# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
SPIRITWORLD – Pagan Rhythms
| 19.07.2020

Death metal, thrash metal ve hardcore’un ıslak kalasa dönüştüğü ateşli bir yarım saat.

Satanizmi betimlemelerinin, referanslarının kutsal kitaplar ve dinî öğretilere tepki şeklinde yansıtılmasının yavaş yavaş sonuna geldiğimizi düşünüyorum. Kutsal addedilen kitaplardaki cehennem tasvirleri ve insanoğlunun kendi yanlışlarının suçunu attığı günah keçisi Şeytan’ın alışıldık tasavvuru yavaştan miadını dolduruyor, doldurmasa bile olaya daha gerçekçi ve dünyevi bakan anlatımlar çoğalıyor.

Norveç black metal gruplarının anlattığı bazı şeytanlarda cehennem buzlar içerisinde bir yer olarak tasvir ediliyor, bazısında kötülüğün sadece kadim kitapların tozlu sayfalarında anlatılmadığını ve insanoğlunun eski zamanlardan beri gelen geleneklerinde dahi yaşatıldığını; bazen bir hayvanın bazen bir ağacın ruhunda vücut bulduğunu görüyoruz. BEHEMOTH’un “The Satanist” klibindeki ana karakterin cehennemi, yaşadığı şehrin caddeleri ve o şehirde yaşayan insanlarken; bir başka grupta ise cehennemi yemyeşil çayırların ortasında, her şeyden uzakta tek başına duran bir kulübede bulabiliyoruz.

SPIRITWORLD’ün ilk albümünde yansıtılan Satanizm de yine bu modern anlayışa hizmet diyor. Las Vegaslı bir müzisyen olan Stu Folsom’ın tek kişilik death/thrash metal/hardcore projesi olan SPIRITWORLD’ün bu ilk albümünde (davullarda eski THE MARS VOLTA davulcusu Thomas Pridgen var), Folsom’ın yazdığı Batılı kısa korku hikâyeleri üzerinden çanak tutulan bir Satanizm ve Şeytan övgüsü var. Folsom, konsept bir albüm olan “Pagan Rhythms”in özünü “Kızıl bir Ay ışığı geceye yayılırken, kan lekeli gökyüzünün altında kurtlar uluyor, ensendeki tüyler yavaş yavaş ürpermeye başlıyor” şeklinde özetliyor.

Albüme baktığımızda hiçbir şekilde sınırlanmayan ve farklı yerlerden beslenen bir müzik görüyoruz. Folsom albümü metal ve hardcore birlikteliğinin bir kutlaması olarak gördüğünü ifade ediyor ve “pagan Rhythms”in 31 dakikası boyunca her açıdan görüyor, deneyimliyoruz. Albümde SLAYER da var GATECREEPER da var. DISMEMBER da karşımıza çıkıyor PIG DESTROYER da. ENTOMBED kokusu da alıyoruz zamanında hardcore’un hasını yapan babaların ayak seslerini de. Son şarkının kapanışına baktığımızda gospel serpintileri de görüyoruz “The Demon Storm”un sonunda country/bluegrass esintileri de duyuyoruz. Yeri geliyor thrash karakteri baskın hâle geliyor, yeri geliyor d-beat çekiçleri kafamıza iniyor.

Albümdeki Satanizme gelince, “Pagan Rhythms”de de yukarıda örneklerini verdiğim türde çok hayatın içinden bir Şeytan portresi var. Televizyonu açtığımızda gördüğümüz; milyonların gözünün içine baka baka yalan söyleyen politikacıları dinlediğimizde hissettiğimiz, kendi çıkarları peşindeki çeşitli kanaat önderlerinin yaptıklarından aldığımız, TV’deki yorumcuların plastik gülümsemeleri arkasına saklanmış gayet dünyevi, gerçek, elle tutulur düzeyde içselleştirilmiş bir kötülükten, şeytanlıktan bahsediyorum. SPIRITWORLD bunu birtakım korku hikâyeleriyle harmanlayıp dinlemesi kolay, son derece direkt ve lafı ağzında gevelemeyen bir müzikal anlayışlar sunuyor. “Al sana METALLICA etkili rif, hayvan gibi hem de” diyor, “SLAYER, HATEBREED, ENTOMBED hepsini bir potada erittim, harbiden dayak gibi şarkı oldu valla bak” diye doğrudan söylüyor ve bu sayede hedefini on ikiden vuruyor.

