# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Serbest kürsü
| 04.05.2015

Yeter! Söz milletin.

Herkese merhaba. Başlıktan da anlaşılacağı üzere, bu başlıkta gönlünüzden geçen herhangi bir konuda dile getirmek istediklerinizi paylaşabilirsiniz. Ülke gündeminden müzik dünyasına, son komik videolardan ligdeki son gelişmelere kadar ister suya sabuna dokunan, ister havadan sudan konularla köşemizi renklendirmenizi arzu ediyoruz. Tek ricamız, yorumlarınızı kimseyi kırmayacak, kendinizi hapse attırmayacak ve sitemizi kapattırmayacak içerikle şekillendirmeniz.

Hepimize mutlu ve özgür günler dilerim.

  Yorum alanı

“Serbest kürsü” yazısına 8,738 yorum var

  1. ismail vilehand says:

    2021 yılında yine en çok dinlediğim müziklerin ana teması aşk, sevgi, kardeşlik, dünya barışı ve BDSM olmuş.

    https://bit.ly/32WzbXA

  2. Yaklaşık 2 yıldır Duolingo’da Almanca öğrenmekteyim. AÖF’te Türk Dili ve Edebiyatı okuduğum için Osmanlıcaya destek olması için yakın zamanda Arapçaya da başlamıştım, dün de İsveççeye başladım.

    Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…

    Zeitgeist

    @Ahmet Saraçoğlu, Duolingo gerçekten bahsedildiği kadar faydalı bir uygulama mı? Mesela 2 yılda ne kadar ilerleyebildin Almancada, tecrübelerini paylaşabilirsen çok sevinirim Ahmet abi.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Zeitgeist, bence epey faydalı. Bir Almanla oturup muhabbet edemem elbet, ama kelime dağarcığımı genişlettiğim takdirde pek çok şeyi -en azından okurken- anlayabiliyorum. Alman takımların attığı Almanca tweet’leri, altlarında Almanların yaptığı muhabbetleri sadece bazı kilit kelimelere sözlükten bakarak takip edebiliyorum.

    Birkaç ay önce sıfır İngilizcesi olan bir Almanla oturup, sözlükten 3-5 kelimeye bakarak muhabbet etmiştim çat pat da olsa.

    Ama “ben Almanca konuşabiliyorum” demek için sadece Duo yetmez tabii. Yanında defter tutarsan, notlar alırsan, öğrendiklerinin üstünden düzenli olarak geçersen çok daha hızlı ilerleyebilirsin. Duo’nun hem okuma hem yazma hem konuşma şeklinde bir eğitiminin olması iyi, ancak doğal olarak sınırlı sayıda kalıbı okuyor, yazıyor ve söylüyorsun. Dolayısıyla biriyle konuşabilecek seviyeye gelmek için ekstra çaba sarf etmen lazım. Kısacası temel vermesi açısından kesinlikle çok iyi, bunu hızlandırmak ve ilerletmek senin elinde.

    Zeitgeist

    @Ahmet Saraçoğlu, Bir süredir Fransızca dersleri alıyorum ben de anlattıklarına göre şu noktada oldukça işe yarar bir şeye benziyor özellikle derslerle paralel götürebilirsem epey faydalı olacak gibi. Kesinlikle deneyeceğim, teşekkürler.

    Fogs Kiss

    @Ahmet Saraçoğlu, isvecli melodik death metal gruplarıyla İsveççe röportaj yapman… var bir hayalimiz

  3. Çok yakında bir kısım insanı acayip mutlu edecek bir konser açıklayacağız.

    P L A G U E

    @Ahmet Saraçoğlu, anathema?

    Ahmet Saraçoğlu

    @P L A G U E, yok bu sefer öyle değil. Kısıtlı bir kitle BAYA sevinecek.

    HaNNibaL

    @Ahmet Saraçoğlu, Black metal grubu olduğu net belli oldu :)) Olur olur yeriz

    Ahmet Saraçoğlu

    @HaNNibaL, değil. Pazartesiyi bekleyin.

    deadhouse

    @Ahmet Saraçoğlu, Blood Incantation.

    TanSolo

    @Ahmet Saraçoğlu, abi bekledik sıra sende.

    Yiğit

    @Ahmet Saraçoğlu, benim aklıma ilk Obscura gelmişti, yapılan röportajları düşününce. Ama çok da kısıtlı bir kitleye hitap etmezler herhalde. Merakla bekliyoruz.

    çaksu

    @Ahmet Saraçoğlu, Ay Immolation olsa keşke..

  4. Paul Pogba'nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü says:

    Biraz beyin fırtınası yapalım. Soğuk iklimin ülkelerinde elini sallasan dünyaca ünlü metal grupları varken, deniz kum güneş sıcak/ılıman ülkelerde bir kaç istisna dışında hiç dünyaca ünlü grup çıkmamış. Ekoller genelde hep soğuk veya soğuk altı iklimlerde çıkmış. (Tek istisna Florida Death Metali)

    Mesela Finlandiya’da metal yapmayanı döverlerken, İspanya gibi bir ülkeden kayda değer bir metal grubu hiç çıkmamış. (İspanyol grup biliyorsanız yazabilirsiniz) Bunun acaba doğrudan iklimle mi (bugün hava çok soğuk ve karanlık hadi metal yapalım kafası) yoksa doğrudan ülkelerin kalkınmışlıkları ya da refah düzeyiyle mi ilgisi var? İşaretler doğrudan refah seviyesini gösterse de tek cevap değil. Öyle olsaydı Japonya ve Kore’den inanılmaz grupların çıkması lazımdı. Bence ikisinin kombinasyonu gibi duruyor. Bi süredir kafamı meşgul ediyor bu soru siz ne düşünüyorsunuz?

    Joseph

    @Paul Pogba’nın Bir Kolu Uzun https://www.metal-archives.com/bands/Teitanblood/20242

    Paul Pogba'nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü

    @Joseph, Bu sayılmaz kardeş. Spotify’a baktım hepi topu 3 bin dinleyicileri var. Benim kastettiğim dünyaca ünlü bir grup. Mesela İsveç derken şak diye Amon Amarth, Finlandiya derken şak diye Children of Bodom, ne bileyim İtalya derken Lacuna Coil veya en kötü İsrail derken Orphaned Land diyebiliyoruz ama İspanya derken bu klasmanda şöyle bir tekliyoruz. Benim kastettiğim öyle underground sahneler değil. Ona bakarsan bende sana Uganda’dan grup bulurum.

    Joseph

    @Paul Pogba’nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü, O zaman Türkiyede öyle dünyaca Büyük grup yok Neden İspanya örnek veriyorsun senin kendin ülkende adam gibi grup yok ki başkasıyla kıyaslamak saçma bence

    Paul Pogba'nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü

    @Joseph, Türkiye’yi hesaba katmadım çünkü Türkiye maalesef hiçbir zaman gelişmiş ve refah bir medeniyet seviyesine ulaşamadı. Saydığım ülkelerin hepsi en azından demokrasi ve insan hakları olarak Türkiye’den en az bir kaç on yıl önde.

    Noumena

    @Paul Pogba’nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü,

    Sorduğun sorudan bağımsız olarak; İspanya diyince aklıma sadece Angelus Apatrida geliyor. O da grubu yaklaşık 2010 yılından beri takip ettiğim için. Ama müzik üretkenliği ile ülkeler arasında anlamlı bir korelasyon olduğunu düşünmüyorum çünkü o kadar değişken var ki bu hususta..Norveçten onlarca grup sayabiliyorken Endonezya’dan çıkmış marka bir grup yazamamamızın sebebini bence kimse bilmiyor :)

  5. Hamilton-Verstappen… Valla acayip heyecanlıyım; iki taraftan biri şanssızlık yaşamaz kaza yapmazsa inanılmaz bir yarış olacak. Tarihî bir şeye tanık olma ihtimalimiz çok büyük.

    Ahmet Saraçoğlu

    Perez’in Hamilton’ı 7 saniye yavaşlatıp Max’i yarışa geri döndürmesi muazzamdı. Sergio Perez diye yazılır adam diye okunur.

    Ahmet Saraçoğlu

    İNANILMAZDI İNANILMAZ. Her şey son turda belli oldu. Hâlâ kalbim çarpıyor muazzam bir yarıştı.

    Alimdat

    @Ahmet Saraçoğlu, Max’in gayrinizami zikzakları o dışarıdan girişini engellemesi falan büyük olaydı. Bu arada bence de bugünkü zafer kesinlikle Pereze yazar.

  6. Opethsevenbiri says:

    Abi artık melodik olmayan herhangi bir grup Ankara konseri açıklayabilir mi lütfen? Ben söylüyorum bak bunu. İsmim Opethsevenbiri ben söylüyorum.

    Opethsevenbiri

    @Opethsevenbiri, Muhtemelen param yettiğince hem Insomnium hem Moonspell hem de Soen’e gideceğim ama biraz kan vahşet artık ya. Lütfen.

    Yiğit

    @Opethsevenbiri, geçen gün Kaptan Kadavra vardı on numara konser.

    lammoth

    @Yiğit, allahını seven şu memlekete marduk getirsin lütfen ya. Bak illaha Ankara olmasa da olur İstanbul’a da geliriz :)

    Yiğit

    @lammoth, Hakkari’ye gelse bile gidilir Marduk’a. Bombalar ve molotoflar eşliğinde Marduk izlemek istemeyecek olan da kumda oynasın zaten.

    Paul Pogba'nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü

    @lammoth, En son 2010 gibi felan gelmişlerdi (tarihi yanlış hatırlıyor olabilirim). Şu eleman konsere damga vurmuştu:

    bkz: Marduk konserini nazi selamı vererek geçiren eleman

    Şimdi ne yapar ne eder bilmem eğer buralardaysa bende kendisine selam ederim.

  7. Rust in Peace. says:

    Kreator dinleyesim geldi durduk yere, bilmiyorum da grubu başladım Enemy of God’dan sardı. Dinlerken birden şunu düşündüm, Mille Petrozza’yla tanışmak isterdim, çok kral adam gibi duruyor. Kreator dinlemedim dediğim gibi neredeyse hiç ama bu adamın röportajlarına, sözlerine falan denk geldim birçok kere, hepsinde de benim yerime konuşuyormuş gibi hissettim

  8. Yıl sonu listeleri başlığını pazartesi günü açalım diyorum. Dinlemeyi düşündüğünüz, listeyi değiştirebileceğini hissettiğiniz albüm varsa bu aralar dinleyin isterseniz.

  9. I, Voidhanger Records’ın (Esoctrilihum, Chaos Moon, Mare Cognitum, Ars Magna Umbrae, Spectral Lore ve başka bir dolu underground grup) kurucusu Luciano Covid’den dolayı hastaneye kaldırılmış, birkaç haftadır mücadele ediyormuş ve durumu baya kötüymüş. Haberi veren arkadaşı çok kaygılı olduğunu, mesajı elleri titreyerek yazdığını söylemiş.

    Umarım iyileşir. I, Voidhanger Records underground sahnenin son yıllardaki en önemli şirketlerinden biri ve piyasaya bir şeyler katmak için büyük çaba harcıyorlar.

    Ouz

    @Ahmet Saraçoğlu, Berbat bir haber ya, gerçekten çok üzüldüm. :( Umarım bir mucize olur ve hayata tutunur. Dolaylı yoldan da olsa üzerimizde çok emeği var kendisinin.

    Ahmet Saraçoğlu

    I, Voidhanger’dan çıkan Defacement albümünün incelemesini yazıyordum ki Luciano’nun durumu nasıl oldu acaba diye Facebook’a bakayım dedim. Ne tesadüftür ki 1 saat önce kendisinin iyiye gittiğine, haftalar sonra hastaneden ayrılacağına ve tedavisine evden devam edileceğine dair bir paylaşım yapılmış. Denk geldi, baya sevindim.

    Ouz

    @Ahmet Saraçoğlu, Çok iyi haber gerçekten. Umarım tedavi sonrasında hayatı tamamen normale döner.

  10. agrypnie says:

    Sevgili PA abileri ablaları , 2000 ler öncesini görmemiş biri olarak size sormak istiyorum bu soruyu, cevap vermeniz düşüncelerinizi belirtmeniz benim için pek önemli açıkçası.Soruya gelirsek, ülkenin gidişatı malumunuz.Direkt sormak istiyorum daha da ileride bir Venezuela olma ihtimalimizi nerede görüyorsunuz?Veya seçimi kaybetmelerine rağmen bir şeklide iktidarda kalmaları, gitmemeleri tarzında bir olay olursa neler olur, o vakit yolun sonu venezuela mı olur sizce? Nedenleriyle düşüncelerinizi açıklarsanız sevinirim çünküü almancaya başlayan sağlıkçılardan biriyim bende.

    Yiğit

    @agrypnie, sorudan bağımsız bir cevap olacak ama Gen Z bir bireysen wp grubumuz var.

    yigittsahinn33@gmail.com

    Joseph

    @Yiğit, İnsan kaçakcılığımı yapiyorsunuz ahahah

    Yiğit

    @Joseph, bildin. Bir gün @Tansolo ile otururken dedik sitede z kuşağından çok kişi var niye topluca kaçmıyoruz. ahahaha :))))) xDDD

    Joseph

    @Yiğit, bende fransaya kaçak gitmeyi düşünüyorum 70 bin tl vererek babamın yanına çünkü Hellfest görmem lazım :)

    deadhouse

    @agrypnie, Ekonomi ve Siyaset uzmanı olmaya gerek yok. Venezuela ekstrem bir örnek. Venezuela olan başka bir ülke yok zaten. Ama ne olur. Pakistan olur, Hindistan olur, Arjantin olur, Rusya olur. Böyle devam ederse bu ülkeler gibi olacağız. Yani dolar 50 70 90 falan olur.

    Ahmet Saraçoğlu

    @agrypnie, bugün Migros’ta 131 TL vererek 32′li tuvalet kâğıdı aldım ve market arabasına koyarken pis bir tebessümle etrafıma bakıp “herkes rütbesini bilecek” dedim.

    Sonra bir ketçap + bir mayonezin toplam 70 TL olduğunu görünce içimden “anneniz 70 TL” diye geçirdim.

