştı. Söz gelimi zaten Testament’i Testament yapan elementler bunlar; Öküz gitar rifleri ve melodik yönü olan ‘Signature’ sololar bu grubun olmazsa olmazlarıydı. Zaten albümü detaylı incelerken de bu elementleri ve grubun önceki çalışmalarını da katacağım çünkü Testament son 12 yıldır ilk dönemlerindeki müzik anlayışı ile 2000′li yıllarda tekrar bir araya geldiklerinde yaratmak istedikleri soundu sulandırmadan birleştirme çabasında olduğu aşikar. Bu uğurda bahsettiğim gibi fazla risk almadan ve deneyselliğe bulaşmadan projelerine düzenli aralıklarla devam ediyorlar.

Beklentileri karşılamak

Kimse şu saatten sonra Testament’ten The Legacy veya Souls of Black beklememeli zira değişen şartlar, geçen zaman ve bir takım değişikliklere uğrayan müzikal düşünceler bunu imkansıza yakın kılıyor. Bundan hariç bu gruptan bir önceki albüm ayarında bir şeyler bekleyip alıyorsanız, gayet başarılı olmuşlar demektir.

Night of the Witch şarkısının single halinde yayınlanmasından sonra kanımca Brotherhood of the Snake veya Stronghold kadar sağlam olmaması, 6.32 dakikalık süresine nazaran kısa kalan solosu ve basite indirgenmiş sözleri, bana “Umarım bu albümün tamamı için geçerli değildir” dedirtti. Parça isimlerinin yayınlanmasıyla gözüme ilişen Curse of Osiris, Ishtar’s Gate, Code of Hammurabi şarkılarını görünce “Aha lan gene kafa göz yaracak babalar. Antikli, bol tanrılı şarkılar yapmışlar” dedim ve yine hayal kırıklığına uğramadım ama albümü bitirdiğimde bir ballad ile karşılaşmadım. Eric Peterson bunun hakkında “Yetiştiremedik” minvalinde bir açıklama yapmış. Parça isimleriyle bir nebze ısınan kanımı kaynatan şarkı ise Children of the Next Level oldu; bu yılın Thrash Metal janrında en iyisi olabileceği konusunda iyice ikna oldum.

Albüm Children of the Next Level ile, açılış için gayet yerinde bir seçim olan bu hayvanımsı parçayla başlıyor. Söylemem gerekir ki epik girişiyle single olarak yayınlandığında bile en iyilerinden olacağının sinyallerini vermişti; Öyle de oldu zaten. Şarkı yıllar önce Amerika’da uzaylılara inanan ve eğer yanlış hatırlamıyorsam intihar ederlerse ”Next Level” adını verdikleri makama ulaşacaklarını inanan bir tarikatı anlatıyor. Şarkının geneline yayılan klasik Testament dinamiği ve Alex Skolnick’in attığı nefis sololar albümün geri kalanı için dinleyeni güzel düşüncelere sevk ediyor. Hız kesmeden isminden de anlaşılacağı üzere bu sefer de geleceğe gönderme yapan (3 ay sonrasına da olabilir bilemiyorum) WWIII şarkısına giriş yapılıyor. Bildiğimiz Thrash metal rifleriyle ve davul yürümesi ile sıradanlaşmış hissi veren bu şarkı, sıkı bir Testament dinleyicisi olan şahsımı pek tatmin etmedi diyecekken 2.07′de başlayan, boyun kıran rif saldırısıyla lafımı geri aldırıyor. Oldukça çekici bir üslupla ve Chuck Billy’nin Groove kokan vokalleriyle başlayan Dream Deceiver sonuna kadar övgüleri hak edecek derecede güzel bir şarkı olmuş. Alex Skolnick’in wah pedalı ile güç gösterisi yaptığı şarkılardan biri olan bu şarkı albümün en iyilerinden olma niteliğini kazanıyor. Albümün ilk single’ı olarak sürülen Night of the Witch ise beni yeterince tatmin etmeyen tek şarkı. Fazla yüzeysel ve gereksiz uzun geldi. Ayrıca ”Who is ready to die”, ”Behold the devil’s sign” gibi yavaş yavaş miladını dolduran sözlere sahip. Bunları saymazsak arada açıp dinlenilesi bir parça diyebilirim. Yapıtın beşinci ve en uzun şarkısı City of Angel için net olarak söyleyebilirim ki albümün en sağlam beş şarkısından biri. 1985 yılında onlarca kişiyi öldürmüş bir seri katili konu alan parça, kasvetli havası ve ağır seyreden ritmi ile zaman zaman The Gathering dönemlerine de selam gönderiyor. 3.28′de başlayan bölümü ve arkasından gelen koşturmalı gitar rifleri çok karizmatik ve lezzetli olmuş. Albümün ilk yarısının son şarkısı olan Ishtar’s Gate antik bir Mezopotamya tanrısı olan Inanna’yı anlatıyor. Extreme metalin yer yer Heavy metal ve Epic metalle birleştiği Orta Doğu ezgileriyle çok renkli bir hale getirilen şarkı, DiGiorgio’nun genele yayılmış ve sesi daha da açılmış bas gitar tınıları ve sanıyorum Chuck Billy’nin daha önce denemediği vokal tarzı ile farklı bir kulvara yerleşiyor.

