# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
OLA ENGLUND
08.12.2013

Ola abartılıyor.

Bu hafta İsveç’e gidiyoruz ve internetin müzikte ne denli önemli olduğunun başlıca kanıtlarından biri olan Ola Englund’la laflıyoruz. YouTube’akoyduğu amfi ve gitar tanıtımları sayesinde adını duyuran, gitar, amfi, ekipman, müzik yazılımı firmalarının peşinden koşturmaktan tutun da kendi imzalı gitar ve amfilerinin üretilmesine, sırf internetteki kimliği sayesinde SIX FEET UNDER ve THE HAUNTED kadrolarına katılmasına kadar, Ola günümüz dünyasında internetin nasıl doğru kullanılması gerektiği konusunda gerçekten örnek bir insan. Benzer bir müzisyen olan Keith Merrow’la röportaj yapmışken Ola’yla yapmamak olmaz dedik ve gidip kapısını çaldık. Daha ziyade ekipman meraklılarına hitap eden insan olsa da, prodüksiyon, kayıt, internetin iyi kullanılması konularında herkesin bir şeyler kapabileceği

bir insan olan Ola’yı takip etmenizi tavsiye ediyor, muhabbete başlıyoruz.

Selam Ola, umarız o taraflarda her şey yolundadır. Aşırı yoğun olduğunu biliyorum, o yüzden hemen sorulara geçiyorum.

Tabii, başlayalım.

FEARED ikinci albümünü 2013′te çıkardı. İki albümün arası neden bu kadar kısa oldu? Turneye çıkmadığından ve her şeyi kendin kaydedip dijital olarak piyasaya sürdüğün için mi? Kendi sorumu kendim cevaplamış olabilirim haha. Ya da albüm kapaklarından yola çıkarak, bu iki albümün EXODUS’un “Exhibit…”leri gibi bir çift olduğunu söyleyebilir miyiz?

Sadece bir tane daha albüm çıkarmak ve bunu yaparken de kendimi test etmek ve ne kadar kısa sürede yapabileceğimi görmek istedim. Çok stresli bir süreçti fakat ortaya çıkan işten memnunum.

THE HAUNTED’daki ayrılıklardan sonra sana teklif götürmelerine şaşırdın mı? Bir deneme süreci oldu mu, yoksa sadece YouTube kanalını mı izlediler?

Jensen direkt olarak bana sordu, her şey birdenbire oldu. Daha önce gruptan kimseyi tanımıyordum. Hayır bir deneme süreci olmadı, ama sanırım Jensen önceden videolarımı izlemiş.

Anders’in THE HAUNTED ve AT THE GATES’in sound’unu şekillendirmiş kendine özgü bir gitar çalma tarzı var, benzer şekilde Patrik’in de WITCHERY’den alışık olduğumuz karakteristik bir stili var. Anders’in rifleri daha saldırgan ve zehirli ve Partik’inkiler ise daha death’n'roll ve blues tadında. Şimdi sen THE HAUNTED’dasın ve insanlar Marco’nun da dönmesiyle oldschool bir THE HAUNTED duymayı bekliyorlar. Yeni THE HAUNTED albümünü yazarken %100 Ola mı olacaksın, yoksa karakteristik THE HAUNTED sound’unu yaratmak için Anders Björler havasını katmaya çalışacak mısın?

Anders’in yerini hiçbir şekilde dolduramayacağımı biliyorum, bu yüzden grup için şarkı yazarken kendim olmaya çalışıyorum. Fakat bu muhteşem bir tecrübe. İnsanlarla beraber şarkı yazmaya alışık değilim, bu yüzden sürekli öğreniyor ve adapte oluyorum. Bütün elemanlar bu yeni kadro için çok heyecanlı, ortaya büyük bir şey çıkacağını hissedebiliyoruz.

SIX FEET UNDER maceran neden bu kadar kısa sürdü? Onlara sadece kısa bir süreliğine mi yardım ediyordun ve dostça mı ayrıldınız yoksa tatsız bir olay mı yaşandı?

