# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
MORS PRINCIPIUM EST – Seven
| 31.10.2020

Adamlar yapıyor.

2003’te çıkardıkları ve 2000 sonrasının en iyi melodeath albümlerinden ve en iyi ilk albümlerinden biri olduğunu düşündüğüm ilk albümleri “Inhumanity”yle tanıştığım ve ta o zamandan çok büyük işlere imza atacağını düşündüğüm bir gruptu MORS PRINCIPIUM EST. Melodik death metali çok karakteristik bir yaklaşımla ele alıyor ve kesinlikle özgün bir beste anlayışıyla son derece akılda kalıcı ve zeki şarkılar yazıyorlardı. “The Unborn”da da bu özelliklerini devam ettirdiler, daha soğuk bir prodüksiyon tercihiyle türün modern tarafının dikkate alınması gereken temsilcilerinden biri olacakları düşüncesini perçinlediler.

Sonrasında grup birtakım sıkıntılar yaşamaya başladı. “Liberation = Termination” bazı prodüksiyon kaynaklı sorunlar yaşamasına rağmen MORS PRINCIPIUM EST’in adını daha fazla insana duyurmasına yardımcı oldu. Akabindeyse grubun gitarist krizi başladı ve 2007-2015 yılları arasında gruba 6 gitarist dâhil oldu ve kısa sürede ayrıldı. Kurucu gitaristlerinin ayrılmasının ardından gitarist konusunda bir türlü dikiş tutturamayan MORS PRINCIPIUM EST’te vokalist Ville Viljanen grubun dağılmaması için elinden ne geliyorsa yaptı. Fin bir grup olmasına rağmen farklı milletlerden elemanları da kadrosuna kabul etmek durumda kalan MORS PRINCIPIUM EST, 2014’te çıkan “Dawn of the 5th Era” albümünde gruba katılan gitarist Andy Gillion’ın grubu sahiplenmesiyle birlikte ayakta kalmış oldu ve bu sayede metal tarihinin tozlu sayfalarına karışmaktan kurtuldu.

Bu süreçte grup, Andy Gillion’ın gitar tekniği ve beste tarzından hareketle ilk dönemlerine kıyasla çok daha teknik beceri üzerinden ilerleyen; soloların daha fazla öne çıktığı bir noktaya kaydı. İlk albümdeki oturaklı, akılda kalıcı ancak icra olarak daha standart rif yapıları zamanla yerlerini daha teknik, daha değişken yapılı rif ve şarkı iskeletlerine bıraktılar. Değişmeden kalan şeyse MORS PRINCIPIUM EST’in akılda kalıcı besteleri ve kendine özgü havasıydı.

Bahsetmekte olduğumuz yedinci MORS PRINCIPIUM EST albümü “Seven”a baktığımızda, 2017’deki “Embers of a Dying World”de yer alan davulcu ve basçının da ayrıldığı, sadece iki kişi kalan bir MORS PRINCIPIUM EST görüyoruz. Beste yükünü bu kez de Gillion çekiyor ve davullar da “Liberation = Termination”daki davulları da çalan konuk davulcu Marko Tommila tarafından çalınıyor. Albüme baktığımızda Gillion’ın tarzını yansıtan, kompleks riflerle sağlı sollu saldıran, klavye desteğiyle genişleyen bir beste anlayışı görüyoruz. Gillion’ın geçen sene çıkardığı solo albümü “NeverAfter”daki karakterin bir kısmı kendisini “Seven”da da gösteriyor.

Albümün en iyi şarkısı olduğunu düşündüğüm açılış parçası “A Day for Redemption”ın girişindeki yaylılar ve akabindeki rif, “NeverAfter”daki senfonik kullanımların bir yansıması ve o albümden alınan ilhamlar net şekilde kendini belli ediyor. Gillion bu şarkının açılış rifiyle ilgili olarak “esasında orkestra için yazılmış bir bölüm ve gitara aktarınca icra açısından zorlayıcı olabiliyor” diyor. Ben de o giriş rifini çıkardım ve son birkaç haftadır sürekli çalıyorum; çalması gerçekten çok zevkli ama dediği gibi, gitar için değil de yaylılar için yazılmış ve ardından gitara aktarılmış olduğu da belli, zaten çalmasını eğlenceli yapan da bu oluyor.