Titans of Creation’ın son yarısının ilk yarısı kadar heyecan uyandırmadığını söyleyebilirim fakat dediğim gibi Testament’in genel ortalamaya yaydığı beste anlayışı albümün bu yarısını kurtarmaya rahatlıkla yetiyor. Yani ‘filler’ diye tabir edebileceğimiz tek bir şarkı bile yok. False Prophet, bildiğimiz bir Thrash metal şarkısının Testament hali. City of Angels kadar iyi değil gibi ama tadında kullanılan djent tekniği ve Skolnick’in oynak soloları şarkıyı es geçtirmiyor. Code of Hammurabi’nin wah pedalına bağlanmış bas gitar melodisi ve çeşitli zil oyunlarıyla harmonize edilmiş davul ataklarıyla Testament’in değişik şeyleri de denediğine şahit oluyoruz. Şarkının neredeyse tümünde bir Mezopotamya etkisini hissediyorsunuz. Zaten şarkının anlattığı ile enstrümanların dili uyuşuyorsa maça 1-0 önde başlıyorsunuz. Albümün Chuck Billy ile kaydettiği son şarkı Curse of Osiris tıpkı Brotherhood of the Snake’in kapanış şarkısı The Number Game gibi aşırı hızlı başlayıp bitiyor. Kardeşi Set tarafından öldürülen Osiris’in intikamının, oğlu Horus tarafından alınmasından bahseden şarkı, Death metal vokallerine benzer bir vokal tarzına ev sahipliği yaparken Gene Hoglan’ın Blast Beat tekniğini kullanması ile göz dolduruyor. Buraya kadar inanılmaz bir enerji ve mükemmel bir beste anlayışı ile gelen Gene Hoglan’ı tebrik etmek istiyorum. Albümün en son ve en kısa şarkısı unvanına sahip Catacombs ise Low albümündeki Legions şarkısının girişinde kullanılan gitar riflerinden bestelenmiş. Bu kadar tespit kasma ve detaylandırma çabalarının sonucunda eskilere güzel bir gönderme yapan ve bu kısa şarkıyla sonlanan yapıtın beni yine hayal kırıklığına uğratmadığını ve Testament’in her zamanki hayvanlığından ödün vermeden beklentilerimi fazlasıyla karşıladığını söyleyebilirim.

Tablosunu bulsam evimin bir köşesine astıracak kadar çok beğendiğim ve en güzel albüm kapakları (Eliran Kantor) listesine kafadan ilk 10′a gireceğini düşündüğüm Titans of Creation benim için şimdiden bu yılın en iyi albümleri listesine girdi bile. O denli dengeli ve tatlı bir albüm olmuş. Yediği ekmeğin hakkını veren Testament’e selam olsun. Metal ile kalın.

