# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
OBSCURA – A Valediction
| 15.11.2021

20 yılı geride bıraktılar, önlerindeki 20 yılı da bu albümle şimdiden kurtarıyorlar.

2000 sonrası progresif/teknik death metal dünyasının en önemli birkaç grubundan biri olan OBSCURA’nın yakında piyasada olacak yeni albümü “A Valediction”layız bugün. “Diluvium” sonrasında radikal kadro değişiklikleri yaşayan grup (yani Steffen Kummerer) çareyi özüne dönmekte ve OBSCURA adını metal dünyasına yazdıran müzisyenleri yeniden kadrosuna katmakta bulmuştu. Bunun ne gibi getirileri olabilirdi? OBSCURA, %75’inin grupta ayrılmış olmasına köklere dönerek mi cevap verecekti? Yoksa bizi olabilecek “en OBSCURA” albüm mü bekliyordu? Yoksa Steffen Kummerer’in kafasında başka planlar mı vardı?

Tabii ki de vardı.

Öncelikle “Valediction”ın “vedalaşmak” veya “veda konuşması” gibi anlamları var. Peki OBSCURA durup dururken neye veda ediyor olabilir?

Aslında cevap basit. OBSCURA bu albümle birlikte, bir dörtleme olarak gördüğü “Cosmogenesis”, “Omnivium”, “Akróasis” ve “Diluvium” âlemine veda ediyor. “A Valediction”ı son 2 haftada 30-40 kez dinlemiş bir insan olarak net şekilde söyleyebilirim ki OBSCURA burada 2009’dan bu yana çıkardığı 4 albümde inşa ettiği teknik death metal karakterine, neredeyse “şimdilik OBSCURA olarak bildiğimiz şeye” veda ediyor. Bunu da pek çok anlamda retro dokunuşlarla ve gruptan hiç duymadığımız tarzda yeniliklerle yapıyor. Retrolar diyorum, çünkü sanki OBSCURA hem kendisini var eden şeyleri yad ediyor, onlara selam çakıyor. Yenilikler diyorum, çünkü OBSCURA’nın evrilebileceği, OBSCURA sound’unu genişletip yeni kapılar açabilecek yeni bileşenlere merhaba diyor.

Retro tarafa baktığımızda, ne kadar devasa bir doksanların ikinci yarısı İsveç melodik black/death metali tutkunu olduğunu THULCANDRA röportajından da görebileceğiniz Kummerer’in “When Stars Collide”ın giriş rifini neredeyse bire bir şekilde GATES OF ISHTAR’ın “Wounds”undan aldığını görüyoruz. Bu bir tesadüf olamaz ve OBSCURA röportajında bunu direkt olarak kendisine soracağım. Buradan Kummerer’in doksanlardaki İsveç melodik death metalinden aldığı ilhamlara bir saygı duruşunda bulunduğunu görüyoruz. Sözlerde yer alan “You pursue the left-hand path” ifadesi de belki bunun bir işaretidir. Aynı şekilde “Devoured Usurper”da da çok net, aşırı bariz bir MORBID ANGEL göndermesi, anması, saygı duruşu mevcut. Şarkının genelinde grubun yıllar önce cover’ladığı “God of Emptiness”ın eziciliği söz konusu ve belki tesadüf belki bilinçli şekilde şarkı sözleri içerisinde “I defeat emptiness” diye bir söz var. Belki de vardır bir hikmeti…

Bu iki nokta OBSCURA’nın -tesadüf olamayacak şekilde- kendisini var edenleri yad ettiğini gösteren kanıtları oluşturuyor.

