# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
TESTAMENT – Brotherhood of the Snake
| 14.10.2016

Yıl(ı/a)n thrash metal albümü.

İlk kez 17 yıl önce “The Gathering” sayesinde tanıştığım ve o günden beridir doymadan dinlediğim TESTAMENT; gerek metal tarihinin gelmiş geçmiş en iyi ilk albümlerinden birini yapmış olması, gerekse geçen zamanı umursamadan saf thrash metalin en kusursuz örneklerini türün defterine yazması olsun her anlamda saygıyı hak eden bir grup. Thrash metalin adeta gırtlağında vücut bulduğu Chuck Billy’nin eşsiz vokalleri, thrash metal dünyasının tartışmasız en iyi rif yazarlarından biri olan Eric Peterson’ın ısıran, pençe atan, yırtıp koparan rifleri ve Skolnick’in ağızlarda nefis tatlar bırakan zevk sahibi soloları sayesinde grup; adeta default (varsayılan) düzeyde bir güç gösterisini her ürününde sunmak gibi bir 1-0 önde başlama avantajına sahip.

“The Gathering”in ardından albümsüz geçen uzun arada Skolnick’i geri kazanan TESTAMENT; “The Formation of Damnation” ile geri dönmüş, çoğunluğu memnun etmişti. İyi, ancak sadece iyi olarak gördüğüm bu albümün ardından grup 4 yıl beklemiş ve “Dark Roots of Earth”le bir kez daha karşımıza çıkmıştı. Genel olarak beğenilen ve benim de “The Formation of Damnation”dan daha çok sevdiğim bu albüme dair genel fikrim ise, TESTAMENT’ın dönüşü sonrası henüz zirve yapmamış ve “The Gathering”le boy ölçüşecek bir şey çıkarmamış oluşuydu. İki albüm de güzeldi, ancak uzun süreli bir TESTAMENT dinleyicisi olarak beni umduğum düzeyde heyecanlandırmamışlardı.

Çok uzun zamandır takip ettiğim ve albümden albüme kendini aşan müthiş yetenekli Eliran Kantor imzalı harika bir kapakla sunulan “Brotherhood of the Snake”in haberi ilk geldiğinde, albüm isminden dolayı bende tatlı bir hareketlenme olmuştu. Belki aklıma “The Gathering”deki Riding the Snake gelmiş ve bu sayede meraklanmış, ya da konseptin ne şekilde kullanılabileceğine dair bir şeyler düşünüp gaz yapmıştım. Belki de sadece albümdeki kadronun yarattığı bir heyecandı. Metal dünyasındaki herhangi bir grubu olduğundan daha üstün hâle getirmek için yapılması gereken şey nedir diye sorulursa, pek çok kişi benzer bir cevap verecektir: davula Gene Hoglan’ı, basa da Steve DiGiorgio’yu almak… İlk paragrafın sonundaki “varsayılan üstünlüğe” bir de bu faktörü eklediğimizde, ortaya neredeyse başarısız olması imkânsız bir bileşim çıkıyor.

Yeni bir albümü incelerken başınıza gelebilecek en müthiş şeylerden biri, yazıyı yazan parmaklarınızı o sırada dinlemekte olduğunuz şeyin güzelliğinin yönlendirmesidir. Duyduğunuz şeyden o kadar zevk alırsınız ki çalan müzikle eş zamanlı olarak yazar, sanki o güzelliğe yetişmek istercesine anlatıp durmak istersiniz. Bu bana çok seyrek olan, ancak oldu mu da tadından yenmeyen bir şeydir. Şu an albümün yedinci şarkısı Neptune’s Spear’in 2:30 civarındayım ve bahsettiğim bu hissi yaşamakta, kulaklarıma dolan şeyle birlikte yazdıkça yazmak, övdükçe övmek istemekteyim (ki bu yazının uzunluğundan da anlaşılacaktır).

Bu öforik metal tatlışlığından sıyrılıp konumuza gelelim. En iyi olmak, albümler arası kıyaslama yapmak elbet göreceli bir şey, ancak çok uzun süreli bir TESTAMENT dinleyicisi olarak net şekilde söyleyebilirim ki, “Brotherhood of the Snake” TESTAMENT’ın bugüne dek yaptığı en iyi albümlerden biri. Kendi adıma konuşursam, “The Gathering”le birlikte 1990′dan bu yana çıkan en iyi iki TESTAMENT albümünden biri.

