# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
PROTEST THE HERO – Fortress
| 01.09.2009

Büyüyeceği ilk andan belli olan gruplar serisi, vol. 57

2009′un yılbaşı günü tanıştım PROTEST THE HERO’yla. İnternette bakınırken “Mike Portnoy 2008′de çıkan favori albümlerini açıkladı” diye bir haber gördüm. Portnoy babamın oğlu olduğu için hemen tıkladım büyük bir merakla. Birinci sırada “Death Magnetic”in olduğu listede, PROTEST THE HERO diye bir grup ikinci sırada yer alıyordu. Hem de GOJIRA, CYNIC, BLOODBATH, STEVEN WILSON ve Mike’ın çok sevdiği OPETH’in önünde. Listede başka gruplar da vardı ancak adını ilk kez duyduğum tek grup PROTEST THE HERO’ydu. Ben de youtube’a girip çıkan ilk videolarını izledim.

Şarkının adı “Sequoia Throne”du ve daha ilk andan grubun kendine özgü bir sound’u olduğu anlaşılıyordu. Hem müzisyenlik, herm yaratıcılık, hem de klipteki tavırları açısından, büyümeye çok müsait bir grup oldukları gün gibi ortadaydı. “Sequoia Throne”a daha ilk notasından hasta olan bendeniz, albümün geri kalanını da “edinerek” PROTEST THE HERO ile olan haşır neşirliğimin startını vermiş oldum.

Kanadalı grup en basit ifadeyle progresif metal yapsa da, buna yırtıcı vokallerin de katılmasıyla ortaya “progresif metal” tanımından çok daha fazlası çıkıyor. Özellikle vokalist Rody Walker’ın varyasyonlu sesi ve gitaristlerin enstrüman kabiliyetleri ile, grup herhangi bir grubun klonu olmaktan ilk andan kurtuluyor.

Benzerlikleri bulunan BETWEEN THE BURIED AND ME’deki kadar sertleşmeyen ve yine adı geçen grubun gittiği kadar duygusal yerlere gitmeyen PROTEST THE HERO, frontman olmak için yaratılmış Rody Walker’ın önderliğinde, coşkudan coşkuya koşan, enerjinin, melodinin dibine vuran bir grup izlenimi veriyor.

fortress_grup1

Çıktığı hafta Kanada’nın en çok satan albümü olan “Fortress”ı artık hatırlayamayacağım kadar çok dinlemiş biri olarak, grubun, aşağıdaki kliplerden de göreceğiniz üzere büyük bir hit yaratma potansiyeli var. Gitaristler, özellikle başka çok az grupta rastlanacak ölçüde bir tapping kullanımı sunuyorlar. PROTEST THE HERO hakkında bir yazı okuyup da grubun tapping kullanımından bahsedilmemesini düşünemiyorum, zira grup tapping alanında çığırlar açmasa da, aşağıdaki kliplerde de göreceğiniz üzere bu gitar tekniğini çok orijinal ve etkin bir şekilde kullanıyor.

Albüme baktığınızda gerçekten de özgün bir müzik görüyorsunuz. Ucundan mathcore’a dahi bulaşan, FAITH NO MORE tarzı sapıtıklıklardan, coşkunun nümayişin her türlüsüne geniş bir yelpa.. yok, spektrum diyim o daha sofistike; geniş bir spektrumda hareket eden grup, bu benzersizliği sayesinde ileride adından çok daha fazla söz ettirecektir. Bunun tek sebebi grubun müziği değil elbet; başka dolaplar da dönüyor PROTEST THE HERO cephesinde. Öncelikle grup on yıl önce, elemanlar daha on iki yaşındayken kurulmuş.

fortress_grup2

Şu an bu müziği yapan adamların yirmi iki yaşlarında olduklarını bilmek bile, kısmen can sıkıcı, ama büyük ölçüde hayranlık uyandırıcı. Onun haricinde grup progresif metal adı altında anılsa da, bildiğimiz türde, DREAM THEATER ve benzeri havadaki gruplarla alakaları yok. Farklı mecralarda mathcore, progresif metal, metalcore, post-hardcore, experimental metal adları altında anılan grup, asıl önemli kısmını duruş ve tavırlarıyla veriyor.

fortress_rody

Klipleri izlediyseniz hemen göreceğiniz üzere, vokalist Rody, genç kızların sevgilisi olmasının yanı sıra oyunculuk yapabilecek düzeyde bir piçliğe sahip. Sahne performanslarında daha da öne çıkan bu durum, PROTEST THE HERO’nun, normal hayatlarında sıradan, utangaç insanlardan oluşan metal gruplarının aksine, olayın şov kısmını da seven, yaptıkları müzik gibi eğlenceli ve coşkulu bir ekip izlenimi kazanmalarını sağlıyor.

