# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
SERPENT OF OLD
06.08.2023

“Ensemble Under the Dark Sun”ın, temel yapısı bizlerin erken yaşlarında ortaya çıkmış ve bizimle birlikte büyümüş, genişlemiş bir albüm olduğunu söyleyebiliriz.

Bir röportajla daha karşınızdayız. Son dönemde ülkemizden çıkan en iyi albümlerden birine imza atan Ankaralı black/death metal grubu SERPENT OF OLD ile basından ve dinleyicilerden büyük övgü alan ilk albümleri “Ensemble Under the Dark Sun”ı, güncel planlarını, ilham kaynaklarını, bundan sonrasını ve daha pek çok şeyi konuştuk.

Röportaj: Ahmet Saraçoğlu

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? SERPENT OF OLD ne zaman kuruldu, kimlerden oluşuyor, müzik namına daha önce neler yaptınız?

Ozan: Merhaba, öncelikle bize vaktinizi ayırıp bu güzel soruları ilettiğiniz için teşekkür ediyoruz. SERPENT OF OLD, kafamızdaki esas müziği yapmak üzere son kadrosu ile 2018 kuruldu diyebiliriz. Ancak bundan önce de Doğa, Kerem ve ben beraber çalıyor, provalar yapıyorduk ve ne tarz bir müzik yapmak istediğimiz konusunda bir fikir geliştiriyorduk. Sonrasında Deadhouse’un da açılmasıyla beraber Kerem’in ARCHAIC VANITY’den grup arkadaşları Atakan ve Yalaz ile tanıştık ve onların da gruba dâhil olmasıyla SERPENT OF OLD son hâlini aldı. Kadronun da tamamlanmasıyla birlikte, kafamızda belirlediğimiz tarzda ve tasarladığımız yol doğrultusunda provalar ve grup çalışmaları yaparak eldeki materyali geliştirmeye, yeni parçalar yazmaya başladık.

“Ensemble Under the Dark Sun”ı ne zaman yazmaya başladınız? “The Fall” 2022 sonbaharında çıktığında albümün geri kalanı da hazır mıydı, yoksa albüm çıkışına kadar olan süreçte yazılan şarkılar da oldu mu? Biraz yazım sürecinden bahseder misiniz?

Doğa: Aslına bakarsanız, ilk bestemiz olan “From the Impending Dusk”ı yazmaya 2018 ortalarında başlamıştık. Evde büyük bir hevesle çalışırken bestelerin temel yapısı ortaya çıkıyordu ve sonrasında da toplanıp stüdyo provalarında bestelerimizi geliştiriyorduk. 2018 yılı sonlarına doğru ilk dört bestenin kompozisyonunun nasıl olacağı az buçuk bu şekilde belirginleşmişti diyebilirim. 2019 yılı içinde ise “Idiosyncrasy” ve “Virtue of the Devil is in His Loins”in kompozisyonlarının büyük bir kısmı belirgin bir biçimde oturmuştu artık. Her ne kadar yaratıcı süreç ve bestelerin şu an dinlediğiniz hâle gelmesi 2021 sonlarına kadar sürse de davulcumuzun başına gelen talihsiz bir sakatlık ve grubun yaşadığı birtakım teknik aksaklıklar nedeniyle albümün çıkışı düşündüğümüzden çok daha geç oldu. “The Fall” yayınlandığında da albüm tamamıyla hazırdı. “Ensemble Under The Dark Sun”ın, temel yapısı bizlerin erken yaşlarında ortaya çıkmış ve bizimle birlikte büyümüş, genişlemiş bir albüm olduğunu söyleyebiliriz.

Facebook sayfanızdan gördüğüm kadarıyla Mayıs 2019’daki Ankara konserinizin ve 2020 başındaki Covid-19 salgınının ardından başka bir konseriniz olmamış. Salgının Mart 2020’de patlaması ve konser veremeyecek olduğunuzu bilmek ilk albümünüzün çıkışını geciktirdi mi? Salgın olmasaydı belki de şimdi ikinci albüm hazırlıklarında olabilir miydiniz?

