# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
CONTROL DENIED – The Fragile Art of Existence
| 18.12.2009

Ruhun sesi.

Kronolojik sırayla gittiğimiz DEATH haftasında, Chuck’ın vedasını yine bir DEATH albümüyle yapmak istediğimden, son DEATH albümü “The Sound of Perseverance”tan sonra çıkmış olmasına rağmen, Chuck’ın CONTROL DENIED adı altında yaptığı bu tek albümlük projesini öne aldım. Böylece Chuck’ı anma haftamızın vedasını da bir DEATH albümüyle yapmış olacağız, mutlu olacağız.

fragile_1

Bilindiği gibi Chuck Schuldiner klasik heavy metal ve hard rock’ı çok seven, en sevdiği grup olarak KISS’i gösteren, JUDAS PRIEST’in “Painkiller”ını da gelmiş geçmiş en iyi metal albümü olarak niteleyen bir insandı. Bu bağlamda, 1995′te çıkan ve DEATH’in klasik heavy metale en yakın albümü olarak görülen “Symbolic”in ardından, Chuck yeni bir proje başlatmaya karar verdi. 1996 ve 1997′de çıkan iki demonun ardından, CONTROL DENIED adı altındaki grup ilk albümü “The Fragile Art of Existence”ı çıkardı.

1996′da çıkan demodan Bite the Pain ve 1997′de çıkan “A Moment of Clarity” demosundan Spirit Crusher, bilindiği gibi CONTROL DENIED’dan alınıp DEATH’e kaydırılarak grubun son albümü “The Sound of Perseverance”da karşımıza çıktı. Bu tip tarihsel bilgi içerikli kısımları çok uzatmadan müziğe geçmek istiyorum, istemekle de kalmıyor, geçiyorum.

fragile_2

Progresif metal, teknik power metal gibi adlarla anılan, ama aslında DEATH müziğine bir hayli yakın bir tarzda, sadece klasik heavy/power metal vokali farkıyla öne çıkan CONTROL DENIED, süratli ve yırtıcı kısımların DEATH’te olduğu kadar öne çıkarılmadığı, yer yer ağır tempoda, riflerde dahi bir melodiklik sezilen ve yine üstün müzisyenlik üzerinden yürüyen bir müzikle karşımıza çıkmıştı.

Neredeyse hepimizin ilk kez karşılaştığı Tim Aymar’ın kendine özgü sesi ve yorumuyla bizleri selamlayan CONTROL DENIED, arka planda her zaman olduğu gibi insanüstü yetenekleri olan müzisyenlerden oluşuyordu. Artık kanıksadığımız ve yapabildiklerinin sınırı olmadığını bildiğimiz Steve DiGiorgio ve Richard Christy’nin adeta ceket ilikleten bir performans sergilediği, gitarlarda Chuck’ın, yeni himayesine aldığı Shannon Hamm’le birlikte “________” (akla gelen övgü sıfatlarını gir) bir ikili oluşturduğu bu albüm, neredeyse tüm DEATH hayranlarınca ve Chuck’ın yırtıcı vokalinden hoşlanmayan metal dinleyicilerce de büyük beğeniyle karşılanmıştı.

Bence “The Fragile Art of Existence”ı güçlü yapan unsur, öndeki clean vokallere rağmen arkadaki müziğin, death metalin vahşiliğine ve kaosuna kaçmamasına rağmen son derece karanlık ve yer yer ürkütücü, yer yer de kederli kalabilmesi. Bu elbette ki Chuck’ın marifeti. Daha girişten koparıp atan Consumed’da nakaratın ardından gelen “do you feel the pain that I feel?” bölümünden sonraki melodik rif (3.24), hayatımda duyduğum en güzel, en damar birkaç riften biri diyerek içimi dökmeye başlayayım; hatta madem böylesi dahiyane ve benzersiz bir albümden söz ediyoruz, uzun zamandır yapmadığım bir şeyi yapıp dakika saniye vereyim, olayın tadını çıkarayım, ağzımın suyunu akıtayım.

