# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
ARTIFICIAL BRAIN – Artificial Brain
| 11.06.2022

Her güzel şeyin bir sonu vardır.

Oğuz Sel

Duymaktan, söylemekten, doğal olarak yazmaktan nefret ettiğim ifadelerden biridir başlıkta okuduğunuz tümce. Bazen Türkçe şarkılara söz olarak bile yedirilebilen ve masum gibi duran bu cümle, sanki hayatın her saati, her dakikası çok güzelmiş gibi bir de var olan güzelliklerin sonlanacağına dair meşum ve hatta şom ağızlı bir manifestodur da. Yanlış anlamayın, aslında ifadenin kendisine bir kızgınlığım ya da nefretim yok. Görevini ne eksik ne fazla olmak kaydıyla yerine getiren bir memurdan farksız aslında bu tümce. Netice itibarıyla yıllar yılı edinilen deneyimlerden hareketle kurulmuş, maalesef ve ne yazık ki özünde doğruluk ihtiva eden bir cümledir kendisi. Lafı bu kadar dolandırdığıma göre kesin kötü bir şey yazacağımdır, değil mi? Hem evet hem de… Evet.

Beş yılı aşkın süre önce ele aldığım Artificial Brain albümü “Infrared Horizon”, pek çokları gibi benim için de grupla tanışma, grubu özümseme ve sonraki aşamada gruba hayran olma vesilesiydi. İlgili kritikte de defalarca vurguladığım gibi uyumsuz, ahenksiz metal meselelerine mesafeli yaklaşıp bu türde müzik üreten oluşumların işlerine, kendimi öyle deli gibi kaptıramamamdan mütevellit, Artificial Brain’e de mesafeli yaklaşmış ama heriflerin ikinci albümlerinde ortaya koydukları işleri dinledikçe beğenmiş, beğendikçe daha bir bağlanmıştım gruba. Kritiği ele alırken bihaber olduğum albüm üçlemesinin ikinci ayağı olan “Infrared Horizon”, uyumsuz notalarla dans etmekte beis görmeyen nice death metal grubunun, “yapamadığı” demeyelim de belki de keşfetmediği hususları keşfedip öyle çılgıncasına formülize etmeden olanca doğallığı ve yer yer dağınıklığıyla önümüze çıkarıyordu. Bunda, muhtemelen grubun mentorluğunu da yapan Krallice insanı Colin Marston’ın payı olduğunu düşünüyordum, hâlâ da aynı fikirdeyim.

Bir hafta bir gün önce yayımlanan üçüncü Artificial Brain albümü “Artificial Brain”, az önce de zikrettiğim üzere 2014’ten bu yana devam eden üçlemenin son ve bana göre en hüzünlü ayağı. Bu yazıyı hazırladığım gün itibarıyla albümün liriklerine ulaşamasam da öğrendiklerime göre yeni albüm, bir yandan önceki iki albümdeki hikâyeyi sonlandırırken diğer yandan geçmişe şöyle bir bakış atarak bu zamana dek neler yaşandığını anımsamamıza yardım ediyormuş. Lirikleri takip eden arkadaşlar, bu veriler ışığında üçlemenin tüm sözlerini ileride okuyup Artificial Brain’in neler anlattığını, notaların arasına hangi sözlerle ne gibi ayrıntılar sıkıştırdıklarını tespit edebilirler.

Yazının başından beri bir karamsarlıktır, bir hüzündür gidiyor gördüğünüz üzere. Elimizde, yer yer azmanlaşan, dinleyiciyi kâh blast beat’lerle kâh 7/8’lik ritimlerle coşturan, bazı anlarda Demilich’leşen, bazı anlardaysa konuk koltuğunda oturan Colin Marston sayesinde Krallice’laşan bir Artificial Brain albümü olduğunu söylemeliyim. Ama yapımdaki parçaları tek tek ele almayıp bu işitsel keşmekeşe uzaktan bakıp büyük resmi gördüğünüzde aslında ortada hüzünlü bir albüm olduğunu fark edebilirsiniz. Anlatının -en azından şimdilik- nasıl sonlandığını bilemesem de eski Türk filmlerindeki gibi sevgililerin el ele tutuşup çayırlarda koşarken ekrana simetriden nasipsiz bir “Son” yazısının geldiği pozitif elektrik yüklü sahnelerin yakınından dahi geçmeyen üçleme sonlandırıcı “Artificial Brain”, Gorguts’ın albümlerine de adını verdiği “Obscura” parçasının açılışına âdeta selam çakan girişiyle bizleri selamlıyor. Oscar töreninde sahneye fırlayıp komedyen tokatlamayan Will Smith’in, on iki parmak bağırsaklarından gelen guttural seslerine ne denli hasret kaldığımızı anlamamıza yardım eden aşırı dozda sürükleyici ve Artificial Brain standartlarına göre epey anlaşılabilir yapıdaki eser, yazının da genel seyrindeki hüzün ve karamsarlık havasını, albümün daha en başından kulaklarımıza zerk etmeye başlıyor. Aynen ilk albümlerini açan “Brain Transplant” gibi 2 dakika 38 saniye sürerek “Bu şarkı ne ara başladı da bitti,” gibi yorumlarda bulunmanıza neden olan, albüme de adını veren eser, daha önce tekli olarak yayımlanan parçalardan bazılarına yerini bırakırken ahenksiz notalar cennetinin ortasında bir başına terk ediyor dinleyiciyi.