Atakan: Pandemi süreci dünya üzerinde neredeyse herkesi etkilediği gibi bizim de ayağımızı biraz tökezletti şüphesiz. Albümün çıkışının geç olmasında da payı büyük. Ankara’daki ilk konserimizin ardından kayıt sürecine yoğunlaşmıştık. Albüm çıkmadan çok konser vermeyi zaten planlamıyorduk, pandemiyle birlikte bu zaten imkânsız hale geldi. 2020 Ağustos’unda İstanbul’da planlanan BLOOD INCANTATION konserinde albüm öncesi bir kez daha sahneye çıkma fırsatımız olmuştu ancak ne yazık ki yine salgından ötürü iptal edilmişti. Bunun üzerine bütün odağımızı albümü her detayıyla finalize etmeye ve içimize sinene kadar üzerinde uğraşmaya çevirdik. Bu yüzden de salgının ikinci albüm hazırlıklarına çok da etki ettiğini düşünmüyorum, zira bu albüme her halükârda bu denli uğraş verirdik.

Ankara sahnesinin en önemli isimlerinden biri olan Ozan Yıldırım’la olan kayıt süreci nasıl ilerledi? Kendisi doksanların sonlarından bu yana RAVEN WOODS, THE SARCOPHAGUS ve çeşitli projelerle karşımıza çıkıyor. Albümü ona ilk dinlettiğinizde yaklaşımı nasıl oldu? Onun ilk dinlediği hâliyle bizim albümde duyduğumuz hâli arasında fikirleriyle bestelere etki ettiği durumlar, ufak dokunuşlar var mı?

Atakan: Ozan Yıldırım, Deadhouse Stüdyo’yu 2017’de açtığından beri bizce hem Ankara hem de ülke genelinde çok büyük işlere imza attı. Bize de bugüne kadar en büyük desteği o vermiştir. Aslında her şeyden önce yeni yeni tanıştığımız dönemlerde grup elemanlarının bir araya gelmesinde ve sağladığı imkânlarla bizim de bu aşamaya ulaşmamızda en büyük paylardan biri ona ait. Hep beraber stüdyoda harcadığımız saatler ve paylaştığımız maddi/manevi her şey vesilesiyle müziğe ve enstrümanlarımıza yaklaşımımız eş zamanlı gelişti; SERPENT OF OLD’a yönelik beyin fırtınalarına hep o da dâhil oldu, beste yazım aşamasından tutun da kayıtların ve prodüksiyonun en ufak detayına kadar adeta grubun “6. elemanı” olarak bize yardım etti. Lafın kısası, yıllara yayılan emekler, hayaller ve paylaşımlar sayesinde bugün böyle bir grup ve böyle bir albüm var. Bu yüzden Ozan Yıldırım’ın etkisini ufak dokunuşlardan ziyade silinmez büyük izler olarak nitelendirebiliriz.

Kunal Choksi ile nasıl iletişime geçtiniz? Albüm incelemesinde dediğim gibi Pasifagresif’in yayın hayatına başladığı 2009’dan bu yana gördüğüm en çalışkan underground firmalardan biri ve Transcending Obscurity’yi yıllar içerisinde nasıl büyüttüğüne tanık olmak ilham vericiydi. Sizin bağlantınız nasıl oldu, ileriye dönük başka planlarınız var mı?

Ozan: Kunal ile ilk iletişimimiz, “Ensemble Under the Dark Sun”ın kayıtları ve mix aşaması bittikten sonra gerçekleşti. Albüm prodüksiyonu tamamlandıktan sonra, albümün basılması için çeşitli label ve firmalarla iletişime geçtik. Bazı label’lardan olumlu dönüşler aldık ve bunlardan birisi de Kunal Choksi’nin sahibi olduğu Transcending Obscurity oldu. Tabii en başta firmayı bize önerdiği koşullar için tercih etmiş olsak da tüm bu süreç boyunca iletişimimiz ve yardımcı kişiliği sayesinde kendisini daha çok sevdik. Kunal, Hindistan’dan çalışıp label’ı idare ediyor olmasına rağmen mükemmel bağlantılar ve dağıtım sistemi kurmuş. Hem Amerika’da hem de Avrupa’da farklı distribütörleri var ve büyük bir kitleye de sahip. İleriye dönük planlar için söyleyebileceğim tek şey, SERPENT OF OLD’un bir sonraki ürünün de Transcending Obscurity’den çıkacak olması.