Bunun en önemli sebeplerinden biri; eğer Chuck Billy’nin albümün yazım sürecine dair söylediklerinde bir gram bile gerçeklik varsa, Eric Peterson’ın albümün yaratımında yalnız kalmış ve tüm albümü tek başına yazmış olması. Bu durum Skolnick’in yazım sürecine katılmamasının daha iyi olmuş olmasındansa, Peterson’ın yalnız kaldığında daha bir hırslanıp gaza gelmiş olması ihtimali. Albüm boyunca, sanki ilk albümünü yazmakta olan genç bir gitaristin iştahını, tutkusunu, heyecanını çok net şekilde hissedebiliyorsunuz. Olayı çok iyi bir albümden çıkarıp grubun en iyi albümlerinden biri hâline getirense, tüm bu gaz, iştah, tutku ve heyecanın 30 yıllık bir deneyimin kanatları altında sunuluyor olması. “Brotherhood of the Snake”i dinlerken anbean thrash metal adına dev bir deneyime tanık oluyor, şarkı yazımı konusunda dersler alıyoruz. TESTAMENT’ın kariyerinin ilk yıllarındaki standart şarkı yapılarını kırmaya başladığı ve daha sofistike beste yapılarına geçtiği son 17 yıldaki bu gelişim, “Brotherhood of the Snake”te adeta tavan yapıyor. Son albümdeki progresif fikirler ve melodiklik ile ta “The Legacy”lerden gelen çiğ, yırtıcı thrash metal kimliği bir çatı altında buluşuyor ve ortaya ilk şarkısından son şarkısına kadar “TESTAMENT ULAN!” diye bağırtan bir iş çıkıyor.

Peterson’ın domine ettiği ve gövde gösterisi yaptığı albümde, Chuck Billy de thrash metal dünyasının en etkili ve güçlü birkaç vokalistinden -ki bence şu an yeryüzündeki en iyi thrash metal vokalisti kendisi- olduğunu tekme tokat suratımıza çarpan bir vokal performansı var. İlk üç albüm zamanındaki daha genç Chuck Billy’nin saf ve çiğ vokalini akıllara getiren kullanımlardan, kükreyip brutale kayan yardırmalara dek Chuck Billy albümde resmen döktürüyor.

“Varsayılan üstünlüğün” son ayağı olan Alex Skolnick de, her ne kadar yazım namına albüme bir katkı yapmadığı belirtilse de, sololarıyla “Brotherhood of the Snake”e öyle sanatsal dokunuşlar yapıyor ki, albümün değeri bir anda artıyor. Gerçekten de ne yaptığını bilen ve farklı ilham kaynakları olan bir gitaristin bir metal grubuna katabileceği şeyler çok fazla. TESTMAENT gibi iki gitarın da etkin kullanıldığı saf bir thrash metal grubundan bahsediyorsak bu durum daha da belirgin hâle geliyor. Şarkı yazımına tek nota katılımı olmadıysa bile, Skolnick’in şu albüme yazdığı sololar bile albüm adına dev bir katkı parlıyor. Stronghold’un solosu falan, cidden TESTAMENT tarihinin en iyi sololarından biri. Aşırı iyi. Aynı şekilde az önce beni gaza getirip araya duygu patlaması sıkıştırmama yol açan Neptune’s Spear’ın iki gitarlı Türk ezgili melodik kısmı da cidden çok tatlı.

Bu üçlüyü şahlandıran ve at koşturmalarını sağlayan kısma gelince; kiloları azalan ama yeteneği bir gıdım eksilmeyen Gene Hoglan elbette ki muazzam bir iş yapıyor. TESTAMENT tarihinin en iyi davul performanslarından birini içeren albümdeki her şarkıda Hoglan’ın kusursuzluğuyla özdeşleşmiş anlar görebiliyoruz. Nefis zil oyunları, Peterson’ın iyi ki kullanmayı seçtiği blast beat bölümlerinde verdiği güç, yaratıcılık, deneyim; her anlamda dehşet bir davul performansı. Üstelik grubun bu albümde özen gösterdiği groove kimliğini daha bir pekiştiren, kütür kütürleştiren tercihler de yine albüme çok şey katan gizli kahramanlar. Misal Seven Seals’ın 00:45′te başlayan kısmının bu kadar boyun kırıcı olmasında, Hoglan’ın yazdığı sade ama etkili partisyonun da büyük etkisi var.

