A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
TESTAMENT – The Gathering
Ahmet Saraçoğlu | 03.02.2010

Beş kişilik yıkım ekibi.

TESTAMENT’ı neden bu kadar çok seviyoruz? Chuck Billy’nin sürekli gülümseyen babacan tavırlarından mı? Basın tarafından “Big Four” olarak anılan dörtlünün yanına yaklaştırılmamalarının verdiği “güçsüzün yanında olma” hissiyatından mı? Yoksa basın ne diyor önemsemeden, aşmış bir thrash metal grubu olduklarını bildiğimiz için mi?

Klasik kadrosunu kaybetmesinin ardından albümden albüme çok sayıda yıldız ismi ağırlayan TESTAMENT, tarihler 1999′u gösterdiğinde bu kadroların en babasıyla çıkmıştı karşımıza. Dinlediğim ilk TESTAMENT albümü olan “The Gathering”, bana böylesi kendine özgü ve sert bir thrash metal grubuyla karşılaşmanın sevincini yaşatmış, zevkten zevke koşmama sebep olmuştu.

Bir önceki “Demonic“te Chuck Billy başta olmak üzere death metal havalarına göz kırpan TESTAMENT, “The Gathering”de de bu tavrını sürdürmüştü. Albümün iyi anlamda iç daraltıcı, boğucu havası, tüm riflerde sezilen bir uğursuzluk hissi, “The Gathering”in özel bir albüm olmasını sağlayan başlıca etmenlerdendi.

Bunun ve albümün önceki TESTAMENT albümlerine oranla daha hızlı olmasının sebebi, Chuck Billy’nin de belirttiği üzere Eric Peterson’ın o dönemlerde temellerini attığı senfonik black metal projesi DRAGONLORD‘du. Grubun 2001 çıkışlı albümü “Rapture“a bakıldığında, “The Gathering”dekilere benzer çok sayıda rif ve bölüm duymak mümkün.

thegathering_1

Elemanlara şöyle bir baktığımızda zaten ortalama ve altı bir şeyle karşılaşmamızın pek mümkün olmadığını görüyoruz. Thrash metalin en kendine özgü seslerinden Chuck Billy ve rif fabrikası Eric Peterson’ın yanına, davulda Dave Lombardo, basta Steve DiGiorgio, gitarda da James Murphy gelmişti. Bir “hoşt!” diyor, devam ediyoruz.

Metalle birazcık olsun ilgilenen herkesin dibini düşürecek ve her biri için ayrı makale yazılabilecek bu üç yeni isim, albümün o nefis sertliğini, kabus havasını daha da körükleyen performanslara imza atıyor hepimizin bildiği gibi. Lombardo’nun eşi benzeri olmayan atakları, DiGiorgio’nun kütür kütür basları ve tabii ki James Murphy’nin olmayan soloları… Neden? Neden lan neden? Metal dünyasının en yaratıcı sololarından bazılarını atan bu adamın bu eşsiz yeteneğinden neden faydalanılmaz? Nedeni açık: albümü daha direkt, daha bodos kılmak. Tamam o açıdan mantıklı bir tercih sayılabilir, ama insan düşünmeden edemiyor. Sırası gelmişken, düşünmeden edemeyen tek kişi biz değiliz. Zira albümün kayıtlarının hemen sonrasında beyin tümörü teşhisi konan ve neyse ki başarılı bir ameliyatla bu derdinden kurtulan James Murphy de, ameliyatın bir yan etkisi olarak bugün “The Gathering” albümünün kayıt sürecine dair hiçbir şey hatırlamıyormuş. Tuhaf.

Eric Peterson’ın jilet gibi gitar sound’u ve Billy’nin kariyerinin belki de en karanlık performası da eklenince dinlemeye doyulmaz bir thrash metal albümüne dönüşen “The Gathering”in böylesi sevilesi ve gümbür gümbür oluşunun perde arkası sebeplerinden biri de, elini attığı her şeyi altına çeviren Andy Sneap mucizesinden başkası değil. Albümün kendine özgü o lanetli ve sert havasını mükemmel pekiştirmiş Sneap efendi.

Az önce dedim ama bir kez daha diyeyim, Lombardo. Dave Lombardo’nun bu albümdeki performansı gerçekten de öyle böyle değil. Çift kroslar, o ataklar, insan kafayı yer hakikaten. Belli ki kayıttan önce “baba sen takıl ne istiyorsan onu yap, coşabildiğin kadar coş” demişler, Dave de kudurdukça kudurmuş. SLAYER’daki pek çok performansını gölgede bırakan bir iş yapmış.

