# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
TIAMAT – Clouds
| 24.02.2020

Dayan Çağlan.

Emir Şekercioğlu

Tiamat, benim için müzikal yolculuğu “arayış” sözcüğünü çağrıştıran bir grup olmuştur hep. Tarzının en temelinde yer alan mantaliteyi bozmamak kaydıyla kariyeri boyunca değişikliklere gitmekten korkmayarak canının istediği müziği yapan bu grup ile gerçek anlamda tanışmam ise “Vampire: The Masquerade – Bloodlines” isimli kült oyun sayesinde gerçekleşti. Oyunu bilen bilir, ana karakter Hollywood’a geldiğinde girebileceği mekanlar arasında bir bar da yer alır. Bara girdiğinizde aklınız hem gerçekleştirilmesi gereken görevlerle hem de mekanı tanımakla meşgulken arkadan yavaş yavaş yükselmekte olan kuş sesleri eşliğinde bir şarkının çalmaya başladığını duyarsınız. Sonrasında, barı gezerken duvarların belirli yerlerine yapıştırılmış, üzerinde “Tiamat- Prey” yazan posterler görürsünüz. Merak edip araştırdığınızda öğrenirsiniz ki barda çalan o şarkı da grubun “Prey” albümünün açılış parçası “Cain”. “Peki ne alaka?” diyenler için belirtmek gerekirse; oyunun kurgusunda Adem’in oğlu Cain (Bulunduğumuz coğrafya ve kültür açısından daha iyi bilinen ismiyle “Kabil”) bütün vampirlerin atası olarak kabul edilir, bu sayede Tiamat’ın şarkısı kurgunun bütününe yedirilecek şekilde kullanılır. Daha öncesinde ismini birkaç kez duymama rağmen hiçbir şarkısını dinlememiş olduğum Tiamat’ın diskografisini merak etmeye başlamam ve beraberinde erken dönemlerinin değerli albümlerini dinlemem bu sayede gerçekleşti. Grubun, incelemenin konusu olan üçüncü stüdyo albümüne geçmeden önce bilenlerin hafızasını tazelemek, bilmeyenlerinse grup hakkında edinebileceği bazı bilgileri ve beraberinde gelecek olan kişisel yorumlarımı sunmak adına önceki iki albümünden kısaca bahsetmek istiyorum.

İsmini Babil mitolojisinin baş tanrısı Marduk’un, yenilgiye uğratarak tanrıların kralı ünvanını aldığı devasa bir yılan/ejder olan Tiamat’dan alan İsveçli grup; piyasaya 1990 yılında yayınladığı “Sumerian Cry” albümüyle giriş yapmıştı. Bu albümde tarz bakımından ağırlıklı olarak death metal yapan grubun, başlangıç için fena denemeyecek bir işe imza attığını söyleyebilecek olsak da gözden kaçmayan, hatta göze batan ve bu nedenle albümün başarısını bir hâyli düşüren amatörlükler sergilediğini görüyoruz. Kullanılan blast-beat’lerin sık sık metronomdan kopması, besteciliğin genelinin death metal standartları açısından ortalama bir düzeyin altında kalması neticesinde çalışma nitelik bakımından yetersiz bir müzikal profil sergilemişti. İçerisinde birkaç güzel parça barındırmakla birlikte “Sumerian Cry”, genel ölçekte sarsıcı bir debut albüm olmaktan uzaktı.

Hemen bir sene sonra yayınladıkları “The Astral Sleep”de ise grubun, tarz olarak kayda değer bir değişime gittiğini görüyoruz. Bu değişimin doğası, kompozisyonun geneline yedirilen doom ve gotik ögelerin, bir önceki albümde dışa vurulan agresyonun yerini alması ve bu sayede çalışmanın tabiatını çok daha hissedilebilir bir karanlıkla sarmasıyla kendini belli etmişti. Parçaların büyük bir çoğunluğu tempo olarak düşürülmüş, klavye ve akustik gitar kullanımı artmış, grubun önderi Johan Edlund’un yazdığı sözler ve icra ettiği growl stili enstrümantasyonun geneli ile daha uyumlu bir hâle gelmiş ve bu sayede Tiamat’ın klasik dönemlerinde ziyadesiyle aşina olacağımız tarzının temelleri atılmıştı. Hâlihazırda “death metal” etiketini taşıyan grubun çalışmada yer verdiği “Dead Boys’ Quire”, “The Southernmost Voyage” gibi parçalar grubun yüzdüğü karşı konulması zor karanlık suları betimlemekle kalmıyor, aynı zamanda tarzında yer almaya başlayan doom/gotik ögelerin de ne kadar baskın olduğunu gösteriyordu. Amatörlükler bu sefer küçük çaplı olarak yer almaya devam ediyorduysa da, içerisine biraz thrash ve daha fazla ekstrem öge yedirildiği takdirde Sarcófago’nun “The Laws of Scourge” albümüyle ruh ikizi olabilecek doğada bir albüm yaratılmıştı “The Astral Sleep” ile, özde birbirine çok benzeyen ama büyük bir farklılıkla birbirinden keskin bir şekilde ayrışan iki yakın insan gibi.