    Yiğit

    @Ahmet Saraçoğlu, çeşit çeşit soslar alıp mümkün olan her türlü yiyeceğe sıkan biriyim. Hatta şöyle söyleyeyim, eylülde Ankara’dan ev tuttuğumda yaptığım ilk şey gidip ranch ve barbekü sos almak olmuştu, dışarıdan yemek söylerim de yanında sıkarım diye. Şimdi ise geçen gün bir tanecik mayonez alırken (evde hiç sos kalmamıştı) 5 dk düşündüm.

    Artık bira içmek haricinde temel ihtiyaç olmayan hiçbir şeye para ayıramıyorum. Evimden yürüyüp Kızılay’a her indiğimde muhakkak bir röportaj oluyor. Bir gün orada ekonomiyi savunan birini görürsem net tekme tokat girişirim. Çok gerginim.

    deadhouse

    @Yiğit, Blackburn 1, Rijeka 1, Alanya Var, Hertha Var.

    5 oran.

    Yiğit

    @deadhouse, ahaha. geçende de yazmıştım. Nesine’ye para atarken 5 lira komisyon kesiliyor. 5 lira vermeyeceğim için iddaayı bıraktım.

    ismail vilehand

    @agrypnie, telefonunu çıkar.

    Twat

    @agrypnie, her ülke eninde sonunda kendi dinamiklerine döner. Bugün her yer eninde sonunda geçmişte yaşadığının bir benzerini yaşıyor. Türkiye bu günleri gördü, daha iyisini de gördü ve görecek. Bugün çok zor durumdayız ama yine de bu durum iyileşecek ve halk gereken tokadı yapıştırıp kendi standartına dönecek. Örnek: ideolojileri ve rejimleri değişen ülkeler orta ve uzun vadede yine ekonomik ve sosyolojik kimliğini devam ettiriyor. Rusya hep rusya’ydı, dertleri ve başarıları benzerdi, battı(çarlık) çıktı(sovyetler<3) yine battı(90lar) ama yine toparladı; aynı rusya. Ancak90’lardan da ‘rusya kadar’ve ‘rusya usulü’ ‘rusya’ kadar çıkabildi. Aynıdan kasıt benzerlikler yani. Almanya hep almanyaydı. Topraklarının yarısından fazlasını kaybetti, bugün ege+marmara bölgesi kadar bir yer ama yine o alman kimliği ve üretimi var. Latin amerikaya diktatörler ve sosyalistler geldi yine aynı şeyler.

    Nietszche’nin bengidönüş kavramı burada bir kez daha kendini kabul ettiriyor. Ne kadar değişiklik görünse de eninde sonunda bir ülke ya da coğrafya yalnızca öz’ünün izin verdiği ölçülerde değişebiliyor.

    Yanlış anlaşılmasın, ülkem için çok endişeli ve üzgünüm ve çok kızgınım. “Bişey olmaz yeaa düzelir” demiyorum. Yalnızca kendi dinamiklerine döneceği kanısındayım ama er ama geç.

    Yunanista’nda terör yok, malum din baskısı yok, nüfus az, eşşşek gibi turizm geliri var ve almanya buraya haddinden fazla savaş tazminatı ödedi. Bu tazminatla birkaç ülke kurulurdu. Ve on yıllardır avrupa birliği’nde. Ne oldu? Bilim, ekonomi ve kültür arşa mı yükseldi? Yok. Yine yunanistan’ın sınırları çerçevesinde deviniyor. İngiltere tüm sömürgelerini, denizaşırı dominyonlarını kaybetti. Savaştan çok fakir ve borçlu çıktı. Milyonlarca göçmen aldı. Ne oldu, battı mı veya batıyor mu? İspanya 45 yıl önce osuruk suratlı bir diktatörden kurtuldu, ne oldu avrupada demokrasi hukuk ekonomi ve üretim alanında öncü bir konuma mı geldi?

    Her coğrafya eninde sonunda ait olduğu kimlikle yaşıyor. Türkiye de bu lağım rejimden mutlaka kurtulacak ancak ne cennet gibi bir yer olacak ne de venezuela olacak. Bunlar benim naçizane niçeci görüşlerim tabi. :)

    cotard delusion

    @agrypnie, 2000′ler öncesinde veya net söylemek gerekirse akp’den öncesinde devlet adamlığı esastı. ”tayyip erdoğan bop projesi figürüdür ve ulus devlet anlayışını yıkmak için bir görevlidir” gibi kahvehane muhabbetine girmek yersiz olsa da bir kısmına da katılmıyor değilim hahaha. Günümüz için konuşmak gerekirse ya senin benim gibi sıradan insanların bilemeyeceği hesaplar ya da liyakatsiz kadroların iş bilmezliğinin kontrolden çıkması ve tüm devlet mekanizmasının tekelleştiği bir ortamda çok fazla suça (özellikle vatana ihanet) bulaşmış olan akp ve tayyip erdoğan’ın iktidarı kaybettiği an olacakları bilmesinin geri kalan tüm Türkiye Cumhuriyeti kaynaklarına mal olacak süreci yaşıyoruz. Ben bu yorumu merkez bankasının tüm brüt rezervleri ve henüz açıklanmamış arap ülkeleri swap anlaşmaları devreye girmemişken yazıyorum. şimdilik açıklanmamış olan emekli maaşı zamları, eytlilere haklarının verilmesi, 3600 ek gösterge gibi uzun zamandır dillendirilen ve sonuç bekleyen sorunların aniden çözüme kavuşması, covid-19 aşısı bulunmuş ve pfizer gibi bazı firmaların erken tanıda kullanılmaya başlanmış ilaçları da piyasaya sürülmüşken önümüzdeki dönemde turizmden (özellikle hala çok değersiz olan para birimimizin turisti cezbedeceğini de düşünürsek) 35 milyar dolar kadar gelir beklentisini de eklersek benim bu yorumu girdiğim anlarda çokça dillendirilen baskın seçim ortamına gireceğiz, orası kesin. Sürekli şu an, bu an falan dememin sebebi gördüğün gibi bu ülkede ekonomi için gerekli olan istikrar ve güven ortamının olmaması. Stabil bir düzen ve hukukun üstünlüğü bir ekonominin istikrarı ve refahı (biz bu sahte refahı 2003′ten 2012′ye dek yaşadık) için en önemli olarak görülse de en önemli şey üretim ekonomisidir tabi. Fakat bu ülke 20 yıldır cumhuriyet kazanımlarını satan, kurumlarını özelleştiren ve Atatürkçü düşünceyi yerle yeksan etmeye and içmiş alçak kişiler tarafından yönetiliyor. Bu bakıma girişte bahsettiğim kahvehane muhabbetini hiçbir zaman yabana atmadım ben.
    Senin öncelikle yapman gereken şey bu ülkedeki insanların cahilliğini ve alçaklığını hafife almaman. Onun dışında olası bir iktidar değişiminde (ki kesinlikle kaybetseler dahi büyük olaylar olacak) seçimi kazananın muhalefet değil kaybedenin tayyip erdoğan ve avaneleri olduğunu unutmaman. 2001 krizi o dönemki üçlü koalisyonun tamamını gömdü çünkü o dönemin muhalefeti erdoğan hayvan gibi bastırıyordu. Şu an bakkal-manav gezmekten yorulmamış bir hanımefendi ve sağa sola mavi boncuk dağıtıp helalleşen demokrat dedenin kur düşüşünün bir başarı değil, illegal yöntemlerle ülkenin geleceğini son derece büyük bir tehdit aldında bırakıldığı karanlık bir tezgah olduğunu cahil cühela alçak kesime anlatamayıp algı yönetiminin karşısında çaresizce kaldığını izliyoruz. Neoliberal politikaların artık işe yaramadığını bırak Türkiye, dünya bile kabul etmişken devri sabık yaratmak yerine ahmet altan ile görüşüp, bu kadar kırılgan bir politik süreçte selahattin demirtaşı dilinden düşürmeyen demokrat dede de seni beni kurtaramayacak güzel kardeşim. biz onlara umut bağladık çünkü denize düştük yılana sarılmak zorundayız.

    Atatürkçü düşünce, devrim ve cumhuriyet düşmanı cahil ve ihvancı kişilere bakacak olursak bunları neden hafife almamamız gerektiğini görürüz. Bunlar robotik bir cehalet içindeler. Satılmış medya demek kolay evet ama yaptıkları iş basit olduktan sonra onlara satılmış medya deyip aşağılamak bir işe yaramaz. Çünkü bu robotları kurup sokağa salıyorlar. İki akşam önce ahaber’de Almanya’nın Batışı adlı bir belgesel yayınladılar. Şimdi sen buna saçmalık gözüyle bakıyorsun ama bu mahluk buna inanıp dışarı çıkabilecek kadar android. Onu sadece kurup kodlaman lazım. Bu kişiler şu an milliyetçilik ve din üzerinden provoke ediliyor. Neden hafife almıyoruz? Çünkü:

    -Eski dostları fethullah gülen terör örgütü 2007-2008′de kumpas davalarıyla askerler başta olmak üzere pek çok kişiyi hapse attı. Hala söylerim akpnin geleceği için attığı en önemli adım buydu. Çünkü en yakın zamandan örnek vermem gerekirse nas diye tutturup devleti bununla yönetirim diyerek zaten anayasal suç işliyor. Anayasanın ilk dört maddesini ise defalarca ihlal etti, ülkenin kuruluş değerlerini sattı veya onlara ihanet etti. Şerefli Atatürkçü subaylar hala görev başında olsaydı çoktan mevcut iktidarın üzerine çökmüştü. Antimilitarist kişilikler maalesef olaya ”askeri vesayet bitti” diyerek destek verdi. O alçakların pek çoğu da zaten mevcut islamcı rejimle arayı bozdu ve yurt dışına kaçtı veya tamamen karakterini sattı.
    -Kozmik oda skandalı yaşandı. Devletin en mahrem bilgileri ele geçirildi. Yine sıradan vatandaşlar olarak bilmemizin imkansız olduğu, seferberlik anında silahlanacak kişilerin (çoğu mit çalışanı) öldürüldüğü senaryosu kabul görüyor, en azından ben de böyle düşünüyorum.
    -Fethullahçılar 17-25 aralık yolsuzluk operasyonu yaptı. Eski dostlarını sırtlarından vurup telefon kayıtlarını youtube’a yüklediler. Yani kanıtlara herkes ulaşabiliyordu. Memleketin parasını çalan herifler bunlar montaj deyip işin içinden kolayca çıktı.
    -Götü sıkıştığında ona buna pkklı veya fetöcü diyen islamcı iktidar çözüm süreci adı altında (daha sonradan hendek operasyonlarıyla pek çok özel harekatçı kolluk kuvvetinin canına mal olacak şu sikik açılım süreci) 29 Ekim 2014′te, bir cumhuriyet bayramında, habur sınır kapısından peşmergeyi davulla zurnayla geçirtti, şivan perver-barzani ve ibrahim tatlıses üçlüsüyle diyarbakırda yüzbinlerce kişiye miting yaptı. Pelikan terör örgütü medya propagandasında ilk defa o zaman ne kadar ileri gidebileceğini gösterdi. Şimdi o pelikan grubu o ”çok milliyetçi” iktidarın operasyonuyla trt’yi ele geçirdi. Aynı trt’ye 2019 yerel seçimlerinde kürt oyları için onlarca askerin katili osman öcalan iti çıkarıldı.
    -15 temmuz gibi bundan yıllar sonra ancak aydınlatılabilecek bir olay yaşandı. Bu olaydan karlı çıkan tek kişi tayyip erdoğan oldu. Asker, tamamen saraya bağlandı. akp seçmeni ne olduğunu sorgulamadı. Erol olçok’un eşi hala bağrıyor ama kimse onu duymuyor.
    -Sedat Peker çıktı. Tek tek buraya yazmamın imkansız olduğu inanılmaz şeyleri ifşa etti. Tam 5 tane gazeteci bir araya gelerek bunu kitap yaptı. Suç ilişkileri ağı üzerinden bir harita yapıldı ki takip etmeye kalktığında gözlerin bozuluyor. Özellikle üzerine oynadığı doncu kel hala bu ülkenin içişleri bakanlığını yapıyor, milletçe sevgiyle saygıyla anılıyor.
    -Tügva sızıntısı yaşandı. tayyip erdoğan, vakıflar sayesinde fetö taktiğiyle kendi paralel devletini de kuruyordu. Parti genel başkanlığı, başbakanlık, cumhurbaşkanlığı, sözde bağımsız merkez bankası atamaları ve tüm güvenlik güçleri kontrolünü elinde bulunduran ve yargılanamaz konumdaki tayyip erdoğan tüm kamu çalışanlarını da çocuklarının kontrolüyle kendi saflarından atıyordu. Habere erişim yasağı geldi, erişim yasağı gelmesi haberine de erişim yasağı geldi, bir kişi hapse atıldı ama olanların hiçbiri yalanlanmadı. Komando andını tayyip erdoğan’a bağlılık andı olarak okuyup internete saldılar. Milletle taşak geçmeye devam ettiler.
    -Geçici koruma statüsünde gelen sığınmacılar kontrolsüzce ülkeye salındı. Sayısı sürekli artan ve sosyal gerilimi arttıran sığınmacıların Türkiye’den 8 yıl önce gitmesi gerekirken tayyip erdoğan ümmetçi bakış açısıyla onları kalıcı hale getirmeye çalışıyor. Bu konuda radikal sol grupların da hakkını yememek lazım, sinir uçlarımıza dokundukça dokunuyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’nde Türk olmayı suç haline getirmek üzere olan ve kendilerine hümanizmi kalkan bellemiş bu eski yetmez ama evetçi pisliklerin de destek verdiği bu politika yüzünden ülke açık işgal altındadır. He bir de yazın çokça gündeme gelen foncu sözde gazeteciler vardır. Onların da buradan ta amına koyayım. Götleri yiyorsa maaşını aldıkları patronlarının sığınmacı politikalarını eleştirsinler. Bizlerin kucağına bıraktıkları bu orta doğu topluluklarının başımıza nasıl bela olabileceğini yakın zamanda göreceksin. İş imkanlarını yok etmeleri, sağlık hizmetlerine bedava ulaşmaları, kültürümüzü bozguna uğratmaları, adeta görüntü kirliliği yaratmaları, gençlerimizi öldürmeleri, kadınları taciz etmeleri gibi şeyler henüz başlangıç. bu durumun kontrolünün tamamen yitirildiği (ki bu da gözle görülür şekilde nüfuslarının hızla artmasıyla paralel) zaman içinden çıkılması imkansız problemler olacaktır. Bu ihvancı hükümet ve sözde milliyetçi hareket partisi bu ülkeyi işgale açmıştır ama sorsan en delikanlı en vatansever onlar. Alayı kahpe kursağında yetişmiş yezitlerdir.

