# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
AMORPHIS – The Beginning of Times
| 08.06.2011

Kalbime dokundun.

1994 civarı ve bir Fin arkadaşın kasete kaydettiği iki grup. A tarafında adını sanını hatırlayamadığım ama B tarafını ise ezbere bildiğim bir kasetti o. “Tales From The Thousand Lakes” ile geçirdiğim yazları ve kışları anımsıyorum. Ardından “Elegy”nin kara kış vakti beynimi delen o mağrur melodileri nasıl da hatırımda.

Yağmurlu bir günün ardında buğulu camlar arkasından nasıl da dikizlerdik caddeleri, nasıl dizlerimizi büküp gözlerimiz kan çanağı oluncaya kadar bizi terk-i diyar eden sevgilinin ardından ağıtlar yakardık her akşam, her gün. Karlarla dolu sokaklarda yapayalnız yürürdüm kendimle baş başa. Kalbime dokunan sımsıcak melodilerdi beni sımsıkı tutan. Hayatın gerçeklerini bir bir yüzümüze vuran, her acı notada belki de benliğimize giren, yıllarca beni bizi bırakmayan o beyaz zambaklar ülkesinin üzgün ozanlarıydı dokunan, derimizin ve kalbimizin her noktasına nüktesini vuran, bırakmayan, bırakılmayan.

“Tales From The Thousand Lakes” bir şiir ise “Elegy” tabii ki bir ağıttı. Sonrasında gelen “Tuonela“, “Am Universum” ve “Far From The Sun” ise ayrı ayrı güzellikler barındıran yegâne albümleriydi topluluğun. Eski vokalist Pasi Koskinen ile bir devri bitirmiş ve yerine gelen yetenekli Tomi Joutsen ile yepyeni başlangıçlara gebe kalmıştı Amorphis. Daha önceleri her albümünde – “Tuonela”, “Am Universum”, “Far From The Sun” hariç- kendilerinin dünyaca ünlü destanı Kalevala’dan esinlenmişler ve şarkı sözlerini bu destandan alıntılamışlardı. Tomi Joutsen’in katılımıyla grubun müziği bir parça değişime uğramış ve yine Kalevala’dan etkilenimlerle oluşturmuşlardır albümlerini. Joutsen’li ilk albüm “Eclipse“de Kalevala’nın en talihsiz karakterlerinden birisi olan Kullervo’nun hikâyesini anlatırlar. Ardından gelen “Silent Waters” ise yine destanın ana karakterlerinden äinen’in yaşamındaki önemli noktalara değinir ve “The Beginning of Times”da da karşımıza çıkan Väinämöinen ile yaşadığı çetrefilli olaylar anlatılır. “Skyforger” ismindeki diğer başyapıt albümünde ise destanın demirci karakteri Ilmarinen’den, onun yaptığı değirmen Sampo’dan ve karısının vahşi hayvanlarca öldürülüşünden bahsederler. Amorphis birkaç defadır sözlerini Fin şair Pekka Kainulainen’den alıyor ve onun üzerine bestelerini yaratıyor.

Son albümün konsept ve müzikal yapısına döneceğiz, ancak bundan bahsetmeden önce Amorphis müziği üzerine birkaç düşünce yazmak isterim. Şu son albüme gelene kadar grubun bestelerine bakıldığında çok fazla farklılık kulağa çarpmıyor, bu doğru. Hatta “Eclipse” albümünden bir şarkıyı getirip şu son albümün içine koysanız sırıtacağını da pek zannetmem. Amorphis müziğinin eleştirildiği en önemli konu ise bestelerinde hep aynı yapıyı kullanmaları, hatta aynı tonları aynı melodilerden vermeleridir. Elbette bu bir grup için büyük bir handikap, ancak şöyle bir durum var ki bu topluluğun her albümünde mutlaka bir enstrüman ön plana çıkıyor ve farklı tonlamalar sergiliyor. Bu farkı çoğu zaman hissedemiyoruz. Ayrıca bazı albümlerinde yeni ve farklı melodiler bulmaya çalışıyorlar ve bunu bizlere sunuyorlar. Örnek vermek gerekirse “Eclipse” albümünde basit gitar melodilerden yarattıkları ambiyansı “Silent Waters”da klavyeden vermeleri, “Skyforger”da ise kesik kesik thrash rifleri kullanmalarıdır. Bu bence bir değişimdir. Opeth yıllarca albümlerinde elektrik-akustik-elektrik ya da tam tersi brütalden temiz vokallere geçen şarkılar yapıp durdu ve hiçbirimiz de onları eleştirmedik. Konu Amorphis olunca maalesef bu dokunulmazlık kalkıyor. Neden? Kötü (!) bir grup olduğundan mı?

