# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
GHOST – Impera
| 23.03.2022

10 yıllık kalkınma planı: Fenriz’in kişisel blogunda tanıtmaya çalıştığı bir grubun, dünyanın zirvesine çıkma hikâyesi.

GHOST’la olan ilişkimin kişisel boyutlara ulaşan bazı noktaları var. Grup ilk albümü “Opus Eponymous”u çıkardıktan hemen sonra o zamanlar yeni hizmete sunduğumuz Pasifagresif TV için bir GHOST tanıtım videosu çekmiş, grubu insanlara tanıtmaya çalışmıştık. GHOST gerek imaj gerek müzik olarak belirgin şekilde farklı ve kendine özgü bir oluşumdu. Papa Emeritus adlı bir ikon barındırıyor ve oluşturduğu gizemle birlikte herkesin ilgisini çekmeyi başarıyordu.

Artık YouTube’da olmayan ilgili videomuzun bir yerinde üç kişi kapüşonlu montlar giyerek Nameless Ghoul mizahı yapmış da olabiliriz, gören görmüştür.

Sonrasında GHOST, bana kalırsa iyi bir ilk albüm çıkaran bir grubun kariyerindeki en önemli albüm olan; tüm kariyerini belirleyen ikinci albümünü çıkardı ve “Infestissumam” adlı bu müzik şöleniyle birlikte GHOST dünyanın en çok konuşulan birkaç grubundan biri hâline geldi. 2014’teki Hi Voltage Festival kapsamında ülkemize gelmelerinden kısa bir süre önce farklı gruplardan dört müzisyen olarak Dorock’ta sahne almış ve insanları GHOST’a ısıtmak için bir GHOST gecesi düzenlemiştik. GHOST dinlemek güzel bir şeydi, ancak şarkıları öğrenirken ve sahneye çıkıp şarkıları canlı çalarken GHOST’un neden farklı olduğunu ve neden giderek daha da fazla büyüyeceğini daha iyi anlamış oldum. Adamların (o sıralarda Tobias’ın tek adam olduğuna dair bir bilgi yoktu ve GHOST tam bir grup müziği yapıyor sanılıyordu) beste yapıları öylesine akıcı, rafine ve akıllıcaydı ki sahneye çıkıp 4-5 şarkılarını çalmak bile GHOST’un milyonlarca insanın beynine işleyebileceğini düşünmeme yetmişti.

Ardından High Voltage sahnesinde kendi grubun THROWN TO THE SUN’la da GHOST’la aynı sahneyi paylaşarak GHOST’a ilişkin kişisel tecrübemi zirvede noktalamış oldum. Onları canlı görmek, yarattıkları atmosfere tanık olmak gerçekten bambaşkaydı ve gelmelerine kadar olan sürede oluşan bu “hype”ın ne kadar altı dolu olduğu, konseri izleyen herkes tarafından görülmüştü. O festivalin headliner’lığını TRIVIUM yapmıştı ve aradan geçen 8 yıla baktığımda, şu anda düzenlenecek bir festivalde TRIVIUM logosu GHOST logosunun T’sinden daha küçük yazılsa kimse şaşırmayabilir.

GHOST bu süreçte böyle bir büyümeye imza attı.

Grubun yaşadığı çalkantılı kadro değişiklikleri, Grammy kazanması, Papa Emeritus’un günümüz metalinin en çarpıcı figürlerinden birine dönüşmesi ve diğer bir dolu dinamikle birlikte GHOST yükseldikçe yükseldi. Albümlerinde işledikleri temalar hep karanlık taraflarda olsa da müziklerinin aşırı akılda kalıcı olmasından ve çok kolay eşlik edilebilmesinden dolayı grubun hayran kitlesi, ürün satışları, konserlerinin doluluk oranları, her şeyleri büyüdükçe büyüdü. Bugün bahsedeceğimiz yeni albümleri “Impera” şu anda ABD’de tüm müzik türleri arasında ilk haftasında en çok satan albüm. Billboard listesinde 2 numarada ve Almanya, İsveç, Finlandiya, Avusturya’da en çok satan albüm konumunda. Daha bir dolu ülkede de ilk 5’te.