    Konu konuyu açıyor güzel kardeşim çok uzattım. Bu kadar konuştuktan sonra bu ülkeyi terk etme diye yalvarabilirim sana. Ne alaka değil mi? Ben bu süreçten sağ çıkarsak bir daha sarsılmayacak güzel bir ülkenin temelini atacağımızı düşünüyorum. Şimdi dersen ki ” e be amına koyayım ben de hayata bir kere geliyorum ben mi bunun bedelini ödeyeyim?”… Sen de haklısın. Üzgünüm. Yakın zamanda Funeral Mist haberi altına da yazdığım gibi uzun süredir bu ülkenin sikkoluğundan ben müzik bile dinlemiyorum. Deiform’u biraz dinledim ve beğendim. İşim gereği tüm gün akpliler içindeyim ve güzel ülkemin islamcılar tarafından ne hale getirildiğini günde 12 saat tecrübe ediyorum. Müzikte olduğu gibi belgesel, film, dizi, kitap gibi diğer şeylere ayıracak zamanım haberlere ve yayınlara yetişmeye çalışmaktan kalmadı. Umarım aynı kaderi paylaşmayız. Zaten toparlayamadım. Nefretle kalın, dinç kalın diyeyim.

    cotard delusion

    @agrypnie, buraya cevap olarak yazdığım yorum sert olduğu için mi yayınlanmadı?
    Not: agrypnie, sertlik sana karşı değil komple ülke mevzularıyla alakalıydı

    Ahmet Saraçoğlu

    @cotard delusion, spam’e gitmiş yanlışlıkla, şimdi yayınladım.

    Hazır konusu açılmışken: birisine hakaret içermedikçe tüm yorumları onaylıyoruz. Eğer yorumunuz yayınlanmazsa (bu aralar gecikebilir, yurt dışındayım ve gün içinde yorum onaylama fırsatım pek olmuyor) bir yere “yorumum yayınlanmadı” diye yazın, spam içerisinde adınızı aratıp bulup onaylayayım. Her gün 1000′e yakın spam geliyor, nadir de olsa karışabiliyor sizin yorumlarınızla.

  11. YouTube kanalı açıp gitar vs videoları yayınlayacak kadar zamanım olsaydı ilk yapacağım şey Edge of Sanity – Crimson cover (One Take) ve Edge of Sanity – Crimson II cover (One Take) videoları koymak olurdu.

    İkisi de maks. 180-200 kişinin izleyeceği +40 dakikalık videolar. Müthiş keyif.

    Yiğit

    @Ahmet Saraçoğlu, olabilir mi lütfen olsun çünkü

    Ahmet Saraçoğlu

    @Yiğit, ahah asla olmaz. Öyle bir vaktim olsa ilk yapacağım şey tek kişilik proje olarak albüm çıkarmak. Bakalım belki olur ileride ama YouTube kanalı falan mümkün değil.

    Canoir

    @Ahmet Saraçoğlu, “Öyle bir vaktim olsa ilk yapacağım şey tek kişilik proje olarak albüm çıkarmak”

    Hocam achroma rising ağlıyor tuvalete gidebilir miyiz?

    Yiğit

    @Ahmet Saraçoğlu, ”Öyle bir vaktim olsa ilk yapacağım şey tek kişilik proje olarak albüm çıkarmak. ”

    E bu daha iyi olur, lütfen olsun çünküx2

  12. Canoir says:

    Tam dövme yaptırmalık dediğiniz albüm kapakları ya da artworkleri neler sevgili site ahalisi ?

    Tarum

    @Canoir, album kapağı yok ama grup logosu olurdu : Sepultura, Death, Suffocation logoları mesela. Aslında şimdi düşününce atheistin kapakları güzel dövme olurdu: piece of time mesela.

    Canoir

    @Tarum, açıkçası grup logolarını asla dövme yaptırmazdım. Kimisinin güzel görüneceğinden şüphem yok, ama zamanla herhangi bir grupla olan ilişkim değişiyor benim. Sürekli o logoyu vücudumda taşımak istemem.

    Rust in Peace.

    @Canoir, Mgla – Exercises In Futility
    Havukruunu – Uinuos Syömein Sota
    Proscription – Conduit
    Persephone – Shin-ken
    Candlemass – Epicus Doomicus Metallicus
    Burzum – Hvis Lyset Tar Oss
    Behemoth – The Satanist
    Opeth – Blackwater Park
    DEATHSPELL OMEGA – PARACLETUS

    Canoir

    @Rust in Peace., behemoth – the satanist harika olur cidden ya

    agrypnie

    @Canoir, Biraz klişe belki ama DsO- Fas – Ite, Maledicti, in Ignem Aeternum tek geçerim.
    Onun dışında St Anger olabilirdi benim için

    Canoir

    @agrypnie, fas’ı ben de çok düşündüm zamanında. Ama vücudun neresinde güzel durur konusuna bi cevap bulamadım.

    Yiğit

    @Canoir, yakında exercises im futility’i belime yaptıracağım. Hangi şehirdesin bilmiyorum ama ankara’daysan uyguna ayarlayabilirim.

    Canoir

    @Yiğit, ankaradayım ben de. Konuşabiliriz bu konuyu

    Yiğit

    @Canoir, bro biraz üstte mailimi yazmıştım. Bana ulaş. İstediğin dövmeyi daha uygun bir fiyata ayarlarım.

    ismail vilehand

    @Canoir, ben yakında Decapitated – Anticult kapağının dövmesini yaptırmayı düşünüyorum.

    Canoir

    @ismail vilehand, güzel tercih ama senden motörhead amblemi beklerdim

    ismail vilehand

    @Canoir, onu sol mememin üzerine yaptıracağım daha sonra.

    Format C: For Cortex

    @Canoir, John Dyer Baizley çizdiği herhangi bir şey olabilir bu konuda bence zirve. Çizimlerindeki hayvanlar, çiçekler, kadınlar ve renkler beni benden alıyor diyebilirim.
    https://tr.pinterest.com/pin/347551296223195372/
    albüm kapağınında Kvelertak ait olduğu düşününce gerçekten insan bunu yaptırmak istiyor…

    Tool albüm kapatları ile ilgili muhteşem şeyler var onu da şöyle bırakayım.
    https://tinyurl.com/yjy69ayk

    Daha küçük şeyler dersen şöyle bir örnek bırakayım; biraz TENET şeysini andırıyor gibi ama muhteşem bu da…
    https://tr.pinterest.com/pin/379850549820577468/

    Ek olarak muhteşem film posterleri de var. Mesela; ilk aklıma gelen Donnie Darko;
    https://ar.pinterest.com/pin/390265123958220938/

    var oğlu var yaniii

    Canoir

    @Format C: For Cortex, bence de kesinlikle john dyer baizley’nin işleri dövme için mükemmel. Ben de kvelertak ve red album’un bi kolajını dövme yaptırmayı düşünüyorum.

    Tool dövmelerine de zamanında bakıp hoşuma gitmemişti. Çok karmaşık ve yorucu görünüyorlar

    Paul Pogba'nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü

    @Format C: For Cortex, Nine Inch Nails kalp ben <3

    Rzeczom

    @Canoir, ODRAZA – Rzeczom

  13. Boba Fett says:

    Ey site ahalisi müziği tür olarak mı yoksa grup olarak mı dinliyorsunuz? Yani Death Metal olsun taştan olsun mu yoksa şu grup ne yapsa dinlerim mi diyorsunuz?

    Yiğit

    @Boba Fett, aynı alt tür içerisindeki albümler bile birbirinden oldukça farklı çizgilerde olabiliyorlar. Ayrıca bazı gruplar belli tür etiketleriyle tanımlanamayacak müzikler yapıyor. Bence söylediğin her iki durum da sakat. Belli bir kalitede gördüğüm ve bana hitap eden her şeyi dinlemeye çalışıyorum.

    Yine de bir cevap vermem gerekirse sanırım grup olarak dinliyorum diyebilirim. Bir grubun bir albümünü çok beğendiysem diğer albümlerine de mutlaka göz atıyorum. Ancak türler için aynısı o kadar geçerli değil benim için.

    unanimated

    @Boba Fett, ihtiyaca göre değişiyor dönem dönem

    ismail vilehand

    @Boba Fett, ben müziği yarrak gibi dinliyorum. Yeterince sikertmiyorsa tür de, grup da umrumda olmuyor.

    Paul Pogba'nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü

    @Boba Fett, Dönem dönem belirli bir tarza kapılıyorum ve o tarzın önde gelen gruplarını sırayla dinliyorum. Mesela bundan 8-10 sene evvel Black Metal’e sardım başladım Burzum’dan, Mayhem’den, Darkthrone’dan. Şu sıralar ise Endüstriyel Metal’e sardım başladım Rammstein, Nine Inch Nails, Ooomph!, Die Krupps vs. Bir ara da metal dışına çıkmıştım full Trance Dj’lerini dinliyordum Tiesto, Armin van Buuren vs. O dönem hangi müzik tarzının rüzgarına kapıldıysam ordan yardırıyorum anlayacağın. Hiç metal olsun falan diye de kastırdığım yok.

    Erhan

    @Boba Fett, Cringe olarak kendimce kara listeye aldığım/alma potnsiyelim olan gruplar haricindeki her metal ürününü dinliyorum ama death metal, thrash metal, black metal ve bunların birleşiminden ortaya çıkan sapkınlıklar demirbaş türlerim.

    Boba Fett

    @Boba Fett, 10 numara adamlarsınız beyler.

  14. Alimdat says:

    Artık yıl sonu listeleri görme zamanı mı gelmemiş midir? Sevgili yönetim uyuma, listelere sahip çık!

  15. Yiğit says:

    Non-metal arkadaşlarınıza/manitalarınıza atıp da hepsinin beğendiği bir şarkınız var mı? Benim Beyond the Realms of Death sanırım. Bugüne kadar dinletip de beğendiremediğim kimse olmadı. Zaten şarkının vokalleri allah gibi. Beğenmemek için direkt kulağının olmaması lazım.

  16. deadhouse says:

    18-24 arası ne yaşadıysam o döneme ait dinlediğim müzikler bende negatif etki uyandırıyor. Sadece üzgün müzikler de değil. Misal Amon Amarth dinleyince bile ruhum daralıyor. Galiba sorun müzikte değil. Ben yarrak gibi bir hayat yaşamışım. Hatta öyle ki en yoğun metal dinlediğim dönem de o dönem. Bazen metal müzik toptan bile kötü etkiliyor. Böyle karma mı olur sikeyim böyle hayatı.

    Dysplasia

    @deadhouse, Ben Nile dinlerken hüzünleniyorum benzer sebeplerle. Çok da seviyorum halbuki.

  17. Boba Fett says:

    Son 6 ayda müziğe tutkum azaldı gibi, lan çok özeniyorum o tutkulu hallerimi, var mı tavsiyeniz? Yeni gruplar falan heyecan verirdi bana şimdi heyecanım azaldı.

  18. deadhouse says:

    https://youtu.be/Xw5AiRVqfqk

    https://youtu.be/BswuwCn1hBo

    Metal dışı önerilere açıksan bakabilirsin. Daha önce paylaşmıştım buralarda. Konuyla ilgili olarak düşüncemi sorarsan bazen ilgi duyduğumuz her şeye ilgimizi kaybedebiliriz. Bence bu bizimle alakalı. Ölene dek tutkuyla yaşayan insanlar garip gelmiştir bana. Olumsuz manada söylemiyorum. Belki de aynı ırktan değilizdir. Biz başka bir gezegenden, onlar başka gezegenden gelmiştir.

    deadhouse

    @Boba Fett’e yazıldı.

    Boba Fett

    @deadhouse, Tesadüfen gördüm bu mesajı hemen bakıyorum.

  19. Joseph says:

    Marduk’un Mortuus’u sahnede hayranı tekmeliyor ve telefonu fanın elinden alıyor
    https://m.youtube.com/watch?v=uhpd2EX2bfc

    Yiğit

    @Joseph, haksız bulmadım ama bence telefonu alması hoş değil. Konserlerde telefonunu çıkaranlara baya kıl oluyorum ama izleyicinin kendi tercihi sonuçta. Hoşuna gitmiyorsa Tool gibi yasaklar geçersin.

    Sahneye çıktığı için ben olsam ben de döverdim belki.

  20. Ugur says:

    Matrix Ressurections müthiş bir Matrix parodisi olmuş.Maximum seviyede ‘cringe’ yüklendim izlerken.Böyle ironik bir sanat eserini ortamlara salmak gerçekten taş..ehem yani yürek ister.Wachowski ablanın ellerine sağlık.Bravo..

    Melkor

    @Ugur, Film ortamlarda ama izlemedim, yorumlara baktım. lana filmi sanki ilk üçlemeyle dalga geçmek için çekmiş algısı oturdu bende. trailerda olan eski filmlerden gözüken kareler tahmin edildiği gibi oldu galiba. başından beri bu filme ne gerek var kafasındaydım. sinemada değil de bir ara bakarım artık.

  21. Arkadaşlar, 3 Ocak’a kadar yurt dışında olacağım için yorum onaylamalarda, haber girişlerinde bazı gecikmeler olabilir. Şimdiden kusura bakmayın, elimden geleni yapacağım.

    Yiğit

    @Ahmet Saraçoğlu, peki podcast gelecek mi? Gelsin lütfen çünkü.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Yiğit, 2 podcast kaydettik, o konuda sıkıntı yok. Gayet de eğlenceli kayıtlar oldu.

    En sevdiğimiz 5 black metal vokalisti
    En sevdiğimiz 5 death metal vokalisti

    Rzeczom

    @Ahmet Saraçoğlu, Lehistan’a mı gidiyorsun?