Takvimler 1992’yi gösterdiğinde, Tiamat üçüncü ve gerçek anlamda ilk kez ses getiren albümü “Clouds”u yayınladı. Grubun o zamanlar Edlund ile beraber en önemli iki isminden biri olan ve lead gitarist olarak Tiamat’ın melodik yapısını inşa etmede büyük emekleri bulunan Thomas Petersson; verdiği bir röportajda grubun tarzının death metal şeklinde tanımlanmasına ve kendilerinin de birçok death metal grubuyla turlamasına karşın esasen heavy metal ile birleştirerek bu türü icra ettiklerini ve daha kendilerine özgü bir tarzda gittiklerini belirtmişti. “Clouds” albümünün, gitaristin grup için belirtmiş olduğu müzikal doğrultuyla doğrudan örtüşen bir albüm olduğunu söylersek çok da yanlış olmaz bu yüzden. İkinci albümlerinde müziğindeki “ekstrem” ögeleri fark edilebilir ölçüde azaltan ve daha ambiyansa dayalı bir hâle getiren Tiamat, “Clouds”da death metal’den iyice uzaklaşmış ve iyiden iyiye bir doom/gotik metal grubuna dönüşmüştü. Albümün, baskın gelen olumlu yanları ve Tiamat’ın; o zamanlarda tam olarak ne yapmak istediğini doğrudan dışa vurması sebebiyle hem grubun en sevilen çalışmalarından biri olmasına, hem de müzikal potansiyelini hangi kulvarda daha iyi gösterebildiğine yönelik vermiş olduğu cevaba şaşırmamak gerekir.

Çalışmanın bana kalırsa en dikkate değer yanı, enstrümantasyon açısından gayet oturmuş olması. Önceki albümlerinde görebileceğiniz amatörlükler ve kimi zaman ne yapacağına tam karar verememiş gibi bir imaj çizen kompozisyon uyumsuzlukları bu albümde karşınıza çıkmıyor, tersine; grup ne yaptığını gayet iyi bildiğini gösterircesine şarkıları ilmek ilmek işliyor. Black Sabbath kokan ağır ve kendinden emin yürüyen rifler tempo yükseldiğinde bazen hard rock’a, bazen de kısa bir süreliğine punk’a kayan metal riflerine dönüşüyor ancak bu riflerin barındırdığı kötücül notasyon, onları destekleyen klavye ile birleştiğinde her daim Tiamat’ın içsel karanlığını besleyen bir vakum hizmetini görüyor. Öte yandan diğer enstrümanlar kadar güçlü tınlayan davulda tane tane gerçekleştirilen ataklar, softça yapılan geçişler parça içerisinde görülen her aşamayı yakından takip edebilmenize de olanak sağlıyor. Besteciliğinde barındırdığı bütün güzel yanları olanca berraklığıyla işitsel zevkimize sunan albümün bu noktada takdire değer yanı ise, başarılı bir prodüksiyonun elinden çıkmış olması.

“Clouds” albümüyle birlikte grubun genelinin yaptığı gibi kendi vokalisliğinin de karakteristik yanlarını ortaya çıkaran Johan Edlund tam anlamıyla brutal diyemeyeceğimiz, Tiamat’ın müziği içine kendini yedirebilen gırtlaksı vokaliyle albümün satanik ve okült karakterli sözlerini, çalışmanın genelinde romantik görünen bir stil ile seslendiriyor. Çoğu durumda sesinin aldığı hâlin bir yakarış ya da feryat şeklinde tınladığını işitiyoruz. Ayrıca ritim gitarları da üstlenen Edlund, Petersson’un gerek akustik gitarlarla süslediği pasajları gerekse elektroda attığı soloları destekleyici bir işlev de görüyor.

Eğer albümde işlenen tarza yönelik bir beğeni eksikliği ya da ön yargı taşımıyorsanız “Clouds”un gayet akıcı bir albüm olduğunu söyleyebilirim. Çünkü normal bir durumda beş ila dört dakika süren şarkı süreleri; metronom bakımından nadiren yüksek denebilecek bir hıza çıkan, çoğunlukla orta-yavaş tempoda seyreden ve kompozisyon açısından da sololar ve büyük geçişler dışında statik diyebileceğimiz bir gidişat barındıran bestelerle birleştiğinde mevcut türü beğenmeyenler için darlayıcı olabilir. Ancak Tiamat seven ve doom ile gotik metal melezi diyebileceğimiz bu tarza da sempati ile bakan biriyseniz, “Clouds” dinleyebileceğiniz en güzel ve en akıcı albümlerden biri kesinlikle.

