# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
BATUSHKA – Hospodi
| 18.07.2019

O güzel kilise kokuları, o güzel Bart’lara binip gittiler.

“Boşanmalarda en çok çocuklar etkileniyor” lafını hepimiz biliriz. Anne baba anlaşamaz, ayrılır ve ortada kalan çocuğun hayatı bir anda değişir. Anne ile baba kendi hayatlarına devam ederken, çocuğun ise artık tam olarak bir annesi ve babası yoktur; biraz annesi, biraz da babası vardır.

BATUSHKA’nın ikiye bölünmesi ve iki tarafın BATUSHKA isminin hakkını (çocuğun velayetini) almak için birbirleriyle mücadeleye girmesi, elbette ki en çok BATUSHKA ismine ve “Litourgiya”ya zarar getirdi. İnsanlar; buhurdanlıklarla, kilise vitraylarıyla, yanan mumlarla bildikleri bu son derece özgün ve karakterli grubu bir anda mahkeme tutanaklarıyla, uzun Facebook paylaşımlarıyla, “Instagram hesabının şifresini değiştirmişler, o hesap benim hakkım!” gibi demeçlerle görmeye başladılar. Konserlerde “Litourgiya”dan şarkı çalarsın çalamazsın muhabbetleri, doğal olarak albümün kötülüğüne oldu.

Grup onca emeğiyle, temasıyla, müziğiyle, görsel gücüyle inşa ettiği BATUSHKA kimliğini bir anda yerle bir etmiş; elemanlar “BATUSHKA adıyla önce ben bir şey yayınlayayım da üstünlüğü ele geçireyim” gibi bir telaşa tutuşmuştu. Bu süreçte Metal Blade, büyük olasılıkla zamanında gerçekten de BATUSHKA’nın iş kısmını üstlenen Bart’ı muhatap almış ve onun tarafını seçmişti. Grubu kuran ve “Litourgiya”nın müziğini büyük oranda yazan gitarist Krys ise kendi imkânlarıyla, belki de ilk planladığından daha erken yayınlamıştı “Panihida”yı. Sonuçta karşısında kurumsal bir şirket vardı ve promosyon anlamında onlarla baş etmesi mümkün değildi. Bugün baktığımızda “Litourgiya” Spotify’da kendisini besteleyen Krys’in BATUSHKA’sının değil, Bart’ın BATUSHKA’sının ilk albümü olarak gözüküyor, grup dana gibi fotoğrafıyla DECIBEL’İn yeni sayısının kapağını süslüyor.

Aslında her şey çok farklı olabilirdi… BATUSHKA böylesi bir drama içine girmeyebilir, “Litourgiya” ile gruba bağlanan insanların ortak bir heyecanla kucaklayabileceği yeni bir albüm çıkarabilirdi. Son yılların en sansasyonel gruplarından biri hâline gelmelerini sağlayan müzikleri ve imajları, keşke yaşadıkları ayrılık ve dava süreçlerinin gerisinde kalmasaydı.

İnsanların mutlaka bir saf tutma ihtiyacı duymaları bana hep ilginç gelmiştir. Rekabet içindeki iki veya daha fazla seçeneğin olduğunda durumlarda nedense pek çok insan kendisini bu seçeneklerden birinin yılmaz savunucusu gibi hissetme eğilimi gösteriyor. Aidiyet ihtiyacıyla ilgili bir şey. Rekabet hâlinde bir X ve bir de Y var ve siz ikisi arasından X’i mi tercih ediyorsunuz? Pek çok insan için bu, Y’nin dünyanın en kötü şeyi olduğu anlamına geliyor. Sırf MEGADETH’i çok sevdiği için METALLICA’yı aşağılayacak fırsat kollayanlar; tuttuğu takımın ezeli rakibini dünyanın en kötü, en rezil oluşumu olarak görenler…

Konu BATUSHKA olduğunda, aylardır süren tartışmaların belirli kısımlarını okuyan ve kendilerince bazı kanılara varan dinleyiciler, sanki olayların merkezindeymişçesine taraflardan birini kötüleme ve diğerini yüceltme yoluna gittiler. Çok büyük bir kesime göre esas BATUSHKA’yı kuran gitarist Krys’a haksızlık edilmişti ve doğal olarak esas BATUSHKA oydu. Diğer tarafta ise Krys’in grupla ciddi düşünmediğini ve sorumluluk alarak BATUSHKA’yı bugüne getiren esas kişinin vokalist Bart olduğunu iddia eden yorumlar vardı.

