# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
ARTIFICIAL BRAIN – Infrared Horizon
| 31.05.2017

Atonalite bağımlılığı.

Oğuz Sel

Bir canlının hangi tavırları size daha yakın gelir? Sevimli sevimli bakması mı? Patisini uzatması mı? Adeta bir çocuk gibi sevinerek zıplaması mı? Şöyle bir düşünün, kedi ve köpek gibi canlıların gerçekleştirdiği hangi davranışlar size daha samimi gelir? Çoğunuz belki dikkat etmemişsinizdir ancak hayvanların bizlere yani insanlara benzeyen davranışlarından çok hoşlanırız. Kendimizi böyle davranan canlılara karşı daha yakın hissederiz bir şekilde.

Peki ya robotları hiç düşündünüz mü? Michael Bay’in ve dolayısıyla Hollywood’un elimizden alıp ergen filmi serisine dönüştürdüğü, çocukluğumuzun büyük olayı Transformers serisindeki robotlardan değil, Boston Dynamics’in geliştirdiği ve tanıtım videolarını izlerken yer yer ürktüğüm yer yer korktuğum, geleceğin muhtemel askerleri ya da yok edicileri olacak robotlardan bahsediyorum. Yapay zekâ olarak adlandırılan teknolojinin ilerlemesi ve bu robotlara eklenmesinin ardından dünyada pek çok şey eskisi gibi kalmayacak bence (müneccimlikte sınır yok). Savaşlar ve yıkımlar, bu yapay zekâlı ürkütücü robotlarla daha acımasız geçecek belki de. Bunları bir kenara bırakalım, ya yapay zekâlı robotlar da bir süre sonra bizim gibi duygusal hale gelirlerse? Dizlerinin üzerine çöktükten sonra çaresizce eğilip, belki arkadaşının belki de sevdiğinin kopan başına bakan robot çizimiyle, bir resim bin sözcüğe bedeldir cümlesini bir kez daha kanıtlayan “Infrared Horizon”ın albüm kapağından hareketle bu soruyu sordum. Gayet enteresan ve gayet kaliteli bir albümle karşı karşıyayız, gevezeliğim bundan. Başlıyoruz.

Sizi bilmem ama ben, yeni nesil teknik death metal gruplarının giderek birbirine benzemeye başladığını ve yaratıcılıktan uzak, sûni işlerle başarıyı yakalamaya çalıştıklarını düşünüyorum. Steril, sorunsuz ve maalesef ruhsuz tonla albüm bir kulağımızdan girip öbür kulağımızdan çıkıyor. Bu gidişe farkında olarak ya da olmayarak dur diyecek cengâverler de çıkıyor neyse ki. Atonal türde müzik icra eden gruplara karşı yaklaşımımı Diĝir Gidim yazısında biraz anlatmıştım. Anlaşılamazlık üzerine bina edilen atonal albümleri anlayamıyorum, evet kafam basmıyor. Öte yandan Gorguts ve Krallice gibi grupların müziklerini çözümleyebilmekten de mutluluk duyuyorum. “Çotaaa!” diye bu iki grubu yazmamın bir nedeni var elbette, çünkü Artificial Brain, teknik death metal yaparken, bu iki grubun kafasında bir atonaliteyi benimsiyor ve “anlayabildiğim” gruplar arasına dâhil oluyor.

ABD’den çıkan kaçıncı teknik death metal grubudur bilemiyorum ancak grubun izlediği yol itibariyle olgun ve ilgi çekici bir müzik yaptığını söyleyebilirim. Atonallikte zirve yapmadan, yer yer melodik kısımları da bulunduran pasajlarla zenginleştirdikleri şarkılarla dinleyicinin -her zaman olmasa da- gönül telini titreten Artificial Brain, parçalarda anlattıklarına paralel müzik üretme konusunda son derece başarılı bir grup. Çoğu zaman guttural kıvamında vokal yapan Will Smith kişisinin de katkılarıyla, yanmış kemik kokularının hissedildiği şafaksız gecelerde, kar tanesi gibi yağan közlerin ve daha nice mevzunun ne denli sıkıntı verici olabildiğini, albümü dinlerken hissedebiliyorsunuz. Anlatılanlara uyumlu müzik dediğimi biliyorum; cilâlı olmayan bir prodüksiyonla sunulan ancak buna karşın her enstrümanın rahatlıkla işitilebildiği bir eser “Infrared Horizon”. Gitarların Gorguts-vari ilginç bir kullanıma sahip olduğunu ve parçaların kimi noktalarda Krallice’laştığını belirtmeden edemeyeceğim. Bunda, yapımcı koltuğunda otururken Gorguts’ta bas, Krallice’ta da gitar tarafında bulunan Colin Marston’ın grubu, yeni albüm konusunda yönlendirmiş olabileceği fikrini öne sürüyorum. Kabul edenler? Etmeyenler? Kabul edilmiştir. Yani bence öyle, mail atıp sormuşluğum yok, dinlediklerimden yaptığım kıyaslamalar neticesinde bu sonuca vardım, ayaküstü bir senaryo yazmış olabilirim pek tabii ve galiba da yazdım. Devam edelim.

