# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DARK TRANQUILLITY – Haven
| 11.09.2021

Geleceğe ışık tutan köprü.

DARK TRANQUILLITY 90’larda yaptığı albümlerle melodik death metal tarihine yön vermiş ve türün en ön plandaki üç grubundan biri olarak olayın standartlarının belirlenmesinde büyük pay sahibi olmuştu. Türün diğer iki büyüğüne kıyasla her daim daha maceracı ve geniş perspektifli bir müzik yapan grup, “The Mind’s I”la birlikte doğal sınırlarına ve bir nevi doygunluğa ulaşmış ve farklı bir şeyler yapılması gerektiğini düşünmüştü. Göteborg sound’u dediğimiz şeyin sınırlarını zorlamak adına kariyerinin başından beri çeşitli girişimlerde bulunan DT, nihayet 1999 yılına geldiğimizde “Projector” adlı sürprizle bir yandan kendi kendine meydan okumuş bir yandan da geleceğine şekil vermişti.

Her ne kadar farklı şeyler denemek DT’ye yabancı bir şey olmasa da “Projector” her açıdan cesur ve özgün bir adım olarak 90’lar melodik death metalinin önemli bileşenlerinden biri hâline gelmişti. Grubun çok daha baskın şekilde kullandığı elektronik unsurlar, klavyeler, sofraya yeni eklenen clean vokaller ve yer yer gotik denebilecek dokunuşlarla “Projector” o ana kadar Göteborglu gruplardan duyulmamış türde bir çalışmaydı.

Geçtiğimiz aylarda grupla yaptığımız röportajda Mikael Stanne’ye “Projector”ın biraz hızlı geçildiğini ve hemen bir yıl sonrasında “Haven”a bağlanıp akabinde de grubun belirgin şekilde sertleştiği “Damage Done”ın çıktığını söylemiş ve bu acelenin sebebini sormuştum. Bu açıdan bakınca, her iki taraftan bileşenler barındıran “Haven”ın bir geçiş albümü olduğu ortadaydı ve Stanne de bu düşünceme katılıyordu:

““Projector” çıkınca da kimileri “bir saniye burada neler oluyor?”, “bu gereğinden fazla değişik” gibi şeyler söylemeye başladı. Bizse o sırada doğru olanın bu olduğunu düşünüyorduk. “Haven”da ise daha rahat, daha sade, daha melodik bir şey amaçlamıştık ama süreç içerisinde daha farklı bir yöne gitti ve yine ilk başta istediğimizden daha sert bir albüm ortaya çıktı. Bu açıdan bakınca evet, kesinlikle bir geçiş albümüydü. Sonrasında ise esas sevdiğimiz şeye geri dönmek istedik çünkü tutku duyduğumuz tarz ve anlayış oydu.”

“Haven”. DARK TRANQUILLITY’nin kısmen geri planda kalan ve 90’lar DT’si ile 2000’ler DT’sini bağlayan köprü olarak görülen bir albüm. Açılışındaki “The Wonders at Your Feet”le başlayarak grubun yakın geçmişini ve uzun vadeli geleceğini çizen ve aslında günümüzde dahi gördüğümüz pek çok şeyin izlerini gayet de belirgin şekilde veren son derece güçlü bir albüm. Kendi hikâyemi kısaca anlatacak olursam, “Haven” 1999 yılında tanıştığım ve anında âşık olduğum DARK TRANQUILLITY’nin gerçek zamanlı olarak yakaladığım ve çıkışına tanık olduğum ilk albümü. Zaten albümün çıkışından 1 yıl sonra grup ülkemizdeki ilk konserini vermiş ve ben de o konserle birlikte gerçek bir metal konserinin nasıl olması gerektiğine kanlı canlı tanık olmuştum.

Şöyle bir baktığımda, ilginç şekilde, en güncel DARK TRANQUILLITY’ye, yani 2020’nin “Moment”ına belki de en yakın DT albümünün “Haven” olduğunu görüyorum. “Construct” ve “Atoma”da Niklas Sundin’in yönlendirmesi sonucunda bildiğimiz DT karakteri arasına gergin, tedirgin edici bir sound’u da entegre eden ve “The Science of Noise”, “Encircled” veya “The Pitiless” gibi şarkılarda bize panik havası vermek isteyen DARK TRANQUILLITY, Sundin’in ayrılığının ardından “Moment”ta daha sıcak bir karaktere; yırtıcılık, keder, görkem gibi kavramları içeren ve elektroniğiyle, altyapısıyla her anlamda dopdolu bir karaktere (“Character”a?) geri dönmüştü. Ben bu yapının başlangıcının da miladının da en benzer anlayışının da kendisinden 20 yıl önceki “Haven”da bulunduğunu düşünüyorum.