Diğer tarafa, yani yeniliklere geldiğimizde ise OBSCURA’nın daha önce hiç yansıtmadığı yüzlerini görüyoruz. Burada en sevindirici olan grubun bu yenilikleri kendi sound’una olağanüstü kusursuzlukta entegre etmeyi başarmış olması. Baştan başlarsak, açılış şarkısı “Forsaken”da “Akróasis” ayarında bilindik bir OBSCURA ile karşılaşıyoruz. Akustik gitarlı intro, kullanılan gitar efektlerine kadar bildiğimiz OBSCURA lezzeti. Sonrasındaki “Solaris”te bugüne kadar gruptan duyduğumuz en hayvani gitar işçiliklerinden birine tanık oluyoruz ve albüme adını veren şarkıda da yine alışık olduğumuz OBSCURA’yı tadımlıyoruz.

Bu noktaya kadar her şeyiyle OBSCURA bir albüm dinlediğimizi düşünürken, “When Stars Collide” ile OBSCURA tarihinin en farklı şarkılarından biriyle karşılaşıyoruz ve belki de dörtlemenin geride kalışını, artık yeni bir OBSCURA’nın bizi beklediğini tam olarak anlıyoruz. Şarkı kesinlikle yoğun bir melodik death metal ve heavy metal karakterine sahip. Misal 1.34-2.11 arası, bu iki anlayışı en iyi bir araya getiren gruplardan biri olan NIGHTRAGE’in herhangi bir albümünde duyabileceğiniz kadar çağdaş, pırıl pırıl, cayır cayır bir şey sunuyor bize. Akabinde SOILWORK’ün yetenek kumkuması vokalisti Björn “Speed” Strid’in konuk olduğu clean vokalli bir nakarat ve sonrasında da kendisini bir an olsun teknik death metale çevirmeye çalışmayan bir şarkı görüyoruz. 3.20’de giren soloyu herhangi bir hard rock şarkısında rahatlıkla duyabilirsiniz ve zaten şarkının klibindeki vintage spor arabalar da düşünüldüğünde OBSCURA’nın artık kozmosa, uzaya, patlayan gezegenlere doymuş olduğunu ve biraz nefes almak istediğini hissedebiliyorsunuz. Dinlemesi aşırı zevkli, nefis mi nefis bir şarkı ve OBSCURA’nın bu sound genişletme denemesini bu kadar rahat ve akıcı şekilde geçmiş olmasına tanık olduğunuz için de müthiş bir memnuniyet ve iç rahatlaması yaşıyorsunuz. Sizin adınıza konuşmuş gibi olmayayım ama bana kalırsa durumlar böyle.

Albümdeki şarkı adlarına baktığımda da Kummerer’in birtakım mesajlar vermek istediğini seziyorum. Misal “In Unity” (birlik beraberlik içinde) ve “In Adversity” (düşmanlık/muhalefet içinde) gibi tezat iki şarkı olması; grubun “Cosmogenesis”teki “Orbital Elements”ın devamı niteliğindeki “Orbital Elements II”yla geçmişiyle bugünü arasında bir köprü kurması, bir yerinde MEGADETH’e bir yerinde REVOCATION’a bağlayıp özellikle son 1 dakikasında bize yeni davulcu David Diepold’un meziyetlerini daha net şekilde görme fırsatı vermesi; kapanış şarkısının adının “Heritage” (miras) olması bana hep bilinçli tercihler olarak geliyor ve “A Valediction”ı OBSCURA’nın 20 yıllık tarihini her anlamda ele alan bir hesaplaşma/kendini dinleme/var oluş sebeplerini onurlandırma/geleceği tasarlama projesi olarak görüyorum. Bu nedenle “A Valediction” benim nazarımda grubun kariyerindeki en önemli albümlerden biri olmasının yanı sıra, içerdiklerinin ileriye dönük yansımaları göz önünde bulundurulduğunda OBSCURA’nın kariyerindeki en önemli mihenk taşı olma potansiyelini dahi taşıyor. “Cosmogenesis”le patladılar, “Akróasis”le adlarını günümüz metal dünyasının en önemli toplulukları arasına kazıdılar ve yeni bir defter açtıkları “A Valediction”la da çok ama çok daha fazlasını yapabileceklerini gösteriyorlar.