Steve DiGiorgio… Utanmasam “keşke dünyadaki bütün metal albümlerindeki basları Steve DiGiorgio çalsa” diyeceğim. “Brotherhood of the Snake”in böylesi dolu dolu olmasını sağlayan, hayvani prodüksiyonla birlikte vurduğu her nota tek tek duyulan DiDiorgio, hiç de sürpriz olmayan şekilde dehşet bir bas kullanımı sunuyor. Albümü en az 15 kez dinlemiş bir insan olarak, her an kendini belli eden gümbür gümbür basın mikste böylesi etkin kullanılmış olmasından dolayı emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum.

Şarkı sözü bakımından konsept bir albüm olan “Brotherhood of the Snake”, acemi ellerde son derece bayat ve “meh” şekilde işlenebilecek bir konsepti yeterli çekicilikte ve albüme artı katacak şekilde kullanmış. Açılışı yapan ve albüme adını veren ilk şarkı yayınlandığında şarkının beni en çok heyecanlandıran ve albümün geri kalanını merak etmemi sağlayan bölümü 3:25′te başlayan kaotik kısımdı. Nispeten standart formülde devam eden şarkının kırıldığı ve ekstra bir fikir sunduğu bölüm bence orasıydı. Ne mutlu ki grup bu tarz şeyleri albüm boyunca yapmış. Groove’dan geberten ve dinlerken kafa sallamayanı “ölmüş herhalde” deyip çöpe atacakları The Pale King, son yıllarda duyduğum en iyi thrash metal şarkılarından biri olan kusursuz Stronghold ve grubun önceki albümde öne çıkardığı melodik yanı hatırlatan Seven Seals, “Brotherhood of the Snake”in taş gibi bir açılış yapmasını sağlıyor.

Born in a Rut’la birlikte “Souls of Black”vari, nefes aldırıcı, orta tempo bir şarkıyla karşılaşıyoruz. Chuck Billy özellikle bu şarkının karakterinden dolayı vokal yorumunu ve gerçek anlamda şarkı söyleyişini etkin şekilde gösterme fırsatı buluyor.

Centuries of Suffering’de kafa göz dalan ve özellikle 2. dakikadan itibaren yarım yarım yardıran TESTAMENT, bir sonraki Neptune’s Spear ile de son yıllarda yaptığı en iyi şarkılardan birini sunuyor. Mükemmel rifleri, Peterson’ın DRAGONLORD’dan ufak ilhamlar aldığını belli eden 2-3 notalık katkıları, genel atmosferi ve özellikle de ortasındaki Türk ezgileriyle neo-klasiği bir potada eriten solo kısmı cidden doyumsuz. Kumar temalı ve yine çok yardırmalı, bol blast beat’li Black Jack ve sözleri çok eğlenceli olan Canna Business ile sona yaklaşan albüm, kapanışı The Number Game’le yapıyor. 40 dakikadır pestili çıkan dinleyiciye son bir darbe daha vurma amacı taşıyan bu şarkı da baştan sona kaotik bir thrash metal şenliği.

Şurası çok net ki, TESTAMENT bu türün başına gelmiş en güzel şeylerden biri. Yaşları ilerlemesine rağmen doğru hamlelerle grubu ayakta tutmaları ve müziklerini giderek daha güçlü ve tehditkâr hâle getirmeleri bir yana; onları önemli ve özel kılan asıl şey, çıkardıkları her yeni albümle zaman kazanıyor veya o anı kurtarıyor olmaları değil, diskografileri içerisine taş gibi eklemeler yapıyor oluşları. Thrash metal dünyasında uzatmaları oynayan, devam edebilmek adına gerek kadrosal olsun gerek müzikal olsun o anı kurtaracak ve turlamalarını, para kazanmaya devam edebilmelerini sağlayacak hamleler yapan gruplar varken, TESTAMENT özellikle “Broterhood of the Snake” ile adeta kendine yeni yarınlar açıyor, sanki hiç bitmeyecek ve bu müzik var oldukça devam edecek bir thrash metal destanı yazmaya devam edeceğini hissettiren bir karakter ortaya koyuyor.

Bu sene çok iyi bir sürü thrash metal albümü çıktı, türün en büyük isimleri yeni şeyler yayınladı. Lâkin yılın bitmesine 2,5 ay olmasına rağmen ben kararımı vermiş durumdayım. “Brotherhood of the Snake” 2016′nın en iyi thrash metal albümü ve daha da önemlisi, 30 yıllık bir grubun hâlâ kendini aşabileceğini göstermesi açısından da bizlere verilmiş nefis bir hediye.