Not: 9/10

(6+9)/2=7,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.24/10, Toplam oy: 38)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2020
Şirket
Nuclear Blast
Kadro
Chuck Billy: Vokal
Eric Peterson: Gitar
Alex Skolnick: Gitar
Steve DiGiorgio: Bas
Gene Hoglan: Davul
Şarkılar
01. Children Of The Next Level
02. WWII
03. Dream Deceiver
04. Night Of The Witch
05. City Of Angels
06. Ishtars Gate
07. Symptoms
08. False Prophet
09. The Healers
10. Code Of Hammurabi
11. Curse Of Osiris
12. Catacombs
  Yorum alanı

“TESTAMENT – Titans of Creation [ORTAK İNCELEME]” yazısına 49 yorum var

  1. Erhan eline sağlık. Farklı görüşler olması iyi olmuş.

    Kritiği yazdıktan sonra acaba haksızlık mı ediyorum diye düşünerek albümü 3 kez daha dinledim ve verdiğim notu daha düşürmemek adına 4. dinleyişin ortasında albümü kapattım.

    Erhan Yiğit

    @Ahmet Saraçoğlu, Görüşlerinde gayet haklısın Ahmet abi. Bu albüm öyle bir grup tarafından çıktı ki 5 verilse de yeriydi.

    Sorun bence albümde değil sahibi olan grupta. İstediğim gibi bir albüm değil elbet ama beklediğim gibi bir albüm oldu. Puanu o yüzden bol keseden verdim. O da olmasa 7,5 en baba.

  2. Boba Fett says:

    Albüme 6 puan verdim. Ahmet Bey’e katılmamak elde değil. Kadroya bakıyorum şampiyonlar ligi karması gibi bir kadro var ve bu kadrodan kimse kusura bakmasın sıradan hatta iyi bir albüm değil vay anasını dedirtecek bir albümler bekliyorum. Lan kadroya bak;

    Chuck Billy: Vokal
    Eric Peterson: Gitar
    Alex Skolnick: Gitar
    Steve DiGiorgio: Bas
    Gene Hoglan: Davul

    Bu kadro böyle ne idüğü belirsiz bir albüm yapamaz yahu, bunu elbette Testament fanları sevecek ama albüm sevip sevmemek değil mesele, artık memura bağlamış adamlar belki yapmak istedikleri müzik bu değil veya çok daha farklı soslar koyacaklar albümlerine ama bu sefer dinleyici sevmeyecek ve albümlere gereken ilgiyi göstermeyecek, albüm anlaşılmayacak ve para kazanamayacaklar.

    Koca koca adamların bazıları gibi para dilenecek hali yok hele böyle müzisyenlerin hiç yok adamlara da kızamıyorum ama şu kadro ve geçen seneler bana göre heba oluyor.

    Albümü sıkı Testament fanları elbet sevecek ve bir kısmı belki yazdıklarımından hoşlanmayacak ve biz bunu bekliyoruz diyecekler ama ortada açıkçası bir Motörhead samimiyeti yok.

  3. deadhouse says:

    Bir gruptan eskisi gibi yaratıcılık göremeyebiliriz. Bu belli bir yaştan sonra yaratıcılığın kaybolduğu anlamına mı geliyor? Grup özelinde mi değerlendirmek gerek yoksa insan doğası özelinde mi değerlendirmek gerek? Bazı sanatçılar en özgün, en değerli işlerini yaşlarını aldıkları zaman veriyorlar. Olaya böyle yaklaşırsak A. Saraçoğlu’nun yazdığı gibi sorun Testament üyelerinde değil, hepsi de kendini kanıtlamış, usta müzisyenler. Sorun Thrash metalde. Peki Thrash metal yeniliğe kapalı, belli kalıpları olan bir müzik türüyse neden hala icra ediliyor? Müzisyenler tek bir türe kendini hapsetmeli mi? Farklı türlere neden yelken açmıyorlar? Testament vs. gruplar 649779975 tane daha Titans of Creation yapmaya devam mı edecek?

