# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
AMORPHIS – Tuonela
| 17.03.2011

Ruhdöveni.

Özgür DURAKOĞULLARI

Bazı albümler vardır, dinlediğiniz anda vurulursunuz. Analitik zekanız sizi ne kadar taciz de etse, “ama bak pop etkileri var müzikte”, “alternatif rock stili vokal partisyonları var” gibi haklı çıkarımlarla “sen bu albümü sevmemelisin, yoksa kendinle, çeşitli platformlarda sergilediğin tavizsiz metalci tavrınla çelişirsin” yoluna itmeye de çalışsa direnirsiniz. Aslında buna direnme de denmez. Teslim olursunuz o albüme, çünkü seviyorsunuzdur. Kanınız ısınmıştır, ruhunuz göklere çıkmıştır ya da diplere vurmuştur. Bırakın size normalde ters gelen müzikal elementler barınsındır, olsundur. O albüm candır, can.

İşte tanıttığım “Tuonela” albümü de benim için böyle bir anlam taşıyan bir eser. Öncelikle şunu belirtmeliyim, bu günkü kadar geniş bakabildiğim bir dönemde tanışsaydım albümle, zaten böyle “direnme”, “teslim olma” gibi kuvvetli karşı koymalar, pes etmeler yaşamayacağım için sorun olmazdı muhtemelen. Ama iş 20’li yaşların başı olunca, o dönemdeki asilik, “tr00”luk belli konularda kimi zaman at gözlüğü diye tabir ettiğimiz durumla, kimi zaman ise inatçılığa varan kesin, şaşmaz, esnekliğin zerresini barındırmayan tavırlarla birlikte, böyle ikilemlere düşmeniz kaçınılmaz olabiliyor.

“Tuonela” AMORPHIS ile ilk tanıştığım albümdür desem yeridir, orada burada kulak misafiri olduğum birkaç önceki albüm şarkılarını tanışmadan ziyade, kulak aşinalığı sayıyorum. Tam da ilk paragrafta bahsettiğim gibi albüme hemen kanım ısınmıştı. Dinledikçe büyülenmeye başlamıştım. Bu böyle gitti. Zamanla aslında albümün benim genel müzik zevkime ne kadar ters olduğunu düşünmeye başladım.

Bir kere ileri derecede bir oryantallik var melodi yaklaşımlarında ve enstrümantasyonda. Santur, klarnet gibi enstrümanlar bir yana, armonik olarak da doğu gamlarından çok beslenilmiş. Benim o meşhur şaşmaz yargılarımdan biri olan “oryantal müzik metalle birleşince güzel olmuyor, ya da genelde samimi gelmiyor bana” bakış açısı (SYMPHONY X – “V” albümüyle birlikte) bu albümde bildiğiniz çatırdamıştı. (Henüz yıkılmamıştı). Zira bu yargımın sebepleri çok temelsiz olmamasına rağmen, biraz fazla anti-elastik idi. O dönem böyle düşünmemin temelde 2 dayanağı vardı. Birincisi samimiyetsiz, ve füzyon etkisinden ziyade oryantali ayrı batı sound’lu metali ayrı tınlayan zorlama çakma müziklere sık denk gelmem; ikincisi ise vokalistliğini yaptığım CELESTIAL ASYLUM isimli power-progresif metal grubumun demo promosunu batılı şirketlere yolladığımızda, “müzik çok güzel ama Türkiye gibi bir ülkeden bir grubu bünyemize katabilmemiz için mutlaka kendi etnik, oryantal melodilerinizi de yoğunlukla kullanmalısınız. Yoksa firmamız altındaki saygın gruplar kadar iyi bile olsanız, buralı bir grubun maliyeti de bize daha uygun olduğundan, iletişim, ulaşım gibi problemlerin daha az yaşanacağı olgusundan hareketle size albüm çıkartamayız kusura bakmayın” gibilerinden bir cevap almamız oldu. Bu cevap beni, PENTAGRAM gibi grupların da kullandıkları oryantalliğin arkasındaki sebepleri, motivasyonları sorgulamaya itmişti. Tabii neticede bilemem bu tür grupların motivasyonlarını, ama temelsiz spekülasyonlardan biraz öte olur sanırım “böyle de olabilir” diye düşünmek kimi gruplar için.