GHOST’un, yani Tobas Forge’un bunu başarmak için yıllardır hayvan gibi çalıştığını söylememize gerek yok herhalde. Adam gerçekten de 10 küsur yılda sıfırdan zirveye nasıl çıkılır; Fenriz’in blogunda adını andığı bir grup nasıl dünyanın en çok satan albümlerinden birini çıkarır, bunu bize uygulamalı olarak gösterdi. Metalci olduğumuzdan ve genelde olaya metal perspektifinden baktığımızdan kimi insanların bunda bir değer görmediği, GHOST’un kolaya kaçarak, pek çok değerinden feragat ederek, pek çok davayı satarak bunu başardığı iddia edilebilir. Ben bunu bu şekilde görmüyorum. GHOST 2013 yılında “Year Zero”yu yaptığı andan itibaren dünyanın en ilgi çekici gruplarından biri olmuştu ve sonrasındaki hiçbir şeyin de tesadüf olmadığını düşünüyorum. 2013 yılına gitmemiz iyi oldu aslında, çünkü Tobias “Impera”nın tematik fikrini ta 2013 yılında kurgulamış ve beklemeye almıştı. “Prequelle”de anlatılan Orta Çağ Avrupası ve Kara Veba temalarından yüzlerce yıl sonrasını işleyen “Impera”, “imparatorlukların yükselişini ve çöküşünü” anlatan bir albüm olarak karşımıza çıkıyor. 2013 yılında Timothy Parsons’ın “The Rule of Empires: Those Who Built Them, Those Who Endured Them, and Why They Always Fall” kitabını okuyan Tobias, bunu bir albüm teması olarak işlemek için 9 yıl beklemiş. Bu temayı öylesine içselleştirmiş ki, albümün temasını daha iyi destekleyeceğini, belki de bir referans olarak kullanabileceğini düşündüğünden “Impera”yı çıkarmak için Trump yönetiminin değişmesini dahi beklemiş. Misal albümdeki “Griftwood”, Trump’ın yardımcısı Mike Pence’in, Tobias tarafından saf kötülük olarak tanımlanan duruşundan ve söylemlerinden ilham alıyor.

Albüme baktığımızda GHOST’un şeytan temasından çok büyük ölçüde sıyrıldığını ve başka bir düzlemden ilerlediğini görüyoruz. Şarkıların genelinde hissedilen bir “kolay benimsenir olma” havası olsa da beste tarafından baktığımda Tobias Forge’un şarkı yazma konusunda gerçek bir deha olduğunu bir kez daha görebiliyorum. Hypatia’nın çalıştığı yerin dışarısına çıkarılarak öldürülmesini konu eden “Kaisarion”un albümdeki en kompleks yapıları sunduğu düşünüldüğünde, “Impera”nın genel olarak son derece “light” bir dinleme deneyimi sunduğu anlaşılacaktır. Ne var ki ben bu “light” deneyimin yaratılabilmesinin hiç de kolay olmadığını ve Tobias’ın bestecilik yeteneklerinin de burada devreye girdiğine inanıyorum. Albüm genel olarak rock ve ara ara da metal sularında yüzse de Tobias’ın “Impera”ya ABBA’yı da, BON JOVI’yi de, FOREIGNER’ı da, DEF LEPPARD’ı, TOTO’yu, BLUE ÖYSTER CULT’ı, ALICE COOPER’ı da koyduğunu görmek mümkün. Yeri geliyor “Watcher in the Sky” ile arena rock, glam metal, hard rock’vari bir enerji ortaya koyuyor, yeri geliyor “Darkness at the Heart of My Love” ile gospel kafalarına yaklaşıyor. “Spillways” ile GHOST tarihinin en akılda kalıcı nakaratlarından birine imza atarken, yine GHOST tarihinin belki de en ayrıştırıcı şarkısı olan reggaeton soslu “Twenties” ile sevmek ile nefret etmek arasında bir yere konumlanıyor.

