# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
NEVERMORE
04.09.2010

Acaba Jeff’le mi Warrel’la mı yaptılar diye düşündüğünüzü biliyoruz. İkisi de değil. Hatta Van Williams ya da Jim Sheppard da değil. Bu röportajdaki konuğumuz, bir süredir grupla birlikte turlamakta olan ve gerçekten de bir rüyayı yaşadığını söyleyen NEVERMORE’un yeni tur gitaristi Attila Vörös. Jeff Loomis’in, kısa bir süre sonra NEVERMORE’un resmi bir üyesi olacağını da söylediği Vörös, tüm sorularımıza içtenlikle cevap vererek bizce harika bir röportaja imza attı. Okurken eminiz siz de Vörös’ün heyecanını ve mutluluğunu hissedeceksiniz. Haydi bakalım.

Selam Attila. Öncelikle “The Obsidian Conspiracy” turnenizin Avrupa ayağının nasıl geçtiğini sormak istiyorum. İyi ve kötü tarafları nelerdi? Bir de bu turne bir müzisyen olarak seni nasıl etkiledi?

Bu turne müzik kariyerimin zirvesiydi. Ama bana kattıkları bir yana bir deneyim olarak başlı başına harika bir tecrübeydi. Bu zamana dek hep turnede olmak istemiştim. Bilirsin, gerçek anlamda turnede olmak, turlamak. Dünyanın en iyi grubuyla aynı otobüste, neredeyse her gün farklı bir şehirde konserler verdiğin türde bir turneye çıkmayı istemiştim hep. Elime gitar aldığım ilk günden beri sahnedeyim aslında, ancak şimdiye dek yaptıklarımla NEVERMORE’la yaptığım şeyler arasında epey fark olduğu kesin. Benim için yeni olan en önemli kısım, karşında binlerce kişi de olsa, yüzlerce kişi de olsa kafa olarak her gece aynı şekilde hazır olmak zorunluluğuydu. Elbette idollerimle yan yana çalıyor olmak da uğraşmam gereken sorunlardan biriydi haha. Ayrıca NEVERMORE’la çaldığım dördüncü ve beşinci konserlerin baştan sona kaydedilmesi de üzerimde bir hayli baskı oluşturmuştu.

Peki Türkiye’deki konser nasıldı? Warrel konserin ardından twitter hesabına “Slovenya’daki Metalcamp festivali için İstanbul’dan ayrılıyoruz! Burada daha uzun kalma fırsatımız olamadı ama dünkü konser muhteşemdi! Türk metalcilerine teşekkür ederiz!” yazdı. Sen de iyi vakit geçirdin mi? Sahne önündeki bazı insanlar senin penaları hep aynı yere attığından, bu yüzden de hiç pena kapamadıkların şikâyetçiydiler haha.

Havaalanında ufak bir sorun çıktığı için mekana biraz geç geldik ancak konser mükemmeldi! Bence çok iyi çaldık ve İstanbul’da yaşayan Macar bir arkadaşımın dediğine göre sesimiz de dinleyicilere çok iyi gelmiş. Jeff’in amfisiyle ilgili bir sorunu oldu ama gitar teknisyenimiz Peter konser devam ederken bu sorunu giderdi. Daha önce Türkiye’ye hiç gelmemiştim ve bir kez daha gelmek için de can atıyorum. Umarım bu sefer daha fazla zamanımız olur da etrafı gezme şansını da yakalarız. İstanbul’da görülecek ve yenecek bir sürü güzel şey var haha. Konserle ilgili tek kötü olay, son şarkımız Enemies of Reality’yi çaldığımız sırada sahne arkasından gelen bir lavuğun Warrel’ın şapkasını almasıydı. Ben olayı görmedim ama bu çok feci bir şey dostum. Özellikle Dimebag’in ardından sahnedeki bir müzisyene böyle bir şey yapamazsın. Warrel’ın ne kadar korktuğunu tahmin bile edemezsin. Ama sonuç olarak harika bir konserdi! Pena atma konusunda, haha… Açıkçası o konuda hâlâ biraz garip hissediyorum. Gruptaki kimsenin o tarz bir rockstar tavrı yok ama bu tarz hareketlere alışmışlar. Ben ise daha alışamadım. O yüzden pena kapmak isteyen ve benden umduğunu bulamayan varsa kusura bakmasın. Zaten Jeff’in penasıyla çalıyordum ve onun penalarını harcamak istemedim haha. Bir dahaki konserde atabildiğim kadar çok penayı atabildiğim kadar uzağa atacağım haha, söz veriyorum.

Peki o şapkayı kapan salağa sonradan ne olduğunu biliyor musun?

Bildiğin gibi Warrel hemen peşinden gidip çocuğu yakaladı, zaten sahne arkasındaki güvenlik de anında icabına bakmış diye duydum. Ben olanları hiç görmedim, sadece duydum. Her neyse, böyle şeyler çok üzücü ve aptalca dostum.