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.68/10, Toplam oy: 69)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2016
Şirket
Nuclear Blast
Kadro
Eric Peterson: Gitar
Alex Skolnick: Gitar
Chuck Billy: Vokal
Gene Hoglan: Davul
Steve DiGiorgio: Bas
Şarkılar
1. Brotherhood of the Snake
2. The Pale King
3. Stronghold
4. Seven Seals
5. Born in a Rut
6. Centuries of Suffering
7. Neptune's Spear
8. Black Jack
9. Canna-Business
10. The Number Game
  Yorum alanı

“TESTAMENT – Brotherhood of the Snake” yazısına 32 yorum var

  1. leavescars says:

    eric peterson=testament.

  2. hysteresis says:

    Akşama dinleyecektim ama yazıyı okuyunca dayanamadım açtım :)

  3. Mehmet says:

    Efsane yoluna devam ediyor. Plak ve cd olarak edinilmesi şart olan bir albüm. Kapağından sarkilara kadar gerçek bir sanat eseri olmuş.Dinleyin dinlettirin.

  4. sacristy says:

    sn. saraçoğlu yine albüm ortamlara düşmeden kritiğini yazmış diye düşünüyordum ama yorumlara bakınca sanırım albüm ortamlara düşmüş.

    hani çocukken istediğin oyuncağı aldıktan sonra “eve gidelim” dersin ya ben de o hesap eve gidip dinlemek istiyorum albümü hemen.

    çok güzel albümler dinliyoruz bu ara. opeth çok güzel, meshuggah çok güzel. hadi gel etme nazlı testament, taçlandır şu 2016′yı.

    Ahmet Saraçoğlu

    @sacristy, bazı şirketler albümler internete düşmeden çok önce gönderiyor promoları, bazılarıysa internete olabildiğince geç düşsün diye çıkış tarihine birkaç gün kala gönderiyor. Nuclear Blast genelde büyük grupların promolarını çıkışına çok az kala gönderiyor. Tabii ABD’deki en büyük 2-3 metal sitesi hariç, onlara birkaç hafta önceden yolluyorlar, ama bizle aynı anda yolladıklarında bazen bir albümün internetteki ilk 2-3 kritiğinden biri Pasifagresif’te çıkmış oluyor. O açıdan baya hızlıyız. Promo geç gelince biz yazıyı koyduğumuzda birileri albümü dinlemiş oluyor. En azından kritiklere taze taze yorum yapılabilmesi açısından iyi bir şey. :)

    sacristy

    @Ahmet Saraçoğlu, şaka bi yana bu durumdan şikayetçi değiliz tabii ki.
    fakat işlerin bu şekilde yürüdüğünü bilmiyordum, teşekkürler.

  5. jarenk says:

    the great cold distance ın promosu düşmüştü zamanında her şarkıya ikişer kez tanıtım giriyordu, o kadar alıştımki orjinal cd’yi dinlerken bile herifin sesini bekliyordum aha geliyor diye…

    now, you are listening the song “in the white” from the upcoming katatonia album “the great cold distance”

    converge

    @jarenk, brotherhood u daha yeni dinlediğimden gaza gelip krtiği tekrar okumaya başlamıştım ve sonra bu yorumu gördüm ,bir anda 2008e(o ara denk gelmiştim) döndürdü yemin ediyorum her şarkıda yerini hatırlarım herhalde, birebir okudum cümleyi hahahaha kapadım testamenti şimdi bütün gün great cold distance dinleyeceğim , unuttuğum çok değerli bir anımdı , teşekkür ederim\m/

  6. İlker says:

    Yılın en iyi thrash metal albümü konusunda Terminal Redux’ın yanına bile yaklaşabileceğini düşünmüyorum (çünkü son 10-15 yılın en iyi birkaç thrash metal albümünden biri bence o), ama cidden çok iyi bir albüm olmuş. İlk single beklentimi biraz düşürmüştü ama albümün geri kalanı çok daha iyi çıktı neyse ki. Sonuç olarak benim için bir The Gathering olmasa da ondan sonraki iki albümden daha çok sevdim diyebilirim.

    Ahmet Saraçoğlu

    @İlker, ben Vektor’ü thrash metalden daha fazlası olarak görüyorum, o yüzden bu değerlendirmeyi daha standart thrash metal grupları için yaptım aslında. Terminal Redux için dediğine de katılıyorum.

    İlker

    @Ahmet Saraçoğlu, Yazarken tahmin ettim aslında, ben de çok daha fazlası olarak görüyorum. Yine de araya bir Terminal Redux övgüsü kaynasın dedim.

