# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
GARDENIAN – Soulburner
| 21.06.2011

Has İsveç metali.

İsveç death metal piyasası insanların düşündüğünden çok daha geniş, çok daha verimli bir piyasa olmuştur. En azından bir zamanlar böyleydi, 90’ların başı ve 2000’lerin ilk yılları arasında. O dönemden hala devam gruplar bir elin parmakları kadar kaldı belki de, dolayısıyla ortada sözü edilebilecek orijinal bir “İsveç soundu” da pek kalmadı. İsveç death metali Amerikan metalini etkiledi, Amerikan metali İsveç metalini etkiledi derken sonunda ortaya garip, ayakları pek yere basmayan bir karışım çıktı.

Daha bu dönem başlamadan önce, işler görece daha basit iken GARDENIAN İsveç melodik death metal soundu denen nanenin AT THE GATES, IN FLAMES, DARK TRANQUILLITY gibi babalar haricinde en temiz örneğiydi. Biz o dönem çok daha büyümesini bekledik grubun, olmadı. Ama bize 3 birbirinden farklı ve güzel albüm bıraktılar. Bu yazının öznesi “Soulburner” da benim için bunlar arasında en orijinal olanı.

Dediğim gibi GARDENIAN üç albümünde de farklı üslupların peşinden gitti. İlk albümleri daha düz bir AT THE GATES kopyası iken son albümleri ile daha modern tatların peşinden gitmişlerdi. Kronolojik olarak bu iki albümün arasında duran “Soulburner” sound olarak iki albümden de farklı bir havaya sahip. Benim gözümde bir tür ideal “Göteborg usulü Melodik death metal” tarifidir bu albümü anlatmak: NWOBHM etkili riffler, çift gitar harmonileri, clean vokaller ve her tarafından melodi fışkıran şahane şarkılar.

Bilirsiniz, “ağır metalci” vatandaşlar Melodik death metalden pek hoşlanmazlar. Zira Death metal olmadığını düşünürler. Haksız da değiller, neticede İsveç soundu dahilindeki Melodik death metal ekolü Death Metal’den çok Heavy metal’e, daha ziyade NWOBHM’e yakın Özellikle bir çok grup genel olarak brutal vokalli IRON MAIDEN havası verir çoğu zaman, özellikle 90’ların ortalarındaki gruplar.

Bu albüm direkt bunun örneğidir, karakteristik İsveç melodileriyle süslenmiş NWOBHM şarkılarıyla doludur. O dönem, yani clean vokal kullanmanın daha ele ayağa düşmediği zamanlarda, aynı yıl çıkan nefis “Projector” gibi Göteborg soundunu clean vokal ile zenginleştirmesi de albümün enteresan yanlarından biridir. Bu clean vokal işi için de normalde bir Heavy metal vokalisti olan Eric Hawk’u getirdiklerinden albüm genelinde clean vokalin kullanılış şekli pek diğer melodik death metal gruplarına benzemiyor.

Özellikle Small Electric Space ve If Tomorrow’s Gone gibi şarkılarda clean vokal desteğinin de etkisiyle “brutal vokalli NWOBHM” hissi yerini “Heavy metal vokalli melodik death metal”e bırakıyor ki bu albüm kadar başarılı örneğe rastlamadım bu konuda. Eric Hawk’ın yeteneğinin de etkisini es geçmemek lazım, şarkılara dahil olduğu vakit etkisini göstermekte gecikmiyor, şarkıların arasında kaybolmuyor. Benim bu konudaki favorim “I want to fuck up everything that you ever loved.. “ diye sakin sakin girişiyle Tell the World I’m Sorry onu da belirteyim.

Dediğim gibi albümdeki şarkılar klasik Melodik death metal rifflerine NWOBHM sosu bandırılarak oluşturulmuş, başta sona gayet cayır cayır giden bir albüm var ortada. GARDENIAN’ın ve bu albümün en güzel özelliği de şu, bu albüm ne bir AT THE GATES, ne bir IN FLAMES, ne de bir DARK TRANQUILLITY albümüne benziyor. Sound olarak oldukça kendine özgü bir hali var bu albüm, benzerlerini daha ufak tefek gruplarda görmedim değil ancak gösterilen performans açısından hiçbir grup GARDENIAN’ın bu albümdeki haline yaklaşamıyor.

Elbette bir GARDENIAN yazısında Niclas Engelin ismini belirtmeden geçmek olmaz. Şu dönemdeki resmi IN FLAMES gitaristi, “Whoracle” döneminde ve daha sonra bir çok dönemde grubun turne gitaristi olmuş Niclas Engelin o dönem grubun promosyonunun üzerine kurulduğu adamdı da aynı zamanda, grubun da beyni kabul ediliyordu. Kendisi GARDENIAN sonrası ENGEL ile Modern metal yapıyordu en son.