Şimdi yazının ikinci paragrafının sondan bir önceki cümlesine dönelim:

“Sonuçta karşısında kurumsal bir şirket vardı ve promosyon anlamında onlarla baş etmesi mümkün değildi.”

Mutlaka bir taraf tutmak zorunda hisseden insanoğlunun diğer bir özelliği de mağdurdan yana olmasıdır. Elbette güce tapan ve daima kazanan tarafta olmayı tercih eden insanlar da vardır, ancak bir boğa güreşi sırasında İspanyollar dışında matadoru destekleyen pek fazla insan olduğunu sanmıyorum. Bu yüzden dinleyicilerin çok büyük bir kısmı, iki taraftan da tek bir nota bile duymadan, arkasında şirket desteği olmayan ve tek başına mücadele edeceği anlaşılan Krys’in tarafına geçti.

Maddi destek Bart’ın BATUSHKA’sında, manevi destek ise Krys’in BATUSHKA’sındaydı.

Aslında tüm bu artıları eksileri, kim üstün kim değil tartışmalarını anlamsız kılmak için iki taraftan da birkaç nota duymak yeterli olacaktı. Krys, “Litourgiya”nın üstüne o albümü sömürme amacı taşımayan ve içindeki öfkeyi daha bir belirgin şekilde ortaya döktüğü “Panihida”yı çıkarırken, Bart’ın tarafı ise yine Polonyalı FURIA’nın gitaristi Artur Rumiński’den hizmet alarak “Hospodi”yi ona besteletme yoluna gitti. Sonuçta doğal olarak Krys’in tarafı öne çıktı ve “Panihida”, “Hospodi”den daha iyi bir albüm olduğunu ilk andan belli etti.

Bence buradaki en büyük stratejik hata, Bart’ın BATUSHKA isminde diretmesiydi. Grubu sen değil bir başkası kurduysa, sen o grubu büyütmek için kıçını yırtmış ve iyi niyetle uğraşmış olsan bile, o grubun kimliğini tam olarak üstüne geçirmen ve içselleştirmen mümkün olamaz. Zaten şarkıları başkasına yazdırmak zorunda kalacaksın, üstelik tüm bu gürültünün kopmasına neden olan altın yumurtlayan tavuğu (“Litourgiya”) da sen bulmadın. E o zaman bunca mücadeleye ne gerek var? İnsanlar seni nasıl gönül rahatlığıyla kucaklasın? Bart bunu düşünmedi mi? Metal Blade düşünmedi mi?

Şu an baktığımda gerçekten de ortalama ve zorlama bir iş olarak gördüğüm “Hospodi”nin tüm bu olumsuzluklar ve eksiler arasından sıyrılıp kendini kabul ettirebilmesinin bence tek bir yolu vardı: “’Litourgiya II’ olmak.”

Bart “Litourgiya”ya benzemeyi “Panihida”dan daha çok isteyen bir albüm yapsaydı, “Litourgiya”nın sevilen taraflarını kopyalar ve şirketin vereceği destekle turlayabildiği kadar turlayarak biraz para kazanırdı. Tişört, plak vs. satan Metal Blade de istediğini almış olurdu. İnsanlar “çakma BATUSHKA” diye yine eleştirirdi, ama en azından “Litourgiya” şarkılarını orijinal vokalleriyle dinlemek için konserlere gitmeye devam ederlerdi. Sonuçta adamlar komple cübbe giyiyor, yüzleri görünmüyor. Gitarı çalan Krys’miş, Özcan’mış pek bir önemi olmazdı.

Ticari düşünüldüğü takdirde aslında bu gayet de mantıklıydı. Bart “Gerçek BATUSHKA bu, bakın ilk albümün aynısını yaptık, hadi boş yapmayın da konsere gelin” diye düşünebilir ve pekâlâ bize “istediğimizi” verebilirdi.

Ama Bart bunu yapmadı. Bart, BATUSHKA kimliğini “Litourgiya” olarak kabul ettiğimiz takdirde kesinlikle BATUSHKA gibi olmayan bir albümle çıktı karşımıza. Çok daha standart, pek bir çıkıntısı olmayan ve nispeten düz bir albüm olan “Hospodi”yle, bu işteki rekabetin müzikal anlamda ol(a)mayacağını ve büyük oranda BATUSHKA ismini kullanmaya yönelik bir inat üzerine inşa edildiğini gösterdi.

Şimdi “Hospodi”ye geçelim.