    Yalnız Seven Seals çok iyi.

    Osman Gümüş

    @Ahmet Saraçoğlu, Thrash’e ölen birisi olarak, Vektör’den daha hazzetmediğim bi grup varsa o da Voivod. Nefret edilecek gruplar değil ama bana göre Thrash’den daha çok Prog metal. Sanırım şu ”Prog … Metal” olayını hiç bizaman sevemeyecem.

    ismail vilehand

    @Osman Gümüş, Voivod’u ilk dönemindeki yardırmasından dolayı kenara ayırıyorum ama Vektor’den haz etmeyenlerin en başına beni yazabilirsin.

  7. corpseofcare says:

    Chuck Billy’nin bahsettiği “sancılı ve tatsız” albüm yazma sürecini ben de albümü beklerken yaşadım resmen. DiGiorgio falan…İnanılmayacak kadar güzel geldi. “Kesin bi pislik olacak, kesin sorunlu bir albüm olacak yoksa bu kadar mükemmel bir şeyin gerçekleşmesi mümkün değil” diye sayıklayıp durdum albüm çıkana kadar. Bu düşüncelerimi bana yedirdiğin için teşekkürler Testament, teşekkürler uzun adam.

  8. junkman afatsum says:

    Açıkçası albüm öncesi The Gathering vokalleri ağırlıkta gibi açıklamalar yapılınca ve sonrasında yayınlanan ilk parça ile birlikte heyecanım biraz azalmıştı amma bi kaç gün evvel dinlediğim ”Stronghold” parçası ile birlikte ve kritiği de görünce yeniden şahlandım!
    İlk izlenimim ise denilenin aksine vokaller daha dengeli hem brutal hemde klasik thrash vokalleri bir arada, kritikte de denildiği gibi Chuck baba müthiş vokal bu yüzden tamamen brutal vokal istemem (brutal vokalleri de şahane yaa neyse).
    Müzikal olarak ise ortada müthiş bir iş var Eric baba tabiri caizse döktürmüş denilebilir. Hem oldschool hem modern hem teknik hemde yakalayıcı daha ne olsun? Daha nemi olsun! Alex babanın klasik metal solalarının dışında attığı müthiş sololar, Steve babanın kütür kütür basları ve sanki davullarla kan davası varmışcasına davulları döven Gene baba var… Dinleyin dinlettirin özellikle de thrash’i Metallica’dan var olduğunu sanan çomarlara.

  9. Çok merak ettim, Shadow of Mordor ve Wasteland 2 oynamaktan dolayı neredeyse 2 haftadır dinleyeceğim herşeyi es geçip duruyom.

  10. Kıvanç says:

    Testament Thrash metalin Allahıdır nokta

  11. 33 yaşındayım says:

    albüm resmi olarak çıkana kadar bekledim.
    şu an gece saat 01:15. apartmanı ayağa kaldırma riskini göze alarak yükses sesle PALE KİNG dinliyorum
    O NASIL BİR GİRİŞ
    diğer şarkılara geçemem ben bir süre

  12. 33 yaşındayım says:

    benim spotify da 5-6 ve 7. şarkıların belli bir süresinden sonra ses gelmiyor..şarkılar eksik..altta saniye kısmı ilerliyor ama ses gelmiyor..tamda havaya girmiştim :((
    sizdede öylemi ?

  13. 33 yaşındayım says:

    geri kalan 8-9-10 da bir sorun yok.
    5-6-7 sorunlu.
    şaka gibi ya. bununla ilgili spotifyla falan iletişime geçebiliyormuyuz

    Vertax616

    @33 yaşındayım, Saat 00.00′ı bekledim albümü dinlemek için spotify üzerinden. Aynısı bana da oldu, demek genel bir sorunmuş. Spotify’a email atmayı düşünüyorum.

