# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
ATHEIST – Piece of Time
| 04.08.2021

Death metale çağ atlatmanın deneyselliğinde bir zirve.

Emir Şekercioğlu

1980’lerin sonları ile 90’ların başlarında death metalin standartlarını belirleyen albümler birbirinin peşi sıra yayınlanırken, diğer yandan da yerleşik olmaya başlamış o standartları bir kenara fırlatıp kendi kurallarını koyan ve bu sayede gelecekteki sayısız efsanevi albüme, gruba ilham kaynağı olan belirli albümler tarih sahnesine çıktı. Bu açıdan bakıldığında, hem kronolojik olarak hem de bir etki-tepki zinciri olarak söz konusu albümlerin başını çekiyor Atheist’in efsanevi debut’u “Piece of Time”.

The Metal Archives’ın verdiği bilgilere göre 1990’da yayınlanan albümün kayıt süreci esasen 1988’de tamamlanmış, ancak yayın için anlaşılan ilk şirketin iflas etmesi ve başka bir yol bulma vs. derken 1990’a kadar bu albümün yayınlanması gecikmiş. Death’in o sıralarda daha “Leprosy” albümünü yayınladığı ve progresifliğinin emaresinin görülmediği, Morbid Angel’ınsa old school death metalin standartlarını belirleyen albümü “Altars of Madness”ın yayınlanması için daha bir sene gibi bir süreye ihtiyaç duyduğu şeklindeki gerçekler hesaba katıldığında bu bilgi gerçekten de insanın aklını başından alıyor. “Abi bir sakin olun…”, “Aga siz nabıyonuz!” dedirtecek cinsten bir piyasaya dalış hikâyesi Atheist’in böyle bir albümle yaptığı şey.

Öyle bir albüm ki “Piece of Time”, kendisiyle berber aynı yılda yayınlanan Nocturnus – “The Key”, Atrocity – “Hallucinations” gibi albümlerle death metali daha uç noktalarda duran bir deneyselliğe taşımış; Death’in “Human”da, Cynic’in “Focus”ta yapacakları hadiseler için bir nevi o dönemin metal dinleyicilerini “Bakın böyle şeyler de gelecek, hazırlıklı olun” dercesine uyarmış. Dolayısıyla da death metalin alacağı “progresif/teknik” gibi eklentilerin öncü gruplarından biri hâline geliyor bildiğimiz üzere.

“Piece of Time”ın zamana karşı koyan ve bu sayede hiç eskimeyen güzelliğinin, zenginliğinin arkasında elbette bu derece iddialı ve vizyoner bir işe kalkışmanın getirdiği altı dolulukla inşa edilmiş o müzisyenlik yatıyor. Hunharca parmaklanan baslar, time signature’larla alay eden davullar, bol thrash etkileşimli gitar rifleri ve soloları arasına sıkıştırılan koskoca bir jazz fusion faktörü ve Kelly Shaefer’ın yırtıcı sesiyle dillendirdiği dolu dizgin eleştirel sözlerle zaten lineer bir şarkı yapısı takip etmek ne mümkün! Elbette tempo sürekli değişiyor, daha bir önceki pasajın güzelliğinin tam tadını çıkaramadan başka bir pasajla allak bullak ediliyoruz.

Albümün açılışını yapan “Piece of Time”ın o dingin ve huzurlu intro’su sonrasında bitişe değin nefes aldırmayan güzelliği, “Room with a View” bestesinin iyice thrash hâlini alan tam gaz outro’su, “Beyond”un bilhassa başlangıç kısımları, “I Deny” ve açılış parçası kadar bütüncül bir mükemmelikte olan “No Truth” gibi parçalarla albüm yapılmamışı yapıyor, türünde ilk oluyor ve thrash-death-jazz varyantlarının üçünü de seven bir metal dinleyicisine unutamayacağı bir 32 dakika yaşatarak death metal tarihine geçiyor.