Albümü ilk dinlediğimde şarkıların -yüzeysel diyemesem de- çarpıcı olmamasından dolayı herhangi bir GHOST albümüyle karşı karşıya olduğumuzu düşünerek fazla etkilenmemiştim. Her bir şarkı birbirinden tamamen farklı olmasına rağmen albümde GHOST klasiği denebilecek bir şey olmadığı düşüncesiyle “Impera”nın GHOST diskografide çok da önemli bir yer teşkil etmeyeceğini tahmin etmiştim. “Impera”yı abartısız 50 defadan fazla dinlemiş bir insan olarak, bu düşüncelerimin değiştiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Dinlemesi gayet keyifli, su gibi akan bir albüm olmasının yanı sıra, “Impera” GHOST’un kendi kimliğini -çok da- kaybetmeden istediği her şeyi yapabileceğini bir kez daha kanıtladığı bir çalışma. “Impera”ya çok satması ve şarkıların sivri uçlarının olmaması üzerinden vurulmasını, 10 küsur yıldır uğraşan ve görünüşe göre her şeyi doğru yapan bir grubun penceresinden baktığımda çok da derinlikli bir eleştiri olarak göremiyorum. Adam “Twenties”in ilhamını dahi uzun yıllar önce televizyonda izlediği bir videodan, Brezilya favellalarındaki bir sokak partisinden almış ve bunu bir yandan bir Disney kötüsünün tema müziği, bir yandan bir Broadway müzikali, bir yandan da SEPULTURA’nın “Attitude”da kullandığı türde yerel Brezilya ritimleriyle harmanlayarak başka hiçbir şeye benzemeyen bir şey ortaya çıkarmayı başarmış. İlk dinleyişimde SYSTEM OF A DOWN’a benzettiğim, hatta “bu ne lan böyle” dediğim şarkıyı şimdi epey seviyorum.

“Impera” müzikal olarak bir başyapıt olmayabilir, pek çok insan tarafından değersiz görülebilir, ancak ben Tobias Forge’un burada özel bir şeyler yakaladığını ve GHOST’un en iyi albümünü olmasa da en önemli albümlerinden birini çıkardığını düşünüyorum. Tobias’ın daha “Prequelle” çıktığı sırada sonraki 3-4 GHOST albümünün nasıl olacağı, hangi temaları işleyeceği konusundaki fikirlerinin bile net olduğu düşünüldüğünde, GHOST’un bundan sonra da hep akıllıca adımlar atarak dünyanın en revaçtaki, en çok ilgi çeken gruplarından biri hâline geleceğine kesin gözüyle bakıyorum. Sonuçta “Impera” pek çok açıdan ayrıştırıcı bir albüm ve ben ayrışan bu kitleler arasında albümü çok seven ve GHOST’un yolculuğunu mutluluk, takdir, hatta gururla izleyenler tarafında yer alıyorum.

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.77/10, Toplam oy: 53)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2022
Şirket
Loma Vista Recordings
Kadro
Papa Emeritus IV: Vokal, besteler, sözler, bas

Konuk:
Fredrik Åkesson: Gitar
Martin Hederos: Piyano, org
Hux Nettermalm: Davul
Şarkılar
01. Imperium
02. Kaisarion
03. Spillways
04. Call Me Little Sunshine
05. Hunter's Moon
06. Watcher In The Sky
07. Dominion
08. Twenties
09. Darkness At The Heart Of My Love
10. Griftwood
11. Bite Of Passage
12. Respite On The Spital Fields
  Yorum alanı

“GHOST – Impera” yazısına 30 yorum var

  1. gXnn says:

    ilk defa bir ghost albumunu net olarak begenmedim. bir kaç şarkı dışında cidden baya baya kötü bir album oldugunu düşünüyorum. iyi şarkıların adını bile hatırlamıyorum öyle sıradanlar. bu sefer olmamış bana göre. 3/10

  2. Ömer Kus says:

    Eline saglik Ahmet, altina imzami atabilecegim bir kritik olmus, neredeyse kelimesi kelimesine katiliyorum.

    Ilk dinlemelerde pek begenmemistim, özellikle Twenties’e gicik olmustum ama dinledikce acildi album. Cok leziz sarkilar var, Kaisarion, Spillways, Call Me Little Sunshine, Griftwood, Respite on the Spitalfields falan cok guzel. Twenties bile sardi. Bir tek Watcher in the Sky biraz bayik geldi bana, nakarat guzel ama cok tekrar ediyor.