“The Beginning of Times”, Amorphis’in 2011’deki bir çılgınlığıdır. Grup hem müzikal yönden diğer yapıtlarını aşmış hem de liriksel açıdan en başarılı ürünlerinden birisini ortaya çıkarmıştır. Bugün bu metal grubunun bu albümünün şarkılarında kullandığı tonları (özellikle klavye) bir başka topluluk kullanmıyor. AMORPHIS kendi yarattığı bir dünyada kimseye bakmadan hızlıca ilerliyor ve kendileri için muğlak bir şey de gözükmüyor. Daha önceki albümlerinde iki gitarist Holopainen ve Koivusaari dizginleri ele almışken “The Beginning of Times”da klavyeci Santeri Kallio’nun bestelere nasıl da sinsice nüfuz ettiğini keyif alarak dinlemekteyiz. Santeri Kallio’nun bu albümde kullandığı o tonlar şimdiye kadar Amorphis müziğinde kullanılmamıştı. Bugün bu tonlamaları IQ, Wobbler, Glass Hammer ve White Willow gibi kalburüstü progresif rock toplulukları kullanmakta ve bu durum grubun müziğini çok detaylı taraflara ve derinlere sürüklemekte. Hatta bunun ucu Alan Parsons Project’lere kadar gidebilmekte ve isteyen inanır istemeyen inanmak istemez ama, topluluk bu ilerici yapısıyla bizi şaşırtmaktadır. Bestelerde Blind Guardian, Jethro Tull gibi folk yönü kuvvetli grupların etkilerini de hissedebilmekteyiz. Gitarlar çok daha melodik, saksafon ve klarnet gibi enstrümanlar da yine farklılık yaratmak için kullanılmış. Müzikal açıdan progresif yaklaşımları olan topluluk albümün konsept yapısında ise Kalevala’nın ana karakterlerinden bilge ve yaşlı kişi, Kantele’nin yaratıcısı Väinämöinen’in hayatına bir bakış fırlatıyor ve onun yaşam savaşını, aşkta kaybedişini, sürüklenip debelenişini ve ne olursa olsun hayata ışık getirmek ve şarkı söylemek için uzaklara gidişini anlatıyor. Albüm kapağındaki yumurta ise bir dünyayı içerisinde saklıyor ve o kırılınca, kırılan bu parçalardan yaşam meydana geliyor.

İşte hayatını dünyaya ışık getirmeye adamış bilge kişi Väinämöinen’in savaşını anlatan şarkı iç acıtıcı klavye melodileriyle başlıyor. Battle For Light boğazınızda yumru oluşturucu etkisi ve harika gidişatıyla mükemmel ötesi bir açılışa sahip devasa bir şarkı. Koral vokallerdeki dolgun yapı besteyi farklı hale getirmiş. Ardından gelen kompleks şarkı Mermaid’in lirikleri ise çok acı verici bir olaydan esinlenmiş. Şarkı Väinämöinen’in sevdiği kız olan Aino’nun (albümde karakter isimleri yer almıyor) kendini suda boğmasından esinlenir ve şarkı müzikal olarak kusursuz bir şaheser olmakla birlikte Aino’nun inlemeleriyle başlar. Joutsen’in ilk vokallerine dikkat edin nasıl da kırılgan söylüyor. My Enemy’de Väinämöinen’in düşmanları anlatılır ve Joutsen’in katıksız brütal vokalleri de bu şarkıda kendilerine yer buluyorlar. You I Need tertemiz Joutsen vokalleriyle ilerleyen kan kaynatıcı duygusal bir eserken nakaratlardaki kusursuzluğa dikkatinizi çekmek isterim. Albümün en iyilerinden Song of the Sage’de üst üste bindirilmiş vokaller, progresif yapı, ritim değişiklikleri, Blind Guardian ve Jethro Tull etkileri tek kelimeyle kusursuz. Three Words kararlı Joutsen vokalleriyle nefis ilerliyor ve Santeri Kallio’nun bahsettiğim farklı klavye oyunlarından bazıları da bu şarkıda duyuluyor. Reformation, Soothsayer ve ardından gelen mükemmel nakaratlı On a Stranded Shore bu albümün en keskin çalışmalarından bazıları. Albüm sonlara gelirken Escape ve Crack in a Stone ile iyice deliriyor ve kendinizi muğlâk bir yolculukta hissediyorsunuz. Amorphis o devasa yumurtadan bilinmez yolculuklara gebe bırakıyor biz insanlığı.

“Tales From The Thousand Lakes” ve “Elegy” ile hayatıma etki edip, unutulmaz, bembeyaz ve kapkaranlık anlar, anılar bırakan bu grup yıllar sonra beni aynı duyguyla baş başa bıraktı. Yürürken, yatarken, koşarken, nefes alırken, yollarda dinliyorum seni. Kalbime dokundun.

Baha ÖZER

Not: Aşağıdaki ilk 46 yorum ve onlara verilen cevaplar, albüm haberi, klip gibi çeşitli haberler içindir.

