# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
MESSA – Close
| 06.10.2022

Spiritüel Kuzey Afrika ayininden heavy metal headbang’ine.

Harun Aydın

Daha önce kritik yazmamış birisi olarak bir kritik yazmayı uzun süredir planlıyordum fakat doğru zamanı ve albümü bulmak için ayağımı ağırdan alıyor ve bekliyordum. Sanırım Messa benim için harika bir giriş olacak çünkü bu albüm her şeyiyle beni benden alan bir eser.

Benim için bazı sanat işleri o kadar önemlidir ki onları arada bir hatırlayıp zihnimin içerisindeki odalarda misafir etmezsem onlara çok büyük ayıp ettiğimi ve yanlış bir şey yaptığımı düşünürüm. Hatta bazen daha da ileri gidip bu eserlerin bana küseceğine kendimi inandırabilirim. Tabii ki en çok ilgilendiğim sanat türü müzik olduğu için bunu dinlediğim müzik albümlerinde daha çok yaşarım. Close bu yıl çıktı ve sık sık Close’u zihnimde misafir ettiğim için ona ayıp ettiğimi düşünmüyorum.

İtalya’dan bizleri selamlayan doom ambient/drone grubu MESSA, okült doom sahnesinin günümüzdeki en dikkat çeken ve yükselişteki gruplarından biri. MESSA’nın kazandığı bu ilginin en önemli sebebinin Sara’nın mükemmel vokalleriyle birleşen doğru enstrüman kullanımı ve sabırlı şarkı yazım şekli olduğunu söylemek bence hiç de yanlış olmaz. Yaptıkları müzik türüne bakıldığında vokalist olarak fark yaratmanın zorluklarına rağmen bu kadar ayırt edici bir sese sahip olduğu için Sara MESSA’yı birkaç lig yukarıya taşıyor. Daha açılış şarkısı Suspended’da grubun geriye kalan enstrümanları kendini ağırdan satarken Sara gövde gösterisi yapmaya başlıyor ve adeta dinleyiciyi büyülüyor.

İlk albümde sergiledikleri drone etkilerini ikinci albümlerinde azaltmışlardı ve üçüncü albümleri yani Close’a baktığımızda bu etkilerin neredeyse yok denecek seviyeye geldiğini görüyoruz. Albümde yer yer oryantal enstrümanları duyuyoruz ve bütün konsept bunun etrafında yönlendirilmiş. Daha ilk şarkıdan bu albümün sıradan bir doom metal albümü olmadığını anlıyoruz. Şarkıya dakika 2′den sonra giren ağır gitar riffiyle birlikte albümün vaat ettiği bazı şeyler olduğunu ama bunları hemen göstermek istemediğini hissediyoruz. Daha sonrasında gelen jazz benzeri pasaj bize ilk iki albümde yaptıkları jazz/blues ve yer yer 70′ler rock göndermelerini hatırlatıyor. 3. şarkının gelmesiyle birlikte Halil Cibran’ın Ermiş eserinden alınmış Orphalese kelimesi direkt olarak dikkatimizi çekiyor ve konsept albümün ne anlatmak istediğini yavaştan anlamaya başlıyoruz. Şarkı boyunca yer yer duyulan oryantal melodiler bizi adeta çöllerde Ermiş’i aramaya çıkarıyor.

Tabii doom türünde ve kadın vokalistli bir gruptan bahsederken COVEN’dan ve BLACK SABBATH’tan bahsetmemek olmaz. MESSA’nın iki gruptan da etkilendiğini ve müziğinde bunu göstermekten hiç çekinmediğini fark etmemek bilinçli bir dinleyici için imkansız. Gitarı doom metalde alışkın olduğumuz gibi ağır, sabırlı ve BLACK SABBATH’ın 50 yıl önce bile kullandığı halde kullanmasına rağmen bir şekilde şarkıların sıkıcı olmamasını sağlayan MESSA yer yer hızlanıyor, adeta dinleyiciyi çöl sıcağında yüzüne su çarparak uyandırıyormuşçasına sarsıyor ve 1 saat 4 dakikalık uzunluğuna rağmen bir vaha gibi canlı kalmayı başarıyor.

Pilgrim adlı parça tekrar bizi oryantal tınılarla meraklandırırken bir yandan da Sara’nın huzur verici ve sakinleştirici sesini duyuyoruz, ta ki stoner/doom tarzında dolu dolu bir riff ve Sara’nın görkemli vokalleri girene kadar. Parçanın klibinde anlatılan ve heavy metaldeki “headbang” tabirine çok benzeyen saçlarını sallayarak bir çeşit dans etme ritüeline Nakh deniyor ve kökleri Kuzey Afrika’ya dayanıyor. Nakh, Tunus ve Cezayir sınırındaki kadınların saçlarını basit ama uzun tekrarlar şeklinde sallayarak bilinçlerinin akışını değiştirdikleri bir dans türü ve aynı zamanda anlattıklarına göre kültürleriyle ve dilleriyle aralarında bir bağ oluşmasını sağlıyor. MESSA’nın yaptığı bu müzikle rock ve metaldeki headbang ile Nakh’ı bu kadar güzel bağdaştırması insanın ister istemez etkilenmesine yol açıyor.

