# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
BAD RELIGION – The Dissent of Man
| 20.02.2011

Gelecek yok, gelecek şu anda, şimdi.

Punk, kimine göre kayıp bir kuşaktan, kimine göre amaçsız ve de bilinçsiz bir grup zibidi veletten, kimine göre oldukça tehlikeli, anarşizmle ve tabi ki nihilizmle özdeşleşmiş, bilinçli hareket eden muhaliflerden oluşmuşsa da, tüm diğer müzik türlerinin aksine bir stüdyo kaydıyla değil de tam olarak sahnelerde doğmuştur. O yüzdendir ki, punk dediğinizde sadece müzik değil aynı zamanda da bir akım, hareket ve hareketin içerisindeki insanlar söz konusu olur.

70’li yılların başından itibaren ortalığın anasını belleyerek, narkozsuz, doğal bir doğumla peydahlanan gruplarla, müzik listelerini de, var olan sistemleri de, sokaklardan saraylara, hükümet binalarından devlet başkanlarının yatak odasına dek, tedirgin edici bir dalga olarak 80’li yıllara kadar gelir. Geriye dönüp bakan bir avuç gerçek punk’ın görebildiği, savaştıklarını düşündükleri sisteme alet olmuş insanlar olur. Para, popülerlik, uyuşturucu derken cismen yok olup giderler. Efsaneler elbette isim olarak kalır. 70’li ve 80’li yıllarda doğmuş birçok müzik türüne de ilham verir. Misal, bugün thrash metal varsa, bu doğrudan olmasa da çok önemli noktalarda punk’tan alınanlarla gerçekleşmiştir. Eh bu hikâye sadece punk tarihinin değil, Bad Religion’ın (BR) da hikâyesidir denebilir.

Böylesine tesirli, dünyanın yörüngesini şaşırtmış punk’tan bugün geriye kalanları üç ayrı noktada görebiliriz. Asıl, öz, hakiki punk’ın kaldığı yerden devam edip, tepelerine çöken tavanın en azından bir kısmını ayakta tutmaya çalışan, kimi zaman üvey kardeşi hardcore’la içli dışlı olabilen, kimi zaman da punk rock’a evirilmiş büyük ve efsane gruplar. (BR, NOFX, Rancid, Pennywise, Social Distortion, The Offspring, Die Toten Hosen…) Diğer iki gruba bakarsak da, bugün, genellikle punk rock evreninde yer alan, melodik (yumuşak) punk ekseninde seyreden, melodik (yumuşak) hardcore ile kırıştıran, doksanlarda doğmuş, öncekine göre yeni nesil sayılabilecek iyi gruplar. (Rise Against, Boysetsfire –ne yazık ki artık yok-, -sadece son albümüyle- Green Day, Propagandhi…)Son olarak da bilinçsiz bir grup zibidi. (Sum 41, Blink 182, -son albüme kadarki- Green Day…)

Punk dâhilinde üç akor üzerine oturan basit yapıda, içeriği bazen dolu, kuralları hiçe sayan pek çok grubu düşününce tüm punk malzemelerini muhteviyatında bulunduran BR, hepsinden farklı olarak da üç gitar kullanır. Ortaya progresif bir sonuç çıkmıyor elbette. (Into The Unknown albümünü tenzih ederim, kendileri de onu hayatlarının hatası olarak görüyor olmalı.) Hatta üç gitara rağmen oldukça eğlenceli, akılda kalıcı, aksatmadan otuz sene önce buldukları müthiş formülün dışına çıkmadan basit şarkılar yapıyorlar. Bu kadar büyük bir grup olmalarında şüphesiz Graffin’in payı oldukça fazla. İki de solo albüm yapmış olan bu aile babası adam, pek çok muadilinin aksine serserilik (iyi bir şey dedim) yapmaz, öğretim elemanı olarak dersler verir, Biyoloji alanında uzmandır, Steve Olson’la bir de kitap yazmıştır. (Anarchy Evolution: Faith, Science and BR in a World Without God) Sadece birikim anlamında değil özel değildir, bir “rock star” moduna girmeden, fanlarına karşı da gayet saygılı, samimi ve kesinlikle grupla özdeşleşmiş olan frontman’in kendisi, BR’ı zaten punk diyarlarının en güzel yerine getirmeye yetiyor.

BR’ın 90’lı yıllarda patlayan grunge ve alternatif rock grupları arasında hayatta kalabilmek için, yine kendi usulünde bir adaptasyon geçirmişse de bu son albümle tam olarak eski kıvama geldiklerini söylemek yanlış olmaz. 1993’te Eddie Vedder’i (Pearl Jam) albüme konuk etmişken 1994’te Jim Lindberg’i (Pennywise) ve Tim Armstrong’ı (Rancid) ağırlarlar. Adapte olmaktan kastım da tam olarak budur. Elbette No Control ayarında efsane bir albüm değil bu ikisi de ama pek çok müzik türünün ipinin çekildiği bu dönemde hayatta kalabilmeleri de mucize resmen.

