# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
WILDERUN – Veil of Imagination
| 20.11.2019

Şirket desteği olmadan üç albümdür destan yazıyorlar, kendi imkânlarıyla bir kez daha yılın en iyi albümlerinden birine imza atıyorlar.

Yeryüzünde folk metal, progresif death metal ve senfonik unsurları belki de en iyi bir araya getiren grup olan WILDERUN’un yeni albümü “Veil of Imagination”dan rengârenk selamlar. Rengârenk diyorum, çünkü WILDERUN gerçekten de muazzam bir renk paletine sahip, ne yapacağı belli olmayan harikulade bir grup.

Adını doksanlarda benim de okuduğum Elfstones of Shannara kitabındaki geçen bir yerden alan WILDERUN, incelemesinin altına sadece 1 yorum gelen bir önceki albümü “Sleep at the Edge of the World” ile adını çok güçlü şekilde duyurduktan ve pek çok mecrada o yılın en iyi albümlerinden biri, hatta albümü olarak gösterildikten sonra doğal olarak yeni çıkacak çalışması herkesçe merak edilir olmuştu. “Sleep at the Edge of the World” muhteşem bir albüm olduğu için o albümün ardından grubun büyükçe bir şirketle anlaşacağına kesin gözüyle bakıyordum.

Lakin sebebini bilmediğim, belki de grubun tercihine bağlı bir sebepten, WILDERUN üçüncü albümünü de kendi imkânlarıyla çıkarıyor. Bunun kötü taraflarından biri, albüm haberinin pek çok haber sitesinde kendine ya yer bulamamış ya da çok geç yer bulmuş olması. Arkalarında öylesi zengin, benzeri az bir müziği çok daha güçlü şekilde tanıtacak ve grubu turnelere, festivallere sokacak bir şirket olsaydı, muhtemelen bu yazının altına daha fazla yorum gelirdi, “Veil of Imagination” yıl sonu listelerinde kendine daha çok yer bulurdu.

Tabii önemli olan ne kadar duyurulduğu değil, ortaya ne konduğu; WILDERUN’ın bu noktada yaptığı şey gerçekten her türlü övgüyü hak eden, sonsuza dek takdir edilmesi gereken bir şey. Şimdi biraz bundan, WILDERUN’un muazzam müzikal karakterinden bahsedelim.

Öncelikle WILDERUN ne yapmak istediğini ilk andan fazlasıyla belli ediyor. Olayın folk tarafını enfes biçimde ele alıyor ve masalsı bir atmosfer yaratıyorlar. Son derece sinematografi, dramatik, melankolik, nostaljik bir havaları var ve bunu yeri gelince karanlık yeri gelince aydınlık çerçeveler eşliğinde renklendirerek ortaya gerçek anlamda sanatsal bir şey çıkarıyorlar. Adamların müziği hareketli bir tablo gibi; bakmaya doyamıyor, baktıkça yeni şeyler görüyorsunuz.

Albümün açılışını yapan 14.32’lik “The Unimaginable Zero Summer” zaten bizi nasıl görkemli, heybetli bir şey beklediğini gösteriyor. Şarkıda o kadar fazla renk var ki WILDERUN da neymiş sorusunun birden fazla cevabını bir çırpıda (aslında 14,5 dakikada) alıveriyoruz. Vokal, ritim gitar, akustik gitar, mandolin ve klavyeden sorumlu Evan Anderson Berry, WILDERUN’un hem kurucusu hem de ana bestecisi. Onun vokal kullanımı gruba ciddi anlamda çok karakteristik bir tat katıyor ve olay ister istemez bir masal havası kazanarak bizi çeşitli görsellerle dolu müzikal bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yılın en akılda kalan albümlerinden birini çıkaran IMMORTAL BIRD’de bir süre çalan ve Berry, bu sayede olayın sert tarafına da yabancı olmadığını gösteriyor ve “Veil of Imagination”ı kontrastların birbiriyle dans ettiği bir şahaneliğe çeviriyor.

WILDERUN’u dinlerken olayın değişken, senfonik ve orkestrasyonu bol kısmından Devin Townsend’vari bir hava alıyoruz. Townsend’in konsept işlerindeki gibi bir bütünlük, ne yaptığını bilirlik söz konusu ve bu sayede WILDERUN dinlerken hep bir “adamlar işi biliyor” hissi oluşuyor. Bunun yanı sıra, müziğin progresif death metale kaydığı yerlerde “Still Life” ile “Blackwater Park” dönemi OPETH’in görkemini anımsatan bir ruh hâli ortaya çıkıyor. Müzikte direkt olarak OPETH’e benzeyen, onu andıran bir şey yok ama kükremeler ve gitarların epik kullanımı bu tarz bir güç gösterisine ortam hazırlıyor.