Albümde karşımıza çıkan bir sürü ilginçlik, bir sürü orijinallik, bir sürü “Chuck fikri” var. Mesela yine Consumed’da 1.35′te giren köprü kısmını başka kaç kişi akıl edebilir, şarkının trafiğini, akışını hiç bozmadan bu kadar alakasız bölümleri kaç kişi birleştirebilirdi acaba? Breaking the Broken’ın 2.54′te giren solosunu yüz kişi oturup planlasa, bu derece can yakar mıydı? Onu geçtim, Expect the Unexpected’ın 2.07 ile 3.48′i arasında tüm grubun nasıl bir işitsel orgazm yarattığını bana birisi açıklayabilir mi? Hele o 3.18′de kuduran tansiyon nedir öyle? Eşi benzeri olmayan bir deneyim. Yazılan ilk CONTROL DENIED şarkılarından olan What If..?’in 1.34′te giren solosundaki derinlik, When the Link Becomes Missing’in 2.00′dan sonra gelen ksımındaki yoğunluk, şu müzik için kafa patlatan kaç kişi tarafından oluşturulabilir? Örnekler uzadıkça uzayabilir.

Biraz da “The Fragile Art of Existence” ile “The Sound of Perseverance” arasındaki bağlardan söz edip sona doğru yaklaşalım. Dediğim gibi Spirit Crusher ve Bite the Pain aslen CONTROL DENIED için düşünülen parçalardı. Keza “The Sound of Perseverance”daki “A Moment of Clarity” de CONTROL DENIED’ın ikinci demosunun adıydı. Bunların haricinde müzikal olarak da bazı aynılıklar ve paylaşmalar söz konusu bu iki albüm arasında. Örneğin Cut Down’ın 1.55′te giren melodisi, “The Sound of Perseverance”daki Voice of the Soul’da bire bir karşımıza çıkan bir şeydi. Onun dışında, Chuck’ın bu dönemlerde yazdığı ve çok hoşuna gittiğinden olacak, pek çok şarkıda kullandığı bir rif kalıbı da her duyulduğunda dikkat çekiyor. Bahsettiğim rifin farklı notalardan çalınmış halini, Expect the Unexpected’ın nakarat rifinde (1.31), Consumed’un “do you feel…” kısmındaki rifte (2.53), Scavenger of Human Sorrow’un nakarat öncesi rifinde (2.04) ve To Forgive is To Suffer’ın giriş rifinde görmek mümkün. Basılan notalar farklı, ancak rif yapısı aynı; belli ki bu beş notalı hızlı rif kalıbı o dönemde Chuck’ın pek bir hoşuna gitmiş.

fragile_3

Chuck’ın bize verdiği son ürün olan “The Fragile Art of Existence”, her ne kadar bu amaç için yapılmış olmasa da ve devamının geleceği varsayılsa da, veda anlamında çok güzel bir yerde duran, barındırdığı her müzisyenin derslik performanslar sergilediği, birer ilham kaynağı olarak öne çıktığı bir albüm. Gönül isterdi ki Chuck bugün de aramızda olsun, hem DEATH’le, hem CONTROL DENIED’la albümler yapmaya, ufkumuzu genişletmeye devam etsin. Ama olmadı.

Belki de 2010 baharında çıkacağı söylenen ikinci CONTROL DENIED albümü “When Machine and Man Collide” bize bu satırları sildirir, yeni satırlar yazdırır, yüzümüzü güldürür.

Chuck’ın bıraktıklarının değeri, önemi, bu müzik var olduğu sürece bizimle olacak ve bir şekilde bu müzikle ilgilenen, ilgilenecek insanlara da ilhâm verecek, onlara daha yapılabilecek çok şey olduğunu gösterecek.

fragile_fragile

Yarın, DEATH’in vedasında görüşmek üzere.

Albümün okur notu: 12345678910 (8.35/10, Toplam oy: 230)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1999
Şirket
Tim Aymar: Vokal
Chuck Schuldiner: Gitar
Shannon Hamm: Gitar
Steve DiGiorgio: Bas
Richard Christy: Davul
Şarkılar
01. Consumed
02. Breaking The Broken
03. Expect The Unexpected
04. What If...?
05. When The Link Becomes Missing
06. Believe
07. Cut Down
08. The Fragile Art Of Existence
  Yorum alanı

“CONTROL DENIED – The Fragile Art of Existence” yazısına 31 yorum var

  1. özgür says:

    resimlerde görülen control denied tişörtü her ne kadar kötü olursa olsun, aradım bi türlü bulamamıştım.

    bir de chuck’ın control denied ile bir videosunun bile olmaması metal müzik içerisinde beni en çok üzen şeylerden biridir. annesine mail atmıştım bi ara “neden video yok?” diye cevap vermemişti.belki ikinci albüm çıktıktan sonra hiç piyasaya çıkarılmayan bi şeyler de gelir albümle beraber.