Besteler hakkında biraz detaya inecek olursam, çalışmanın içerisinde yer alan sekiz parçanın sekizinin de farklı ve güzel yanıyla kendini sevdirebilecek ve dinlettirebilecek bir yan barındırdığını söyleyebilirim. Esasen yukarıda bahsettiğim güçlü prodüksiyon+olgunlaşan kompozisyon+akıcılık birlikteliği de bu durumu destekliyor. Sizi melankolik bir durgunlukla karşılaşayıp daldığınız bir köşede vizyonlara boğan açılış parçası “In a Dream”, onun hemen ardından gelen ve “Hadi biraz silkelen!” dercesine kan kaynatan “Clouds”, vokalistin nakarata girdiği yerde beliren ve belirdiği anda esrimeyle dolu bir tapınak ezgisi gibi nüfuz eden nakarat rifiyle “The Scapegoat”, kendisine bir de klip çekilmiş olup yaydığı tedirginlik, vurduğu güçlü tuşe ve yavaş yavaş gelen kabusuyla albümün kötü çocuğu “The Sleeping Beauty” derken çalışmanın yarısını saymış oldum bile. Bestelerin her birinin kendinden bahsettirebilecek özel bir yan barındırması, bu sayede de bütüne bakıldığında parçaların birbiriyle gayet soft bir bağlantı kurması “Clouds”un rüya gibi bir albüm olmasını sağlıyor; özlemleri de, kabusları da, heyecanları da barındıran, uçucu ama tekrar tekrar yaşanılası bir rüya.

Albümün bir bütün olarak tasarımında gösterdiği incelik ve görsel zevk de değinilmesi gereken bir konu. Sözlerini ve müziğini ezoterik temsillerle, siyah-beyaz bir grup fotoğrafıyla ve güllerle süsleyen tasarımlar hadisenin işitsel yanını görsel olarak da zihinde tahayyül ettirmesi açısından ziyadesiyle estetik ve göz doldurucu. Müziğinden albüm kapağına ve tasarımına değin anlaşılıyor ki Tiamat, oluşturulma ve yayınlanma aşamasında bu albüme epey özen göstermiş.

Tiamat’ın “Clouds” albümüne yazmış olduğum bu inceleme içerisinde manevi bir önem de taşıyor. Yaşımdan ve metal müzik ile dergi, radyo vb. mecralar aracılığıyla tanışmamamdan ötürü bu zamana dek ismine aşina olamadığım, ancak hakkında yaptığım kısa bir araştırmanın ve burada da kendisini sevenlerin temennilerini görmemin neticesinde ülkemizde metal müziğin gelişmesine olan katkılarının büyüklüğünü anlamış olduğum Çağlan Tekil’e acil şifalar diliyor ve en kısa sürede sağlığına kavuşmasını temenni ediyorum. Gerek çok sevdiği gruplardan biri olduğunu öğrendiğim Tiamat’ın ülkemizde vereceği konserin yaklaşıyor oluşu, gerekse Tiamat’ın en önemli ve en sevilen albümlerinden birini irdeleyen bu incelemenin yayınlanıyor oluşu; dilerim yakınlarının ve tüm sevenlerinin iyi dilekleriyle birleşir ve kendisinin yeniden ayaklanıp aramıza kavuşması için yeterli manevi desteği sağlar.

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.30/10, Toplam oy: 20)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1992
Şirket
Century Media Records
Kadro
Johan Edlund: Vokal, ritim gitar
Thomas Petersson: Lead, akustik gitar
Johnny Hagel: Bas
Niklas Ekstrand: Davul
Kenneth Roos: Klavye
Şarkılar
1) In a Dream
2) Clouds
3) Smell of Incense
4) A Caress of Stars
5) The Sleeping Beauty
6) Forever Burning Flames
7) The Scapegoat
8) Undressed
  Yorum alanı

“TIAMAT – Clouds” yazısına 3 yorum var

  1. crowkiller says:

    çok güzel bi kritik olmuş eline sağlık , wildhoney’i dinledim ama bu albümü dinlememiştim şimdi dinliyorum.

    Noshophoros

    @crowkiller, Teşekkür ederim. Umarım dinlerken keyif aldığınız bir albüm olmuştur hocam.

  2. enemyofgod says:

    Hep isterdim bu albümün sitede olmasını wildhoney ile birlikte
    Sitede tiamat kıtlığı var

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.