Tüm bu konsept, şeytan meytan işlerini bir kenara bırakırsak elimizde yumruk gibi bir albüm var. Folsom bir prodüktörle çalışmanın bu albümde kendisine büyük faydası olduğundan bahsediyor ve albümün istediği çarpıcılığa bu sayede ulaştığını söylüyor. Çok sevdiği İsveç death metali ve GATECREEPER sound’una yaklaşmak adına stüdyoya giderken yanında HM-2’sini de götürdüğünü söyleyen Folsom, prodüktör Sam Pura’nın şarkıların İsveç sound’una yaklaştırılmadan daha çarpıcı olacaklarını söylediğini ve bu nedenle HM-2’yi kullanmadıklarını söylüyor. Düşünüce, bu şarkılar gerçekten de HM-2’ye gayet uygun dayaksılıkta olsalar da “Pagan Rhythms”in bu canlı ve boğuculuktan uzak karakterinin de albüme büyük fayda sağladığını düşünüyorum. Her ne kadar verilmişse, bence yerinde olmuş.

Seksenlerin ortalarından bu yana 25-30 dakika arası süren tokat gibi albüm geleneği sıklıkla karşımıza çıkmıştır. “Reign in Blood”ın “Reign in Blood” yapan en önemli şeylerden biri elbette ki 29 dakika sürmesidir. “Pagan Rhythms” da 31 dakikada işini hallediyor, ellerini yıkıyor ve çıkıyor. Bu esaslı ve kodu mu oturtan müziğin bir de konseptle desteklenmiş oluşu albümü daha da değerli, karakterli ve tehditkâr kılıyor. Death metal, thrash metal ve hardcore’un ıslak kalas gibi surata çarpılması fikri sizi uykunuzda ıslatıyorsa; SLAYER, DISMEMBER, ENTOMBED, d-beat gibi kavramları bir arada görünce hemen külotunuzu indiriyorsanız, SPIRITWORLD sizi epey ateşli bir yarım saate davet ediyor.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.71/10, Toplam oy: 14)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2020
Şirket
El Emeği Göz Nûru Plakçılık
Kadro
Stu Folsom: Her şey

Konuk:
Thomas Pridgen: Davul
Şarkılar
1. Pagan Rhythms
2. The Bringer of Light
3. Unholy Passages
4. Night Terrors
5. The Demon Storm
6. Armageddon Honkytonk & Saloon
7. Godless
8. Comancheria
9. Ritual Human Sacrifice
  Yorum alanı

“SPIRITWORLD – Pagan Rhythms” yazısına 8 yorum var

  1. Avcı says:

    Dün Ekşi Sözlükte görüp dinledikten ve 1 saat önce site yazarlarından Vilehand’a önerdikten sonra albümü sitede görmekten baya mutlu oldum. Dün The Bringer Of Light’in giriş riff’ini duyduğumda mutlu olduğum gibi.

    Decapitated’in yapmak isteyipte yapamadığı kolay dinlenen, groovy ve yaratıcı Death Metal’i Stu Folsom olağanüstü yapmış. Hatta albümden bir parça Animosity tadı bile aldım (keşke dağılmasalardı :( )

    Tek kelimeyle bayıldım.

  2. Mert Nalvuran says:

    Bol bol hardcore dinlemiş Hellsodomy gibi olmuş. Hele “Unholy Passages”‘ı Hellsodomy seven birinin sevmemesi imkansız.

    Bu arada Morbid Cult belki yıl sonu çıktığından arada kaynadı ama kesinlikle es geçilmemesi gereken bir albüm. Özellikle “Pestilence of Black Blood” Türkiye’de kaydedilmiş en iyi death metal parçalarından biri bence.

    https://youtu.be/GTEQjFzoRF4

  3. şeyh hulud says:

    Bu albümdeki riff istismarına sessiz kalmayalım, suçlular cezasını bulsun.

  4. crowkiller says:

    grup acayip derece de integrity’e benziyor

  5. Horrendous says:

    Sporda enfes gidiyor.

  6. P L A G U E says:

    Grup önerme bolümünde yazdığım bir yorumu buraya da ekliyorum. Bu yorumu genel olarak albüm için de düşünebiliriz. dinlemediğim bir gün olmadı henüz.

    sabah yüzümü yıkamadan, işemeden, yataktan kalkar kalkmaz bu parça ile güne başlar oldum. arabanin kontagini cevirdigimde, calısirken mola verdigimde kahve/redbull icecegim zaman, ilk alkol yudumunu alirken kisacasi her boslugu bununla doldurur oldum. 2020 nin en iyi parcalarinda sahsim adina zirvelerde geziyor. Gazinizi coskunuzu ritim gitarinizi sikeyim…

  7. ismail vilehand says:

    Gitar tonu başta olmak üzere muazzam güçlü bir sound var albümde. Hem konsept hem de müzikal tarz olarak Integrity’nin daha sert ve daha bol metallisi gibi. Benim için yılın en iyi albümlerinden şimdilik.

    Bir de Stu’nun esas grubu Folsom’dan bahsetmeden geçmek olmaz. Orada da ayı gibi işler yapıyor kendisi. Dayaklı hardcore sevenler bakabilir.

  8. 36 yaşındayım says:

    beş para etmez yazıp gıcıklık yapmaya gelmiştim ama akşam açtım albümü hala çalıyor (00.32)

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.