  22. Boba Fett says:

    Bu Radiohead’e yavaş yavaş ısınıyorum, şarkıları çok acayip nereden nasıl yapıyorsa bir yerden girip aşağı garip bir şekilde çekiyor, ne vuruyor, ne moralini birden bozuyor, ne sözlerle yapıyor bunu çok ilginç.

  23. deadhouse says:

    Şimdiden bu yazıya maruz kalacağınız için sizden özür diliyorum. Başka yazacağım bir yer yok. 2 arkadaşım var ama onlarla da paylaşacağım bir şey değil. Twitter’ım da yok, sosyal medya da kullanmıyorum. Ailemle de paylaşamam. Aslında buraya da yazmamam gerekli. Ne sizi ilgilendiren bir şey ne de bu hareketim doğru bir şey. Kusuruma bakmayın. Bir yere yazmam gerekiyordu.

    Zayıf olduğumu, güçsüz olduğumu kabul ederek bu iğrenç yoruma maruz kalacağınız için sizlerden özür diliyorum. 2010′dan beri buradayım. Her zaman ilk girdiğim site PA oldu. Belki de buna hakkım vardır.

    Bazı sebeplerden ötürü aşırı kötü hissediyorum uzun süredir. O kadar yalnızım ki kelimelerle tarif edemem. Artık dayanamıyorum. 30 yaşındayım ve vaktim doldu sanırım. Ne yaşayabiliyorum ne de ölebiliyorum. 20 yaşımda bana sorsalardı bu kadar kötü olacak diye inanmazdım. Korkak, aciz, zavallının tekiyim. Hiçbir şeyle yüzleşemiyorum. Tüm bu güçsüzlüğü kabul ediyorum. Ancak bu da bir ilaç değil. İlacım yok. Benim de karmam buymuş diyorum yine fayda yok. Dadaist bir şair var Arthur Cravan diye. Eşini, çocuklarını bile bırakıp bir gömlek bir pantolonla denize açılmış, küçük bir sandalla. Galiba benim de yapacağım şey bu.

    Deniz yok benim memlekette. Ne yaşayabilen ne de ölebilen biri olarak ben de böyle yapacağım sanırım. Paris Texas filmindeki ana karakter gibi yürüyeceğim herhalde sadece. O kadar ezilmiş ve küçük hissediyorum ki elimden bir tek bu geliyor. Çocukluktan beri yürümeyi çok severim. Karmamda yürümek varmış demek ki. Ayrıntılar önemli değil, neler yaşadığım neden bu hale geldiğim.

    Yenilgiyi tüm bedenimle ruhumla kabul ediyorum. Bir sitemim olacaksa şunu söylerim. Bir insan bu kadar acıya, çaresizliğe mahkum olmamalı. Kimse böyle hissetmemeli.

    Osamu Dazai’nin, “İnsanlığımı Yitirirken” kitabında dediği gibi “Yaşadığım için özür dilerim” Ancak bunu söyleyebilirim. Hiçbir bahanem yok.

    Son olarak tekrar belirteyim. Böyle bir mecra için bu yazı çok yanlış. Affedin beni. Bir yere kusmam gerekiyordu. O kadar yalnızım ki bir arkadaşla, bir aile üyesiyle paylaşmam gerekiyordu bunu. Ancak kimsem yok. Kimseyle konuşamıyorum. Reelde tanışsaydık herhangi birinizle, belki buraya da yazamazdım.

    Yiğit

    @deadhouse, yani benim tanıdığım kişiler olduğu için özel olarak konuşmak isterim. Bir şekilde ulaşabilirsin abi.

    Aykut taştan

    @deadhouse, Dostum konuşmak dertleşmek istersen her zaman kapım açık. İstediğin zaman bu isimle instadan faceden ulaşabilirsin. Bazen hayat gerçekten kendini üzmeye germeye deymiyor. Bazen de bu boşluk ve hiçlik duygusu o hissiyatı en yakınını kendi ellerinle 2metrelik çukura bırakmayla birlikte daha çok katlanıp o boşluğun hiçbir zaman dolmucağını hissediyorsun. Ama bir zaman geliyor geriye baktığında bu zamanlarında boyle olması gerekiyormuş demek ki diyorsun kendi kendine.

    çaksu

    @deadhouse, Bir ya da birkaç kez ben de üstünüze saçılmıştım burda benzer tatlarda. Abes bulan varsa da bu ben değilim.

    Yardım alıyor musun? Bu ruh halinde ve bu tip düşüncelerin groove’una kapılmışken “ya ne yardımı mk” diyor insan ama.. İlaç da terapi de etkili olabiliyor. Bana ilaç net iyi geliyor mesela. Bırakınca bir kaç ayda çok kötü hale geliyorum. Başlayınca sakinliyorum.

    Yüz yüze derslerin başlaması da ruh halimi.. çok düzeltmedi de.. normale kaydırdı biraz. Başka insanların frekansını tecrübe edince seninki de o tarafa kayabiliyor bazen.

    Onun dışında çözüm önerim, tavsiyem yok malesef. Duygudan kaçmamaya çalışmak belki.. Beslemek, düşüncelere çevirmek yerine var olmasına, hatta yapacağı buysa geçip gitmesine izin vermek. Baya Newton mekaniği bi sistem gibi geliyor artık bana. Akışın önünü tıkama, parçaları yağla vs. Pek yapmasam da.

    Bilmiyorum anlamlı gelir mi dediklerim. Şu an biraz da ezbere konuşuyorum, çok zaman ayırıp üzerinde meditasyon yapmış değilim dediklerinin.

    Ama kim olsa konuşmak anlatmak iyi gelir diyorsan gel buyur. :) Facebook Onur Çaksu. Hatta ona bakmıyorum pek.. telefonum 543 840 95 81.

    Alondate

    @deadhouse, Kendimi bildim bileli senin gibi hissediyorum. Ustelik ben ogretmenim. Tum gun okulda, kursta mutluymusum gibi yapmam gerekiyor. Adimi soyadimi biliyorsun instadan ulas bana muhakkak konusalim.

  24. Ş. Yıldırım says:

    Çok üzgün ve şaşkınım, başıma gelen şeyi yakınlarımla paylaştım ama burada sizinle de paylaşmak istedim. paylaşıyorum ki sizin de başınıza gelirse benim gibi şaşırıp kalmayın.
    Bundan üç gün önce internette gördüğüm bir kedi sahiplendirme ilanıyla iletişime geçtim. Konuştuk, anlaştık. Daha önceden de bir kedim olduğunu söyledim. Önceki kedim tacettin’le fotolarımızı filan gönderdim. Bugün kediyi getireceklerdi. Ben de çıkıp kedi çantası tuvaleti kumu filan aldım.
    Birkaç saat önce beni arayıp whatsapp profil fotoğrafımda neden “satanist bir şeyin olduğunu” sordular. Foto kısmında funeral mist’in yeni albümü deiform’un kapağı var. Ben de kendimi izah ettiğimde, inatla satanist olduğumu bu yüzden kediyi bana vermeyeceklerini söylediler. Baya baya kediyi keseceğimi filan düşündüler sanırım. Bari gelin kendisi için aldığım eşyaları alın eşyalı sahiplensin kedicik dedim ama zerre umurlarında olmadı.
    Bu saçmalık izmirin belli bir yerinde yaşadı. konuştuğum adam orta sınıfın üzerinde belli eğitimden geçmiş biriydi. İnanılmaz derecede şaşkın ve üzgünüm. Böylesi bir saçmalıkla, ayrımcılıkla kürt kökenli olduğum ya da ateist olduğum için bile hiç karşılaşmamıştım. Aldığım mamayla kumla filan öyle kaldım şu an. Yüzüme corpsepaint falan yapıp gündelik yaşamıma o şekilde devam etmemek için kendimi tutuyorum şu an :D
    Demem o ki dikkat edin, neyle nerede karşılaşacağınız belli olmuyor.

    Joseph

    @Ş. Yıldırım, boş ver sıkma canını gayet normal çünkü ben evde BM dinleyemiyorum ailemin korkundan. Özellikle ulcerate dinlemek insan bilincini kötü etki birakiyormuş.:)

    Ş. Yıldırım

    @Joseph, herhalde aşağı yukarı on beş yirmi senedir bu alanda bahsettiğin şekilde ya da benzeri herhangi bir önyargıya şahsen maruz kalmadığımdan bu kadar şaşırdım, sonradan düşününce öyle geldi aklıma.

    mandrake

    @Ş. Yıldırım, böyle can sıkıcı bir pozisyona bir daha düşmemek ve aynı zamanda kendinizden ödün vermemek adına; öncelikle satanizm felsefesi her yönüyle okunmalı, idrak edilmeli ve sindirilmelidir.

    “Ben satanist değilim bakın, aslında zart zurt” gibi alttan alıcı bir tutumla en baştan kaybetmiş olursunuz.
    Bunun yerine satanizmi benimseyin ve kendinizden emin bir biçimde olayın aslını izah edin, belki karşı tarafta bir aydınlanma yaşatırsınız ve kediyi sahiplenme adına yüksek bir şans elde edersiniz -bu oran ortalama %75′tir.

    Olay ikili tartışmaya evrildiğinde ise (0.29 sonrasında olduğu gibi) rakibinizi yerle bir edecek, ders niteliğinde bir tutum sergilemek gerekir:
    https://www.youtube.com/watch?v=2gC5yM-JZcY
    Tabi bu senaryoda karşı tarafı ‘göt’ ettiğiniz için kediyi sahiplenme olasılığınız %50 gibi kritik bir orana düşecektir.

    Eğer karşınızdaki iflah olmaz bir kara cahilse, tartışma faslı direkt olarak es geçilmelidir.
    Şeytan’a selam çakmak suretiyle ’9′ metrelik mesafeden söz konusu oluşumun alnının çatına, kedi kumuna bulanmış ‘The Satanic Bible’ fırlatılarak kişi lanetlenmeli ve olay yerinden uzaklaşılmalıdır.
    Doğal olarak böyle bir senaryoda kediyi sahiplenme fikri tamamen gözden çıkarılmıştır.

    Bu dediklerimi uygulayın. Kediyi alamasanız bile en azından bu tip denyolara papuç bırakmamış olursunuz.
    Bol şans.

    Ş. Yıldırım

    @mandrake, tavsiyeler için sağol. Yobazlıkla uğraşmak da ona şahit olmak da artık ayrı ayrı aşırı yorucu şeyler haline geldi. Sanırım anlattıklarından ikinci senaryoya yakın bir şey vuku buldu ve kedi defteri ilk kedim tacettin’in ardından benim için ebediyen kapandı böylece.
    Herhalde bahsettiğin gibi karşı tarafta da bir etki uyandırabileceksek işlerin aydınlanma kısmına kafa yorabiliriz ama şu şartlarda her alanda bu artık çok zor.

  25. trivago says:

    akıl sağlığınız için lütfen dead space oynamayın

  26. çaksu says:

    Titane tam bir sev ya da nefret et filmi olmuş. “Film” kelimesinin altı çizili, italik, kalın, renkli, 3 boyutlu… Film kere film. Bu kadar yoğun ve sürekli şekilde bişeyler hissettiren bi film izlememiştim uzun zamandır. Bu hislerin kimi baya kötü. Kimi çiğ, kelimesiz. Kimi saf…

    Zaten doluyum bi kaç gündür, ağlamanın kıyılarında takıldım film boyu. Karşısına kamp kurup yerleştim. Bakışıp durduk.

    Ducournau tam bir sinemacı. İkide iki gidiyor benim için.

    Yiğit

    @çaksu, bence film bile değil. Aşırı saçma, hiçbir yere bağlanmayan, aykırı olmak için kasılan, entel mastürbasyonu bir filmimsi. Film boyunca ekrana anlamsız anlamsız bakıp durdum. İlk cümleye katılamadım. Saygı duyuyorum ama ben filmde sevilebilecek hiçbir şey göremedim. Beğenenler neden beğendi anlam vermemekle birlikte pek de sorgulamadım.

    Benim için 2021′deki en iyi film The Worst Person in the World oldu. İnanılmaz eğlendim ve bazı kısımlarda epey ağladım. Filmden sonra uzun uzun düşüncelere daldım. Titane ise benim için en büyük hayal kırıklığıydı. Raw çok iyi filmdi ama bu olmamış bence. Çoğu sahnede ossura ossura güldüm. Tam ters konumdayız bu film için :)

    TanSolo

    @Yiğit, harfi harfine katılıyorum [bro fist]

    çaksu

    @Yiğit, Aa Raw’u sevip de Titane’da böyle hissetmene biraz şaşırdım. Nefret eden çok olur onu zaten beklerim ama, ton/his/estetik olarak yakındı bence iki film.

    Yani tam olarak ne şekilde zevk ve doyum aldığımı çok kelimelere dökmeye uğraşmıyorum genelde.. Denersem… Görsellik, yakın yüz çekimleri ve performanslar, body horror estetiği.. Ama en çok da.. Baş karakterle özdeşleştim sanırım. Ne kadar rezil bi insan olsa da… Kendimi izler gibiydim film boyu, kendi hayatımdan gelen duygularla direk örtüştü frekanslar. Bırakmadı sonuna kadar. Son dediğim olmasa da “hissettirme” gücü yüksek bi film bence.

    Rollerin, kimliklerin, üstümüzde yük elimizde bağ tüm hikayelerin soyulup düştüğü, sadece saf tecrübenin, duygunun, ihtiyacın hayatta kaldığı bi film yaratmış bence Ducournau.

    Tabi kadın araba sikip hamile kalıyor haha. Duygusu yakalamazsa entel saçmalık olarak gelmesi de yani normal :) Jean Luc Godard’ın Hail Mary’si geldi aklıma, bana senin dediğin gibi hissettiren. Allahım bu ne kastıntılık bu ne südo-entel zevzeklik… Günümüzde de bu bayrağı Lantimos taşıyor olabilir haha.