Bu yüzden “Haven”, bir geçiş albümü olmasına rağmen sadece “Damage Done”a köprü vazifesi görmekle kalmıyor, şimdilik koca bir 20 yılı da kurtarıyordu. “Moment”taki DT’ye baktığımızda, grubun bundan sonra da yine aynı patikayı takip etmesi gayet beklenir ve akıllıca olacaktır. “Haven”ın bu tür bir değerinin ve öneminin olmasını sağlayan başlıca şey, DARK TRANQUILLITY dendiğinde akla gelen her şeyi içinde barındırıyor oluşu.

Albümün bir diğer önemi de melodik death metalin 2000’lerdeki kimliğinde bir yol ayrımını ifade ediyor olmasında yatıyor. AT THE GATES çoktan dağılmış olduğundan, türü şekillendiren en büyük iki gruptan DARK TRANQUILLITY “Projector”la “acaba satıyorlar mı?” dedirtmiş, ardından “Haven”la gayet karakteristik ve modern olsa da türün özüne saygıda kusur etmeyen bir iş ortaya koymuştu. “Haven”la aynı yıl çıkan “Clayman”e baktığımızda da IN FLAMES’in asla “davayı satmadığını”; kitlesini çok genişletecek işler yapsa da bunun melodik death metalin sınırlarını genişletmek olarak değerlendirilmesi gerektiğini görüyoruz.

Olayın yön değiştirmesi de işte tam bu noktadan sonra oldu, zira takvimler 2002’yi gösterdiğinde DARK TRANQUILLITY kariyerinin en sert işlerinden biri olan “Damage Done”ı çıkarırken IN FLAMES ise melodik death metal tarihinin belki de ilk ve en radikal denemesi olan “Reroute the Remain” ile bambaşka bir yöne kaydı. Konu melodik death metal olduğunda IN FLAMES’in bir yerden sonra şamar oğlanına dönmesine, DARK TRANQUILLITY’nin ise kendisini çok da tercih etmeyenlerden bile saygı görmesine sebep olan nokta işte burasıydı. Bu açıdan bakınca da “Haven”ın melodik death metal tarihinin yol haritasında, kamera arkasında kalan gizli aktörlerden biri olduğu söylenebilir. Grup “Projector”dan sonra “aynen böyle devam, hatta death metalden daha da uzaklaşarak bu elektronik kafalardan devam” deseydi, belki de şimdi çok başka şeylerden konuşuyor olurduk.

Kim bilir, belki de ortada konuşacak bir DARK TRANQUILLITY olmazdı.

Şarkılarına tek tek eğilmektense bir bütün hâlinde değerlendirmeyi tercih ettiğim “Haven”, yıllar içerisinde sayısız insanla yaptığım muhabbetlerden gördüğüm üzere bir bütün hâlinde iyi bir albüm. Bunun sebebi de albümdeki neredeyse her bir şarkıyı bir başkasının albümdeki favorisi olarak görmüş, duymuş olmam. Geri planda kalıyor gibi duran şarkıların dahi “ama o x yok mu…”, “herkes şunu şunu seviyor ama bence o albümün gizli kahramanı şu” şeklinde anıldığına defalarca tanık oldum. Dolayısıyla çok sevdiğim “Haven”ın gerçek DT sevenleri tarafından da hak ettiği değeri gördüğünü ve yıllar sonra bakıldığında değerinin daha da iyi anlaşılacağını biliyorum.

Ayağımızın dibindeki bu güzelliklerin farkına varalım yeter.

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.47/10, Toplam oy: 30)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2000
Şirket
Century Media Records
Kadro
Mikael Stanne: Vokaller, sözler
Anders Jivarp: Davullar, besteler
Niklas Sundin: Gitar
Martin Henriksson: Gitar, besteler
Michael Nicklasson Bas, besteler
Martin Brändström: Elektronikler, besteler
Şarkılar
1. The Wonders at Your Feet
2. Not Built to Last
3. Indifferent Suns
4. Feast of Burden
5. Haven
6. The Same
7. Fabric
8. Ego Drama
9. Rundown
10. Emptier Still
11. At Loss for Words
  Yorum alanı

“DARK TRANQUILLITY – Haven” yazısına 25 yorum var

  1. crowkiller says:

    Ahmet Saraçoğlu Göteborg metali hayranı olman beni çok şaşırtıyor, ne bileyim Ulcerate, Death, DSO, Meshuggah, seven birinin ucuz plastikten metal de dinlemesi anlaşılmaz geliyor, Vedat Milör’ün düzenli olarak uçakla Malatya’ya pide yemeye gitmesi gibi bir şeye benzetiyorum

    Ahmet Saraçoğlu

    @crowkiller, ahah uzun zamandır bundan daha yanlış bir yorum görmemiştim kusura bakma.