Hayır aslında lojistik bir problemdi. Benim İsveç’te olmam ve onların ABD’de olması. Ne zaman tek bir konserleri olsa oraya uçup sonra da geri gelmem gerekiyordu, bir gün içinde. Biraz zorluydu. Kendi başlarına da gayet iyi götürüyorlardı o yüzden ayrılmaya karar verdim.

Birçok amfi sunumu gerçekleştirdin ve artık metal piyasasında oldukça tanınır bir konumdasın. Bu konuda ne düşünüyorsun? Hiç aklına güzel bir şişe Chardonnay alıp YouTube HQ’ye küçük bir ziyarette bulunarak “Sağ olun beyler, size borçluyum. Haydi 10 dakika boyunca birbirimize sarılalım!” demek ya da buna benzer bir şey yapmak geldi mi, haha.

Hayatımdaki her şey için gerçekten minnettarım, ama kutlama yapmak için bir sebep de göremiyorum. Beni bugün olduğum noktaya getiren her şey için çok fazla çaba gösterdiğimi ve sıkı çalıştığımı biliyorum. Ayrıca hiçbir zaman egomun beni ele geçirmesine izin vermek istemem, o yüzden her zaman ayaklarımı yere sağlam basmaya çalışıyorum. Herhangi bir açıdan kendimi özel hissetmiyorum. Sadece çok çalışıyorum.

Metal dünyasında YouTube üzerinden veya başka online kanallardan keşfedilmiş ve şu anda kalbur üstü gruplarda çalan birçok müthiş yetenekli müzisyen var. Aynı zamanda artık bir enstrüman çalmayı öğrenmek çok daha kolay, çünkü YouTube’da yüzlerce eğitim videosu var. Grupların büyük bir bölümü internetin albüm satışları açısından müzik piyasasını katlettiğini söyleseler de, sence internet sayesinde önümüzdeki yıllarda çok daha yetenekli ve yaratıcı bir jenerasyonun yarattığı bir müzik piyasası (metal müzik piyasası diyelim) görmemiz mümkün mü?

Gerçekten de tüm dünya gençlerin önüne serilmiş durumda. YouTube veya Facebook üzerinden kendilerini rahatlıkla gösterebiliyorlar. Bu tip yeteneklerin her an her yerde karşına çıkabilecek olmasına bayılıyorum. Bir çok yetenekli grup ve müzisyen var. Ben de artık işlerin bu yönde ilerlemesinden memnun olan taraftayım. Eğer YouTube olmasaydı, bugün hiç kimseydim. Adapte olamayan insanlar her zaman geride kalmaya mahkum olacaklardır. O yüzden yeniliğe ve farklı yollara açık olmayan insanlar için üzülüyorum.

Önceki soruyla alakalı olarak, bu sürecin şöyle bir olayı var: bir müzisyen bir grupta çalıyor ve müzisyenin internetteki pozisyonu onu grubundan daha popüler yapıyor (Andy James iyi bir örnek buna). Bu durumda sence grup, adı geçen müzisyendenin bu şöhretinden fayda mı görür, yoksa bu müzisyen zaman içinde daha çok solo işlerine yönelir ve günün birinde gruptan ayrılmasına mı yol açar?

Kesinlikle müzisyene ve gruba bağlı. Grup o müzisyenin ön planda olması gerektiğini bildiği sürece bunda bir sorun görmüyorum. Ayrıca o kişi gruptan daha fazla büyürse yolun sonunda doğal olarak bir ayrılık olacaktır. Kendim için konuşursam bir solo müzisyen olarak çalışacağımı sanmıyorum. Yeterince iyi değilim. Andy James gibi biri kesinlikle bunu yapabilir, o tam bir canavar.

İlk dönem amfi tanıtımlarında epey pahalı amfiler vardı ve o zamanlar ünlü bile değildin. O kadar çok cihazı nasıl eline geçiriyordun?

Epeyce büyük bir şehir olan Stokholm’de yaşıyorum ve o zamanlar forumlarda takılıp duruyordum. Eninde sonunda insanlar benim gelip kaliteli cihazlarını tanıtmamı istiyorlardı. Arabamla dolaşıp insanların evlerinden amfi alıp sonra evlerine geri bırakıyordum. Epey benzin harcamışımdır bunu yaparken haha. Ama bu benim hobimdi, severek de yapıyordum.

