# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
SAINTS ‘N’ SINNERS – Rise of the Alchemist
| 09.04.2022

Tarzında ülkemizden çıkmış en iyi albümlerden biri.

Albüm çıkarma sıklığı konusunda TOOL’u bile minibüse bindirebilecek bir grupla birlikteyiz bugün. 2002’de kurulan, ilk albümünü 11 yıllık bekleyişin ardından 2013 yılında çıkaran İstanbullu melodik metal grubu SAINTS ‘N’ SINNERS, o albümden 9 yıl sonra ikinci çalışması “Rise of the Alchemist” ile karşımızda.

Bu uzun aralar belki grubun bestecisi Deniz Tuncer’in mükemmeliyetçiliğinden belki de başka birtakım yoğunluklarından kaynaklanıyor olabilir. Her ne kadar bahsettiğimiz bu aralar gerçekten de bir grubun kariyeri düşünüldüğünde çok ama çok uzun süreleri ifade etse de iki albümdür ortaya çıkan sonuçlara baktığımızda SAINTS ‘N’ SINNERS’ın çalışma şeklinin bu olduğunu kabul etmek sanırım en mantıklısı olacaktır.

Elimizdeki iki adet veriye dayanarak rahatlıkla söyleyebiliriz ki, SAINTS ‘N’ SINNERS çok uzun aralıklarla çok iyi albümler çıkaran bir grup.

Kayıtları İstanbul, Münih ve Kiev’de gerçekleşen ve yine Deniz Tuncer’in prodüktörlüğünde hayat bulan “Rise of the Alchemist”, sound’undan vokal performansına kadar her anlamda dünya standartlarında bir albüm. Melodik metal, heavy metal, power metal artık ne derseniz deyin, albümdeki tüm şarkıların her bir detayı en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş ve bu mükemmeliyetçi yaklaşıma rağmen ortaya son derece doğal, dinamik, ruh dolu gelen bir iş çıkmış. Özellikle nakarat yazımı SAINTS ‘N’ SINNERS’ın en güçlü kozlarından biri ve Mehmet Kaya’nın kusursuz vokal performansı sayesinde şarkılar yükseldikçe yükselmiş, neredeyse her biri klip çekilebilecek düzeye gelmiş. Misal “Sign of Things to Come”a falan klip çekilmezse ortalık karışır, istenmeyen görüntüler ortaya çıkar. Öyle bir şarkı.

Müzikal karakter olarak SAINTS ‘N’ SINNERS, birbirine muadil gruplarında çok sayıda görüldüğü ve pek çok grubun ayrıştırılır özellikler benimseme konusunda çok da hevesi olmadığı bir tarz içerisinde top koşturuyor. Misal AVANTASIA gibi, EDGUY gibi çeşitli referansların akla gelmesi gayet olağan. Ne var ki SAINTS ‘N’ SINNERS bu tür müziği yalayıp yuttuğunu, avucunun içi gibi bildiğini gösterecek düzeyde bir hâkimiyet ve maharet sergilediğinden aklınıza benzer türde müzik yapan gruplar yerine SAINTS ‘N’ SINNERS’ın bu tarzı ne kadar mükemmel yaptığı düşüncesi geliyor.

Mehmet Kaya’nın özgün ses rengi, gitar melodileri, cayır cayır sololar, klavye altyapısının verdiği derinlik, bas ve davulun kattığı dinamizm ve hepsini çevreleyen kusursuz prodüksiyon bir araya gelince, insanın dinledikçe dinlemek isteyeceği bir iş ortaya çıkmış. Şarkı ismi vermeyeyim çünkü her bir şarkı profesyonellik, ustalık, ne yaptığını bilirlik kokuyor. Açılışı yapan “As Above So Below”dan itibaren kesinlikle dünya çapında bir albümle karşı karşıya olduğunuzu zaten anlıyorsunuz.

Yine de yüzümde tebessümler oluşturan birkaç şarkının adını vermem gerekirse, hayatta en çok sevdiğim albümlerden biri olan “Dead Winter Dead” göndermesiyle SAVATAGE’a selam çakan ve “Christmas Eve (Sarajevo 12/24)”a kardeş gelen “Death Comes in Winter” ve tesadüf değilse Deniz Tuncer’in IRON MAIDEN sevgisinin bir tezahürü olan “Fear of the Dark” göndermeli “Queen of the Nile”ın isimlerini anmış olayım. Bir power metal dinleyicisinin özellikle “Death Comes in Winter”ın 2.26-2.57 arasında tüylerinin ürpermemesi bana mümkün değilmiş gibi geliyor. HELLOWEEN etkisinin en belirgin şekilde görüldüğü “Saviour of the Damned”ın en sonunda Mehmet Kaya’nın Michael Kiske ile LOST HORIZON’dan Daniel Heiman arası bir şeye dönüştüğü çığlığı da albümün en sevdiğim anlarından biri.

İlk albümdeki başarısının tartışmasız şekilde üstüne çıktığını düşündüğüm SAINTS ‘N’ SINNERS’dan bir tek dileğim var, o da “Rise of the Alchemist” gibi bir albümün ardından en önemli gündem maddesini arayı çok açmamak olarak belirlemesi ve çalışmalarını bu doğrultuda sürdürmesi. “Rise of the Alchemist” bence tarzında ülkemizden çıkmış en iyi işlerden biri -birincisi diyene de karşı çıkılacağını sanmam- ve seviyeyi bu noktaya çıkardıktan sonra üçüncü albümü 2047’de falan çıkarırlarsa bu potansiyele ve “Rise of the Alchemist”in yarattığı bu coşku dolu rüzgâra cidden yazık olur. SAINTS ‘N’ SINNERS türün tüm takipçileri tarafından bilinmeyi hak eden bir grup ve bunu öylesine söylemiyorum.