    - Göteborg metali metalin en önemli kurtarıcılarından biridir.
    - DT’ye plastik diyorsan çok yanlış gelmişsin.
    - Vedat Milor zaten düzenli olarak uçakla Malatya’ya pide yemeye gittiği için Vedat Milor oluyor.
    - Fırsatım olsa ben de her şeyin hasını yerinde yemek için şehir şehir dolaşırdım, bu harika bir şey.

    Opethsevenbiri

    @crowkiller, Ulcerate, Death, Deathspell, Meshuggah dinleyip Göteborg metali dinleyen sürüyle adam bulurum sırf bu sitede.

    Yiğit

    Daha demin ulcerate dinliyordum şimdi ise at the gates, hayat ne kadar garip.

    Erhan

    @crowkiller, DARK TRANQUILLITY kült bir gruptur. Bakın dikkatinizi çekiyorum şu albümü kült bu albümü şöyle demiyorum. Ulcerate, gorguts vs. dinlemek de DT sevmeye engel değil.

    Daha dün Meshuggah son albümünü dinledim, bugün de Haven dinleyeceğim

    Albüme gelecek olursak. Haven 9.5/10

    Rundown=Dünyanın en iyi ilk 100 şarkısından biri

    Dysplasia

    @crowkiller, Demek ki sıkıntı sende. Bir metalci çıkıp da DT’ye alelade diyebiliyorsa ciddiye alınmaz. Şu sitede ‘müzikten anlamıyor’ lafını ilk defa kullanıyorum, o da senin için. Hayrını gör.

  2. crowkiller says:

    @Ahmet Saraçoğlu,

    -Göteborg metali metali kurtardı derken 90 larda grunge vb akımı ile sönen metalin yeniden canlanmasını kastediyorsun sanırım fakat ben bunu kurtarmak olarak değil de ticarileştirmek ve talebe göre müzik yapmak olarak yorumluyorum, At the gates buna örnek, slaughter of soul albümü ile bir çığır açtılar ama o albüm ayrıca extrem metalin plastikleştirildiği ve yeni bir kapının açılıp binlerce benzer grubun da bu güvenli koya toplaştığı bir mihenk taşıdır.Slaughter of soul’u ne kadar çok sevdiğini biliyorum ben de severim, fakat o dönem Slaughter albümünün başlattığı akımla left hand path kafası leş soundlu sapına kadar death metal’den metalcore etkileşimli hedef kitlesi 15-20 yaş olan kolay dinlenilebilir, yüzeysel sözlü ”metal ” e geçiş dönemi başladı. İsveç extreme metal sahnesinde genel olarak bir ticari kaygı var zaten(Norveçle filan karşılaştırırsak tabi) , amon amarth, marduk 2000 dönemi norsecore çağı, Arch Enemy,Peter Tägtgren’in prodüktör olduğu çoğu albüm buna örnek.

    ne saçmalıyor bu dediğini çok iyi biliyorum sadece düşüncelerimi söylemek istedim.

    -Vedat Milör benzetmesini de mikro tatları alabilen birinin alelacele kürekle fırına fırlatıp önüne koyulan alelade bir şeyin de hastası olması ve ciddi ciddi hakkında uzun uzun yorum yapması anlamında söyledim, yani sana iltifattı, pide değil de burger king yemeye gitmesi demeliydim o daha iyi örnek olurdu.

    Erhan

    @crowkiller, Kanka konuştukça batıyorsun kusura bakma. Alelade benzetmesi gerçekten çok saçma ve kabul edilemez. O saydığın grupların çoğu eminim Dark Tranquillity’e bayılıyorlardir ve öyle böyle etkilenmişlerdir bile.

    Allamm yaa. Aleladeymis. The Gallery’i dinle önce lütfen.

    Unanimated

    @crowkiller, abi adamlar ne yapsaydı lan biz bunu yaparsak ilerde metalcore diye bir şey çıkar müzik çok ticarileşir death metalin karanlık tarafı yok olur diye mi düşünmeleri gerekiyordu? Dark tranquillity, at the Gates ve in flames iyi ki de o albümleri yapmışlar. Lan adamlar hala yeni bir tür çıkardı diye suçlanıyor inanılır gibi değil. Allah belanızı versin celtic frost, bathory sizin yüzünüzden birbirini kesen karanlık ergencikler ortaya çıktı püüüüü.

