# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
HAMFERÐ – Támsins Likam
| 11.07.2018

Kocaman bir balyoz.

Gürkan Uzunpınar

Faroe Adaları’ndan kopup gelen Hamferð ile tanışmam YouTube’da gezinirken 2013 yılında çıkarmış oldukları “Evst” albümünün başarılı parçası “Deyðir Varðar”ın distortionsız versiyonu ile karşılaşmamla oldu. Bu canlı performans videosunda dikkatimi çeken bir şey vardı. Başlıkta tam olarak “live during the solar eclipse in The Faroe Islands, March 20th 2015” yazıyordu. Videoya tıkladıktan sonra altı dakika boyunca bu inanılmaz yaratıcılığın karşısında, hüzün akan gitarlar ve bağrı yanık bir Jòn Aldarà vokali ile beraber kendimi kaybettim.

Bu noktada Hamferð’in bambaşka bir grup olduğunu anlamıştım. Son zamanlarda fotokopi makinesinden çıkmışçasına icra edilmeye çalışılan ve Black Sabbath riffleri ile inanılmaz ağır tempoların eşlik ettiği doom metal aleminden de bir çoğumuz bıkmıştır diye düşünüyorum. Gerçi ben hep The Cure ve The Sisters of Mercy etkileşimli, gotik altyapılı Paradise Lost veya Katatonia gibi grupları daha çok sevmişimdir. Fark edildiği üzere doom metal alt türü de bu bahsettiğim iki kutup üzerinde kendini var etti.

Hamferð ise “Tàmsin Likam” ile kendine daha farklı bir yol açıyor. Bahsettiğim iki kutuptan sıyrılarak ama aynı zamanda temelinde bu iki kutbun özünü de barındırarak hem müzikal açıdan hem de atmosfer olarak daha farklı bir alana doğru kendini evriltmeye çalışıyor. Yaklaşık dokuz dakikalık “Fylgisflog” isimli parçayla açılış yapan albümde eminim ki birçok dinleyici için bağlayıcı unsur Jòn Aldarà’nın eşsiz vokali olmakta. Özellikle temiz tonlar için teatral bir yetenek sergileyen Aldarà, çok iyi düzenlenmiş vokal armonileriyle adeta enstrümanların oluşturduğu karanlık ambiyansta dinleyiciyi daha zifiri bir karanlığa çekiyor.

Hemen ardından “Stygd “ile beraber grubun yaratıcılık seviyesi, Aldarà’nın vokaliyle beraber bizi bağlayan ikinci bir etken oluyor. Sinsi bir melodiyle açılış yapan parça koro vokaller ve ardından Aldarà’nın yeteneğinin bir diğer yönü olan brutal vokalleri ile bu sefer daha yırtıcı bir atmosfer ile karşılıyor bizi.

Arka planda sürekli kendini var eden o sinsi melodik motifin basit ama bir o kadar da etkileyici olmasının sebeplerinden bir tanesi de davulların düz bir zaman ölçüsü tutmak yerine, şarkının yavaş temposuna rağmen tomlarla bu melodiyi desteklemesi.

Bu da bir nevi grup içerisinde kullanılan bütün enstrümanlara orkestral bir nitelik kazandırıyor. Ritim ölçüsü olarak bazı parçalarda birbirinden bağımsız davranan enstrümanların yarattığı orkestral atmosfer ve Jòn Aldarà’nın eşsiz vokalleri birleştiğinde karşımıza doğal olarak oldukça yaratıcı ve etkili bir yeni doom metal reçetesi çıkıyor. Böylelikle grubun gerçekten de müzikal yeteneklerinin üst düzey olduğunu keşfediyoruz.

Albümü başarılı kılan noktalardan bir diğeri ise, Amerikan kısa öykü yazarı ve şair Edgar Allan Poe’nun kısa öykü türü için ortaya çıkardığı “Tek Etki” kuramıyla beslenmişçesine bir yapı kurması. Bu bahsettiğim “Tek Etki” kuramı özetle kısa öykülerin içerisinde okuyucuya verilmek istenen tek bir duyguya yoğunlaşılması gerektiğini ve öyküdeki her bir kelimenin ve olayın bu duyguya hizmet etmesi gerektiğini söyler. Aynı şekilde “Tàmsins Likam” da dinleyicisini her bir şarkıyla albüm kapağında yer alan silüetin yerine koyuyor.