    The Worst Person in the World’ü de öneri olarak alıyorum o zaman, eyvallah. Thelma iyiydi. Bi de Oslo’lu bi filmi vardı herifin kaç yıldır seyredicem…

    lammoth

    @çaksu, “Rollerin, kimliklerin, üstümüzde yük elimizde bağ tüm hikayelerin soyulup düştüğü, sadece saf tecrübenin, duygunun, ihtiyacın hayatta kaldığı bi film yaratmış bence Ducournau.”
    Bence muhteşem yorumlamışsın filmi. Ben henüz Raw’u izleyemedim ama Titane filmini şahane buldum. Ayrıca bu sene altın palmiyeyi almış olması gerçekten taktire şayan çünkü çok daha risksiz bir film tercih edebilirlerdi. Oysa Titane bence gerçekten de derdi olan bir sanat eseri. Ancak bunu alıp doğrudan seyircinin gözüne sokan bir film olmaması onun yaptığı işin değerini düşürmüyor bence. Hatta tam tersi bir durumda da insanların “ya yuhh bu ne amk didaktik lan bu” falan dediğini çok duydum. Yani mesela ben bir film çeksem bu konuda aşırı arada kalırdım. Günümüz seyircisi gerçekten de zor bir seyirci. Bu yalnız Titane için de değil bana göre her şey için böyle. Bir şey ya başyapıt ya da çöp olabilir mi ya? Affedersiniz de sikem böyle işi beyler.

    çaksu

    @lammoth, Team Titane!

    Eyvallah ^.^

    Direk özneli yüklemli cümleler kurmasına gerek yok bence de. Eline aldığı duygu/tema üzerine bi meditasyon/tecrübe yaratması beni bağlayan şey oluyor bu gibi filmlere. “Gözüne sokmadan işlemek” lafıyla benzer şeyler kastediyor isen katılıyorum yani ^.^

    Raw’u çıktığı zamanlarda izlemiştim, tekrar izlemedim henüz. Aklımı aldığını hatırlıyorum ama zihnimde taze değil. Titane ile benzer bi estetiği var. Ve Raw da, akıldan ziyade göbeğinle, vücudunla izlediğin bi filmdi bence. Kesin tavsiyem.

    Dünyanın en alakasız (gerçekten) filmi Summer Lovers (Randal Kleiser) ile de kafamda bi oda paylaşıyor Raw acayip olarak. Art arda günlerde izlemiştim. O filmi de baya severim. İkisi de ailemle yaşar ve kendime ait odam yok iken, evde yalnız kaldığım bir kaç gün içinde özgürlük duygumu beslemişlerdi. Çıplaklık olsun, kan gövde olsun, yalnız değilken rahat izleyemezdim o sıralar. Eheh.

  27. Paul Pogba'nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü says:

    Bana Srpski Film gibi, Cannibal Holocaust gibi gore’un, vahşetin ve bilimum insanlık dışı şeylerin havada uçuştuğu über mide bulandırıcı, tiksindirici, şok edici filmler önerebilen sinemasever kardeşlerim var mıdır? Bu tarz filmleri izlerken içimi müthiş bir huzur kaplıyor da.

    Not: Salo or the 120 days of Sodom demeyin kalp kırarım. Bu film Srpski Film ve Cannibal Holocoust’un yanında Susam Sokağı kalır. Biraz Martyrs yaklaşıyor ama o da tam değil. Neyse işte dediğimi anladınız o ayarda film tavsiyesi arıyorum. İnsanlığın en dip noktası olacak böyle.

    TanSolo

    @Paul Pogba’nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü, Melancholie der Engel

    Paul Pogba'nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü

    @TanSolo, Eyvallah ama bu filmi hiçbir yerde bulamadım. Bir iki yerde buldum onlarda Almanca ve İspanyolcaydı. Yine de sağ ol ilerisi için aldım listeye.

    TanSolo

    @Paul Pogba’nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü, melancholie der engel izle yazınca şaaak diye çıkıyor ingilizce altyazılı. link atmam doğru olur mu bilemedim o yüzden atmıyorum.

    Paul Pogba'nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü

    @TanSolo, Tamam tamam buldum kardeşim sağ ol önerin için. Listeme aldım.

    Yiğit

    @Paul Pogba’nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü, salo nasıl diğer filmlerin yanında susam sokağı kalıyor anlam veremedim. Diğer iki filmi birden fazla kez izlemiş ve hiçbir şey hissetmemiş biri olarak salo izlerken hissettiklerimi kelimelere dökemem. Bence salo bir başyapıt. Ve iğrençlik, sınıraşmacılık konusunda en önde gelen filmlerden biri. Diğer saydıkların bence çok sağlamından ossuruk filmler. Hele srpski film. Filmi izlerken hiçbir şey hissedemedim. İçi boş, anlamsız, manasız bir film.

    Yani bunu derken srpski film’in o coğrafyadaki zorno sektörüne olan bir atıf olduğunun farkındayım da salo’yla falan kıyaslamayalım bence bu filmleri. Salo başyapıt oğlu başyapıt.

    Paul Pogba'nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü

    @Yiğit, Yok başyapıt olarak değil de iğrençlik olarak ele aldım. Yoksa güzel filmdir Salo. Ama bir tiksindiricilik bakımından Cannibal Holocaust ve Srpski filmin yanından geçemez (bence) İzlerken iğrençlik namına pek bir şey hissedemedim. Halbuki Cannibal Holocoust’u ilk izlediğimde ertesi günü mide bulantısıyla geçirmiştim. Ayrıca Srpski Film konusuna da katılmıyorum. Hadi iğrençliğini falan geç Srpski Film sinematografik açıdan da harika bir film (bence). Tüm zamanların en favori filmlerimden birisidir şahsen öyle söyleyim. Neyse zevkler ve renkler tartışılmaz diyelim.

    Yiğit

    @Paul Pogba’nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü, düşüncelerimiz uyuşmadı yine. Söylediklerinin tam tersini düşünüyorum.

    Text üzerinden örnek verirsek Srpski Film bence “abi adam oğlunu siksin, yeni doğan bebeği sikelim, her şeyi sikelim amk iğrenç bir film olsun”dan pek de öteye gidemeyen bir film bence. Bu text’in altı hiç dolu değil.

    Salo için bunları asla söyleyemem. Bence hepsinden de iğrenç film. Hatta diğer ikisini izlerken hiçbir iğrenti hissedemezken (sebebi üstteki text mevzusu) Salo’da durum bu değildi. Yarısında kapatmamak için zor durdum filmi beğenmeme rağmen.

    Paul Pogba'nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü

    @Yiğit, Srpski Film salt sadece onu bunu sikelim, insanların midesini bulandıralım filmi değil. Filmde acayip bir alt metin ve gönderme sanatı var. Ben mesela Kapitalizm ve Devlet eleştrisi diye okudum. Başka reviewlarda eski Yugoslavya’ya gönderme hatta direk Yugoslavya ve metaforu diye okunmuş mesela. Salo’da öyle yanlış anlaşılmasın ben Salo’ya kötü film demiyorum sadece iğrençliği yaklaşamaz diyorum. Biraz Srpski Film’in hakkını yiyorsun bence. Neyse zevkler ve renkler tartışılmaz abi banane filmi ben mi çektim :)

    Yiğit

    @Paul Pogba’nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü, Srpski Film hiç alt metinle metaforla ilişkili değil. Sırplardaki zorno sektörüne gönderme. Hiçbir sanatsallık barındırmıyor.

    Tabii bize ne. Zort gibi film.

    woodenpint

    @Paul Pogba’nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü, Faces of Death olabilir mocumentary tadında. Ama asıl pislik ve mide bulantısı Aftermath (1994). Otopsi, nekrofili, hiç diyalog yok, yarım saat falan sürüyor. Başka bir şey dememe gerek yok sanırım. Neden? diye sordurtan anlamsız ve şahsen bir yerde denk gelmiş olmasam açıp izleyeceğim bir film değil. Bir de August Underground üçlemesi var bundan daha şiddet içerikli. O da aynı şekilde saçmalık boyutunda. Ben hiçbirini tamamen izleyemedim, izlediğim en rahatsız edici filmler olarak en fazla Happiness, Funny Games ıvır zıvır derim ama eminim iğrençlik ihtiyacını karşılayacaklardır hahah

    de mysteriis dom sathanas

    @Paul Pogba’nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü, bahsedilenlerden sadece srpski filmi izledim ve bahsedilmediği için human centipede diyorum. bu filmin yayınında ve yapımında emeği geçen herkesin abv.

    TanSolo

    @de mysteriis dom sathanas, japonlar böyle durumlarda inanılmaz bir güç sergilerler

    Yiğit

    @de mysteriis dom sathanas, japonlar zor durumlarda inanılmaz bir güç sergilerler

    de mysteriis dom sathanas

    @Yiğit, @TanSolo , anlaşıp mı yazdınız haha.
    ikinci film daha da rezillik ve sanırım üçüncüsü de var onu izlemedim.

    Paul Pogba'nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü

    @de mysteriis dom sathanas, @woodenpint önerileriniz için sağ olun gençler. @woodenpint Face of Death’i izledim. 1-2 sahne dışında şiddet olarak fostu. Aftermath ve August Underground’ı listeme aldım sağ olasın.

    @de mysteriis dom sathanas, Human centipede’i de izledim. Fena değildi lakin o da Cannibal Holocaust, Srpski Film, Snuff 102 gibi filmerin vahşet dozuna yaklaşamaz bence. Sağ olasın önerin için.

    Ş. Yıldırım

    @Paul Pogba’nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü, climax de olur gibi aslında. Hem müzikleri de çokzel

    çaksu

    @Ş. Yıldırım, Aklıma geldi, bence harika da film, ama kesme biçme pek yok diye yazmadım :) Arkadaş “Martyrs da tam kesmez” deyince zaten sindim, battaniyeme sarındım, elimi yalamayaghöhm öhmm.. Pardon bi karışıklık oldu.

    Ürktüm yani, teselli aradım.

    Yiğit

    @Ş. Yıldırım, vahşetli sayılmaz ama ilk izlediğimde yaşadığım gerilim ve adrenalin hissini bana başka bir film veremedi halen. On numara film.

    Firat Tale

    @Paul Pogba’nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü, dostum su reddit iceberginde 3. seviyeden baslayip asagilara inebilirsin.

    https://tinyurl.com/5hdveyry

    https://i.redd.it/agyqoaeyb2s61.jpg

    Yiğit

    @Firat Tale, burada izlemeye değer olanlar hep 3. seviye ve yukarısında. Zaten verdiğin linkin altında bir entry güzelce açıklamış iceberg’ü. 3. seviyenin altındakiler çoğunlukla script’i bile olmayan, sırf iğrençlik olsun diye yapılmış şeyler. Bilmiyorum ama bence bunları izlemek çok gereksiz. Hatta en alt tier’ı saymazsam diğerlerinin bir rahatsızlık vericiliğinin olduğunu bile sanmıyorum.

    Paul Pogba'nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü

    @Firat Tale, Bu iceberg’ü biliyorum. Bir ara epey araştırdım 3. katmandan sonraki filmler çok zor bulunuyor. Deep webde falan bulunur anca. Teşkürler.

    TAAKE

    @Paul Pogba’nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü, açılın bu manyak filmlere bir ara kafayı takmış ve bayağı izlemiş biri olarak onlarca film önenerebilirim ama ilk önce naçizane bu sırpski,cannibal hol. ve salo,bunlara nekromantik,bunny game gibi filmleri de katabilirim, bunların böyle ya bunlar boş şiddet filmleri,çöp muamelesi görmesi beni gerçekten rahatsız ediyor,hayır cidden bu filmlerin bir derdi var
    salo ağır bir devlet,otorite,faşizm eleştirisi
    cannibal hol. ağır bir insanlık eleştirisi
    sırpski ağır bir devlet ve demokrasi eleştiri
    sırpskinin yönetmeninin sözlerini bir okuyun adam neden bu filme bir sırp filmi koyduğundan tut filmdeki diğer tüm sembol,metafor ve göndermelerden bahsetmiş
    salo filmi yönetmenin hayatınına mal olmuş bir film,içindeki şu replikleri unutamam
    -sadece biz faşistler gerçek manada anarşistiz,gücün,maskülenliğin ve hazzın yıkımı işte gerçek doğa,biz canavarız
    -belkide biraz Nietzsche okumalyız,kan,kan evet kan bu hayatın anlamı,gerçeği,sperm sadece iğrenç bir varoluş
    -yarım kalmış kudurgan bir hazdan daha kötü ne olabilir ki?
    mesala herkesin ya hiçbirşey anlamadık,sırf nekrofili dediği
    Nekromantik filminin alt metni ve çözümlemesi

    lütfen filmi anlamak isteyen ve izleyenler okusun,bana değil
    Buttgereit hayranı bir psikolağa aittir:

