# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
GOJIRA – L`Enfant Sauvage
| 10.10.2012

Je suis désolé, mais…

Çok da uzak sayılmayan bir zamana dek Avrupa metal piyasasında esamesi okunmayan Fransa`nın özellikle son 10 yılda yaptıkları, gercek bir başarı öyküsü olarak metal lügatlarına kazınadursun, bu olayın bayraktarlığını yapan bir grup da albümden albüme parlıyor, büyüdükçe büyüyor. 3 albüm öncesine kadar Fransa içindeki en büyük metal grubu olan bu canavar, artık on binleri peşinden sürükleyen, her ülkede hayran kitleleri oluşturan bir güce dönüştü. Her ne kadar grubun lideri konumundaki isim “banka hesabım bomboş” dese de, bugün metal dünyasının en taze kan oluşumlarından biri, şüphesiz ki GOJIRA.

Fransa ve metal denince akla gelen ilk grup konumundaki GOJIRA, uzun sürelik bekleyişin ardından tam anlamıyla sürüncemede kalan ve yakın bir geleceğe kadar da duyma şansına erişebilecegimizi sanmadığım “balinayı sev denizi koru” EP`sini es geçti ve vahşi çocukla döndü.

Albümün GOJIRA açısından teşkil ettiği en büyük önem, bence, “L`Enfant Sauvage”ın GOJIRA sound`unun tam anlamıyla kanıksandığı ilk albüm olması. Grup üçüncü albümü “From Mars to Sirius”la devasa patlamasını yapmış, “The Way of All Flesh”le müziğinin değişik yanlarını sergilemiş, ününü genişletmişti. “L`Enfant Sauvage”da ise, grubun önceden yaptıklarını tekrarlama oranı ve gruptan ilk kez duyduğumuz şeylerin yoğunluğuna göre, GOJIRA`nın geleceğinin çizgisini de aşağı yukarı çizmiş, grubun müziğinin sınırlarının zorlanabilme düzeyini üç aşağı beş yukarı anlamış oluyoruz.

Albüme bakınca, LAMB OF GOD`ın son albümü “Resolution“da da bahsettiğim “kanıksama” sendromuyla karşılaşmak durumunda kalıyoruz. Zira albümü dinlerken, her ne kadar ayılıp bayılsak da, artık GOJIRA’nın “GOJIRA’lıklarını” da, nev-i şahsına münhasırlıklarını da ezberlediğimizden, dinlediğimiz şeyi beğensek, çok beğensek de şaşırmıyoruz ve farkında olsak da olmasak da GOJIRA albümlerinden git gite daha az heyecan duyacağımız o kahrolası, o kaçınılmaz yola girdiğimizin de ufak ufak farkına varıyoruz. LAMB OF GOD yazısında da dediğim ve burada da aynen geçerli olduğu gibi, ortada müzikal yahut başka anlamlarda bir gerileme yok. Ama o “kanıksama” ve “alışma” duygularından mütevellit, özgün sound’la başlayıp kendi yolunu çizen her grup gibi GOJIRA müziğine karşı da bir heyecan düşmesi sezilmektedir, sezilmesi kaçınılmazdır. Zira şarkılar, sözler, albümler birbirlerinden farklı olsa da, ortadaki müzik aynı grup tarafından yapılmaktadır ve bildiğimiz gibi insan, tekrar eden şeyleri öğrenme yetisine sahiptir. Dolayısıyla da insanın, öğrendiği, “çözdüğü”, alıştığı şeye olan heyecanının azalmasından daha normal bir şey de yoktur. Tekrar ediyorum; düşen şey GOJIRA müziğinin heyecanı ve kalitesi değil, bizim bu müziği algılayış biçimimizdeki değişimler sonucu, öncelerde heyecandan ölen, çıldıran beyin hücrelerimizden bazılarının “tamam oturun yahu, heyecan yapmayın. Dinleyelim bakalım çocuklar neler yapmış” türevi bir bilmişlik ve tecrübe sergilemeye başlamış olmalarıdır.

YİNE DE“.

“Yine de”si birazdan.

Şimdi bu uzun ahkâmları kesip albüme geçelim.

