# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
BIESY – Transsatanizm
| 26.05.2020

Hep oyunlar senaryolar
Sustuysak bir yere kadar
Aklınızdan çıkarmayın
Polonya’dır black metal!

Dün ODRAZA’nın ortalığı sallayan yeni albümü “Rzeczom”un incelemesini yazmış ve Polonya’nın black metal konusundaki yükselişini gösteren bir tuğlayı daha duvarın üstüne koymuştuk. Bugünse karşımızda, ODRAZA ve başka bazı gruplarla aynı çevreden bir insan tarafından kurulmuş ve her açıdan çok acayip, belki de black metal tarihinde görülmemiş bazı şeylere sahne olan bir oluşum var.

2014’te kurulan Krakowlu tek kişilik proje BIESY, yolculuğuna 2017’de çıkan hayvan gibi ilk albümü “Noc lekkich obyczajów” (Ahlaki değerlerin gevşediği bir gece) ile başlamıştı. Polonya black metalinin tabiattan çayır çimenden uzak aşırı şehirli sokak black metalini müthiş bir kasvet ve uyumsuzlukla yansıtan bu albüm, DEATHSPELL OMEGA karakterinden beslenen ve bunu kendine has yıkık, umursamaz Polonya black metali atmosferiyle sunan bir çalışmaydı. “Demons” anlamına gelen BIESY o albümde death metal ve black metalin black metale yakın duran bir profilini çizmiş ve tamamıyla karanlık, basık, ezici bir kimlik sunmuştu.

Aradan geçen sürede bu arkadaş grubu başka işlere de girişti. 2018’de FURIA, ODRAZA, BIESY gibi oluşumlardan elemanları kadrosunda bulunduran GRUZJA kuruldu. ODRAZA’nın perişanlık, depresyon ve alkolizm üzerine oturttuğu konseptinin yanında GRUZJA da yine alkolden, seksten, itlik kopukluktan, serserilikten söz eden iki albüm çıkardı. Bunlardan özellikle “Jeszcze nie mamy na was pomysłu”yu dinlemenizi öneriyorum.

Bu gruplar sözlerinde çok genel, hayata dair birtakım şeylerden; Polonya’nın sıkıntılı atmosferinden, hayatlarının ne kadar boktan olduğundan bahsediyorlar ve black metalin sürekli iştigal ettiği manevi konulardan uzak duruyorlar. Adamların işi gücü puştluk, haydutluk.

Bunlar arasından BIESY’yi ayrı bir yere koymak gerekiyor diyerek bugünkü konumuza gelelim. Tek kişilik bir proje olan BIESY’nin tek adamı Faustyna IHS Moreau (PR), Instagram hesabında kendisine “Drag Princess” diyen bir insan ve bu albüm öncesinde black metal tarihinde görülmemiş bir imaja bürünerek çıkıyor karşımıza.

Bu imaj pek çokları için aşırı ters, kabul edilemez, yadırgatıcı olabilir; kabul. Black metalin alışık olunan 235 tane unsurunu bu görselle ve yaklaşımla bağdaştırmakta sıkıntı çekebilir ve sadece bu imaj nedeniyle BIESY’yi saniyesinde yok sayabilirsiniz. Ama gelin görün ki Faustyna IHS Moreau burada gerçekten de son derece cesur, eşi benzeri pek az görülmüş bir şey yapıyor. Trans birey imajıyla donattığı, vokallerin bir kısmını dahi trans birey tadında yaptığı BIESY’de ciddi anlamda katıksız bir manyaklık, gövde gösterisi, eşsizlik var. Öncelikle “Transsatanizm”deki şarkılar ilk albüm “Noc lekkich obyczajów”daki şarkılardan neredeyse tamamen başka sularda yüzüyor. İlk albümdeki daha kalıplı, çerçevesi belli death/black metalin ardından PR, bu albüm öncesinde inanılmaz boyutta bir metamorfoza uğramış ve grubu bambaşka bir şeye dönüştürmüş. Elektronik ögeler, saykodelik yapılar, az önce bahsettiğim feminen/trans/ruh hastası arası gidip gelen vokaller BIESY’yi %90-95 oranında eşsiz kılıyor. Bu arkadaş çevresinin genelinde olduğu gibi BIESY de black metalle hiç bağdaşmayan konulardan, hayatın gerçeklerinden bahsediyor ve bunu çok tuhaf bir nihilizm, narsisizm, benmerkezcilik, umursamazlık ve ötekileştirilmişlik bağlamında sunuyor. Şarkı sözlerine baktığımızda yeri geliyor Alice Harikalar Diyarında’daki Cheshire Kedisi’nden referanslar görüyoruz, yeri geliyor transseksüellikten bahsedildiğine tanık oluyoruz. Tüm bunlar mutlaka bir şekilde hayatın boktanlığına varıyor ve karşımızda cidden çok başka bir hayatı olan, bambaşka kafalar yaşayan bir insan olduğunu anlıyoruz.