BATUSHKA dışında herhangi bir isimle çıksaydı kesinlikle bu kadar eleştirilmeyeceğini düşündüğüm ve gözlemlediğim üzere kimi dinleyicilerin sırf bu mağdur fetişi ve taraf tutma ihtiyacından dolayı yerin dibine soktuğu “Hospodi”, bana kalırsa herkesin gömdüğü kadar kötü, boş, özelliksiz bir albüm değil. Belli oranda kötü, boş, özelliksiz bir albüm, ama gömüldüğü kadar değil. Çeşitli yorumlarda gördüğüm üzere 10 üzerinden 1-2 değil mesela. “Panihida”yı da pek çok insan kadar tutmadığımdan ve orta karar bir albüm olarak gördüğümden, “Hospodi”ye karşı da öyle uçlarda duygular hissetmiyorum.

Albümde sunulan black metal karakteri, içerisinde belirli oranda BATUSHKA barındırsa da esas olarak daha standart, ilk albümden alışık olduğumuz kilise havasını pek az veren ve herhangi bir sıra dışılık barındırmayan bir yapıda. Bart’ın yönlendirmeleriyle albümdeki bestelerden sorumlu Artur Rumiński, doğal olarak zaman zaman FURIA’da yaptıklarını anımsatan şeyler katıyor aralara. “Hospodi” içerisinde FURIA’nın “Nocel” albümünü anımsatan birtakım fikirleri duymak mümkün. Aynı şekilde Bart’ın 2006 civarında epey fazla dinlediğim eski grubu HERMH de ara ara kendini belli ediyor. Hatta merak edenler, HERMH’in 2008 çıkışlı albümündeki “Eyes of the Blind Lamb” şarkısına bakarak BATUSHKA’nın ilham aldığı noktalardan bazılarını görebilirler.

Bu genel çerçeve dışında albüm bana kalırsa uzun ömürlü olacak çok da bir şey içermiyor. Black metali seviyorsanız seveceğiniz, bir süre dinleyeceğiniz ve belli bir zaman geçince de pek fazla hatırlamayacağınız şarkılar var “Hospodi”de. Günümüzde bu tarife uyan çok ama çok sayıda albüm olduğundan, “Hospodi”nin öyle ekstra bir sıçıp sıvamaya imza attığını düşünmüyorum. Bu kadar çok grubun bu kadar çok albüm çıkardığı bir ortamda zaten standart bu, buna göre değerlendirmek lazım. Ama albümdeki bazı noktalar da gerçekten eleştiriye açık. Örneğin “Dziewiatyj Czas”ı ilk dinlediğimde, bırakın “Litourgiya” tadını bulamamayı, “aman diyeyim bütün albüm böyle olmasın lütfen” diye düşünmem yaklaşık 1 dakikamı aldı. Gayet bayat rifler, anlamsız düzeyde tekrarlar ve “Litourgiya” özelindeki BATUSHKA adını lekeleyen birtakım şeyler var “Hospodi”de.

Bunun sebebi tabii ki de “Hospodi”nin inat, nispet ve zorlama temeline dayanması. Bu noktada albümdeki şarkıların yazdırıldığı Artur Rumiński’ye de kızamıyorum, çünkü elbette ki Bart’ın yönlendirmeleriyle, belki de şirketin koyduğu deadline’la kısıtlı bir zamanda yazması gerekti albümü. Dolayısıyla burada kızılacak birisi varsa o da “BATUSHKA’nın ikinci albümü bu olabilir, bana okey” fikrini kabul eden Bart ile bu denli “öylesine” bir işi sunmakta beis görmeyen Metal Blade. Yaklaşık 40 yıldır metale bu kadar emek veren Metal Blade’in dinleyici kitlesini karşısına aldığı kabak gibi ortada olan bir projeyi desteklemeyi seçmesi düşündürücü. Yayınladığı bir klibi YouTube’da yorumlara kapatması falan hiç Metal Blade’lik, Brian Slagel’lık hareketler değil.

BATUSHKA’lara dair tahminim, Bart’lı BATUSHKA’nın konserlerden ekmek yemek isteyeceği, belki zaman zaman yuhalamalarla karşılaşacağı ama bir şekilde konser odaklı olarak devam edeceği. Eğer “Litourgiya” şarkılarını çalma konusunda yasal hakkı varsa ya da bunu elde ederse, ona önerim bu albümden 1-2 şarkı çalması ve “Litorgiya”yı baştan sona çalarak dinleyicilerin asabını bozmaması. Bu şekilde belki bir süre devam edebilir ve yıllar boyunca patlama yaptığı ilk albümü baştan sona çalan o nostaljik oluşumlara dönerek kendi kendinin bir cover grubu olabilirler.