Bahsettiğim üzere ben bu albümdeki o Heavy metal ruhunu seviyorum. Bir ENTOMBED – “Wolverine Blues”u gibi death ‘n roll albümü değil tabii, öyle bir niyeti de yok. Benim gözümde taş gibi bir NWOBHM albümüdür bu aslında, itiraf ediyorum. Death metal veya değil, şahane bir metal albümüdür bu. Aynı zamanda artık posası çıkmış bir sound’un de en nadide eserlerinden biridir.

Değerini bilmeli, pamuklara sarmalı.

İsveç death metal piyasası insanların düşündüğünden çok daha geniş, çok daha verimli bir piyasa olmuştur. En azından bir zamanlar böyleydi, 90’ların başı ve 2000’lerin ilk yılları arasında. O dönemden hala devam gruplar bir elin parmakları kadar kaldı belki de, dolayısıyla ortada sözü edilebilecek orijinal bir “İsveç sound’u” da pek kalmadı. İsveç death metali Amerikan metalini etkiledi, Amerikan metali İsveç metalini etkiledi derken sonunda ortaya garip, ayakları pek yere basmayan bir karışım çıktı.

Daha bu dönem başlamadan önce, işler görece daha basit iken GARDENIAN İsveç melodik death metal soundu denen nanenin AT THE GATES, IN FLAMES, DARK TRANQUILLITY gibi babalar haricinde en temiz örneğiydi. Biz o dönem çok daha büyümesini bekledik grubun, olmadı. Ama bize 3 birbirinden farklı ve güzel albüm bıraktılar. Bu yazının öznesi “Soulburner” da benim için bunlar arasında en orijinal olanı.

Dediğim gibi GARDENIAN üç albümünde de farklı üslupların peşinden gitti. İlk albümleri daha düz bir AT THE GATES kopyası iken son albümleri ile daha modern tatların peşinden gitmişlerdi. Kronolojik olarak bu iki albümün arasında duran “Soulburner” sound olarak iki albümden de farklı bir havaya sahip. Benim gözümde bir tür ideal “Göteborg usulü Melodik death metal” tarifidir bu albümü anlatmak: NWOBHM etkili riffler, çift gitar harmonileri, clean vokaller ve her tarafından melodi fışkıran şahane şarkılar.

Bilirsiniz, “ağır metalci” vatandaşlar Melodik death metalden pek hoşlanmazlar. Zira Death metal olmadığını düşünürler. Haksız da değiller, neticede İsveç soundu dahilindeki Melodik death metal ekolü Death Metal’den çok Heavy metal’e, daha ziyade NWOBHM’e yakın Özellikle bir çok grup genel olarak brutal vokalli IRON MAIDEN havası verir çoğu zaman, özellikle 90’ların ortalarındaki gruplar.

Bu albüm direkt bunun örneğidir, karakteristik İsveç melodileriyle süslenmiş NWOBHM şarkılarıyla doludur. O dönem, yani clean vokal kullanmanın daha ele ayağa düşmediği zamanlarda, aynı yıl çıkan nefis “Projector” gibi Göteborg soundunu clean vokal ile zenginleştirmesi de albümün enteresan yanlarından biridir. Bu clean vokal işi için de normalde bir Heavy metal vokalisti olan Eric Hawk’u getirdiklerinden albüm genelinde clean vokalin kullanılış şekli pek diğer melodik death metal gruplarına benzemiyor.

Özellikle Small Electric Space ve If Tomorrow’s Gone gibi şarkılarda clean vokal desteğinin de etkisiyle “brutal vokalli NWOBHM” hissi yerini “Heavy metal vokalli melodik death metal”e bırakıyor ki bu albüm kadar başarılı örneğe rastlamadım bu konuda. Eric Hawk’ın yeteneğinin de etkisini es geçmemek lazım, şarkılara dahil olduğu vakit etkisini göstermekte gecikmiyor, şarkıların arasında kaybolmuyor. Benim bu konudaki favorim “I want to fuck up everything that you ever loved.. “ diye sakin sakin girişiyle Tell the World I’m Sorry onu da belirteyim.

Dediğim gibi albümdeki şarkılar klasik Melodik death metal rifflerine NWOBHM sosu bandırılarak oluşturulmuş, başta sona gayet cayır cayır giden bir albüm var ortada. GARDENIAN’ın ve bu albümün en güzel özelliği de şu, bu albüm ne bir AT THE GATES, ne bir IN FLAMES, ne de bir DARK TRANQUILLITY albümüne benziyor. Sound olarak oldukça kendine özgü bir hali var bu albüm, benzerlerini daha ufak tefek gruplarda görmedim değil ancak gösterilen performans açısından hiçbir grup GARDENIAN’ın bu albümdeki haline yaklaşamıyor.

