# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
SODOM – Tapping the Vein
| 16.01.2016

Deutsch thrash ist krieg.

Şehmus YILDIRIM

Özellikle 1991 ve 1992 senesi olmak üzere 90′lı yıllar thrash metal adına oldukça hareketli zamanlardı. Diğer alanlarda da 90′lı yılların havası bir başkaydı zaten, ama bugün thrash metalden bahsedeceğiz. Ben o zamanları görmedim, ama o yıllarda yaşayan thrash metal dinleyicilerinin art arda çıkan başyapıt düzeyindeki albümler karşısında neler hissettiklerini, ne biçim koptuklarını ”Olm budur lan işte! Böyle sikerler!” moduna az çok girdiklerini tahmin edebiliyorum. Tam thrash olmasa da “Countdown to Extinction”, dibine kadar thrash “Rust in Peace”, “Arise” gibi albümlerin art arda çıktığı zamanlardan bahsediyoruz.

Tam da o zamanlarda Alman thrash’inin yıkılmaz kalesi Sodom en sert mermilerini birer birer namluya sürmekteydi. Sodom sertti, çok sertti; acımasız ve yakıcıydı. Hâlen de öyledir; öteki grupların ipleri saldığı bu dönemlerde Sodom hâlen çok sert. Her ne kadar “Tapping the Vein” ile “Code Red” arası dönemlerinden pek memnun olmasam da, Sodom tavizsiz derecede iyidir. Dinleyiciyi atmosferine alır, havasını solutur ve acımasız, sert müziğinin içinde onlarla birlikte kopmaya başlar.

İşte “Tapping the Vein” de tam böyle bir dönemin ürünlerinden. Bana göre Sodom’un en kaotik albümlerinden biri. Öteki albümlerine kıyasla daha ürkütücü ve çok daha ”death” bir atmosfer barındırıyor, kimi dinleyiciler için Sodom’un en iyisi. Sağlam thrash açlığının bitmek bilmediği yıllarda ilaç gibi gelmiştir diye düşünüyorum.

Death metal etkenlerinin iyice arttığı anlarda Tom Angelripper’ın karakteristik vokali gerçekten farklı bir hava yaratıyor. Sanki ufak hamlelerle olay bir death metal albümüne dönüşecek gibi. Death metal ve thrash metalin birbiriyle epey ilgili türler olduğu düşünülünce, bu gibi şeyler iyi yapıldığında tadından yenmiyor. Burada ”bu iş” hakkıyla yerine getiriliyor.

Davullarda 2008 de kaybettiğimiz Christian ”Witchhunter” Dudek son kez iş başında ve gayet iyi bir iş çıkarıyor. Gitarların hızlandığı, vokalin coştuğu, kaosun tavan yaptığı anlarda müzikte hiçbir boşluk bırakmıyor. Leziz ataklarla dinleyeni neredeyse kendine bağlıyor.

Öteki albümlerine kıyasla bu albümde ufak tefek sound değişimleri var. Grup da bunun bilincinde. İyi bir değişim olması onları da, dinleyiciyi de mutsuz etmemiş. Ancak bu değişimler grubun kendisi için de sürpriz olmuş. Stüdyoya girmeden önce herhangi bir ön materyal hazırlamadıklarını, her şeyin sıfırdan yazıldığını, neticede ortaya bunun çıktığını ve sonucun da memnun edici olduğunu söylüyor Tom Angelripper bir röportajında. İşini bilen, ne yaptığının farkında olan insanın hâli bir başka oluyor sayın PA okurları.

Şarkı sözlerinde de tıpkı bestelerdeki kadar büyük bir özen ve emek olduğu kendini derhâl belli ediyor. Death metalin gore temalı sözleri ile din, politika gibi unsurların uyuşturucu özellikleri üzerine giden şarkı sözlerinde tıpkı bestelerde olduğu gibi müthiş bir akış söz konusu. Sanki her şey bestelere uysun, dinleyeni eşlik ettirsin, tam zamanında coştursun ve vokale yeri geldiğinde öfkeyle, yeri geldiğinde şeytani bir sırıtışla eşlik edilsin, bütün bunların ışığında içi dolu cümlelerden oluşsun diye ince ince hesaplanmış gibi. Tom Angelripper bu konuda oldukça iyi bir söz yazarı. Şahsen thrash metalin en iyi söz yazarlarından biri olduğunu düşünüyorum. ”Eğer sözleri yazmaya başlayacaksam bunu gerçekten çok önemserim, boktan şeyler yazmamak için elimden geleni yaparım,” demekte kendileri.

Özellikle; One Step Over The Line, Body Parts, Deadline gibi şarkılar parlıyor. Ama albümün sonunda Reincarnation diye bir şarkı var ki dostlar; kişisel konuşacağım, bugüne dek dinlediğim en iyi şarkılardan biri. Baştan beri sözünü ettiğimiz; agresif, kaotik, ürkütücü ve tavizsiz havanın zirve yaptığı ve albümü tekrar tekrar dinleme isteği veren bir parça. Gitarist Andy Brings’e ait, 7 dakikadan uzun süresiyle albümün en uzun parçası olan Reincarnation gerçek bir zirve anı.