OBSCURA’yı OBSCURA olarak, bugüne dek yaptıklarıyla seven insanlar arasından albümü tutmayan, eleştiren, iyi bulmayanlar da mutlaka olacaktır. Sonuçta OBSCURA hâlâ en özelinden, en hasından bir progresif/teknik death metal grubu ve bu gruptan hard rock’vari sololar dinlemek istemeyen, grup elemanlarını spor arabalarla ortalığı tozuturken görmek istemeyenler de elbette ki olacaktır. Ancak büyük resme baktığımızda ben OBSCURA’nın kendisine yepyeni, gepgeniş bir 20 yıl daha açtığını görebiliyorum. 8 notunu versem de açıkçası “Diluvium” konusunda sıkıntıları olan bir dinleyicileri olarak Kummerer’in bu albümde, üstelik Christian Münzner ve Jeroen Paul Thesseling ile kadroyu yeniden toplamışken böylesine farklı ve taptaze bir OBSCURA sunmuş olmasını müthiş bir mutlulukla karşılıyorum. Dörtlemenin bittiğini biliyorduk, ama yeni defterin bu kadar özgürlükçü açılacağını gerçekten de tahmin etmiyordum. Önceki iki albümdeki müthiş kadroyu bozduktan, belli ki sıkıntılı bir ayrılık yaşadıktan sonra tekrar Münzner ve Thesseling’i almış olmasından dolayı acaba Kummerer “Cosmogenesis” kafasına falan dönüp bir şeyler kanıtlama yoluna gider mi diye aklımdan geçiriyordum, ama meğer durum hiç öyle değilmiş. Çok iyi yanıldım, çok güzel yanıldım.

Tüm bunların ışığında “A Valediction”ın OBSCURA’nın yaptığı en iyi albümlerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kendi adıma konuşursam, hayatta en sevdiğim albümlerden biri olan “Akróasis”in ardından benim için en iyi, en özel ikinci OBSCURA albümü “A Valediction” olmuş durumda ve bu durumdan aşırı mutluyum. Albüm 19 Kasım’da raflardaki yerini aldığında muhakkak ki farklı tepkiler olacaktır, ancak grubu çok seven dinleyicilere “A Valediction”a yazıda bahsettiğim noktaları da göz önünde bulundurarak bakmalarını tavsiye ederim. Albüme hasta olmayabilirsiniz, “gerçek OBSCURA bu değil” diyebilirsiniz ama biraz daha geniş perspektiften bakınca; gerçekten ikinci bir “Omnivium” veya “Diluvium” mu isterdiniz, yoksa böylesi bir grubun yeni dünyalar keşfetmesine tanık olmak daha mı değerli, bunu bir düşünmenizi isterim.

Ben kesinlikle ikinci taraftayım ve duyduğum, gördüğüm her şeyi övgüyle, saygıyla, takdirle, coşkuyla karşılıyorum ve ne kadar üstün olduğunu zaten bildiğim bir şeyin küllerinden doğuşunu ve yeni dünyalar yaratmasını hayranlıkla izliyorum.

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.86/10, Toplam oy: 51)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2021
Şirket
Nuclear Blast
Kadro
Steffen Kummerer: Vokal, gitar
Christian Münzner. Gitar
Jeroen Paul Thesseling: Perdesiz bas
David Diepold: Davul
Şarkılar
1. Forsaken
2. Solaris
3. A Valediction
4. When Stars Collide
5. In Unity
6. Devoured Usurper
7. The Beyond
8. Orbital Elements II
9. The Neuromancer
10. In Adversity
11. Heritage
  Yorum alanı

“OBSCURA – A Valediction” yazısına 27 yorum var

  1. Cryosleep says:

    Albüm daha çıkmadan 1′e basmak da güzelmiş.

