# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
THY ART IS MURDER – Dear Desolation
| 31.08.2017

Gaddarlık.

Bugün güney yarım küre’ye gidiyor ve gayet günlük güneşlik bir yerden çıkmasına rağmen, buna olabildiğince zıt bir müzik yapan THY ART IS MURDER’ı konuk ediyoruz. 2015′teki “Holy War“un ardından vokalist CJ McMahon’ın gruptan ayrılması ile çalkantılı bir dönem yaşayan Avustralyalı deathcore makinesi THY ART IS MURDER, yeni albümü “Dear Desolation” ile notalardan meydana gelmiş bir balyozu alnımızın çatına indirmeye gelmiş diyerek yazıya başlayalım.

THY ART IS MURDER, deathcore’u sevin ya da sevmeyin, gaddarlık ve şiddet dozu asla yadsınamayacak bir müzik yapıyor. Belli başlı gruplar dışında türün hastası olmasam da, THY ART IS MURDER’ın yansıttığı öfkeyi ve bunun oluşmasını sağlayan işitsel yıkımı sonuna kadar takdir ediyorum. “Dear Desolation”da grup deathcore ve death metalin organik bir birlikteliği sunuyor ve bunu yaparken de formüllerinin içinden çıkması kolay olmayan bu türü olabildiğince geniş çaplı, özgür ve karakter katılmış şekilde ele alıyor.

“Dear Desolation”ı ilk dinleyişimden itibaren, THY ART IS MURDER’ın bu albümü yazdığı sırada ekstradan bir öfke seansına girdiğini, kendilerini daha da çok hırslı olma konusunda motive ettiklerini hissedebiliyorum. Arkada atmosfer yaratan uğursuz gitarların üstüne davulun kick’iyle birlikte binen staccato gitarların zamanlamalarından tutun da, McMahon’ın (hatta kimi zaman üst üste 3-4 McMahon’ın) çocuğuna işkence yapıyorlarmış gibi kükreyip yırtınmasına; davulların kulak zarlarımızdaki yönetimi devralmasından, benzerlerini 92835923 kez duyduğumuz breakdown’lara bir şekilde hâlâ tehditkâr bir hava katabilmelerine dek, THY ART IS MURDER gerçekten de dünya üzerinde deathcore’u en iyi çözmüş, türün gereklerini en iyi bilen ve uygulayan gruplardan biri olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Sydney’in kış aylarında en fazla 10 dereceye düştüğünü, standart bir Şubat ayında 26 derece sıcaklıkların görülebildiğini düşündüğümüzde, bu adamların sörf tahtasını ve parmak arası terliği bir kenara bırakıp böylesi terör düzeyinde bir nefret kusmaları ciddi anlamda ilgi çekici. Bunca yıldır müziklerine pek bir renk katmadan, bu denli tavizsiz bir karanlıkta ısrar etmeleri de yine takdir edilesi. Acımasız death metal ve nefes aldırmayan black metal kitlesi tarafından çok hızlı şekilde görmezden gelinebilen bir tür içinde olsalar da, THY ART IS MURDER’ın sunduğu, hatta dayattığı, hatta gırtlağımıza dayadığı şiddetinde samimi olduğunu düşünüyorum. Sadece Into the Chaos We Climb’ın başındaki “Luciferian child…” diye başlayan bölüm bile, bu adamların nefretlerini yansıtmak için seçtikleri bu silahı inanarak kullandıklarının göstergesi.

Önceki albümlerle kıyaslamak bence çok da gerekli değil, ancak şahsen “Dear Desolation”ın grubun bugüne kadarki en ayakları yere basan işi olduğunu düşünüyorum. Bunun da başlıca sebebi bu 38 dakikalık albümü dinlerken her şarkıda “o şarkıda” olduğumu anlayabiliyor ve her şarkıya katılan kimlikleri rahatça ayırt edebiliyor oluşum.

