# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
NEVERMORE – Enemies of Reality
| 11.03.2010

Düşmanımın düşmanı çok kral bir insandır.

Şahsen dünyanın en iyi gruplarından biri olarak gördüğüm ve bu yaz canlı izleyeceğimiz için çılgıncasına mutlu olduğum NEVERMORE’un, olumsuz anlamda en çok konuşulan albümündan bahsedelim istiyorum bugün de. TRT 2′de program mı sunuyorum metal yazısı mı yazıyorum belli değil. “Dead Heart in a Dead World“ün ticari anlamda olmasa da övgü ve tapınma anlamında manyakça patlamasının ardından, NEVERMORE’un ne yapacağı merakla bekleniyordu. En azından ben bekliyordum. Albümle aynı adı taşıyan şarkı grubun sitesinden indirilmeye açıldığında bayağı bildiğin hevesli gibi olduğum yerde zıplıyordum. Peki bekledim de ne oldu? Bir amatörün elinden çıkmış gibi, çamur gibi kaydı olan bir albüm çıktı karşıma.

“Enemy of Reality”nin müzikal anlamda ne kadar iyi ya da kötü olduğundan bahsetmek niyetinde değilim, çünkü dünyada istese de kötü albüm yapamayacak gruplardan biri, kesinlikle NEVERMORE. Jeff Loomis gibi, bence yeryüzünün en iyi metal gitaristinin ellerinde, NEVERMORE’un iyi olmayan bir albüm yapmasını soyut ve somut anlamda imkânsız olarak görüyorum.

Sound konusuna az sonra geliriz. Önce müzikten bahsedelim. “Enemies of Reality”, grubun kimi yorumlarda “clean vokalli death metal” olarak adlandırılmasını sağlayacak düzeyde sert bir gitar kullanımı barındırıyor. Jeff Loomis’in yedi tellisinden çıkan devasa rifler, eşsiz sololar, gerçekten de grubun belli bir tür altına sokulmasını güçleştiren unsurlar olarak ortaya çıkıyor. Wikipedia’nın progresif metal altında sınıflandırdığı grup, bence de en iyi bu şekilde tanımlanabilir. Kullanabileceğiniz diğer tür isimleri, NEVERMORE’u özetlemek adına asla yeterli olamıyor diye düşünüyorum.

Albüm Enemies of Reality adlı canavarla açılıyor. Death metal olmayıp da bu denli brutal olabilmek, thrash metal diye özetlenememenize rağmen bu kadar yırtıcı olabilmek, peşi sıra gelen her rifte, her soloda dinleyiciyi yere sermek, bence çok az grubun yapabileceği bir şey. Her rifi, gitar çalan insanlar için ayrı bir macera olan bu şarkı ve sonrasında gelen her parçada, NEVERMORE farklılığını, üstünlüğünü tekrar tekrar görüyoruz. Grubun önemi ve sevenleri tarafından gerçekten çok abartı sevilmesinin sebeplerinden biri de bu. Eşsizlik, özgünlük. En basit örneğini last.fm’den vereyim; NEVERMORE’un sayfasındaki benzer sanatçılara bakalım. COMMUNIC, CONTROL DENIED, EVERGREY, SYMPHONY X, ICED EARTH, TESTAMENT, SAVATAGE. Bunlardan, NEVERMORE’u en büyük ilhamları olarak açıklayan COMMUNIC haricindeki hiçbiri, NEVERMORE dinlediğinizde aklınıza gelecek gruplar değil. Benzer yanları olabilir, ama hiçbiri last.fm’in dediği gibi “çok” ya da “oldukça” benzemiyor.

Albümün içeriğine girdiğimizde, Jeff Loomis’in o dönemki röportajlarında belirttiği üzere bir MESHUGGAH etkisiyle karşılaşıyoruz (mesela I, Voyager’ın verse rifi). Bunun dışında o dönem Jeff Loomis’in büyük övgülerine vakıf olan LAMB OF GOD ve SOILWORK de, yine Loomis’in söylediğine göre albümde etkisi bulunan gruplarmış. Şahsen dinlerken bu iki grubu aklıma getirecek yerler bulamıyorum, ama madem Loomis etkilendim diyor, öyledir.

