# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
THE FACELESS
22.12.2013

Jambon ve yumurtalar.

Siteye eklemekten dolayı büyük mutluluk duyduğumuz bir röportajdan daha merhaba.

Bu hafta, daha ilk albümünden adını müthiş bir hızla duyuran ve sonrasında da önü alınamaz şekilde büyüyen, sadece teknik death metale değil, metalin 2000’lerdeki yüzüne pek çok şey kattığını ve katacağını düşündüğümüz süper grup THE FACELESS’ı konuk ediyoruz. Gruba son albüm “Autotheism” ile birlikte katılan Wes Hauch ile yaptığımız röportajda, grubun son dönemleri, yakın gelecekteki planları ve Wes’in içinde bulunduğu diğer birtakım konulardan konuştuk. Wes Hauch hem hoşsohbet, hem de bu müziğe tutkuyla bağlı olduğunu belli eden bir müzisyen. Sorularımızı detaylı şekilde yanıtlaması bir yana, sağ olsun “Autotheism” için yazdığı tek şarkı olan “Ten Billion Years”ın orijinal versiyonunu –sanırız ilk kez- bizimle paylaşacak kadar da samimi bir insan. Haydi başlayalım.

Selam Wes. Umarız THE FACELESS cephesinde her şey yolundadır. Son zamanlarda neler yapıyorsunuz? Kasım boyunca turladınız, yakın gelecekte neler yapmayı planlıyorsunuz? Görünürde yeni bir turne veya stüdyoya kapanma durumları var mı?

Selamlar. BETWEEN THE BURIED AND ME, THE CONTORTIONIST ve THE SAFETY FIRE ile Eylül ve Ekim’de 7 hafta boyunca ABD ve Kanada’yı turladık. Gerçekten muhteşemdi ve çok keyifli geçti. Sonrasında bir hafta tatil yaptık ve tekrar 3 hafta boyunca Japonya, Avustralya, Tayland, Tayvan ve Çin’de harika konserler verdik. 2014 için, bildiğimiz kadarıyla planlanmış bir şey yok. Yeni bir kayıt için söylenen birkaç şey var, bu yüzden ben de yeni şeyler yazıyorum ve THE FACELESS müziğine dair yaklaşımımı geliştiriyor olacağım.

THE FACELESS’a girme sürecin nasıl ilerledi? Gruba girmeden önce bir THE FACELESS hayranı mıydın, seninle nasıl iletişime geçtiler ya da seni stüdyoda denediler mi?

Evet, “Planetary Duality“nin büyük bir hayranıydım. Michael’la birkaç sene önceki bir partide ortak arkadaşlarımız sayesinde tanıştık ve sanırım o zamandan sonra da bir araya gelip gitar çalmaya ve gitarla ilgili geyik yapmaya başladık. Neticede Steve 2012 başlarında, DEVILDRIVER ile yapılacak Metal Allience Tour’dan 12 gün kadar önce gruptan ayrılınca Keene bana turlayıp turlayamayacağımı sordu. Sonraki haftamı öğrenebildiğim kadar şarkı öğrenerek geçirdim ve sonra Austin, Teksas’a uçtuk ve SXSW’da çaldık. Oldukça stresli fakat eğlenceli bir turdu, çünkü önemli bir yeri doldurmam gerekiyordu. Steve inanılmaz bir gitarist ve besteci, yazdığı çoğu şeyi çalmakta halen zorlanıyorum.

Autotheism” ile birlikte THE FACELESS şarkı yapıları ve yazımı açısından farklı bir yön aldı. Bu değişim hakkında ne düşünüyorsun? Daha rif odaklı eski şarkıları çalmayı mı daha çok seviyorsun yoksa daha değişken ve katmanlı yapıdaki yeni şarkıları mı?

“Autotheism” ben henüz gruba katılmadan önce tamamen yazılmış haldeydi, hatta %90’ı kayıt edilmişti. Keene’e uzun zaman önce yazmış olduğum birkaç şarkı dinlettim ve şaşırtıcı biçimde tüm o yazdığım bend ve slide’larla dolu Sabbath-vari yavaş müziği albüme eklemek istedi. Ben de stüdyoya girip kaydettim ve “Ten Billion Years” ortaya çıktı. Şarkı, grubun daha önce yayınladığı şarkılardan çok farklı olmakla birlikte, THE FACELESS karakterine de sahipti. Değişimle ilgili ne mi düşünüyorum? Şahit olduğum kadarıyla, bence “Autotheism”, grubun uzun zamandır hayranı olan insanlara kesinlikle yabancı geldi, ama aynı zamanda albümü seven çok miktarda insan da var. Aslında, özellikle yazma sürecine dâhil olmaya başladığımdan beri, bu şeyler hakkında fazla düşünmemeye çalışıyorum. Nihayetinde, konserlerde çalmayı ve turlamayı genel olarak gerçekten seviyorum. Son soruna gelirsek, sanırım “Planetary Duality” albümündeki şarkıları çalmayı daha çok seviyorum. Sonuçta beni gruba dâhil eden asıl şey, bu şarkılardı.