Bir sonraki albümleri “Unquestionable Presence” ile harikalar yaratmaya devam eden, hatta belki “Piece of Time”ın bir tık üstüne koyduğu düşünülebilecek Atheist’in bu çalışması, “klasikler” kategorisinde arattığımız death metal albüm listelerinde her daim üst sıralarda görünmeyi hak ediyor.

10/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.72/10, Toplam oy: 46)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1990
Şirket
Active Records
Kadro
Kelly Shaefer: Vokal, gitar, söz, beste
Rand Burkey: Gitar, beste (1, 3, 6, 9)
Roger Patterson: Bas, beste (1-3, 5-9)
Steve Flynn: Davul, beste (1-3, 5-9)
Şarkılar
1) Piece of Time
2) Unholy War
3) Room with a View
4) On They Slay
5) Beyond
6) I Deny
7) Why Bother?
8) Life
9) No Truth
  Yorum alanı

“ATHEIST – Piece of Time” yazısına 28 yorum var

  1. enemyofgod says:

    Sene 1990. Ortada ne “Human” var ne de “Testimony Of The Ancients”. Zamanının ötesinde. İroni gibi bir de albümün adında zaman var. 10/10

  2. Boba Fett says:

    Öncelikle inceleme için teşekkürler, bu albüm yok muydu daha önce? Yoksa niye bu kadar geç kalındı yahu?

    Ahmet Saraçoğlu

    @Boba Fett, vardı, 10 yıl önce falan yazılmıştı. Yazan kişi siteden ayrılınca yazılarının silinmesini istediği için silmiştik 2015 civarında.

    Boba Fett

    @Ahmet Saraçoğlu, Aklıma gelmişken sorayım, bazı grupların bütün albümlerinin siteye eklenmesi gibi bir düşünceniz var mı? Bence bazı grupların bütün albümlerinin incelenmesi, tartışılması ve konuşulması lazım.

  3. crowkiller says:

    güzel kritik eline sağlık, bazı arkadaşlar gibi albümle alakası olmayan anılar ile başlamak yerine albümün arka planını, çıktığı dönemin ortamını vs anlatman güzel olmuş

    Ouz

    @crowkiller, Bir kritik yazma talimnamesi hazırlayıp Ahmet’e ilet, sen de rahat et “bazı arkadaşlar” da kalemini ona göre dikkatli oynatsın. Bu talimnameye uymayanları da MAC adreslerinden tespit edip banlayalım, ne siteye girebilsinler ne yorum yapabilsinler.

    Necrobutcher

    @Ouz, bir önceki kritik tam rezalet yalnız. nerden keşfettiğni falan anlatıyor. o zaman biz de yazalım? herkes yazsın ? buna sizin gibi bu işi emek vererek yapan insanların karşı olması lazım.

    Ouz

    @Necrobutcher, Albümü nereden keşfettiğini ilk anlatan o yazar değil ki. Bak yukarıdaki şikâyeti yapan crowkiller’ın WORMROT – Dirge kritiğinin ikinci paragrafı nasıl başlıyor: “Wormrot’u sanırım ilk kez 2012′de duydum, lakin o anda tam dikkatimi verememiş olacağım ki ıskalamışım.”

    Hatta albümle alakası olmayan anılara takık olan crowkiller adlı arkadaşımızın NARJAHANAM – Undama Tath’hur Al Shams Mn Al Gharb kritiği “Sene 2000 falan, paso pokemon izleyip taso oynuyoruz.” diye başlıyor ve birtakım anılarla devam ediyor.

    Farklı kalitelerde kritikler her zaman oldu, bundan sonra da olacaktır. Buna, benim yazdıklarım da dâhil. O yüzden pek takılmıyorum bu gibi durumlara.

    Rzeczom

    @crowkiller, Ouz abinin yazdığı kritikleri genelde beğeniyorum. ama açıkçası benim de ilk paragrafları geçip -albüm özelinde-direkt sadede gelindiği yere atladığım oluyor bazen.

    bence yerinde bir eleştiri.