Müthiş, neredeyse kusursuz bir thrash/death ziyafeti.

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (9.34/10, Toplam oy: 38)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1992
Şirket
Steamhammer
Kadro
Tom Angelripper: Vokal, bas
Andy Brings: Gitar
Chris Witchhunter: Davul
Şarkılar
A Yüzü 1. Body Parts
2. Skinned Alive
3. One Step over the Line
4. Deadline
5. Bullet in the Head
6. The Crippler

B Yüzü
7. Wachturm
8. Tapping the Vein
9. Back to War
10. Hunting Season
11. Reincarnation
  Yorum alanı

“SODOM – Tapping the Vein” yazısına 9 yorum var

  1. Body Parts, Obsessed’ten Better Off Dead’e kadar olan kısmı tek başına özetleyebilecek kadar sağlam bi parça. Onun haricinde Back to War, One Step harika parçalar ancak Hunting Season gibi bi çılgınlık yok aksak aksak giderken aniden gitardan çıngı çıkartıyo Andy. Herif o sıralar 19 yaşında falanmış, hep genç gitaristler değil mi zaten bu kadar çılgın olmasını sağlayan klasik tıraş albümlerinin. Tom’un Lemmy’ninki gibi arkadan arkadan uğultulu bi şekilde gelen bass sesi de çok güzel bu albüm adına. Albümü bu kadar güzel yapan noktalardan birisi de primitif bi tonu olması. 90′larda çıkmış en iyi albümlerden birisi.

  2. P L A G U E says:

    Oncelikle yazara sonsuz tesekkuru bir borc bilirim. Emegine saglik.

    Album tek kelime ile efsane. Özellikle son parca gerçekten aşmış bir şaheser olmakla birlikte ‘one step over the line’ mid tempo sikiş nasıl yapılırın dersini veriyor. Jilet gibi gitarlar zaten insanin aklini aliyor. Herşeyi ile yardırmaca thrash…açılış parçası bile ağız burun dalmaya geldik diyor zaten. Ayrica albumun gizli yıldızı : hunting season…

    P L A G U E

    @P L A G U E, ayrıca ne zaman bullet in the head dinlesem elimde alkol ne varsa fondiplemek istiyorum. Alkolun en iyi mezelerinden biri sodom…

  3. şeyh hulud says:

    90′larda en doğru tercihleri yapan thrash grubunun Sodom olduğunu düşünüyorum, o yüzden kendilerine ayrı bi saygım var.

  4. northern says:

    sepultura’nın death çıkışlı ilk halleri misali. ve cidden reincarnation nasıl bir şarkıdır arkadaş..

    bu arada 1990′da çıkan thrash/imsi albümlere baktım da artık herkesin bildiği seasons in the abyss, rust in peace, cowboys from hell ve painkiller’ın dışında türü takip edenlerce bilinen coma of souls, souls of black, persistence of time, by inheritance, oppressing the masses, never neverland ve twisted into form gibi hayvani albümler var lan yuh…

    bir de sadus, razor, demolition hammer, exhorder gibi (bence) biraz daha gölgedeki gruplar da taş gibi albümler yayınlamışlar bu sene içinde. tabi bunlar dışında gözümden kaçan albümler olmuştur da 1990′a giriş thrash açısından harbi öküz gibi olmuş nitekim.

  5. Vertax616 says:

    Öncelikle kritik için yazara çok teşekkürler. Albüm için denebilecek her şey denmiş zaten, kritik sayesinde keşfetmiş olmaktan büyük sevinç duyuyorum.
    Albümdeki açık ara en beğendiğim şarkı One step over the line. Bu tarz şarkılara resmen bayılıyorum.

  6. Thrashsaur says:

    2. Sodom incelemesinin Persecution Mania, M-16 ve ya Sodom falan olmasını beklerdim ama sanırsam onlar zaten kendini kanıtlayan albümler olduğundan daha az bilinen bi albümü tanıtmak daha iyi olmuş, puan çok az fazla gelmiş ama Sodom bu, sırf ismi bile yeter. Bi In War And Pieces, Better Off Death ve ya Code Red bekliyorum sizden bir dahakine

  7. Salata says:

    Bi sevemedim şu albümün gitar tonunu..

  8. cotard delusion says:

    En sevdiğim Sodom albümü. Yıllardır Sodom dinlememiştim ve bu albümden tek bir an bile hatırlamıyordum. ”Lan!” dedim, irkildim, verdim coşkuyu bu sabah.
    Evet, belki objektif olarak Sodom’un en iyi albümü demek eğreti duracaktır ama kesinlikle Sodom’un çocuğu en iyi koyduğu albüm. Tam ağız burun kırmalık amk. Seni unutan beynimi sikeyim. SODOM HIAMMINA!

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.