Albümde, ekstrem işlere meraklı olan hemen herkesin keyif alarak dinleyebilecekleri sağlam parçalar var; Synthesized Instinct ve Static Shattering gibi. Albümün tamamının çok iyi ve üst düzey bir akılda kalıcılığa sahip olduğunu söylersem, baya baya yalan söylemiş olurum. Zira albüm, ilk beş parçada verdiği gazı ve coşkuyu ilerleyen safhalarda sürdüremiyor bana kalırsa. Bunda; atonaliteye bağımlılığın giderek artması, silikleşen rifler ve şarkıların ilgi çekici kompozisyonlardan uzaklaşması ana nedenlerden. Ancak yine de albüm, kendini bir şekilde sonuna kadar dinletiyor.

Bu kadar atıp tuttuğuma bakmayın, albüm 2017’nin esaslı işlerinden biri ve defalarca dinlenerek hatmedilmeyi hak ediyor. Benim gibi atonal müzik yapan gruplara karşı özel bir hassasiyetiniz varsa bile rahatlıkla dinleyebileceğiniz “Infrared Horizon” Artificial Brain’in önceki albümüne kıyasla, ileriye doğru büyük bir adım. Türe meraklıysanız bence şans verin, bir iki tur döndürün. Ben albümün kapağına bakıp hayallere dalmaya gidiyorum, görüşürüz.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.08/10, Toplam oy: 24)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2017
Şirket
Profound Lore Records
Kadro
Will Smith: Vokal
Jon Locastro: Gitar
Samuel Smith: Bas, vokal
Dan Gargiulo: Gitar, vokal
Keith Abrami: Davul, vokal
Şarkılar
1. Floating in Delirium
2. Synthesized Instinct
3. Static Shattering
4. Estranged from Orbit
5. Infrared Horizon
6. Anchored to the Inlayed Arc
7. Mist like Mercury
8. Vacant Explorer
9. Graveyard of Lightless Planets
10. Ash Eclipse
  Yorum alanı

“ARTIFICIAL BRAIN – Infrared Horizon” yazısına 5 yorum var

  1. deatheist says:

    işte ben de bunu bekliyordum. çok devasa albüm, şimdilik benim için 2017′nin en iyisi ve bu sene öküz gibi beklediğim bir sürü albüm olmasına rağmen pek azı sene sonu listemde bu albümün önüne geçebilir gibi. kritikte de bahsedilen gazın ve coşkunun tükenişini ben sadece son şarkıda hissettiğim için albüm başyapıt olma mertebesine erişemiyorsa da sırf bu yüzdendir kanımca.

    albümün atmosferini her kritikte anılan atonal anlayıştan ziyade şuana kadar pek az tech-death (böyle bahsetmeyi sevmiyorum ama) grubunda böylesine bir yoğunlukta duyduğum depresif melodi işçiliğine borçlu olduğunu düşünüyorum. ha derseniz ki zaten o bahsettiğin melodiler de atonal, bilemeyeceğim.

    bir de pek sevdiğim coverları olan abimiz oleg grubun tam zamanlı elemanı olmasına rağmen albümde neden çalmamışta yerine eski gitaristleri yer almış anlayamadım. şarkı yazımı için desek her iki gitarı da dan yazıyor bir röportajda anlattığına göre. vardır bi bildikleri diyeyim. ortada haycani bir müzik var ve gerisi teferruat

  2. deadhouse says:

    Vay be neymiş bu ya iyi bir iş olduğu kesin gibi.

  3. Horrendous says:

    Bu sene içinde dinlediğim en iyi albüm kesinlikle. Ayılıp bayıldığım o kadim grupları bir kasede eritip, kılçıklarından ayrıştırıp, kendi tarzlarıyla tekrar bir araya getirmişler gibi. 2014 albümlerini de çok sevmiştim ama bu gerçekten çok farklı.

  4. daud says:

    Çıktığından beri bıkmadan dinliyorum, cidden muazzam. İlk albüme göre daha melodik, Gorguts etkisi daha az ve şarkıların temposu da biraz düşük, ama akıcılık konusunda bir sorun yok. İlerde klasik sayılabilecek bir iş yaparlarsa hiç şaşırmam.

  5. hickdead says:

    sitede pek anılmasalar da ben artificial brain’in 2010′lu yıllarda metalin başına gelmiş en güzel şeylerden biri olduğunu düşünüyorum. dan’in revocation’dan ayrılmasına da üzüldüm ama umarım bu sayede yeni ab albümü daha çabuk çıkar.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.