    Ahmet Saraçoğlu

    @crowkiller, @Ouz, @Necrobutcher, @Rzeczom, bu konu ara ara gündeme geliyor. Benim de albümüne göre ara sıra hatta bazen sıkça yaptığım bir şey. Burada konuya bu kadar düz yaklaşılmaması gerek diye düşünüyorum. Örnek vermek gerekirse Oğuz siteye yaklaşık 500 kritik yazdı. Ben yaklaşık 2000 kritik yazdım.

    Bunca kritiğin hepsinin sadece albüme odaklanması 1) yazan kişi için aşırı sıkıcı olur, çünkü yazan kişi sürekli aynı şeyleri yazdığını hissedip sıkılır ve 2) zaman içinde okuyucunun da her yazının benzer bir şablondan çıktığını düşünmesine neden olur.

    Bazı albümleri dümdüz teknik özellikleri üzerinden yazabiliriz elbet, ki genelde böyle oluyor. Ama bazılarını kişisel pencereden bakmadan yazmak mümkün değil. Bu iyi yapıldığında gayet de hoş ve düz albüm tahlilinden daha değerli bir şey bence. Sonuçta burada bilgilendirme metni yayınlamıyoruz, kendimizden bir şey katmak önemli diye düşünüyorum.

    Mesela yazdığım 2000 civarı kritik arasından en sevdiklerim, albümden zerre bahsedilmeyen kritikler oluyor. Aklıma ilk gelenler:

    http://www.pasifagresif.com/2011/03/opeth-blackwater-park/
    http://www.pasifagresif.com/2013/09/carcass-surgical-steel/
    http://www.pasifagresif.com/2013/02/devourment-conceived-in-sewage/

    Bunları yazmasam benim bunca yıldır kritik yazma isteğim, hevesim kalmazdı bunu çok net şekilde söyleyebilirim.

    Eleştirmek de gayet normal ama “bazı arkadaşlar gibi” gibi gereksiz yere tat kaçırma amaçlı ifadelere gerek yok. Burada ürün tanıtmıyoruz, elbette ki “alakası olmayan” gibi gözüken ama yazan kişi için o albümle bütünleşmiş anılar anlatabiliriz, anlatıyoruz, anlatacağız.

    Necrobutcher

    @Ahmet Saraçoğlu, o zaman bir önceki ‘kritik’ için yazarın manitasına teşekkür ediyorum. bizde yapıcı olarak elestirdik,eleştiriyoruz,eleştireceğiz.

  4. Ouz says:

    Eline sağlık Emir, her zamanki gibi süper kritik.

  5. Rzeczom says:

    iyi bir kritik olmuş. albümün aslında ’88 de hazır olduğunu bilmiyordum. acaba anlaşılan ilk plak şirketi ile 2 yıl önden çıksaydı amerikadaki death metal sahnesinde ne gibi değişikler olabilirdi merak ettirdi.

  6. Noshophoros says:

    Öncelikle incelemeyi beğenen herkese teşekkür ederim.

    Yalnız bu yorumu yazmama sebep olan şey teşekkürden ziyade “kritiklerde anılardan bahsetme” başlıklı tartışma konusu. Ahmet abinin bu noktada söylediklerine kesinlikle katılıyorum. Biz nasıl incelemeleri yazarken okuyucunun hassas olabileceği noktaları göz önünde bulunduruyor, elimizden geldiği kadar nitelikli bir inceleme yazmaya çalışarak hassas davranıyorsak, bazı noktalarda da okuyucunun yazar için biraz incelikli düşünmesi gerekir bana kalırsa. Yazarlık salt bir üretim makineliği değil çünkü; yazan kişinin de duyguları, düşünceleri, motivasyonları var.

    Ben anılardan çok fazla bahsetmemeye çalışıyorum, çünkü bunu yaparsam işin içinden çıkamam ve aşırı derecede kişisel bir yazı olur. Yani bu noktada “albüm incelemesi yazmak” ile “kişisel paylaşımlara yer vermek” arasındaki dengeyi iyi tutturamayacağıma yönelik bir yargıda bulunduğumu anlatmaya çalışıyorum. Yoksa benim de yazdığım incelemelerde biraz daha kişisel noktalara eğilmek istediğim nice albüm oldu bu zamana dek.