Sonda söyleyeceklerimin bir kısmını buralarda söyleyeyim, sona bırakmayayım. “Artificial Brain” grubun teknikalite açısından zirveyi gördüğü, bu nedenle bir şeylerle uğraşırken arka planda çalmalık bir eserler bütünü değil. Yapım, ciddi odaklanma gerektiriyor ve çalan eserleri anlamlandırmak için biraz çaba sarf etmenizi bekliyor sizden. “Infrared Horizon”ın aksine melodik yönden biraz daha tıraşlanan ve teknik yönü katmerlenen albüm; uyumsuzlukla hüzünbazlık arasında gidip gelen “Celestial Cyst”, şaşırtıcı bir saksafon bölümü içeren “Tome of the Exiled Engineer”, şimdilik pek kimsenin farkında olmadığı ama bana kalırsa yapımın zirvesi olan ve dinleyeni derin tefekkürlere sevk eden “Cryogenic Dreamworld” gibi eserlerle grubun, bir bakıma veda busesi oluyor.

Yapımın lirik ve notasal altyapısının yarattığı hüznün yanında bir de gerçekten tat kaçıran bir mevzu var, o da az önce adını andığım vokalist Will Smith’in, bu albümle birlikte gruptan ayrılması. Kendisini, sarı kapaklı son albümüyle akıllara kazınan Afterbirth grubunda ve daha pek çok oluşumda dinleyebileceğiz, bunda bir sorun yok ama Artificial Brain’in bu denli güçlü bir oluşum hâline gelmesinde kendisinin payı gerçekten çok büyüktü. En başta da yazdığım üzere her güzel şeyin bir sonu var sanırım.

Önceki albümde olduğu gibi bir dolu konuk sanatçının ya sesleriyle ya da enstrümanlarıyla dâhil olduğu “Artificial Brain”de Gorguts’ın beyni Luc Lemay’ın kükremelerini de işitebilirsiniz, Nocturnus’un efsane ismi Mike Browning’in şarkıya katkılarını da duyabilirsiniz, Colin Marston’ın Warr gitarla yaptığı şovlara da şapka çıkarabilirsiniz. 45 dakikalık albümde malzeme gerçekten bol ve ustalar malzemeden kaçmamışlar. Yalnız genel hatlarıyla albümün, “Infrared Horizon”ı aşamadığını düşünüyorum. Evet, çok hoş bölümler var, hüzün ve karamsarlık hissi yapımın geneline çok güzel yedirilmiş lakin önceki albüm, beni daha bir yakalamıştı sanki. Yine de grubun ve ahenksiz notalar ihtiva eden teknik progresif death metal albümlerinin takipçisiyseniz, “Artificial Brain”e vakit ayırmanızı öneririm.

7,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (5.30/10, Toplam oy: 23)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2022
Şirket
Profound Lore Records
Kadro
Will Smith: Vokal
Oleg Zalman: Gitar
Jon Locastro: Gitar, saksafon
Dan Gargiulo: Gitar, vokal
Samuel Smith: Bas, klavye
Keith Abrami: Davul

Konuk
Mike Browning: Vokal (3)
Luc Lemay: Vokal (9)
Paulo Paguntalan: Vokal (4, 8, 10)
Colin Marston: Warr gitar (4)
Şarkılar
1. Artificial Brain
2. Glitch Cannon
3. Celestial Cyst
4. A Lofty Grave
5. Tome of the Exiled Engineer
6. Embalmed with Magma
7. Parasite Signal
8. Cryogenic Dreamworld
9. Insects and Android Eyes
10. The Last Words of the Wobbling Sun
  Yorum alanı

“ARTIFICIAL BRAIN – Artificial Brain” yazısına 4 yorum var

  1. ihsanoird says:

    Bence son yılların kendi türünde en başarılı death metal albümlerinden biri. grubun da en iyi albümü olduğunu düşünüyorum

  2. İlker says:

    En iyi albümleri. Yılın da şu ana dek en iyilerinden.

  3. Horrendous says:

    Kervana katılıyorum, en iyi albümleri. Çok daha oturaklı, duygulu, büyümüş, gelişmiş, serpilmiş, görmüş, geçirmiş hissettiriyor. Gorguts ve Krallice evliliğinin meyvesi olgunlaşmış gibi. Kritik şahane ama puan konusunda hemfikir değilim. 9.5/10

  4. İlk bir kaç dinlemede oturtamamıştım, şimdi yeni yeni kıymetini anlıyorum bu albümün. Muazzam bişey. Yılın en iyilerinden.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.