Müzikal anlamda, klip çekilen üç parça kesinlikle albümün en büyük üç hiti durumunda (Sequoia Throne dışındaki iki klibin link verilme özelliği kapalı olduğu için, onları da şuraya ve şuraya gidip izleyebilirsiniz, hatta izlemenizi öneririm). Üçünü de bu sene içerisinde neredeyse her gün, hem de en az üç dört kere dinlemişliğim vardır; abartmıyorum. Kalan şarkılardan da öne çıkan ve daha sıradan olanlar olsa da, yine başta Rody sayesinde grubun kendini dinlettiren havasından dolayı şarkılar bir şekilde zengin duruyorlar. Rody o kadar farklı vokali arka arkaya, değiştire değiştire yapabiliyor, neredeyse guttural brutalden, hayvani yüksek oktavlara çıkabiliyor ki, resmen bir gövde gösterisi izliyoruz. Bu da albümü dinlerken sıkılma ihtimalinizi asgariye indiriyor.

fortress_arif

İşin içine başta bahsettiğim tapping çılgınlığı ve her şarkıda harikalar yaratan genç yetenek Arif Mirabdolbaghi’nin basları da girince, sürekli bir şeylerin olduğu, ama her şeyin bir uyum içinde olduğu bir müzik çıkıyor; kısacası mathcore ibaresi sizi korkutmasın. Ortada “bakın nasıl da çalıyoruz” türü bir grup yok. Hep coşku, hem varyasyon var.

57153705

Daha fazla detaya girmek istemiyorum, çünkü PROTEST THE HERO’yu yeni keşfeden biriyseniz ve şu kliplerden grubun tarzını sevdiyseniz, daha karşınıza çıkacak bir sürü şey olduğunu anlamışsınızdır.

fortress_fortress

PROTEST THE HERO arkasına gereken şirket desteğini alırsa, önü kesinlikle açık ve her albümünde adını daha çok duyacağımız bir grup haline gelecektir.

Kapanışı da grup yapsın bari:

Datdatdadat datdatdatdadadat datdadat datdatdat dadadat!” – Bloodmeat, PROTEST THE HERO

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.50/10, Toplam oy: 84)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2008
Şirket
Underground Operations
Kadro
Rody Walker – Vokal
Tim Millar – Gitar
Luke Hoskin – Gitar
Arif Mirabdolbaghi – Bas
Moe Carlson – Davul
Şarkılar
1. Bloodmeat
2. The Dissentience
3. Bone Marrow
4. Sequoia Throne
5. Palms Read
6. Limb From Limb
7. Spoils
8. Wretch
9. Goddess Bound
10. Goddess Gagged
  Yorum alanı

“PROTEST THE HERO – Fortress” yazısına 17 yorum var

  1. Ömer Kuş says:

    Ben bunları NHL 2009 oyunu sayesinde duydum ilk, bu albümden “The Dissentience” var oyunda. Direk dikkatimi çekmişti, ama üşengeçlik vb. sebeplerden dolayı o şarkıdan başka dinlemedim. Şimdi “edinme” zamanıdır. Bu arada NHL serisinin müziklerini her zaman tutmuşumdur, daha önceden de Jimmy Eat World – Sweetness ve Default – Deny’ı kazandırmıştı bana.

  2. duraganyolcu says:

    Daha ilk dinlemede gözler istemsiz olarak kocaman açılıyor. Günümüzdeki müziği ileriye taşıyacak olan grupların arasında oldukları çok açık. Anında çarptılar.