Tüm bu tercihlerinden ve black metale “yaptıklarından” dolayı Faustyna IHS Moreau’ya yüklenilmesi ihtimalini yersiz buluyorum. Bu müzikte MORTIIS varsa BIESY de olabilmelidir. Madem “şok değeri”, madem “aykırılık”, alın size dibine kadar aykırılık. Aykırılığın tanımı olan black metal içerisinde aykırılık. Adam şarkılarında Instagram’ın, Tinder’ın adını da anıyor, hatta “La dolce instant”ı bildiğin “#hekatomba” (heşteg hekatomba) diye fısıldayarak bitiriyor. “Gerçek black metal bu deyil…” noktasında soru işaretleri üzerimize yağmur gibi yağıyor.

“Polonya henüz ölmedi ama biz Polonya’da öleceğiz” diyerek yaşadığı yere duyduğu olumsuz hisleri de ortaya koyuyor, fotoğraflarına bakıldığında anlaşılacağı üzere hiç kimseyi takmıyor oluşu çerçevesinde bu tedirgin edici ve lanetlenmeye müsait durumunun keyfini çıkarmayı da biliyor.

Tüm bunları anlamlı ve değerli kılan şeyse Faustyna IHS Moreau’nun ciddi anlamda müthiş bir beste yeteneğini olması. Adam tüm bu acayipliklerin yanında “Transsatanizm”i nefes kesici bir manifestoya dönüştürmeyi ve resmen uyarıcılarla dolu bir performans sanatına dönüştürmüş durumda. Albümün daha ilk anından itibaren uyarıcı üstüne uyarıcıyla karşılaşıyoruz ve sıra dışı albüm kapağından tutun da elektronik unsur kullanımına kadar pek çok şeyi sindirmeye gayret ediyoruz. Lakin adam bize sunduğu herhangi bir şey üzerinde düşünme, kafa yorup beğenip beğenmediğimizi anlama şansı bile vermeden uyarı üstüne uyarıcı kusmayı sürdürüyor. “Aaa drum machine mi var?” diye düşünmeye kalmadan transseksüel referanslı vokalleriyle bizi kucaklıyor ve ardından da duyup duyabileceğiniz en kusursuz black metal haykırışlarıyla bizi bambaşka bir yere geldiğimize ikna ediyor.

Tüm bu durumlardan ötürü “Transsatanizm” bugüne dek dinlediğim sayısız black metal albümleri içerisinde hem bu kadar black metal olan hem de olmayan işlerden biri. Burada önemli olan black metale deneysel bir dokunuş katılması değil; buradaki şarkılarda yer yer black metal yer yer delilik gibi parça parça sunulan bir avangartlık yok. Burada her şey iç içe ve her şey eşsiz bir atmosfere büründürülmüş şekilde sunuluyor ve albümün içine girdiğiniz anda sizi kendine hayran bırakıyor.

Eğer incelemeye koyduğum başlığı ve albüm kapağını ilginç bulup yazıya tıkladıysanız ve az önce Faustyna IHS Moreau’nun mavi saçlı drag queen fotoğrafını görüp “bu ne amk?” diyerek BIESY’den daha bir nota dahi duymadan soğuduysanız, bence büyük yanlışlardasınız. Evet, gerçekten de “bu ne amk?”, ama burada harbiden de büyük manyaklık var, burada ana bacı kovalayan ırz düşmanlığı var, burada bir gövde gösterisi var.

Burada köpek gibi black metal var.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.38/10, Toplam oy: 39)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2020
Şirket
Godz ov War Productions
Kadro
Faustyna IHS Moreau: Her şey
Şarkılar
1. IHS
2. La dolce instant
3. Golgota 2045
4. Nowa Transylwania
5. Karolina23
6. W krainie grzybów
7. Uwaga: świat
  Yorum alanı

“BIESY – Transsatanizm” yazısına 14 yorum var

  1. P L A G U E says:

    lifelover yetmezliği yaşayan bünyeme ilaç gibi geldi ve daha ilk dinlemede kendine hayran bıraktı bu albüm. Bu arada yanlış yönlendirme yapmış olmak istemem, lifelover gibi bi perişanlık beklemeyin, sadece bazı referanslar var, bilincli yada bilincsiz yapilmis ama beni benden almaya yetti. Son yillarin en siradisi isi.