Albüm ilerledikçe genel olarak lineer gözüken ancak çeşitli yan beslemelerle büyüyen şarkılar görüyoruz. Türün, modern melodik death metalin karakteristik özelliklerini cılkı çıkıncaya dek kullanmaktan kaçınan MORS PRINCIPIUM EST, bu sayede “modifiye edilmiş, kompleks ve görkemli AT THE GATES” olma durumundan sıyrılarak şarkılara kimlik enjekte etmeyi başarıyor. Gillion hayvan gibi gitar çaldığı için yeri geldiğinde bir solo, aralara minik lick’ler, şunlar bunlarla şarkılar bir şekilde öne çıkan yanlarla donatılıyor ve temellerini oluşturan iskeletten çok daha zengin, daha varyasyonlu hâle gelmeyi başarıyorlar. Zaten melodik death metalin günümüzdeki durumunun genel özeti bu. Yeteneği ve müzikal vizyonu sınırlı ellerde gayet kuru, dümdüz olabilecek şarkılar bu tür hamarat ellerde çok daha gösterişli şekillere sokulabiliyorlar.

Bu artıların yanında birkaç eksiden de bahsetmek lazım diye düşündüğümde “Seven”da belirli eksiler, albümün değerini aşağı çeken fikirler olduğunu düşünmüyorum. Her şarkı ortalamanın üstünde mi sorgulanabilir ancak bütüne baktığımda albümün amacına gayet güzel ulaştığı ortada. Son 2 haftada en az 30-35 kez dinlediğim (belki daha da fazla) “Seven” bence “Embers of a Dying World”deki kalitenin devam ettiğin, MORS PRINCIPIUM EST adına bir devir açmasa da en azından grubun hayatımızda olmasına sevinmemizi sağlayan eli yüzü düzgün bir albüm. Performanslar, sound, hepsi yerli yerinde ve yukarılarda vurguladığım “A Day for Redemption”, “Lost in a Starless Aeon”, “Rebirth”, “Master of the Dead” gibi grubun uzun zamandır yazdığı en iyi şarkılardan bazılarını barındırıyor. Bunlardan “Master of the Dead”de, 15 yıl öncesine gidip “Parasites of Paradise” benzeri fikirler sunmayı da ihmal etmiyor.

MORS PRINCIPIUM EST’in iyi bir grup olduğu bence su götürmez bir gerçek. Günümüzde hakkını vererek melodik death metal yapmak pek de kolay değil ve onca eleman ve şirket değişikliğine rağmen direnen bu adamlar işlerini hakkını vererek yapıyor, müziklerini zenginleştirmek için içten bir çaba sarf ettiklerini net şekilde gösteriyorlar. Grubu ilk duyduğum andan beri seven, sonrasında bir sürü farklı besteci/gitarist kullandıkları için aralarda bir yerlerde odağını kaybeden ancak sonrasındaki stabil beste anlayışları sayesinde MORS PRINCIPIUM EST’i tekrardan kucaklayan biri olarak “Seven”ın grup adına gayet iyi bir adım olduğunu düşünüyorum. Bu tarz statik karakterli (melodik death metal sınırları içerisinde) müzik icra eden grupların bir albümde çığır açmaları, kitlelerini birkaç kat büyütmeleri falan kolay işler değil. O yüzden ilerledikleri yolda yaptıkları bu tertemiz işten dolayı ve daha da önemlisi bu canım grubun yok olmasına müsaade etmedikleri için başta 20 yıllık vokalist Ville Viljanen’e, ardından da 6 yıl önce grubun beste yükünü devralıp devamını sağlayan gitarist Andy Gillion’a teşekkür ediyorum.