    Bir de eleştiri yaparken üslup denen bir şey vardır arkadaşlar. Dolaylı iğnelemeleri ya da “”rezalet” gibi tabirleri kullanmak yerine daha kibar/anlayışlı bir yol tercih edebilirsiniz. Bununla bir şey kaybetmediğiniz gibi, yazarı kırma ya da motivasyonunu düşürme gibi ihtimalleri de ortadan kaldırırsınız. Rzeczom’un dediği gibi en fazla, isterseniz beğenmediğiniz kısımları atlarsınız, ama yazarın kendini ifade etme özgürlüğüne böyle katı setler çekmeye kalkmak hoş değil ve olmaz da zaten. Verilen bir puandan hoşnutsuz olduğunuzda, kritiği beğenmediğinizde ya da vs. bunu daha uygun bir dille izah ederseniz, yazarın da okuyucunun da karşılıklı memnuniyeti artar.

    Lütfen bu yazdıklarımı “neyi nasıl söyleyeceğinize karar vermek” yerinden değil, empati odaklı düşünün.

    Necrobutcher

    @Noshophoros, pardon yazıda kamyonla küfür var benim rezalet demem mi üslup problemi yaratıyor? bir de şu yazı bu isteyen okur isteyen okumaz ya da isteyen istediği kısımı atlar muhabbeti çok çirkin olmaya başladı o zaman günlüğünüze yazın kritikleri açık bir mecrada paylaşmak yerine. bakın yazı albümle ilgili olmayınca yazıyla ilgili yorumlar da albümle ilgili olmuyor buradan da şu hikaye anlatma anı anlatma işinin abartılması konusuna yaptığım eleştiri destekleyeyim hemen.

    Noshophoros

    @Necrobutcher, “pardon yazıda kamyonla küfür var benim rezalet demem mi üslup problemi yaratıyor? – Öncelikle sapla samanı bir ayıralım; ben kimsenin yazarlık üslubuna karışmam. Yazıda argo ya da küfür olması o yazarın kendi tercihidir ve beni ilgilendirmez, öyle yazmayı tercih ediyorsa öyle yazar. Benim anlatmaya çalıştığım şey o değil kaldı ki ben de arada argo kullanıyorum. Üslubu argo, küfür içersin ya da tersine bu tip şeylerden tamamen arındırılmış olsun fark etmez; neticede ortada o kritik için ayırılmış bir zaman ve emek var. Senin kritiğe rezalet demen, bu ayırılmış zaman ve emeğe saygısızlık olduğundan ötürü evet problem yaratıyor. Bunu da zaten yazar ve okuyucu arasındaki karşılıklı anlayışa göre söylüyorum, başka bir yerden değil.

    “bir de şu yazı bu isteyen okur isteyen okumaz ya da isteyen istediği kısımı atlar muhabbeti çok çirkin olmaya başladı o zaman günlüğünüze yazın kritikleri açık bir mecrada paylaşmak yerine.” – Eğer belirli minvalde aynı basma kalıp şikayetleri okuyucu olarak ısrarla tekrar edip farklı bir karşılık almayı bekliyorsan o da senin problemin ve durum bu diye ben kritikleri günlüğüme yazacak değilim. Yazdığım Celtic Frost incelemesinde bana, verdiğim puan yüzünden bir sürü eleştiri yapıldı ve bu tip eleştiriler daha önce yazdığım Nirvana vb. kritiklerde de yapılmış, ben de o incelemedeki tartışmalarda neye göre puan verdiğimin mantığını defalarca açıklamıştım. Buna rağmen hâlâ verdiğim puanlara göre şikayetler olabiliyor. O zaman belirli bir kafadaki okuyucu sürekli aynı düzlemde, yapıcı olmayan bir eleştiri yapıp duruyorsa, yazarından da benzer karşılıklar almak konusunda şikayet etmemeli. Çünkü puan meselesi vb. gibi şeyler de yazarlar için “çok can sıkıcı olmaya başlayabiliyor”. Gördüğün üzere şikayet dediğin tek taraflı bir şey değil; okuyucunun yazardan olduğu kadar yazarın da okuyucudan şikayeti olabilir. Buna rağmen emek verip bir şeyler yazıyorsak oturup “günlüğüne yaz” diye cevap vereceğine biraz düşün. Yazdığım incelemelerde afedersin de hiçbir yerden tutulamayacak kaç tane yorumuna denk geldim, bir kez bile sana “günlüğüne yaz” demedim, insan gibi cevap verdim. Çok istiyorsan sen kendi yorumlarını yaz kendi günlüğüne.