    Ben pek bir bozulma göremedim sahsen, Ghost hep buydu, pamuk seker gibi muzik yapiyorlar en basindan beri. Zaten “Ghost metal grubu mu? :D:D” elestirileri de uzun zamandir var. Ama ben de eski albumlerdeki rituel havasini, dini sembolleri, lirikleri filan kullanarak seker gibi sarkilar yapan Ghost’u ve Eyes Wide Shut’tan firlamis maskeler kullanan Nameless Ghoul’lari daha cok seviyordum, bu imaj degisimi, yeni maskeler filan beni pek acmadi. En azindan Papa Emeritus tekrar gercek papaya benzemis kiyafet olarak, onu sevdim.

    Albumun Ghost acisindan net bir basari oldugu da apacik ortada bence. Her yerde listelerde tepelere cikiyorlar, birkac gun önce Jimmy Kimmel Show’da canli caldilar, gecen sene (ya da 2 sene önce) Isvec’in devlet kanalinin en cok izlenen yarisma programlarindan birinde Papa Emeritus cikip Rolling Stones coverladi, fan kitlesi özellikle de Amerika’da cilginca buyuyor. Bunlar basarilmasi kolay seyler degil.
    Kaliteli ve akilda kalici bestelerle, sahane bir imaj ve konseptle, Tobias gibi zeki, farkli muzik turlerini yalayip yutmus bir adamla ve biraz da sansla Ghost son yillarin en buyuk metal gruplarindan biri oldu. Eski devler yavas yavas emekli olmaya basladiginda arena dolduracak metal grubu kalmayacak, Ghost bu boslugu doldurmaya aday gruplardan biri en azindan.

  3. Ugur says:

    Albümü ilk çıktığında ‘meh’ demiştim ama şuan basbaya severek dinliyorum.Bir de Kaisarion aşırı güzel bir şarkı.

  4. crowkiller says:

    fenriz o blog işini bırakıp spotify liste olayına geçti iyi de etti, bana 50 den fazla süper iyi grup keşfettiren o meşhur liste ahanda bu

    https://open.spotify.com/playlist/0p7s3xLmHgCXocWIKWqTQv

  5. KIVO says:

    bu kez beni sarmadı abi, diğer taraftayım :)

  6. Boba Fett says:

    Yüzeysel olmak, pop olmak, basit olmak, mainstream olmak bunlar başka gruplar için hakaret olabilir ama Ghost tam olarak buydu, müziğinin bir parçası ve konsepti zaten buydu neden hayal kırıklığı oldu anlamak güç.

    İlk albümü saymazsak eğer Ghost yön falan değiştirmedi, Ghost hep bunu yapmak istiyordu, müziği hep böyleydi, bu belki bazen size daha sofistike gelmiştir bazen gelmemiştir ama müziği hep poptu, hep basitti, hep popülerdi, çoğu zaman yüzeysel ve basitti, dinleyici olan Ghost’tan beklediğin bu zaten, teknik death metal grubunu belki basitleştiler falan diye eleştirebiliriz ama Ghost’u böyle eleştirmek çok makul gelmiyor kulağa.

    Ayrıca basit olmak, yavurun dediği gibi catçi olmak falan hiç basit işler değil, akılda kalıcı beste yapmak hiç basit değil, 2022 yılınca hala metal, rock tabanlı müziğin geniş çevrelerce dinlenmesi falan güzel şeyler.

  7. Ensamvakt says:

    İlk dinlediğim de ben de beğenmemiştim ama şimdi çok zevkli akıp giden çok tatlı bir albüm olduğunu düşünüyorum. Eline sağlık Ahmet abi güzel bir kritik olmuş.

  8. owlbos says:

    Ben Ghost’un Masked Ball ile sahneye sisler dumanlar içinde gelip seyircileri kutsayan, 5 yaşındaki bebelere bile satan övdüren, ceset maskesiyle Genesis çalarken ghoullar için tebrik toplayan, ağır başlı hallerini çok seviyordum ordan oraya zıplayan sağ sola koşuşturan hallerine karşı ise nötrüm.

    Albümü bugüne kadar farklı zamanlarda 4 kez dinledim, hatta 4.yü tamamlayamayıp Stand By Him açıp kendime geldim.

    owlbos

    @owlbos, Ghost her zaman böyleydi yazan arkadaşları anlamakta güçlük çekiyorum. Ghost’un en başından beri catchy, şeker gibi akıp giden şarkılar yaptığını herkes biliyor. Benim için mevzu başka, grubun giderek arena rock grubuna dönüşmesinden memnun değilim. Böyle bir gruba dünyanın ihtiyacı bence var, bu yüzden çok yüklenmiyorum Ghost’a. Keşke Infestissumam çizgisinde 2 3 albüm daha yapıp öyle direksiyon kırsaydı.