Peki devam edelim. Sırada Kuzey Amerika turnesi var. Avrupa turnesinin ardından o turu nasıl görüyorsun? Heyecanlı mısın yoksa artık alıştın mı? Yeni albümün o taraflarda iyi sattığı düşünülünce, seyircilerden nasıl tepkiler bekliyorsun?

Amerika turnesinden önce beni daha çok heyecanlandıran bir Japonya konseri var. Ama tabii ki bir buçuk aylık Amerika turnesiyle karşılaştırılamaz. Konserlere dair bir beklentim olmuyor aslında. Sadece çalabileceğimin en iyisini çalmak ve iyi vakit geçirmeye çalışıyorum. Albüm Amerika’da dünyanın geri kalanına oranla ne ölçüde sevildi bilmiyorum ama konserlerde yeni şarkılardan daha çok çalmak istediğim kesin. Amerika seyircisinin biraz daha zor olduğunu duydum ama konu NEVERMORE olunca durum değişebilir çünkü NEVERMORE o taraflarda daha iyi biliniyor ve zaten dünyanın geri kalan kısımlarında da sürekli konserler verdiklerinden her türden seyirciye karşı tecrübeliler. Müzik yapmak benim hayatım, o yüzden her turneden, her konserden, her stüdyo provasından önce heyecanlanırım.

Grup seni “Macaristan’dan bir gitarist” olarak tanıttı. Turne murne diyoruz da, sen Macaristan’da mı yaşıyorsun? Turne sırasında vize sorunları falan oluyor mu?

Evet Macaristan’da yaşıyorum ve henüz Amerika’ya taşınma konusunda bir şey konuşmadık. Göreceğiz. Ama şu anda bunu konuşmanın sırası değil. Gruplayken onlarla birlikte çalışıyor olduğumdan turneler ve stüdyo provaları için çalışma vizesi alabiliyorum.

Jeff Loomis geçenlerde senin birkaç ay içerisinde yeni NEVERMORE gitaristi olarak açıklanabileceğini söyledi. Bu nasıl bir duygu? Dışarıdan göründüğü kadar mükemmel mi?

Oooooh dostum… Beni kalıcı ve gruba müzikal olarak katkıda bulunacak aktif bir eleman olarak düşündüklerini bilmek tüm bu yolculuğun en iyi tarafı. Bu hem büyük bir NEVERMORE hayranı, hem de bir müzisyen olarak benim için olabilecek en büyük onur. Neler olacak bilmiyorum ama şu an için her şey aydınlık gözüküyor. Zaman gösterecek diyelim. Farklı yerlerde yaşıyor olma konusundaysa, internet çağında bunun çok büyük sorun olacağını sanmam. Zaten şu anda grup olarak konumuz bu değil; şu anki tek düşüncemiz yeni albümü olabildiğince yaymak.

“Gruba müzikal olarak katkıda bulunacak aktif bir eleman” dedin. Şimdiye kadar yazdığın şeylerden grupla paylaştıkların oldu mu? İyi bir şeyler yazıp Jeff’e göstersen, sence bunu gelecekteki NEVERMORE albümlerinde kullanır mı? Yoksa bunun için önce resmen gruba girmiş olman mı gerekiyor?

Gururla söyleyebilirim ki yazdığım rifleri ve fikirlerimi çok seviyorlar. Şimdilik sadece ilerki NEVERMORE albümlerine girme ihtimali olan birkaç şarkı yazdığımı söyleyeyim yeter. Hatta bunlardan birini myspace adresimden dinleyip kendi kararınızı verebilirsiniz haha.

Peki şu YouTube olayın nasıl oldu? O videoları bir amaç için mi koydun yoksa öylesine mi? Grubun tur için ikinci bir gitariste ihtiyacı olduğunu biliyordun ve sen de belki tutar diye olta mı attın? Tüm süreci anlatırsan sevinirim.

Aslında bir amacı vardı ama deneyip bakalım ne olacak diye düşünmüş olmam bana çok sürreel geliyor. Bir yıldan uzun bir süredir tek gitaristle turladıklarını biliyordum, ben de bazı NEVERMORE şarkılarını çaldığım birkaç video hazırladım. İlk videoları 2009 Eylül’ünde kaydedip Steve Smyth ile Chris Broderick’e, yani NEVERMORE’un turnelerde kullandığı gitaristlerden ikisine yolladım. Smyth hemen geri döndü ve bana çok güzel, destekleyici bir mail attı. Ancak Chris Broderick, hatta kendisi bile değil, Broderick’in internet sitesiyle ilgilenen Stephanie Cabral adlı kişi, ki kendisi Amerika’da tanınmış bir fotoğrafçıdır, bana boyumun kaç olduğunu falan soran garip bir mail attı. Ardından videoları Warrel ve Jeff’e yolladı ve birkaç mail sonrasında da cep telefonu numaramı istedi. Hayatımın en uzun bir buçuk gününden sonra, sabahın altısında telefon çaldı. Arayan Warrel Dane’di.