“L`Enfant Sauvage”, her ne kadar yazının buraya kadarki kısmında bahsettiğim üzere geri giden, önceki GOJIRA albümlerine göre sıradanlaşan bir albüm olarak yaftalanmayı hak etmeyecek kadar üzerinde uğraşılmış bir çalışma olsa da, grubun önceki çalışmalarındaki tutkuyu, hırsı, azmi düşününce, bence GOJIRA diskografisinin en tutkusuz albümü olarak öne çıkıyor. Şimdiye kadarki tüm GOJIRA albümleri öyle ya da böyle insanın içinde bir ateş yakmayı başaran, yumruk sıktıran, damarlarımızda akan kanı hızlandıran -ve bunu neredeyse her anlarında hissettiren- işlerken, “L`Enfant Sauvage”ın ne yazık ki pek az anında benzer türde yanıp tutuşmalar yaşadığımı söylemek zorundayım. Evet, albüm sıradan değil, gayet yaratıcı, duygu seli şeklinde olaylar barındırıyor, ancak GOJIRA’yı 7 yıldan uzun zamandır takip eden biri olarak, şimdiye kadarki GOJIRA albümlerini ilk kez dinlediğim sırada hissettiklerimle “L`Enfant Sauvage”ı ilk dinleyişimde hissettiklerimi kıyasladığımda, maalesef karşıma baya büyük farklar çıkıyor.

“Terra Incognito” – Space Time:

“Now I see those mounts of fear feel the weight of nonsense killing simplicity
I can touch this wind of night that erases our light and makes us paranoiac”

“The Link” – Remembrance

“I feel I come from better conditions
Buried deep in my mind I forgot
Always the same light, same embraces
I take inside a forward movement”

From Mars to Sirius” – Where Dragons Dwell

“I saw
I saw monsters
And I
And I started to dig within
When I
When I turn my back on them
They devour me”

The Way of All Flesh” – Oroborus

“Oroborus symbol of eternal life
Dig a tunnel for light, through ignorant walls”

Bunlar şimdiye kadarki GOJIRA albümlerini ilk dinlediğim anda aklımı başımdan alan birtakım kısımlar. Sadece ilk aklıma gelenler oldukları için bunları yazdım, yoksa her albümde daha onlarcası var. Peki ya “L`Enfant Sauvage”da? “L`Enfant Sauvage”da sadece “çok güzel olmuş”, “burası iyiymiş” dediğim yerler var. Bir GOJIRA toplaması yapılacak olsa bu albümden girebileceğini düşündüğüm bir, hadi çok zorlarsam iki şarkı var.

Ve işte o “Yine de”ye geldik.

Evet, albüm GOJIRA müzikalitesi adına bir geri adım değil belki; grup yine sayısız grubun eline verecek düzeyde iyi müzik yapıyor. Ama “yine de” albümün GOJIRA’nın şu ana kadarki en tatmin etmeyen, ya da hadi o kadar acımasız olmayayım, en “az akıl alan” çalışması olduğu da bir gerçek; ya da en azından ben öyle düşünüyorum.

Herkesin fikri farklı elbet, ama ben bu albümü deli gibi bekliyordum ve en az 50-60 kez dinlememe rağmen hâlâ sonlarına doğru sıkılma emareleri gösteriyorum, hatta ardarda ikinci dinlemem falansa, son şarkılarda bildiğin sıkılıyorum.

Bu durumdan memnun değilim.

“L`Enfant Sauvage” keşke daha iyi olsaydı.

Diyeceklerim bu kadar.

7/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.30/10, Toplam oy: 121)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2012
Şirket
Roadrunner
Kadro
Jean-Michel Labadie: Bas
Mario Duplantier : Davul
Christian Andreu: Gitar
Joe Duplantier: Vokal, gitar
Şarkılar
1. Explosia
2. L'Enfant Sauvage
3. The Axe
4. Liquid Fire
5. The Wild Healer
6. Planned Obsolescence
7. Mouth of Kala
8. The Gift of Guilt
9. Pain Is a Master
10. Born in Winter
11. The Fall
12. This Emptiness
13. My Last Creation
  Yorum alanı

“GOJIRA – L`Enfant Sauvage” yazısına 34 yorum var

  1. İmza,
    Batuhan Bekmen.

    Eline sağlık Ahmedim.

  2. Aeonian_Lich says:

    Çok güzel kritik Ahmet, eline sağlık. Ben diğer albümlerini pek o kadar “içimde ateşler yaktıran” etkililikte bulmamıştım, bunu da bi türlü dinleyemedim. Yakında dinlerim ama.

  3. desqpio says:

    “tutkusuz.” tam olarak bu. evet.

  4. Jester says:

    Yazı çok iyi ya, diğer albümlerinde çok basit bir riff ile dünyaları yaratabilen Gojira bu albümde o kadar riffe rağmen o etkiyi verememiş gibi. Gerçi albüme dinleye dinleye ısındım ama önceki iki albümü tercih ederim.

  5. noise says:

    Ben de “kanıksama” durumundan çok “tutkusuz” olduğunu düşünüyorum.

