# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
IMPERIAL TRIUMPHANT – Spirit of Ecstasy
| 06.08.2022

Sanayi hamleleriyle yükselen altın kaplamalı gökdelenlerin nostaljik kaosunu notalara döküyor, IMMORTAL’ın kış temasını kullanarak yaptığı şeyi Art Deco tarzı mimari ile yapıyorlar.

Metal dünyasıyla ilgili hoşuma giden şeylerden biri; “rock öldü”, “metal mi kaldı” gibi yorumlara konu olan bu müziğin bir şekilde kendini sürekli yenilemeyi bilmesi ve kalabalığın arasından kafasını uzatan vizyonerler çıkarmayı başarması. Bu illaki müzikal düzey, sunulan şeyin ne ölçüde sofistike olduğu veya metalin bayrağını ne kadar imanlı dalgalandırdığından bağımsız bir durum. Burada bahsettiğim şey sıfırdan çıkıp ortaya herkesin konuştuğu bir şey koyabilmek ve bunu da kepazelikle, cringe’le değil, kendi özgün karakteriyle yapabilmek. Metal dünyasını ikiye bölmüş olsa da GHOST’un yükselişini ve mainstream düzeyde ilgi çekmesini, pek çok ülkede en çok satan albüm listesinin zirvesine çıkmasını değerli buluyorum. Kimileri böyle düşünmese ve itiraz etse de bunun metale bir zararı olmadığı, aksine faydasının olduğu açık. METALLICA’nın davayı satmasının uzun vadede belki de metalin hayatını kurtaran faktörlerden biri olması gibi.

Daha da çok hoşuma giden bir şeyse bu vizyoner zihinlerin özellikle son yıllarda seslerini duyurma konusunda daha az sıkıntı çekmesi ve bir şekilde kitlelerini bulabilmeleri. Son 10 yılda metal dünyasına baktığımızda, müzikal olarak farklı/eşsiz/vizyoner noktalara temas eden birtakım -görece ekstrem- grupların dahi adlarını duyurabildiklerini ve içine farklı bir fikir katılmak suretiyle sıra dışı hâle getirilmiş ekstrem müzikleriyle o turne senin bu turne benim dolaşabildiklerini ve bu işten para kazanabildiklerini görüyoruz. Ekstrem müzik yapıp geçinebilen gruplara saygım var arkadaş. Eşsiz bir taraf ortaya koyup bu ekstremliği farklı düzlemlerde “satabilen”, kitlelere kabul ettirebilen grupların başarılı olduklarını ve elde ettikleri şeyleri hak ettiklerini düşünüyorum.

LORNA SHORE’un son 2 yıldaki muazzam yükselişini takdir ediyorum, DECAPITATED’ın böylesine benimsendiğini ve ekmeğini öküz gibi metal yaparak kazandığını görünce mutlu oluyorum.

IMPERIAL TRIUMPHANT da bu tür gruplardan biri. Birilerinden edindikleri çeşitli ilhamları bir süzgeçten geçiren ve nihayetinde başka hiç kimseye benzemeyen bir formül oluşturan grup, yaptığı kesinlikle ekstrem ama bir o kadar da hayranlık uyandırıcı müzikle son 3-5 yılda metal dünyasının en değerli, en şaşırtıcı figürlerinden birine dönüştü.

Zachary Ilya Ezrin’in elinden çıkma bir proje olan IMPERIAL TRIUMPHANT, özellikle 2018’de çıkardığı “Vile Luxury” ile bir anda dikkatleri üzerine çekmiş; müziğinin dolambaçlı yapısı, kaotik nostaljik karakteri, imajı ve diğer pek çok dinamiğiyle tartışmasız şekilde özgün bir konuma gelmişti. 2020’de çıkardıkları “Alphaville”le bu yükselişi sürdüren grup, o albümle birlikte kimilerinin gözünde metal dünyasının en nevi şahsına münhasır gruplarından biri hâline gelmiş ve hatırı sayılır bir dinleyici kitlesi meydana getirmişti.

