# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
PERIPHERY – Juggernaut: Alpha and Omega
| 04.02.2015

Büyük grup olmaya giden yolun taşlarını döşemek.

Bir grup 2005′te kuruluyor, ilk albümünü 2010′da çıkarıyor ve Billboard listesine 128 numaradan giriyorsa, o grup bir şeyleri çok doğru yapıyor demektir. Misha Manssor’un forumlarda oluşturduğu ve djent ön adıyla birlikte müzik dünyasına pompalanan bu garip tür, şüphesiz ki son 5 yıldır metal dünyasının en çok konuşulan konularından biri.

Zeki albümler çıkaran, durmaksızın turlayan, böylesi bir müziği pazarlanabilir hale getiren, sosyal medyayı herkesten iyi kullanan, hayran etkileşimine büyük önem veren, müziğin teknik, teorik, ekipman yanları konusunda da bilgi sahibi olan, kendi alanlarında inovatif işler yapan ve işlerini çok ciddiye alıp kendilerini her anlamda geliştiren yetenekli müzisyenlerden kurulu bir grup PERIPHERY. Yaptıkları müziği kendinize yakın bulmasanız bile, PERIPHERY’nin hikayesinden çıkarılacak pek çok ders var.

“Periphery I” ve “Periphery II: This Time It’s Personal” ile djent denen şeyin sınırlarını belirleyip genişleten, ancak kendilerini hiçbir zaman bu şekilde sınırlama hatasına düşmeyen PERIPHERY, progresif metali günümüz dinleyicisinin ihtiyaçlarını iyi okuyarak evriltiyor ve mevcut prodüksiyon imkânları ile birleştirip çok çekici bir halde sunuyor. Başta MESHUGGAH’tan alınan ilhamın, derinlere inildiğinde ve zaman ilerledikçe çok daha geniş bir müzikal vizyon ile harmanlandığı ve müthiş fikirler eşliğinde sunulduğu bir müziğe yelken açan PERIPHERY, ilk iki albüm arasındaki olgunluk farkını daha da katladığı “Juggernaut: Alpha and Omega” ile müzikal gelişiminde baya büyük bir adım daha attı.

PERIPHERY’nin en iyi özelliklerinden biri, “biz djent’iz, djent olarak bilindik, bu türün bayraktarlığını yapıyoruz, o yüzden tutan bir formülü hiç bozmadan devam ettirelim” diye düşünmeden, hep kendi sınırlarını aşmak için çalışması. Misha’nın her anlamdaki geniş vizyonu ve yeteneği, HAUNTED SHORES’dan gelen Mark Holcomb’un bestelere olan büyük katkısı, vokallerde Spencer Sotelo’nun sürekli kendini geliştirdiğini belli eden yorumu, davulda müthiş işler yapan Matt Halpern’in ustalığı ve üstüne de grubun basın tarafından çok sevilmesi eklenince, ortaya büyümesi durdurulamaz bir grup çıkıyor.

Gelelim “Juggernaut: Alpha and Omega”ya. Hem sözel, hem de müzikal olarak konsept bir albüm olan “Juggernaut: Alpha and Omega”, grubun ilk iki albümü ve “Clear” EP’sindeki tüm özelliklerini yansıtan, üstüne daha olgun bir şarkı yazımı ve dahabüyük olmak istediğini belli eden bir grubun parmak izlerini taşıyor. Toplam 80 dakikaya varan süreleriyle “Alpha” ve “Omega”, içerdikleri müziğin yanı sıra, kayıt, sunum, promosyon gibi konularda da gıptayla bakılacak bir çekicilik barındırıyor.

Şarkılar birbirleriyle pek çok anlamda bağlantılılar. Ortak melodileri paylaşanlar, birindne diğerine hiç durmadan geçen ve uzun tek bir parça dinliyormuş hissi veren bölümler, ortak sözlerin farklı şarkılarda farklı şekillerde söylenmesi gibi konsept pekiştirici pek çok unsur var. “Alpha” ve “Omega”yı birbirlerinden ayrı düşünmek zaten pek mümkün değil, zira hem hikaye örgüsü iki albümü de kaplıyor, hem de müzikal olarak ortada bir devamlılık söz konusu.

