# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
DEVOURMENT – Conceived in Sewage
| 06.02.2013

Ahır.

Sabahın köründe uyandığınızı, şile bezinden çarşafınızın pütürlü yüzeyinde uzanmış, bir süre sararmış tavana baktığınızı düşünün. Dışarısı sabah ayazı, havada hafif bir sis, çimenleri örten serin bir çiy örtüsü var. Evdeki diğer insanları uyandırmadan, tahtalardan olabildiğince az gıcırtı çıkararak mutfağa gidiyorsunuz. Ev serin; bir hırka giyseniz iyi olur.

Dünden kalan dibi tutmuş tarhana çorbasını ısıtıp, dışarıda unutulduğu için iyice sertleşmiş ekmekten bir parça bölerek karnınızı doyuruyorsunuz. Pencerenin altından gelen soğuk kalçanıza vuruyor; hırkayı poponuzla sandalye arasına sıkıştırıp soğuktan korunmaya çalışıyorsunuz. Maazallah ishal olursanız fena; bu serin havada kim evin otuz metre ilerisindeki tuvalete gidecek?

Sıkı şekilde giyinip evin çok ses çıkararak açılan kapısında çizmelerinizi giyiyorsunuz. Kepeneğinizi sırtınıza atıyor, kavalınızı da alıp evden çıkıyorsunuz. Etrafta fazla ses yok. Uyanan kuşlar, cırcır böcekleri.

Az sonra otlatacağınız sığırların bulunduğu ahırın iple bağlı aralık kapısına yaklaşırken uzaktan köpek sesleri duyuyorsunuz. Üç dört köpek canhıraş şekilde havlıyor. Garibinize gidiyor, bu saatte bu hayvanları böyle bağırtan nedir ki?

Ahıra yaklaştıkça sesler devam ediyor. Köpekleri rahatsız eden bir şey var. Ahıra on metre kala, köpek sesleri iyice artıyor, yakınlaşıyor. Ahırın arka tarafında dolanan birkaç köpeği görüyorsunuz. Merakınız artıyor.

Bu sırada ayağınıza bir şey batıyor, şöyle bir tökezliyor, birkaç adım sekiyorsunuz. Kalın çizmenizin altından bir şey batmış olamaz, demek ki çizmenin içinde bir şey var diye düşünüyorsunuz. Ahırın kapısına iki üç metre kala yere oturup, çıkarması zahmetli çizmenizi ayağınızdan çıkarmaya çalışıyorsunuz. Sırtınızdaki koca kepeneğin de bu işlemi kolaylaştırdığı söylenemez.

Yerde oturmuş halde çizmeyi çıkarıp içine bakıyorsunuz. Evet, tabana saplanmış sertçe bir diken var. Parmağınızı daldırıp çekmeye çalışıyorsunuz ama diken sanki tabana çivilenmiş gibi duruyor. Bu sırada köpekler havlamaya devam ediyor. Sinirlenmeye başlıyor, çizmeyi yere sertçe vuruyorsunuz. Köpek havlamaları iyice yaklaşsa da, dikene olan öfkeniz dikkatinizi başka bir şeye vermenizi engelliyor. Küfürler ede ede çizmenin içindeki dikeni var gücünüzle çıkarmaya çalışıyorken, köpeklerin çok yakınınızda olduğunu fark ediyorsunuz.

“Siktiğimin dikeni! Çıksana artık!” diye kendi kendinize bağırırken, uzaktan bir ses duyuyorsunuz.

“Kuuuurt!” diye haykırıyor ilerki evde yaşayan bir yakınınız. “Kurt geldiii!”

Bir anda irkiliyorsunuz. Bu saatte ne kurdu?

Tam o sırada ahırdan sesler gelmeye başlıyor. Bir an durup dinliyorsunuz. Sığırlar bir anda huzursuz sesler çıkarmaya başlıyorlar. Homurdanmalar, böğürtüler arasında, çok yakından bir hırlama duyuyorsunuz. Çok yakınınızda, köpek hırlamasına benzemeyen bir hırlama.

“Yoksa?” diyorsunuz. “Kuuuurt!” diye bağıran yakınınızın ve artık neredeyse yanı başınıza gelen ve durmaksızın havlayan köpeklerin arasında, içindeki dikeni çıkarılamamış çizmenizi ayağınıza geçirmeye çalışıyorsunuz. İçerden gelen hayvan sesleri artıyor, iki metre önünüzdeki aralık kapıdan, daha önce hiç duymadığınız sesler geliyor.

“Kurt içerde olabilir mi?”

Oturduğunuz yerden doğrulamadan, sanki yerin sarsıldığınızı hissedeceğiniz şekilde bir gümbürtüyle, hemen önünüzdeki ahır kapısını tutan ipin bir çırpıda koptuğunu ve onlarca sığırın kapıdan fırladığınız görüyorsunuz. Yerinizden kalkmanıza imkân tanımayacak kadar yakın olduğunuz kapıdan fırlayan sığırlar, ahırdaki kurttan gözleri dönmüş şekilde kaçışmaya başlıyorlar.

