# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
KEITH MERROW – Awaken the Stone King
| 03.02.2013

Evinizin sıcaklığında metal keyfi.

Metal dünyasında internet sayesinde kariyer yapan son dönem grup ve müzisyenlere baktığımızda, çoğunda aynı özellikleri görüyoruz. Öncelikle hepsi ekipman/kayıt vs gibi konulara çok meraklı oluyorlar. Dinledikleri müziğe, kendi imkânlarıyla albüm yapabilecek düzeyde hakim oluyorlar. İnterneti çok çok iyi kullanıyorlar. Büyük kısmı MESHUGGAH’ın kulu ve elçisi oluyorlar. Ve son olarak, ki en önemlisi de bu, birbirlerine destek oluyorlar.

Keith Merrow, Misha Mansoor gibi adamlara baktığımız zaman, müzisyenlik yanında ilerleyen, hatta kimi zaman müzisyenliklerinin de önüne çıkan bir prodüktör taraflarına rastlıyoruz. Bu adamlar kendi başlarına öyle şeyler başarıyorlar ki, sayısız grup, müzisyen onlarla çalışmak istiyor, YouTube’a koydukları videolar yüz binlerce kez izleniyor.

Keith Merrow, 2009’dan bu yana ortamlarda olan ve o zamandan beri bir EP ve iki adet albüm yayınlamış bir müzisyen. Çoğumuz onu Jeff Loomis’le birlikte yaptıkları işlerden tanısa da, Merrow’un bir YouTube fenomeni olması daha eskilere gidiyor. Djent’in patlamasıyla birlikte öne çıkan müzisyenlerden biri olarak görülse de, Merrow’u sadece “djent’çi” olarak tanımlamak elbette ki yeterli olmaz. DEMISERY adlı iki kişilik death metal projesi ve Jeff Loomis ile birlikte çıkaracakları albüm gibi, tek bir türe sabitlenemeyecek bir tavrı var Merrow’un.

“Awaken the Stone King”, dediğimiz gibi Merrow’un ikinci çalışması. Enstrümantal solo gitarist albümü kavramını itici bulanların umdukları türde bir müzik bulamayacakları albüm, minimum solo, maksimum rif prensibiyle çalışıyor. “Sololarımı şarkılarım için bir vocal kanalı gibi düşünüyorum” diyerekten klasik shred albümü olgusuna ters giden ve bu sayede çok hızlı şekilde solo kariyer başlatmayı başarak Loomis’in gittiği yoldan, anormal sololar atmak gibi bir becerisi olmadığı –ya da bunu göstermediği- için gitmeyen Merrow, bunun yerine, arka arkaya gelen güzel rifler ve pasajlardan oluşan bir müzik yapıyor.

Djent deyin, meshuggahizm deyin, sonuçta dümdüz gitmeyen tempolara ve şarkı yapılarına sahip olan bu tür müzikler, enstrümantal olarak da kendilerini dinletiyorlar. En azından bu müzikleri bu şekilde tercih eden bir kitle olduğu ortada. Bakıldığı zaman, MESHUGGAH’ın da vokalleri neredeyse perküsif yapıda kullandığı ortada olduğundan, unison rifler, davul ve gitarın senkronize takıldığı bölümler gibi pek çok detay, bu tarz müziklerin enstrümantal olarak da dinlenebilmesine olanak sağlıyor. Gitarın bile zaman zaman perküsyon görevi gördüğü djent türü içerisindeki kimi grupları enstrümantal dinlemeyi tercih eden, PERIPHERY’nin, TESSERACT’ın vokallerine bir türlü alışamadığını belirten çok sayıda insane görmek mümkün. İşte Merrow, bu konuyu başlamadan bitiriyor ve direkt olarak enstrümantal bir yaklaşımla kendini dinletmeyi biliyor.

“Awaken the Stone King”, müzikal olarak akıl almaz bir albüm değil. Tamam, müzisyen diyoruz, prodüktör diyoruz, videolarından gördüğümzü kadarıyla iyi bir insan gibi durduğunu düşünüyor, seviyoruz; ancak Merrow’un kimi mecralarda vurgulandığı türde “mastermind” olduğunu düşünmüyorum; en azından henüz. Jeff Loomis ile çıkaracakları, yani Merrow’un bir nebze grup dinamiği içinde olacağı bir çalışma, yapabildiklerini daha iyi gösterecektir diye düşünüyorum.

DEMISERY’yi de referans alarak konuşamıyorum zira, DEMISERY, kendisinin de dediği gibi death metalin büyüklerine, kendilerine ilham verenlere bir saygı duruşu niteliğinde, inovatif olma çabası güden bir çalışma değil.

Albümde çok sayıda güzel rif, melodi, düzenleme var. Teker taker alındıklarında hepsi de hoş, ilgi çekici şeyler; lâkin tüm bu içeriğin bir araya gelmiş hali olan “Awaken the Stone King”, az önce de dediğim gibi herhangi bir sınırı zorlama, yapılmayanı yapma gibi bir noktada durmuyor. Solo bir çalışma için gayet yeterli olan albüm, zaman içinde daha da gelişeceği açık olan Merrow’un, başka müzisyenleri de yanına alarak çok çok güzel şeyler yapabileceğinin bir ışığı niteliğinde.