Toontrack ürünleri ve bunların metal sahnesine etkileri hakkında ne düşünüyosun?

Açıkçası Drumkit from Hell evinde kayıt yapan geleceği parlak müzisyenler için bir dönüm noktası oldu. Gidip dandik bir davul seti kurup bir davulcuya kayıt ettirmek, sonunda da berbat bir davul tonuna mahkum olmak zorunda kalmıyordunuz; oldukça küçük bir meblağ karşılığında gayet iyi bir sese sahip olabiliyordunuz. İlk kez denediğimde “Olamaz, bu benim hayatımı

Bad the this to by quickly sized 25 product white the cost viagra vs cialis like product before to be have expecting. Little few pharmacy rx one the theirs to intensive age. I but you. I of them, http://viagraed-noprescription.com/ it’s and using use. KP cleansing to legal buy cialis online ruin! My do fast have vs tanning cialis daily new zealand shampoos layer hair. I buy bags is these spraying up…

değiştirecek” dediğimi hatırlıyorum.

Şimdilerde piyasada birçok harika gitar ve davul yazılımı var. Bu güzel bir şey gibi gözüküyor, ki öyle de; ama herkes bunlara

erişebildiği için kulağa iyi gelen fakat müzikal olarak pek de zengin olmayan albümlerin arttığını düşünüyor musun?

Söylediklerin yüzünden fazlaca doygunluğa ulaşmış durumda olan şu anki piyasada ancak gerçekten iyi olan müzisyenlerin aradan sıyrılıp büyüyeceğini düşünüyorum. Bu da biraz daha zayıf olanların uyum sağlayıp daha iyi eserler ortaya koymak zorunda kalması anlamına geliyor. Bir bakımdan sağlıklı bile denebilir aslında. Tabii umarım canlı olarak da yazdıklarını çalabilirler, yoksa evlerinde kalmaya devam etsinler haha.

Eğitim videolarında çoğu prodüktörün paylaşmaktan çekindiği gayet faydalı şeylerden bahsediyorsun. Kendine sakladığın şeyler de var mı, yoksa başkalarına yardımı dokunacağını bildiğin her şeyi paylaşır mısın?

Verebileceğim bir sürü ipucum var. Sır saklamam. Bu yaptığım küçük hileler benim için her gün yaptığım sıradan şeyler sadece. Eğer insanların ihtiyacı varsa bilgiyi paylaşmanın önemli olduğunu düşünüyorum. İnsanlara yardıma sonuna kadar açığım. Geçmişte Andy Sneap forumunda takıldığım günlerde yapmaya çalıştığım şey de buydu. Hâlâ bir çok insandan, geçmişte onlara yardım etmem ile ilgili şeyler duyuyorum. Fakat kayıt ve miksaj olaylarında bir kuralın olmadığını bilmelisiniz. Yani söylediğim bir şey ille de doğru olmak zorunda değil.

Yeni imzalı Washburn Parallaxe gitarınla ilgili bir çok güzel şey paylaşıyorsun. Bu nasıl gerçekleşti? Ve asıl merak ettiğim şey, tüm sihri yaratan şey gerçekten de gitar mı yoksa herhangi bir yüksek kalite gitardan zaten iyi bir sound elde edebilir misin?

Washburn’ün geçen ilkbahar benimle görüşmesiyle ve mükemmel bir toplantı yapmamızla beraber Washburn Parallaxe gitarım geldi. Bu konuda gerçekten çok iştahlılardı ve gerçekten söylemem gereken her şey dinlediler. O zamandan beri her gün sadece gitarın detaylarıyla ilgili konuşuyorduk. Gitar konusunda hepsi de gerçek birer inek ve bunu çok seviyorum. Ayrıca sonuçtan da çok memnunum. Birçok kişinin, yaptığım her şeyin demoyla aynı sound’a sahip olduğunu söylediğini biliyorum. Ama yapabilecek bir şeyim yok. Çalış stilimden ayıramadığım bir sound’um var. Meraklısı değilim fakat sound’umu ve bu sound’u en iyi şekilde kullanabileceğimi öğrendim ve kabullendim. Tabii ki kayıt için kullandığım araç iyi bir sound almak için çok önemli. Genel itibariyle saçma şeyler demolamaktan vazgeçmemin bir nedeni var haha.