Tek elinizle yüzünüzü kapamaya yeltenseniz de, daha ilk çıkan sığırın toynakları sağ elinizi toprağa gömmeye yetiyor. Ancak elinizin acısını duymaya fırsatınızın olmadığını anlamanız çok uzun sürmüyor. Sığırlar delicesine üstünüzden geçmeye başlıyor. Çenenize gelen toynakların döktüğü onlarca dişinizi dilinizle hissederken bir yandan da o panikte üzerinize düşüp kaburgalarınızı kıran ve sonra daha da can acıtacak şekilde üzerinizde ayağa kalkmaya çalışan sığırın sıcak böğrünü yanağınızda hissediyor, kendi dişlerinizi yutarken bir yandan da ezilen diz kapaklarınızın dayanılmaz acısıyla kendinizden geçercesine bağırıyorsunuz. Tüm vücudunuzu ezen bu yüzlerce kiloluk hayvanların dizginlenemez çılgınlığı içinde, aklınızdan geçen tek şeyin bir an önce ölmek olduğu gerçeğiyle yüzleşiyor, hareket etmenize müsade etmeyecek ağırlıktaki kepeneğin çamura iyice saplanmasıyla, kaçışan hayvanlar için adeta bir paspasa dönüşüyorsunuz.

Akıl almaz bir acı içerisinde çılgınca bağırırken, ardı arkası kesilmeyen sığırların kaslı bacaklarının omuzlarınızı, apış aranızı, midenizi kanırta kanırta ezmesini, artık kendinden geçmiş, paralize olmuş şekilde hissediyor, bu acıyla nasıl baygınlık geçirmediğinizi, nasıl ölmediğinizi düşünüyorsunuz. Tam boynunuzun yan tarafına gelen ve yemek borunuzu az biraz yırtan topraklı bir toynağın ardından, “Neden hâlâ hiçbiri kafama basmadı!” diye düşündüğünüzü hissediyorsunuz. Çıldırmış, ağzınızdan kanlar fışkırır bir halde, olduğunuz yerde acıdan tepinerek, “Kafama basın orospu çocukları! Kafamı ezin de bitsin amını siktiklerim!” diye beyninizin en derinlerini yırtar şekilde, içten içe böğürüyorsunuz.

Ve nihayet kurtuluşunuz geliyor. Arkada kaldığı için kurtla mücadele etmek zorunda kalan bir boğa, arka ayağına yapışmış kurtla birlikte kapıdan dışarı fırlıyor. Can havliyle çırpının hayvan, bileğine kilitlenmiş kurttan kurtulmak için, olduğu yerde zıplıyor, tepindikçe tepiniyor.

Acıdan kendinizi şaşırmış halde kan kaybından ölmeyi bekler vaziyette gökyüzüne bakarken, beklediğiniz o görüntü görüş hizanıza geliyor. Havaya çifteler atarak tepinen boğa, tam tepenize iniyor. Kafatasınızı kıran arka toynaklardaki neme yapışmış toprak parçaları, beyin zarınızı delen toynaklarla birlikte beyninize bulaşıyor, yerinde duramayan hayvanın bir kez daha zıplamasıyla bir anda kafanızın içinden çıkan toynağın etrafa saçtığı ılık beyin dokunuz, akıttığınız onca kanı emmekle meşgul olan nemli toprağa dökülüyor.

Tüm hayvanlar sesleri duyulmayacak kadar uzağa kaçtıktan, kaçan kurdu kovalayan köpek sesleri uzaklaştıktan sonra, nihayet sessizlik oluyor.

Açık ahır kapısının önünde lime lime olmuş şekilde yatarken, az önce ortalığa saçılan kan gölünü emen ve artık kıpkırmızı olan kepeneğinizle, yukarıdan bakıldığında kırmızı pelerinli bir süpermene benziyorsunuz. Oysa ki ne kadar da normal, her zamanki gibi bir gün olacaktı.

Ama olmadı.

Daha birkaç dakika önce, ısıttığınız tarhananın üzerinde buhar tütüyordu.

Şimdiyse sizin ıslak çiyle kaplı toprak üzerine saçılmış ılık beyin parçalarınızdan hafif bir buhar yükseliyor.

Amına kodumun dikeni.

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.81/10, Toplam oy: 47)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2013
Şirket
Relapse Records
Kadro
Mike Majewski: Vokal
Ruben Rosas: Gitar
Chris Andrews: Bas
Erik Park: Davul
Şarkılar
1. Legalize Homicide
2. Fifty Ton War Machine
3. Conceived in Sewage
4. Fucked with Rats
5. March to Megiddo
6. Today We Die, Tomorrow We Kill
7. Heaving Acid
8. Carved into Ecstasy
9. Parasitic Eruption
  Yorum alanı

“DEVOURMENT – Conceived in Sewage” yazısına 24 yorum var

  1. Tormentor says:

    Bunu albümden yayınlanan 2 şarkı fonda çalarken okudum yeminle çok pis kanım çekildi.. Albümün tamamını dinleyince de aynı etkiyi hissedeceğiz sanırım.