Krys’in durumu ise sanırım ne kadar hırs yapacağına bağlı. Eğer gurur yapıp yeni müzisyenlerden oluşan bir grup oluşturursa, muhakkak ki Bart’ın BATUSHKA’sından daha uzun ömürlü ve en azından müzikal olarak başarılı olacaktır. Bart’ın BATUSHKA’sı dinleyici tepkileri nedeniyle yeterince satış yapamaz ve konserlere seyirci çekemezse, Metal Blade zaten grupla ikinci bir albüm yapmaya kasmayacaktır.

Sonuçta uzun vadede kazanan, yasal olarak belli şeyler kaybetme ihtimali olsa bile, beste yapabilen ve “Litourgiya”yı yazan taraf olarak şüphesiz ki Krys olacaktır.

Yine de aklımdaki bir konuya değinmek istiyorum. Metal dünyasında kolay hedef olmak diye bir şey var. Zaman içinde yaptığınız -kimine göre kötü/yanlış- şeyler birikiyor, birileri size uyuz oluyor ve siz bir anda ne yaparsa yapsın eleştirilecek bir şeye dönüşüyorsunuz. Hepimiz biliyoruz bu durumu; ARCH ENEMY, CHILDREN OF BODOM, IN FLAMES, belli oranda OPETH gibi pek çok örnek verilebilir. Bir kesim dinleyici için bu gruplar artık yaptıklarını dinlemeye dahi gerek olmayan, iyi bir şey yapması mümkün olmayan gruplar. Bart’ın BATUSHKA’sı işte ilk andan bu şekilde yola koyuldu. Arkasında Metal Blade olsa da sosyal medya ve dinleyici reaksiyonları, Bart’ın BATUSHKA’sına karşı kesin bir tavır alındığını belli etti. “Hospodi”yi dinliyorum ve yer yer bayık, yer yer fena olmayan, genel olarak ortalama bir albüm duyuyorum. Sonra insanların yorumlarına bakıyorum ve aşırı derecede ön yargılı, muhtemelen albümü tam olarak dinlememiş şekilde verilen aşırı düşük notlar görüyorum. Bu bence saçma. Kulağı olan hiçbir insan “Hospodi”nin rezalet, 10 üstünden 1 alacak bir albüm olmadığını görebilir. Anlıyorum, tepki koymak istiyorsunuz ama BATUSHKA değil de KAPUSKA diye bir grup çıkarsaydı kimse bu albüme 1/10 vermezdi. Ortada gerçekten de Krys’e yapıldığı düşünülen haksızlığın intikamını negatif eleştiri ve tavizsiz gömme yoluyla almaya çalışan bir güruh var.

Ben bununla ilgilenmiyorum. Benim dinlediğim ve çok sevdiğim bazı gruplar içerisinde hırsız, tecavüzcü, tacizci, katil elemanlar olduğunu öğrenmişliğim var. Lakin bu durumlar benim o kişiye yönelik duygularımı etkiliyor; grubun kendisine ve çıkardığı albümlere değil. Rezalet bir insan, ruh hastası bir manyak mükemmel bir albüm çıkarırsa bu sadece o ruh hastası insanın müzik konusunda çok yetenekli olduğunu gösterir, hepsi bu. Dolayısıyla Bart veya Krys her ne yaptıysa, ben sundukları işe bakarak değerlendirmeyi seçiyorum ve bu bağlamda “Hospodi”nin verdiğim not düzeyinde bir albüm olduğunu düşünüyorum. Tıpkı Krys’çi olayım diye “Panihida”yı göklere çıkarmaya çalışmamış olmam gibi.

Bu incelemeyi de “Panihida” yazısının kapanış kısmını aynen kopyalayarak bitirmek istiyorum, çünkü bu ayrılık mevzusunu duyduğum ilk andan beri duygularım, düşüncelerim bu yönde:

“Evet, Krzysztof yetenekli bir insan ve Bartłomiej’in BATUSHKA’sının albümünde de mutlaka ilginç şeyler olacaktır. Ama “Litourgiya”nın ruhani değerini ve manevi gücünü düşündüğümde, keşke BATUSHKA tek albümlük bir proje olsaydı, “Litourgiya”yı çıkarıp dağılsaydı, BATUSHKA adı 2010 sonrası metal dünyasının en sıra dışı oluşumlarından biri olarak sonsuza dek lekesiz ve kusursuz kalsaydı, sonra elemanlar isterlerse farklı isimlerde devam etselerdi demekten de kendimi alamıyorum.

Olmadı, sağlık olsun.”