Hem grup hem de albüm adını yansıtan kapaktan sorumlu olan Santiago Caruso’yla çalışmaya neye göre karar verdiniz? Kendisinin Metal-Archives profilindeki albüm kapaklarına baktığımızda tek siyah beyaz çalışmasının “Ensemble Under the Dark Sun” olduğunu görüyoruz ve bence bu tercih albümdeki müziği son derece iyi yansıtıyor. Kapak görselindeki rolünüz ne oranda?

Doğa: Açıkçası, bir albüm çoğu zaman sadece grup üyelerinin bir ürünü değildir ve var olan grup üyelerinin kavramlara farklı bakış açılarının üstüne, bir de tasarım ekibinin perspektiflerini içinde barındırır. Bir kavram şeması, bir tema ya da bir başlık bu farklılıklar arasındaki benzerlikleri ortaya koyar ve bütünsel bir sembol elde edilir. Her ne kadar sanat eserleri hangi duyuya hitap ederlerse etsinler sembolik bir yapıya sahip olsalar da bizlerin aklına sembol dendiğinde öncelikle görsel imgeler geliyor sanırım. Bu nedenle bu farklılıkların öncelikli bütünselleştiricisi bir albümün kapağıdır, bana göre. Bizler her ne kadar çizimin kültürel bilgisine bir miktar sahip olsak da ressam değiliz ve çizim deneyimimiz olmadığı için teknik detaylara sahip değiliz. Bu yüzden kapağı çizen kişiye karışmak sadece küstahlık olurdu bana kalırsa. Biz Santiago Caruso’ya müziğimizi ve kafamızdaki birkaç kavramı sunduk yalnızca. O ise bu kavramlardan ve hissettiklerinden yola çıkarak “Ensemble Under The Dark Sun”ın gördüğünüz kapağını ortaya koydu. Ben çizimin, sunmak istediklerimizi yeterince bütünleştirdiğini ve görünürleştirdiğini düşünüyorum şahsen. Sanırım bizi Santiago Caruso’ya çeken, onun çizimlerindeki Bosch’vari hava ve grotesk dokunuşlardaki başarısıydı. Her ne kadar bu dokunuşlar dikkatimizi çeken ögeler olsa da kapakla ilgili beklentilerimizi bu şekilde sınırlandırmadık ve Santiago, tamamen özgür bir biçimde, kapağımızda grotesk bir çizim yerine Romantik, Gustave Doré stili siyah beyaz bir gravür çizmeyi tercih etti.

Albüm incelemesinde de bahsettiğim üzere SERPENT OF OLD’la ilgili en sevdiğim konu direkt olarak daha baskın sound’u olan bilindik bir grubun veya sound’un peşinden gitmiyor oluşu. Elbette ki diğer her grupta olduğu gibi dinlerken akla gelen isimler oluyor, ancak bir an bile “bilinçli olarak x gibi yapmak istemişler” düşüncesine kaymıyor. Beste sürecinde bu konuya bilhassa özen gösterdiniz mi merak ediyorum.

Kerem: Bir ürün yaratılırken karşı konulamaz sonuçlardan biri de karakterlerin belli yönlerini eserin içine aktarması oluyor. Her birimiz bireysel ve kolektif olarak müzikal bir kelime dağarcığı, bir sözlük oluşturuyoruz ve bu müziğimizin dili hâline geliyor. Grup kurulduğu dönemlerde 17-20’li yaşlarda olduğumuzdan, türlerin derinliklerini yeni keşfediyor olmanın verdiği ateşle birçok gruptan ilham aldık, üzerine günlerce düşünüp konuştuk. Bunların her biri enstrüman karakterlerimizde ve bestecilik algımızda izler bırakmıştır ancak hedefimiz her zaman evrilmekte ve ilerlemekte olan türün bizlerde yarattığı ilhama karşılık bizlerin de türe katabileceği yeni fikirler üretmek oldu.

