# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
MORBUS CHRON – Sweven
| 17.07.2021

Bilenin başyapıtı.

Oğuz Sel

Hipnofobiden muzdarip olanları hariç tutarsak bence uyku ve rüya, insanın, bu dünyadaki kötülüklerden kendisini uzak tutmasının en iyi yollarından biri. Düşünün, şöyle sağlam bir rüya gördüğünüzde gitmediğiniz yerlere gitme, yüzlerini seçemeseniz de bambaşka insanlarla tanışma, onlarla sohbet etme gibi imkânlarınız olabiliyor. Dahası, görebileceğiniz rüyalardaki kimi imgeleri dikkatlice analiz ederseniz, geleceğinizle ilgili verilere daha ulaşmanız mümkün oluyor, tabii her zaman değil. Konuya doğrudan uyku ve rüya meselesinden giriş yaptım ve bu, çoğu zaman olduğu gibi sebepsiz değil. Zira bugünkü ilk konuğumuz, son yılların en underrated müzik insanlarından Robert Andersson’un önderliğini yaptığı Morbus Chron’un efsane statüsüne rahatça ulaşan albümü, “Sweven”.

Rüyanın eksiksiz bir kurtuluş olduğunu düşünen ve kendini, farklı dünyaları düşünerek epey zaman geçiren, -öyle ki- bu düşünüşler neticesinde yorgun düşen biri olarak tanımlayan Andersson’un, eski İngilizceden aldığı “Sweven” kelimesi de rüya ve uyku esnasında görülen görüntü manasına geliyor.

8 yıl gibi kısa bir zaman dilimine; bir demo, iki EP ve iki de uzunçalar sığdırabilen Morbus Chron, daha sıradan bir death metal yaparak başladığı kariyerinde Autopsy ve Death gibi türün anıt isimlerinden ilham alarak şarkılarını şekillendirdi. Hatta o kadar ki grup, yayımladığı ilk albümünü, bir “Autopsy filtresi”nden geçirerek hazırladı. Saygı duruşu önemliydi, bu duruş, onları müzikal rekabet içerisindeki İsveç death metal gruplarından belki de ayıracaktı. Ama pek öyle olmadı. Evet, yer yer Lovecraft temaları barındıran 2011 çıkışlı “Sleepers in the Rift” çok sevildi, İsveç death metalinin Dismember ve Entombed gibi dev isimleriyle ufak tefek kıyaslamaları bile yapıldı ama bu albüm, Morbus Chron’u pek kesmedi.

Az önce ifade ettiğim gibi ürettikleri eserleri, belirli filtrelerden geçirip bazı kural ve kısıtlamalara tabi tutan Morbus Chron, Andersson’un aldığı radikal bir kararla yeni albümleri için kurgulanan materyallere aynı muameleyi yapmaktan vazgeçti. Tüm eserlerin altında imzası bulunan müzisyen, bu defa müzikal bakımdan daha özgür, rüya konsepti ile uyumlu, dinledikçe açılan ve anlaşılabilmesi için üzerine kafa yorulması gereken “Sweven”ı dinleyicilerin beğenisine sundu.

Morbus Chron’un önceki işlerinden farklı bir yola girdiğini açılışının daha ilk saniyelerinden itibaren belli eden “Sweven”, ninni manasına gelen ve yine pek fazla kullanılmayan bir İngilizce kelime olan “Berceuse” ile başlıyor. Andersson, verdiği röportajlarda, bizim de zaman zaman buralarda söz ettiğimiz materyal bolluğuna ve bu materyallere ulaşmanın kolaylığından söz ederken ilk intibaının önemine vurgu yapıyor ve şarkıların ilk 30 saniyesinin, dinleyicinin, o şarkıyı hatta albümü dinleme veya dinlememe konusunda fikrini değiştirebileceğini ifade ediyor. Belki de tam bu nedenle “Berceuse” 30. saniyenin son milisaniyelerinde giren temiz gitarlı pasajın, tersten çalınmış ve reverse reverb’lü versiyonunun ilk 30 saniyeye yayılmasıyla başlıyor. Buradan şunu anlıyoruz: Robert Andersson, belirli bir serbestiye sırtını yaslayıp kafasına göre takılmak yerine yaratımlarını saniye saniye tasarlıyor ve bunu, albümün son saniyelerine kadar sürdürüyor. Hem de olabildiğince tutarlı şekilde. Hatta ilk şarkının açılışındaki tersine çaldırma meselesini, bu defa 8 saniye artırarak son şarkı “Terminus”ta kullanarak devam ettiriyor.

