# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
EUCHARIST – I Am the Void
| 10.04.2022

Nasıl bulmak istiyorsan öyle bırak: 25 yıl aranın ardından bambaşka bir tarzla geri dönmenin artıları ve eksileri.

Doksanlarda İsveç melodik death metal sahnesi genel olarak üç at başı grupla anılsa da esasında türe katkıda bulunan ve farklı seviyelerde bilinirlikler eşliğinde muhteşem albümler çıkaran bir dolu grup var. Bu gruplar arasında AT THE GATES, IN FLAMES, DARK TRANQUILLITY üçlüsünün yanında adı anılan oluşumlardan biri de çıkardığı iki albümle son derece özgün bir karakter sunan EUCHARIST’ti.

EUCHARIST melodik death metale karanlık bir anlayışla yaklaşıyor; soğuk ve çekici mizacıyla gizli kalmış cevherlerin en bilinenleri arasına adını yazdırıyordu. 1997’deki ikinci albümünün ardından sessizliğe gömülen grup, kurucusu Markus Johnsson’un “yeter hıammına” demesiyle yeniden faaliyete geçti ve tam çeyrek asır aradan sonra yeni albümü “I Am the Void”u yayınladı.

Geri dönüşlere hepimiz alışığız. Kimisi iyi, kimisi hayal kırıklığı bu dönüşlerin neredeyse tamamı, grubun son olarak bıraktığı yerden devam eden dönüşler oluyor. Sonuçta grubu en son bıraktığımız gibi bulmak istiyoruz, özlemimizi gidermek istiyoruz falan filan. Bu açıdan bakıldığında EUCHARIST’in 25 yıllık aradan sonraki bu dönüşü benim bugüne dek görmediğim türde bir dönüş olarak apayrı bir yerde duruyor. Bunun sebebi, son bıraktığımızda melodik death metal yapan EUCHARIST’in tam teşekküllü bir black metal grubu olarak geri dönmüş olması. Daha da ilginç olansa bunu sadece Markus Johnsson üzerinden yapıyor oluşu. Yani Johnsson ortamlara geri dönmek istemiş, ancak bunu EUCHARIST’in melodik death metaliyle değil black metal anlayışıyla yapmayı tercih etmiş. Yanına da sadece bir kişiyi, 2019’dan bu yana MARDUK’a eşlik eden Simon “BloodHammer” Schilling’i alarak yapmış.

Şu anda Metal-Archives’a girip EUCHARIST’e benzer gruplar sekmesine baktığınızda karşınıza AT THE GATES, GATES OF ISHTAR, UNANIMATED, ABLAZE MY SORROW, A CANOROUS QUINTET, DAWN, DARK TRANQUILLITY, IN FLAMES ve NECROPHOBIC gibi İsveç piyasasını, melodik death metal piyasasını takip eden herkesin yakından tanıdığı isimler çıkıyor. Bunu 1997’de konuşsaydık hiçbir sorun yoktu. Lakin bugünün EUCHARIST’ine baktığımızda “I Am the Void”daki müziğin bu grupların kariyerlerinin herhangi bir döneminde yaptıkları müziklerle uzaktan yakından alakası yok. Şu ana göre düşünürsek 2022 model EUCHARIST bunlardan sadece kısmen UNANIMATED, DAWN ve NECROPHOBIC’le örtüşebilir. Gerisi tamamen alakasız gruplar.

Bir double albüm olan “I Am the Void”, 77 dakikaya yakın müzik içeriyor ve üstüne üstlük bir de Johnsson merkezli çıktığı için bana Johnsson’un yazdığı şarkıları yok olup gitmesinler diye bir albüme doldurup yayınladığı bir çalışma gibi geliyor. Sonuçta 25 yıl ara verdiysen ve 77 dakikalık bir albümle geri dönüyorsan, bunun amacı sadece kendini yeni nesle tanıtmak olamaz. Belli ki bu şarkılar değerlensin istenmiş ve çok dramatik bir tür değişikliğiyle birlikte günümüz ortamına sunulmuş.

“Gerçek EUCHARIST bu değil” demeli miyim çok emin değilim (“demelisin”), ama sanırım demeliyim (“aynen”). Gelecekte bir gün EUCHARIST dendiği zaman, bence doksanlarda iki adet kısmen gizli kalmış melodik death metal cevheri çıkarmış, sonra da çeyrek asır ara verip bir dolu black metal şarkısı yayınlamış bir grup akla gelecek. Johnsson EUCHARIST’i devam ettirmek istiyor mu ve istiyorsa bu nispeten tek boyutlu, düz black metal kimliğinden mi ilerleyecek bilmiyorum ama bu grubun bütün olayı, alametifarikaları, ilk iki albümün “cevher” olarak nitelenmesini sağlayan şey melodik death metal kimliğinde, yaratıcı riflerinde, tremololarında, melodilerinde yatıyordu. Şimdiyse elimizde bazısı adrenalin takviyesi almış DARKTHRONE gibi, bazısı ilk 2-3 albüm MARDUK gibi duyulan şarkılar var ve ben bunu neye göre değerlendirmem gerektiğinden pek de emin değilim.

Bunu bir hayal kırıklığı olarak değerlendirirsem, bunca yıl sonra geri dönmeye karar veren ve uğraşıp didinip bu albümü yapan Markus Johnsson’a ayıp etmiş olurum. Sonuçta ortada bir emek var ve grubun sahibi böyle istiyorsa yapacağımız bir şey yok. Lakin EUCHARIST’in bundan çok daha ilgi çekici olduğunu ve olabileceğini bilmek de ne yalan söyleyeyim insanı biraz geri planda tutuyor. “I Am the Void” ortalama bir black metal albümü, ancak benim takıldığım nokta albümün ortalama olması değil, EUCHARIST’in onca lezzetinin tamamen göz ardı edilmiş olması ve 25 yıl sonra yaratılabilecek bir heyecana ilişkin fırsatın büyük oranda kaçırılması.

Sound’u, kaydı bok gibi ama gidin “Greeting Immortality”, “Floating” falan dinleyin EUCHARIST 1993 yılında nasıl zamanının ötesinde işler yapmış görün, ardından da 1997’deki “Mirrorworlds” albümü dinleyin ve atmosferiyle, özgünlüğüyle gizli kalmış melodik death metal başyapıtı nasıl yapılır görün. Sadece “The Eucharist”in ilk 2 dakikasını şu albümün tamamına değişmem.

6,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.29/10, Toplam oy: 7)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2022
Şirket
Regain Records
Kadro
Markus Johnsson: Vokal, gitar
Simon "BloodHammer" Schilling: Davul
Şarkılar
1. Shadows
2. A Vast Land of Eternal Night
3. Goddess of Filth (Tlazolteotl)
4. In the Blaze of the Blood Red Moon
5. Mistress of Nightmares
6. Nexion
7. 'Queen of Hades
8. Where the Sinister Dwell
9. In the Heart of Infinity
10. Lilith
11. Darkness Divine
12. I Am the Void
  Yorum alanı

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.