  2. deadhouse says:

    Tema falan umurumda değil de müziği hiç beğenmedim. Kötü bir müzik bence. 4.5

  3. necrobutcher says:

    black metal insanın içindeki en uzak kendisine ulaşmasını sağlar. bu da nefretle mümkün oluyor. ama insanın kendi benliğinden nefret etmesi negatif bir durum değil. Bıesy felsefesi de buna dayanıyor. siz neyseniz ben o olmayanım. çok güzel albüm. 10/10

    kaziklubey

    @necrobutcher, sitede gördüğüm en iyi yorumlardan biri

    necrobutcher

    @kaziklubey, teşekkür ederim

  4. Horrendous says:

    Dünkü leziz Odraza kritiğinden sonra doğum günü hediyesini açan heyecanlı, sabırsız, bıcır bıcır gülümseyen bir çocuk edasıyla direkt spotify’ı açtım. Çal butonuna basar basmaz sağ tarafta ”Hayranları şunlardan da hoşlanıyor” bölümünde kırmızı kapaklı Biesy yazısı dikkatimi. Sadece meraktan sanatçı profiline girdim bu sefer de mermi ve kılıç eşliğinde uzanan mavi saçlı hatun ilgimi körükledi. Hatunlar arası gerilimin arttığı o saniyelerde daha elindeki hediyenin bile ne olduğunu idrak edememiş aç gözlü çocuğun hedefinin diğer kırmızılı mavili cafcaflı pakette olduğunu anladım xd. Hiç adetim değildir yeni dinlediğim bir albüm bitmeden değiştirmek, hemen spotify’ı terk edip Odraza’ya verdim tüm odağımı. Yalan olmasın işlerim yoğundu çok iyi sindiremedim o albümü ama gayet başarılı bir yapıtı dinliyor olduğumun bilinciyle bu albümü tamamen rafa kaldırmış beynim. Bugün siteyi bir açtım, ohalar ohası. Ufak çaplı bir şok, hem şaşırdım hem sevindim. Kritik iştah açıcı, daha dinlemedim. Odraza’yı tam olarak sindirdikten sonra ilk iş bakacağım. Umarım beklediğimi değer :’)

  5. ismail vilehand says:

    Yeni Odraza albümünün her saniyesine nasıl bayıldıysam bu albümün de sonunu getirene kadar ömrümden ömür gitti. Kanım çekildi yemin ediyorum. Hiç benlik değilmiş.

  6. Emre says:

    Black metalin devrimci dinamizmine bayılıyorum. Metalin en dar kafalı ve gelişime en kapalı türü gibi gözükürken sınırsızca evrilen bir müziğe dönüştü. Kimi çıkıyor black metali siyah kölelerin çığlığıyla buluşturuyor, öbürü gitarsız “organik” bir sound yaratıyor… Kimi “ağır abilerin” keyfini kaçırsa da, bu tarz girişimler özel olarak black metalin, genel olarak da metalin alanını genişletiyor, onun sağlıklı ve uzun ömürlü olmasını güvence altına alıyor.
    Herhalde bu girişimlerin en radikali bu arkadaşın yaptığı. Gayet maço bir karakter sergileyen bir tür olan black metalde böyle bir albümün çıkmış olması devasa bir olay. Hem de dışarıdan birinin yaptığı bir deneme de değil. Gayet içeriden, gelenekten birinin yaptığı, kabaca reddedilmesi pek de kolay olmayan bir hamle.
    Transsatanizm kesinlikle yıl sonu listemde olacak.

  7. pünk says:

    albüm yazılalı kaç gün olmuş daha kritik içindeki gruzja’dan çıkıp da asıl kritik edilen grubu dinleyemedim.

  8. Rashid says:

    Baya ilginç bir albüm olmuş. Fazla beğendiğimi söyleyemem ama PR ne yaptığını bilen biri. Böyle kalıplara sığmayan müzik yapan insanlar olduğu sürece metal müzik dallanıp, budaklanmaya devam edecek.

  9. Rust in Peace. says:

    Daha yeni dinledim, çok hoşuma gitti bu albüm. İlginç olmuş.
    Bu arada sondan bir önceki parçayı dinlerken birkaç kez kapı açıldı sandım. Şarkıda olduğunu anladıktan sonra bile istemsizce kapıya baktım o bölümler gelince

  10. P L A G U E says:

    ‘La dolce instant’…abartı gelebilir ama, hayatımda dinlediğim en ‘ruh hastası’ parçalardan biri. Devasa iyi…

    necrobutcher

    @P L A G U E, nasıl dimi ama ? insanı yarıp geçiyor resmen . bu albmün vokalleri çok vurucu ve ürkütücü yani biraz daha yükselsem drug queen görünce altıma işeyebilirim korkudan.

  11. Alondate says:

    Yazi cok guzel her zamanki gibi. Yabanci basinda maalesef pek ses getirmise benzemiyor bu calisma. Sasirdim. Bomba etkisi yaratmaliydi. Bence odrazadan daha akilda kalici bir is olmus bu. Absurd seylere bayiliyorum

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.