O karakteristik, derin sesini hemen tanıdım ve iki saat boyunca konuştuk. Ertesi gün yine aynı saatte aradı. Yine iki saat civarı konuştuk. Sonra defalarca chat yaptık. Nasıl bir insan olduğumu anlamaya çalıştığı belliydi. Bu chat’ler sırasında Warrel’ın solo albümündeki şarkılardan ikisini, birkaç NEVERMORE şarkısını ve iki adet de SANCTUARY şarkısını öğrenmem gerekti. Ben belki ilerde gerekir diye fazladan başka NEVERMORE parçalarını da öğrendim haha. Ardından bana kendi solo grubunda çalmayı teklif etti ve birlikte kısa bir Amerika turu yaptık. Sonrasında da NEVERMORE için denendim. Turnenin ardından Warrel’ın ve Jim’in oylarını zaten almıştım, ancak iki kişinin daha oyunu almam gerekiyordu. Jeff Loomis’le tanışıp birlikte çalma fikri beni ürkütüyordu ancak sonuç beklediğimden çok daha iyi oldu. Düşünsene, korkudan altıma bile sıçmadım haha! Çünkü kendinizi Jeff Loomis’e beğendirmeye çalışıyorsanız bu gayet olası bir şey haha. Van Williams o sıralarda olmadığı için o beni göremedi ancak diğerlerinin sözüne güvendiği için nasıl çaldığımı görmeden bana geçer oy vermiş oldu. Böylelikle Avrupa turundan hemen önce Mayıs ayında verdiğimiz konsere grupla birlikte çıkmış oldum.

Ben uzun süreli ve fanatik düzeyde bir NEVERMORE hayranıyım ve her ne kadar “The Obsidian Conspiracy“yi çok iyi bir albüm olarak görsem de, “Dead Heart in a Dead World“, “This Godless Endeavor” ve “Dreaming Neon Black” ile kıyaslanamayacağını düşünüyorum. Tam olarak ne düşündüğünü söylemek senin adına zor olabilir, ama ben yine de sorayım: Yeni albüm hakkında tam olarak ne düşünüyorsun?

NEVERMORE’la ilgili en güzel şey, nasıl bir şeyle geleceklerini asla kestirememendir. Her albümde mutlaka yeni bir şeyler vardır. Bazı insanlar bunu anlayamayabilir, ancak çok yaratıcı bir kimseyseniz, sürekli yeni bir şeyler yapma ihtiyacı hissedersiniz. Elbette ki isteseler “This Godless Endeavor II”yu yapabilirlerdi. Ama kendilerini dışa vurmak adına bu çok da içten bir hareket olmazdı. Ben “Dead Heart in a Dead World”ü gelmiş ve gelecek en iyi NEVERMORE albümü olarak görüyorum. O albüm hayatımda dinlediğim en iyi üç albümden biri. Ama tabii ki herkesin kendi Dead Heart’ı vardır. Diğer albümler de sana farklı şeyler hissettirirler bu yüzden de hepsinin bir şekilde ayrı bir yeri vardır. Bence yeni albümü farklı yapan ve karakterini belirleyen üç adet şarkı var: Akılda kalıcı ve içine girmesi kolay Without Morals, daha karmaşık ve daha az NEVERMORE olan And the Maiden Spoke ve deneysel The Blue Marble and the New Soul. Bu üç şarkı önceki tüm NEVERMORE şarkılarından farklı havalar barındırıyorlar. Kalan parçalardan, mesela The Obsidian Conspiracy veya Termination Proclamation ise daha NEVERMORE şarkılar.

Peki o zaman, NEVERMORE albümlerini en çok sevdiğinden en az sevdiğine sırala bakalım.

Dostum çok zor sorular soruyorsun ama haha… Dediğim gibi “Dead Heart in a Dead World” hayatımdaki en önemli üç albümden biri. Bir numara o. Kalan albümleri o anki duygusal halime hangisi daha uygunsa ona göre değerlendiriyorum. Albümlere dair iki adet sınıflamam var. Eskiler, yani altı telli gitarla çalınan albümler ve “Dead Heart…” ile başlayarak yedi telli gitara geçilen albümler. Sevgi sırama göre olmamakla birlikte “Enemies of Reality” daha bir öncelikli durabilir, çünkü grupla ilk tanıştığım albüm oydu, bu yüzden de manevi bir değeri var. Ardından “Godless”ı söyleyebilirim, o da NEVERMORE diskografisinin en sert ürünü olarak göze çarpıyor. Onun ardından da yeni albüm geliyor ki o da daha kolay dinlenen ve denemelerle dolu bir çalışma. Sonra eskiler geliyor; “Godless”ın dedesi diyebileceğim daha teknik yapıdaki “Politics of Ecstasy”, aşırı derecede hüzünlü “Dreaming Neon Black” ve “Nevermore” ile “In Memory” EP’leri de arka arkaya geliyorlar.

Canlı çalması en zevkli şarkılar hangileri? Jeff geçenlerde bir demecinde turneye çıkmadan önce birlikte neredeyse hiç şarkı çalışmadığını, çünkü tüm şarkıları zaten bildiğini söylemişti. Turne öncesi şarkılardaki rif ve solo paylaşımını nasıl yaptınız?