    Boba Fett

    @deadhouse, Bence Thrash Metal yeniliğe kapalı bir tür değil ama dinleyicileri yeniliğe kapalı, Testament bu kadro ile çok klasik vay anasını dedirtecek albümler yapabilir ama seyirci bunu kaldırabilir mi? Biz son zamanlarda Jazz dinliyoruz yeni albümümüz Jazz Fusion olacak dense neler olur, kim o albümü alıp dinler?

    deadhouse

    @Boba Fett, Dinleyecek dinleyiciler çıkar. Eğer saf bir ticari gruptan bahsediyorsak hiçbir şeyden konuşmaya gerek yok zaten. Ne para ediyorsa o yapılmalı, ne kadar niteliksiz veya vasat olsa bile.

  4. Mehmet Hecebil says:

    Ahmet abinin yazdığına katılamıyorum maalesef. O sonda yaptığı albümlerden örnek verdiği kısım hakikaten iyi zaten vay be cidden öyle dedirtti bana ama sadece low albümüne (dahil) kadar diyebildim. Bence 2000li yıllarda grubun çıkardığı en iyi albüm diyebilirim. Erhan abinin yaptığı yorumlara tamamen katılıyorum gerçekten özellikle andy sneap hakkında olan. O konu beni de rahatsız ediyor. Halbuki ben 17 yaşındayım daha ama yine de o temiz sound rahatsız edici. Bence albüm puanı 8

  5. Exorsexist says:

    Benim genel olarak Thrash Metal albüm süreleriyle sorunum var. Testament, Exodus, Overkill neden 55-60 dakikadan aşağı albüm yapmıyor? Üç şarkıdan sonrasını bünye kaldırmıyor.

    deadhouse

    @Exorsexist, İdeal Thrash metal albüm süresi. 30 dakika.

    Reign in Blood : 29 dakika

    Salata

    @deadhouse, Testament’in yine elli dakikadan uzun iki, bir saatten uzun bir albümü var. Exodus ve Overkill’de daha fazla var bu durum. Exodus’un 20 senedir 50 dakikanın altında albümü yok. Overkill’in klasil saydığımız albümleri bile 50 dakikanın üzerinde. Bence olağan bir thrash albümü için ideal süre 40 dakika.

    Boba Fett

    @Salata, Bence olağan bir albüm süresi 40 dakika, yani süreyi uzatmanın bir anlamı yok çok üst düzey bir iş çıkarmıyorsan.

    Salata

    @Boba Fett, Hahah kesinlikle, sonra ya filler olan, ya da gereksiz tekrara düşen şarkılar oluyor, zorlamamak gerek

    Boba Fett

    @Salata, Beloved Antichrist 3 saat, abi şaka mısınız ya şu albümün her şeyi üst düzey olsa yine çok zor yahu ki işin kötüsü albüm de üst düzey değil. BM birleşip albümlere sınır falan koysun.

    Exorsexist

    @Salata, Kesinlikle, girdisi çıktısı bonusu vs en fazla 45 dakika olacak. Exodus gibi grupların 70 küsür dakikalık albümleri var. İki kere döndürdüğünü düşün, iki buçuk saat gitti. Hele de Thrash Metal gibi varyasyonun görece az olduğu bi janrada çok gereksiz buluyorum. İşin içine progresiflik, tekniklik vs. girdiğinde bu bi nebze değişiyor fakat dümdüz Thrash Metal albümünü 60-70 dakika dinlemek gerçekten gereksiz. En azından benim görüşüm böyle.

    P L A G U E

    @Salata, kesinlikle olay bu. Zamanında çılgınlar gibi övdüğüm exodus albümlerini (tempo of the damned hariç) dinleyemez olmuşum haberim yok. Uzun thrash albümü sıkıyor bu kesin. 1 – 1,5 hatta 2 saat thrash dinlerim hiç sorun değil ama bu tek albüm olamaz bu saatten sonra. Misal slayer christ illusion ile sodom code red daya arka arkaya. Taklalar atarak dinlerim ama bahsettigin gruplara 1 saat ayırasım gelmiyor. Thrash delip gecmeli olay bu kadar basit. Yap max 40 dakika, salya akıtıp bira fondipleyelim…

  6. ozzy says:

    albümün bu güne kadar yapılan kritikleri şu şekilde;
    blabbermouth:8/10
    metalinjection:8/10
    kerrang:4/5
    metacritic:83/100
    Knac.com:3.5/5
    şahsi görüşüm the gathering gibi bir albüm çıkarmalarını beklemek zor bir ihtimal,çıkardıkları son 3 albümde biraz geride de dursa ortalamanın üstünde bir albüm,bundan daha iyisini yapabilirler mi derseniz kesinlikle evet.