Bugüne dek özellikle yurt dışında bir miktar deathcore grubunu canlı izledim. Bunların başında DESPISED ICON (Vancouver, 2005 – “The Healing Process” turnesi, davulcunun babasıyla birlikte izlemiştik) geliyor. O sırada deathcore’la yeni tanışıyor olmama ve death metal hastası biri olarak bu yeni şeye o kadar da bayılmamama rağmen, adamların konserde yaptıklarından ve seyircinin hâlinden etkilenmemek mümkün değildi. Şu anda da bir deathcore hastası değilim, hatta dediğim gibi belli gruplar dışında bayıldığım bir tür de değil, lakin şu albümü 20 küsür kez dinledikten sonra en çok istediğim şeylerden biri ilk fırsatta bir THY ART IS MURDER konserine canlı tanık olmak.

Böyle bir albüm işte bu.

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (9.09/10, Toplam oy: 35)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2017
Şirket
Nuclear Blast
Kadro
CJ McMahon: Vokal
Andy Marsh: Gitar
Kevin Butler: Bas
Lee Stanton: Davul
Şarkılar
1. Slaves Beyond Death
2. The Son of Misery
3. Puppet Master
4. Dear Desolation
5. Death Dealer
6. Man Is the Enemy
7. The Skin of the Serpent
8. Fire in the Sky
9. Into Chaos We Climb
10. The Final Curtain
  Yorum alanı

“THY ART IS MURDER – Dear Desolation” yazısına 7 yorum var

  1. thallmix says:

    Efsane bir albüm üstüne söylencek bir şey yok, bu sene impericon fest kapsamında Viyana’da izleme şansı buldum inanılmazdı umarım sevenler bu şansı bulurlar.

  2. thallmix says:

    Bir de kadroya diğer gitarist Sean Delander’ı yazmamışsınız

    Ahmet Saraçoğlu

    @thallmix, metal-archives’da da yazmıyor, belki albüm kayıtlarında yer almamıştır.

  3. thallmix says:

    İsrail’e gidiyorlarmış, bu fırsat kaçmaz organizatörler haha

  4. den4x says:

    puppet master acayip bir şey ya. ne zaman sinirlensem falan açıyorum terapi gibi pamuk oldum pamuk. zaten bu albümden beklentim buydu ve tam olarak beklentimi karşılayan ilk albüm son yıllarda. bence de 8,5 puan falan yani ama. onca albüme dayaktır, hayvanlıktır deniyor ama bu lafları dolduran yegane albüm budur.

  5. Rashid says:

    Binlerce “sert” müzik yapan grup var piyasada ama bu heriflerin verdiği “sertlik” dozu başka bir seviyede. Özellikle teror, siyasi olaylarla ilgili şarkılar yazan sürüyle grup var ama nedense bir bunu sırf öyle görünmek için yaptıkları hissini katiyyen almadım Thy Art İs Murder’dan. Yalnızca dinlerken bile şarkıların içine şiddeti hissedebiliyorsunuz. Mesela albüm süresince normalde gülmekten geberdiğim bir fotoğrafa filan bakmama rağmen gram gülesim gelmedi. Neden çünkü o sıralar kafam bu heriflerin pompaladığı şiddetle, nefretle dolup taşıyordu. Deathcore ortamları şu sıralar saçmasapan gruplarla(Sumerian Records’un Odin belasını versin) dolmuş durumda ama TAIM aralarından rahatlıkla sivrilebilecek bir müzik yaptığı için onlarla aynı kefeye koymak bile istemiyor insan. Her albümde müzikal anlamda biraz daha gelişim gösteriyorlar ama işin görsel kısmını pek iyi kotaramıyorlardı. Kapak tasarımlardan bahsediyorum. Fazla amatörceydi eski kapaklar ama bu sefer Eliran Kantor gibi profesyonel biriyle çalışarak işin görsel kısmını da düzeltmişler. Ben sırf Eliran albüm kapağını yaptı diye türüne bile bakmadan albüm dinlemiş biri olarak iki sevdiğim ismi bir arada görmek çok mutlu etti beni.

  6. Raddor says:

    Günlerdir başka bir şey dinleyemez oldum -ki ben kendimi Deathcore sevmez sanıyordum. Belki de bu adamlar çok iyidir. Ayrıca Dear Desolation’ın girişine hastayım.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.