# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
SEPULTURA – Beneath the Remains
| 24.04.2011

Küçük bir ülkeden çıkan en büyük grup.

Olağanüstü ayrıntılı, enfes albüm kapağına baktığında insan düşünüyor: “Böylesi bir kapağın içinden mutlaka aynı düzeyde zengin bir şeyler çıkmalı, yoksa hayal kırıklığı olur.”

Gerçekten de öyle. Kapak okkkkadar karanlık ve hayranlık uyandırıcı ki, ister istemez içindekinin de iyi bir şey olmasını umuyorsunuz.

O rahatlık güzel bir şey değil mi? Beklentinizin olduğu bir albümü ilk kez dinlediğiniz, bir albümle karşılıklı bekaretinizi bozduğunuz an. İlk dinleyişin barındırdığı o merak, heyecan, beklenti; daha ilk notadan karşılığını buluyor, hatta bunun ötesine geçiyorsa; bir müzik aşığı için bambaşka bir tecrübenin kapıları açılmış oluyor.

O kapkaranlık akustik introyu duyup da etkilenmeyen bir metal dinleyicisi olabilir mi bilmiyorum; olur elbet, ama o kişi bilsin ki yanlışlardadır, o kişi bilsin ki aklı havalardadır.

“Beneath the Remains”, çıktığı dönem ve yer düşünüldüğünde gerçek anlamda bir fenomendir. Genç yaştaki bir avuç insan tarafından yaratılmış zifiri bir senfoni olmasının yanı sıra, içeriğindeki varyasyon, yaratıcılık, inovasyon, öyle kolay kolay boy ölçüşülemeyecek, geride bırakılamayacak düzeydedir.

1989 elbet metalin artık primal dönemlerini terk ettiği, pek çok grubun coştuğu bir dönemdi ama, o dönemde başka bir grup daha yoktu ki kimsenin sallamadığı Brezilya’dan çıksın ve sayısız grubu ve türü etkilesin, SLAYER’la yarıştırılsın, adını “küçük bir ülkeden çıkan en büyük grup” olarak metal tarihine yazdırsın.

SEPULTURA işte bunu yapmıştı. Öncesindeki öğrenme safhasını bir kenara bırakırsak, SEPULTURA’nın kimine göre “Arise“la, kimine göre “Chaos A.D.“yle, kimine göreyse “Roots“la biten gövde gösterisinin asıl ve en güçlü başlangıcıydı “Beneath the Remains”.

Albümdeki sayısız rif, solo, manyak davul partisyonu, teknik kasışlı yahut groove gücü yüksek rif, haykırış, böğürtü bir kenara; “Benath the Remains” şarkı yazımı açısından gerçekten de hayran kalınacak bir içeriğe sahip. Her ama her şarkı, çok yetenekli kafalardan çıkmış girişlere, gelişmelere, bin bir türlü çeşitliliğe ve kapanışlara sahip. Hiçbir şarkı ne birbirine benziyor, ne de öylesine yazılmışlık hissi yaratıyor. Hiçbiri.

Bunun dışında dikkat edilmesi ve mutlaka bahsedilmesi gereken şey, albümün ne bir thrash, ne de bir death metal albümü olduğu. Bu iki tür başta olmak üzere, speed metal ve klasik heavy metalin enfes bir kolajı olan çalışma, henüz Kuzeyli gencolar başlamamışken, death metalin içine armonik gitarları, melodileri, mükemmel bir biçimde sokmuş oluşuyla da ön plana çıkıyor. Bazı yerlerde duyarız, “Melodik death metalin temelleri en belirgin şekilde CARCASS – “Heartwork”te atıldı” diye. Böyle bir yorumu yapmadan önce bence bir “Beneath the Remains”i dinlemekte fayda var. Pek çok şarkıda ikili gitarın böyle ekstrem bir türdeki en güzel kullanımlarından bazılarını görüyoruz.

Onlar haricinde, breakdown’ından tut taramasına, klasik thrash riflerinden, daha bir büyükbaş death metal bazlı düzenlemelere, albüm gitar anlamında gerçek bir gövde gösterisi. Igor’un genç yaşında davulda yaptığı hayvanlıklar, her ne kadar çok detaylı bahsetmesem de ciddi anlamda ibretlik paylaşımlar. Keza Max’in vokal performansı da aynı düzeyde îlham verici ve başarılı. Tam bir thrash vokali değil, ancak dediği her şeyin anlaşılmasından ötürü bir death metal vokali de değil. Hardcore desen, o da değil. Kabaca, yırtıcı vokal teknikleri arası cici bir kombinasyon diyelim bırakalım.