Peki neydi bu özgünlüğü, eşsizliği yaratan şey? Sadece müziklerindeki eklektik yapı mıydı? Bir ton farklı müzikal aseti bir arada kullanmaları mıydı? Avangart black metalden caza, teknik death metalden senfonik dokunuşlara bin bir türlü dinamikten yararlanmaları mıydı? Değildi elbet. Onları farklı kılan bir numaralı şey konseptleriydi. Fritz Lang’ın 1927 tarihli klasik filmi Metropolis’ten, New York’tan ve en önemlisi de Art Deco mimari akımından ilham alan IMPERIAL TRIUMPHANT, bu sayede gerçekten de eşi benzeri olmayan bir görsellik, bir konsept sunuyordu. Metal tarihinde belki de ilk defa bir grubun bir mimari akımı, bir tasarım yaklaşımını başlangıç noktası olarak kabul ettiğini gördüğümüz IMPERIAL TRIUMPHANT özelinde neden bahsettiğimi anlamak isterseniz Google’a Art Deco yazıp aratmanız yeterli olacaktır. Grubun kurucusu ve her şeyi olan Ezrin’in “IMMORTAL’ın kış temasını kullanarak yaptığı şeyi biz Art Deco ile yapıyoruz” yorumundan da görülebileceği üzere grup bu görselliği, bu dizayn akımını varoluşunun merkezine koyuyor ve imajından müziğine dek bu çerçevede konuşlanıyor. Grubu dinlerken sadece 1950’lilere gitmekle kalmayıp gözümüzün önünde devasa yapıların, gösterişli binaların, sanayi hamleleriyle örülen altın kaplamalı şehir silüetlerinin, devasa gökdelenlerin gelmesinin sebebi de grubun işte bu mimari akımını müzikal bir düzleme dökmeyi başarmasından kaynaklanıyor.

“Spirit of Ecstasy”ye baktığımızda son iki albümdeki katmanlı ve curcunalı IMPERIAL TRIUMPHANT’a nazaran daha yalın, daha rafine bir grup görüyoruz. Elitizmin görkemli kibrini yansıtan dokunuşlar, göğü delen ışıltılı beton bloklar, New York silüetini notalara döken yarı melankolik yarı rögar kapağı buharı kokulu bir ambiyans yerli yerinde olsa da albümün genelinde fark edilir bir “oturaklılaşma” var. Önceki albümlere kıyasla New York kimliğini en baskın şekilde hissettirme amacı güden “Spirit of Ecstas”, bunu yaparken nostaljik retro kaosundan bazı ödünler veriyor, ancak müziğindeki ışıltılar babında bence asla geri adım atmıyor. Enstrüman kullanımı konusunda her albümde kendini daha da geliştiren grup, albümde konuk ettiği sanatçı çeşitliliğiyle de yaratmak istediği çok yönlü havayı pekiştirmeyi başarıyor. Bu durum ihtişam, şoke edicilik tarafında birtakım törpülenmelere yol yapsa da IMPERIAL TRIUMPHANT’ın şarkı yazarlığı noktasında kendini her albümde daha da ileri götürdüğünü düşünüyorum. Ortalığı ne zaman kaosa bulayacaklarını ve ne zaman sakin ama tekinsiz bir minimalliğe yaslanacaklarını çok iyi biliyorlar. Bunun sonucunda albümdeki en akılda kalıcı anlardan bazılarının grubun genel kimliğine ters şekilde albümün en sade, en konvansiyonel, en çıplak bölümleri olduğunu düşünüyorum. Daha önce grupta bir süre gitar çalan Max Gorelick’in dünyaca ünlü saksafon üstadı babası Kenny G.’nin konuk olduğu “Merkurius Gilded”daki çeşitli fikirler bence buna gayet iyi bir örnek. Şarkının özellikle ilk yarısının bugüne dek IMPERIAL TRIUMPHANT elinden çıkan en güzel bölümlerden biri olduğunu; buradaki düzenlemenin, yaylı kullanımının, vokal katmanlarının, efekt beslemelerinin ve prodüksiyonun neredeyse kusursuz bir noktaya vardığını düşünüyorum. Bu kadar görkemli ve elit bir kaosu, böylesine melankolik bir şiddeti yaratmak gerçekten de herkesin harcı değil.

Eleştiri tarafına geçmeye yeltendiğimde aklıma gelen ufak tefek ayrıntılardan biri, IMPERIAL TRIUMPHANT gibi devasa bir konsept altyapısına sahip bir grubun her iki yılda bir albüm çıkarma rutininin hangi noktaya kadar etkileyiciliğini sürdüreceği sorusuyla vücut buluyor. Grup bu “albüm çıkar, turla, sonraki albümü yaz, albüm çıkar, turla, sonraki albümü yaz, tekrar et” düzenini bu denli istikrarlı şekilde sürdürmeli mi yoksa bu devasa müzikal gövde gösterilerinin nefes almasına ve bir sonraki materyal gelene kadar biraz daha demlenmesine müsaade mi etmeli, orada minik de olsa birtakım “acaba”larım yok değil. Bir dinleyici ve dinleyici kitlesinin genel karakterini bilen biri olarak her şeyi olduğu gibi IMPERIAL TRIUMPHANT’ı da çarçabuk kanıksama ve “tamam işte bildiğimiz IMPERIAL TRIUMPHANT” şeklide yorumlama fikri beni rahatsız ediyor. TOOL’a bağlasınlar, albümlerin arasını açarak değerini daha fazlaymış gibi göstersinler demiyorum, lakin 2024 yılında çıkacak yeni bir IMPERIAL TRIUMPHANT albümü yine hepimizi ihya eder mi, “Vile Luxury” veya “Alphaville” çıktığında yaşadığımız öforik coşkuyu yaşatır mı çok da emin olamıyorum. Umarım bunu tecrübe etmemiz ve “evet, yaşattı” dememiz gerekmeden grup gereken ayarlamaları yapar.

