# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
ULCERATE – Stare into Death and Be Still
| 01.05.2020

Her şeyin üstündeki güç.

“En iyi ve en sevilen şarkılarımızın bu melodi karakterine ve çözümlenmeye sahip şarkılarımız olduğunu fark ettik. “Shrines of Paralysis”te bunun hiç olmadığı kadar üzerine gittik; ahenksiz ve dolambaçlı tarafı biraz kurban ettik ve melodiyi öne çıkardık. Daha da ileri gidersek, bu değişimin yeterince büyük olmadığına karar verdik ve yeni materyalde o ahenksiz yaklaşıma neredeyse tamamen veda ediyoruz. Yakın çevremiz yeni materyalin önceki hâlimizden çok farklı olduğunu, ancak ULCERATE karakterini koruduğunu ifade etti ve biz de bir ULCERATE rifini oluşturan fikrin esasen sadece ahenksiz bir yaklaşımdan kök almadığını anlamış olduk; bu fikrin yarattığı özgürlük hissinden gayet memnunuz. Ritmik açıdan bakınca da akılda kalıcı ritimler yaratmak için büyük çaba sarf ediyoruz; ana fikir “güç her şeyin üstündedir”. Bunu sunduğumuzda nasıl bir tepki gelecek, hep birlikte göreceğiz.” – Jamie Saint Merat, 2 Nisan 2019, Pasifagresif röportajı

Her üç dört senede bir yaşadığım o zevkli ama bir o kadar da zorlu an yine geldi çattı işte. Yeni bir ULCERATE albümü, yeni bir inceleme. Ne ilginçtir ki ULCERATE albümlerini incelemek de albümü dinlemek gibi başlı başına bir deneyim benim için. Bugüne dek yazdığım ULCERATE incelemelerini nerede, ne şartlarda yazdığımı net şekilde hatırlıyorum. Yine ne ilginçtir ki her biri farklı şehirlerde, hatta bazıları farklı ülkelerde yazıldı. Bu farklı konumları ortak bir paydada buluşturan şeyse, elbette ki dinlemekte ve incelemekte olduğum müziğin içeriğindeki yoğunluk ve mücadeleydi. 30 yıldır bu müziği dinleyen, 15 yıldan uzun süredir de inceleyen biri olarak ULCERATE müziği kadar kendi içinde mücadele eden; notaların, enstrümanların birbiriyle savaş içerisinde olduğu pek az şey dinledim. Bu açıdan baktığımda ULCERATE benim için DEATHSPELL OMEGA’nın black metalde yaptığını death metal bağlamında sunan bir oluşum. Elbette ki DsO boyutunda bir devrim yapmadılar ve hatta müziklerinin oluşumunda DsO’nun avangart anlayışından da ilham aldılar, ancak şu noktada sundukları şeyin DEATHSPELL OMEGA’nın isyankâr, kuralları kendisi koyan, öteleyici tavrından izler taşıdığı da ortada. Bu nedenledir ki grup, neredeyse sadece black metal gruplarına ev sahipliği yapan Debemur Morti Productions bünyesine girdi ve bence çok da iyi etti.

Pasifagresif’in 10. yılı şerefine kendilerini İstanbul’a getirmiş olmak, 11 yıllık PA tarihinde yaptığımız en özel şeylerden biri olarak hayatım boyunca unutmayacağım bir tecrübeydi. Bu konser öncesinde kuliste grubun davulcusu Jamie Saint Merat’la muhabbet ederken, bana ULCERATE’in en büyük ilham kaynaklarının GORGUTS ve ilk dönem IMMOLATION olduğunu söylemiş ve bu iki grubun uyumsuz nota bileşimlerinden doğan biçimsiz bebeğin ULCERATE’in köklerini oluşturduğundan bahsetmişti. Bugün baktığımda ULCERATE özellikle IMMOLATION’ın hiç bulaşmadığı düzeyde bulanık, iç içe geçmiş bir müzik yaparak bugünlere geldiğini görüyoruz. Yüzeysel bir bakışla ULCERATE müziği genel olarak “kaotik”, “uyumsuz notalar”, “gergin”, “tekinsiz” şeklinde ifade edilebilir, lakin derinine inildiğinde ULCERATE de kendi içerisinde mücadeleler veren ve müziğini şekilden şekle sokmak için uğraş veren bir grup.