Uzatmadan, bence tüm şarkılarının hayvan olduğu; türünün gerekleri; yayınlandığı dönem ve çıkış yerinin imkânsızlıkları da düşünüldüğünde, tek kelimeyle kusursuz bir metal başyapıtıdır “Beneath the Remains”. Biri dese ki “En iyi SEPULTURA albümü “Arise”dır”; aynen kabulümdür. Başkası da dese ki “En iyi SEPULTURA albümü “Beneath the Remains”dir”, o da aynen kabulümdür.

Bence bu iki albüm, bir metal severe tek bir tercih yapma sıkıntısı yaratmayacak düzeyde eşit mükemmellikte iki şaheserdir. Lakin, daha önce ve daha az imkânla çıkmış olması, metal içerisindeki daha fazla grubu etkilemiş olması gibi sebeplerden dolayı, “Beneath the Remains”e “Arise”a verdiğimden daha yüksek bir not veriyorum.

Şüphesiz ki, en azından yaşı küçük olmayan çoğu arkadaşın bu albümü hatmetmiş olduğu aşikâr, yaşı daha ufak olup da “Beneath the Remains”i dinlememiş arkadaşların da, bir sonraki ilk dinleyecekleri albümün “Beneath the Remains” olmasını diler, huzurlarınızdan çekilirim.

10/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.79/10, Toplam oy: 208)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
1989
Şirket
Roadrunner Records
Kadro
Max Cavalera: Vokal, ritim gitar
Igor Cavalera: Davul
Andreas Kisser: Solo gitar, bas
Şarkılar
1. Beneath The Remains
2. Inner Self
3. Stronger Than Hate
4. Mass Hypnosis
5. Sarcastic Existence
6. Slaves of Pain
7. Lobotomy
8. Hungry
9. Primitive Future
  Yorum alanı

“SEPULTURA – Beneath the Remains” yazısına 33 yorum var

  1. caglardurmaz says:

    who has won?
    who has died?

  2. corona says:

    vay be 10′u görünce yadırgamadığım bi albüm nihayet nette.

  3. Daje says:

    Kesinlikle en iyi Sepultura albümü. Nedense Arise’ın gölgesinde kaldığını düşünüyorum. Bence bu daha iyi.

    ir0nfist

    @Daje,
    bence de arise falan saçma sapan albüm beneath the remains daha iyi ama arise i daha çok seviyolar

  4. Ertuna Yavuz says:

    kötüdür vs gibi komik bir iddiam yok yanlış anlaşılmasın ama sevmeyi beceremiyorum bu grubu bir türlü acayip sıkılıyorum.

    illuminati

    @Ertuna Yavuz, aynen

  5. patogonomic says:

    hatmettiğim bi albumun kritiğini okumak her seferinde çok heyecanlı oluyo yaw.bi de sira boyle kult albumlere gelince son zamanlarda ne dinliyosam hepsinden vazgeçip yine uzun süre bunları dinliyorum.yan etkisi bu oluyo maalesef:yeni albumleri dinlemeye ara vermek :)
    ayrıca yazıda geçmemiş ama bence en iyi sepultura albümü “chaos a.d” dir :)
    bunu da kabul edecen saraçoğlu

    Ahmet Saraçoğlu

    @patogonomic, chaos a.d.’nin 2. yarısı biraz düşüyo bence arise ve beneath the remains’e göre.

  6. Ugur says:

    Oha Brezilya’nın nesi küçük? :D

    Ahmet Saraçoğlu

    @Ugur, Coğrafi olarak demiyorum tabii ki, 1989′da Brezilya şimdikinden cok daha az gelişmişti, o yüzden öyle bi muhabbet vardı Sepultura’yı övme amaçlı. Sonuçta bütün büyük gruplar ABD, İngiltere, Almanya, i̇skandinav’ın ülkeleri vs.den çıkıyordu.

    Ugur

    @Ahmet Saraçoğlu, Doğru haklısın.Bir an düşünemedim aradaki zaman farkını.Ben de Coğrafi olarak değil de bilinen bir ülke olarak kastettim ama metal arenası bakımından Brezilya bilinmiyordur o zamanlar tabi.

  7. Kıvanç says:

    Inner Self favorim. En taş Sepultura albümü diyebilirim. Tabi Chaos A.D. var birde.