5,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (3.82/10, Toplam oy: 57)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2019
Şirket
Metal Blade Records
Kadro
Варфоломей: Vokal
Paweł Jaroszewicz: Davul

Konuk:
Artur Rumiński: Besteler
Şarkılar
1. Wozglas
2. Dziewiatyj czas
3. Wieczernia
4. Powieczerje
5. Polunosznica
6. Utrenia
7. Pierwyj czas
8. Tretij czas
9. Szestoj czas
10. Liturgiya
  Yorum alanı

“BATUSHKA – Hospodi” yazısına 25 yorum var

  1. 9yearsago says:

    Hospodi’nin aldığı tepki, müziği esas alınarak koyulmuş rasyonel bir tavır değil elbette ama dinleyicilerin de Bart’ın amellerine karşı biriken öfkesini kusabileceği başka bir yol bulunmuyor. Cemaat yurtları, bu ülkenin gençlerinin hayatlarını karartmıştır.

    evilchuck666

    @9yearsago, son cümlenin yorumun geri kalanıyla bağlantısı ne?

    9yearsago

    @evilchuck666, Evet.

    Jonni

    @9yearsago, ahahaha fazlasıyla iyi bir diyalog

  2. Aykut says:

    Hala daha ilk albüm Litourgiya albümünün daha ilk saniyesinde giren kısmı kulaklarımda duyduğum an diken diken olurum. Şimdi ne gerek vardı bu anlaşmazsızlığa. Sebep neydi sorun neydi. İlk albümde çocuğu masaya koydunuz okkalı bir şekilde. Tüm metal dünyasında harika eleştiriler aldınız. Hayvan gibi turladınız. Dünya çapında hatırı sayılır fan edindiniz neydi yani sorun arkadaş ne oldu rahat mı battı???. Gül gibi geçinin arkadaş. İlk albüm gibi acele etmeden aradaki sorunların üstesinden gelip konuşup anlaşıp zamanla artık 3 sene sonra mı ,yoksa 5 sene sonra mı ilk albümün üzerine koyup daha muhteşem şeylere imza atardınız. Şahsım adıma ben beklerdim hatta bir 10 sene daha beklerdim. Bu şahaser ilk albümden sonra. Bu son kezbanlıklarınızdan sonra ilk albümün samimiyeti içtenliği işin açıkçası piç oluyor arkdaş. Ama yinede sabahlara kadar dinler her defasında da 10nu basarım. Gitaristtin batushkası neyse de. Bu vokalistin batushkası olmamış ya. Grup hakkını almak için yırtınıcağına müzikal anlamda bu albüme birşeyler katsaydın daha iyi olurdu. Gerçi insanlar görüyor neyin ne olduğunu. Tamam orta karar bir albümde tabiki ilk albümü kaideye almadan düşünürsek. Metal bladeında zaten bu olumsuz geri dönüşlerden sonra 2. Albüm için gerçekten kasmıcağına bende çok katılıyorum.
    Evek ilk albümde çocuğu masaya lappp diye koydular ama o çocuk masadan yuvarlandı be gülûm artık.
    Ulan elimde olsa iki tarafında kulaklarında tutup öp ulan abini elini barışın bakıyım , sonra tekme tokat zorla stüdyoya sokup ilk albüm havasında çıkarın yeni bir albüm diyesim geliyor da. İşte öyle şeyler geliyor.
    Neyse çok uzadı. Canımız ciğerimiz ilk albüm. Ve sonrası yoktur çok büyük bir süpriz olmazsa benim için.
    Albüme notum ilk albüme bakaraktan 2 veya 3
    Ama ilk albümü ortaya katmadan düşünürsem 5 bilemedin 6 çalışır benden.

  3. Melkor says:

    Allan şişkosu sen kulağı litourgiya görmüş insanların önüne nasıl böyle rezil bir albüm koyabildin lan. Official kisvesi altında korsancılık oyunları biter artık.
    Metal blade’te yaptığı hayvanlıkla kaldı.
    İki siktir ile uğurlayalım bence.

  4. Depatre says:

    Bu albüm Bart’ın nihayet utanma duygusunu tatmasına yeterli olur bence.

  5. P L A G U E says:

    ilk albümün kalitesi, vokal, gitarist, metal blade, diğer puanlar, diğer olaylar, meseneden silceesin, şu-bu hiç birşey umrumda değil…

    ben bu albümde müzikal olarak sevdiğim herşeyi buldum. başından sonuna kadar 1 saniye sıkılmadan çok büyük keyifle dinledim, dinlemeye de devam edeceğim. bana göre 8 puanlık bir albüm olmuş.