    Böyle bir grupla yeniden beni ve birçok müzikseveri aydınlattığı, vizyonumuzu geliştirdiği için sevgili Ahmet Saraçoğlu’na ayrıca bir teşekkür ve alkış. ‘iyi grup bulma, tanıtma’ konusunda ödüllere boğulacak bir adamsın. ‘Müzik senden razı olsun’.

  3. Gençay Aytekin says:

    Kezia ile tanımıştım kendilerini (ki o da bayağı güzel bir albümdür). Fortress ile çıtayı iyice yükselttiler.
    Dinlerken resmen garip bir heyecan duyuyorum bu grubu. Vallahi şahaneler, uzatmiyim daha fazla.

  4. hysteresis says:

    Sayfayı açınca bağlama çalmaya başladı, ne iş?

  5. Ahmet Saraçoğlu says:

    palms read klibinin başında öyle bi şey var, bi de kendi kendine başlıyo klip nedense.

  6. hysteresis says:

    Kesin Arif’in işidir, ben sana diyim.

  7. Ahmet Saraçoğlu says:

    Şarkı sözlerini de o yazıyo zaten. Hep böyle bi dominantlık, başına buyrukluk, dediğim dediklik… Yapma Arif gel yuvana dön Tahran’da müezzin açığı var gözünü seveyim.

  8. Ben says:

    Brutal vokal yapmamalarına -genelde- rağmen şarkılarına eşlik edilmesi en zor gruplardan biridir.

  9. Sambalici says:

    (Gayet denyo bir yorum olacak, tamamen özneldir) önceden çok sevdiğim bu vatandaşların konser videolarını görünce soğudum kendilerinden. Dinlerken fark etmediğim teknik abidik gubidik işlere girdiklerini görünce hayal kırıklığına uğradım açıkçası, hani mesela zaten şarkının konteksi gereği doğru düzgün duyulmayan bir bas partisyonunda bas gitarda çift el tapping yapılır mı arkadaş, bunun gibi şeyler. Hani bu müziği duyunca ilk akla gelen grup Between The Buried And Me’de olmayan bir “teknik mastürbasyonu” hali var sanki, gerçi onlar için de zamanında benzer yorumlar duymuyor değildim.

    Bu arada protest the hero’nun daha bir rock’a kaymışı olan, ama değişkenlik derecesi daha bile fazla olanı, The Fall Of Troy’un Manipulator albümünü de tavsiye edeyim.

  10. Ahmet Saraçoğlu says:

    konser videosu demişken, Bloodmeat verelim bi tane.

  11. Berca B. says:

    O değil de bir sikth vardı, dağıldılar üzüldüm.

  12. saklanan saman says:

    bloodmeat’in 02:25 inde giren bölümde şarkının birden damar olması..sen nasıl bir vokalsin arkadaş ? kız olsam senin için saçımı başımı yolardım lan.

  13. Itachi says:

    Aslında tüm parçalar güzel ama Spolis – Wretch arası kopuyorum hep albümden.

  14. Ufuk Sönmez says:

    ohaaaa. saat gecenin 3:43′ü, sequoia throne klibini ilk defa izledim demin, daha doğrusu grubu ilk kez dinlemiş oldum, ben hayatımda böyle bişey görmedim lan. ananıskiym resmen etkilendim, bişey hem bu kadar teknik hem de nasıl bu kadar ruhlu olur, vay aq arkadaş. belli abi ben bu grubu çok sevicem anlaşıldı. yarın sağlam kafayla dinlemek lazım.

  15. Jester says:

    Mükemmel grup/albüm ya, birkaç haftadır en çok dinlediğim albüm. Hangi yönünü öveyim bilemedim, kafamdaki mükemmel müzik tanımına bayağı yakın bir müzikleri var. Çok fazla “dülülü” ve tiz vokal olduğu halde “”eeh yeter” diyip dinlemeyi bırakmadım hiç, ki genelde yaparım bunu.

    Bu albümü seven varsa kesin Gallop Meets the Earth’ü izlesin, neredeyse Colors Live’ı izlediğim kadar izledim haha.

  16. İlker says:

    Sadece ve sadece vokalleri yüzünden dinleyemediğim gruplardan yalnızca biri. Cidden çok üzülüyorum ya.

    emre

    @İlker, Al benden de o kadar.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.