Hepsini de çalmaya bayılıyorum, ama tek bir tane seç dersen Enemies of Reality derim. Çünkü seyirci en çok o şarkıda deliriyor ve cidden hayvan gibi bir şarkı. Ayrıca Jeff’le aynı anda çaldığımız çok hoş bir solo bölümü var. Turneden önce birkaç provamız oldu, ayrıca kaldığım otelde birlikte setlist’teki tüm şarkıları tek tek gözden geçirdik. Ama evet, ödevime çalışarak gelmiştim. Zaten deli bir NEVERMORE hayranı olduğum ve Jeff’in tarzına da bayıldığım için neyi nasıl çalmam gerektiğini önceden biliyordum. Konserlerde hangi şarkının neresini çalmam gerektiği konusunda da son derece güzel yaklaştı. Setlist ilk başta kafamızda olandan biraz farklı şekillendi, bu yüzden de başta planlanandan daha az solom var, ancak şu anda çaldıklarımızın yarısında bir solom var ve benim için bu da yine büyük bir onur. NEVERMORE’dakiler o kadar iyi insanlar ki, muhtemelen birlikte takılması ve çalması en kolay grup onlar.

Hazır konusu açılmışken, sayısız yorumda şu an dünya üzerideki en iyi metal gitaristi olarak gösterilen Jeff Loomis’le aynı sahnede, yan yana çalmak nasıl bir duygu?

Jeff’in iyi bir gitarist olduğunu düşünüyorsan onu bir de sahnede gör! O tam bir gitar tanrısı ve en önemli özelliği de sadece hızlı olmakla kalmayıp metal dünyasının en iyi bestecilerinden de biri oluşu. Grupla birlikte çalmadan önce bunun üzerimde büyük bir baskı yaratacağını düşünüyordum ama hiç de umduğum gibi olmadı. Onunla ilk provamızın ardından Warrel’ın son solo konserine geldi ve hem bana, hem de oradaki diğer insanlara benimle ilgili çok iyi şeyler söyledi. Desteğini gösterdi. Dediklerini duyunca tahmin edersin ki havalara uçmuştum, ki hâlâ da yere inemedim haha. Diğer bir ilginç olaysa, Jeff’in gitarını kendi monitörlerimden tamamen çıkarttırdım, çünkü sahnede çalarken onun gitarından gelen sesi kendi monitörümden az da olsa duyarsam, cidden konsantre olmakta zorlanıyorum. O kadar iyi çalıyor ve bazen o kadar akıl almaz işler yapıyor ki resmen kafam karışıyor. Kısacası artık konserlerde sadece kendi gitarımı duyuyorum haha.

Sahnede çalmaktan bahsetmişken, bildiğin gibi NEVERMORE bugüne dek pek çok ikinci gitarist kullandı. Bunlar arasından favorin kim?

Senden nefret ediyorum ahbap! Böyle sorulara cevap vermek çok zor. Pat O’Brien, Tim Calvert, Chris Broderick ve Steve Smyth gibi baba adamların hepsini çok seviyorum. Hepsi farklı açılardan çok iyi özelliklere sahipler. Ama illâ ki bir isim söylemem istenirse Tim Calvert derim, çünkü onun şarkı yazım tekniği son derece özgün ve soloları da duyulduğu anda onun çaldığını belli eden cinsten.

Ben NEVERMORE’un hiçbir zaman hak ettiği değeri görmediğini düşünüyorum. Son derece özgün bir sound’ları var, kimseye benzemiyorlar, her açıdan milyonlarca meşhur gruptan fersah fersah ilerdeler; ancak onları hiçbir büyük festivalde headliner olarak göremiyoruz. Bunca harika albümün ardından NEVERMORE’u hâlâ öğle saatinde, güneş altında çalarken görmek beni hem şaşırtıyor, hem de üzüyor. Sen bu konuda ne düşünüyorsun? NEVERMORE müziği akılda kalıcı, yoğun, son derece sert ve gayet de kolay benimsenici bir müzik. Peki grubu büyük bir metal grubu olmaktan alıkoyan şey nedir?

Dediğin şeyin her kelimesine katılıyorum. NEVERMORE dünyaya ayak basmış en iyi metal gruplarından biri, ancak bu konu göründüğünden biraz daha karmaşık diye düşünüyorum. NEVERMORE metal kitlesi içerisinde çok büyük saygı görüyor, ancak sıradan dinleyici dinlediği şarkıda her zaman akılda kalıcı, eşlik edilesi yerler arıyor. NEVERMORE şarkıları bu tip dinleyicilere zor geliyor. Diğer konuysa NEVERMORE müziğini benzersiz yapan o kontrast, yani aşırı derecede sert müziğin üstündeki melodik vokaller. Bu iki unsur da kendi başlarına çok özgün olsalar da, bu iki kontrastı aynı anda görmek bazılarına uymuyor sanırım. Daha yumuşak şeyleri seven metal kitlesi için Jeff’in stili çok sert geliyor, daha sert şeyler dinleyenler ise Warrel’a alışamayabiliyorlar. Ama sonuç olarak NEVERMORE’un çok sadık bir kitlesi var ve bu sayede grup hiçbir zaman trendlerin peşinden gitmeyecek. NEVERMORE müziği her şeyin üstesinden gelecek!