  9. mandrake says:

    Metal seven/sevmeyen birçok müzik severin açıp rahatlıkla dinleyebileceği; kafa dağıtmalık ve oldukça keyifli bir iş çıkarmışlar ortaya -ki bana kalırsa bunun sinyallerini bir önceki “Prequelle” albümü ile net olarak vermişlerdi.
    Albüm bazı anlarda -özellikle- Alice Cooper dinliyorum hissi yarattı -ki benim açımdan çok iyi bir şey.
    Şu an için “Griftwood”, “Watcher in the Sky” ve “Call Me Little Sunshine” parçalarına sardım.
    Bu arada “Twenties” parçasını herhangi bir parti ya da düğün playlistine koyun, sırıtmaz.

    Ek olarak, dünya çapında bu kadar ilgi toplamasına da sevinmedim desem yalan olur. Özellikle ilk üç albümlerini bugün dahi (ara-sıra) açıp, keyifle dinleyen biri olarak; aykırı bir tema ile piyasaya sıfırdan giriş yapmak ve adım adım böylesine bir popülariteye erişip, bunu taşıyabilmek hakikaten takdire şayan.
    Tüm bunların dışında, elbette ki tartışmaya son derece açık bir albüm. Grubun sahip olduğu bu büyük popülaritenin de etkisiyle, seveni çıkacağı kadar; umduğunu bulamayanı ya da çeşitli gerekçelerle nefret edeni de çıkacaktır mutlaka.

  10. emredeicide says:

    populizm(sadece şarkılarda değil her ayrıntıda) meliorada başlamıştı zaten.o şeytani ton yok oldu. ilk iki albümü çok seven biri olarak ben bu tarz müzik sevmem dinlemem

  11. feel the groovity says:

    müthiş bir kritik olmuş Ahmet abi, eline sağlık.

    mis gibi albüm bence, 8 ile 8,5 puan arasındayım ben de. tobias’ın dehası “ghost’un sound’u aydınlık tarafa kaydı, nerede eski ghost” denerek es geçilemez kanaatindeyim.

    Ahmet Saraçoğlu

    @feel the groovity, sağ olasın.

  12. Close enough.

    https://youtu.be/miIYlsIZ3qI?t=185

    Cryosleep

    @Ahmet Saraçoğlu, Ahasdjfshdgksj ne ara elektronik davul aldı ya bu.

    Ahmet Saraçoğlu

    @Cryosleep, klavye davulun gidişiyle bir devir kapandı. Seni özleyeceğiz rastgele dabaladubala ataklı klavye davul…

    Dysplasia

    @Cryosleep, Çanağa çömleğe vuruyordu bir ara. Geliştirdi kendini.

  13. Dysplasia says:

    Bu albümde klavyeyi etkin kullanmamışlar, benim açımdan sıkıntı burada. Org tonuyla işledikleri melodiler o naif satanizmi ince ince veriyordu. Bu albümden o keyfi alamadım.
    Twenties ise hem bariz ritmi hem de vokali ile bana direkt Judas Priest – Revolution’ı hatırlattı.

  14. Salih says:

    Albüm kapağı dikkatle incelendiğinde PAPA’nın sol eli ve yüzü çürümekte iken sağ eli ve yüzü ise gayet etli butlu durmakta.. Aslında albümün teması ile gayet eş değer bir tasarım olmuş, zira çürüyen el ve yüz imparatorlukların düşüşünü temsil ederken, sağ el ve yüz de yükselişi belki de vesselam…

  15. Rashid says:

    Açıkcası Tobias’ın yaptığı müziği eleştirmek bile gelmiyor içimden. Çünkü adam kısa sürede grubu sıfırdan nerelere taşıdı. Her albümde farklı şeyler denedi. Yani, durduk yerde “aman abi hadi biraz daha mainstream şarkı yazalım da albüm çok satsın” diyen biri değil. Grubun gideceği yol Meliora’yla belli olmuştu zaten. Bence gayet güzel bir albüm ama o occult havalarına özlemiyor değilim. Ha bu halleriyle de keyifle dinliyorum orası ayrı.