    Necrobutcher

    @Noshophoros, anlıyorum yani yazar “benim fikrime” göre içi tatmin edici olmayan bir yazıyı küfürle doldurup sonuna da yazıyı manitam istedi ondan yazdım deyip rezilleşince kendi tercihi,ben buna rezalet deyince uslüpsuzluk yapmış oluyorum. diğer taraftan buraya gayet deger vererek yazı okumaya gelen insanlara” beğenmediğin kısımları atlayarak oku” demekte de bir rezillik yok ama ben bunu eleştirince problem var öyle mi ?

    Noshophoros

    @Necrobutcher, İçeriği senin için tatmin edici olmayan o kritik meselesini benle değil yazarıyla tartış. Benim muhabbete dahil olma sebebim, gösterilen bir tavırla ve üslupla alakalı ve zamanında bana da yapılmış bir şey olduğu için. Kısacası o kritiğe yönelik cevabın üstünden daha genel bir sıkıntıyı ifade ettim ben. Sense ısrarla muhabbeti o kritiğe çekiyorsun, bana değil onun yazarına anlat derdini o halde diyorum tekrardan. Benim yazdıklarımla ilgili bir derdin varsa, uygun bir dille ifade ettiğin sürece zaten seni dinler, cevaplarım.

    “beğenmediğin kısımları atlayarak oku” – Bunu ise bağlamından çok saptırıyorsun. Yazdıklarıma değer verilmediğini düşündüğüm mü var ki? Öyle düşünsem niye inceleme yazayım ki o zaman? Okuduğum yazılarda bu atlama mevzusunu zaman zaman ben de yaparım ve bilhassa yazdığım uzun incelemelerde bunu benim yazılarıma yapanlar da vardır diye tahmin ediyorum. Çünkü eski yazdığım incelemelerden bazılarını yeniden okuyunca “ya amma uzatmışım, konuyu dolandırmışım; zamanında okuyan ne çekmiştir bundan” dediğim bile oldu. Yazdığım her incelemeyi beğenmiyorum ve şimdi yeniden yazacak olsam daha farklı yazardım. Herkes, yazılan bir metnin bütününü büyük bir iştahla okumak, takdir etmek zorunda değil. Bunun dışında, kendi adıma konuşacak olursam, ben zaten her incelememde okuyucu yorumlarına dikkat ediyorum, yapılmış bir eleştiri doğru ifade edilmişse ve haklı bir noktaya dayanıyorsa da ona göre davranıyorum.

    Bazıları sadede gelinmesini seviyordur, bazılarının da kişisel deneyimlerin paylaşılmasıyla bir problemi yoktur. Benim için burada bir rezillik yok, kaldı ki sen bu duruma “rezillik” gibi ağır bir ifadeyi seçiyorsan rezillik görmemişsin derim ben de.

    Son olarak, “eleştiri yapmanda” problem yok; “eleştirme şeklinde” problem var. İlk yazdığım yorumda da sıkıntının ifade şekli olduğunu açıkça belirttim. Dikkatli okursan, söylediklerimde sağduyuya aykırı bir şey olmadığını görürsün. Görmek istemezsen de sen bilirsin.