    Gariban

    @Cryosleep, 4 şarkılık bir EP vardı yayınladıkları

  2. Gariban says:

    Bir grubu sevmemize neden olan şeyler kaybolduktan sonra bir grubu dinlemeye devam etmeyebiliriz gibi geliyor. Belli ki grup da yeni şeyler deneyerek eski hayranlarından bir kısmını kaybedip yeni dinleyenler kazanacağını düşünerek kendini feda ediyor. Ama benim şahsen radikal değişiklikleri hemen hazmedebilen biri değilim. Hele müzikal tarzda çılgın bir geçiş olduğu zaman. Mesela Opeth’in Watershed albümünde dinleyecek şarkılar bulmuştum çünkü eski opeth tınıları yine vardı. Heritage çıkınca isminde opeth yazan bambaşka bir grup dinliyor gibi hissettiğim için hala oturup o albümü baştan sonra dinleyemedim. Çünkü opeth dinliyorum hissi oluşturmadı bende. Hiç dinlemediğim bir tarzda müzik yapan bir grup dinliyor hissine kapıldım opeth dinliyor gibi düşünmedim. vs vs neyse lafı uzattım. Yani yeni şeyler denemenin bir dozu olmalı bu iş sanat olduğu kadar bir eğlence aynı zamanda ticari bir iş. Hali hazırda iyi yaptığın bir iş için seviyor insanlar seni. Tutup bambaşka şeyler denemeye başlarsan “toplum bizi anlamadı” kıvamına gelirsin. Konuyla alakalı olmayabilir ama içimi döktüm kusura bakmayın.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Gariban, Opeth’teki değişimle buradaki değişim bambaşka şeyler ama. Burada hâlâ bildiğimiz Obscura var ama farklı şeyleri de müziğine sokuyor. Tür değiştirme yok, sound değiştirme yok. Daha önce yayınlanan When Stars Collide’ı sevdiysen korkmanı gerektirecek bir şey yok kısacası. Sadece sound’unu tazeleyen bir grup var ortada.

    Gariban

    @Ahmet Saraçoğlu, Dilivium’u çok sevmiştim. O yüzden EP’yi dinleyince “Eee bunlar melodic death metal grubu olmuş” dedim kendi kendime. Erken karar vermiş olabilirim albümün tamamını duyunca belki fikirlerim değişir.

  3. enemyofgod says:

    Albüm çıksın bir dinleyelim. Ama single’lara bakınca ben şimdiden 10/10 basmaya hazırım.

  4. hf says:

    Devoured Usurper nasıl güzel bir şarkıdır öyle.

  5. Zamanında her ikisine de 8 vermiş olsam da hem “Diluvium”un hem de Beyond Creation’ın “Algorythm”inin işe yarayan formülün son raddesi olduğunu düşünüyorum. O yüzden bu albümü bu kadar sevinçle karşıladım. Umarım Beyond Creation da “Algorythm” benzeri bir şey yapmaz. Yapmamalı.

    owlbos

    @Ahmet Saraçoğlu, Cosmogenesis ilk dinlediğim Obscura albümü ve deli gibi de severim ama diğer albümlerini adam gibi dinlemeye zaman ayıramadım ve gerçekten acayip bir şey benim için bu durum. Oysa hepsi çocugum gibi arşivimde duruyor. Bu 4lüyü birer cümleyle özetleyebilirsen mutlu olurum Ahmet abi.

    Ahmet Saraçoğlu

    @owlbos, birer cümleyle özetlemek pek mümkün değil açıkçası, kritiklerde anlatmaya çalıştık yıllardır. :)

    Bence atmosfer açısından dördünün de ortak bir karakteri var. Dördünün de ilham kaynakları ortak ve benzer bir TDM anlayışına sahipler. Ben en çok Akroasis’i seviyorum ama bir başkasının diğer üçünden birini en çok sevmesi de gayet olası bir şey.

  6. Rzeczom says:

    obscu-obscu-obscu- OBSCURR- yok, bu o değildi.