    Çocukluk travmalarının cinsel sapkınlık olarak geri dönmesini anlatan kült psikolojik-gerilim filmi
    Film, vajina ile açılır. (kadının işemesi) Ardından bir çiftin kaza yaptığını görürüz. Joe’nun Sokak Temizleme Acentesi burada hayatımıza girer. Daha sonra acentede çalışan kişilerin yaptığı iş hakkında bilgi sahibi oluruz.Esas oğlan Robert’in evine girip, birkaç genel görüntü ile ön bilgi ediniriz. Robert’in sevgilisi küvette tabiri caizse kan banyosu yaparken, televizyonda ‘fobi’ler üzerine bir konuşma yapılıyordur. TV’de konuşan Dr. Laskowski şunları söyler: “ Örümcekler, görünüşlerinden dolayı -ki aslında çok yararlı hayvanlardır- (Burada Robert’in sevgilisi Betty, küvette ayağa kalkar ve bu sözler ile çırılçıplak bir kadın üst üste biner!) pek çok insanda fobiye neden olur. Bu fobiler patalojik korkunun şeklini alır. (Kamera salondaki Robert’e doğru kaymaya başlar) Bu insanlar bazen iyileştirilebilirler; şok terapisi ve ya duyarsızlaştırma ile.. Bir vaka hatırlıyorum; hastanın eline bir örümcek koymuştum ve fobisi hemen iyileşmişti. Daha sonra bu hayvanlarla çok yakın ilişkiler kurdu, tarantulalar beslemeye başladı. (Robert’in durumuna dair ilk ipucu) Bu gösteriyor ki; bu tip bir terapi, benzer nefretlerin (!) tedavisinde de kullanılabilir. Örneğin; kir kokusu, dışkı ya da cesetler (!) …
    Şimdi de bir alıntıyı dinleyelim;“Abraham’a (1922) göre örümcek, rüyâda annenin sembolüdür; şöyle ki örümcek korkusu, anne ile cinsî münasebet korkusu ve kadın tenâsül aleti karşısında duyulan ürküntü olarak ifade edilir.”Psikanaliz açısından anne ile cinsel ilişki korkusu ve onun cinsel organına tekabül eden örümceğin burada kullanılması elbette tesadüf değildir.(filmin ilerleyen dakikalarında buraya tekrar atıfta bulunacağız.)Doktor, bunun tam olarak kanıtlanamadığını, yalnızca bir başlangıç olduğunu söylerken kamera zoom yapar ve Robert’in gözlerine yaklaşır. Bu sırada dissolve efektiyle, Robert’in gözleri ve bir tavşan görüntüsü üst üste bindirilir, görüntü tavşanda netleşir ve devam eder. (Robert’in flashbacki) Bahçıvan pantolonlu bir adam, kafasını iki kere okşadığı (!) tavşanı alır ve boğazını deşer. Bu adam Robert’in babasıdır ve bu olay da Robert’in ilk korkusudur.Daha sonrasında ise adamın tavşanın karnını deşmesi ve Robert’in evindeki kadavranın karnını deşmesi çapraz kurgu ile gösterilir ve bu bizi koşullar. Adam tavşanın iç organlarını çıkarır; Robert de kadavranın.. Burada aklımıza doktorun söyledikleri geliyor: “Bu insanlar bazen iyileştirilebilirler; şok terapisi ve ya duyarsızlaştırma ile.. Bir vaka hatırlıyorum; hastanın eline bir örümcek koymuştum ve fobisi hemen iyileşmişti. Daha sonra bu hayvanlarla çok yakın ilişkiler kurdu.” Robert’in burada korkusunun üzerine giderek onu duyarsızlaştırdığı görüyoruz. Filmin ilerleyen dakikalarında da onlarla cinsel ilişkiye girerek yakın ilişkiler kurduğunu! Buna mukabil, örümcek korkusunu yenen hastanın evinde tarantula beslemesi gibi, ceset korkusunu yenen Robert de evinde ceset besliyor diyebiliriz.Bütün halinde bir erkek cesedi çıkaran Joe’nun elemanları , onu morga taşırlar. Robert ise cesedi alıp evine götürür. Bu da sevgilisine sürpriz niteliğindedir. Olağan üstü bir sevişme sahnesi ve onu destekleyen müthiş bir müzik ile adeta bir dans gösterisi izliyoruzdur. Filmin çok büyük bir aşk filmi olduğunun kanıtı bu sahne diyebilirim.Bu arada Robert, cesedin sol gözünü sevişirken yerinden söker. İlerleyen sahnelerde ise bu gözün kanaması aralıklarla gösterilir. Şimdi en baştaki kazaya dönersek eğer; kaza yapan çiftten erkek olanın kasa sırasında sol gözünün çıktığını hatırlayacağız. (bunlar aklımızda kalsın)İşler karışır. Robert çalıştığı yerden kovulur. Sevgilisi ile tartışmalar başlar. Betty, Robert’i terk eder (cesedi de alarak) ve Robert psikolojik bir bunalıma sürüklenir.Robert küvette, vücudunun tamamı suda olacak şekilde durmaktadır. Bu görüntüyü de anne rahmine dönüş isteği olarak açıklayabilriz. Robert’i sinemaya bir dehşet filmine gider. Bu ona oldukça sıkıcı gelmektedir. Filmdeki beyaz elbiseli kovalanan kadın da Robert için anne motifi diyebiliriz. (beyaz elbisenin bunda rolü büyük)Eve gelen Robert birkaç hap alır ve uykuya dalar. Rüyasında beyaz elbiseli bir kadın, yani annesi yanına doğru elinde siyah bir kutuyla yaklaşır. Anne, siyah kutudan çıkan kesik başı Robert’e verir. Bu Robert’in babasının başının temsilidir. Kelle, siyah kutuda sorunların temsili iken, anne beyazlara bürünmüş, saf ve temiz olarak durmaktadır.Aralarında birbirlerine atarak dolaştırdıkları kesik baş ile ikili, olabildiğince mutlu bir tablo çiziyordur. Fakat Robert’in uyku haline geldiğimizde acı çektiğini görürüz. Rüyada bu kadar mutluyken, uyku halinde çekilen bu acının sebebi,baba ile hesabın görülmemiş olmasındandır. Bu arada rüyada, Robert’in tek gözü yoktur. Tıpkı ceset ve filmin başında ölen adam gibi. Bunu oedipus efsanesiyle bağdaştırmak mümkün. Annesiyle ilişkiye girdiğini öğrenince gözlerini oyan Oedipus gibi, filmde de olmayan tek göz, farkında olunmayan, bilinçaltı oedipusa tekabül ediyor olabilir.Robert’in mutlu olan rüyasının reel hayatta kâbus gibi görünmesinin ardından kadraja tekrar beyaz elbiseli bir kadın girer. Beyaz elbiseli anne içeren rüyanın ardından ekrana gelen beyaz elbiseli fahişe, tesadüf olmasa gerek. Sonrasında Robert fahişe ile anlaşır ve onu mezarlığa becermeye götürür. Yalnız, sıradan bir mezarda değil, annesinin mezarının üzerinde. Bunu ise Robert’in “şu mezar” diyerek yön vermesinden anlayabiliriz. Sıradan değil spesifik bir mezardır bu. Ve kadının bir önceki rüya sahnesindeki ‘anne’ ile aynı tarz beyaz elbise giymesini de katabiliriz. Robert, temsili annesini , annesinin mezarında becerecektir. Fakat fahişe canlıyken erekte olamayan Robert, onu önce öldürür daha sonra becerir.Sabah olunca, ölü fahişenin başının mezar taşının üzerinde olduğunu görürürüz. Hemen yanı başında ise bir gonca gül vardır. Gonca gül de fahişenin anne temsili olduğunu kesinleştirir. (Tıpkı Citizen Kane filmindeki gibi.. Orada da ‘ROSEBUD’ üzerinden bir anneye dönüş, onun yerini doldurma hikayesi anlatılır ve erken yaşta anneyle birlikte kaybedilen, anneyi temsil eden kayağın adı olan ‘rosebud’ gonca gül demektir)Robert’in sorunun çözülmesine bir adım kalmıştır. Onu da tamamlayan, Robert’i fahişe cesediyle basan bahçıvan pantolonlu adamdır. Tahmin edeceğimiz üzere bu adam, en başta gördüğümüz (flasback) bahçıvan pantolonlu Robert’in babasının imagosudur. Bir başka deyişle Robert, annesiyle geçirdiği cinsel deneyimin ardından babasına yakalanmıştır. Bu ön görüyü tamamlayan olay da Robert’in kürekle vurarak adamın kafasını vücudundan ayırmasıdır. Tıpkı rüyadaki babasının kellesi gibi!Başsız ceset yerde can çekişirken arkada bir mezar taşı görürüz. Orada “EWIGER FRIEDE” yazmaktadır. ‘Hiçbir şey, hiçbir sahnede öylesine değildir’ anlayışından yola çıkarak bu kelimeleri Google’a yazdığımızda, Kant’ın “ZUM EWİGEN FRIEDEN” isimi (mezar taşında sadece ‘n’ harfleri eksik) eserine rastlıyoruz. Bunun da dilimize çevrildiğinde ‘ebedi barış’ anlamına geldiğini görüyoruz. Bunu da cinsel ilişkiye girilen anne ve öldürülen baba ile ailede ‘barış’ın sağlanması şeklinde açıklayabiliriz.Robert’i elinde bir kırkayak ile görürüz. Burada filmin en başındaki doktorun söylediklerini tekrar hatırlamamız gerekir: “ Bir vaka hatırlıyorum; hastanın eline bir örümcek koymuştum ve fobisi hemen iyileşmişti.” Robert’in elindeki tırtıl, bu örümceğin ‘yerine koyma’sıdır; anlam bakımından bir fark yoktur. Sonuç olarak dolaylı yönden anneyi temsil eden bu tırtıl, Robert’in annesiyle barıştığının, korkusunu yendiğinin kanıtıdır. Robert artık özgürdür, tıpkı o sahnede gösterilen uçan kuşlar gibi…Burada araya giren bir sahnede Robert, İsa’yı çarmıha germektedir. Baba ve oğul inancının bir temsili olarak babasını cezalandırır, kendi günahlarının kaynağı olan babasından ve onun günahlarından arınır)Rüyadaki mutluluğun kaynağı gerçek hayatta da gerçekleştirilmiştir artık. Robert, rüyasındaki gibi mutludur ve bu mutluluk, rüyasındaki sevinç gösterilerinin benzeriyle tekrar edilir. Ben de burada Robert’in mutluluğuna ortak olmadım değil Ve sinema tarihinin en iyi sonları arasına girebilecek muhteşem bir final. Robert kendini bıçaklarken bir yandan da erekte olup orgazm olmuştur. Bıçak darbeleri ve boşalma görüntüleri art arda verilir. Bir yandan da babasının tavşanı kesme sahnesi tersi şekilde okutulmaktadır. Robert kendini bıçakladıkça, tavşan hayata dönmektedir.Belki de en başta tavşan ölmeseydi Robert de yaşayacaktı;Tavşanın yaşaması içinse Robert’in ölmesi gerekiyordu…

    TAAKE

    @Paul Pogba’nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü, Sana istediğin tarzda şu filmleri önerebilirim

    Guinea Pig-Flower of Flesh and Blood ++++
    Vomit Gore Trilogy +++++++
    L’uomo, la donna e la bestia +
    bunny game +
    The Human Centipede 2 ++
    Ôdishon (en iyi korku filmi bana göre)++
    Happiness
    Antichrist +
    Taxidermia +
    Baise-moi ++
    Sweet Movie
    Barda +
    Hostel +
    I spit on your grave/ Day of the Woman ++
    Bijitâ Q ++
    Koroshiya 1
    Sedmikrásky
    Tetsuo
    Raw +
    We Are The Flesh +
    Baskın +
    Gummo ++
    Murder-Set-Pieces ++
    Funny Games +
    Begotten (black metal bir film olsa bu olurdu)+
    Man Behind the Sun ++
    Blood Feast ++
    Inside +++
    August Underground ++
    The Last House on the Left
    In a Glass Cage +
    Henry: Portrait of a Serial Killer ++
    Pink Flamingos +
    Suicide Club
    Irreversible
    Dumplings +
    Re-Animator
    Reise nach Agatis +
    Gurotesuku ++
    Cold Fish
    I Saw the Devil +
    Angst +
    V/H/S +
    Terrifier +
    Megan Is Missing +
    The Green Inferno +
    The Poughkeepsie Tapes +

    daha bir çok film var ama bunlar bayağı arıza filmlerdir,yanına artı koyduklarım senin istediğin tarzda filmler

    Paul Pogba'nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü

    @TAAKE, Dostum eyvallah en kapsamlı öneri bazılarını izledim listemde olan bi kaç film var orda. Ayrıca Srpski Film konusunda seninle aynı düşünüyorum. Nice korku filmi hayranı bile piç gözüyle bakıyor bu filme. Filmin vermek istediği mesaj filmin şok ögesinin gölgesinde kalmış ondan olabilir. Yoksa değme filmlere taş çıkaracak bir alt metni var bu filmin. Bazı korku filmi hayranlarına göre bile ”sırf sikelim sokalım vahşet” filmi olarak algılanması beni üzüyor. Bu filmin çok hakkının yendiğini düşünüyorum. Yukarıda da aynı tartışmayı bir arkadaşla yaptık zaten. Tüm zamanların en favori filmlerimden biridir.

    TAAKE

    @Paul Pogba’nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü, ha birde bu günlerde Burning moon diye bir film izledim,psikoloğun had safhası,flash tv de yolcu diye bir korku dizisi vardı onu hatırlattı oyunculuk ve çekim ama sonda bir cehennem sahnesi var aklını kaybedeceksin

    Berca B.

    @Paul Pogba’nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü, bu tarz filmlere meraklı olanlar tam olarak hangi duygularını tatmin ediyorlar, ne hoşlarına gidiyor, veya bunun adı hoşlantı mı, bunu açıklayabilirler mi? Böyle düz yazı olunca yargılarmışım gibi oldu ama öyle değil, tamamen merak ve anlama isteğiyle soruyorum. İnsanların bu tarz aşırı uç şeyleri neden sevdiklerini açıklamalarına baya ilgiliyim. Quora ve reddit’te sık sık okuduğum bişi bu. Sevdiğimiz “şeyleri” neden seviyoruz?

    Paul Pogba'nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü

    @Berca B., Çünkü hayatın monotonluğu, tekdüzeliği ve yapaylığının yanında bu tür aşırı şeyler bana huzur veriyor daha doğrusu kim olduğumu ve hatta şöyle söyleyim tüm canlıların en temel içgüdüsü olan hayatta kalma içgüdüsünü benim suratıma vuruyor. Toplum denilen bu yapay oluşumun ve gereksiz insan yığınlarının içinde bana bunu hatırlatıyor. Kısacası bana toplum içinde unutulmuş olan bu en ilkel içgüdümü hatırlatıyor o yüzden seviyorum. Metal müzik, daha özel anlamda Grindcore/Brutal Death Metal’de bunun müzikteki karşılığı. Onu sevme nedenlerimizden biri de bu değil mi? (Hoş ben Death Metal çok sevmiyorum o ayrı) Bilmiyorum cevap senin açından tatmin edici oldu mu.

    woodenpint

    @Berca B., Eskiden insanların gladyatör dövüşleri vb şeyleri izlemeye gitmesi gibi bir şey sanırım

    Yiğit

    @Berca B., kastın bu değildir belki ama bir Haneke(favori yönetmenim) veya Lars von Trier filmi izlerken aldığım zevki Ulcerate veya DsO dinlerken aldığım zevkle bağdaştırabilirim. Bu tarz rahatsız edici filmlerin çarpıcılığını seviyorum. Özellikle Haneke gerçekleri çok yalın ve süssüz bir şekilde suratına vurmayı seviyor izleyicinin. Benim için film böyle olmalı diyorum her filmini izlediğimde (Funny Games biraz ayrı bir çizgide, onu saymıyorum).

