# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
RISE AGAINST – End Game
| 18.04.2011

“This is Noise!”

Bad Religion’ın “The Dissent of Man” albümünün kritiğinde günümüzdeki punk kültüründen ve tür adına ortalarda dolaşan gruplardan kısaca bahsetmiştim. Punk rock ekseninde seyreden, hardcore ile kırıştıran, doksanlarda doğmuş ve kimilerince “yumuşak” bulunan yeni nesil sayılabilecek gruplara da değinmiş, tam orada da Rise Against’in adını zikretmiştim.

Müziğin moda olan durumlarından bir tanesi de yavşak punk grupları ortada dolaştığı günden bu yana “muhaliflik” oldu. Rise Against ise muhalifliği gerçek, müzisyenleri başarılı, şarkıları dinlendikçe sıkılmak bir yana daha da sevilen, albüm sunumu da konser performansı da oldukça başarılı olduğundan on iki senedir de ayakta durmaya devam ediyor.

İnsanoğlu, geçirdiği evrimi hiçe sayarak, teknolojiyi de kullanarak, kendi türü de dâhil tüm canlılara zarar veren tek tür. İlkel toplumlardan kendini neden üstün gördüğü ise tam bir muamma. O toplumlar da hayatta kalmak için araç gereç kullanmış ve tüm bunları da ince bir işçilikle becerebilmişler, doğa üzerinde egemenlik kurmak için savaş vermemiş, aksine çevreleriyle uyumlu ve sadece ihtiyaçlarına göre bir yaşam standardı belirlemişlerdir. İnsanlar sağlıklıdır, modern hayattaki çalışma zorunluluğu hatta ekonomi yoktur. Böyleyken doğanın asıl sahibi olan bitkiler, hayvanlar ve hatta ayrıştırıcılara dahi saygı duyulur. Evlerinde kedi köpek beslemezler ama ne zamanki hayvanlar evcilleştirilmeye başlanır, silah icat edilir, işte o zaman katliamlar baş gösterir.

Hakkında pek çok yalan yanlış iddianın dolaştığı Peta adında aktivist bir örgüt vardır. Bu örgütü daha ziyade internet âleminde dolaşan eylem görüntüleri ve hayvanların katledişiyle ilgili videolarla bilirsiniz. Hayvan eti yemek için özel bir bayramı dahi olan bir ülkede, boğazınızdan geçen lokmaların bir zamanlar canlı bir şey olduğu ve yemek borunuza girene dek de türlü işkencelerden geçtiği düşüncesi eminim ki üzerinde durulmadığı için etkisiz kalıyor.

Hayvansal ürünlerin satıldığı yerlerden alış veriş yapmayarak suça ortak olmayacağınız fikri Peta’nın uygulamalarının özündeki şeydir. Ve işte Rise Against de Peta’nın destekçilerinden biridir. Muhalifliği bununla sınırlı değildir elbette. Amerika’nın var olan siyasi durumunu protesto edip, çalıştırdığı üçüncü dünya ülkelerinin vatandaşlarının haklarını da savunur.

Bu koşullarda kimse çıkıp da Rise Against’in yolundan saptığını da söyleyemez. Müziğin gittikçe daha büyük bir kitleye hitap etmesini, grubun bu bağlamdaki gelişimini kaba etinden anlayan insanlara kulaklarımızı tıkayıp grubun müziğinden bahsedelim.

End Game, Rise Against’in altıncı stüdyo albümü. İlk iki albümü olan The Unraveling ve Revolutions Per Minute, Fat Wreck Choards şirketinden, sonraki iki albüm Siren Song of the Counter Culture ve grubun adını tüm dünyaya duyuran efsane The Sufferer & the Witness ise (Universal şirketine bağlı) Geffen Records ve sonraki iki albüm Appeal to Reason ve End Game de Geffen’e bağlı olan DGC/Interscope etkiyetiyle yayınlanmıştır. Neden böyle gereksiz görünen bir bilgiyi verdim, hemen açıklıyorum. Rise Against’i kemik kitlesi ilk iki albümü boyunca kendi çevresinde destekledi. Çiğ bir punk yapan grup yine muhalif ama oldukça oturmamış bir konumdaydı. Şirket değişimiyle birlikte grubun da tarzı daha fazla melodikleşmeye, pişmiş bir kıvama gelmeye başladı. Böyleyken melodinin pirim yaptığı diyarlarda, şirket de tanıtım işini hakkıyla yapınca Rise Against büyük bir kitleye hitap etmeye başladı. Fanlar da bu şirket değişikliğiyle, albümler daha yayınlanmadan durumu anlayıp tepki göstermeye başladı. Son iki albümde de daha ufak bir şirkete bağlanması ise grubun promosyon çalışmalarına böylelikle daha fazla özen gösterileceği içindi.

Appeal to Reason, grubun kariyerinde zirveyi sollayan bir albüm olmadı. Yine başarılıydı ama punk-hardcore’dan ziyade pop-punk ekseninde bir albümdü. Önceki albümlerin başarısının altında kalmasına rağmen yine de oldukça iyi besteleri vardı. Grup da eğrideki düşüşün farkında olmalı ki End Game gibi bir albümü kaydetti. Bir yanda “dünyayı görmek istiyorsan bu silahı taşımalısın” diyerek oğlunu savaşa yollayan baba (Hero of War) şarkısı varken yeni albümde savaşı destekleyen bir insanı dile getirerek onu tokat manyağı yapan (Survivor Guilt) var. Muhaliflik sabitse de müzikal anlamda, liriklerdeki muhteviyatla birlikte End Game grubun kariyerinin en iyi albümlerinden biri.