    Anubis

    @P L A G U E, ilk defa benimle aynı fikirde olan biri şükürler olsun

  6. Gürkan says:

    Bu meselede insanların genel tepkisi fanatizm üzerinden yürümüyor bence. Hatta birçok insan Bartçılık, Kriscilik gibi bir tutumun peşinde değil. İçerisinde “hırsızlık ve sahtecilik” gibi ciddi suçlamaları barındıran bir meselede taraf tutmak oldukça doğal. Aksine bunu göz ardı edip ortalamacı bir yaklaşım sergilemek bana göre daha abes.

    Bu olayı ilk gördüğümde ve Kris o videoyu yayınladıktan bir süre sonra yasal belgeleri de yayınlayıp üstüne yeni albümü “aha bakın işte böyle olacaktı” diye yayınladığında ve Bart da zaten Kris’i grubun bestecisi ve yaratıcısı olarak kabul ettiğinde tek yaptığım kendimi Kris’in yerine koymaktı. Aylarca uğraşıp üzerine yoğun bir emek harcadığınız, dinleyicilerinizin beklentisinin sizden yüksek olduğunun baskısı altında bir şeyler yaratıyorsunuz ve belki de dostum dediğiniz adam “Yok kardeşim bu böyle olmaz, bu kadar geç çıkarılmaz, ben gidip kendim yaparım bu işi.” deyip sizi tamamen hiçe sayıp emek verdiğiniz onca şeyin üzerinden kendine yeni bir kimlik yaratıyormuşcasına bir şeyler yapmaya çalışıyorsa, bu durumu gören herkesin bir şekilde Kris’i desteklemesi gerekir.

    Tıpkı Solstafir’de geçtiğimiz senelerde yaşanan bir duruma benziyor. Grubun davulcusu ve kurucularından Gudmundur Oli Palmason hiçbir şeyden haberi yokken yeni albüm çalışmalarının evvelinde gruptan çıkarılıyor, gruba dair bütün hakları yasal oyunlarla elinden alınıyor ve adamın grubun kurucusu, kliplerinin yönetmeni, isim babası vb. olmasına rağmen şu an alabildiği beş kuruş bile yok. Palmason sosyal medyadan bayağı bir isyan edip bir sürü belge yayınladı fakat o zamanlar bu olay bayağı bir arkaplanda kalmıştı, kimsenin pek umrunda olmamıştı. Sonrasında Solstafir önceki albümlerinin kalitesinden hayli uzakta ortalama bir albümle çıkageldi. Hal böyle olunca Palmason Katla isimli bir grup kurdu ve Solstafir’in yaptığı son albümden muhtemelen beş kat daha kaliteli bir albümle gelip Solstafir’in müzikal bütünlüğünün kendisinde saklı olduğunu ispatladı. Fakat hala zaman zaman kendisiyle irtibat kurduğumda Solstafir ile ilgili yasal süreçlerle uğraştığını söylüyor. Gerekli desteği de görmediği için muhtemelen bu olay böyle kaldı.

    Bu sebeplerden ötürü ben daha önce burada yaptığım bir yorumda açık bir şekilde Kris’in bu konuda haklı olduğunu ve desteklenmesi gerektiğini belirtmiştim. Müzikal açıdan da baktığımızda Bart’ın Hospodi’sini dinlerken medyada sık sık gördüğüm neden Batushka’dan bağımsız düşünmemiz gerektiği sorusu gerçekten çok garibime gitti. Adam sonuç olarak Batushka ismiyle bir albüm çıkartıyor ve kendisinin bu kargaşa içerisinde gerçek Batushka olduğunu öne sürüyor. Hal böyle olunca bunun sağlamasını yapmanın en normal yolu Litourgiya’daki müzikal kimliği Panihida ve Hospodi ile kıyaslamak. Ben şahsen Hospodi’de Batushka’ya dair hiçbir şey duyamadım. Hospodi daha çok ortalama melodik/mid tempo Polonya Black Metal’i etkileri taşıyan bir albüm olmuş. Chantler ve koro Litourgiya’dan çok daha zayıf ve parçaların birçoğunda gidişata herhangi bir etki sağlamıyor. Bazı yerlerde korolar parçaya tükürükle yapıştırılmış gibi duruyor hatta.