Aslında şarkıları yazıya ayrı ayrı koymak istemiyorum, ancak kimilerinin albümü baştan başlatıp dinleme zahmetine girmeyeceklerini bildiğimden grubun dinlenme ihtimalini kendimce artırmaya çalışıyorum. Sonuçta günümüz dinleyicisinin bir kısmının algı eşiği ve sıkılma, zahmet etmeme düzeyi ortada; albümü açan şarkının ilk notasının 40. saniyede duyulduğu düşünüldüğünde, WILDERUN gibi bir grubun es geçilmemesi için ortam hazırlamaya çalışıyorum. İlk şarkı dedik, oradan devam edelim. Yukarıdaki paragrafın başında da bahsettiğim “The Unimaginable Zero Summer” öyle bir şarkı ki, dinleyicinin kendisini çok değişken, çok olaylı bir albüm beklediğini anlamaması neredeyse imkânsız. Şarkı o kadar güçlü bir ortam ve atmosfer hazırlıyor ki kendinizi “önümdeki 1 saat tamamıyla bu albüme ait olacak” ruh hâline hazırlıyorsunuz. Bazen bir vokal değişimi, bazen giren bir yaylı ya da mandolin melodisi bir anda size “haydaaa” dedirtiyor ve akabinde grubun neler yapacağını merak etmeden duramıyorsunuz. Gerçekten son zamanlarda duyduğum en güçlü şarkılardan biri.

Tabii bu şarkıyı sadece referans olması için söylüyorum. Albümün tamamı eksiksiz şekilde başyapıt olma potansiyeli taşıyor. Bunu şimdiden söylemek zor elbet, ancak her detayının bu doğrultuda yazıldığı ve WILDERUN’un tıpkı bir önceki gibi bunu da muhteşem bir albüm olması amacıyla yazdığı apaçık ortada. WILDERUN her albümüyle farklı bir eser ortaya koyan, gerçekten sanatçı gözüyle baktığım adamlardan kurulu bir grup, bu yüzden herhangi bir albümlerinin ardından gruptan “bu en iyi albümümüz” türünde şeyler duyacağımı zannetmiyorum. Ortaya bir eser koymak istedikleri ve çok geniş perspektifli şekilde düşündükleri o kadar belli ki…

WILDERUN çok ama çok iyi bir grup. Kendini sınırlamıyor, asla boş yapmıyor, üç albümdür destan yazıyor. Onları dinlemek bence gerçek bir zevk ve yaptıkları şarkıları duyup takdir edecek daha fazla insan olması gerektiğine (ve duyduklarında takdir edeceklerine) tüm kalbimle inanıyorum.

“Veil of Imagination” yılın folk etkili en iyi albümlerinden biri.
“Veil of Imagination” yılın en iyi progresif death metal albümlerinden biri.
“Veil of Imagination” yılın en iyi orkestrasyon kullanılan albümlerinden biri.

Ve “Veil of Imagination” tekil olarak bunların toplamından da değerli olarak, yılın en iyi albümlerinden biri.

9,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.58/10, Toplam oy: 43)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2019
Şirket
El Emeği Göz Nûru Plakçılık
Kadro
Evan Anderson Berry: Vokal, ritim gitar, piyano
Joe Gettler: Lead gitar
Daniel Müller: Bas, klavye, orkestrasyon
Wayne Ingram: Orkestrasyon
Jonathan Teachey: Davul
Şarkılar
1. The Unimaginable Zero Summer
2. O Resolution!
3. Sleeping Ambassadors of the Sun
4. Scentless Core (Budding)
5. Far from Where Dreams Unfurl
6. Scentless Core (Fading)
7. The Tyranny of Imagination
8. When the Fire and the Rose Were One
  Yorum alanı

“WILDERUN – Veil of Imagination” yazısına 26 yorum var

  1. tahsin says:

    İlk dinlememden beri soylerim yilin albumu diye. Kritik soylencek herseyi soylemis. Tek sorum neden 10 degil?