Survivor Guilt ile başladım, onunla devam edeyim. Şarkının girişinde iki kişinin diyaloguna şahit oluyoruz. Amerika’nın yok edilemeyeceğini, savaşmanın gerekliliğini savunan kişiye, parçalanan devletlerden, indirilen diktatörlerden bahsederek savaşta ölmenin hangi amaca hizmet ettiğini soran adam arasındaki bu diyalogla birlikte geri plandaki beste örgüsü de Tim’in seneler geçtikçe güzelleşen vokali de olağanüstü güzel. Ve albümdeki favorilerimden biri de bu şarkı.

Bir diğer sözlerinin güzelliğiyle eş değer kalitede şarkı da Make It Stop (September’s Children). Bu deyişe dünya gündemiyle ilgiliyseniz aşinasızdır. Olmayanlar için açıklayayım. Eylül ayında, uğradıkları şiddete katlanamayıp intihar eden, 13-17 yaş aralığındaki LGBT gençlerle ilgilidir ve bu insanlar faşizmle eş değerde kuvvetteki bir diğer canavar, homofobinin kurbanlarıdırlar. Şarkının tamamı da bununla ilgilidir.

Konsept bir albüm olmasa da genel anlamda dünya genelindeki felaketleri, katliamları konu edinen bu albümde grubun tarzı konusunda herhangi bir değişim yok. Yine oldukça melodik, hardcore-punk türünde şarkılar dinliyoruz. Sadece üzerinde daha fazla çalışılmış, çok daha iyi, ömrü çok daha uzun sürecek diyebiliriz.

End Game için grubun en iyi albümü diyemeyiz belki ama özellikle vokal performansının bugüne kadarkilerin en iyisi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bilboard listelerinde ilk yüze giren, albümün ilk single’ı Help Is on the Way’de bu performansa birebir şahit olabilirsiniz. Şarkıların sizi sürüklediği noktanın tadını vokalin iniş ve çıkışlarıyla yaşıyorsunuz.

Bir önceki albüm ile aynı stüdyoda kaydedilen End Game, 2011’in en iyi albümlerinden biri. Albüme bir kez kulak verdiğinizde, kontrolsüz bir şekilde ikinci defa dönüşüne engel olamayacağınız garanti.

Bad Religion’la çıktıkları tur dışında, geçtiğimiz sene Sonisphere kadrosunda yer alan ve kıl payı Türkiye’ye gelemeyen grup için benim bu sene umudum var. Nisan ve Mayıs ayı boyunca sahne alacakları her santimetre karedeki konserin sold out olması 2011’in Bad Religion ve Rise Against için epeyce parlak geçeceğini gösteriyor.

Geçtiğimiz senelerde dağılan ve bu haberin üzüntüsüyle bir müddet bizleri mağdur durumda bırakan, Amerikalı punk grubu Face to Face’le hazırladıkları split önümüzdeki Mayıs ayında yayınlanacak. Yine 2009’da da efsane grup Anti Flag ile bir split yayınlamışlardı. Popülerlikle değiştiği zannedenlere, Rise Against’in neden hala bir yeraltı geleneği olan split albümlerde yer aldığını sormak sanıyorum ki devrelerinin yanmasına yetecektir.

Ayşe Nur

9/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.38/10, Toplam oy: 40)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2011
Şirket
DGC/Interscope
Kadro
Tim McIlrath: Vokal, gitar
Joe Principe: Bas, geri vokal
Brandon Barnes: Davul, geri vokal
Zach Blair: Gitar, geri vokal
Şarkılar
1. Architects
2. Help Is on the Way
3. Make It Stop (September's Children)
4. Disparity by Design
5. Satellite
6. Midnight Hands
7. Survivor Guilt
8. Broken Mirrors
9. Wait for Me
10. A Gentlemen's Coup
11. This Is Letting Go
12. Endgame
  Yorum alanı

“RISE AGAINST – End Game” yazısına 6 yorum var

  1. Ömer Kuş says:

    Evet Ayşenur sonunda bitirebildi yazıyı :P Eline sağlık güzel olmuş, popülerlikle ve fanların tepkileriyle alakalı yazdıklarına da sonuna kadar katılıyorum.

    Albüm şahane olmuş, büyük ihtimalle yıl sonunda ne dinlediğime baktığımda açık ara farkla en önde bu albüm olacak. Appeal To Reason’dan çok daha iyi.

    Ben de bi süre önce ekşi sözlükte albüm hakkında bişiler karalamıştım, merak eden varsa http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=22572876 linkinden bakabilir.

    Ha bi de albümün adı “Endgame” şeklinde bitişik yazılıyo sanırım :)

    Ayşe Nur

    @Ömer Kuş, sözlüğün albümle ilgili yazılanlarına bakmadım dahi. malum aynı isimde bir megadeth albümü var ve üst üste onunla ilgili entryler görünce devam dahi etmemiştim. kaçırmışım seni ömer. :) telefondan nete girebilip, kritiği de net olmayan dandik bir masa üstünde yazınca dikkat dahi etmemişim bitişik mi yazılıyor diye. grubun sitesine de son haberlere ve tur detaylarına bakmak için girmiştim sadece. bitişikse rica ederiz editlemesini ahmet’ten. ahmet?

  2. Gençay says:

    Albüme ismini veren şarkı şahane direkt.

  3. nordson says:

    ..the Machine

  4. necati says:

    ne güzel albümmüş yahu. koltuğuma çiviledi iki gündür. baştan sona çok güzel.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.