Bir önceki albüm için çekilen The Final Product klibi, yeni albüme çekilen Emptiness Unobstructed klibinden daha pahalı gözüküyor. Century Media’nın yeni albüm için çekilecek klibe neden daha fazla bütçe ayırmadığı konusunda bir fikrin var mı? Biliyorsun ki o klipten çok daha ilgi çekici klipleri olan bir sürü adı sanı duyulmamış grup var. Sence NEVERMORE gerekli şirket desteğini alıyor mu?

Bu konularla çok ilgilenmiyorum ama bildiğim şu ki bir tane el kamerasıyla çektiğiniz bir klip, milyon dolarlar harcanan bir klipten çok daha iyi olabilir. The Final Product klibinde de öyle çok ahım şahım bir şey olduğunu göremiyorum açıkçası. Tabii yanlış anlama bence harika bir video haha. Ama o klipte de sadece grubu ve bir yerlerde çamura bulanan kel bir adamı görüyorum; muhtemelen bizimkilerin bir arkadaşıdır haha. Şahsen Emptiness Unobstructed klibini seviyorum ve bunu bir buçuk saniyedir NEVERMORE’la çalan biri olduğum için değil, klibin şarkı sözlerini yansıtan bir havası olduğu için söylüyorum.

NEVERMORE üyelerini üçer kelimeyle tanımla dersem?

Warrel Dane: Son derece duygusal, gerçekten sanatçı bir ruha sahip, bazen çok çocuksu bazen çok durgun olmasına yol açacak düzeyde bipolar, hiperaktif. Dördüncüsü de yemek, film ve porno bağımlısı haha.

Jeff Loomis: Cana yakın, duyarlı, aşırı derecede yaratıcı.

Van Williams: Kardeşlik duygusu, komik ve pek çok açıdan New York.

Jim Sheppard: Hiperaktif, çocuksu, yaramaz.

Biraz da Warrel’dan bahsedelim. İkinci solo albümü nasıl gidiyor?

Yakın zamanda bir şeyler yapma konusunda konuşuyoruz ve Matt’ten de, Jonny Smokes’tan da, Dagna’dan da, benden de bazı fikirler var ve eminim yine SOILWORK’ten Peter Wichers’la çalışacağız. Henüz planlanan bir şey yok ama elbette ki yakın bir gelecekte çıkacak.

Warrel’ın ilk albümündeki Brother adlı şarkıyla ilgili bir şey sorayım. O şarkının ardından Warrel’ın kardeşiyle bir diyaloğu olup olmadığını biliyor musun? Hâlâ tamamen ayrılar mı? The Blue Marble And The New Soul’daki “…Your brother may stab you in the back and laugh…” dizesine bakılırsa aralarında pek bir şey düzelmemiş gibi.

Bu çok kişisel bir konu olduğu için bu konuda yorum yapmam doğru olmaz. Kardeşiyle ilgili kötü hisleri devam ediyor ama bunun ulu orta tartışılması doğru değil. O konuda sözler yazmaya devam ettiğine göre mutlaka bir şeyler vardır. Bunu ona sorsan daha iyi.

Warrel demişken, gerçekten de iyi bir aşçı mı? Yaptığı yemeklerden yediğin oldu mu?

Ne yazık ki henüz makarnalarından tatma şansına erişemedim ama duyduğuma göre makarna yapma konusunda çok çok iyiymiş. Ağız tadının iyi olduğunu biliyorum çünkü diğer grup elemanları gibi o da Macar yemeklerini seviyor. İyi yemekler NEVERMORE için her zaman önem taşıyor haha.

SANCTUARY’nin geri dönüşü var bir de. Yeni bir albüm çıkaracaklarını da biliyoruz. Duyduğun bir şeyler var mı?

Yeni albüm için yazılan şeyler var ama henüz bir şey duyamadım. Warrel’ın dediğine göre Lenny çok sağlam rifler ve şarkılar yazmış.

Favori grupların neler?

Çok fazla var. Beni en çok etkileyenlerden bahsedeyim. PANTERA, ki NEVERMORE’la birlikte en sevdiğim gruptur; SLAYER, “Arise” ve “Chaos A.D.” dönemindeki SEPULTURA, MACHINE HEAD, LAMB OF GOD, DAATH, GOJIRA ilk aklıma gelenler. Ancak metal olmayan müziklerden de çok sevdiklerim var. Mesela QUEEN, sonra PINK’in sahnesi çok iyidir, CHRISTINA AGUILERA’nın “Back to Basics” albümünün ikinci CD’si ve elbette ki LISZT, RACHMANINOFF, CHOPIN, MOZART, BACH gibi klasikler. Özellikle de Romantik dönemdekiler. Bir süredir sert müziğe doyduğumu hissediyorum ve farklı alanlara bakınıyorum. Bence dinleyeceğiniz müziği seçerken tek bir kıstasınız olmalı, o da iyi ya da kötü müzik.

Peki bir gitarist olarak ilham kaynakların?