Söz konusu AMORPHIS olunca bir samimiyet sorgulamasına girmek bana pek mantıklı gelmiyor, zira bu albümdeki oryantal etkiler dışında ciddi grunge’vari vokaller, değişik synth’ler falan grup için riskli adımlardı, ve tahmin edileceği üzere ciddi ters tepkiler yağdırdı grubun üstüne. Hatta “Am Universum” gibi albümlerdeki deneysellik, grubun ne denli maddi kaygıdan ve/veya popülerlik kaygısından uzak olduğunu gösterdi bence. Grubun çok az orandaki fanı, “Tuonela” ile başlayıp “Eclipse”e kadar giden dönemini tam olarak hazmedebildi diyebiliriz.

“Tuonela”da inanılmaz bir ruh bütünlüğü, duygu yoğunluğu ve enfes biçimde harmanlanmış sentezlerin barındığını rahatlıkla söyleyebilirim. Eğer bu albümle bir gönül bağım olmasaydı, veya AMORPHIS elemanları her albümlerini yüksek standartta kurgulayıp icra edebilen elemanlar olmasalardı, ben Pasi Koskinen’in vokallerine “dandik” sıfatını yapıştırmıştım. Ama yani teknik olarak ve ses rengi bakımından hiç de özel olmayan bir vokalistin ses skalasına ve rengine bu kadar mı uygun vokal partları yazılır, ve adam bu partları bu kadar mı içten söyler, ve grunge’a kayan vokaller Amorphis’in ruh dolu müziğiyle bu kadar mı kaynaşır, yer yer içine hafif tuz konmuş baklava kadar hoş bir tezat içinde kulakları ballandırırlar. Ne desem bilemiyorum.

MOR VE ÖTESİ – Bir Derdim Var’ın AMORPHIS – The Way’den apartma olduğu iddialarına mutlaka rastlamışsınızdır. Neyse, “Tuonela” için muazzam bir açılış parçasıdır, ve albümün genel yapısı hakkında hayli fikir verici elementler içermektedir kendisi. Grunge’a kayan vokaller ve yer yer gitarlar, ruh yükseltici pozitifliklerden de nasibini almış hafif bir melankoli, ve her AMORPHIS albümünde olduğu gibi kusursuz enstrüman çalımı, ve dengeli, lezzetli bir sound. Ya Nightfall’ın giriş kısımlarındaki üflemelilere ne demeli? Muazzam. Muhteşem. Tuonela’nın sonlarındaki hüzün, görkem tarif edilemez. Albümün ortalarındaki Greed parçası ise, brutal vokal içeren tek parça olması yönünden albümde ayrı bir yerde duruyor. Ama santur kullanımını da atlamamak iyi olur. Withered ise başka ruh yükseltici bir parça. Bas gitarları da ayrı güzeldir. Ama grup asıl bombasını albümün sonuna saklamış. Mistik girişinden mi bahsetsem, sonrasında eski ANATHEMA’yı andıran ritim yürüyüşlerinden mi devam edeyim. Ama en iyisi insanı adeta ruhdöveni ile döven vokal partisyonlarını vurgulayalım. Bu adamın sesine distorte vokal stili çok yakışıyor, hele ki böyle de iyi partisyonlar yazıldığı anda zaten etkilenmemek mümkün olmuyor.

İşte gerçek bir doğu-batı sentezi. Hala ilk günkü gibi bir heyecanla, obsesyonla dinliyorum demeyeyim, zira iyi ki öyle değil, günde 20 kere bir albümü dinlediğim zamanlara geri dönmek istemem. Ama samimi olarak söylemeliyim ki 10 seneden fazla olmuş olmasına rağmen, hala büyüleniyorum bu şaheseri dinlerken. Ve ilk defa bir albüme 10 vermemin şerefine, bu gece yine derinlere dalmaya gidiyorum.