  6. Gençay says:

    Ben mi çok fanboyum acaba bilemiyorum da, bu albüm Gojira’nın yaptığı en iyi işlerden biri bence. Hatta “en iyi ilk 5 Gojira şarkısı” isimli muhteşem listeye net 1 şarkı sokar. Hatta 2-3 şarkı dahi sokar aslında da bokunu çıkarmiyim dedim.
    The Axe, Explosia, The Gift Of Guilt, Liquid Fire hayvan gibi şarkılar bence. Bir de sound açısından bence cuk oturmuş bir albüm bu.
    Şeye katılıyorum ama süpriz anları çok değil ama o da yazıda bahsedilen durumdan ötürü. Yine de oha dediğim anlar var albümde. Hani evet artık Gojira’nın sound açısından sınırları, ya da üslubu diyelim, belli gerçekten de; fakat o üslup içerisinde de çıtayı yükselttikçe yükseltiyorlar bence. O yüzden ben çok fazla sevdim albümü.
    Tutkusuz bir albüm olduğunu da hiç düşünmüyorum. Belki de başta da dediğim gibi fanboyluğumdandır. Zira albümü ben de deli gibi bekliyordum. Belki de bu durumun gazıyla her dinleyişimde tüylerimin diken diken olduğu bir çok an oluyor. Ki abartısız neredeyse her gün dinliyorum.
    Kritiği görünce bile içim bi hoş oldu.

    Özet: Gojira’yı çok sevmek ben.

    fubar

    @Gençay, Katılıyorum dediklerine. “En iyi” olup olmama konusunda bi yorumum yok ama albümün çıtayı yükselttiğine inanıyorum.Bu albümde farklı bi kimya var ve şarkı şarkı değilde, albüm bütün halinde bünyeye nüfuz edince bıraktığı his güzel bence.Tabi herkesin bünyesi farklı, Ahmet tutkusuz buluyosa yanlış düşünüyo diyemeyiz.Birinin aldığı tadı başkası almayabilir, normaldir doğaldır.

  7. Baybora says:

    Daha 1-2 saat önce otobüste ”Şu L`Enfant Sauvage krtiği ne zaman çıkacak” diye düşünüyordum. Şaka değil,harbiden. Gelip sitede görünce de bayağı bir ibret point aldım.

    The Axe,Explosia,The Gift Of Guilt süper şarkılar bence,albüm çıktığından beri duraksız dinliyorum. Fakat onlar haricinde ”çıktığından beri dinliyorum” diyebileceğim bir şarkı yok,her ne kadar diğer şarkılar da objektif olarak fena olmasa da. Ben yine Gojira Gojira’dır diyorum ve 8 veriyorum.

  8. saw you drown says:

    Her müzik grubunun her albümünde kendini aşmasını ve yeniliklerler dolu bir albüm çıkartarak bizi dumura uğratmasını bekliyoruz.

    Biz müzikseverlerin büyük bir sorunu veya durumu mu desem bilmiyoruma artık.

    fubar

    @saw you drown, Ki bence albüm şaşırtıcıydı. Sonuç ne olursa olsun beklediğimiz gibi bişey gelmedi. En azından benim için. Ayrıca bi Lamb of God kanıksaması yaşatmadı sağolsun. Bunları da çığırtkanlık olsun diye yazmıyorum yanlış anlaşılmasın.

  9. Itachi says:

    çıktığı günden beri herhangi bir fikir değişikliği yaşamadım albümle ilgili. hatta liquid fire’ı ilk dinlediğim andan itibaren bir fikir değişikliği yaşamadım desem daha doğru olur. gayet bütün, duygu yüklü ve yoğun bir albüm. beklentilerimi fersah fersah karşıladığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. belki mario biraz daha ”aktif” olsaydı daha iyi olurdu. onun dışında şu şöyle olsaymış diyebileceğim pek bir şey yok sanırım.

    the fall bu yıl içerisinde dinlediğim en epic şarkılardan birisi mesela.