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.74/10, Toplam oy: 50)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2020
Şirket
AFM Records
Kadro
Ville Viljanen: Vokal
Andy Gillion: Gitar, programlama

Konuk:
Marko Tommila: Davul
Şarkılar
01. A Day For Redemption
02. Lost In A Starless Aeon
03. In Frozen Fields
04. March To War
05. Rebirth
06. Reverence
07. Master Of The Dead
08. The Everlong Night
09. At The Shores Of Silver Sand
10. My Home, My Grave
  Yorum alanı

“MORS PRINCIPIUM EST – Seven” yazısına 11 yorum var

  1. Twat says:

    Resimli bir sözlük basılıp, “istikrar” sözcüğünün açıklamasının yanındaki resim kutucuğuna Ville Viljanen’in vesikalığı filan konulmalı gerçekten. Yaklaşık on yıldır takipteyim grubu ve atlattıkları onca şeye rağmen ne çizgilerini bozdular ne de kalite düşürdüler. 2-3 yılda bir albüm çıkarma aralıkları bile değişmedi.

    Albüm harika. Artık melodeath türünde ne yapılabilir, diğer 6 albümlerinden ne farkı var vs. dedirtmeden sonuna kadar zevkle dinletiyor. Uzun zamandır bu türde dinlediğim en iyilerden biri hatta. Zaten son yıllarda dark tranquillity, HSB ve Kalmah’la birlikte yeni albümü için heyecanlandığım üç beş melodeath grubundan biriydi bu adamlar, bu kural yine bozulmadı.

  2. enemyofgod says:

    Önceki albümde daha melodi dolu bir yapı oluşturmuşlardı ama bu albümde çok üzerine gidilmemiş. Çok güzel ama risksiz bir albüm olmuş. Bence doğru da bir hamle riske girmemek. Yine de gelecek albüm daha farklı bir şeylerle gelmelerini isterim.
    7,5/10

  3. Boba Fett says:

    Nazar değmesin Andy Gillion çok iyi gitarist, biraz daha işin teknik kısmına kayarlarsa çok daha güzel olabilir.

  4. Süleyman E. says:

    Albüm çok iyi ve bu senenin en iyi işlerinden biri. Adamlar hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmıyor. Ha bu arada Ahmet abi Andy Gillion gruba 2011′de katıldı ve 2012′de de …and Death Said Live albümünü çıkardılar.

  5. cat625 -king of the hill- says:

    en son 3 yıl önce dinledim bu adamları, aksın bakalım.

  6. Dysplasia says:

    Gitaristlik falan tamam, iyi de bence MPE’nin son 4 albümde beceremediği şey şarkıların çoğunun nakaratlarda vuruculuğunu kaybetmesi. Nakaratın hemen bitip diğer kısımlara geçmesini istiyorum şarkılarda. Klasik söz-köprü-nakarat formülünü bıraksalar daha iyi şeyler yazacaklar sanki. Kaldı ki yer yer riffler de eski işlerinin tekrarlarına düşüyormuş hissi uyandırıyor.
    Yine de ilk üç efsaneden sonraki Mors Principium Est’in en iyi albümü bu olmuş bence. 7 işler benden.
    Tüm bunlarla birlikte Master of the Dead şarkısının da kem küm yapmadan dümdüz yardıran davul anlayışını kınıyorum. Beton mu deliyorsun evladım?

  7. Rashid says:

    Ville’deki istikrar herhalde hiç bir grubun liderinde yoktur. Andy’nin de yıllar içinde grubu benimsemesi bu ikiliyi ayrılmaz yapıyor. Albüm için zaten fikrim belli. MÜKEMMEL! MeloDeath adına kıt bir dönemden geçiyoruz ve Mors gibi gruplar sayesinde en azından her yıl bir kaç iyi albüm MeloDeath albümü bulabiliyorum. Bu arada vaktiniz varsa Andy’nin youtube kanalındakı tur videolarına bir göz atın derim.

    Dysplasia

    @Rashid, ‘bu ikiliyi ayrılmaz yapıyor.’

    Eheheh… ilahi..

    Rashid

    @Dysplasia, Şom ağızlılıkta bir çığır açıyorum yemin ederim. Maşallah dediğim 3 gün yaşamıyor. :D

  8. countless skies says:

    orospu cocukları (ville) andy’yi gruptan atmışlar. andy’nin facebook sayfasında paylaşmış olduğu açıklamada her şey yazıyor

  9. Cryosleep says:

    In Frozen Fields’da Godfather melodisi duyan bir tek ben miyim?

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.