Not: İyi ki geyik bir modda değilim ve albüme 10 vermiş olmanın ağırlığına bürünmüş durumdayım da başlığı “Tuu! O Ne La!?” olarak koymadım.

10/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.26/10, Toplam oy: 141)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1999
Şirket
Relapse Records
Kadro
Pasi Koskinen: Vokal
Esa Holopainen: Solo gitar, akustik gitar
Tomi Koivussaari: Ritim gitar, sitar
Olli-Pekka Laine: Bas
Pekka Kasari: Davul
Şarkılar
1. The Way
2. Morning Star
3. Nightfall
4. Tuonela
5. Greed
6. Divinity
7. Shining
8. Withered
9. Rusty Moon
10. Summer's End
  Yorum alanı

“AMORPHIS – Tuonela” yazısına 20 yorum var

  1. sacrifist says:

    Güzel albüm ancak 10/10 baya iddalı olmuş.Elegy 10/10′a yaklaşan bir albüm zannımca…

    Aeonian_Lich

    @sacrifist, 20 küsur kritik kariyerimde hiç 10/10 vermemiş olmam ve yaş da ilerliyor paniği birleşince vermeliyim 10 dedim verdim. :) Subjektif bir değerlendirme oldu, hem de fazlasıyla. Farkındayım. Ama “Elegy”e 10 vermem ben açıkçası. Zira tüm şarkılarını sevdiğim albümlerden biri değil o. Tuonela bir de çok farklı bir albüm, eşi benzeri yok bence. O da 10 vermemin diğer bir sebebi. Ha bir de yıllardır dinlememe rağmen bende hiç eskimedi hala aklıma geldikçe büyük bir keyifle dinlerim.

    sacrifist

    @Aeonian_Lich, dikkat ettiysen Elegy 10/10′a yakın dedim:)Dediğin doğru o albümün bütün şarkıları şaheser değil.Aynı duyguları ben Elegy’de hissediyorum sadece.Bide bu vokal daha güzeldi. Yeni elemana alışamadım ben.

  2. patogonomic says:

    amorphisin benim için de çok ayrı bi yeri vardır,bu gönül bağım sebebiyle nasıl bi iş çıkarırsa çıkarsınlar o çalışmaya objektif bakamıyorum-burası sanki guzel olmamış…yok yok aslında burası da güzel-şeklinde gidip gelmelerim oluyo bazen..ama sadece bazen..
    kritiği okudum,puanlama bence azcık fazla ama sonuçta yazarın beğenisi bu yönde olabilir.ben 7.5 verirdim(şöyle ki buna tam puan verirsek tales from…ve ya eclipse gibi şaheserlere verecek not kalmaz)
    ayrıca bu güzel albümü kritik ettiği için yazara teşekkürler

  3. Ugur says:

    Rusty Moon’un hastasıyım.

  4. İlginç şekilde Tuonela’yı, Am Universum’ ve Far From the Sun’ı bugüne dek hiç dinlemedim. Neden bimiyorum. Bu üçünün öncesini ve sonrasını defalarca dinledim ama o üçünü hep atladım nedense.

    patogonomic

    @Ahmet Saraçoğlu, amorphis diskografisinde bi sıralama yapsam(hepsini de çok severim o ayrı),benim nazarımda şu dinlemediğin 3 albüm son 3 sıralamayı paylaşırdı :) o yuzden bence kaymak olan albümleri kaçırmamışın. amorphisi çok da ahlar vahlar ederek dinlemeyen biriysen çok şey kaçırmamışın yani

    Ahmet Saraçoğlu

    @patogonomic, bana da öyle geliyo.

  5. b says:

    elegy sonrası çok eleştiriye uğrayan bir albümdü özellikle morning star v.b. şarkıları yerin dibine sokulmuştu. çok etkileyici bir albüm olduğu doğru ama bir elegy ya da tales form the thousand lakes kadar değil. elegy’nin tüm şarkıları çok iyidir ama bu albümde greed ve morning star şarkı yapısı olarak çok sırıtıyor. diğer şarkılarda pek sorun yok. bu saydığım iki şarkıda da problem yok fakat albüm içerisinde pek eğreti bence. bir de gayet hüzünlü bir soundu var bu albümün. bana göre 10/8. fazlası yok.