Merrow başka solo albümler de çıkarmaya niyetli mi bilmiyorum, ama bir sonraki olmasa bile, sanıyorum ki bundan iki, üç sonraki solo albümler heyecanlarını yitirmeye başlayacaklardır; zira vokal eksikliği ve her şeyin tek kişi elinden çıkması, bir anda Loomis gibi bir manyağa dönüşemeyecek olan Merrow için sınırlayıcı olacak, albümlerdeki şarkılar birbirine benzemeye başlayacaktır. Bu sebepten, Merrow’u şu sıralarda Loomis’le sürdürdüğü gibisinden projelerde görmek istiyorum.

Metal dünyasının Misha gibi, Keith gibi adamlara ihtiyacı olduğuna inanıyorum. Hem yetenekleri açısından, hem de ev müzisyenliği/prodüktörlüğü konusunun gelişmesi, şirketlere olan ihtiyacın giderek azalması, müzisyenlerin her şeylerini kendi başlarına yapabilmeleri ve müziğin şu anki ve gelecekteki en önemli mecrası olan internetin verimli kullanılması konularında yol gösterici ve ilham verici oldukları için.

7/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.72/10, Toplam oy: 25)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2011
Şirket
El Emeği Göz Nuru Plakçılık, Unkapanı
Kadro
Keith Merrow: Her şey
Jeff Loomis: Konuk solo (Heart of the Sea Nymph)
Şarkılar
1. From Fathoms Beneath (The Awakening Pt. 1)
2. Heart of the Sea Nymph
3. The Piscator
4. Braving the Dunes
5. Spirit of the Ancient Siren
6. Many a Fortnight
7. People of the Bog
8. Beheading the Manticore
9. Paramount Asmodeus
10. Stone King (The Awakening Pt. 2)
  Yorum alanı

“KEITH MERROW – Awaken the Stone King” yazısına 15 yorum var

  1. Görkem Şahin says:

    Güzel kritik için eline sağlık.. Elemanı sadece youtube daki videolarından tanıyorum… Aslında enstrümantal albümlerle pek aram yok ama yine de kritiğin gazıyla tadına bakıcam… Bu vesileyle, bay Loomis’in hastasıyız :)

  2. Pasifagresif’te adamın adının geçmediği gün olmuyor, Ulcerate t-shirt’ünü görünce merak ettim anca hahah. Dinleyeyim bu albümü ben.

    Bahadır Sarp

    @Batuhan Bekmen, Senin Alsıreyt tişörtü daha iyi lan.

  3. Ufuk Sönmez says:

    enstrümental solo gitarist albümlerinin hastası olan biri olarak okunması zevkli, güzel bi yazı olmuş, öncelikle eline sağlık diyorum. konuyla ilgili bazı düşüncelerimi de paylaşmak istiyorum:

    -periphery’nin vokalini sevmiyorum ama tesseract’ın “one” albümündeki bol reverb kullanımlı vokallerini çok başarılı buluyorum, özellikle grubun bir djent grubu olarak atmosfer ve duygu aktarımı gibi konulara önem verdiğini düşünecek olursak.

    -merrow’un heart of the nymph şarkısında loomis’in solosuna “i can’t play it” yazması hoş. bazen satriani de diyo “steve ve malmsteen’le g3 turundayken oturuyoduk yanyana, benim bile çalamadığım şeyler çalıyolardı” diye.

    -loomis’i kral olarak sayarsak merrow’un muadilleri olarak andy james ve paul wardingham’ı da beğeniyorum. belli ki merrow’un solo sularında pek yeri yok, ama andy james’in de mesela şarkılarında arka planda süssüz, düz ritmler var. bi de bu adamları videodan izlemekle sadece mp3′ten dinlemek arasında fark oluyo. örneğin sıradan bi parçaymış gibi görünen bi eseri videosuyla izleyince oha felan oluyosun. özellikle andy james’te bunu çok yaşıyorum.

  4. Bir ara “Heart of the Sea Nymph teki Jeff Loomis solosunu dinlemekten vazgeçersem albüme göz atacağım. Beni en çok etkileyen ve içimi hoplatan 5 solodan birisidir Jeff’in tele değdiği o bölüm. Hatırlarken bile elim ayağım boşalıyor

  5. Oblgoth says:

    Keith Merrow’u Loomis’in Heart of the Sea Nymph’e çaldığı solo sayesinde tanıdım. İyi ki tanıdım. Adamın yazdığı gitarları dinlemek, çalmak inanılmaz keyifli. İmrendiğim ve hayranı olduğum bir insan. Albümü de aslında gitarist albümü dinlemeyi pek sevmememe rağmen çok beğenirim.

    Bu arada Keith Merrow bence djent değil. Hatta kendisi de bir gün facebook’da insanlara sizce ben djent mi yapıyorum diye sormuştu. Bence djentten fazlası var hatta baya fazlası var.