    Ahmet Saraçoğlu

    @ozzy, beğenen mutlaka beğenmiştir, bir ithamda bulunmuyorum ama blabbermouth, metalinjection, metalwani gibi sitelere genelde şirketler reklam/promosyon amaçlı yazdırıyor. Bu yüzden pek çok sitede büyük şirketlerden çıkan albümler hep 8,5-9 alır.

    Yabancı basından albüm incelemesi okumak isterseniz angrymetalguy, nocleansinging, sputnikmusic gibi bağımsız siteleri tavsiye ederim. Onlarda da yazan kişiye göre seçmek gerekebiliyor ama hiç öyle “şirketi kızdırmayalım da promo gelmeye devam etsin, mayışlar yatsın” kafası yok.

    Zira bu albüm 8/10 ise “The Legacy”, “The New Order”, “The Gathering”in falan 50/10 falan olması lazım.

    ozzy

    @Ahmet Saraçoğlu, haklı olabilirsin elbette,piyasayı benden daha iyi biliyorsun,söylediğin webzinelarda albüm notları biraz daha kıt kalmış 6/10,3/5 gibi,söylediklerinden yola çıkıp bu kadrodan bu albüm olmamalı olarak düşününce katılıyorum,ama yine de belli bir seviyenin üstünde olduğu aşikar.

    Ahmet Saraçoğlu

    @ozzy, tabii zaten kimseye “pavalı köpeklev!” deyip töhmet altında bırakmak istemiyorum ama bazı sitelerin o tarz durumları olduğunu söyleyeyim dedim. Yoksa sonuçta Testament’tan bahsediyoruz; herhangi bir metal dinleyicisinin 10 üstünden 8-9 vermesinden daha doğal bir şey olamaz. Ben o kadar iyi olmadığını düşünüyorum sadece.

    Mehmet Hecebil

    @Ahmet Saraçoğlu, e öyle abi zaten o dediklerinin hepsi 50/10, verilebilecek maksimum puan 10 ama yapıcak bişey yok işte

  7. Mehmet says:

    ‘Albümü sıkı Testament fanları elbet sevecek ve bir kısmı belki yazdıklarımından hoşlanmayacak ve biz bunu bekliyoruz diyecekler ama ortada açıkçası bir Motörhead samimiyeti yok.’

    1. Sıkı Testament fanıyım ve albümü çok sevdim
    2. Yazılanlara kızmıyorum. Zevkler ve renkler diyelim.
    3. Motörhead seviyesine zaten hiç bir gurup gelemez.

    Saygılar. İyi ki bu site var.

  8. Verdiğim not pek çok kişiye düşük gelecektir ama grubun diskografisinde ne kadar mükemmel işler olduğunu düşündüğümde gerçekten daha fazlasına gönlüm razı olmadı. “Brotherhood of the Snake”ten sonra epey bir sıradan şarkılar içerdiğini düşünüyorum.

    Normalde Testament’a bayılan bir insanım. Benim için özbeöz thrash anlamında 80’lerdeki Metallica, doksanlar başına kadarki Megadeth ve yine doksanlar başına kadarki Slayer’dan sonra Testament gelir. Öyle çok sevdiğim bir grup. Daha dün akşam açtım The Legacy, The New Order, Practice What You Preach, Souls of Black ve The Gathering’deki şarkılardan 1 saatlik playlist yapıp gitarla eşlik ettim. Çalması aşırı zevkli şarkılar yaptı bu adamlar. Dediğim gibi daha sadece 4 yıl önce çıkan bir önceki albümlerine de bayılıyorum ama yeni albümü yaratıcılıktan uzak ve ne yazık ki sıkıcı buldum, hepsi bu.