Bir numara Dimebag Darrell. Arkasından da Jeff Loomis geliyor. Her şeyi başlatan o ikisi ancak başkaları da var elbet. Kerry King, Zakk Wylde; Malmsteen/Vai/Satriani/Gilbert/Petrucci gibi gitar sihirbazları, yenilerden Andy Timmons, Marco Sfogli veya Guthrie Govan gibi tanımlanamayan uçan cisimler haha. Şimdilerdeki favori gitaristim PINK’in şu anki gitaristi Justin Derrico ile DAATH’tan Emil Werstler ve Eyal Levi.

İlham demişken, Dimebag Darrell hakkında ne düşünüyorsun? Ben de gitar çalıyorum ve benim için de her şeyi başlatan o oldu. Dimebag ve bıraktıkları için neler söylemek istersin?

Beni müzik bağımlısı yapan, müziği hayatımın anlamı haline getiren şey Dimebag ve PANTERA’dır. Warrel’ın solo grubuna ve NEVERMORE’a katılmadan önce Budapeşte’de REMEMBERING THE STEEL adlı bir PANTERA tribute grubum vardı. Onun bıraktığı izlerin metal tarihindeki en büyük izler olduğunu düşünüyorum. Dime’ın his dolu gitar çalım tarzının bir benzeri daha yok. Bunu zaman gösterecek, ancak bence Dimebag de tıpkı Eddie Van Halen, Hendrix, Slash ve diğer üst sınıf adamlar kadar önemli bir gitarist. Tek fark, onun çaldıklarını bire bir çalan kimsenin olmayışı. Dimebag hakkında akşama kadar konuşabilirim.

Macaristan metal konusunda pek de başarılı bir ülke sayılmaz. Sanırım en ünlü grubunuz EKTOMORF. Sen Macar metal sahnesini nasıl değerlendiriyorsun? Önereceğin gruplar var mı?

Ben konuya böyle yaklaşmazdım. Macaristan diğer Avrupa ülkeleriyle veya Amerika’yla kıyaslanamayacak derecede küçük bir ülke. Metal dinleyen insanların müzik dinleyicileri içindeki oranı her ülkede nasılsa Macaristan’da da o kadar. Sadece sayı olarak az. Bunun bazı olumsuz etkileri var elbet, ancak Macaristan’da metal olsun olmasın çok iyi müzisyenler olduğu da ortada. NEVERMORE hayranları WENDIGO adlı grubun ilk albümünü deneyebilirler. Gitaristlerinden Jozzy tek kelimeyle muazzam bir gitarist. Metal dünyasındaki herkesle kapışabilir. Ama fazla solo atmayı istemeyecek kadar da gösterişten kaçan bir arkadaş maalesef. ANGERTEA diye başka bir grup daha var, onlar da Neal Kernon’la çalışacaklar. TOOL etkilenimli ancak kendi sound’larını da kattıkları bir müzik yapıyorlar. Diğer yandan, güzel müzik dinlemek isteyenlere yakın bir arkadaşımın grubu NUKE‘u da öneririm. Müziklerini postindustrial motorcore olarak lanse ediyorlar haha. Akılda kalıcı ve güneyli rifleri NINE INCH NAIL türü bir sound’la harmanlayan bir müzikleri var. EKTOMORF tümü Macar elemanlardan oluşan en meşhur grup evet, ancak örneğin Amerika’yı kasıp kavuran FIVE FINGER DEATH PUNCH’ın kurucusu ve asıl bestecisi de Zoltán Báthory adlı bir Macar.

Bu da son soru, boşluğu doldur: “NEVERMORE …………………..”

NEVERMORE son derece yaratıcı ve değişken müzik yapan, herkesin en azından bir kez dinlemesi ya da “Dead Heart in a Dead World”den başlamak suretiyle tüm diskografisini hatmetmesi gereken çok iyi bir gruptur.”

Cevapların için teşekkürler Attila. Bu heyecanlı yolculuğunda iyi şanslar.

Ben de bu röportaj için çok teşekkür ederim, herkese selamlar!

Sorular
Ahmet Saraçoğlu
Ege Tekmen (jokernthiefmother)

Not: Röportajı ayarladığı için Ege Tekmen’e teşekkür ederiz.

etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Yorum alanı

“NEVERMORE” yazısına 37 yorum var

  1. Exorsexist says:

    şuana kadar yapılan röpörtajların en iyisi bana göre. site aştıkça aşıyor. bir de warrel’ın kardeş mevzusu nedir birisi açıklayabilir mi?

    Ahmet Saraçoğlu

    @Exorsexist, babaları öldükten sonra abisi tüm aileyi terk ediyo, bi daha hiç iletişime geçmiyo falan, bi de uzaktan bunlara zarar verecek bi şeyler yapıyo ama tam detayını bilmiyorum.

    Exorsexist

    @Ahmet Saraçoğlu, saol ahmet hızır gibi adamsın. haberim yoktu bu olaydan.

  2. theRippeR says:

    dünyadaki en şanslı adam kesinlikle en şanslısı okudukça içim bi fena oldu

  3. Veracruze says:

    vuh güzel röportaj olmuş.