***Wes, “Ten Billion Years”ın orijinal hali olan “Nations”ı da paylaşmamız için bize yolladı***

“Ten Billion Years”dan konuşalım. Şarkının yazım sürecini ve genelde nasıl şarkı yazdığını biraz daha detaylandırabilir misin? Ayrıca, sıradaki albümde şarkı yazımına daha fazla katkıda bulunmayı düşünüyor musun?

Ahbap, aslında bu şarkıyı yıllar önce kendi evimde yazdım ve orijinal versiyonu oldukça farklı. Böyle bend ve slide’lar kullanarak rif yazarken çok rahatım çünkü bu şekilde şarkının ortaya çıkması çok daha kolay oluyor. Şarkı yazma sürecim, tamamen düzensiz ve genelde bir çeşit macera halinde gerçekleşiyor. Genelde biraz bira alıp bilgisayarıma oturuyorum ve Logic’de bazı rif fikirlerini kaydediyorum. Bunu olabildiğince basit ve kendimi sınırlamadan yapmaya çalışıyorum, çünkü diğer türlü başladığım hiçbir şeyi bitiremiyorum. Her ne kadar AxeFx ve diğer tüm havalı gitar donanımlarına sahip olsam da, gitarımı Apogee’ye bağlıyorum ve sadece PodFarm kullanıyorum. Önceden AxeFx kullanarak kayıt yapmayı denerdim ancak edit-tweak seçenekleri o kadar genişti ki, saatlerce uğraşıp hiçbir haltı bitirememekten bıktım ve kullanmayı bıraktım. Şimdiki metodumla, ısınmış olmasam bile sadece gidip bir şeyler kaydediyorum.

Sahnede kulak içi monitörlerle çalan gruplardan birisiniz ve tahmin ediyorum ki bir metronoma ya da bir backtrack’e göre çalıyorsunuz. Böyle çalmak performansın daha iyi olmasını sağlıyor olsa da, bir yandan da canlı çalmanın ruhunu ve keyfini baltaladığını düşünüyor musun?

Doğru kullanılırsa kulak içleri harika birer alet ve büyük alanlarda epey avantaj sağlıyor. Ben şahsen yalnız bir kulağıma takıyorum ve sadece gitarımın takılı olduğu bir monitörüm var. Gitarımın kulaklıktan nasıl duyulduğuyla pek ilgilenmiyorum, o sertliği ve hissi almak için monitörümü kullanıyorum. Gitar sesinin hoparlörden gelip havada yayılmasında büyülü bir şeyler var ve iki kulakta da kulaklık takılı olduğunda ne kalabalığı ne de etrafı duymak mümkün oluyor; işin ruhu ve keyfini baltalayan da aslında bu oluyor sanırım.

THE FACELESS’ın bir süredir ortalarda haberi dolaşan cover EP’sinden haber var mı, kaydına başladınız mı? Şarkı seçimleri nasıl oldu, genel olarak Michael’ın seçimleri mi?

O konuda neler oluyor pek emin değilim, o EP tümüyle Michael’ın kontrolünde. Geri kalanımızın bu iş için henüz tek nota bile kaydetmediğini söyleyebilirim.

Ryan Galisan’la başlattığınız yeni projende Martin Rygiel (eski-DECAPITATED) bas çalacak. Onun mükemmel bir basçı olduğunu ve yeteneğinin Vogg ve Vitek tarafından gölgelendiğini düşünüyorum (Kemal). İlginç bas rifleri ve duyulabilirlik açısından yeni albümdeki katkısı ne düzeyde olacak?

Martin kesinlikle en iyisi. Her şeyi çalabiliyor ve her seferinde bunu etkileyici bir şekilde yapıyor. Gerçekten tehlikeli ve ezici bir bas tonuyla çalıyor. Kulağa onun kadar iyi gelebilmeniz için tekniğinizin en üst düzeyde olması lâzım. Albümün her yerinde onu duyacaksanız. Gerçekten heyecanlıyım ve Ryan ve Martin ile çaldığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.