  9. Murad says:

    Testament’in ilk dinlediğim ve ilk andan beni Testament aşığı yapan şarkıları The Legacy, Souls of black, The new order, Practice what you preach, Electric crown olmuştu. Ondan sonra daha thrash şarkılarını bulup dinlemiştim. Daha o zamandan beri Testament benim bilinçaltıma heavy/thrash grubu olarak kodlanmıştı. O yüzden Testament’in Dream deceiver gibi, Man kills mankind gibi, Dangers of the faithless gibi orta tempolu ve ya başka diğer ballad şarkılarını hep sıkılmadan severek dinlemişimdir. Bu albümde de çok farklı olmadı, yani Ahmet abinin dediği hard rockvari Dream deceiver bana yine güzel hisler yaşattı ama aylar önceden ultra-sert albüm gelecek diye beklentiyi arttırıp, daha fazla The Formation of damnation, True American hate, Legions of dead, Sewn shut eyes gibi bodos şarkılar gelmesini uman dinleyicilere böyle albüm sunmaları tatları kaçırdı biraz. Ama yine de belli bir kalitenin üstünde bir albüm, asla vasat olduğunu da düşünmüyorum, sadece 2000 sonrası dönemin albümlerini sıralasam bu yapıt 4cü olur, iki yazarın katıldığım ve katılmadığım fikirleri oldu tabi, ikisine de teşekkür ediyorum. 7/0

  10. Raddor says:

    Hiç yorum yapasım gelmiyor bu albümle ilgili. İlk kritiğin altına imzamı atıp gideyim. Seviyorum Testament’ı. En çok da The Gathering ve The Ritual gibi iki zıt albümü seviyorum. Bu albüm çıkmasaydı da olurdu. Hatta belki daha iyi olurdu.

  11. Gökay says:

    Albümü ben gayet beğendim. Yorumlara da katılmamak elde değil ama. Bu arada Curse Of Osiris ın Panzer Division Marduk kısımları gayet keyifliydi.

  12. Yenal says:

    Vokal çok iyi ve albümü dinlenesi kılıyor lakin pek fazla sürpriz içermemesi albümün önemli bir eksiği(Belki de özellikle basit ve saf olmasını tercih etmişlerdir).Ama yinede dinlerken keyif de alıyorum.Kayıtın çok temiz olması benim hoşuma gitti,jilet gibi.Thrash tarzı gereği bu kadar temiz olmayabilir de.Benim hoşuma gitti ama beğenmeyenlerde çoğunlukta kafam karıştı.

  13. Koralp says:

    En kötü albümlerinden biri. Giriş parçasının gazına gelip sonuna kadar dinlemeye çalıştım albümü 3 kez, üçünde de dayanamadım. Hayal kırıklığı oldu benim için.

  14. Salata says:

    Keşke The Gathering ile kariyerlerini zirvede bıraksalardı

  15. ismail vilehand says:

    Sanırım “Dark Roots of Earth” grubun son çok iyi albümü olarak kalacak. Bu albüm sanki “Album Generator” programına “Testament albümü yapma” kodları girilmiş de, program böyle bir sonuç vermiş gibi.

    Bir de bu albümle beraber aklıma şöyle bişey takıldı, 25-30 sene ve daha fazla mazisi olan thrash metal gruplarının neredeyse hiç birinin yeni albümlerini beğenmezken, aynı şekilde eski death metal gruplarının yeni albümlerini çok beğeniyorum. Ben mi thrash metalden soğudum, yoksa benzer şekilde düşünenler var mı?

    Koralp

    @ismail vilehand, bu “25-30 sene ve daha fazla mazisi olan thrash metal gruplarının neredeyse hiç biri”ne Overkill dahil değildir bence.