    Necrobutcher

    @Noshophoros, bhu arada ben de kritik yazıyorum arada beğenmediğin kısım olursa atlayabilirsin.

    https://solusmusica.com/inceleme/opeth-sorceress/

  7. cemilokumus says:

    Bu albümün death metal denebilecek çalışmalardan henüz ortada sadece “Possessed – Seven Churches” ve “Death – Scream Bloody Gore” varken ve üstelik bu albümler de büyük ölçüde thrash metal etkisi taşıyorken daha o zamandan death metal için akıl almaz bir progresiflik ve sınırsızlık ortaya koyması ve bunu tamamen old-scool bir şekilde yapması gerçekten akıl almaz bir başarı. Eline sağlık Emir, çok iyi kritik. 10/10

  8. Necrobutcher says:

    @Noshophoros, saptırma falan yok beğenmediğim kısımları atlayarak okuyacaksam o yazıya verdiğim değer de rezalet derecesinden öteye geçemez. eleştiri dilim de yazıdaki kadar kirli değil. yazı dili analı bacılı amlı götlü seviyede bense sadece rezalet demişim senin yazacağın yazının amına koyim deseydim o zaman belki yazı dili kadar alçalmış olurdum. sorun burada yazı dili de değil zaten içerik bomboş internet haberi gibi x maçı hangi kanalda diye aratıp karşına çıkan içinde bilgi içermeyen internet haberleri gibi. albüm çok güzel şuna şuna ve şuna benziyor bunlar kimmiş amk yav deyip açtım zaten manitam da önermişti siz de alın okuyun amk. zaten basslar da iyi duyuluyor gitarlar da cayır cayır (cayır cayır? içinde gitarın cayı cayır olmadığı metal albümü var mı?) neyse daha fazla uzatmaya gerek yok. u yazı gayet güzel zaten senin yazıların genelde gayet doyurucu oluyor ama eleştiri gelince tetiklenmeyin bu sitede takılan insanların ya hepsi bu kültürü icra edecek kadar iyi biliyor diğer yarısı da zaten inceleme yazacak kadar hakim.

    ismail vilehand

    @Necrobutcher, https://bit.ly/3yuHchl

    Senin gibi koyu bir fanımı kaybettiğim için şu an kendimi brutal vokali bırakmış Mikael Åkerfeldt gibi hissediyorum. Bu arada manitamın da çok selamı var.

    Necrobutcher

    @ismail vilehand, cidden ben de çok üzgünüm. Bi dahaki yazında burzum mayhem kavgasını ya da m mansonun kendisini emmek için kaburgalarını aldırdığı hikayesini bekliyorum.

  9. Necrobutcher says:

    Üç gündür su albüme övgü düşünüyorum cevabı George costanzada buldum.

    Ménage à trois

    Seinfeld’in bir bölümünde Jerry çıktığı kızdan ayrılmak için bahane ararken george’a danışır o da kızı üçlü ilişkiye (ménage à trois)davet etmesini nasil olsa kabul etmeyeceğini ve terk edeceğini öğütler. . Jerry kıza konuyu açar ama kiz tepki koymak yerine hemen kabul eder.

    Sonra Jerry konu hakkında hayal kırıklığını anlatıp bunu asla denemeyeceyecegini george’a sitem ederken George o muhteşem tespitte bulunur:

    -are you crazy !! This is like discovering plutonium by accident !!!

    Resmen kazayla maden kesfetmisler gibi bir album. Burada kaza ile bölümüne takilmayalim lütfen.

    https://youtu.be/G-ms3NPVMJg

  10. Cryosleep says:

    Ne güzel, ne tatlı bir albüm bu ya.

  11. Boba Fett says:

    Bunu seven bunu da sevdi.

    https://www.youtube.com/watch?v=az1FdLc-PVg

    Ahmet Saraçoğlu

    @Boba Fett, buyurun.

    http://www.pasifagresif.com/2022/10/miscreance-convergence/

    Boba Fett

    @Ahmet Saraçoğlu, Şaka gibi, 2 sene önce muhtemelen buradan aklımda kalmış hatta yorum bile yapmışım, şimdi yeniden keşfetmiş gibi buraya yazmışım, çok ilginç.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.