  10. brutallica says:

    Slipknot’un All hope is gone albümünü ilk dinlediğimde bir yandan eksik bulduğum ama öte yandan bu eksiği gideren ve albümü slipknot’a yakışan bir hale getiren bir durumla karşılaşmıştım.Eksik olan; davulların diğer albümlere nazaran gitarların gerisinde tutulması ve albümün de rifflerin öncülüğünde bir sound estirilmesiydi.Riffler slipknottun tarzına fazlasıyla layık olunca da hazmetmekte hiç zorlanmamış ve çok beğenmiştim.Bunun Gojira’yla olan ilgisine gelince bu albüm öncekilere göre büyük bir eksiklik barındırıyor.Bu da Mario’nun önceki albümlerde vücut çalışır gibi işlediği davulların o gücünden ve vuruculuğundan pek bir kısılmış olması.Ve gitarların daha bir atmosfer kaygısı taşıyarak ön planda ilerlemesi.Explosia,the axe,the fall(ki en kötü albüm kapanış şarkılarıdır) v.s gibi şarkılarda bariz bir şekilde gitarların yarattığı biraz da black metal esintisi taşıyan atmosfere ymnelmesi Gojira’yı pek bir güçsüzleştirmiş diye düşünüyorum.Vokalleri ise albümde çıkarılmış en iyi iş olarak niteleyebilirim,her tınısın da tıka basa duygu yoğunluğu var.Bir gojira albümüne 6 vermek çok ağrıma gitse de bonus şarkıların hakkını vermek adına 7 verdim.3yıldır takip ettiğim bu siteye yazdığım ilk yorum da bu kritiğe kısmetmiş.Ve kritiği yazanın da kalemine sağlık demek elzemdir.

  11. MuratT says:

    Konu Gojira olunca benimde beklentim üst düzeydeydi. Bazı parçalarda duygu yüklü anlar var evet ama albüm bütün olarak ele alındığında sıkma yönü ağrı basıyor.
    7 notu bencede uygun, daha iyi bir albüm olabilirdi…

  12. Osman says:

    Tutkusuz, 6.

  13. “Yetersiz” , “etkilemedi” demek yanlış olur bu albüme. Bu senenin hayvaniliğinden midir yoksa yılların getirdiği sabırsızlıktan mıdır bilemem ama beklentimi çok da karşılamadı bu albüm. Tabi The Gift of Guilt diye bir şey var.

  14. bathory says:

    Ben albüm çıktığından beri belli 4-5 şarkıyı durmaksızın dinliyorum.Bu albüm kötü bi albüm değil dediğin gibi “grup yine sayısız grubun eline verecek düzeyde iyi müzik yapıyor” fakat son 2 albümün seviyesinde değil.Bana duygu yüklü albüm gibi geldi herşeye rağmen beğendim bu albümü.

  15. dice says:

    aynı yorumlari, testament ve kreator albumleri icin dusunuyorum

    brutallica

    @dice,kreator’un albümünü dinleme fırsatım olmadı ama testament’in sıkı takipçilerinden biri olarak tüm samimiyetimle söylemeliyim ki en yavan ve akılda kalıcı tek bir riff bile taşımayacak kadar hayal kırıklığı olan bir albüm..Gojira için bu kadar acımasız bir yorum yapmak insaftan yoksun olmayı gerektirir tabi ama From Mars To Sirius gibi libidonun tavan yaptığı bir sırada önünüze kayıtsız şartsız sevişşme isteğiyle gelen bir huri’nin bile yerine tercih edeceğiniz bir albümün yaratıcılarından bahsediyoruz.(Ne dedim lan ben!)

  16. Burak says:

    En iyi GOJIRA albümü.Diğer albümler bana pek bir sıkıcı gelmişti.Ama bu albüme çok kolay ısınılıyor.Direk insanı kendine çeken ve bırakmayan mükemmel bir havası atmosferi var.

    10/10

  17. Jack White says:

    Bu herifleri yaklaşık 3 yıldır biliyor olmama rağmen, seneler süren üşengeçliğimi aşarak dinlediğim ilk ve tek albümleri budur.Nedeni ise; Yıllardır daha çok amerikan ve ingilizlerin başına çektiği metal müzik piyasasının sunduğu grupları aşina olmuşluğumdur ki, nedendir bilmem, diğer ülkelerden çıkmış grupların (iskandinav kökenliler hariç) bu gruplar kadar sağlam ve heyecanlı müzik yapacaklarına inanmam.Hele benim gibi fransızcaya lanet olası bir antipatiniz varsa, gojira yada türevi grupları dinleyebilmeniz yıllarınızı alabilir.

    Albüme gelince; senelerdir bu abileri dinlemediğime beni pişman bırakacak kadar harika mı? Elbette değil, piyasada kendilerini öne çıkaracak kadar iyi iş yapıyorlar belki ama açıkcası albümü dinlemek için müzik çaların kulaklığını açarken elim ayağıma dolanmıyor; o derece sıradan, ölü bir albüm.

    Ayrıca kritik için ahmet hocanında eline sağlık, cidden okuması ayrı bir zevk.

  18. devilsadvocate says:

    kötü albüm değil “The Way of All Flesh” fazla iyi. üstüne gelmesi şansızlık.