Albümü incelediğim esnada Metal-Archives’daki benzer sanatçılar kısmı boştu, ancak şimdi baktığımda ULCERATE ve DEAD CONGREGATION’ı görüyorum. Albüm yazımı için demeyeyim, ama bestecilik açısından ilham aldığınız ya da en azından etkileyici bulduğunuz gruplardan bazılarını söyler misiniz?

Atakan: Aslında bana göre bu benzer sanatçılar olayı tartışmalı ve subjektif bir konu. Çünkü bir grubu veya albümü başka şeylere benzetme sırasında işin içine müziğe dair kişisel zevkler ve anlayışlar dâhil oluyor. Yine de dinleyenleri ortak bir paydada buluşturma ve daha çok kişiye ulaşma adına iyi bir yöntem; sonuçta zevklerimiz doğrultusunda hepimiz birçok grubu ve müzik türünü dinleyip etkileniyoruz. ULCERATE ve DEAD CONGREGATION gibi demirbaş gruplardan etkilenmemek mümkün değil tabii ki, siz farkında bile olmadan size ilham oluyorlar. Hem bestecilik hem de müziğe yaklaşım açısından bize örnek olan çok fazla grup ve sanatçı olduğundan hepsini burada anmak imkânsız, fakat bunların arasında en önemlilerden olan DEATHSPELL OMEGA, AZARATH, AD NAUSEAM, GORGUTS, AKERCOCKE, KRIEGSMASCHINE, AOSOTH, SVARTIDAUÐI ve CRAFT gibi grupları sayabilirim.

2019’da düzenlediğimiz ULCERATE İstanbul konseri öncesinde grubun davulcusu Jamie Saint Merat ile röportaj yapmıştık. Merat, yaptıkları tarzın temelinin doksanların ortalarında dinleyip büyülendikleri GORGUTS ve IMMOLATION’dan geldiğinden bahsetmişti. Zamanında size “ben bu tür müzik yapacağım” ilhamını, fikrini veren başlıca gruplar hangileriydi?

Kerem: ULCERATE 2019 yılında İstanbul’da çaldığında biz de oradaydık. James Saint Merat sadece extreme metal için değil davulculuk tarihi için çok üst düzey bir davulcu. Çalımının akışkanlığı, tuşesi ve yaratıcılığından öğrenecek çok şey var. Tarzını bu kadar beğendiğim bir davulcuyla ortak zevklere sahip olmamıza şaşırmadım. IMMOLATION ve GORGUTS kesinlikle bizler için de bu türü icra etmemize yol açan en büyük ilham kaynaklarından. Bu öncülerin yanına ABIGOR, WATAIN ve NUMINOUS gibi black metal gruplarını da ekleyebilirim.

Death/black metal son 10 yılda çok daha dominant şekilde karşımıza çıkıyor ve kendi içerisinde de farklı yaklaşımlar barındıran bir tür olarak göze çarpıyor. Özellikle death metalin GORGUTS ve benzerleriyle oluşturulan dissonant ve avangart karakteri üzerinden ilerleyerek sound’unda değişikliğe giden DEATHSPELL OMEGA’nın da bu türe yönelik etkisi pek çok açıdan kendini belli ediyor. Dinlediğim bazı yeni gruplarda gördüğüm sıkıntılardan biri, kendilerini bu baskın sound’a ve beste karakterine fazlasıyla kaptırıp kendi kendilerini sınırlamaları veya sonradan bir şeyler deneyemeyecek düzeyde belirli bir kalıp içine girmeleri. “Ensemble Under the Dark Sun”ı bence bu yılın en iyi albümlerinden biri hâline getiren özelliği, işte bu “belirli bir kalıp içine sıkışmışlık” hissini vermemesi. SERPENT OF OLD bu karanlık içerisinde çok farklı şeyler deneyebileceği izlenimi veriyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Kerem: SERPENT OF OLD ve diğer tüm gruplarımız için şunu söyleyebilirim ki bizler, müziği detaylıca tasarlanmış ve yenilikçi bir yaklaşım getiren şekillerde icra etmekten hoşlanıyoruz. Bahsettiğiniz gibi her dönemin alt kültür içerisinde “trendleri” oluyor; geçtiğimiz senelerde death/black metal bu trendler içerisinde sıkça yer bulan bir tür hâline gelse de kalıplaşmış icraları sıkıcı buluyorum. Bunun yerine kendi içerisinde daha dışavurumcu ve yaratıcı oluşumları/grupları takip etmek ve dinlemekten zevk alıyorum. Kanada bu konuda iyi bir örnek: VOIVOD ve GORGUTS gibi öncülerden gelen geleneği bu grupların yaptıklarını tekrar ederek değil, yenilikçi bakış açılarını günümüze uyarlayarak devam ettiren THANTIFAXATH ve CRYPTOPSY gibi gruplara ev sahipliği yapıyor.