    Ha ama bence Srpski Film’in falan estetik değeri sıfıra yakındır. İnsanlar filmde alt metin bulunca o filmi bir şey sanma hatasına sıkça düşüyor. Human Centipede, Srpski Film, veya script’i bile yok denebilecek gore ve zorn (baştaki p) filmleri rahatsız edici bulamıyorum. Bence bu tarz filmlerin toplam rahatsız ediciliği bir Climax ya da Come and See falan edemez. Hatırlıyorum da Come and See’i izlediğimde bir süre kendime bile gelememiştim.

    Kafam iyi boş konuşacam ama ben sanırsam 14 yaşımda Requiem for a Dream’i ilk izleyişimde yarım saat oturduğum yerden kalkamamıştım. O günden sonra hep böyle tokat gibi filmler izlemenin müptelası oldum.

    Bir de şu iceberg muhabbetine önemli bir ek yapayım:

    https://tinyurl.com/2e6xh852

    Paylaşılan diğer iceberg’ün aksine gayet düzgün ve izlenebilir filmlerden oluşuyor. Bence asıl liste bu olmalı.

    Berca B.

    @Yiğit, @Paul Pogba’nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü, @woodenpint eyvallah beyler cevaplar için sağ olsun. Cevaplara tatmin edici değil gibi bişi asla demem zira herkes için değişkenlik gösterecek bi durum bu.

    İlk mesajımı yazarken zaten ben de kendi kendime “ben de dünyanın yüzde 99′unun katlanamayacağı bir müzik türü seviyorum” diye düşünüyordum, ama ben neden bu kadar sevdiğimi kendi kendime açıklayamıyorum mesela, o yüzden böyle farklı bir konuda sizin fikirlerinizi sormak istedim. Şahsen ben her türlü dövüş organizasyonunu takip eden, vahşetli b-movielerden hoşlanan, müzik zevki de ortada olan biri olarak yukarıdaki iceberg’den herhangi bir filmin ortalarına aldım ve kadını meme ucundan çivi çakarak masaya monte ettiklerini görünce SİKERİM BÖYLE FİLMİ DE JANRI DA diyerek direkt kapattım. Aynı şekilde kafes veya ringde dövüşçüler birbirlerine ölümüne dalarken rahatsızlık hissetmezken, freak accident dedikleri sporcu sakatlığı videoları da başımı döndürmeye yetiyor. Böyle böyle çok acayip, açıklayamadığım çelişkili durumlar var içimde. O yüzden insanların bu tarz sıra dışı zevklerini neden sevdikleri konusu hep ilgimi çekiyor.

  28. woodenpint says:

    Şeytanlı cübbeli kesmeli biçmeli cesetli bütün albüm kapaklarından daha kışkırtıcı ve etkili bir kapak bence

    https://i.ytimg.com/vi/3mjtsXaYRV8/hqdefault.jpg

  29. Alimdat says:

    Sevgili aile merhabalar, yeni bir eve taşındım bir çerçeve asacağım fakat güzel bir albüm kapağı seçemedim. Sizin sevdiğiniz albüm kapaklarını rica etsem buraya arada paslayabilir misiniz?

    Opethsevenbiri

    @Alimdat, In the nightside eclipse bence duvara çok yakışır. Where Shadows Forever Reign’de olabilir. Genel olarak Middle Earthvari manzaralı Black Metal kapakları tablo olarak güzel durur bence.

    Alimdat

    @Opethsevenbiri, Ben de öyle düşündüm bu arada middle earth kafasında bir şey de planlıyorum. Dark Funeral sevdiğimden dolayı bu wsfr olabilir teşekkürler

    Murad

    @Alimdat, Öncelikle yeni ev hayırlı uğurlu olsun, benim en sevdiğim albüm kapakları “Testament – Dark roots of the Earth”, “Sylosis – Monolith”, “Paradise Lost – The Plague within”, “bir de Megadethin Hangar 18 single’ına özel kapak çalışması vardı, o da güzel mesela.

    Murad

    @Murad, https://tinyurl.com/43ba5tu2

    Alimdat

    @Murad, teşekkür ederim öncelikle. Hangar 18 direkt artwork olduğundan çok beğenmedim ama the plague withini çok beğendim ona da bakcağım.

    woodenpint

    @Alimdat, BATHORY Blood Fire Death… Tablonun ismi ise Wild Hunt.

    Alimdat

    @woodenpint, bu gerçekten çok hoşuma gitti kaliteli bir halini bulursam bunu alabilirim. Çok teşekkür ederim. Ben bir de küçük ve beyaz kuşenin üstüne siyah beyaz bir kapak olarak the grand scheme of things’in düşündüm o da çok hoşuma gidiyor.

    woodenpint

    @Alimdat, Rica ederim hocam ilk aklıma gelen bu oluyor gerçekten hastasıyım. Yeni ev hayırlı olsun umarım güzel olur.

    Zeitgeist

    @woodenpint, +1 bu tablo duvarda çok iyi durur gerçekten.

    woodenpint

    @Zeitgeist, Bildiğin duvarda durmak için var gerçekten hahah.

  30. Alondate says:

    Deadhouse artik yazmadigi icin yorum okuyasim gelmiyor. Cok uzgunum bu durumdan dolayi. Umarim iyidir.

    ismail vilehand

    @Alondate, sitede kimsede mail adresi veya telefonu yok mu? Ben onu bir pavyona götüreyim de kendine gelsin.

    Erhan

    @ismail vilehand, Onun yüksek dozda Carcass’a Asphyx’e ihtiyacı var. Pavyon çıkışı yarım kilo lokmayla üç saat pislik metal yüklersen kendine gelir.

    Yiğit

    @ismail vilehand, bildiğim kadarıyla sitede kimseyle tanışıklığı yok. Ama kritik yazdığına göre Ahmet abide vardır anca.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Yiğit, 2 gün önce mail attım ama henüz cevap gelmedi.

    çaksu

    @Alondate, Valla ben de onu düşünüyodum. Hiç yazdığını hatırlamıyorum kaç gündür.

    ismail vilehand

    @çaksu, pavyon kadrosuna seni de alacağım. Bu sitede pavyona gitmeye ciddi ihtiyacı olanlar var.

    trivago

    @ismail vilehand, konsomatris falanda isteriz.

    çaksu

    @ismail vilehand, Ahah eyvallah. Olur ya niye olmasın. Suyumu verin, gölge yapmayın yeter. Ben fotosentezimi yaparım siz insan şeylerinizi yapiyorken.

    Joseph

    @Alondate, inşallah kötü bi şey yoktur.

    Erhan

    @Alondate, Sitede kimsede telefon numarası yok mu deadhouse’un. Gördüğüm kadarıyla samimi olduğu kişiler vardı sitede.

    deadhouse

    Yaşıyorum arkadaşlar. İyiyim. Talihsiz, saçma sapan yorumum için kusura bakmayın. İnsan bazen çok çaresiz hissedebiliyor. Sağ olun.

    Zeitgeist

    @deadhouse, Siteye girince bu yorumu gördüğüme o kadar sevindim ki anlatamam.

    lammoth

    @deadhouse, abi yazdıkların bana göre ne talihsiz ne de saçmaydı. Hatta uzun süredir okuduğum en içten şeydi. Ayrıca her ne olursa olsun benim diyen adamın da yazamayacağı kadar açık, öz ve yürektendi. İyi olmana çok sevindim. Sen hep iyi ol be kral. Sen hep iyi ol!

    Twat

    @deadhouse, başkan hoşgeldin. bol bol egzersiz, koşu, yürüyüş mümkünse bisiklet ya da yüzme. klişe gelebilir ama kan dolaşımı ruh halini etkileyip kötü düşünceleri de uzaklaştırıyor.(bu felsefeyle ilgili film önerisi: the loneliness of the long distance runner/1962)

    TAAKE

    @deadhouse, merak etme dostum inan 90 milyon ülkenin rahat 70 milyonu,dünyanın da dörtte üçü aynı durumda,sadece bir,bir tane kötü gün,hayattaki en aklı başında adamı deliliğe indirgemek için sadece tek bir kötü gün yeterli diyor ya joker tüm insanlık kaç gündür bunu yaşıyor,herkes gerili yay gibi,ben şu iki senedir çevremde bırak mtluyu,şükür yuvarlanıp gidiyoruz diyen adam görmedim

    TAAKE

    @Alondate, deadhouse sevdiğimiz bir kardeşimizdir,müzik zevkinin harika olması yanında politik olarak da sjw çamuruna batmamış ve post-truth ve trend ikiyüzlüğüne karşı dobra bir insandır,girdiği mesajlara bakabilirsiniz.Ben de böyle bir insan olarak kendisini anlayabiliyorum,sjw nin,gerici ve fonlanmış trend solun,riyakar ve pussy magnet duyarcılığın,sadece tüketen,vasatı dayatan boyalı mededeniyetin,reklam ve makyajı olmasa ayakta duramayacak vasatların ve yetkin ve elit olmayı suç sayanların mükemmel(!) ve tarışmasız(!) süper duyarlı medeniyet karşıtı demokrasisinin karşısında olan insanlar için şu an dünya en kötü zamanında,yukarıda saydıklarımı savunan insanlar ise en harika zamanlarında,dünyayı sadece kültürel marksizmin posasını sömürmekle uğraşan maocularla,sanat ve medeniyet düşmanı sjwler ele ele vermiş yönetiyor
    son matrix filmine veya cem yılmaz gösterisine bakın beğendiniz mi,bunlar daha iyi günler,tüm sahip olduğunuz güzellikleri birer birer yokedecekler,metal müzikte ortadan kalkacak,sanatta,mizahta.Yalnız bu kadar gerilen insanlık bu kadar bu kadar duyar,sjw,algı,riyakarlık sopatlarına maruz kalan insanlık sonunda bir patlarsa ikinci dünya savaşı falan çocuk müsameresi gibi kalır,ne demiş chuck

    Burada yaşayan en güçlü ve en zeki erkekleri görüyorum. Bu potansiyeli görüyorum ve hepsi heba oluyor. Lanet olsun, bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor, ya da beyaz yakalı köle olmuş. Reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşinde. Nefret ettiğimiz işlerde çalışıp gereksiz şeyler alıyoruz. Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. Bir amacımız ya da yerimiz yok, ne büyük savaşı yaşadık ne de büyük buhranı. Bizim savaşımız ruhani bir savaş, en büyük buhranımız hayatlarımız. Televizyonla büyürken, milyoner film yıldızı ya da rock yıldızı olacağımıza inandık, ama olmayacağız. Bunu yavaş yavaş öğreniyoruz ve o yüzden çok çok kızgınız.

    Benim dünya görüşümde, sen Rockefeller merkezi harabelerinin etrafındaki ormanda av peşindesin. Hayatın boyunca üzerinde olacak deri giysin var. Sears kulesini saran sarmaşıkları tırmanacaksın. Tepeden aşağıya baktığın zaman sadece un yapan ya da asfalt yolda et kurutan minik insanlar göreceksin

  31. trivago says:

    seven nation army
    gangsta’s paradise
    bu iki şarkı youtube’da her montaj videosuna gidiyor. ulan ne şarkılar var be

    Dysplasia

    @trivago, Birkaç sene öncesine kadar ‘Sweet Dreams’ ve ‘Seven Nation Army’ şarkılarını aynı şarkı sanıyordum.

  32. Yiğit says:

    Soru: Legion mı Mortuus mu?

    Erkan30

    @Yiğit, legion demeyen varsa çıksın karşıma hülen o kadar iddialıyım.😂

    Yiğit

    @Erkan30, çıkıyorum. Kendinize iyi bakın arkadaşlar.

    Paul Pogba'nın Bir Kolu Uzun Bir Kolu Kısa Forma Altı Tişörtü

    @Yiğit, Benim oyum yıllardır Legion’dan yana. Tamam Mortuus da piç değil ama 4 buçuk dakika boyunca neredeyse soluksuz şu vokal performansını bir rapci edasıyla hızlı hızlı icra eden çok az vokalist vardır:

    https://www.youtube.com/watch?v=SwSPWlyW5-c&ab_channel=Marduk-Topic

    Aura magula

    @Yiğit, mortuus.Çünkü her şarkıda farklı şekilde vokal yapıyor.Legionun gaddar olması dışında stüdyoda pek özelliği yok hep aynı söylüyor.Ama livede işler değişir ona bişey diyemem.

  33. Berca B. says:

    Dün gece birdenbire hayatımda hiç Smashing Pumpkins dinlemediğimi fark ettim. Nasıl bir önyargıysa, isimleri dışında hiçbir bilgim olmamasına rağmen bana hiç hitap etmeyecek brit rock benzeri bi tarzları olduğunu sanıyordum. Dün yatağa yatıp rastgele bir albümlerini açtım, ilk şarkıdan bol bol keman duyunca dedim tamam tam tahmin ettiğim gibi bişiymiş, heralde birazdan kapatırım.

    Derken başka bir şarkı başladı, ulan diyorum ekranı kapatırken elim shuffle’a mı çarptı, Napalm Death falan açıldı herhalde. 15 saniye kadar sonra ana rif girince de dedim ki yok Napalm Death değil de hızlı bi Kyuss worship grubu açılmış. Kim ulan bunlar diye ekranı tekrar açtığımda hala Smashing Pumpkins yazmasına o kadar şaşırdım ki müzikal olarak en büyük şoklarımdan birini yaşadım muhtemelen. Lan siz neymişsiniz aklım çıktı valla. Gitarların riflerin bu kadar baskın olduğu, davulcunun tam bir manyak olduğu bir grup hiç ama hiç beklemiyodum gerçekten. Bir tek vokalleri tutmadım ama diğer materyallerini de dinleyeceğim kesinlikle.

    Bu arada girişinden Napalm Death sandığım şarkı Jellybelly: https://youtu.be/b-pkDd5epgk

    Dinlediğim albüm de Mellon Collie and the Infinite Sadness imiş.

  34. Bilgisayarım 2 gündür tamirde olduğundan son 2 gündür kritikler, haberler falan bayağı bir sarktı, kaydı. Tekrar düzene gireceğiz bundan sonra.

  35. Sevenfold says:

    Yıl sonu listelesi açıklanmayacakmi?