    Neant et Rien

    @devilsadvocate, göreceli bir şey… bence fmts’a göre zayıf, the way of all flesh’den daha iyi.

  19. saw you drown says:

    Çok sevdiğim ve beğendiğim gojira albümü. Öncelikle müzik hakkında şu soruyu sormak lazım. Bir müzikseverin iple çektiği bir albümden beklentisi ne olur?

    Bence yanıt gayet basit. Çıkan albümü ilk günden itibaren hergün dinlemek. Ben le sauvage albümünde bunu yaşadım. Bir albümü (tüm şarkıları aynı derecede olmasa bile) her gün dinliyorsanız o albüm beklentilerinize fazlasıyla karşılık vermiştir. Ayrıca gojira diskografisindeki en depresif ve duygu yüklü albüm olarakta kayıtlara geçen bir albüm.

    Liquid fire’da joe duplantier’in vokalinden kim etkilenmemiştir ki?

    Etkilenmemiş olabilirsiniz, müzik göreceli birşey. Yalnız gojira’nın giderek duygu dolu şarkılar yapmasının en büyük nedeni bence joe duplantier’dir. Müziğin yanısıra çok s.kici bir vokali var joe abinin. Birde diğer albümler baktığımızda the way all flesh, the link, FTMS de joe’nun vokalinde depresiften çok öfke görülüyordu. Bu durum le sauvage’de had safhaya ulaşmış.

    Kritikte belirtildiği gibi ‘kanıksama’ olayı artık gojira da da mevcut. Yalnız bu durum pekte umrumda değil. Gojira böyle albümler yapmaya devam etsin. Ben sürekli dinlerim.

    Lamb of god’ta da bu durum yaşandı. Yalnız son albümü ve önceki albüm hiç sarmadı beni. Ama gojira çok farklı. Çünkü gojira kendini ”farklı bir şekilde” tekrar ediyor. Albüme puanım 8.5

  20. Aeonian_Lich says:

    From Mars to Sirius dışında pek bildiğim bir grup değil, bu albümü de şimdi ilk defa dinliyorum. Beğendim.

  21. ouroboros777 says:

    Bu kritiğe kesinlikle katılıyorum. Eğer albümleri sıralamaya koyarsak bana göre ;

    1.From Mars To Sirius
    2.The Link
    3.The Way Of All Flesh
    4.Terra Incognita (En güzel albüm ismi)
    5.L’Enfant Sauvage

  22. Mert says:

    O değil de, Joe Duplantier’de doğuştan bi frontmanlık bi liderlik bi bu müziği ben yaptım olacakçılık bi karizma yok mu yahu. Şu en alttaki fotoğraf falan. Peygamber tipi var adamda.

  23. owlboss says:

    Gojira röportajlarında sürekli stüdyoya kapanmadan şarkı yazamadıklarını söylüyordu.Yoğun temponun (sürekli, sürekli turladı) ardından albüm yapmak zorunda olduklarını farkedince ortaya haliyle son iki albüme oranla daha geri bir iş çıktı.Albümde bir kaç şarkı haricinde beni hiç bir şarkı sarsmadı.Açıkcası böyle olacağını beklemiyordum desem yalan olur.

  24. Beorn says:

    Dinlediğim ilk Gojira albümü ve pek sardığını söyleyemem. Bana kalırsa albümü kurtaran birkaç şarkı var ama onlar da tekdüzeliği örtemiyor. 5/10

  25. Mustafa Sakallı says:

    Ben çok beğendiğim valla. İlk 5 şarkı ve The Gift of Guilt bir albümü kurtarmaya yeter de artar bile.

  26. JesterKafa says:

    The gift of guilt tek başına albüm degerinde parça onun haricinde liquid fire ve mouth of kala da cok saglam parçalar

  27. Nahilath says:

    Her geçen gün dahada güzelleşiyor bu albüm. İçindeki cevherleri dinledikçe anlıyorsun.

  28. progressive says:

    Bu albümü benim için kurtaran yegane şarkı “Mouth of Kala”.

  29. junkman afatsum says:

    Bu albüm mid ya da slow tempoya çekilirse çok iyi death/doom çalışması olur bence.

  30. stomer says:

    Albüm çıktıktan 6 yıl sonra tekrar dinliyorum da, sırf L’Enfant Sauvage’daki o akıl alan ride-snare uyumu bile bu albümü yüce yapmaya yeter bence. Adamın içini yırtarcasına güzel olan pek çok an mevcut burada.
    Albüm çıktığında mırın-kırın-beğenmemezlik ettik, Magma ile belamızı verdiler sonra. Elleri öpülesi bir albüm bence.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.