  2. Steve DiGiorgio kendinden ripoff yapmıştır bu albümde. (bkz: What if…? ve Dark Hall-Changing Weather)

  3. zafer says:

    bi de iki senedir falan bu ikinci albüm söylentilerinin dönmesi fakat ortada bi gelişme gözükmemesi de çok üzücü.

  4. Berker İ. says:

    Müthiş bir inceleme olmuş anısına bir kez daha saygıyla eğiliyorum bu albümü dinlerken…

  5. duraganyolcu says:

    O değil de vokal çoğu zaman Warrel Dane’i akıllara getiriyor. Tarzları baya benziyor. Tim Aymar da çok iyi ama Warrel söyleseydi bu albümde, hatta diğer gitarist de Loomis olsaydı biz de atmosferden çıksaydık şöyle fena olmazdı.

  6. Sambalici says:

    piyangodan para çıksa, veya çok meşhur olup deli gibi zengin olsam da şu 2. albümün haklarını parasını bastırıp alsam karmageddon media’dan, adam gibi yayınlatsam. 13 mayıs 2010 gibi bir tarih var albümün çıkışı için ama görücez.

    bu arada bir de yıllardır çıkamayan james murhpy’nin uğraştığı allstar kadrolu death tribute albümü var, kayıtları falan bitti kaç sene önce. o da günyüzü göremedi, o ne oldu acaba.

  7. Saygin says:

    Consumed 3.24′te giren riff’in kulaga bu kadar muhtesem gelmesinin bir sebebi de DiGiorgio’nun o melodiyi sahane compliment eden (destekleyen?) bas yurumesidir bence.

    sceptiquas

    @Saygin, o riff 3.23′ün 56. salisesinde başlıyo bi kere .. :Ç):Ç)

  8. bülent says:

    duraganyolcu sana katılıyorum warrel dane jeff loomis li bu albüm daha da tadından yenilmezdi harbiden..

  9. janslore the celebrity says:

    ama o zaman dinlediğimiz control denied olmazdı.

  10. hen says:

    Tim Aymar’ın vokali akıllara Warrel Dane’i getiriyor hakkaten. Zaten Chuck Tim Aymar’dan önce bu iş için Warrel Dane’i düşünmüş. Ancak Dane zaten Nevermore ile yeteri kadar meşgulken ve Control Denied da tek albümlük bir proje değil de Chuck için bundan sonra ağırlık vereceği grupken Warrel Dane’in Control Denied’a yeterli zaman ayıramayacağına karar vermişler. “Bir başka bahara çalışırız beraber yav” diyip vazgeçmişler bu işten.

    Normalde bir albüm için “Ya keşke bu albümde vokal X yerine Y olsaydı..” demem. Sonuçta sözkonusu albümü bulunduğu hale getiren şeylerden biri o vokalin ses rengidir, tarzıdır, kılıdır yünüdür. Ama bu şekilde düşünmediğim tek albüm bu albüm belki de. Tim Aymar kötü olduğu için değil. Bi de Warrel Dane’den duymak istiyorum. İki grubu da (Death & Nevermore) çok seven biri olarak birlikte çalışmanın eşiğinden döndüklerini bildiğim için böyle bir ukte var galiba içimde.

  11. Emre says:

    Bu kadar içselleştirdiğim kendime bu kadar yakın gorduğum başka bi album ya da bişi yok herhalde su dunyada.

  12. mutluhan seferoğlu says:

    progresif metal adına şaheser.ilk albümleri böyleyse chuck gelecekte neler yapardıki diye bir isyanda bulunmadanda edemeyeceğim.ve eğer control denied bir şekilde warrel danei kadrsuna katsaydı.neler olurdu düşünmek bile istemiyorum…

  13. anil says:

    Çoğu Death seven arkadaşlarım pek ısınamadı bu projeye.Bunun en önemli sebebi tabi ki vokal.Chuck nasıl olur da kendi vokalini sevmez eminim benim gibi bir çok kişinin de aklı almıyordur.Chuck’ın yırtıcı vokaline alıştıktan sonra Aymar ne kadar iyi olursa olsun yerini tutmuyor.Yine de Death’den sonra bu albüme ısınınca tadına doyulmuyor.