Albümün ilk parçalarında, eski müzik üretim alışkanlıklarından tamamen kurtulamayan ama farklılıklar denemek isteyen bir müzisyenin, geçmişine sünger çekmek yerine ona, biraz hüzünlü bir saygı duruşunda bulunuyor olması, sizin de gözlerinizden kaçmayacaktır. Bunun için Andersson’u suçlayamayız tabii. Hayatını, eski usul death metale adayacak kadar tutkulu ve bir müzisyen neticede. Ancak albümde ilerledikçe, bir şeylerin keskin şekilde değiştiğini de deneyimleyeceksiniz. Zira Andersson’un zihnindeki yeni Morbus Chron, bol sürprizli, çoğu zaman tempo değişikliklerine giden, alışıldık death metal kalıplarından çok uzak formda eserler içeren, temiz ve akustik duyumlu bölümlere alan ayrılan, yer yer minimal düzeyde de olsa klavyelerin de boy gösterdiği bir müzik üretiyor. Bu noktada albümü dinlerken bahsettiğim bu durağan, akustik ve sürprizli kısımların bana yaşattığı heyecanı ve şaşkınlığı, ilk dönem Opeth albümlerinde yaşadığımı belirtmeden geçemeyeceğim.

Kimilerine göre parçalar için yazılan sözler çok kısa hatta genel konsepti zenginleştirmek için yetersiz fakat albümdeki her şeyde olduğu gibi söz yazımında da Andersson hesaplı kitaplı hareket ediyor. Albümdeki müzikleri ön planda tutan ve sözleri, şarkı yazımının tamamlanmasının ardından eserlere yediren müzisyen, böylece parçaların daha heybetli, sözlere tutsağı olmayan yapıda olmasını sağlıyor.

Bana kalırsa “It Stretches in the Hollow” adlı eserden itibaren varmak istediği son durağa doğru yolculuğa başlayan “Sweven”, geri kalan diğer tüm şarkılar boyunca aynen kapak görselindeki gibi kasvetli, bilinmezliğin verdiği o meşum iç huzursuzluğunu, dakikalara yayarak dinleyeni kimi zaman içerisinde bulunmaktan tuhaf bir haz duyduğu, kimi zamansa bir an önce uyanarak kurtulmak istediği bir rüyalar bütününün içine hapsediyor.

Her güzel şey gibi Morbus Chron da “Sweven” albümünün çıkışından bir yıl sonrasında sonlandı. Grup üyeleri arasındaki müzikal ve fikrî ayrılıklar bunda etkili oldu. Ama Robert Andersson’un içindeki müzik üretme tutkusu henüz sonlanmamıştı ve “sweven” kelimesini bu defa grup adı yapıp karşımıza yeniden çıktı. Peki, Sweven nasıl bir müzik yapıyordu? Morbus Chron efsanesini sürdürebilecek miydi? Bir sonraki yazıda dilim döndüğünce bundan bahsedeceğim.

Not: Kritiklerini hazırlamamı rica edip Morbus Chron ve Sweven ile tanışmamı sağlayan owlbos’a teşekkürlerimle.

9,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.70/10, Toplam oy: 20)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2014
Şirket
Century Media Records
Kadro
Robert Andersson: Vokal, ritim gitar
Edvin Aftonfalk: Lead gitar
Dag Landin: Bas
Adam Lindmark: Davul
Şarkılar
1. Berceuse
2. Chains
3. Towards a Dark Sky
4. Aurora in the Offing
5. It Stretches in the Hollow
6. Ripening Life
7. The Perennial Link
8. Solace
9. Beyond Life's Sealed Abode
10. Terminus
  Yorum alanı

“MORBUS CHRON – Sweven” yazısına 6 yorum var

  1. Son 10 yılın en özgün, en karakteristik albümlerinden biri. Gerçekten de bilenin bildiği bir başyapıt. Çok farklı bir havası, atmosferi var ve death metalin nefes alması ve genişlemesi anlamında atılmış değerli adımlardan biri. Eline sağlık Oğuz.

  2. owlbos says:

    Ellerine sağlık Oğuz abi, yine harika bir yazı olmuş. Gercekten 2010larin en değerli albümlerinden biri benim için. İlk anından son anına kadar kendine has bir havası oldugunu gosteren bir başyapıt.

    Andersson vurgularina katılıyorum, gercekten cok ozel bir müzisyen. Yanılmıyorsam Morbus Chron öncesinde Entombed ile canlı performans sergiliyordu kendisi. Ayrica ilk dönem Opeth benzetmene kesinlikle katılıyorum (özellikle Orchid).

    Kritik için tekrardan teşekkür ederim, umarim daha onceden bu albumu duymayan yada duydugu halde dinlememe hatasına düşen PA sakinlerine bu kritik bir vesile olur.

  3. bachibozuq says:

    Bu ne bicim bir giristir hipnofobi ne alaka marjinal olacaz diye cok saapiyosunuz :)

  4. ozzy says:

    death metal anlayışıma vizyon getiren albümlerden birisi,eline sağlık,hala dinlemeyenler için iyi bir hatırlatıcı olmuş

  5. Marvin Yanbasanyan says:

    Oğuz sel tarafından övgüye mazhar olup da denediğimde hayal kırıklığına uğradığım bi death metal albümü olmadı. Daha çok death metal kritikleri görmek isteriz kendisinden.

  6. Ouz says:

    Güzel sözleriniz ve yorumlarınız için teşekkür ederim arkadaşlar.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.