    Litourgiya’da en çok etkilendiğim özelliklerden bir tanesi ve Batushka’nın koro vokaller harici kimliği olarak ele aldığım şey şuydu: parçaların baştan sona birbirleriyle bütünlüklü biçimde ilerlemesi. Yani daha ayrıntılı açıklayacak olursam; her parçada bir önceki parçadan bağımsız esintiler duyabiliyordunuz ve bu albümün başından sonuna kadar bir tren etkisi yaratıyordu. Böylelikle albümü ilk açtığınız an ile son saniyeleri dinlediğiniz an arasındaki sürenin nasıl geçtiğini anlamıyordunuz bile. Hospodi’ye bu açıdan baktığımda daha “fragmented” bir albüm görüyorum. Yer yer parçalar oldukça birbirinden bağımsız, yeri geldiğinde az buçuk Batushka esintileri duyabildiğim yeri geldiğinde ise “E bu bildiğin Furia” dediğim kısımlar vardı. Bu da Batushka’nın en güzel özelliklerinden biri olan bu “bütünlük” meselesini tamamen bozuyor. Bu açıdan Panihida’ya baktığımızda albümün baştan sonra Litourgiya’ya benzer bir bütünlük içerisinde ilerlediğini çok rahat hissedebiliyoruz ve her parçanın birbirinin esintilerini taşıdığı bütünlüklü bir yapı görebiliyoruz. Buna ek olarak Batushka’nın kendine has melodilerini ben şahsen sadece Panihida’da duydum. Pecn 1 parçasını Litourgiya’ya koysanız sırıtmaz mesela. Hospodi’de duyduğum şey ise yukarıda da belirttiğim gibi ortalama bir melodik/mid. tempo Polonya Black Metal’i melodileri idi. Bu albümden Batushka olma çabasını çıkarttığınızda ortalama bir albüm diyebilirsiniz, fakat Batushka kimliğine kıyasla baktığınızda oldukça kötü bir albüm.

    Son olarak şurada internet ortamında “kavun kafa” olarak bilinen Anthony Fantano tam olarak bu konu hakkında düşündüklerime benzer düşünceleri oldukça net bir şekilde aktarmış, merak edenlere izlemelerini tavsiye ederim: https://www.youtube.com/watch?v=W1p2tYx0s-A Özetle en nihayetinde şu çıkan iki albümü Litourgiya ile karşılaştırıp neyin ne olduğunu zaten rahat bir şekilde anlayabiliyorsunuz diyor ve Metal Blade’i bayağı bir eleştiriyor ki Metal Blade’in bu konudaki tutumu da oldukça ilginç ve rahatsız edici. Yani diyelim ki birkaç ay sonra ciddi bir yasal sonuç çıktı ve Krys grubun haklarını tamamen eline aldı. Metal Blade’in bu tutumu ne olacak, şirketin popülaritesine neler olacak? İlginç gerçekten. Metal Blade muhtemelen (ekonomik açıdan) Ghost potansiyeli gördüğü bir şeye gözleri kapalı atladı ve şu an bu durumu batırmış durumda.

    cotard delusion

    @Gürkan, Tüm süreçle, ayrılmadan sonraki iki albümle, kişilerle ve nasıl yerden yere vuracağımı bilemediğim metal blade ile ilgili okuduğum en iyi yorum.

  7. burock1988 says:

    Bence albüm gayet güzel olmuş. Müzikal anlamda beklediğimin fazlasını aldım. Sahte olarak lanse edildiği için yerde yere vurulduğunu düşünüyorum. Benim albüme puanım 10 / 8 fakat Panihida kadarda iyi olduğunu söyleyemem. Panihida 10 / 9 luk bir albümdü.

  8. Nox says:

    Albüm gayet başarılı, yansıtmak istediği batuşka atmosferini vurucu bir şekilde yansıtıyor. en beğendiklerimden “chapter iii: the doubts” mesela tam bir ayin havasında.

    hiç bu olaylar yaşanmamış olsa minimum herkesin 7-8 vereceği bir albüm. bu 5.5lar, hater oyları falan bilemiyorum. herkes birbirini gazlıyor gibi.

  9. Jonni says:

    Bildiğin iyi albüm, ben beğendim en azından bir 7 puanı var. Koparılan yaygara manasız, yani bir açıdan manalı tabi ama eserin kendisini itin götüne sokmak, eseri olaylardan bağımsız değerlendiremediğimizden kaynaklıymış gibi hissettiriyor buna da gerek yok.

    Ha ilk albüm fanını tatmin edecek bir iş mi derseniz bence değil, çünkü tarz olarak Batushka değil bu başka bir şey gibi ki bu da okey bence. Zaten Furia da severim bunu da sevdim yedim gitti

  10. Ümit Duran says:

    Ahmet bu inceleme için elinize sağlık. Albüm ismini “Hospodi” şeklinde yazmanızın bir sebebi var mıdır? Lakin Rusça господи kelimesinin ilk harfi olan “г” bildiğimiz “g” sesini karşılamaktadır. Kelimeyi Latin alfabesi ile “gospodi” olarak yazmak doğru olacaktır. “Hospodi” yazılışı doğru değildir, çünkü Rusçada “h” sesini (yaklaşık olarak) veren harf “x” harfidir.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Ümit Duran, ben yazmadım grup yazmış:

    https://batushka.bandcamp.com/album/hospodi
    https://www.metalblade.com/batushka/

    Başlangıç seviyesinde Rusça biliyorum, hatırı sayılır bir süre Rusya’da kaldım, Kiril Alfabesi’ni de okuyabiliyorum, dolayısıyla dediklerinin farkındayım ama grup bu şekilde tercih etmiş.