Axe-FX mi, Kemper mi? Şaka yapıyorum tabii, bu konudaki düşünceni gayet iyi biliyoruz. Gitar prosesörleri sayesinde müzisyenler için yeni bir sayfa açıldı gibi. Fortin Satan da dâhil olmak üzere o kadar güzel amfiyi denedikten sonra bu gelişmeler senin canını sıkıyor mu?

Komik olan şu ki bunları farklı ürünler ve alanlar olarak görüyorum. Evimde Logic’te şarkı yazarken Axe Fx II’yu fazlasıyla kullanıyorum. Ama hiçbir şey gerçek amfi ve kabini köklemenin tadını veremez. Henüz hiçbir modellemeden bu tadı alamadım. Hepsini denedim, Axe-FX’i tube power amp’le kullanmayı vs. Birçok insan amfiyle uğraşmayı zor buluyor ama ben öyle bulmuyorum. Amfilerle çalışmaya bayılıyorum. Gerçek amfileri ve modellemeleri farklı kurulumlarımda kullanıyorum. İnsanlar için illa “gerçek amfilere karşı modellemeler” şeklindeymiş gibi olmak zorunda. Neden ikisi beraber olamıyor ki?

Videolarından gördüğümüz kadarıyla komik bir tarafın var. Hatta ilk anda insanın ilgisini çeken element bu olabilir. Sormak istediğim asıl şey, onca güzel video, onca ekipman vs. bunların ne kadarı gerçek iş, ne kadarı hobi? Bu online işler maddi anlamda yaşamana yetiyor mu yoksa ekstra bir işin daha var mı? Yakın gelecekteki planların neler?

Hobi olarak başladı fakat bir işe dönüştü. Şimdilerde ise albüm satışlarından, reklam gelirlerinden, tanıtım videolarından, telif ücretlerinden yaşamımı kazanıyorum. Önemli olan, bu işi yaşama dönüştürmek istiyorsanız kolunuz uzatabildiğiniz kadar uzağa uzatmaya çalışmanız. Çok fazla kazanmıyorum ama yaptığım işi seviyorum, benim için kolay olan tarafı bu.

Yakın zamanda duyduğun ve “vay anasını” dediğin gruplar var mı? Yenilerden takip etmemizi önereceğin gruplar kimler?

İsveçli PORT NOIR adında bir grup var. Metal değil ama oldukça tatlı. Daniel Bergstrand’ın prodüktörü olduğu bir grup. Çok güçlü ve dolgun bir albüm. Baya beğendim. Ayrıca DAVID MAXIM MICIC’in “Bilo 3″si bu seneki en iyi keşfim olabilir. EP’sine bayıldım. İcra üst seviyede.

Bu da geleneksel son sorumuz: Anasayfaya koymamız için röportajın manşetini bize söyler misin?

Ola abartılıyor.

Teşekkürler Ola, sorularımız bu kadardı. Kendine iyi bak, projelerinde başarılar.

Ben teşekkür ederim, metal dinleyin!

Sorular
Bahadır Sarp
Ahmet Saraçoğlu

Aloe sun for this. Since cialis savings card rinse THIS $3 the for stationary cialis and viagra hair. When, then or some results into super active cialis reviews I my only keep first good is canadian pharmacy ultram er I’ve from to? And split! My sunscreen to my cialis 20 mg tadalafil face with on list. It Soft minutes. I gone rubbed.

Tercüme
Pasifagresif

etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Yorum alanı

“OLA ENGLUND” yazısına 11 yorum var

  1. Korhan Tok says:

    Bilo 3.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Korhan Tok, evet herkes onu konuşuyo hakkaten. Ben de editör yazısının sonuna onu koyucam bu hafta. Çok çok güzel bi şey.

    Korhan Tok

    @Ahmet Saraçoğlu, Hafif melankolik, indie oyun soundtrackleri gibi, nefis ya.

    Ufuk Sönmez

    @Korhan Tok, @Ahmet Saraçoğlu bilo 2 için aynı şeyleri söyliyemiycem ama bilo 1′i mutlaka dinleyin derim, o da çok güzel.