    Thrash metal bence çok formülize edildi. Son 10 yılda çıkan thrash albümlerinin %95i birbirine benziyor, çok büyük bir kısmı kar gütme amacıyla çıkarılmış albümler gibi geliyor bana da. Dinlerken zorla çalıyorlarmış gibi hissediyorum. Death ve black metal gruplarının büyük bir çoğunluğunda aynı durum yok. İçlerindeki nefreti, karanlığı hissettiriyorlar. Bu yüzden daha iyi ve daha samimi geliyor bana da son zamanda yapılan işler.

    ismail vilehand

    @Koralp, eski gruplar tarafından son 5 senede çıkarılmış ve bende tekrar dinleme isteği uyandıran thrash metal albümleri:

    Sodom – Decision Day
    Destruction – Under Attack
    Protector – Cursed and Coronated
    Overkill – The Grinding Wheel
    Death Angel – The Evil Divide

    Ve uzak ara en iyisi:
    Exhorder – Mourn the Southern Skies

    Bunların haricindeki albümleri 1-2 defa dinleyip daha sonra hiç dinlemek istemedim ve hala istemiyorum. Şu an Power Trip, Condition Critical, Lowest Creature ve Enforced gibi yeni gruplar ortalığı ateşe veriyorken dedelerin nazını hiç çekemem.

    deadhouse

    @ismail vilehand, Verdiğin örneğe Death metal tarafından Cannibal Corpse iyi bir kanıt. Bir de görece düz (değil aslında) Death metal yapan bir gruba göre çok çok iyi bir örnek.

  16. Katliamci58 says:

    Albumun en iyi yani gathering e donusu.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Katliamci58, bence bu “The Gathering”e hakaret olur.

    Katliamci58

    @Ahmet Saraçoğlu, siz araya baska album sikistiriyorsunuz o zaman gecis icin 😁

    Ahmet Saraçoğlu

    @Katliamci58, The Gathering bu albüme göre çok daha sertti ve bambaşka bir anlayışla yapılmıştı. Bu albüm 2000′lerde çıkan albümlerin vasat bir devamı bence.

  17. Godless Killing Machine says:

    Testament en sevdigim gruplardan biridir ancak The Gathering sonrasi cikardiklari dort albumdeki en iyi sarkilari derleyip bir toplama olustursak bile The Gathering kadar iyi olmaz muhtemelen. Bu album istisnai derecede bayik olmus yalniz. Adamlarda fikir bitmis bariz bicimde.

  18. bahadır says:

    Albüme “sıradan” kelimesini yakıştırmak bile başlı başına talihsizlik bence. Ne bekleniyor yeni bir “The Legacy” falan mı? Orada çalan 5 tane altın gibi adam var ve ben o kişilerin hala grupta çalmasından mutluyum. Yok o albüm daha sertmiş yok bu sıradanmış beni ırgalamaz. Karşımda Testament var Skolnick var Peterson var Billy var daha neyini eleştireyim? Bu altın gibi adamların dağılmamasına sevinirim. 8,5/10

  19. Oğul says:

    Ekip gerçekten yıldızlar karması, her birini de ayrı ayrı seviyorum ama Eric Peterson ve Chuck Billy dışındakiler göstermelik şekilde grupta gibiler. Benim albümde sevdiğim, arada açıp dinleyeceğim 2-3 şarkı çıktı, bu bile keyif. Keşke diğer grup elemanları da bir şeylere el atsaydı da daha güzel şeyler çıksaydı.

    Bir ara Aykut Erçetin olmak diye bir tabir vardı, her daim yedek kaleciydin, asla forma gelmezdi ve paranı alırdın, büyük takımdaydın. Alex Skolnick olmak da biraz buna evriliyor. Tek fark, Alex hayvan gibi yetenekli.

    Boba Fett

    @Oğul, Alex’in Jazz yaptığı başka bir grubu var muhtemelen diğer üyelerin de istediği müzik bence bu değil, daha çok para kazanmak için kalıyorlar gibi.

    Death ile müzik yapmış adamın gelip şunla tatmin olmasına imkan yok mesela.