Hikayenin yapısı gereği önceki iki albüme göre daha karanlık bir müzik barındıran “Juggernaut: Alpha and Omega”, grubun farklı yönlerini görebilmemiz açısından da iyi bir örnek. Grubun en büyük hiti diyebileceğimiz Scarlet’lık görevini yerine getiren Alpha adlı şarkı dahi, olanca akılda kalıcılığına ve eşlik edilesiliğine rağmen son kısmında ortalığı baya bir karartıyor. PERIPHERY belli ki oturaklı, müzikal olarak gerçekten güçlü bir albüm yapmaya çalışmış. Şu noktadaki bir grubun adını daha geniş kitleye duyurup büyük bir patlama yapmak adına yapabileceği daha pek çok şey varken, Misha ve ekibi olayı ucuzlaştırma yoluna gitmemiş ve grubun sert ve yumuşak unsurlarını dengeli bir biçimde sunmuş.

Net olan bir şey var, o da PERIPHERY istese çok daha kolay dinlenen bir gruba dönüşüp daha geniş bir kitleye hitap edebilir. Ancak birbirinden nerd insanlardan kurulu olan ve belli ki yaptıkları şeyi çok seven bu adamlar, kendi başlattıkları ve başka pek kimseye benzemeyen sound’larını koruyup geliştirmekte kararlılar.

Tüm şartların bir anda değiştiği ve yalnızca zeki, çalışkan ve yeniliğe aç olanların ayakta kalabildiği günümüz piyasasında, PERIPHERY örnek alınası bir numune olarak durmaya devam ediyor.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.83/10, Toplam oy: 30)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2015
Şirket
Sumerian
Kadro
Misha "Bulb" Mansoor: Solo gitar
Adam "Nolly" Getgood: Bas
Jake Bowen: Ritim gitar, geri vokal
Matt Halpern: Davul
Spencer Sotelo: Vokal
Mark Holcomb: Ritim gitar
Şarkılar
Juggernaut: Alpha
1. A Black Minute
2. MK Ultra
3. Heavy Heart
4. The Event
5. The Scourge
6. Alpha
7. 22 Faces
8. Rainbow Gravity
9. Four Lights
10. Psychosphere

Juggernaut: Omega
1. Reprise
2. The Bad Thing
3. Priestess
4. Graveless
5. Hell Below
6. Omega
7. Stranger Things
  Yorum alanı

“PERIPHERY – Juggernaut: Alpha and Omega” yazısına 7 yorum var

  1. Ufuk Sönmez says:

    djent olayını ben biraz, hani aksiyon tarzda bir film izliyim de kafam dağılsın istersiniz ya, djenti de öyle görüyorum biraz. nasıl distortion’a bağımlıysak kimi zaman da insanın canı gerçekten bu djent rifleri çekebiliyor, böyle bişey var gerçekten. djentin verdiği oynaklık, groove hissiyat kimi zaman aranabiliyor. periphery de kendi adıma bu bağlamda insanın enerjikken veya enerji versin diye dinleyebileceği bir grup.

    bu albümü tamamen dinleyemesem de dinlediğim süre zarfında kesinlikle keyif aldığımı söyleyebilirim. “bu albüm güzel olmuş” hissini veriyor şarkılar. ilginç geçişler var, bir anda jazz sololarına bağlanabilme gibi, matt halpern her zaman olduğu gibi yine hayvan gibi. tam yorumu iyicene dinlediğimde yazarım yine.

  2. böyle dinlemeyi yakın zamanda pek düşünmediğim albümleri erkenden dinleten kritikleri seviyorum. bunu da çoğunlukla Ahmet yapıyor. şuan Alpha kısmını dinliyorum mesela, gayet güzel gidiyor. ancak ben ilk albüm Peripherycisiyim. sanırım o albümden daha sert bir materyal daha asla yapmayacaklar diye düşünüyorum.

  3. ilk dinleme sonucu fikrim Omega > Alpha. daha sonra ayrıntılı yorum yazarım ama zor bir albüm olmuş gerçekten.

  4. Ugur says:

    Alpha’da Alpha ve Heavy Heart; Omega’da Stranger Things çok başarılı parçalar.

  5. crowkiller says:

    gitar tonları hoşuma gitti ama scremo ya benzer vokal kısımlarını beğenmedim

  6. Rashid says:

    Her 2 albümü nihayet dinleyebildim. Şarkıları öyle abartı bir şekilde beğendiğimi söyleyemem ama gayet eğlenceli bir albüm. Dinlerken baya keyfim yerine geldi.

    Rashid

    @Rashid, Sözüm geri alıyorum. Baya-baya güzel albümler. Özellikle Omega tarafı acaip olmuş. Favorim şarkım ise Graveless oldu.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.