# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
OMNIUM GATHERUM – Origin
| 10.11.2021

Pasifagresif tarihinin ilk incelemesinden bugüne geçen sürede metal için ne yaptın?

Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini bana gösteren gruplardan biri OMNIUM GATHERUM. THE DUSKFALL’un 2002’de çıkan “Frailty”, MORS PRINCIPIUM EST’in 2003 çıkışlı başyapıt ilk albümü “Inhumanity”, CALLENISH CIRCLE’ın aynı yıl çıkan “My Passion // Your Pain”i ve 2003 yılında çıkan ilk OMNIUM GATHERUM albümü “Spirits and August Light” o dönemde en çok dinlediğim “az bilinen melodik death metal grubu” albümleriydi.

2004 yılında kurulan metal-pit.com’un ilk forum buluşması sırasında elime tutuşturulan “Years in Waste”, 2007’de ZOR dergisi için promosu elime tutuşturulan “Stuck Here on Snakes Way”, grubun başyapıtı olarak gördüğüm ve PA tarihinin siteye girilen ilk albüm incelemesi olan “The Redshift” (14 Mart 2009, saat 01.31) hep OMNIUM GATHERUM’un benim için ufak çaplı mihenk taşları döşemesine sebep olan yapıtlardı.

Grubun sound’unu modernleştirmesi, formülize şarkılar yapmaya başlaması, yeri geldiğinde hiç sakınca görmeden IN FLAMES’leştirmesi, OMNIUM GATHERUM’un bende albüm albüm değil de belirli şarkılar üzerinden yürüyen bir gruba dönüşmesine neden oldu. İlk dönemlerimde son derece özgün işler yapan grubun “The Redshift”te yaratıcılığının büyük kısmını kullanıp sonraki albümlerde ancak ortanın biraz üstü sularda yüzebilmesi bir miktar üzücü olsa da OMNIUM GATHERUM hiçbir zaman sıçmadı, bu ne lan dedirtmedi. Belki kimi zaman çok tatmin edemeseler de kendinden soğutmadı.

Grubun dokuzuncu albümü “Origin”, alışık olduğumuz OMNIUM GATHERUM sound’unu bizlere sunan, grubun Fin sound’unu yaşatan karakterde bir albüm. Klavye desteğinin cömertçe kullanıldığı, öne çıkan ve bir miktar geri planda kalan şarkıların iç içe olduğu ve belirli dinleyicilerin belirli şarkıları sevmesinin olası olduğu türde bir çalışma. Albümü dinlerken ve grubun geçmişine hâkimseniz zaten ilk andan karşılaşacağınız şey; OMNIUM GATHERUM’un kendi sound’unu, atmosferini yaratmak adına bu zamana kadar sunduğu şeylerden bundan sonra da asla vazgeçmeyeceğini gösteren kalıplaşmış beste tarzı.

En yüzeysel ifadeyle “duygusal” dediğimiz ve içinde belirli oranlarda kederi, özlemi, kalplere dokunmayı barındıran havayı ve gazı bir potada eritme yoluna giden şarkıların bazıları bu iki kalemden “duygusal” tarafına yaslanırken (“Fortitude”) bazıları da olayın daha vurdulu kırdılı, melodik death metal tarafına bel bağlıyor (“Friction”).

Bu noktada “Origin”le ve genel olarak OMNIUM GATHERUM’la ilgili birtakım sıkıntılarım olduğunu dile getirmek durumundayım. Grup her ne kadar kötü bir şey yapmıyor olsa da, son birkaç albümdür yaptığı ortalamanın üstü şeylerin azlığı nedeniyle kendi adıma bazı sıkıntılar yaşadığımı söylemeliyim. OMNIUM GATHERUM hiçbir zaman kötü bir grup olmadı ve bugüne dek gayet güzel şarkılar ve albümler de yaptı. Ne var ki fazla bir özelliği olmayan ya da en azından öne çıkmak adına kasmayan şarkılarının sayısı da azımsanmayacak kadar fazla. 9 şarkılık albümden şimdilik 4 şarkıya, yani neredeyse albümün yarısına klip çekilmiş olmasına rağmen, OMNIUM GATHERUM’un bunca yıl sonra bile 13 yıl önce yaptığı mükemmel bir albümden daha iyisini hiçbir albümünde yapamadığını görüyorum.