Elbette bir GARDENIAN yazısında Niclas Engelin ismini belirtmeden geçmek olmaz. Şu dönemdeki resmi IN FLAMES gitaristi, “Whoracle” döneminde ve daha sonra bir çok dönemde grubun turne gitaristi olmuş Niclas Engelin o dönem grubun promosyonunun üzerine kurulduğu adamdı da aynı zamanda, grubun da beyni kabul ediliyordu. Kendisi GARDENIAN sonrası ENGEL ile Modern metal yapıyordu en son.

Bahsettiğim üzere ben bu albümdeki o Heavy metal ruhunu seviyorum. Bir ENTOMBED – “Wolverine Blues”u gibi death ‘n roll albümü değil tabii, öyle bir niyeti de yok. Benim gözümde taş gibi bir NWOBHM albümüdür bu aslında, itiraf ediyorum. Death metal veya değil, şahane bir metal albümüdür bu. Aynı zamanda artık posası çıkmış bir sound’un de en nadide eserlerinden biridir.

Değerini bilmeli, pamuklara sarmalı.

sambalici

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.20/10, Toplam oy: 40)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1999
Şirket
Nuclear Blast
Kadro
Jim Kjell: Vokal, gitar
Thim Blom: Davul
Niclas Engelin: Gitar
Håkan Skoger: Bas
Eric Hawk: Vokal
Sabrina Khilstrand: Vokal
Thomas Fredriksson: Klavye
Şarkılar
1. As a True King
2. Powertool
3. Deserted
4. Soulburner
5. If Tomorrow's Gone
6. Small Electric Space
7. Chaos in Flesh
8. Ecstasy of Life
9. Tell the World I'm Sorry
10. Loss
11. Black Days
  Yorum alanı

“GARDENIAN – Soulburner” yazısına 15 yorum var

  1. Hem buna, hem de Sindustries’e bayılıyorum. Bi yerlerde demiştim, hakkaten zamanının ötesinde bi gruptu Gardenian. 10 yıldan fazla olmuş şu şarkıları yapalı, bugün çıkan bi sürü şeyden çok daha yenilikçi hepsi.

    Ayrı bir parantez de Small Electric Space’e açayım, metale karşı mesafeli duran baya bi insanın metal dinlemeye başlamasına vesile olmuşluğum vardır o şarkı sayesinde. Ki ben hiçbirine “bak dinle” dememişimdir, hepsi de ben arabada şurada burada çalarken duyup hastası olmuştur. Öyle de etkileyicidir.

    hakan

    @Ahmet Saraçoğlu, bak merak etim şimdi has mas isveç misveç deyince.

  2. Ugur says:

    Bu albümün çok özel bir yeri var bende.Her dinleyişimde yakın zamanda yaşamış olduğum bazı anılarımı hatırlıyorum.Hatta sırf o günleri hatırlamak için bu albümü açıp dinlediğim bile oluyor.Olağanüstü bir albüm.Small Electric Space de bambaşka birşey.

  3. Blakkheim says:

    Hiç duymamıştım. Yazıyı okurken Chaos In Flesh’i dinledim. Tam benlikmiş.

  4. hiç says:

    çok severim bende Gardenian’ı.şık grup.

  5. Synysterr says:

    Über bir albüm gerçekten.Bastım 10′u acımadım :Z

  6. hf says:

    10 numara grup, 10 numara albüm. ne vardı 8-10 albüm daha çıkaraydılar :/

    illuminati

    @hf, kolay mı öyle :D

  7. Daha önce duymamıştım. Sambalici’ye teşekkürlerimi sunuyorum.

    Sambalici

    @Bahadır Sarp, ne demek efenim sağolun.

  8. frat says:

    arşivde varmış dinlememişim vay anasını 9 puan aldı benden de.

  9. hysteresis says:

    O kadar albüm içinde arada kaynayıp gidenlerden olmuş, yıllardır dinlememişim, hatırlatma iyi oldu.

  10. swedish says:

    Bana akmar günlerinden kalan bir gruptur Gardenian.O zamanlar böle deli gibi jester race gallery vs tarzı albümler ararken hammer müzik e girdim aha bi baktım çalan şey enfess adam epey bi diretti bana grubun ismini sölememek için.akabinde albümlerini aldım hakikaten çok sağlam grup

  11. Beleg says:

    beyninizde 3-4 gun bi riff’in donmesi cok buyuk ihtimal olan sahane grup. Degeri bilinmeyip harcananlardan

  12. den4x says:

    Yazı bayağı karışmış,eski kritiklerde denk geldiğim iki kritikten biri böyle niyeyse.
    İsveç death metali/göteborg usulü metal dinlemeye başladığım zamanlardan beri hep bi şekilde karşıma çıkan ama dinleyemediğim bi grup,niklas için en azından bir ara dinleyeceğim.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.