Ben ULCERATE’in şimdiye kadarki kariyerini ve şu an için “Stare into Death and Be Still”le devam eden yolculuğunu bir doğuma benzetiyorum. Bu elbette ki insansı bir doğumdan farklı, farklı hayvanların oluşumlarını akıllara getiren bir doğum. İlk iki albümde embriyo formunda olan ULCERATE müziği, “The Destroyers of All”la birlikte uzuvlarını belli etmeye başlamış, içinde bulunduğu rahmin çeperlerini zorlar olmuştu. O albümde en büyük patlamasını yapan ve o dönemki olgunluğuna ulaşan grup adeta bilinç kazanmış ve “Vermis”le birlikte dışarı çıkmak için, beklenmedik düzeyde erken bir doğum için büyük bir mücadeleye girmişti. “Vermis”, ULCERATE’in o rahim içinde debelendiği ve gözü hiçbir şey görmeyen bir şeye dönüştüğü en vahşi saatiydi. Ardından gelen “Shrines of Paralysis”te ise grup içinde bulunduğu rahimden düşmüş, etrafını saran plasentayı yırtıp dış dünyayla tanışmak için can atan bir görünüm sunmuştu. Albüm kapağındaki şekilsiz çizgiler, bir plasentanın üzerindeki kılcal damarlar gibi, göbek bağı gibi ULCERATE’i besliyor ve hayata bağlıyordu.

Benim için “Stare into Death and Be Still”, ULCERATE’in bu plasentayı yırttığı ve kendisini bekleyen hayata adımını attığı albüm. Grubun birkaç yıl önce yaptığımız röportajda bahsettiği melodik anlayış, ULCERATE müziğinin bir şeyler anlatma becerisinin daha da öne çıkmasını sağlamış. Yıllardır nefessiz bırakan bir şiddetle, ihtişamlı bir kaosla yoğurulan ULCERATE müziği, yeni doğan bir bebeğin hayata gözlerini açması gibi gözlerini açıyor “Stare into Death and Be Still”de. Ancak bir bebeğin saf masumluğunun aksine, ULCERATE’in gözleri tam da albüm ismini yansıtırcasına ölümle, lanetle, uğursuzlukla açılıyor dünyaya.

İlk paragraftaki DEATHSPELL OMEGA referansı boşuna değildi aslında. ULCERATE’in bu albüm özelinde daha melodik bir anlayışı benimsemesi, karşımıza yer yer DEATHSPELL OMEGA olaylarına daha da yaklaşan bir ULCERATE çıkarıyor. Bunu “melodi” kelimesinin sözlük anlamıyla almamak lazım. Elbette ki ULCERATE düz bir power chord üstüne herhangi bir melodik death veya melodik black metal grubu gibi melodi çalacak değil. Grup bunu alışık olduğumuz atonal, uyumsuz, düzensiz riflerine “melodi gibi duran” bir karakteri yedirerek yapıyor. Misal “Exhale the Ash”in 2.30’da başlayan kısmı, akıllara DEATHSPELL OMEGA klasiği “Abscission” veya benzeri şarkılarda kullandığı melodik yapılı kompleks rifleri getiriyor.