Hangi birini saysak diğerlerine ayıp olacak, ama albüm daha baştan D.N.R. (Do Not Resuscitate) ile kafa göz yarmacasına giriyor. İlk kez dinleyeli on yıldan fazla oldu, hâlâ doymak bilmeden dinlediğim şarkılar arasında kendine yer buluyor bu üç buçuk dakikalık canavar. Lombardo’nun groove’un kralını yaptığı Down For Life, bence grubun en büyük hitlerinden olabilecekken sadece Saw V soundtrack’inde yer almakla yetinen True Believer, kafa sallamayanı dövüyorlarmış nidalarıyla karşılanan Three Days of Darkness ve arkasından gelen alev topu Legions of the Dead ile albüm daha ne oluyoruz demeye fırsat kalmadan sizi yere sermiş oluyor (ki daha anca yarısına geldik). Dikkat edilirse adı geçen bu son parça, “One Kill Wonder” dönemlerinde sürekli TESTAMENT tişörtüyle gezen Anders Björler’in, özellikle o dönemde TESTAMENT’tan yoğun ilham aldığının kanıtlarından biri diye düşünüyorum. Zaten o albümdeki Marco Aro vokali ile bu albümdeki Chuck Billy vokali zaman zaman çok benzeşiyor.

İyi şarkıları tek tek sayarsak elimize geçecek tek şey tüm şarkı adlarını zikretmek olacağından, buna hiç bulaşmamak en iyisi. İsmini vereceğimiz son şarkı da, duymamış insanlar olabileceği düşüncesiyle, Japonya bonusu Hammer of the Gods olsun. Albümün genel havasının bir hayli dışında, kendi halinde bir enstrümantal.

“The Gathering” bir bütün olarak thrash metalde güzel olan ne varsa yansıtan, birbirinden şahane sayısız rif, harika bir davul performansı ve mükemmel bestelerle dolu, dinlemesi çok zevkli bir albüm. Açıkçası “The Gathering”e dair bahsedilecek çok da fazla şey yok, zira albüm bahsedecek şeyden çok dinlenecek şey sunuyor. Play tuşuna basıyorsunuz ve kulaklarınıza dolan şey eşliğinde coşum coşum coşuyorsunuz.

thegathering_thegathering

Başladığı gibi bir anda bitiveren ve benim ve benim gibi birçokları için “Souls of Black” sonrasında çıkan en iyi TESTAMENT albümü olma özelliğini de taşıyan “The Gathering”, her ne kadar albümün death metale fazlasıyla yakın havasını pek sevmeyen ve bu yüzden de albümü gerçek bir thrash metal albümü olarak görmeyen insanlar olduğunu bilsem de, şahsen “thrash metal nasıl olmalı?” sorusuna vereceğim cevaplardan biri. On yıl önceki tazeliğini bugün dahi koruduğu düşünüldüğünde, torunlarımız da metal dinlediği takdirde onları da gazla dolu bir albümün beklediğini söyleyebiliriz (bir gün çocuğum olursa vasiyetimdir, torunlarıma metal sevgisi aşılasınlar).

9/10
(Albümün okur notu: 8.80 / Toplam oy: 46) 12345678910
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1999
Şirket
Spitfire
Kadro
Chuck Billy: Vokal
Eric Peterson: Gitar
James Murphy: Gitar
Steve DiGiorgio: Bas
Dave Lombardo: Davul
Şarkılar
01. D.N.R. (Do Not Resuscitate)
02. Down For Life
03. Eyes Of Wrath
04. True Believer
05. Three Days In Darkness
06. Legions Of The Dead
07. Careful What You Wish For
08. Riding The Snake
09. Allegiance
10. Sewn Shut Eyes
11. Fall Of Sipledome
12. Hammer Of The Gods [bonus]
  Yorum alanı

“TESTAMENT – The Gathering” yazısına 16 yorum var

  1. dead

    albümdeki müzisyenlerin isimlerinin büyüklüğü zaten bi oha dedirtiyor ve albümü dinlediğinizde bi oha daha diyorsunuz sonra tekar oha demek için bir kez daha dinliyorsunuz sonra gene oha diyorsunuz ve bu mükemmel albümün kısır döngüsü bu şekilde dewam ediyor…dinleyin dinletin…

  2. Emre

    Sadece meraktan soruyorum niye 9??James Murphy solo atmadı diye albume kırılıp not mu dusurulmus yoksa:)

  3. mutluhan seferoğlu

    muhteşem bir albümdür ama james murphy gibi bir adamı alıpta bu kadar az solo attıran zihniyete kafa atayım !.