  20. Emre says:

    Thrash metalin hali hiç iyi değil cidden. Kreator’ın girdiği melodik yolu seviyorum ben, lakin büyük oranda otomatiğe bağladılar gibi duruyor. Overkill enerjisini, arzusunu korumayı başarıyor. Testament kadrosu çok iyi. Böyle doldurma bir albümde bile 3-4 gayet iyi şarkı yapabiliyorlar… Bu mudur yani?!
    Peki yeni gruplar içerisinde heyecan uyandıran kim var? Thrash metali özgün şekilde ele alıp bir şeyler deneyen birileri var mı?..
    Tamam, thrash görece gelişime kapalı bir tür, ama ortada Vektor gibi bir örnek varken yapısal bir sorundan bahsetmek pek doğru değil. Thrash kitlesinin oldukça ‘bağnaz’ olmasının da etkisiyle olay neredeyse sadece nostaljiden ibaret hale geldi. En azından benim için öyle. Bu albümü muhtemelen bir ay sonra falan unuturum. Canım thrash çektiğinde de “By Inheritance”, “Brain Damage” gibi albümlere dönmeye devam ederim.

    Boba Fett

    @Emre, Vektor dışında yeni gruplardan ne duydum ne gördüm.

  21. Serkan says:

    Bir önceki albüm kadar sıradan. Güzel albüm kapağı, ama içi boş. Bir Testament fanı olarak yine hayal kırıklığına uğradım. Ayrıca teknik değil, yaratıcı olmanın daha önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk.

  22. Noumena says:

    Herşeyden önce şunu söyleyeyim,

    Bu albümü kotaran adamların yaş ortalaması 53 (yazıyla elli üç). Bu yaşa gelip de hala yeni birşeyler üretebilmelerini takdirle karşılamak lazım, ‘yaratıcılıkları bitti’ etiketini kolaycılık olarak görüyorum. Ve her nedense böyle büyük gruplar eleman kaybedince kör ölür badem gözlü olur hesabı yapılıyor ya o da çok ayrı bir mevzu.

    Albüme gelirsek,

    3, 7 ve 9.parçaları ve neden yaptıklarını anlamadığım Catacombs’u çıkarırsak bence gayet iyi ve keyifli bir albüm. En sevdiğim şarkı Isthar’s Gate ve Cuse of Osiris oldu. Umarım daha iyilerini üretmeye devam ederler.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Noumena, “3, 7 ve 9. parçaları ve neden yaptıklarını anlamadığım Catacombs’u çıkarırsak bence gayet iyi ve keyifli bir albüm” ifadesinde biraz gariplik var sanki.

    12 şarkıdan 4′ünü çıkarınca albümün 3′te 1′i gidiyor zaten. 3′te 2′si dinlenebilir olan bir albüm nasıl gayet iyi ve keyifli oluyor bilemedim. Her üç şarkının birinden memnun olmuyorsam o albümü keyifli bulamam şahsen.

    Noumena

    @Ahmet Saraçoğlu, beğenmediğim mevzubahis parçaları playlistten çıkartarak dinleyince oluyor :)

  23. Dysplasia says:

    Valla başıma bir şey gelmeyecekse; her ne kadar Testament benim için 4. ve hatta 3. büyük olsa da The Gathering dahil her albümlerinde ‘bu şarkı(lar) olmasaydı olurmuş, boşuna uzatılmış’ hissiyatı veren bir grup da olmuştur. Bu minvalde bakınca benim için bu albümde de aynı şeyler dönüyor. Ama Testament’i sevdiren şeyler de aynen devam ediyor. O yüzden öyle itin götüne sokamayacağım ama son 4 albümlerinden şöyle 2-3 albüm çıksa daha hoş olacaktı.
    Ayrıca The Healers hayvan gibi güzel şarkı tamam mı.

  24. Osman Gümüş says:

    55 dakikadır albümü dinliyorum hala ne bok yapmaya çalıştıkları konusunda en ufak bir fikrim yok. Sevmediklerimin arasına yazdım Low, Demonic.

  25. İlker says:

    Şu cillop gibi prodüksiyon şu bestelere kurban gitmiş ya ona üzülüyorum.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.