Şahsen ben albümü dinlerken her bir parçanın ardından sürekli içimdeki karanlıkla beraber boşluğa düşüyormuş gibi hissettim. Grup bunu daha etkili yapabilmek için hemen hemen her parçada en az bir enstrümanı bu etki doğrultusunda öne çıkarmış. Mesela Stygd’de bu işi davullar üstlenirken, “Frosthvarv “isimli parçada ise gitarların baştan sona dinleyenin kafasına kafasına vurduğu hissi ortaya çıkıyor, ha keza “Tvistevndur Meldur”da da başlarda melodik gitar rifflerinin arkasına saklanan bas gitar bu amaç uğrunda öne çıkıyor ve hafif distortionlı tok tonuyla o da kafamıza vuruyor. Albümü bir bütün olarak ele aldığımızda aslında kocaman bir balyoz elde ediyoruz.

Bu etkiyi yaratan etkenlerden bir diğeri de “Tàmsins Likam”ın grubun bir önceki albümü olan “Evst” gibi bir konsept albüm olması. Hatta “Evst” ile başlayan bir öykünün devamını dinliyoruz “Tàmsins Likam” ile beraber. Aldarà’nın albüm ile ilgili şöyle bir yorumu var: “Bu albüm sonun başlangıcını işaret ediyor. Faniliği sorgulayan ve kaybetmenin kışkırtıcı doğasını keşfeden ve kronolojik olarak zıt ilerleyen destanımızın üçüncü ve son parçası. Grubun kariyerinin her bir albümü, yarattıkları ana karakterin bir kaybını niteliyor. Üçüncü albüm olan “Tàmsins Likam” ise, çocuğunu kaybeden ana karakterin ve eşinin yaşadıklarını niteler durumda.

Albümün son parçası “Vapn I Anda”, bu kaybın kışkırtıcı doğasında kaybolmuş olan ana karakterin, tıpkı Zeus’un Sisifos’u bir sonsuzluk içerisindeki cezalandırışı gibi, kendisini döngüsel bir kargaşanın içerisinde bulduğunu niteliyor ve parça da albümün ilk parçasının notalarıyla kapanıyor. Uzun lafın kısası “Tàmsins Likam” metal dünyasına nadiren düşen albümlerden bir tanesi ve doom metal severler için her açıdan kendilerini sonunda büyük bir boşlukta hissedeceği ruhsal bir yolculuk.

9,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (9.23/10, Toplam oy: 13)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2018
Şirket
Metal Blade
Kadro
John Áki Egholm: Gitar
Theodor Kapnas: Gitar
Esmar Joensen: Klavye
Jón Aldará: Vokal
Ísak Petersen: Bas
Remi Kofoed Johannesen: Davul
Şarkılar
1. Fylgisflog
2. Stygd
3. Tvístevndur meldur
4. Frosthvarv
5. Hon syndrast
6. Vápn í anda
  Yorum alanı

“HAMFERÐ – Támsins Likam” yazısına 1 yorum var

  1. Glymur says:

    Öncelikle güzel ve ana hatları atlanmamış bir yazı olmuş elinize sağlık. İzlanda- Faroe Adaları hattındaki grupların şarkılarda ana dillerini kullanmaları müziğin duygusunu artırıyor bence.

    İlk albümlerinde Saturnus’a benzer doom/death havalar varken son albümlerinde daha karanlık ve ağır melodiler görüyoruz. 6 saatlik film-noir de diyebiliriz. Nitekim vokalin işini ciddiye alan tenor tadında yükselişleri grubu klasik doom/death listesinden koparıp, başka bir yere koyuyor. Buna örnek olarak ilk albüme adını veren şarkı “Evst”i görebiliriz.

    Son olarak eğer albüm sonun başlangıcını ifade ediyorsa orta dünyadayız şu anda..

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.