  4. Berca B. says:

    Süper bir röportaj olmuş süper.

  5. abcd says:

    ah hayallare daldım resmen okurken.

  6. like fire says:

    Sitede okuduğum en doyurucu röportaj. Bi tek Warrel’ı mı daha çok seviyosun yoksa Jeff’i mi sorusu eksik.

  7. caksu says:

    Attila sürpriz oldu haha. Cidden tadından yenmiyor röportaj. O grupları gerçekten dinlememizi istiyormuşçasına anlatması çok hoş, her cevap bunun gibi samimi. “Godless’ın dedesi” lafına güldüm baya. :) Ama baya birşey öğrendik lan, elinize sağlık.
    Bir de çalışırsam Bohemian Rhapsody solosunu Pink’in gitaristinden daha iyi atabileceğime inanıyorum. :) Aynı notalara bassa da ufak detaylara dikkat etmiyordu hiç. Pink’in coverı süper ama.

  8. kesinlikle sitedeki en doyurucu röportajlardan biri oldu. hiç sıkılmadan uzun uzun cevaplar verdi.

    soruları Attila’ya yolladıktan bi kaç gün sonra haber vermemesinden kıllanıp dürtükledik. soruları cevapladığını fakat facebooktan yollanamayacak kadar uzun olduğunu söyledi. hemen ardından mail adresimi bulmuş ve yollamış. emin değilim ama sanırım Attila Vörös ilk uluslararası röportajını bizimle yaptı. adamın geleceği oldukça açık. adını daha sık duyacağız gibime geliryor. geniş bi müzik zevki var. ilgili ve samimi. sağlam çocuk yani (:

    bu röportaj türkiyedeki sınırlı sayıdaki nevermore manyağının mekkesi olarak gördüğüm pasifagresif.com için harika oldu. keşke warrel dane ve jeff loomisle de röportaj yapma şansımız olsaydı. fakat cevap vermediler. yani.. henüz! hahaha. röportajın orjinal hali nevermore’un official facebook, twitter, myspace vb. hesaplarında yayınlanacak.

    Ahmet Saraçoğlu

    @ege tekmen/jokernthiefmother, ilginç şekilde, e-mail röportajı olmasına rağmen tüm sorular birbirini takip eder olduğundan ve bi önceki soruda değindiği bi şey tesadüfen bir sonraki soruda sorulduğu için, sanki telefon röportajıymışçasına karşılıklı konuşma gibi oldu. ben de çok memnun kaldım.

    Berca B.

    @Ahmet Saraçoğlu, ahahah ben de telefon röportajı sananlardanım

    Ahmet Saraçoğlu

    @Berca B., valla öyle sanılması adına hiçbi şey yapmadım ama öyle çıktı. Denk geldi hep takip eden sorular.

    ege tekmen/jokernthiefmother

    @Ahmet Saraçoğlu, haha (: bu artık tamamen senin profesyönelliğin diyelim. bu arada keşke Attila’nın yazdığı grup isimlerine dokunmasaydın. pantera’yı üşenmeyip PanterA diye yazan bi adamla karşı karşıyayız. aşırı sevgi midir, özveri midir, ruh hastalığı mıdır? hiç bilemiyorum.

    ‘ver rakıyı eline, koy önüne 2-3 meze, sabaha kadar anlatsın’ potansiyeli varmış adamda.

  9. zafer says:

    çok iyi lan. adamı acaip derecede kıskanıyorum yeminle. bu aradai unirock’ta enemies of reality nin malum kısmını çift gitarla çaldıklarını gördüğüm günden beri ağzımda bi sorun var kapatamıyorum o günden beri.

  10. Orhan says:

    Harika bir röportaj olmuş.. Yalnız grubunun söz yazım seçiminde ki güncel politik konular üzerine birkaç soru sorulabilirdi..

    Ellerine sağlık..

  11. Röportaj gerçekten çok iyi.Böyle uzun uzun doyurucu cevaplar gelince dadından yinmiyor,tebrikler.

  12. harro says:

    Çok çok güzel bir röportaj olmuş, emeği geçenlere teşekkür etmek gerek. Bu arada Warrel’ın porno bağımlısı olduğunu bilmiyordum ahah.

  13. dodothebird says:

    sarsılarak boşaldım \m/

  14. Çok güzel bir röportaj olmuş. Zevkle okudum. Teşekkürler Ahmet. Ege arkadaşa da teşekkürler.

  15. baldur says:

    aynen diğer arkadaşların da dediği gibi süper röportaj olmuş, adam çok güzel ve samimi cevaplar vermiş.

    bir de acaba chris reyiz’in internet sitesi sorumlusu adama acaba boyunu niye sormuş? 1,65 olsa geri dönmeyecek miydi acaba attila’ya:D

  16. Berker İlhan says:

    müthiş bir röportaj olmuş, hakkaten çok doğal bir adam ve hislerini güzel açıklamış. Sanki kendimi grubun gitaristi hissettim :D

  17. özgür says:

    vay, çok güzel yahu. müthiş. attila’yla yapılması biraz garip geldi başta ama röportaj çok güzel olmuş, cevaplar sorular güzel. benim beklediğim röportajda olmayan tek konu şarkı sözleriydi. o kadar da olur.klas adammış yalnız.