    Cryosleep

    @Rzeczom, obscured by the sun, apocalyptic clash

  7. Yazıda belirtmeyi unutmuşum, bu albüm bir üçlemenin ilk ayağı. O notu da eklemiş olalım.

    Erhan

    @Ahmet Saraçoğlu, Sinek gibiyim şu an -ovala-ovala.

  8. 45 dk’ya Steffen Kummerer’le Obscura röportajı. \o/\o/\o/\o/\o/’

    Ahmet Saraçoğlu

    1 saat süre verdiler, 59 dk 50 saniye boyunca konuştuk ahah. Çok iyi bir Obscura röportajı geliyor şimdiden söyleyeyim.

  9. Ouz says:

    EP’ye bakınca garip bir portreyle karşı karşıya kalıyorum ama albüm 9 aldıysa senden, merakım arttı diyebilirim. Bu yıl teknik death metal için epey zengin bir sene oldu.

  10. Opethsevenbiri says:

    Bu albümle ilgili hiçbir şey yazmadım daha ama çok merak ediyorum ya Allah kahretsin.

  11. 12,5 yıllık PA tarihinin en kapsamlı, en dolu röportajı geliyor.

  12. Erhan says:

    Gece yarısını bekleyemedim gittim ortamlardan FLAC formatta indirdim albümü. Şerefsizim akıyor adeta, güzel olacağından emindim ama bu kadar memnun kalacağımı da tahmin etmemiştim açıkçası.

  13. lammoth says:

    Sene sonu yine yüzleri gülümsetmeyi başardı. Bu sene çıkan en iyi albümlerden biri olmuş. Benim sene sonu listemde yılın en iyi ikinci albümü olacak kendileri (First Fragment 1 numero). Yani bu sene bu kadar güzel albüm dinlemiş olsam da hala Mastodon’un kendine ettiklerine hayıflanmaktayım. Tabii bunun ne yeri ne de zamanı.

  14. 1001101001 says:

    vokal at the gateslerden tompa’yı anımsatıyor. world of lies, non-divine diye girecek sanıyorum sürekli.

  15. Opethsevenbiri says:

    Progresif soslu Melodeath olmuş. Albümde Obscura karakteri var ama baya bildiğin genre değişimi. Ben aşırı beğendim ama sevmeyen de çok kişi çıkacaktır muhtemelen.

  16. Dysplasia says:

    Ulan albüm güzel tamam da hakikaten prodüksiyon ne kadar iştah açıcı öyle. Çok iyi iş çıkarmışlar.

  17. otaliptus says:

    Tas gibi album, kesinlikle yilin en iyi islerinden.

    Albumdeki son sarki olan Heritage’i yatakta uzanmis dinlerken icimden bir parca kopariliyor da o parca benden bagimsiz hayat surmeye basliyor gibi hissediyorum, o derece.

    Solid 9 / 10.

  18. Ouz says:

    Albüm harikulade. Gidilen yenilikleri çok keyifli buldum ve evet Tompa+At The Gates benzetmesi yapılabilecek anlar var kesinlikle. Albümü sound bakımından First Fragment ile kıyasladığımda Obscura daha güçlü ve doyurucu bir sound’a sahip ama müzikalite bakımından First Fragment hâlâ benim için birinci sırada. Unutmadan, grubun Morbid Angel göndermesi, Morbid Angel’ın son albümündeki tüm şarkılardan daha Morbid Angel olmuş. Trey Azagthoth acaba bu albümü dinledi mi, dinlediyse ne düşündü, acayip meraklardayım.

  19. Rashid says:

    Obscura adına baya ilginç bir albüm olmuş. Steffen abimiz bu sefer baya deneysel takılmış. İyide yapmış. Dörtleme sonrası neler yapacağını hepimiz merakla bekliyorduk. Münzner ve Thesseling zaten eski üyeler ama David de hiç aksamamış diğerlerinin yanında. Cover’lerini çok beğeniyordum, nihayet iyi bir grupta baştan sona dinleme şansım oldu kendisini de.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.