    Aeonian_Lich

    @b, Hiç öyle düşünmüyorum. Hatta aksine Morning Star’ın albümün ruhunu oluşturan en önemli parçalardan biri olduğu yönünde bir algım var. Greed biraz basit bir şarkı, albümün en zayıf şarkılarından olduğu kesin. Bir de yazıda anlatmaya çalıştığım gibi, belli kriterlere göre düşünüldüğünde albümde çok fazla eğretiliğe rastlamanız olası. İşte ben analitik kulağımı devreye sokamıyorum bu albümü dinlerken hiç.

  6. b says:

    bence de albümün ruhunu oluşturan en önemli şarkılar girişteki the way, nightfall, divinity ve rusty moon ve summers end gibi şarkılardır bence. bu besteler klasik amorphis şarkılarına benziyor fakat moning star’da bariz alternatif rock etkiler mevcut ve bu da bu besteyi diğerlerinden ayrıksı yapıyor.

  7. cudas says:

    “Ama yani teknik olarak ve ses rengi bakımından hiç de özel olmayan bir vokalistin ses skalasına ve rengine bu kadar mı uygun vokal partları yazılır, ve adam bu partları bu kadar mı içten söyler, ve grunge’a kayan vokaller Amorphis’in ruh dolu müziğiyle bu kadar mı kaynaşır, yer yer içine hafif tuz konmuş baklava kadar hoş bir tezat içinde kulakları ballandırırlar.”

    Sonunda bu adamı “Sesi aslında kötü lan” dememe rağmen niye bayıla bayıla dinlediğimi anladım resmen.

  8. zafush says:

    Çok anısı vardır çok . . . Mükemmel bir albümdür bence Amorphis diskografisinde herhalde en iyisi derdim . . .

  9. hiç says:

    uçuruma ittiren bir havası vardır albümün,yeri anlatılamaz kadar büyüktür yeri bende..

  10. kantele says:

    Bu albüme düşük oy veren hastalıklı ruhlar kim merak ediyorum. Amorphis’in Karelian Isthmus albümünü de bunu da seviyorum arkadaş. Onlar benim ilk göz ağrım. Sıçsalar dinlerim.

  11. dadat dadat… Last day brings the grace.

    fena albüm, güzel kritik.

    Divinity’nin anısı olmasa daha çok sevicem ama olmuyo :D

  12. Aeonian_Lich says:

    69 oy 3.70 ortalama. (69 olması da manidar) Amma etkilemiş albüm milleti yahu. Gören basmış 1′i. Acılarına tuz mu bastık nedir. :-)

    Ahmet Saraçoğlu

    @Aeonian_Lich, 10/10 verilen albümlerde, hele ki herkesçe kabul edilen bi klasik değilse, yaşanabiliyor o durum.

  13. trailblazer says:

    bu sitedeki grup ve albüm yazılarında aşırı subjektife kaçılıyo biraz da. Bu yüzden ne yorumların ne de puanların önemi kalmıyo. bi kere isteyen istediği kadar oy verdiği sürece bi sonuca varılamaz. buna bi çözüm bulunsun.

    albüme gelince amorphis’in en kral albümlerinden biri bence de. 10 çıkar mı o tartışılır tabi. ben 8 verdim. divinity candır.

  14. Mirror says:

    Tuonela çok ilginç bir albüm. Amorphis gibi bir grubun potansiyel altyapısına ve bu albüm öncesinde yaptıklarına bakınca Tuonela’da pek bir numara yokmuş gibi geliyor. Ancak ne hikmetse, genelde insanlar (ve şahsım) bu albümde gizemli bir çekicilik buluyor(uz). Amorphis bile bile mi yaptı o dönem bu konuda emin değilim ama değişik bir formül buldukları kesin. İksir gibi.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.