    Ahmet Saraçoğlu

    @tahsin, çünkü müzik yapmaya devam ediyorlar ve bunu da aşarlarsa gidecek yerim olsun diye yarım puan pay bıraktım. :)

  2. tahsin says:

    Ayrica dinler dinlemez olum still life gibi demistim yanilmamisim. \m/ hatirlar

    \m/

    @tahsin, kritiği görür görmez tahsini tutun yazmaya geldim de çoktan başlamışsın övmeye

    tahsin

    @m/, ahahahha

    Her dinlediğimde ayrı bir kafa yaşıyorum. En son dinlediğimde yağmur atlında şort ile halısahaya yetişmeye çalışırken So run far from where dreams unfurl diye bağıra bağıra koşuyordum.

  3. dice says:

    çok iyi bir inceleme. çok da iyi,rengarenk bir albüm.

  4. killyourselfchuck says:

    çiçek gibi albüm

  5. Wilderunn says:

    Bunu yazanın burada yazıları çıkmıyor muydu eskiden? Yanlış mı hatırlıyorum

    https://twitter.com/koranoid/status/1197620212633415680

    Ahmet Saraçoğlu

    @Wilderunn, eskiden yazıyordu, evet.

  6. ytncl says:

    Opeth, Opeth diye nicesine sarıldım,
    Benim sadık yarim, Blackwater Park’tır.

    Hiç bir grup eski Opeth’in yerini tutmuyor, tutmayacak da ama her seferinde insan yine de beklentiye giriyor. Şu bir gerçek ki, 98 – 2001 arası Opeth’in, grubun kendisi tekrar etmek istese bile tekrar edemeyecek. Biz de romantizm kasıp duracağız.

    \m/

    @ytncl, biraz daha abartıp müzik tarihinin zirvesi 95-2001 arası opeth ve 73-77 arası pink floyd’dur diyorum. Şimdi hangisi zirve kardeş anlamadım bir bok demeyin ayrıca

    Dysplasia

    @ytncl, Çoğu kişinin aksine Opeth’in zirve noktasının Ghost Reveries olduğunu düşünüyorum. Daha doğrusu o albümdeki Ghost of Perdition ve Reverie/Harlequin Forest şarkıları. Tüm albüm olarak değerlendirince biraz ‘şey’ kalıyor olabilir eskilere nazaran.

  7. Rashid says:

    Bu albüm çıktığı zamanlarda bandcamp hesaplarından bir şarkılarını(hatırlamıyorum açıkcası hangisi olduğunu) dinlemiştim. O anda artık başım mı ağrıyordu yoksa kötü bir gün mü geçirmiştim bilmiyorum ama beğenmeyip, kapatmıştım yarıda. Kritiği sitede yayınlanan albümlerden hangisini dinlemediysem hemen o albümü bi gözden geçiririm. Bu albümü de “Bu kadar övülmüş, türü de bana uyuyor bir şans daha vereyim” dedim ve beyin boşalması yaşadım adeta(Bu arada bu vesileyle bir kez daha teşekkürler Ahmet abi kritik için yoksa canım grubu es geçecektim). Senfonik müziği de progressive metal’i de seven biri olarak hala aklım almıyor nasıl o şarkıyı beğenmedim ilk dinleyişte.

    Neyse albüm hakkında zaten söylenilesi her şey söylenmiş, on numara bir albüm. Adamlar ilham aldıkları her grubu, müzisyeni öyle güzel yedirmişler ki, müziklerine insan hayret ediyor. Hele o gitar tonları beni direk Opeth dünyasına götürdü. Bu arada ben yıllardır Devin Townsend projelerinden böyle bir şey bekliyordum ama nasip Wilderun içinmiş :D Albümü dinleyeli bir saat falan oldu ama ben hala etrafa bakınıp salakca gülümsüyorum.

    Grubun hiçbir şirketle sözleşme imzalamama durumunu anlıyorum ama full indie devam edeceksen sosyal medya hesaplarına abanman lazım. Onu da yapmayınca olan hem kendilerine hem de bize oluyor. Eminim ki, bu tür grupları seven binlerce dinleyicinin hala bu gruptan haberi bile yoktur. Albümü de şimdilik yalnızca digipak olarak piyasaya sürmüşler. Evet, plak işi biraz maliyyetli ama çıkracakları her sürümün sold out olacağına eminim. La sırf kapak yüzünden bile insanlar alır bu albümü. Kısacası, eğer albümün plak versiyonu önümüzdeki bir yıl içinde çıkmazsa adamları durmadan spam mesajlarla bıktırma potansiyelim var. :D

    Retrokafa

    @Rashid, hocam plakları nerden alıyorsunuz? merakımın sebebi bende 1 buçuk senedir falan bu işle ilgileniyorum ama yurtdışından alma konusunda sıkıntı yaşıyorum amazon haricinde bir opsiyon bulamadım.