“Enemies of Reality”nin önemli yerlerinden biri de, içerdiği sololardan birçoğunun doğaçlama olması. Öküz şarkı Ambivalent ve sondan bir önceki Noumenon’daki sololar, inanması güç de olsa kayıt düğmesine basıldıktan birkaç saniye sonra orta çıkmış mesela. “Sololar için genelde bir giriş, bir de çıkış yazarım; solonun kendisi, kayıtta nasıl çıktıysa öyle kalır” diyor Loomis. Büyüksün diyorum sadece. I, Voyager, Create the Infinite ve Seed Awakening, albümde altı telli gitarla çalınan şarkılarken, diğer tüm parçalarda o kalın si notasının eşsiz böğürtüsünü duyma şerefine nail oluyoruz.

Loomis haricinde, enfes şarkı sözleri ve benzersiz yorumuyla Warrel Dane de her zaman olduğu gibi döktürüyor. Tomorrow Turns into Yesterday gibi nispeten naif tatlarda da, Seed Awakening gibi thrash saldırılarında da olanca heybetiyle ortalığı kasıp kavurmasını biliyor Dane.

Biraz da alengirli kısımlara, yazının başında tadımızı kaçıran olaylara girelim. Bir yıl boyunca kayıt ve miksaj masasında kalan albüm, uzun bekleyiş sonucunda piyasaya çıkmış ve bırakın NEVERMORE’u, profesyonel anlamda müzikle uğraşan herhangi bir grup için bile gayet amatör bir kayıtla dinleyiciyle buluşmuştu. Davul kirliydi, vokaller sanki mikrofona iki metre mesafeden söylenerek yapılmıştı, gitarlar; barındırdıkları yırtıcılıkları sergilemekte zorlanıyor, tüm albümde genel bir boğukluk kulağa çarpıyordu. Kelly Gray adlı prodüktörün katlettiği albüm, bu haliyle dinleyiciler ve basından yoğun eleştiri almış, kimi dinleyiciler Century Madia’ya mail’ler atarak paralarını geri istemişlerdi. Uzunca bir süre devam eden bu yorumlar, albümün müzikal anlamdaki iyiliğini de örtmeye ve NEVERMORE’un zaferlerle dolu kariyerinde bir lekeye dönüşmeye başlayınca, grup daha fazla dayanamadı ve eski dostları, üstün insan Andy Sneap’ten yardım istedi. İki versiyona da sahip bir insan olarak, aradaki fark neredeyse şu aşağıdaki remastered haliyle şu bağlantıdaki kadar bariz.

Dokunduğu her şeyi cilloba dönüştürmekte üstüne olmayan Sneap, albümün ham kaydını alıp tertemiz bir hale sokarak, tarihi boyunca hatasız ilerleyen bu nefis grubun itibarını da kurtarmış oldu. Bu remastered versiyona dair yorumlar, bire bir aynısı olduğu orijinal “Enemies of Reality”den çok daha iyi gelmeye başladı. Şu an nasıl bilmiyorum, ama albüm çıktığı sırada orijinal versiyonu herhangi bir müzik markete iade edip üstüne de 5 dolar verdiğinizde, bu yeni versiyonu alabiliyordunuz. Bu versiyon bilindiği gibi farklı bir kapakla çıktı.

Biliyorum ki “Enemies of Reality” NEVERMORE hayranlarınca grubun “kısmen” zayıf halkası olarak görülüyor, her ne kadar hayranlar da böyle bir albümün başka bir grup tarafından öyle kolay kolay yapılamayacağının farkında olsalar da. Hit şarkı anlamında bakılırsa evet, “Enemies of Reality” öncesindeki albümler kadar NEVERMORE hit’i barındırmıyor. Yine de, sayısız devasa rif ve soloyla dolu, her elemanın üstün müzisyenlik sergilediği, bence NEVERMORE kalitesini düşürmeyen bir albüm olarak grubun diskografisindeki yerini alıyor.

Çok şık kitapçığında görüleceği üzere Chuck Schuldiner’a ithaf edilen “Enemies of Reality”, insana yedi telli gitar aldıracak düzeyde (reklamımı da yaparım) güçlü ve ezici yapısıyla, kötü albüm yapamayan bu grubun belki en güçlü değil ama kesinlikle sırıtmayan işlerinden biri olarak yerini alıyor.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (8.33/10, Toplam oy: 112)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2003
Şirket
Century Media
Kadro
Warrel Dane: Vokal
Jeff Loomis: Gitar
Jim Sheppard: Bas
Van Williams: Davul
Şarkılar
01. Enemies Of Reality
02. Ambivalent
03. Never Purify
04. Tomorrow Turned Into Yesterday
05. I, Voyager
06. Create The Infinite
07. Who Decides
08. Noumenon
09. Seed Awakening
  Yorum alanı

“NEVERMORE – Enemies of Reality” yazısına 15 yorum var

  1. Ufuk says:

    ya bu nevermore’u çok dinleyince bayan bi tek ben mi varım? 2 albüm ardarda dinleyemiyorum mesela.