    33 yaşındayım

    @Vertax616, Selam ben Spotify Community de bir başlık açtım ve şu an dünyanın heryerinden aynı sorunu yaşayan insanlar benim açtığım topiğe yazıyor :) Spotify ı dava edicem diyen bile var ortalık karıştı :)) sende gel oraya yaz istersenki dikkat çekelim çünkü hala düzelmedi :(
    Topik başlığı testament new album does not work

    33 yaşındayım

    @Vertax616, Ayrıca mail atarsanda iyi olur tabiki

    Vertax616

    @33 yaşındayım, Selam, Spotify Community’deki başlığa yazdım. Mail de attım. Umarım kısa zamanda düzeltirler. Şimdilik 5-6-7 dışındakileri çalıyorum hep :)

    33 yaşındayım

    @Vertax616, benim tadım kaçtığı için yarıda bıraktım..düzelmesini bekliyorum..
    spotify da ortalık fena karıştı şu an :)

  14. 33 yaşındayım says:

    yılın thrash albümü.
    testamentinde en iyi ilk üçüne şu an giremez belki ama zorlar.(zaman içinde değeri anlaşıldıkça girebilirde)
    şu andada en az 4 yada 5(bence 4)
    eric peterson ın bu albümü hemen hemen tek başına yazdığını düşünürsekte adamın bu işi ne kadar iyi bildiğini tekrar görmüş olduk.
    hastasıyız.

  15. Oblomov says:

    Albüm genel olarak güzel. Testament kalitesini yansıtıyor. İnişli çıkışlı tempolar, sağlam riffler, ehil ellerden çıktığı belli enstrüman işçiliği(allstar bir kadrodan bahsediyoruz haliyle) ve ilk albüm heyecanı yansıtan enerji.
    Aklıma takılan ise ilk dinlediğinde çarpan ve klasikleşecek hit şarkı eksikliği. Bilmiyorum belki belli bir konsept üzerine inşa edilmesinin, albüm yazım sürecindeki problemlerin etkisi olabilir. Öteki konu da Stevie abimizin imzasını attığı bass solosunun ya da partisyonunun olmayışı. Testament’ın klasikleşmiş şarkılarını düşününce bu daha bir anlamkazanıyor ve hoş olurdu diyorum. Albümü 4 kez dinledim farkedemedim; belki ben kaçırmışımdır. Bilmiyorum.
    Benim için yılın ilk 3üne girdi ki zaten yıllardır en çok merak ettiğim albümdü.

    Chuck baba gırtlağına sağlık diyorum.

  16. ismail vilehand says:

    Dark Roots of Earth’e delirmiş biri olarak bu albümü pek beğenmedim. bilemiyorum belki de beklentimi çok yüksek tuttuğumdan böyle oldu ama çıkmadan önce The Gathering falan deyip gazladılar, The Formation of Damnation kadarı bile yok albümde. yinede Alex Skolnick solo atsın sabaha kadar dinlerim o ayrı konu.

    P L A G U E

    @ismail vilehand, hislerime tercuman oldun. Bende musait zamanda bisiler yazam album icin diodum. Aha ne varsa aklimda yazmissin.

  17. Kendini tekrar etmeyen ender gruplardan birisiydi. Peterson her albüm de acayip acayip riffler çalardı, insanı hayret ettirirdi. Ancak malesef ben burdaki şeyin neredeyse hepsini (Gene ve Steve performansları hariç) The Formation ya da Dark Roots’ta dolu dolu duymuştum zaten.
    Albüm çıkaracaklarını duyduğum zaman bu iki albümün üzerine koyarak sıçramalarını bekledim ama maalesef halen aynı yerdeler. Yıl içinde bundan daha iyi albüm de dinlemedim ama yine de bayılamadım albüme.
    Biraz daha dinleyeyim, umarım fikrim değişir dinledikçe, Testament çünkü amk.

  18. Küçük Zenci says:

    Hafız Amerikalılar bu işi bıraksın ya valla bak. Bak Almanlara napıyorlar öyle amk. Tamam Thrash Metal’i siz yarattınız geliştirdiniz ama olmuyor artık. Exodus’un son albümü beni tatmin etmedi, Slayer’ınki desen çer çöp rezalet, Megadeth son albümü eh işte dedirtti ama onunda ondan önceki 2 albümü kepazelik, Metallica desen ayrı bi kafa, bi Anthrax’ın son albümünü beğendim gibi.

    Şu kadroya bak Nba All-Star karması gibi yemin ediyorum. Steve Digiorgiosu, Gene Hoglan’ı, Chuck Billy’si, Eric Peterson’ı, Alex Skolnick’i. Metal tarihinde toplanmış en iyi kadrolardan birinden bence daha iyi bir albüm çıkmalıydı. Aynı grubun The Legacy, New Order, The Gathering gibi klasiklerini geçtim, Dark Roots of Earth ayarında bile değil. Strongold, Number Game ve Neptune’s Spear’ın Türk ezgili solosu dışında pek bi esprisi yok. Kötü diyemem ama dediğim gibi bu kadrodan daha iyisini beklemek hakkımdı. 7/10

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.