  16. Berca B. says:

    Grubun ilk dönemindeki daha karanlık halini ben de özlesem de Ghost’u sadece bir müzik grubu olarak okumamak lazım. Adamlar çizgi roman misali bildiğin kendi evrenlerini yarattılar ve kafalarına göre takılıyorlar. Kan bağıyla geçen Papalık, onların arasına katakulliyle giren ve ilk Papa ile Imperator’un gayrimeşru çocuğu olan Cardinal Copia, Cardinal Copia’nın Papa Nihil’e düzenlediği suikast falan derken Tobias bambaşka bişiyin kafasını yaşıyor cidden. Tüm bunların sadece şarkı sözlerinde anlatılmayıp bir kısmının youtube videolarında, bir kısmının da konserlerde gerçekleşiyor olması da harika bir durum.

    Tabii ki öncelik müzik ve insanların müzik odaklı eleştiriler getirmesi kadar doğal bir durum yok ama ben hikayelerini bu kadar sıra dışı yöntemlerle anlatmalarına bayılıyorum şahsen.

    Retrokafa

    @Berca B., Ghost’un bence asıl problemi müzikteki değişim değil. onların vokali hep kötüydü,müzik kotarıyordu…adam bar vokalisti gibi. bi karakteristik özelliği yok yani ‘gecede 200 kağıt alıyom + mala vuruyom daha ne olsun’ gibisinden…

    Berca B.

    @Retrokafa, valla şaşırdım bu yoruma. Ben de aksine Tobias’ın vokalini çok beğeniyorum. Hatta “ulan o kadar şeyi kendi başına yazıyosun, çalıyosun, besteliyosun bari bi de sesin güzel olmasaydı be adam” diye içten içe sövüyorum hahaha.

    Retrokafa

    @Berca B., hadi yav.çok silik geliyor hacı sanki barda muse çalıp aynı vokali albümde yapıyor gibi geliyor

  17. Evrim Eren says:

    heavy metal seven insanlar için dinlemeye değer bi albüm diyebiliriz. güzel bikaç şarkı var ama ghost için kesinlikle yeterli değil.
    eski albümlerde gitar işçiliğine bayılırdım resmen müziğe doyururdu ama bu albümde gitara dair tek dikkatimi çeken şey 80′leri hatırlatması oldu o kadar.
    onun dışında tobias abimiz vokalini muazzam geliştirmiş albümün tek kazanımı bu olabilir.
    özetle bu albüm ghost için
    “ses tellerim açıldı ama elimizde riff kalmadı” albümü

  18. Emre Görür says:

    Yıl olmuş 2022 ve adam sanki 40 yıl öncesindeymişiz gibi anaakımdaki pozisyonlarını güçlendirebilmek için AOR’dan medet umuyor. İşin garibi bu sonuç veriyor da. Takdir edilesi!

  19. Dün gece Kaisarion’un gitarlarını çıkardım. Ghost için, Tobias için ne söylenirse söylensin. Adam beste yapma konusunda gerçekten de bir dahi. O kadar nakış gibi işlenmiş, akılda kalıcı ve “tam olması gerektiği gibi” bir gitar düzenlemesi yapmış ki şarkıyı çıkarıp çalarken bir kez daha saygı duydum. Uzun zamandır gitar çaldığınızda, beste yaptığınızda bu tür konuları daha iyi anlıyorsunuz. Şarkıyı çıkarırken bazı geçişleri nasıl yazdığını görünce, şarkının içerdiği incelikli fikirleri görünce “vay oç ne güzel düşünmüş” diye iç geçirip Tobias’ı övmeden edemedim.

    Yiğit

    @Ahmet Saraçoğlu, Kaisarion bu sene çıkan en sevdiğim şarkılardan biri gerçekten. İlk dinleyişimde bile “ula ne güzel yazmışlar” diyip durdum.

    Çiçek gibi albüm. Her dinleyişimde beni mutlaka eğlendiriyor.

  20. HaNNibaL says:

    Ghost’a bir türlü ısınamamıştım bu albümü baya beğendim

  21. crowkiller says:

    bir tek Twenties isimli şarkı hoşuma gitti, keşke tüm albüm böyle bir tarzda olsaydı

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.