  2. heat says:

    yok bende varım hatta iki albümü bırak 5-6 şarkı üst üste zor dinlerim ama nevermore uda cok severim ne iş anlamadım…bide sevmiyorum ben bu albünü hatta en sevmedigim nevermore albümü budur.

  3. like fire says:

    benim yorumum yayınlanmadı yahu :) neyse bi daha yazayim.

    bence bundan önceki tüm nevermore albümlerinden iyi, ama this godless endeavor kadar da iyi değil. iyi bir şey dedim aslında burda. 9.5 puanlıktır benim gözümde.

  4. hen says:

    muhtemelen ben de 9 veya 8.5 verirdim. verdim lan hatta. manyak şarkılar barındırıyor ama 1-2 şarkı (yoo dostum isim vermeyeceğim) bana biraz “oturmamış” gibi geliyor her dinleyişimde. sanki buldukları riffleri melodileri falan “bu da böyle olsun da bitsin lan artık, sıkıldım bu stüdyodan” der gibi birleştirmişler, o manada. tamamen düzenlemeden kaynaklı yani. ayrıca son olarak seed awakening nasıl bir şarkıdır diyorum ve atımı eğerlemesi için seyise başımla işaret veriyorum.

  5. Aeonian_Lich says:

    Loomis2in gitarı şahaneymiş. Fazla içli dışlı olduğum bir grup değil, ama kaliteli grup. En çok This Godless Endeavor albümlerini beğenirim.

  6. Aeonian_Lich says:

    Loomis’in fotodaki gitarının rengi siyah da ışıktan mı öyle parlamış, yoksa başka bi renk mi yardımcı olabilecek varsa sevinirim. Şekli şemali süper ama rengini tam çıkartamadım. Aşık oldum gitara…

  7. baldur says:

    loomis’in gitarı ne, prs mi?

  8. Burak Gür says:

    Schecter

  9. Ben severim bu albümü. Never Purify çok orijinal bir parça mesela. En sevdiğim şarkıdır herhalde albümdeki.

  10. caksu says:

    3 kez dinledim henüz. Çok sert.. Ardışık sesli, çok notalı, hızlı riffler Log, daha çok Willie Adler çağrışımı yaptı bende. Öncesinde kritiği okumasaydım yapar mıydı bilmiyorum. Warrel Dane’in kafayı sıyırdığı, albüm içinde öne çıkan ifadeler, simgeler yine var gibi. Albümler arasında da rastlanıyor bu ortak ögelere ki tadından yenmiyor, diskografiye ufaktan bir konsept havası veriyor. Enstrumanlar zaten eziyor, hafif efektli vokaller de sanki insandan üstün bir varlık bizi yargılıyor havası verdi bana eheh. Grubu sevince böyle salak şeyler düşünmek mutlu ediyor insanı. Herneyse.. Nefis albüm..

    caksu

    Kafayı sıyırdığı ifade neyse.. Bozduğu diyeyim.
    Sap gibi kalmasın diye de uzatayım. The Heart Collector’ın canlı versiyonuna sonradan eklenen bir dize vardı. Yanlış hatırlamıyorsam “We are the worms that infect humanity, we are the enemies of reality” şeklindeydi. Hoş bir bağlantıydı.

  11. mustafa says:

    karabasanlardan farkları yok . şeytanlar. :D

  12. hakan says:

    Warrel Dane’in giydiği bolca immortal tişörtü ve 2009 wackendaki behemoth tişörtleri gözlerimden hiç kaçmadı..seviyor sayıyor heralde bu grupları fazlasıyla:)

  13. Gustav Mahler says:

    adamların her albümü gitgide iyileşiyordu tak diye dağılıverdirdiler yapılır mı lan bu bana?tam da sevmeye başlamışken…neyse 6 albümlerinide dinledim adamların ama bi dead heart in a dead world havası alamadım hiç birinden.belki biraz This Godless Endeavor albümü yaklaşmış diyebilirim benim açımdan.

  14. herkese bol şans says:

    Albümü remastered edince çok güzel olmuş enstrümanlarin sesi soluğu kendine gelmiş, eski hali adeta çamur gibiydi, bok gibiydi

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.