    Ahmet Saraçoğlu

    @Sevenfold, yarın açıklayacağız. Hem hastaydım hem de bilgisayar tamirdeydi, o yüzden gecikti.

  36. Raddor says:

    Hiç Komik Değil’in bu videosunu kaçıran olduysa kaçırmasın. Geçen ay düştüğünde ölmüştüm yarılmaktan. O günden bu güne; 167 bin görüntülenmenin hepsi bana ait olabilir.

    https://youtu.be/d6yaZbXYuSI

    woodenpint

    @Raddor, Bu adamlar inanılmaz yav, hiç değerleri bilinmiyor, ben de sevdiğim bi kaç videosunun linkini bırakmak istedim, gerçekten bu tarz mizah ya hiç yok bizde ya da ben denk gelmiyorum ama karnım ağrıdı defalarca şunlara gülmekten

    https://www.youtube.com/watch?v=gIEGoidCoNQ

    https://www.youtube.com/watch?v=xlcoY0ETMCE

    https://www.youtube.com/watch?v=gdtWheZLOjA

    https://www.youtube.com/watch?v=0eKeoDRjvG8

    https://www.youtube.com/watch?v=A8hw2YfrnsA

    Raddor

    @woodenpint, bu adamlar her şeyiyle evinin salonunda Pokemonculuk oynayarak büyümüş Y kuşağını temsil ediyor.

    https://youtu.be/aXNUE9j9_Ww

  37. otaliptus says:

    Harakiri for the Sky konserine giden var mi? Ortam dardi ve dinleyici sayisi da az geldi bana ama grup gayet iyiydi bence. Ben oldukca eglendim, merak ettim sizler nasil buldunuz.

    Bir de en onde solda headbangleri minimumda tutup butun sarkilari efkarli bir sekilde ezbere soyleyen bir arkadas vardi, kendisini buradan selamliyorum. Beni epey eglendirdi :D

  38. çaksu says:

    Kapalı kalp ameliyatı. Bu aralar en sevdiğim youtube kanalı oldu. The Dodo. Ne insanlar var. Ne canlar var.

    https://www.youtube.com/user/TheDodoSite/videos

  39. Aura magula says:

    Yok eşşşeyin siki amına koyum adamlar tüm oyun sektörünü satın aldı la.Blizard için iyi oldu son olaylardan sonra yeni oyun görme olasılığı azdı.Şimdi yeni oyunlar görme olasılığı arttı.Bence çok iyi oldu

    https://youtu.be/1ZcIWtIX7RI

    Rockstar la cd project redi de satın alsalar Ps direk maskara olacak.

  40. Black Thunder says:

    Trabzonspor – Giresunspor maçını izliyorum. 4. dakikada Hüseyin Türkmen, yüzde yüz sarı kart gerektirecek bir faul yaptı ve hakem sarı kart gösterdi. Ben ne yaptım diyerek elini açtı ve dakikayı gösterdi. Yani hoca, maçın başındayız, daha ilk faulümüz sarı kart mı gösterilir tepkisini verdi. Oyuncu ve hakemlerin maçın başı diye, bazı pozisyonlarda sarı karta itiraz etmeleri ve sarı kart göstermemeleri beni oldum olası sinir eden bir durum. Bu amına koyduğumunun oyununda, 10. saniyede yaptığın bir faul bile olsa, pozisyon sarı kartı gerektiriyorsa o kartı hakem çıkartacak. Maçın 10. saniyesi diyerek geçiştirmeyecek. Futboldaki bu vb. şeylerden tiksiniyorum.

    Ligimizdeki bir iğrençlikten daha bahsetmek istiyorum. Yere düşen oyuncu kalkmıyor. Pozisyon tekrarı ekrana geliyor, neyin ne olduğunu görüyorsun ve bunun için mi ölüyormuş gibi hareketler yapıyorsun diyorsun. Bilhassa yerli oyuncular bunu çok yapıyor. Rezil bir lig.

  41. Twat says:

    İnanıyorum ki bu günler bitecek ve tekrar eskisi gibi rahatça konserlere gidip arkadaşla buluşup bir kahve/bira içmenin lüks olmadığı günlere döneceğiz. Pandemiden bahsetmiyorum, güney afrika cumhuriyeti’nin içine girdiği bu darboğazı kastediyorum. Cyril Ramaphosa sonraki seçimi kaybedecek ve yaptığı hukuksuzluklardan da yargılanacak. Bu hak ihlalleri unutulmayacak. Bu sitenin aşağı yukarı yüzde 99′u bu günleri görecek yaşta ve enerjide biliyorum. Güney afrika cumhuriyeti en zor günlerinden geçiyor ama umut var, güzel günler yakın. Zaferden sonra bu yazdığımı hatırlatan ilk 4 kişiye Cape town bantry bay sahilinde istediği birayı(ya da kahveyi/çayı vb.) ısmarlayacağıma söz veriyorum. O gün geldiğinde buraya yine yazarım zaten.

    Neyse uzatmayayım, güney afrika diktatörlüğünden bazı kabile ve klanlar(bizdeki cemaat ve tarikatler gibi öyle düşünün) çocukların umutsuzluktan intiharına ve ülkeden göç etmesine neden oluyor. haberlere baktığımda çok canım sıkılıyor bugünlerde, öylesine yazasım geldi. Ama bekleyelim. Seçimler geliyor. Kara kıtanın cefakar halkı elbet gereken cevabı verecektir sandıkta.

    ismail vilehand

    @Twat, telefonunu çıkart.

    Joseph

    @Twat, valla ben o malum partiye vericem çünkü müstehak

  42. Black Thunder says:

    Dün akşam Leicester City – Tottenham Hotspur maçı, izleyebildiğim bölümlerinde çok keyif verdi, acayip iyiydi. Brentford – Manchester United maçı ile aynı saatlerde olduğu için bazı bölümlerini kaçırdım ama uzatmalar dakikaları nefes kesti. 90+5′de 2-2 oldu, maç bitti diyerek Maçkolik’e girdim, Premier League puan durumuna bakayım dedim, girdiğimde Spurs 2-3 öne geçmişti. Arada yarım dakika yok.

  43. Berca B. says:

    Gençler bakın bakalım beğenicek misiniz, Uncle Acid & Deadbeats’in Desert Ceremony’sini çaldım. Bu arada sitede adı pek geçmese de şahane gruptur, stoner severlere de bu vesileyle tavsiyem olsun. Umarım hoşunuza gider.

    https://youtu.be/9K_urno8iCo

    İlker

    @Berca B., Baya hoş olmuş abi, Uncle Acid de harika bir gruptur gerçekten, birçok stoner grubunda olduğu gibi bu grubun da adı pek geçmiyor sitede.

    Bu arada kanalındaki Deftones ve Khruangbin coverları da güzelmiş. Khruangbin de meraklısına baya acayip gruptur, çok başka bir kafa o tabi.

    Berca B.

    @İlker, sağ olasın brocum beğenmene sevindim. Valla stoner gruplarının bilinmemesi çok doğal, çünkü özellikle bu tarzın üzerine eğilen pek kimse bulunmuyor maalesef. Kritik yazma motivasyonum olsa bu misyonu üstlenmek isterdim ama 10 yıldır içimden hiçbişi yazmak gelmiyor. Ama şahsen 2000′ler başında Katatonia, Sentenced, Moonspell, Anathema nasıl sevdirildiyse, aynı şekilde bu tarzın da biraz ittirmeyle bizde çok tutacağını düşünüyorum. Bizim kafaya çok çok uyan bir müzik açıkçası.

    Bu vesileyle yıllar önce oluşturduğum, nadiren de olsa hala arada ekleme yaptığım kendi spotify stoner playlist’imi paylaşayım. Belki site ahalisinin de hoşuna giden bişiler çıkar.

    https://open.spotify.com/playlist/5W182QAFNdzz2vO0UevqKy?si=bca2875c15154ad4

    İlker

    @Berca B., Causa Sui gördüm ve direkt takipledim, en sevdiğim jam grubu olabilir dünya üzerinde <3 Liste de genel olarak çok başarılı, bilmediğim birkaç grup var onlara da bakayım en kısa zamanda.

    Kendi stoner listemi de bırakayım şuraya, psychedelic & jam'e yakın gruplar da dahildir:

    https://open.spotify.com/playlist/1hL2oMh9uBGZJ7Ajmw9jeN?si=1b52976a8ee54de3

    Berca B.

    @İlker, hahaha hoş geldin, ben de takibi bastım direkt. Bir de kendi en sevdiğim jam session’lardan birini de bırakayım, 1 saatin en su gibi akıp gittiği videolardan:

    Radar Man on the Moon: https://youtu.be/a17kFXwSgic

    Bir de Khruangbin muhabbeti açılmışken tam aynı kafada olmasa da benzer chill’likte bir şey bırakayım, bu da arada dönüp kafayı komple boşa aldığım videolardan.

    Feng Suave: https://youtu.be/R90kVBcVgE8

    İlker

    @Berca B., Feng Suave baya hoşmuş yalnız ya, çok teşekkür ettim. Radar Man on the Moon’a da bakacağım yakın zamanda.

    Ben de bu vesileyle gelmiş geçmiş en underrated psychedelic/stoner rock parçasını paylaşayım benim için, türe ucundan merakı olan herkes dinlemeli. Hele uygun şartlarda dinlendiğinde öyle böyle vurmuyor, söylemiş olayım. Muhteşem bir şey.

    The Kings of Frog Island – Welcome to the Void:
    https://www.youtube.com/watch?v=y7Q0K1NkZXk

    Berca B.

    @İlker, hahaha valla süper parçaymış, yarın uygun şartlarda tekrar dinleyeceğim.

    Ben de bu karşılıklı şarkı paslamalarda mutlaka kullandığım bi şarkı gönderiyim. Muhtemelen bunu zaten biliyorsundur ama bilmeyenler bu şölenden mutlaka nasiplenmeli. Çok çok uçuk kalitede bir şarkı:

    Monkey3 – Icarus: https://youtu.be/nQtSR-11Eek

    İlker

    @Berca B., Abi nasılsa dinlememiştim hiç ve çok çok sevdim şarkıyı, gruba da biraz bakınca şu ana kadar nasıl gözden kaçırmışım şok oldum cidden ya. 5 albümlük bir hazine var şu an karşımda ahah teşekkür ettim.

    Ben de bu sefer çook underrated olduğunu düşündüğüm bir stoner/jam grubu önereyim Rusya’dan:

    The Re-Stoned – Northern Lights: https://www.youtube.com/watch?v=t5956m2WZxo

    Grubun aynı zamanda akıllara zarar bir Today (Jefferson Airplane) coverı var, dinlediğim en iyi coverlara çok rahat girer. Bunu da kesin öneririm:

    https://www.youtube.com/watch?v=6Av5yuU6ZXI

    Ahmet Saraçoğlu

    @Berca B., eline sağlık kral gayet iyi olmuş.

    Berca B.

    @Ahmet Saraçoğlu, <3

    TanSolo

    @Berca B., beğendim.

    Horrendous

    @Berca B., Keyifle dinledim. Eline, emeğine sağlık. Gerçekten ayıla bayıla dinlediğim, fazlaca mesai harcadığım gruplardan biridir kendileri. Özellikle pazar günleri üşengeçlik modunda, dozunda bir iki dumandan sonra, tatlı kafa sallamalarımızın eşlikçisi oluyor Uncle Acid. Albüm kaydına yakın cover olmuş, ayrıca tebrik ederim tonların isabeti için.

    Çok da underrated bir grup değil ama sanki abi ya, kendi türü içinde fazlasıyla popüler hatta baktığında. PA çerçevesinde konuşuyorsan belki ama, camiada kaşesi yüksek bir grup. The Night Creeper en sevdiğim albümleri, akabinde Mind Control geliyor. Sevgim kabardı tekrardan, maraton başlasın o zaman.

    Stoner türevi çalma listesi muhabbetinize yırtık dondan çıkar gibi dahil olmak isterim. 3 arkadaş Eylül ayından beri sevdiğimiz parçaları, yeni keşifleri toparlıyoruz. El emeği göz nuru, naçizane listemiz bu bizim de:

    https://open.spotify.com/playlist/6T5SfmGWIZQCljTnw1vQoi?si=2ff8210cfb464b8e

    Berca B.

    @Horrendous, eyvallah dostum teşekkürler yorumun için. Valla ben tamamen kendi gözlemim üzerinden underrated olduklarını düşündüm ama bileni çok diyorsan da itiraz etmem, ben üzerine çok konuşulduğuna pek denk gelmedim diye düzelteyim o zaman. Tonlar konusundaki övgüyü hiç üzerime almayacağım çünkü tamamen EZMix’teki hazır presetleri kullandım, yoksa gerçekten hiç uzmanı olduğum bir konu değil. Toontrack’in canını yiyim o yüzden.

    Listeyi de takibe aldım, teşekkürler. Yarın uygun şartları ayarlayıp deneme sürüşüne geçiyorum.

  44. Raddor says:

    Geçen itiraf bölümünde büyüktür ve küçüktür işaretleri arasına aldığım paragrafın Yolla’ya basar basmaz kaybolması, yorum bölümünde de html kodlarının işlediği anlamına geliyorsa bu; yazılarımızda istediğimiz kısımları istersek kalın harflerle , istersek de italik yazabileceğimizi gösterir mi? Bakalım, deniyorum.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Raddor, baş döndürücü bir teknoloji.

    Raddor

    @Ahmet Saraçoğlu, haha, böyle bir kontrol gücü, bana kendimi tanrı gibi hissettirdi.

    Emre Görür

    @Raddor, madem öyle, ben de bir deneme yapayım:
    [yt]https://www.youtube.com/watch?v=Q95CnzaXiUY[/yt]
    Bakalım Lemmy’yi görecek miyiz?!

  45. Kürşat says:

    Gene Hoglan Testament’tan ayrılmış. (Bunu “Gene ayrılmış” olarak haber yapabilirsiniz)

  46. Aradığım müsaitliği nihayet buldum. Dün 7-8 haber çıktı, bugün ve önümüzdeki 2-3 gün de aynı şekilde her 2 saatte bir yeni haber çıkacak sitede.

    Ahmet Saraçoğlu

    Manyak gibi 40 tane haber girdim, patır patır çıkacaklar günler boyu.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.