  14. cenkozmercan says:

    hala bekliyoruz 2. albümü. bu albümü de çok severim. elektronik müziğe kaymış eski deathçi arkadaşlarımdan birisini tekrar yola getirmemde yardımcı olmuş bir albümdür bu ayrıca :)

  15. Guinan says:

    Unutmadan 2. albüm hakkında hiç haber yok mu? Güya mayısta çıkacaktı :(

  16. ihsan says:

    when the link becomes missing’in girişini by demons be driven’ın ana riff-girişine benzeten bir ben miyim?

  17. _BlaCkeneD_ says:

    Bu albümü dinleyin felsefe dünyasında yolculuğa çıkın. Varoluşun kırılgan sanatını düşünün, amacını araştırın. Antik yunan felsefesi okuyun, septisizme inanın. Yok böyle bi albüm. Tam anlamıyla sanat eseri. Huzur içinde uyu üstadım. :(

    sceptiquas

    @_BlaCkeneD_, çok orjinal bi yorum takdir ettim ;)

  18. Chuck Reis says:

    tim aymarın cıvık vokalleri bu albümü öldürüyor benim gözümde. ama işte chuck ne yaparsın. illa heavy heavy melodik yapacam diye delirdi adam.

  19. Osman Gümüş says:

    Cut Down parçasında kafama mıhlanmış bi bass rifi var. 2:58′de falan başlıyo, bana bass gitar öğretseler onu akşama kadar çalarım. Bi-kaç saniye bişiy ama sanki böyle beynime ılık su damlatıyolar gibi oluyo. 50 kere ardarda dinlesem bıkmam heralde, ne güzel bi insan evladıymış bunlar.

  20. SeventhSon says:

    Prepare for what you cannot see!

    Upuzuun bi aradan sonra tekrar Death dinlememe vesile oldu bu gece.

  21. Painkillaaa says:

    control denied tam olarak ne demek arkadaşlar?

    Aeonian_Lich

    @Painkillaaa, Kontrol reddedildi, kontrol geçersiz kılındı, kontrol kabul edilmedi gibi anlamlara gelir.

    Aeonian_Lich

    @Aeonian_Lich, Reddedilen kontrol, kabul edilmeyen kontrol olarak da anlaşılabilir. Hatta tüm bunlardan en doğrusu “reddedilen veya onaylanmayan kontrol” sanırım.

  22. atoutlemonde says:

    Ben ne yazık ki vokali, bu enstrümental soundla bağdaştıramayanlardanım. Tiramisu ve şalgam suyu kadar alakasız farklı lezzetler olarak görüyorum. Brütal veya scream olması şart değildi ama clean olacaksa da biraz daha tok bir vokal olmalıydı. Nedense aklıma hep James Hetfield ın Load daki vokalinin daha uygun olabileceği gelir. Vokalden ve TSOP un evrimleşmeden bir önceki hali olarak gördüğümden kelli, 8 lik bir albümdür benim için.

  23. Rust in Peace. says:

    Bu albümü ilk gördüğüm günden beri ne zaman dinlemeye çalışsam vokalleri yüzünden sevememiştim. En son geçen gün kendi kendime dedim ki ya senin o zamandan beri müzik zevkib değişti, eskiden sevmediğin şeyleri bayıla bayıla dinliyorsun, bir dene şunu yav. İyi ki denemişim, hasta oldum albüme. Baştan sona dinliyorum ne zaman açsam. Vokalleri çok beğeniyorum, hele Breaking The Broken’daki çığlıkları… O şarkının 1.24 – 1.54 arası hayatımda dinlediğim en iyi şeylerden biri. O basın arkada şov yapması, Aymar’ın efsane girişi…

  24. erenmahyar says:

    nedense bu albümün vokal seçimi konusunda schuldiner’ın heyecanlı ve aceleci davrandığını hissederim. aymar kötü bir vokal değil, eski grubundaki (313) parçaları çok iyi ve control denied bir 80′ler heavy metal grubu olsaydı muhakkak o dönemki performansıyla çok ideal bir vokal olurdu. fakat aynı dönemlerde bu çizgide müzik yapan nevermore’un eserlerinin yanında biraz ruhsuz bir havası var albümün. ‘ruhsuz death’, ‘the sound of perseverance: medicore edition’

  25. Belhor41 says:

    Breaking The Broken, Chuck Schuldiner’ın yazdığı en iyi bir kaç şarkıdan biridir.

  26. Ali Osman says:

    What If…? der geçerim ya uzatmaya gerek yok.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.