  18. Adam tam “genç” yahu, kıpır kıpır, ateş gibi ahah. Süper olmuş röportaj da. Doyurucu cevaplar.

  19. cenkozmercan says:

    çok güzel röportaj ve bu “hakettiği yere gelememe” olayı o kadar doğru ki…ben bu site sayesinde tanıştım nevermore ile ve resmen belki de kaçırdığım en büyük grupmuş adamlar. + çok iyi röportaj.

  20. deniz says:

    efsane bi röportaj olmuş resmen ufkum genişledi devamını bekliyorz teşekkürler

  21. bloodshower says:

    hadi bak bayram geldi warrel öpüş barış kardeşinle bayramda küslük olmaz.

  22. Ahmet Saraçoğlu says:

    heart collector videosunun 3.50-4.20 arasını kaç kez izledim bilmiyorum. her seferinde böyle bi… böyle bi…

  23. zafer says:

    Attila abimiz paylaşmış facebook hesabında şöyle de bişey eklemiş :

    Nevermore interview with Attila Vörös: (read it if You have “some” free time cause it takes reeealy long to get over:))

    ben de kendisine :p diyorum izninizle.

  24. Ahmet Saraçoğlu says:

    Nevermore twitter’ından duyurmuş bunu. Yani bunun ingilizce’sini.

    http://www.pasifagresif.com/2010/09/nevermore/2/

    http://twitter.com/nevermoreband

  25. Deon says:

    Attila ile şahsen tanışma şerefine eriştim bu Unirock ta. Warrel Jeff Jim Van hepsiyle iki kuple laf edebildik. Ben tabii sapkın gibi adamı kıskandığımdan bunlara benzer hatta aynısı bir çok soru sormuştum. Aralarında en heyecanlısı oydu çünkü hepsini cevaplıyordu haliyle :).

    Adam bildiğin bizden biri. Yani tam bir Rockstar filmi hikayesi sıfırdan keşfedilerek yukarı tırmanıyor. Ona ;”Hayallerimin en üst noktasındasın, seni inanılmaz kıskanıyorum, harika bir gitaristsin çok gençsin” dediğimde bana ; “Benim hayallerim dostummm!!, Benim!!” diyerek Nevermore da başka birinin çalması halindede ne kadar kıskanacağını ve grubu ne kadar çok sevdiğini binlerce jest mimik ve atraksiyonla ifade etti. Sonra yaşını sormak gibi çok büyük bir hata yaptım. Bana 86 doğumluyum dediğinde orada çocuğum olsa hakikaten keserdim. Buda böyle rüya gibin bir anektod. Ama tek farkı gerçekliğine benim hala inanamıyor olmam :). Hayatta yapılacaklar listesinin en üstündekilerden birine bir tik daha attım. Konusu açılmışken döktüm içimi nispet yapıyorum sanmayın umarım tüm Nevermore manyaklarına nasip olur diyerek dayak yemeden kaçıyorum evet..

  26. Röportaj yaptığımız adam meğesem şöyle bişeymiş;

    http://www.youtube.com/watch?v=nYQDKHUjlm8

    BİLEYDİĞĞĞİM.

    like fire

    @Batuhan Bekmen, AHAHAHAHAH.

    Hakkaten lan ne adammış.

    Exorsexist

    @Batuhan Bekmen, süpermiş ya. bu şarkı kendi grubunun muydu cover mı?

  27. hakan says:

    harikalar harikası bir söyleşi olmuş,özellikle benim gibi grubu biraz daha yakından tanımak isteyen kişiler için..
    nevermore’un hiçbir zaman gerektiği kadar ilgi görmemesi konusunda Attila Voros’un dediğine katılıyorum.sonuçta bu grup
    progresif yapısını thrash tabanında birbirinden ilginç derinlikte vokallerle sunuyor ve sert ton/yumuşak vokal-ki kimi bölümlerde en brutal,scream vokalden daha fazla kanımı donduracak düzeyde hissettiren yapıda- çizgisinde müzikleri alışılmış potansiyel metal kitlesine alışılmadık bir yapıda.
    gerçekten büyük bir kemik kitlesi var bu grubun.ve ben her wacken 2009′daki ‘enemies of reality’ performanslarını görünce tekrar tekrar şahit oluyorum sadece müzikleriyle değil şahne şov/performanslarıyla da bambaşka bir metal çoşkusu yarattıklarının.en basitinden Warrel Dane’in özellikle bu şarkıda vokallerini yüz ifadesi,tavırları,enerjisiyle de(gerçek anlamda)hissettirmesi,şarkının bir bölümünde geçiş rifinde(4:15) 4-5 saniye arada davulları çalan Van Williams’a hep birlikte yanaşmaları ve tekrar Jeff Loomis’in girişiyle açılmaları bile büyük enstantene olmuştur benim için.

    live forever !

  28. Jester says:

    Dünyanın en iyi grubuydunuz lan.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.