YouTube kanalında birkaç doğaçlama videosu var ve harika olduklarını düşünüyorum. Eğer birine doğaçlama çalmakla ilgili tek bir tavsiye verecek olsaydın bu ne olurdu?

Teşekkürler, hahaha. Dürüst olmak gerekirse tek tavsiyem sürekli pratik yapmak. Gruba girdiğimden beri doğaçlama yapacak ya da akor değişimleri üzerine çalacak pek vaktim olmadı. Bu tarz şeyleri pratik etmezseniz zamanla kaybediyorsunuz, en azından benim için öyle. Doğaçlamada kendimi hiçbir zaman çok iyi olarak görmedim, fakat kulağa güzel gelen diyatonik değişimler üzerine amatör olarak çalıştım. Eğer bu tarzda kırıp geçiren adamlar duymak istiyorsanız Jimmy Herring, Andy Wood ve arkadaşım Bian Sheu’ya bakın derim. Bu adamlar hayvan gibi çalıyorlar.

Bir süre önce BandHappy sitesinde online özel dersler veriyordun. Bu derslere ilişkin tecrübelerin hakkında neler söyleyebilirsin? Bildiğim kadarıyla artık orada pek aktif değilsin, tekrar dersler vermeyi düşünüyor musun?

Tur sırasında çeşitli dersler yaptım ve muhtemelen artık evimde olduğuma göre daha fazla ders vereceğim. Bence ders işleri epey güzel olabilir, zaten ben de yapabildiğim şeyi insanlara öğretirken eğleniyorum. Yine de bence ben insanlara yüz yüze bir şeyler öğretmekte daha iyiyim.

Shred gitar tekniğinin bıktırmaya başladığını ve yeni bir gitar sound’u olan teknikleri bulmanın git gide zorlaştığını düşünüyor musun? Örneğin armonik minor gamı modern gitaristler tarafından sanki biraz fazlaca kullanılıyor. Bu tekniğin ileriki on yıllık sürecinde nasıl olacağını düşünüyorsun?

Bir taraftan evet. Diğer taraftan, kesinlikle hayır! Dışarıdaki süper gitaristler artık hiç olmadığı kadar fazla. Bu hem ilham verici, hem de korkutucu. Esas konu şu ki, başlangıç ve orta seviye gitaristler bilgiye bilgiye artık hiç olmadığı kadar kolay ulaşabiliyorlar. Demek istediğim, ben Brett Garsed gibi adamları ilk kez 25 yaşındayken duyabiliyordum, ama şu an 13 yaşında bir çocuk YouTube’a girip kılını kıpırdatmadan tonla Garsed şeyi öğrenebiliyor. En ekstrem, kültürlü ve sofistike şeyler her zamankinden daha kolay bir şekilde gençlerin elinde. Aynı şey kayıt ve ses mühendisleri için de geçerli. Deli bir şey. Dışarda müthiş ses kaydı yapan çocuklar var. DAHA ÇOCUKLAR LAN! İnternette side chain kompres ve grup kompreslemenin iyi yanları üzerine felsefi konuşmalar görüyorsunuz. Bundan 10 sene önce böyle bir şey yoktu.

Keith Merrow’la Seymour Duncan için bir şeyler yapıyorsunuz. İleride birlikte bir albüm yapma planınız da var mı?

Zamanımız olduğu anda kesinlikle birlikte bir albüm yapacağız. Bir sürü insna bunu soruyor ve bu iyi bir şey. Daha yakınlarda bu konuda konuştuk ve bunu kesin yapacağız evet.

Bu soruyu daha önce Ola Englund’a da sormuştuk, sana da soralım. İnternetin müziğe olan etkisi söz konusu olduğunda, özellikle de metal dünyasında şöyle bir durum ortaya çıkabiliyor. Bazen bir müzisyenin internetteki pozisyonu onu grubundan daha popüler yapabiliyor (Andy James buna iyi bir örnek). Bu durumda sence grup, adı geçen müzisyenin bu şöhretinden fayda mı görür, yoksa bu müzisyen zaman içinde daha çok solo işlerine yönelir ve günün birinde gruptan ayrılır mı?