    Son olarak Pillars of Creation diyorum: http://www.youtube.com/watch?v=3cpKat5fiyM

    Ufuk Sönmez

    @Oblgoth, harika rifler yazıyo gerçekten, ama ahmet abi’nin dediği gibi biraz daha katman katması gerekiyo müziğine. bugün iyi rif yazamayan grupların metal müzikte yeri yok zaten. misal biz necrophagist’i bu kadar çok seviyosak bunda muhammed’in sololarının çok çok büyük bir rolü vardır. o sololar olmasaydı necro bu kadar bilinen bi grup olamazdı. bugün bence modern metal gitaristi tanımının içinde ritm ve soloyu ikisini birden yapabilmek yatıyor diye düşünüyorum.

    Oblgoth

    @Ufuk Sönmez, Abi sololar olmasa Necro bu kadar bilinen bir grup olmazdı yaklaşımına pek sıcak bakamadım ben hatta epey şaşırdım. Senin sitedeki yazılarından solo gitarist olayına fazla eğilimin olduğu anlaşılıyor zaten.. Paylaşmıyorum bu görüşünü.

    Keith’in yazdığı rifflerde bazen aklım çıkıyor.Tamam solo bu işin tuzu biberidir lakin Jeff Loomis’i bile sevme nedenim sololarından çok yazdığı öküzleme rifflerdir. Gitar solosu albümlerini sevebilen ve solo olmazsa olmaz demeyen bir insan olarak katılmıyorum görüşlerine.

    Kemal

    @Oblgoth, Bence Ufuk’un hakli oldugu noktalar var. Sololar Necro’nun soundunun cok onemli bir parcasi. Grup ilk populer oldugu zamanlar ‘gitar solosu’ kavraminin metal muzikte yokolmaya basladigi zamanlara denk geldigi icin, o sololar Necro’nun taninmasinda buyuk rol oynadi diye dusunuyorum.

    Ufuk Sönmez

    @Oblgoth, tamam saygı duyarım, ama kastettiğim ille de şarkının ortasında atılan gitar solosu değil, örneğin only ash remains’in girişindeki melodi bile necro’yu, onu yazamayan gruptan farklı kılar benim gözümde. örneğin ben thrown to the sun’ın daha da büyümesi için araya ince telli melodiler de koymasını düşünüyorum. zaten üst tellerde rif yazımında iyiler, hoş melodiler yazmak kesinlikle fark yaratır gruplar için. çok beğendiğimiz empyrium’dan tut, estatic fear’a, summoning’ten tut iron maiden’a hep melodiklik var. senin demek istediğini anladım, solonun olması benim için de bir şart değil, ama adam bunu yapamıyosa, yapanın yapamayandan bi farkı olsun abi :D

  6. desqpio says:

    bu adamı çok seviyorum yahu. hiç djent olarak düşünmedim yaptığı müziği de, cayır cayır metal. kritiğin son iki paragrafı çok net olmuş ayrıca. umarım güzel işler çıkar loomis iş birliğinden.

  7. Özellikle “ev prodüktörlüğü”nün gelişmesi açısından yaptıklarını dikkatle ve mutlulukla izlediğim kişilerden diyebilirim. Şirket vs bağımlılığının azalıp, istendiği ve içten geldiği gibi müziğin daha kolay yapıldığı günlere diyeyim.

  8. Cemre says:

    Daha da büyük işler yapacağına inandığım çok severek dinlediğim bir insan Merrow. Ayrıca adamın yaptığı tarzın djent olduğunu düşünmüyorum ben de. Bu albümünü pek dinlememiş olsam da bundan sonra 2012 yılında çıkardığı Retrospecial albümünü çok iyi buldum. Mükemmel riffleri var adamın mutlaka dinleyin derim.

    http://www.youtube.com/watch?v=owArsqc3OFg

  9. Eline sağlık bro. O kadar muhabbetini yaptık, birimizin yazması lazımdı.

  10. ValenDrax says:

    Her teknik konuda inandığım bir düstur var ki; bir konuya en hakim insan derdini en basit şekilde anlatandır. Müzik de bir yerde kendini ifade etme şekli ise, Merrow gibi müzisyenler bu yolda en çok ilerleme kat etme potansiyeline sahip adamlar. Loomis ve diğer ultra-becerikli zatlara saygımız sonsuz ama bazen o kadar teknikalite içinde müzik kayboluyor. Bu konuda – belki alakasız gelebilir – Gilmour örneğini veriyorum ben: adam dört nota basar (bkz: shine on you crazy diamond), rakı şişesini açar, hayatı sorgularsın. Karmaşık kompozisyonlar yazıp çalmak; müziğin ruhu, kişide uyandırdığı his göz ardı edilmediği sürece elbette takdire şayandır ama asıl müzisyenlik o dengeyi yakalamaktır diye düşünüyorum. Bence Keith Merrow da biliyor ki o soloyu at(a)masa da iyi müzik yapılabilir. Ev-stüdyo akımının da gönülden destekçisiyim – plak şirketlerinin yediği onca para artık yeter.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.