    Rashid

    @Retrokafa, kusura bakma şimdi görüyorum yorumunu. Direk şirketlerin kendi sitelerinden de alabilirsin ya da benim gibi discogs’a abana bilirsin. Açıkcası benim için 2. el(tabii ki eğer iyi durumdaysa) olması sorun değil. O yüzden bu site benim için bir vaha gibi. Shipping olayına gelirsek ülkeden ülkeye değişiyor. Ben Azerbaycanda yaşıyorum ve benim için shipping’i en uygun ülkeler Almanya(1 numaralar benim için. Fiyatları inanılmaz uygun komşularına nazaran), Fransa, Slovenya, Finlandiya gibi ülkeler ama satıcısına göre fiyatlar değişiyor. Eğer satan kişinin reytingi iyiyse için rahat bir şekilde alabilirsin. Tavsiyem UK, Hollanda, İtalya gibi ülkelerden uzak durman. Nedeniyse shipping’leri inanılmaz pahalı. 70, 80′lerde çıkan albümlere bakıyorsansa tavsiyem eğer fiyatı uygunsa Japon plaklarını alman. Plak işinde Japonlar kadar kaliteli plaklar çıkaran ikinci bir ülke yoktu zamanında. Maalesef şimdi tamamen cd odaklılar.

    Bu arada Türkiyedeysen Hammer Müzik’e bir bak derim. Bir çok albümlerin plaklarını onlarda da satılıyor ve fiyatları uygun sitelerinde gördüğüm kadarıyla. Maalesef Türkiye-Azerbaycan shipping fiyatları pahalı olduğu için bana pekte uygun değil.

    Retrokafa

    @Rashid, discogs hiç kullanmadım pay-pal olmadığı için burada. yabancı bir ülkeden birinin hesap numarasına para yatırma işi feci pahalıya patlar gibi geliyor.Bir de inanılmaz vergiler çıkarmaya başladılar zaten ota boka…
    mümkünse Discogs sayfannızı paylaşır mısınız?

    Rashid

    @Retrokafa, Paypal hiç mi çalışmıyor? Mesela Azerbaycan için paypal ile para gönderebiliyorum ama para alamıyorum. Türkiye için de durum aynı değil mi? Bankadan para gönderme olayı aşırı pahalıya mal oluyor.
    Sana dostluk attım discogs’da.

    Retrokafa

    @Rashid, Ne yazıkki pay-pal hiç kullanılmıyor türkiye de:(

    Rashid

    @Rashid, ne kadar kafa ütülediysem artık adamlar nihayet plak versiyonları için Century Media ile anlaşmışlar ve bir kaç renkte çıktı artık plakları :D

  8. Rust in Peace. says:

    Böyle çiçekli böcekli bildiğiniz başka albümler var mı ya? Gına geldi hep kan vahşetten ne güzel bu albüm ya

    So run… far from where dreams unfurl!

    \m/

    @Rust in Peace., çiçekli böcekli müzik denince aklıma nedense Ghost geliyor hep. Konseptlerine bakınca alakası yok fakat sanırım sebebi o konseptlerinin aksine oldukça soft bir müzik yapmaları

    Berca B.

    @Rust in Peace., Angra ve Kaipa seversin diye düşünüyorum:

    Angra: https://www.youtube.com/watch?v=6b0Dn2mBaTs

    Kaipa: https://www.youtube.com/watch?v=eazmzE4cIO8 (bunun kapağı bile direkt çiçek böcek)

    deadhouse

    @Rust in Peace., https://youtu.be/ye5BuYf8q4o

    Eğer hala dinlememişsen…

    Niye bu kadar ünlü bir grubu ve şarkıyı önerdim çünkü Rolling Stones, Led Zeppelin dinlememiş kimseler bile var.

    Ahmet Saraçoğlu

    @deadhouse, Paint it Black ve Satisfaction dışında bir tane bile The Rolling Stones şarkısı dinlemedim.

  9. koca says:

    Kritikte geçen “Müzikte direkt olarak OPETH’e benzeyen, onu andıran bir şey yok” cümlesi, Pasifagresif tarihinde en katılmadığım şey olabilir. İlk şarkıyı Blackwater Park’a hiç değiştirmeden koyun, bilmeyen dinleyiciye sırıtmayacaktır bence…

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.