  8. b says:

    walking these dirty streets … diye başlayan inner self’i hiç unutamam. 1989 yılında thrash, beneath the remains’di. beneath the remains ise thrash’ti. tartışmasız en iyi albümüdür bu sepultura’nın. ikinci sırada arise, üçüncü sırada ise chaos a.d gelir.

    yazı çok iyi. yalnız bahsedilmemiş stronger than hate’de vokallerde obituary’den john tardy vardır. ah ah tişörtünü az giymedim bunun.

  9. illuminati says:

    sıkıcı bir albüm olmasına rağmen ara ara çok güzel olaylar var. zaten thrash metalin hastası falan da değilim, hayranları için önerilir. 7/10 veriyorum.

    saklanan saman

    @illuminati, sikici desek daha doğru olur.

  10. heat says:

    şu Beneath the Remains tişörtünü bir giyemedim gitti lan

  11. özgür says:

    tabiki de sepulturanın en iyi albümü. aaah ah. bu ve benzeri ilk albümler gibi albüm yapmıyorlar artık.

  12. özgür says:

    “Bunun dışında dikkat edilmesi ve mutlaka bahsedilmesi gereken şey, albümün ne bir thrash, ne de bir death metal albümü olduğu.”

    ben bu cümleye anlam veremedim. teknik bilgim yetersiz kalıyo heralde. bu albüme nasıl trash metal albümü diyemiyoruz anlamadım.içinde başka türü andıran öğeler bulunduğu için mi? sanmıyorum öyle bi şey olacağını. olmamış diyor ve 10 üzerinden 3 veriyoruz (cümleye)

    zafer

    @özgür, trash e kaç puan veriyoruz hacı? he hacı?

    özgür

    @zafer, O.o fail.
    soru iptal.
    hoca yok.
    ders düştü.

    zafer

    @özgür, mod median diye thrash grubu kuralım.

    özgür

    @zafer, sınırları aş! bir çılgınlık da sen yap ve TRASH grubu kur

    Ahmet Saraçoğlu

    @özgür, tam ifade edememişim sanırım evet. Demek istediğim albümün saf bir thrash albümü olmadığıydı aslında. Yani elbet en çok thrash metal altına oturuyor ama atıyorum Exodus, Overkill, Megadeth gibi daha kalıplar içi bir thrash seven bazı insanlarca fazla death metal esintili bulunabilecek bir albüm. Albümdeki konuklardan genel atmosfere, Beneath the Remains’de ciddi bir death metal etkisi olduğu yadsınamaz bence.

  13. like fire says:

    dinlediğim en gaz, en vahşi albümlerin başında gelir. inner-self en sevdiğim thrash metal şarkılarından biri. işte böyle “en”lerle ifade edilebilen bir albüm.

  14. b says:

    aklıma gelmişken yazayım stronger than hate’de ayrıca atheist’den kelly shaefer’da vardı vokallerde, hatta o şarkıyı beraber yazmışlardı.

  15. zafer says:

    bir grubun gitar çalmayı zamanla nasıl unutabileceğinin en somut örneğidir bu albüm.

  16. cenkozmercan says:

    arise’ı 1cm daha fazla severim. ama bu da süpersonik bir albümdür.

  17. blackroseimmortal says:

    bence thrash metal tarihinin en s.k.ci albümüdür…

    illuminati

    @blackroseimmortal, peh

  18. illuminati says:

    Bir de bu albümde bir Inner Self vardır ki, aşırı derecede abartılan bir parçadır bence. Sepultura’nın en kötülerinden.

  19. anonim says:

    benim için burun farkıyla arise. ama buna katılıyorum: “Bence bu iki albüm, bir metal severe tek bir tercih yapma sıkıntısı yaratmayacak düzeyde eşit mükemmellikte iki şaheserdir.”

    bu arada chaos ad re-release’de (ki bunu çok sonra öğrenmiştim. benim orjinal kasette clenched firts’te bitiyordu olay) bir amen&inner self live kaydı vardır ki efsanedir.

  20. Eğer bu albümün çıktığı dönemde dünya üzerinde bulunan ve metal dinleyen biri olsaydım Sepultura hayatımın gruplarından biri olurdu sanırım. Teknik açıdan da ruh açısından da muazzam bir albüm, zamanının baya ötesinde. Ayrıca Sepultura ile ilgili en sevdiğim şey Mass Hypnosis.

  21. Godless Killing Machine says:

    Slaves of Pain ve Lobotomy thrash metal tarihinin en iyi iki şarkısı ünvanını tek başlarına taşıyor olabilirler, öyle büyük albüm. Beni yıllardır esir almış bir başyapıt.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.