Çok başarılı albümlerin ardından gelen albümler için “öncesindeki albüm kadar özel değil, ancak yine de çok iyi bir albüm” yorumu yapılır. Direkt bir öncesindekinden konuşacak olursam gerçekten de “Spirit of Ecstasy” dinleyicide bulduğu karşılık, IMPERIAL TRIUMPHANT’ın kariyerindeki yeri, etkileyicilik, eşsizlik açısından “Alphaville” kadar özel, numunelik bir albüm değil. Ancak bu, albümün muazzam olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Dinlerken acayip zevk aldığım ve gruba bir kez daha hayran olmamı sağlayan “Spirit of Ecstasy”, IMPERIAL TRIUMPHANT’ın -umarım- uzun ve gösterişli diskografisi içinde asla sırıtmayan, müthiş anlar barındıran ve grubun metal dünyasındaki eşsizliğini daha da pekiştiren nefis bir albüm.

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.42/10, Toplam oy: 12)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2022
Şirket
Century Media Records
Kadro
Zachary Ezrin: Vokal, gitar, orkestrasyon
Kenny Grohowski: Davul
Steve Blanco: Bas, klavye, piyano, vokal

Konuk:
Colin Marston: Simmons davul
Kenny G: Soprano saksafon (4)
Max Gorelick: Lead gitar (4)
Alex Skolnick: Lead gitar
Trey Spruance: Lead gitar
Snake: Vokal (8)
Andromeda Anarchia: Koro vokal
Sarai Woods: Koro vokal
Yoshiko Ohara: Vokal
J. Walter Hawkes: Trombon
Ben Hankle: Trompet
Şarkılar
1. Chump Change
2. Metrovertigo
3. Tower of Glory, City of Shame
4. Merkurius Gilded
5. Death on a Highway
6. In the Pleasure of their Company
7. Bezumnaya
8. Maximalist Scream
  Yorum alanı

“IMPERIAL TRIUMPHANT – Spirit of Ecstasy” yazısına 9 yorum var

  1. owlbos says:

    Bazi gruplar vardir kesfettiginizde, sindirdiginizde önceden dinlediğiniz bir yıgın grup çok yavan, hatta nostaljik kalır. Cunku müzik kulağınız artık bir level daha atlamış olur. Öyle bir grupsun benim için.

    Henuz yeni albümü dinlemedim kritigi de okumaya fırsatım olmadı, ikisinin de harika olduğundan suphem yok.

    owlbos

    @owlbos, of ulan Merkurius Gilded nasıl bir şey öyle üzerime zift dökülüyorken üşümeye başladım.

    Ahmet Saraçoğlu

    @owlbos, oh be nihayet benim dışımda biri daha övdü şu şarkıyı.

    owlbos

    @Ahmet Saraçoğlu, bir daha yorum yapmak için siteye girdim. Bu yorumu görünce daha mutlu oldum. Bu yıl dinlediğim en iyi şarkı, net. Henüz 1 kez dinlememe rağmen o kadar zengin ki Norveç havası mı dersin inanılmaz sololar mi dersin, klasik IT den ödün vermek diye bir şey de yok. Sofistike bir iş.

    owlbos

    @owlbos, ödün vermek diye de bir şey yok*

    Adana sıcağında ogle molası, yemek yemeğe giderken yazdığım için bu sicakta cümle bir tuhaf oldu ahaha

    Ahmet Saraçoğlu

    @owlbos, yorumu yayınlarken “de”nin yeri farklı şekilde eklemiştim onu ben. :)

  2. Opethsevenbiri says:

    İyi, iyi de Alphaville’in kafalar daha hoştu.

  3. owlbos says:

    @Ahmet Saraçoğlu, onaylanan halini görmeden yorum yaptım, sagolasin :)

  4. owlbos says:

    Son 2 albümlerinin gerisinde bir album olsa bile hala yılın albümü.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.