    Güzide Arslaner

    @Ümit Duran, Kiril alfabesindeki г harfi bazen çok net şekilde Türkçedeki v, g, h, ğ sesleriyle telaffuz edilir. İnternette bulabileceğiniz telaffuz kayıtları genelde bilgisayar üretimi sesler bütününden oluşuyor ve yanlış oluyor. Ayrıca basit Kiril-Latin alfabesi dönüşüm çizelgelerinde genelde eksik şekilde sadece g harfi şeklinde gösteriliyor. Ancak ses bilgisinde (fonetik) harfle ses aynı şey değildir. Bu kelimedeki г harfi de h olarak okunanlardan.

    Aşağıdaki forum başlığındaki 3. cevapta (Wowik adlı kullanıcıya ait) görebileceğiniz üzere “Бог”, “Господи” gibi kelimelerde h şeklinde telaffuz edildiğinden bahsedilmiş.

    http://masterrussian.net/f17/pronunciation-%D0%B3-%D0%B1%D0%BE%D0%B3-11450/

    Bazen halk dilinde ya da dinî terimlerde bu tür yerleşik yumuşamalar, değişimler görülebiliyor. Yaratan yerine Yaradan denmesi gibi. Ahmet de başlangıç seviyesinde Rusça bildiği için durumu yadırgamamış olsa gerek.

    Güzide Arslaner

    @Güzide Arslaner, Bir de sesletim değil de yazı olarak gözlemlediğim bir durumu paylaşayım. Adı Olga (О́льга, ince l ile) olan bir arkadaşımız Instagram’da adını ve kullanıcı adını Olha diye yazıyor. Çünkü bu isimdeki г harfi h şeklinde telaffuz edilenlerden olduğu için transliterasyonunun bu şekilde yapılması gerekiyor.

    Firat Tale

    @Ümit Duran, yanlış kişilere çattın dostum, karı koca tercüman insanlara böyle yorum atılır mı :)

    tahsin

    @Firat Tale, Güzide yargi dagitti yalniz. (“Ahmet de başlangıç seviyesinde Rusça bildiği için durumu yadırgamamış olsa gerek.) ahaha

    Güzide Arslaner

    @tahsin, Estağfurullah, yargı değil de bilgi diyelim.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Firat Tale, haha, üstelik Belek’te yaşıyoruz, burada tabelalarda falan Türkçeden önce Rusça yazıyor. Hatta şu an evdeyiz, dışarıdan Rusça konuşmalar geliyor.

  11. Aykut says:

    @Ahmet Saraçoğlu, yemin ediyorum. Güzidenin böyle cevaplarını görünce. Yorumu okurken birden ayağa kalkıp olmayan ceketimin düğmlerini ilikleyesim geliyor. Sanki sınıfta dersteyken müdürün birden çatkapı sınıfa dalması gibi hissediyorum:))) Bazen yorum yaparken bu konuyuda göz önüne alıyorum:))

  12. Ugur says:

    Bu albüm baya ortalam üstü en az 7 puanlık bir albüm bence.’Bandwagoning’ yüzünden hakkı yeniyor.

  13. İlk albümlerini dinlemeden bu albümlerini dinledim. Gayet güzel ve akılda kalıcı anlaşılması kolay şarkılar var. Benim bir albümde aradığım kıstaslara uyuyor. Sonrasında bu adamlar ilk albümde nasıl birşey yapmış olabilirler diye ilk albümü de dinledim. Bana şunu hissettirdi ilk albüme göre daha da kolay anlaşılabilir ve daha akıllda kalıcı ritimle albümü insanlara bir nevi satma formülü kullanılmış. Şöyle özetleyebilirim benzeri durumu Rotting Christ herhalde son 10 yıldır kullanıyor anlaşılabilir ve birbirine benzer ritimleri devamlı her albümünde kullanması gibi.

    Üstteki yazdığım durumlar olmasa benim kriterlerimce 8 lik albüm fakat albümü dinlerken kandırılıyoruz hissi napıcaz onu bilmiyorum.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.