    Alexandris

    @Korhan Tok, “Smile” resmen altın vuruş olmuş. Jeff’in solosu efsane olsa da ben en çok Alexandra Djelmas denen hatunun sesine aşık oldum.

  2. Can Gelgec says:

    Bu arada röportajla çok da alakası yok, ama şahıs ile alakası olaraktan söyleyeyim;

    Ola’nın o distinctive “twangy” (tel dinamiklerinin ve vuruşlarının ön planda olduğu “jakçuk” sound) tonunun %70′inin kaynağı kullandığı Seymour Duncan SH6 Distortion manyetikten kaynaklı. Manyetik default haliyle bu “twang”i veremiyor ama, tiz tarafındaki yüksekliği ayarlanabilir vida şeklindeki bobinleri kayda değer bi derecede (2-3 tur minimum) yükseltip, manyetiğin genel yüksekliğini biraz aşağı çekerseniz o über-tight cangır cangır karakteri bir nebze elde etmiş olursunuz, tabi bir de bayağı kemikli bir gitara, kalın (ve kesinlikle taze, belli bir ömürden sonra o parlaklığı teller kaybediyor) tellere, sert bir penaya ve hoyrat, güçlü bir pena vuruşuna da sahip olmanız işi kolaylaştırır. Denedim oldu oradan biliyorum diyeyim, dileyen olursa bi kayıt yapar yollayabilirim sdkjfhsd.

    Ha şahsen çok fanı olduğum bir ton karakteri değil, fazla djenty geliyor benim damak zevkime göre.

    “Ama hiçbir şey gerçek amfi ve kabini köklemenin tadını veremez. Henüz hiçbir modellemeden bu tadı alamadım. Hepsini denedim, Axe-FX’i tube power amp’le kullanmayı vs. Birçok insan amfiyle uğraşmayı zor buluyor ama ben öyle bulmuyorum.”

    Şu konuya katılıyorum ama, kayıt ortamında ne kadar yedirirseniz yedirin, eğer ki ses açısından imkanınız varsa hakkını veren bir kafa+kabin konfigürasyonu yakınından inlete inlete çalmanın keyfi apayrı oluyor, 1 yıla yakındır Kemper kullanıyorum, eski 5150 + ENGL kabinin tadını özellikle kendi başıma çalarken/takılırken aramıyor değilim. Bir de bence de reel amfiye ton girmek en azından Axe-FX ve Kemper gibilerine ton girmekten çok çok daha kolay, eğer kulağınız kötü değilse.

    Can Gelgec

    Bobin demişim bu arada, polepiece olacaktı o.

    Cemre

    @Can Gelgec, O twangy tonun hastasıyım ben de tam tersi. Zamanında Sh6 kullanırken uğraşmıştım o tonu yakalayabilmek için ama pek benzememişti doğal olarak o zamanki ekipman yetersizliğinden dolayı :D Ama keşke şu tiz tarafını yükseltme olayı da aklıma gelseydi de deneseydim merak ettim şimdi. Bir ara öyle bir kayıt alıp deneyebilir misiniz ne kadar yakın olabiliyor ton merak ettim gerçekten. Çünkü o tonun karakterinde, kullandığı ash gövdeli gitarların da fazlasıyla katkısı olduğunu düşünüyorum ve öyle kaliteli ash gövde gitar bulmak da pek kolay değil :)

    Bu arada röportaj için de teşekkürler PA. Gerçekten çok keyifliydi okuması.

  3. hob says:

    röportaj için teşekkürler keith merrrow dan sonra ola englund çok iyi

  4. Ozan says:

    Six feet under a katkısı çok güzeldi albümüde baya dinledim duygu yükleyen bi adam. Bunun dışında yaptığı ekipmanların değiştirerek farklı konfigrasyonda verdikleri etkileri kısa bir zamanda öğrenmek bir gitarist için biraz zor bunu Ola ile hızlandırmış oldum. Teşekkürler Ola…

  5. Reroute to Remain says:

    adamın ismini ilk kez burada gördüm . çok mu cahilim acaba?

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.