9,9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.13/10, Toplam oy: 101)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2011
Şirket
Nuclear Blast
Kadro
Tomi Joutsen: Vokal
Esa Holopainen: Solo gitar
Tomi Koivusaari: Ritim gitar
Santeri Kallio: Klavye
Niclas Etelävuori: Bas
Jan Rechberger: Davul
Şarkılar
1. Battle for Light
2. Mermaid
3. My Enemy
4. You I Need
5. Song of the Sage
6. Three Words
7. Reformation
8. Soothsayer
9. On a Stranded Shore
10. Escape
11. Crack in a Stone
12. Beginning of Time
13. Heart's Song (Bonus)
  Yorum alanı

“AMORPHIS – The Beginning of Times” yazısına 99 yorum var

  1. Kıvanç says:

    Battle for Light’ı beğenmiştim baya. Benden 9 alır.

  2. demir bakire says:

    Skyforger ne güzel albümdü öyle bu çok sıkıcı geldi bana, albüm bildiğin akmıyor işte, keşke 2 – 3 sene daha bişeyler çıkarmasalardı

  3. patogonomic says:

    albümde bariz bi santeri kallio fırtınası esmiş yahu..en son böyle bi performansı dimmu borgir”in mustis”inden görmüştüm..bi de bu albümde müziklerindeki folk etkisi daha da görünür bi hal almış.
    sanırım ne yazarsam yazayım kritik yazarını tekrar etmekten öteye gidemicem :)
    santeri sen bir hayvansın
    tomi sen de bi hayvansın
    holopainen de bir hayvan
    hepiniz hayvansınız ulan 9/10

    patogonomic

    @patogonomic, tominin “ghost” tişörtü de sempatimi ayrı bi artırdı.be de bu vakte kadar “opus eponymous”kritiğinin gelmemesi de ayrıca ilginç

  4. Exorsexist says:

    ben okadar beğenmedim şahsen yeni albümü. iyi parçalar var tabi. mermaid, beginning of the time, three words favorilerim. fakat bazı parçalar çok sade ve klasik amorphis tadında. 7/10.
    tomi’li albümlerden her şarkısı ayrı güzellikte olan silent waters hala en çok beğendiğim albüm.

  5. b says:

    ah mermaid ah joutsen, günlerdir bana neler yapıyorsun? bir hızlı şarkı bu kadar hüzün dolu olabilir mi? çok zekice.

  6. b says:

    opeth çıkmış umurumda değil, dream theater çıkmış 3-4 defa dinledim attım kenara ama bir seni bırakamadım amorphis. ne yaptın sen bana? gözlerim dola dola dinliyorum.

    in the court of the crimson king

    @b, opeth’inki baya sağlam yalnız.

    blackroseimmortal

    @in the court of the crimson king, dinlemedin ki :)

  7. Aeonian_Lich says:

    Ben bu albüme yorum yapmayı unutmuşum. :(

    Mermaid şarkısı hayatımda dinlediğim en iyi, en duygusal şarkılardan biri. Son dört albüm içersinde, bu albümü en sone koyarım. Ama tek bir şarkı, albümü ayrıcalıklı kılmaya yetiyor da artıyor yine de. Albüm güzel. Lakin çok iyi bir ses sistemi olmadan dinlenince tam hakkını veremeyiz dinleyiciler olarak. Albüme 8 veriyorum, ama o şarkı hatrına 10 da verebilirdim ruh halime göre. Amorphis bu, adama neler yapıyor.

    Aeonian_Lich

    @Aeonian_Lich, yok lan yapmıştım yorum, arka sayfada kalmıştır. Neyse. :)

  8. Aeonian_Lich says:

    Kritiği bir kez daha okurken ve albümü dinlerken bir damla göz yaşı düştü. Öyle işte.

  9. saw you drown says:

    bence puan çok şişirilmiş. vasatın ötesine çıkamayan bir albüm.10/6.5

  10. b says:

    yine döne döne dinliyorum ve ilk günkü gibi etkileniyorum. çok ruhani bir albüm ve bu albüme bu puanı vermekten zerre kadar pişman değilim.

  11. baha says:

    bu albüm öylesine güçlü gelmişti ki bir şekilde ödüllendireceklerini düşünmüştüm. tebrikler amorphis. ruhunuz için.

    http://i49.tinypic.com/2zyj5mo.jpg

  12. noise says:

    Göründüğü ya da ilk anlarda duyulduğu gibi olmayan bir albüm.

    Basit basit diyorsunuz ama o basitliğin arkasına gizlenmiş yığınla güzellik barındırıyor.

    Yılların birikimi. Müziklerini daha karmaşık hale getirip “bakın biz neler neler yapabiliyoruz” demek yerine, algısı kolay ama uzun ömürlü şarkılar yapmayı başarabilmişler.

    Elegy albümünden beri Amorphis dinlemiyordum. Hem Skyforger hem The Beginning of Times ilaç gibi geldi. Circle’ı merakla bekliyorum.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.