Bilemiyorum. Bence, eğer bu müzisyenin iyi bir grubu varsa ve bu grubu devam ettirmeye kararlıysa, aynı şöhret bu şekilde de yakalanabilir. Bence, internetin şu anki durumunda, insanların senin hakkında ne kadar bilgisi olduğu tamamen sana bağlı. Günümüzde pek çok grup her şeyleriyle internette. Her elemanın kendi Twitter’ı, Facebook’u, Instagram’ı, şusu busu var. Bu yüzden de gruptaki her elemanın kendi yaptıkları şeyleri internete yükleme şansı var; enstrüman çaldıkları bir video, ekipmanlarını anlattıkları bir şeyler gibi. Andy James’den bahsedersek, adamın internette sayısız videosu var ve bu elbette bu onun, grubundaki diğer herkesten daha ön planda olmasına neden oluyor. Yapabildiklerim düşünüldüğünde ben bu soruyu benden önce cevaplaması gereken bir sürü insan var, ama benim görüşüm de bu şekilde.

PANTERA hayranı olduğunu biliyorum. Ben de öyleyim (Ahmet). Hem de baya büyük bir PANTERA hayranıyım. Favori PANTERA parçalarından bazılarını ve Dimebag’in seni bir gitarist olarak nasıl etkilediğini söyleyebilir misin?

Kesinlikle “Thrones of Rejection” ve “Hard Lines Sunken Cheeks”… Kısaca “Far Beyond Driven” ve “The Great Southern Trendkill“den her şey. Çocukluğumda PANTERA benim için çok fazla şeyi değiştirdi. Bunu yapabilen birkaç grup vardı. Metal müziğe tam olarak ilgi duymadan önce PEARL JAM, SOUNDGARDEN gibi gruplarla başladı her şey. Sonrasında punk’a kapıldım. PROPAGANDHI baya önemliydi mesela, sonra tabii ki geriye dönüp MINOR THREAT gibi eski grupları sevmeye başladım. Bence PANTERA gibi grupların önemli kısmı abi-kardeş davulcu ve gitarist olma olayıyla parladı. O tarz gruplardan çok az sayıda var. PSYCROPTIC’ten Joe ve Dave, DECAPITATED’dan Vogg ve Vitek, THE CONTORTIONIST’ten Robby ve Joey, SEPULTURA’dan Max ve Igor, VAN HALEN’dan Eddie ve Alex…

Son zamanlarda duyup da “Vay anasını” dediğin gruplardan bazılarını sayabilir misin? Yenilerden takip etmemizi önereceğin birileri var mı?

Grup ismi vermek zor. Müzisyenlerden bazılarını saymayı tercih ederim. Son zamanlarda bana ilham verenler SOREPTION’dan Anton Svedin, Andy Wood, PSYCROPTIC’ten Joe Haley, PERIPHERY’den Jake Bowen, Rick Graham, CHELSEA GRIN’den Jason Richardson, BETWEEN THE BURIED AND ME’den Paul Waggoner ve Dustie Waring, THE BLACK DAHLIA MURDER’dan Ryan Knight, SCAR SYMMETRY’den Per Nilsson. Şu an aklıma gelenlerden bunlar.

Bu da geleneksel son sorumuz: Anasayfaya koymamız için röportajın manşetini bize söyler misin?

Jambon ve yumurtalar.

Zaman ayırdığın için teşekkürler Wes, her konuda bol şans dileriz. Kendine iyi bak.

Sorular
Ahmet Saraçoğlu
Nazım Kemal Üre
Tercüme
Pasifagresif

etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Yorum alanı

“THE FACELESS” yazısına 27 yorum var

  1. Reroute to Remain says:

    teknik müziği bana sevdiren ender gruplardan. özellikle bas gitaristlerini çok beğeniyorum. röportajı da okuyayım elinize sağlık

  2. desqpio says:

    helal olsun çok iyi olmuş röportaj. şu cover ep’sini de cidden merak ediyorum, bakalım ne yapacak michael keene.

  3. Exorsexist says:

    Röportaj güzel olmuş. PA röportaj konusunda atlaya zıplaya gidiyor, çok hoş.
    Wes abimiz THe FAceless gibi hipster gruba en az -tip olarak- yakışan eleman heralde.

  4. Exorsexist says:

    Yorumum sayfa yenilenmeden mi gitti yoksa hayal mi gördüm lan?

    Ahmet Saraçoğlu

    @Exorsexist, bizde öyle şey olmaz.

  5. patognomonic says:

    Faceless ve Yeşil gitar

  6. atom says:

    farklı ve güzel bi iş çıkarmışlar (deconsecrate isimli parçalarını dinlemiş/izlemiş biri olarak söylüyorum bunu).yavaşladıkları bölümler (gitarın clean ve yavaş olduğu kısımlar) ayrıca saksafonda var galiba parçada, düzenleme filan gayet iyi.