  3. koca says:

    Sabah sabah nefis bir sürpriz oldu bu inceleme, teşekkür ederim. Projector ile en sevdiğim albümlerden birini yapan DT’nin bir sonraki albümü heyecanla beklemiş, ilk duyduğum şarkı “The Wonders At Yout Feet” ile bu heyecanımı daha da arttırmış ama albümün genelinden Projector kadar hoşlanmamıştım. Üzerinden 20 yıl geçmiş, ben hala aynı fikirdeyim. Yalnız Ahmet Bey’in yazısını okurken bir detayı fark ettim: DT diskografisinde Haven ile en çok benzeşen albüm hakikaten Moment. Şimdi nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama Niklas Sundin en sevmediği DT albümün Haven, en sevmediği DT şarkısının da “Emptier Still” olduğunu söylemişti bir ropörtajda. Moment’ın Sundin-sonrası dönemde gelmesinin ve Haven ile olan benzerliğinin altında yatan en önemli neden belki de Sundin’in gidişidir. İki albümde de DT’nin diğer albümlerinde olmayan tuhaf, pozitif bir hava var. Kim bilir belki de DT’nin depresif yanı Sundin’den geliyordur.

  4. Unanimated says:

    Baştan sona efsane ve underrated bir albüm. Dt’nin geniş yelpazeli diskografisinde harika bir yer tutuyor. Burdaki gitar tonunu moment’a tercih ederim. Daha metal tınlıyor.

  5. Aykut taştan says:

    DT’nin kanımca en iyi albümlerinden. Çok beğendiğim bir albümdür hatta. Tek albümüdür.

  6. Twat says:

    Dt tarihinin en underrated 5 parçası listesi yapsam 2 şarkıyı buradan seçerim: The Same ve Fabric. Coşku ve duygusal altyapı bir arada.

    Dt’ye ve yöteboori metaline laf edilmeden önce de besmele unutulmamalıdır.

    Unanimated

    @Twat, fabric ilk dinlediğim Dt şarkılarından biriydi. Keşke o anlara geri dönebilsem o zamanki hislerimi anlatabilmem imkansız

    Twat

    @Unanimated, ilk dinlediğim parça Damage Done’dı benim. Hislerimi kabaca anlatabilirim sanırım. “Ulan ben bunu istiyorum; böylesi bir sertlik ve temiz akılda kalıcılık, yırtıcı hayvani ama aynı zamanda anlaşılabilir müzik istiyorum, hem dokunaklı hem melodik hem haşin…hem sevdiğim tıka tıka tıka thrash davulları hem alttan lead’li harika nakaratlar… İşte bu olmalı” gibi şeyler düşünmüştüm ilk defa. 2005 kışı, lise, kantin.

    Unanimated

    @Twat, çok güzel dedin kral https://youtu.be/RMBnqEyXsRQ

  7. Bora says:

    DT’nin en iyi 3 albümünden biri bence de. İyi ki zamanında böyle müzik yapmış adamlar, kendileri dahil yapabilen kalmadı.

  8. Unanimated says:

    Bu arada bu albümün in sight, cornered, misery in me adlı bonuş şarkıları da çok iyi. Hatta misery in me’nin youtubeda clean vokalle söylenmiş kötü bir kaydı vardı. Keşke albüme de koysalarmış.
    Martin Henriksson da bu albümle gitara geçip çok doğru bir karar almış kendisi bence Dt elemanları içinde hakkı en az verileni.

  9. Melkor says:

    Son dönemde sürekli bu albüme öykündükleri için biraz soğumuştum. Fakat bonusları dahil ne kadar sağlam bi albüm olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

  10. Dysplasia says:

    DT’yle tanışma albümüm. Ben Moment benzetmesine falan da katılmıyorum, bu albüm DT diskografisinde yalnız başına gelmiş gitmiş bir albümdür. Her şeyi dört dörtlük yapıp köşesine çekilmiştir. 10 puanı da basar geçerim hiç düşünmem.

  11. Ali says:

    Zamanında çok ötesinde bir albümdü.
    DT külliyatına Gallery ile dalıp kısa bir süre kronolojik olarak albümleri takip eden ben için baya enteresan gelmişti hatta yer yer hayal kırıklığı hissetmiştim
    Daha sonra defalarca dinledim, zaman geçtikçe ne kadar başarılı olduğunu anladım.
    20 sene sonra bile hala taze.

  12. Boba Fett says:

    DT kadar hem sapıtmadan hem de müziğini her albüm değiştirip, geliştiren ve yeni şeyler yapan başka bir grup şu an aklıma gelmedi hehe.

    Yiğit

    @Boba Fett, enslaved geldi benim

    Boba Fett

    @Yiğit, Unutmuşum, Royskopp coverı yapıp hiç tepki almamışlardı.

  13. arple says:

    Benim için on numara 5 yıldız bir albümdür Haven. En çok dinlediğim 3. veya 4. dt albümüdür. Hatta belki de damage done + character yoluna gitmeyip projector’daki yola devam etselerdi daha çok sevebilirdim dt’yi. Bunu yazı da da bahsedilen projector’daki elektronik kaaya aşık olan biri olarak söylüyorum. Yine bu albümde de projector albümünde de bonus şarkılar da her seferinde dinlediğim albümdeki diğer şarkılardan eksiği yok fazlası vardır. Özellikle cornered favori şarkılarımdan

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.