Bence bunun başlıca sebebini, esasında hiç de kısıtlı ve sınırları önceden çizilmiş bir müzik yapmamasına rağmen OMNIUM GATHERUM’un hep benzer bir formül çerçevesinde takılması olarak görüyorum. Grup melodik death metali sanki anayasada yazıyormuşçasına Fin hüznü ve Fin gazı çerçevesinde yapıyor ve bunu yaparken de benzer şarkı trafikleri kullanıyor. Bana kalırsa, isteseler MORS PRINCIPIUM EST gibi daha uç noktalara da ETERNAL TEARS OF SORROW gibi daha damar noktalara da bulaşıp çok daha geniş perspektifli bir müzik de yapabilirlerdi ancak onlar nedense hep benzer bir kimliğin, atmosferin dışına çıkmamaya özen gösterdiler. “Origin”le ilgili derdim de aşağı yukarı bu sıkıntı etrafında şekilleniyor, zira albüm size deja vu’lar yaşatmaktan öteye gidemiyor.

Bu şekilde bakmazsanız, benim gibi grubu ilk albümünden bu yana; kimsecikler bilmezkenden beri dinlemiyorsanız “Origin”i gayet beğenebilirsiniz. Keza OMNIUM GATHERUM’u “Origin”le keşfettiyseniz de albüme bayılabilirsiniz. Grup zaten tam bu kıvamda bir atmosfer, müzikal karakter arayanların ilacı olacak bir müzik yapıyor. Lakin evrimine, dününden bugününe baktığımda kusura bakmasınlar ben artık bunu yeterli gör(e)miyorum. Sevdiğim, adı daha çok duyulsun istediğim bir grup olsa da gerçekleri söylemeden edemiyorum.

Bu ifadeyi sayısız incelemenin sonunda yazmışımdır ve gerçekten de hiç hoşlanmadığım bir kapanış cümlesi, ancak maalesef tekrar etmek zorundayım. “Origin” kesinlikle kötü bir albüm değil ama kötü olmamak bazen yetmiyor. Hele ki çeyrek asır önce kurulmuş, 18 yılda 9 albüm çıkarmış bir grup için hiç ama hiç yetmiyor.

6/10
Albümün okur notu: 12345678910 (5.93/10, Toplam oy: 14)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2021
Şirket
Century Media Records
Kadro
Jukka Pelkonen: Vokal, sözler
Markus Vanhala: Gitar, besteler
Mikko Kivistö: Bas, beste (6)
Aapo Koivisto: Klavye
Tuomo Latvala: Davul
Şarkılar
01. Emergence
02. Prime
03. Paragon
04. Reckoning
05. Fortitude
06. Friction
07. Tempest
08. Unity
09. Solemn
  Yorum alanı

“OMNIUM GATHERUM – Origin” yazısına 4 yorum var

  1. Boba Fett says:

    Ahmet bey bir MDM albümüne 6 verdiyse o albüm sıkıcı çok çok afedersiniz sikk*, yar*ak gibi bir albümdür. Çok kıl oluyorum bu gruba.

  2. ozzy says:

    grubun çıtayı the redshift ile yukarıya doğru çıkarmış ve new world shadows ile üst noktaya taşımıştı,bundan sonrası ise artık basit formüllerle devam etti,ahmet in dediği gibi kötü değil,ama beklenen hiç değil

  3. Noumena says:

    Kritiğe sonuna kadar katılıyorum. Birkaç albümdür Omnium bende şarkı şarkı ilerliyor. Bu albüm de öyle oldu maalesef. Friction ve Tempest haricinde şarkılar o kadar silik ve vasat ki.. Bence grubun 4-5 yıl bi hiatus a girip sağlam bir albümle dönmesi gerek.

  4. Rashid says:

    Hiçbir zaman bayılmadım Omnium Gatherum’a ama garip bir sempatim var gruba karşı. Her albümde “bu sefer olucak” diyorum ama sonuç olarak “iyi albüm”den öte bir yorum yapamıyorum. Bazen gerçekten kaliteli şarkılar yapıyorlar. Mesela Nifhtwalkers gibi bana göre aşırı iyi şarkıları yok değil ama Ahmet abinin de dediği gibi kendilerine ait bir kalıpleri var ve geberseler de bu kalıptan çıkmak gibi bir niyetleri yok. Ben bir dinleyici olarak her albümlerini keyifle dinliyorum ama insan işte bazen fazlasını istiyor. Çünkü yapabilecek kapasiteleri var.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.