  7. atoutlemonde says:

    Son zamanlarda duyup da “Vay anasını” diye başlayan soruda, “vay anasını” tabirini ingilizce nasıl sordunuz onu merak ettim şuan :)

    Ahmet Saraçoğlu

    @atoutlemonde, “Wow”.

  8. Koray says:

    PA çalışıyor.
    Hastasıyız…

  9. owlboss says:

    Sorular güzel, cevaplar güzel, Ten Billion Years güzel, Nations güzel.. PA ile her şey mümkün, elinize sağlık. \m/

  10. Cattle Bilmemne says:

    Şu adamları o kadar çok seviyorum ki, bu kadar olur ancak yani.

    Number 13

    @Cattle Bilmemne, sevilmicek gibi değilmiş la olum bunlar yuttum sana söylediklerimi :)

    Cattle Bilmemne

    @Number 13, Abi son albümleri bence tam sana göre. Planetery Duality’i falan dinleme hiçbir şey anlamadan kapatırsın. Skype’a uğra arada.

  11. Bu arada aklıma gelmişken söyleyeyim, röportaj konusunda hep ekstrem gruplarla yaptığımıza dair düşünceler olabilir, hatta vardır. Ancak cidden her türden gruba teklif götürüyoruz ve geri dönenler nedense sıklıkla death, black, thrash vs. grupları oluyor. Yoksa cidden progresif metalinden power’ına, gothic’inden heavy metaline, folk’una onlarca gruba teklif götürüyoruz. PA’nın bu tarz bir eğilimi olduğu sanılmasın yani. Cevap beklediğimiz, hatta soruları gönderip de cevaplarını beklediğimiz herkes hemen yollasa, röportajlardaki tür çeşitliliği çok artacak ama ilginç şekilde tekliflere en hızlı cevap verenler, cevapları da en çabuk yollayanlar daha ziyade ekstrem gruplar.

    newstedmaniac

    @Ahmet Saraçoğlu, Abi biraz alakasız olucak ama ben bir dil öğrencisi olarak bu röportajların İngilizcelerini koymanıza çok sevinmiştim. Bu röportajınki de koyacak mısınız? Koyacaksanız ne zaman koyarsınız? Hani ciddi anlamda yararı oluyordu bana.

    Ahmet Saraçoğlu

    @newstedmaniac, buyrun: http://www.pasifagresif.com/2013/12/wes-hauch-the-faceless/

    newstedmaniac

    @Ahmet Saraçoğlu, Abi çok teşekkürler. Cidden adamın dibisin.

    Reroute to Remain

    @Ahmet Saraçoğlu, ekstrem grupların kitlesi diğerlerine nazaran daha az olduğu için mi daha çabuk geri dönüyorlar acaba?

  12. mfeci says:

    Röportaj çok tatlı, kral adammışsın wes kardeşş.

    O değil de Jason Richardson Born of Osiris’ten ayrılan jason richardson mu yav ?

    Batu Sarıtürk

    @mfeci, Aynen. Born of Osiris’den çıkıp Chelsea Grin’e girmişti.

  13. Trane says:

    Wes’i bulmuşken Alex ile de yapsaymışsınız , muhteşem adamlar topluluğu The Faceless , Xenochrist bambaşka bir şey bir de Autotheism1,2,3 aaapayrı bir şey.orgasmic soundlar…

  14. Osman says:

    Axefx, seymour duncan, armonik minör, side chain kompres falan felan derken Prophagandhi kelimesini duymak garipti. Keşke daha az ekipman adına konuşulsaydı, tamam gitarist falanız da o kadar zengin değiliz yani hehe.

    Keşke Keene’i sorsaymışınız, bıyık bırakıp 70ler 80ler vinyl koleksiyonu yapmaya başlamışmı diye.

  15. hob says:

    gojira’dan mario ve joe

  16. 1001101001 says:

    Birisi şu yazıyı düzeltebilir mi?

    Ahmet Saraçoğlu

    @1001101001, düzelttim. Eski yazılara spam metinler girmesi gibi garip bir durum olabiliyor, gördüğünüzde bu şekilde söylerseniz düzeltiriz hemen.

    deatheist

    @Ahmet Saraçoğlu, abi kendi bildiklerimin bir kısmını mail atacaktım ama spamlı yazıların çoğunda zaten ”viagra” geçtiği için arama kısmına viagra yazınca hepsi tek tek dökülüyor dfhgldhf

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.