Close’un konsepti spiritüalizmle bir bağı olmayan veya spiritüalizme ilgisi olmayan insanları bile etkileyecek bir albüm olduğunu düşünüyorum çünkü o etkilenen kişilerden biri de benim. Bu albümü dinlerken çölün kavurucu sıcaklığının altında kendimizden geçmemize rağmen amacımız uğruna yolculuğumuza devam ettiğimizi hayal etmemek mümkün değil.

Müzik olarak ise Close doom metal dinleyicilerinin kesinlikle kaçırmaması gereken hatta özenle ve dikkatle dinlemesi gereken bir albüm.

8,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.58/10, Toplam oy: 19)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2022
Şirket
Svart Records
Kadro
Sara: Vokal, perküsyon
Rocco: Davul, perküsyon, vokal
Alberto: Lead gitar, ud, mandolin, vokal, moog bass, piyano, synth'ler, perküsyon
Marco: Bas, akustik gitar, vokal, synth'ler, dulcimer

Konuk:
Matteo Bordin: Gitar
Giorgio Trombino: Saksafon, düdük
Şarkılar
1. Suspended
2. Dark Horse
3. Orphalese
4. Rubedo
5. Hollow
6. Pilgrim
7. 0=2
8. If You Want Her to Be Taken
9. Leffotrak
10. Serving Him
  Yorum alanı

“MESSA – Close” yazısına 7 yorum var

  1. Eline sağlık Harun, ilk kritiğin hayırlı olsun.

    fuin

    @Ahmet Saraçoğlu, teşekkür ederim Ahmet abi.

  2. Horrendous says:

    Uzun zamandır yorum yapmıyordum, anasayfada albüm kapağını görünce kamyon farı yemiş tavşan gibi kala kaldım. Bu sükuneti bozma vakti geldi.

    Yayınlandığı ilk günden bu yana yüztrilyonbinonmilyon kere döndürmüşümdür. Geçen sene 3 kafadar arkadaş grubumuzun ortak keşfiydi Messa. Blood parçasındaki saksafona vurulduk sonrasında iki albümlerini de hatmettik. Acayip bi’ grup. Nasıl mutlu oldum kelimeler kifayetsiz.

    Kusursuz bir albüm. Evet yer yer 70′ler esintileri var, evet karanlık jazz/blues elementler var ama bu albümle birlikte gelen yoğun sludge etkileri müthiş karakter katıyor. Proggressive doom/Sludge/Doom-rock/Gothic post-punk/Ambient/Oriental heavy metal tadında etiketlere sığmayan bir kategori daha doğru. Kesinlikle kendine özgü türler arası bir müzik yapıyor Messa. Bu yenilikçi ve cesur anlayışları beni vurdu zaten. Akıllara zarar büyülü bir tarzları var.

    Rubero diye bir parça var mesela inanamazsınız… Black Sabbatath/Danzing arası bir açılışla başlayıp Chelsea Wolfe naifliğine evriliyor, 2.43′ten sonra Uncle Acid kafalarına girip 3.15′te Megadeth albümüne koysan sırıtmayacak bir pasaja bağlıyor, ardına blast beat üstü felaket bir solo geliyor ve daha ilk dinlemede kendine çekmiş melodi ve o kadife sesle bitiyor. Yuh.

    Albüm sürekli böyle sürprizlerle dolu, her parçanın farklı karakteri ve anlatısı var. Eğer PA takipçilerini biraz olsun tanıyorsam albüme direkt olarak Dark Horse parçasından başlayın. İlk parçayı dinleyip de yarısında elenecek kişileri kaybetmek istemiyorum. Ne olur dinleyin lan lütfen :’)

  3. Rashid says:

    Oh be, nihayet biri kritiğine yazdı şu canım albümün. Yazma özürlüaq olduğum için vakit bulup yazamamıştım ama anasayfada kritiğini görünce çok sevindim. Messa ilk albümünden bu yana gümbür gümbür geliyordu ama bence bu albümle artık tam olarak zirveye oynadılar. “Dark Horse”u bilmem kaç defa dinledim hatırlamıyorum artık.

  4. vatay says:

    Yılın albümleri listemde mutlaka yer bulacak, şahane albüm. Bıkmadan dinliyorum hala. Plağı kovalananlardan…

  5. deadhouse says:

    Çölde ayı ikiye ayırırsın, ölüleri diriltirsin, saçını sallayıp bilinç akışını değiştirirsin, normaldir. 50 derecede, kumlar arasında ne yapılır ki başka. Bak İskandinavlara. Adamların götü donmuş hep. Varsa yoksa, Thor, Odin.

  6. Drone says:

    Feast for the Water albümü ile tanımıştım. O günden bu güne ne iş yapıyorlarsa takipteyim. Ancak bu albüm Feast for The Water’ın da üstünde. Her yaptıkları albümde üzerine koymaları sevindirici.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.