  4. Ahmet Saraçoğlu

    @Emre: The Legacy ve The New Order kadar iyi olmadığı için. Yani bunun da pek bi eksiği yok ama onlar klasik.

  5. masteroforion

    Eric Peterson deli rif yazarı,  Holt, Ian, Hetfield gibileriyle aynı klansmanda bana kalırsa. Fakat bu albüm bana göre de “birkaç” iyi soloyu hakediyor. James Murphy’nin tadından yenmeyen ortadoğu etkili melodileri bazı şarkılara çok güzel gidebilirdi. Urotsukidoji gibi bir örnek var sonuçta.

  6. heat

    the legacy ve the new order da süper albümlerdir ama en sevdigim testament albumü budur D.N.R adlı piskopatlıgı yuzlerce kez dinledim ama her dinleyişimde şarkının giriş kısmında ilk kez dinlemiş gibi tüylerim diken diken olur bide lombardoya degineyim (azılı slayer fanları kızcak ama bende piskopat slayer fanıyım lan vurmayın) bence kariyerinin en iyi performansını bu albümde göstermiştir

  7. Sambalici

    2010 oldu ben hala inanamıyorum bu albümde toplanan kadroya, lombardo var lan bildiğimiz dave lombardo, yuh arkadaş ya.

  8. James Murphy kayıt sürecine dair hiçbir şeyi değil de, bazı şeyleri tam olarak hatırlayamıyor aslında. Yani hafızasından her şey silinmiş değil bir röportajından okuduğum kadarıyla.

  9. murphy’e 99 albümünde adamakıllı solo attırmayan zihniyet, 97 albümünde gene hoglan’a “sakin çal” da dedi, ben de onu eklemiş olayım :)

  10. berat mutluhan seferoğlu

    @ufuk onada kafa atayım zaten aynı zihniyet  :P eric peterson ve chuck billy o kadar hayvani müzisyenleri kaldıramıyor sanırım alex skolnick gibi daha sanatsal birileri gerekiyor :)

  11. masteroforion

    Mesela Steve Digiorgio da bana kalırsa en yavan performanslarından birisini The Gathering’de sunmuştur (Steve Digiorgio ve yavan kelimeleri de yan yana geldi ya, neyse). Prodüksiyon da Digiorgio’nun çaldığı diğer albümlere nazaran daha bası ezecek tarzda zaten. Eric Peterson diğer enstrümanların öne çıkmasını pek sevmiyor anladığımız kadarıyla. Demonic albümünü dinleyip dinleyip pek Gene Hoglan tarzı hareket bulamayınca şaşırdığımı hatırlarım :)

  12. Albüm öylesine muhteşem ki aynı dönem çıkan Artillery’nin B.A.C.K. albümünü (onun da prodüksiyonu Andy Sneap’e ait) gölgede bırakmasıyla Artillery’nin ikinci sefer dağılmasına vesile olmasına rağmen hakkında kötü bir şey söyleyemiyorum.

  13. masteroforion

    B.A.C.K. albümü de Andy Sneap’in en kötü işlerinden birisi olsa gerek sound açısından :)

  14. B.A.C.K.’in soundu mu kötü? Yuh! Albümün sadece mastering işlerini yaptı diye hatırlıyorum Andy Sneap.Ama ona rağmen gayet nefistir soundu. Ha önceki Artillery albümleriyle kıyasladığımda bu bariz ama genel olarak 90 sonu 2000 başı albümlere baktığımda da ortada harika bir iş var. Cybermind olsun WWW olsun gayet gürül gürül şarkılar işte. Kötü kaydedilmiş iyi albümler dinlemek istiyorsan Metal Church albümlerine bak derim. Belki de mp3′ten dinlemişsindir, ondan böyle bir şey demişsindir, bilemiyorum ama ben müzik setime güveniyorum arkadaşım. Kötü soundu, iyi soundu gayet ayırt edebiliyor emektarım.

  15. masteroforion

    Bilmiyorum pek sevmiyorum soundunu o albümün, diğer Andy Sneap işlerinin yanında bariz sırıtıyor bana göre. Mp3′ten dinledim tabi ama sonuçta dinlediğim diğer Andy Sneap katkılı albümlerin çoğuna da mp3 formatında sahibim, pek bir fark yarattığını zannetmiyorum.

  16. Sambalici

    B.A.C.K.’in soundu bence en başarılısı Artillery albümleri arasında, özellikle B.A.C.K.’in o yönünü beğeniyorum hatta.

Yorum Yazın

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.