Bu durum ULCERATE müziğine daha önce görmediğimiz düzeyde dramatik ve organik bir karakter getiriyor. Şarkılar sanki konuşma becerisi olmayan birer hayvan gibi notalardaki çığlıklarıyla, haykırışlarıyla bize bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar. ULCERATE aşırı bütünleşik bir organizma olduğundan bireysel bazda fazla anılmasa da artık müzikal bir dahi olduğunu vurgulamamız gereken gitarist Michael Hoggard yaptığı bestelerdeki akıcılıkla gerçek anlamda dehşete düşüren bir yaratım sunuyor. Daha önceki ULCERATE albümlerinde karşımıza çıkan yıkım ve yok oluş gibi hisler; grubun melodik tarafını kazanmaya başladığı bir önceki “Shrines of Paralysis”le birlikte yerini bir hayatta kalma mücadelesine, neredeyse acınası bir çileye bırakmıştı. “Stare into Death and Be Still”i dinlerken hissettiğim şeyse bunlardan farklı olarak bir arayış, bir keşfediş, bir merak havası uyandırıyor bende. Şarkılar sanki sağa sola koşturarak bir şeyleri arıyorlar, dilsiz varlıklar gibi bir şeyler anlatmak için çırpınıp duruyorlar. Albümün bu denli sarıp sarmalayıcı, etkileyici olmasının sebebi de bence bu: albümü dinlerken bir çırpınış, bir arayış, bir telaş, bir korku hissediyoruz ve kendi hayatımızda benzer şeyler hissetmesek de şarkılarla empati kuruyoruz. Her bir şarkıda hem bir kükreyişi hem de bir yardım çığlığını aynı anda duyuyoruz adeta.

ULCERATE tüm bunları sadece riflerini melodikleştirerek yapmıyor elbet. Kendilerinden duymaya alışık olduğumuz pek çok karakteristik hareketi belirli oranlarda yapmaya devam ederken, bir yandan da müziklerine yeni nefesler ekliyorlar. Bu bazen “Dissolved Orders” 3.03’ünde giren türde dümdüz bir skank beat oluyor, bazen de “There is No Horizon”ın 3.31’de giren kısım gibi kaostan itinayla kaçınan atmosfer yaratma amaçlı lineer bölüm olarak karşımıza çıkıyor. Sonuçta ULCERATE bu yeni tohumu nasıl besleyeceğini çok iyi biliyor ve yıllardır edindikleri deneyimlerle dehşete düşürecek düzeyde heyecan verici yeni bir yaşam formu oluşturmayı başarıyor.

“Stare into Death and Be Still” benim için kusursuza çok yakın, nefes kesen bir albüm. Bir deneyim, bir tecrübe, tanık olunması gereken bir gövde gösterisi. Ben hayatımda, açık açık “müziğimizi eskisine göre daha kolay dinlenir hâle getireceğiz” imasında bulunduktan, hatta bunu resmen dedikten sonra sonra bunu bu kadar başarılı yapan, olası endişeleri bu kadar yersiz kılan başka bir albüm görmedim. Adamlar kendilerini var eden en temel şey olan ahenksizlikten vazgeçeceklerini bizzat bize açıkladılar ve bunun üstüne “Stare into Death and Be Still” gibi bir şey yaparak onları gördüğümüz noktadan daha bile yükseklerde olabileceklerini kanıtladılar. Doğan bu yeni hayvanla birlikte bundan sonra ULCERATE’in önüne geçebilecek herhangi bir şey olabileceğini sanmıyorum. Grup “Stare into Death and Be Still”le birlikte kendine öylesine geniş bir özgürlük alanı açtı ki, artık yapacakları her şeyi bir şekilde kendilerine uyarlayıp ortaya sonuna kadar ULCERATE bir şey çıkarabileceklerini biliyoruz. Yaratım aşamasındaki fikirler ve kaydıkları anlayış düşünüldüğünde, “Stare into Death and Be Still” ULCERATE’in şu ana kadarki 18 yıllık geçmişinin en önemli albümü. Çünkü sadece yeni bir şeyler yaratmıyor, aynı zamanda grubun geleceğini de eşsiz bir ihtişamla güvenceye alıyor.

10/10
Albümün okur notu: 12345678910 (9.06/10, Toplam oy: 149)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2020
Şirket
Debemur Morti Productions
Kadro
Paul Kelland: Vokal, bas
Michael Hoggard: Gitar
Jamie Saint Merat: Davul, perküsyon
Şarkılar
1. The Lifeless Advance
2. Exhale the Ash
3. Stare into Death and Be Still
4. There Is No Horizon
5. Inversion
6. Visceral Ends
7. Drawn into the Next Void
8. Dissolved Orders
  Yorum alanı

“ULCERATE – Stare into Death and Be Still” yazısına 72 yorum var

  1. Yiğit says:

    Sanki müzik denilen şey tam olarak bu olmalıymış da diğer gruplar sahte birer illüzyon yaratıyormuş gibi.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.