Grubu oluşturan dört kişiden üçünün yer aldığı ve SERPENT OF OLD’dan bir yıl önce kurulan ARCHAIC VANITY’nin şimdilik ilk ve tek EP’si olan “Deformed and Disfigured”u 2020’de çıkarmıştınız. Aradan geçen üç yıl içerisinde “bir şey çıkarma sırası SERPENT OF OLD’da” diye mi düşündünüz yoksa odağınız kendiliğinden SERPENT OF OLD’a kaydığı için mi “Ensemble Under the Dark Sun”ı dinleme şerefine nail olduk? ARCHAIC VANITY ve SERPENT OF OLD’u eş zamanlı olarak birlikte mi devam ettireceksiniz?

Atakan: Öncelikle söylemeliyim ki eski basçımız gruptan ayrıldıktan sonra yakın zamanda Doğa da ARCHAIC VANITY’ye dâhil oldu ve bas görevlerini üstlendi. SERPENT OF OLD ile birlikte bu iki grubu eş zamanlı olarak yürütme fikri başından beri var. Sevdiğimiz müziğin farklı yönlerini ve dallarını keşfetmek, bunun yanı sıra tamamen içimizden geleni icra etmek adına bu iki gruba da kendi karakterlerini verdik ve eşit seviyede yoğunlaştık. Tek bir odak noktasına takılı kalıp yaratıcılığı ve çeşitliliği belirli sınırlar içine hapsetmek istemedik. “Deformed and Disfigured” çıktıktan sonra 2018-2019’dan beri yapım aşamasında olan “Ensemble Under the Dark Sun” üzerine yoğunlaşmak da doğaldı elbette. “Şimdi onun sırası” mantığıyla hareket etmesek de yerine, zamanına ve eldeki materyale göre dönem dönem iki grupla da devam edeceğiz. Hatta iki grup için de yeni albüm çalışmalarına çoktan başladık.

Albüme gelen pozitif yorumların da etkisiyle yakınlarda konser planlarınız var mı? Ekonominin sapıttığı bu dönemde yurt dışı konser teklifleri oldu mu, Transcending Obscurity ile bu konuda konuştunuz mu? Büyük beğeniyle karşılanan böylesi bir albüm çıkarıp ülke şartlarından dolayı canlı performans konusunda sınırlı fırsata sahip olmak ne oranda asabınızı bozuyor?

Ozan: Debut albüm yapmış bir grup olarak konser planlarımız elbette olacak. Fakat, grup elemanları arasındaki birkaç geçici sağlık durumundan dolayı bu şimdilik çok yakın bir zaman için mümkün gözükmüyor ne yazık ki. Şu ana kadar birçok konser teklifi de aldık, mesela geçtiğimiz nisan ayında Transcending Obscurity kendi ismiyle Prag’da bir festival düzenledi. Kunal, albümün de çıkış tarihi yaklaştığı için bize de festivalde yer almamız için teklifte bulundu, ancak bahsettiğim durum ve vize belirsizliklerinden dolayı bu fırsatı değerlendiremedik. Yine de şartlar uygun bir hâle geldiği andan itibaren konser çalışmalarına başlayacağız. Ülke şartları, herkese yaptığı gibi bizi de zorluyor ve canımızı sıkıyor elbette, fakat yeraltı sahneler ve organizasyonlar engel tanımadan işlerine devam edecek ve varlıklarını hep sürdüreceklerdir diye düşünüyorum.