Beklenenden fazlasını her daim vermesini bilen grubun albümü genel olarak bakıldığında, bir yandan hasretinizi dindirirken, diğer yandan da tüm insani ihtiyaçlarınızı karşılıyor. Eğlence, akılda kalıcılık, dokundurma, punk gruplarından göremeyeceğiniz bir başka özelliği olan tertemiz sololarla birlikte, aslında neden bugüne kadarki en iyi punk gruplarından biri olduğunu resmen ispat ediyor. Şarkıları ruh hâlinize göre seçme şansınızı yok ediyor, aynı anda birden fazla duyuya hitap edip, birden fazla şey hissettirebiliyor. Bunları da öylesine nefis bir dengede yapıyor ki, albümü sevmemek için sadece zevksiz olmanız gerekiyor. Sadece bir kez dinlemeyle dahi aşina oluveriyorsunuz şarkılara.

“…Boş sebepler uğruna, çevrede dolaşıp her şeyi parçalamaya çalışan, gaddar olan, hırsızlık yapan, kavga eden, günümüzde punk olarak gösterilen kişiler, aslında güzel görünümlü, aptal pop yıldızlarından farksızlardır. Çünkü plak şirketleri için, şiddet, seks ve narsizmi çok kolay pazarlarlar. Bunun sonucu olarak, müzik grupları kendilerine punk deyip, farkına varmadan punk’a aykırı olan her şeyin stereotipi hâline gelmişlerdir…” diyor grubun vokali Graffin, web sitelerinde yayınlanan “Punk Manifesto”sunda. Genel olarak da yazdığı nefis yazıları okumadan, şarkı sözlerine bakarak da olayın sadece tepki vermek olmadığından, her tepkinin bir anlam ifade etmesi gerektiğinden emin oluyorsunuz. Sadece eğlenmiyor, eğlenirken de bir yerlerde var olan hüznü görmezden gelemiyor, genel olarak (Amerikan vatandaşları ya da beyazlar değil), insanoğlunun bir şeylerin farkında olması gerektiğini anlıyorsunuz.

Otuz yıllık hayatına on beş stüdyo albümünü sığdırma ve bir iki fire dışında genel anlamda çok iyi albümler yapma, bunların içinden de en az iki tane klasik mertebesinde albüm bulundurma BR dışında kimsenin de haddi değil.

Kendi etini dişlemekte sorun görmeyen, kendi araklarıyla ve hissettirdiği rock’n’roll etkisiyle, punk için de punk rock için de her şeye rağmen ayakta kalabilmiş grup, şu sıralar, yeni albümünü çıkarmaya çalışan hayatımın grubu Rise Against (ve Four Year Strong) ile turlamaya hazırlıyor.

Tam anlamıyla “nostaljik” bir albüm yapmışken işin içine başka tatlar da ekleyip, ortaya çıkan şeyin BR genleri taşıdığının gözünden, saçından, karakterinden anlaşılmasını sağlamışlar. Tam bir seksenler tadı veren Won’t Somebody, solosuyla ayrı, nakaratıyla ayrı, gitar riflerinin sadeliği ve zarifliğiyle apayrı göz kamaştırıyor. Açılış şarkısı The Day The Earth Stalled, akabinden gelen Only Rain, klasik bir konser alanı marşı olabilecek Pride And The Pallor, o hep bildiğimiz melodinin üzerine oturmuş I Won’t Say Anything benim öncelikli favorilerim.

Albümdeki her şarkıda BR ruhunu bulacak, geçmişe yolculuk yapacak, anlamayana birbirinin aynısı gelen, anlayan içinse daha iyisinin yapılamadığı güzelliğe şahit olacaksınız. Çeşitli sebeplerle elemanlar değişti sürekli ama BR orijinal kadrosuyla var olduğunda her daim nefis albümler yaptı. Bu da onlardan bir tanesi oldu.

Geçmiş geçmişte kalmadı, bugün geçmişe, gelecek bugüne yerleşti. Zaman kavramının ileriye dönük olmadığı, her şeyin o anda yaşandığı bir boyut BR dünyası. Umursamamazlık değil bu, boş vermişlik değil, hayata küsme, “kimse beni anlamıyor”culuk oynama hiç değil. Olduğun ana anlam yükleme, sorgulama, tartışma, kafa yorma, hissetme ve paylaşma bu.

Ayşe Nur

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.52/10, Toplam oy: 29)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2010
Şirket
Epitaph
Kadro
Greg Graffin: Vokal
Brett Gurewitz: Gitar
Brian Baker: Gitar
Greg Hetson: Gitar
Jay Bentley: Bas
Brooks Wackerman: Davul
Şarkılar
The Day The Earth Stalled
Only Rain
The Resist Stance
Won't Somebody
The Devil in Stitches
Pride and the Pallor
Wrong Way Kids
Meeting of the Minds
Someone to Believe
Avalon
Cyanide
Turn Your Back On Me
Ad Hominem
Where The Fun Is
I Won't Say Anything
  Yorum alanı

“BAD RELIGION – The Dissent of Man” yazısına 4 yorum var

  1. dega says:

    against the grain ve no control ile birlikte bad religion külliyatının en başarılı albümü olduğunu düşünüyorum. avalon, cyanide, ad hominem yazıda bahsedilmemiş diğer enfes şarkılar. şimdiden ” klasik ” statüsü kazanan 10 yıldızlık bir albüm. kritik için teşekkürler…

    Ayşe Nur

    @dega, aslında “öncelikli favorilerim” demiştim. hepsi nefis şarkıların, albüm gerçekten çok iyi. ve rica ederim.

  2. bu herifin vokali çok sevegeldim yıllar yılı
    ama grubu pek dinlemem o ayrı

  3. Volkan Atay says:

    Meeting of the Minds !!!

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.