  2. serdar91 says:

    korku filmi senaryosundan hallice bir kritik olmuş ahmet abi.ellerin dert görmesin!

  3. kenibıl says:

    sn. saraçoğlu, relapse records tıpkı dying fetus hususunda olduğu gibi kişisel kıyak geçti galiba size :)

    Ahmet Saraçoğlu

    @kenibıl, Relapse candır. :)

  4. Exorsexist says:

    Uzun zamandır böyle derinlemesine kritik okumamıştım, iyi oldu. Stüdyo videolarından izlediğm kadarıyla devourment müziğinde rif kullanılmaya başlanmış ve biraz da bunun için özellikle mana studio seçilmiş . Molesting’in hayranıyım, butcher’ı severim, ama unleash epey hayal kırıklığıydı benim için. Dinlemeyi bekliyorum hala.

  5. Çok güzel bir kritik, ellere, beyne sağlık.

  6. Kemal says:

    uzun suredir konsept kritik gelmiyordu, iyi oldu bu :)

  7. Kaan says:

    Buna benzer olaylar binlerce yıldır kim bilir kaç defa gerçekleşmiştir. Yazının sonundaki kıssadan hisse – “neye niyet neye kısmet” mesajından sonra bu albümü dinlemeye büyük bir arzuyla niyetleniyorum. Allahtan ahırım yok..

  8. Pue says:

    Bence böyle bi kritik cattle decapitation denen sığırlara iyi gidermiş :)

  9. Vay anasını arkadaş. Gece gece olacak şey değil.

  10. İşte budur.. Bu kadar.

  11. Eline sağlık Ahmet. Böyle hikayeli kritik pek sevmiyorum ama albümün havasını iyi vermişsin, öyle tahmin ettim sfsd. Şu promoyu alayım ben senden hele.

  12. Albümün oylanma sayısına bakarsak, demek ki baya bi insana promo gelmiş. :)

    Rotten Angel B.C.

    @Ahmet Saraçoğlu, Puanları; senin olumlu/olumsuz yorumlarına göre atıyorlar :) Dinlemelerine lüzum yok ki :)

    Hatta yayınlanmış bir albümü dinlemeden, Ahmet’in yorumlarına veya verdiği puanlara göre; albümü öven/eleştiren insanlar da olduğunu düşünüyorum.

    Pue

    @Rotten Angel B.C., (+1)+1

  13. DrAQA says:

    “Kafama basın orospu çocukları!” bölümünde sağlam kahkaha attım. :)

    Sitedeki kritiklerin yönü yavaş yavaş değişiyor gibi, artık albümün ‘ne olduğu’ konusundan çok ‘ne hissettirdiği’ konusu rağbet görüyor, çok başarılı bir yazı olmuş, zevkle okudum. Teşekkürler. :)

  14. Ufuk Sönmez says:

    ahaha çok iyiydi ya eline sağlık, bu arada serbest çağrışım:

    ahır roman

  15. atoutlemonde says:

    Zevkle okudum, grubu ve dolayısıyla albümü hiç dinlemedim ama içerisindeki dehşeti iliklerime kadar hissettim. Normalde albümlere not verirdim ama kritiğe 10u basmaktan kendimi alamadım.

  16. caksu says:

    Güzel güzel, eline sağlık. Ne zamandır okumuyordum kritikleri, değişiklik iyi geldi.

  17. Eline sağlık Ahmet, hikayenin etkisine girmemek mümkün değil :)

  18. TAAKE says:

    very nice,very nice

  19. Tormentor says:

    Albümü bugün itibarıyla dinleyen biri olarak kritiği okurken hissettiğim bütün duyguları dinlerken de hissettiğimi söyleyebilirim.. Brutal Death Metal adına bence çok kaliteli ve iliklerinize kadar hissedeceğiniz bi albüm olmuş ve tam benim istediğim şekilde çok doyurucu bi brutal death bu. Bu albüm benim için 9′dur.

  20. eartop says:

    Eline sağlık çok güzel bir yazı olmuş.Yalnız böyle yeni albümlerin kritiklerini her zaman zamanında görmek isteriz.Belki bu albüm relapse records tarafından gönderildi ama yeni çıkan albümlerin kritikleri de albüm çıktıktan 1 hafta 10 gün sonra siteye yüklense çok daha fazla konuşulur bence :)

  21. ismail vilehand says:

    Butcher The Weak’ten de, Unleash The Carnivore’dan da çok daha iyi bir albüm. soundun eziciliğinin yanı sıra bestelerde türün diğer gruplarına göre çok üstün.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.