2023 yılında dinledikleriniz arasından öne çıkan, beğendiğiniz albümlerden birkaç tanesini söyler misiniz?

Yalaz: Bir yılda çıkan bütün gruplara ve albümlere yetişmek pek mümkün olmuyor ne yazık ki, ama ben de elimden geldiğince yeni işleri dinlemeye özen gösteriyorum. 2023 yılında beğendiğim/beğenmediğim pek çok albüm oldu, ama beni etkileyen ve bahsetmeye değer bulduğum iki tanesi THANTIFAXATH – “Hive Mind Narcosis” ve DEVANGELIC – “Xul”.

Yılın geri kalan kısmında da DEICIDE, INCANTATION, CANNIBAL CORPSE, DYING FETUS, MARDUK gibi büyük isimler yeni albüm çıkaracaklar. Bunlar arasından ya da daha underground gruplardan merakla bekledikleriniz var mı?

Ozan: Özellikle üzülerek belirtmek isterim ki, soruda bahsi geçen büyük grupların son işlerini pek de keyifle dinleyemedim. Tabii ki INCANTATION, MARDUK, DEICIDE gibi grupların geçmişlerini çok sevdiğimizden dolayı yeni işlerine de bir göz atılır. Ama bu sene şu ana kadarki favorim THANTIFAXATH’ın “Hive Mind Narcosis” albümü oldu, albümde sıradan hiçbir an yok ve her şey şaşırtıcı bir roller-coaster hissi yaratmak için hazırlanmış. Yeraltı piyasasına gelecek olursak, bu sene Ankara’dan old-school tarzda death metal grubu ABOLISH’in, FDA Records’tan çıkan “From the Depths” albümünü henüz dinlemediyseniz tavsiye ederim. Çıkış yapacak gruplara da dissonant black metal oluşumu HARUSPEX, deneysel ve avangart unsurlara sahip death metal grubu REMOVEMENT ve yakında çıkış yapacak olan black/death metal grubu SHRINE OF DENIAL gibi grupları örnek verebilirim.

Sorularımız bu kadardı. “Ensemble Under the Dark Sun”dan dolayı bir kez daha tebrik ediyor, devamının geleceğine de inanıyoruz. Söylemek istediğiniz başka bir şeyler varsa alalım.

Biz de bir kez daha bu röportaj için size teşekkür ediyor, desteğinizden ve bilhassa albümümüzün kritiğini yapan ilk yerli oluşum olduğunuzdan ötürü de ayrı bir teşekkürü borç biliyoruz. Ayrıca şu ana kadar aldığımız harika geri dönüşlerden ve tahmin bile edemediğimiz büyüklükteki destekten dolayı da minnettarız. SERPENT OF OLD’un devam edeceğine, hatta daha da yoğun bir müzikle geri döneceğine emin olabilirsiniz.

etiketler:
  Yorum alanı

“SERPENT OF OLD” yazısına 5 yorum var

  1. mietra says:

    Elinize sağlık, harika bir röportaj ve harika bir albüm olmuş.

  2. Zeitgeist says:

    Sorulara özenerek cevap hazırlayan gruplara büyük saygı duyuyorum. Dolu dolu bir röportaj olmuş yine. Emeğine sağlık herkesin.

  3. Seyfettin Dursun says:

    Elinize sağlık, harika albüm, harika röportaj! Bilmeyen veya henüz duymayanlar için de Ankara rock-metal sahnesinin şahaneliğini görmek adına “Gri Değil, Siyah: Ankara Rocks!” belgeselini herkese tavsiye ederim.

  4. EnthusiasticSarcastic says:

    Adamların cevapları da yaptıkları müziğe paralel, zekice ve işlenmiş. Helal olsun, güzel röportaj, enfes albüm. Yaşlar da çok genç ufuk tamamen açık, çok şey bekliyoruz sizden!

  5. Oblomov says:

    Yılın en iyi albümlerinden biri kesinlikle. Yeni albümlerini ve daha nice güzel albümlerini dinleriz umarım. Yolları açık olsun.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.