“Rise of the Alchemist”, tarzında yılın albümlerinden birini dinlemek isteyen herkesin ilgi göstermesi, tanık olması gereken şahane bir 1 saat sunuyor. Şahsen ülkemizden çıktığı için gurur duyduğum, adları festival afişlerine koca koca puntolarla yazılan türdaşlarından hiçbir eksiği olmadığını düşündüğüm epey az miktarda, belki de iki elin parmaklarını geçmeyecek sayıda albüm var. Çıkalı sadece bir gün olmasına rağmen “Rise of the Alchemist” de bu albümlerin arasına, üstelik de daha ilk dinlemeden girmiş bulunuyor. Emeği geçen kim varsa hepsine tebrikler.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.79/10, Toplam oy: 39)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2022
Şirket
SNS Records
Kadro
Deniz Tuncer: Gitar, besteler, sözler
Mehmet Kaya: Vokal
Kıvanç Kaytanlı: Gitar, klavye
Berkan Çakmak: Bas
Doğan Rekkalı: Davul
Şarkılar
1. As Above So Below
2. Sign of Things to Come
3. Sacred Ground
4. Saviour of the Damned
5. Dreamer
6. Death Comes in Winter
7. Queen of the Nile
8. Ivory Tower
9. Rise of the Alchemist
10. Catch 22
  Yorum alanı

“SAINTS ‘N’ SINNERS – Rise of the Alchemist” yazısına 5 yorum var

  1. deadhouse says:

    Catch 22 çok iyi. Uzun zamandır dinlediğim en iyi heavy metal parçalardan biri. Başarılar diliyorum ancak maalesef youtube izlenme oranını görünce içim burkuldu.

  2. woodenpint says:

    Heavy metalin daha sert ve power metalsiz halini seven biri olsam da ülkeden rock adı altında arabesk pop grupları çıkacağına böyle gruplar çıksın. Ha zamanında saçma sapan grupları da gördük doğru düzgün bir beste veya prodüksiyon yapamadan özensiz albümler çıkarıp saçma sapan şeylerin ekmeğini yemeye çalışarak kendini komik duruma düşüren ama bu arkadaşlar belli ki işi çok daha ciddiye alıyorlar ve baya da sağlam çalıyorlar. Albümdeki klip çekilmeyen şarkıları daha çok sevdim, sıkıldığım yerler de oldu çok zevk aldığım yerler de oldu ama gayet güzel iş ve umarım daha da üzerine koyarak ve sertleşerek devam ederler.

  3. OblomoV says:

    Uzun bekleyişe değen bir albüm çıkardılar ama umarım tekrar bu kadar bekletmezler. Sevmediğim tek kısım klasik power metal davulu yerine biraz daha saldırgan ve varyasyonlu davul performansı olsaydı belki daha da hoş olurdu diyeceğim ama o zaman olayın dengesi bozulabilirdi belki. Bu da illa bir kusur aramak gerekirse tabi yoksa her şey yerli yerinde, kayıt kalitesi çok iyi ki bu yerli gruplarda daha dikkat ettiğim bir konu.
    Death metal gruplarında dünya çapında işlere alışmaya başlamışken power metalde de benzer bir güzellik geldi hoş geldi. Türünde yılın albümlerinden biri.

  4. Rzeczom says:

    vokaller iyiymiş.

  5. Emre Görür says:

    Konu 1: Saints ‘N’ Sinners ve Türkiye’de power metal
    “Rise of the Alchemist” çok iyi düzenlenmiş, baştan sona kalite çıtasını yükseklerde tutan akılda kalıcı besteleri, gerçek anlamda müthiş vokal performansı, başarılı prodüksiyonu ve benzeri unsurlar sebebiyle alanında Türkiye standardını epey aşan bir albüm. Nokta!

    Konu 2: Saints ‘N’ Sinners ve özgün karakter meselesi
    Grubun ilk albümü klasik heavy metal ile power metal arasında gidip gelen bir karaktere sahipti. Bazı şarkılar safkan power metal çizgisine sahipken diğerleri klasik heavy metal alanında konumlanıyordu. Benim albümü dinlediğimde düşündüğüm şey power metal’e yönelmenin grubu sıradanlaştırdığıydı, ama belli ki Deniz böyle düşünmüyor veya bu hususu umursamıyor, zira “Rise of the Alchemist”te karşımıza farklı power metal anlayışlarının bir arada sunulduğu bir albüm çıkıyor esas olarak.
    Dost acı söyler misali direkt ifade edecek olursam, bana kalırsa bu albümde grubun “karakter sorunu” daha da derinleşmiş. Saygı duruşu niteliğindeki bölümler bence gereksiz olmuş. Grubun genel bir çizgisi olmadığı için bu değişimler şarkılara sanki farklı gruplara ait kolajlarmış gibi bir his verebiliyor. Başka bir grup olsa Savatage, Helloween, Maiden, Dio-Sabbath gibi grupları bu kadar iyi yansıtmak bir övgü sebebi dahi olabilir, ama Saints ‘N’ Sinners çok daha fazlasını yapabilecek bir grup. Deniz favori grupları temelinde düşünmeyi bırakıp kendisine özgü bir karakter oluşturmaya odaklansa çok farklı şeylerden konuşuyor olurduk.

    7,5/10

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.