# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
GHOST – Prequelle
| 07.06.2018

Farelerin ihtişamı.

2010 sonrasının metal dünyasını en çok sarsan, hakkında en çok konuşulan, en çok ilgi çeken grubu hiç tartışmasız GHOST. 8 yıl önce Fenriz’in radyo programında tanıtmaya çalıştığı grup; günümüzde festivallerde adını pek çok dev grubun üstüne yazdıran, her bir ayrıntısı uzun uzun tartışılan bir fenomene dönüşmüş durumda.

GHOST’u adı ilk duyulduğu anda keşfeden, hatta sonradan silmiş olsak da yıllar önce PATV’nin ilk videosunu adadığımız GHOST, yaşadığı bin bir türlü sansasyonel olayın ve kariyerinin en olaylı döneminin ardından tekrar karşımızda. Önceki GHOST albümlerinden farklı olarak “Prequelle”i herhangi bir GHOST albümü olarak görmek mümkün değil elbet; bu kez karşımızda -çok büyük oranda- Papa Emeritus’un, yani bu albümdeki adıyla Cardinal Copia’nın, yani Tobias Forge’un yarattığı bir eser duruyor.

Grammy kazanması ve akabindeki dev büyümeyle birlikte araları açılan grup elemanları, Tobias’ı dava etmeleri, falan filan derken, GHOST’a dair o ilk büyünün ortadan kalktığı ve GHOST’un her şeyiyle planlı bir proje oluşunun daha bir ayyuka çıkması hepimizin malumu. Ne var ki, “Prequelle”de bir meydan okuma, bir “diğer herkes ayrıldı ama zaten olay bende bitiyordu” havası sezmiyoruz. GHOST, bariz şekilde Tobias’ın istediği şekilde, istediği yönde yoluna devam ediyor. Bu yolda metal tarafını hiç olmadığı kadar törpülüyor, daha sevimli ve büyük grup hüviyetine giriyor. “Prequelle”e baktığımızda çok açık şekilde GHOST’un start vermeye hazırlandığı arena turnesinin alt yapısının yapıldığını görebiliyoruz. Sevimli sevimli şeytancılık oynayan ve bir neslin kahramanları olan bu cübbeli adamlar, artık gencinden yaşlısına herkese alttan alttan lusifırcılık oynatacak kadar kolay hazmedilir, benimsenir ve kabul edilir bir hâl almış durumdalar.

“Prequelle”i diğer GHOST albümlerinden ayıran kimi özelliklerden biri, albümün gerçekten de arena rock tabanına oturması. Vokalli şarkıların tümünde eşlik edilesi dev nakaratlar var; konserler düşünülerek eklenen canhıraş bir saksafon bölümü, 70’lerden fırlamış bir ABBA/senfonik rock evliliği var. Tüm bunlar zaten GHOST’tan beklenen ve gidişata bakınca şaşırtmayan şeyler. Beni asıl şaşırtan; böylesi akılda kalıcı olması amaçlanan ve her yanıyla büyük konserler düşünülerek yazılmış nümayişli, panayırlı bir albümün dörtte birinin, yani 11 dakikasının 2 adet enstrümantal şarkıdan oluşması. GHOST daha önce de enstrümantal şarkılar yaptı ve çok da iyi yaptı, ancak böylesi bir patlama albümünde bu tarz bir tercihte bulunmaları (bulunması) bana enteresan geldi.

Bu enstrümanların ilki olan “Miasma”da AYREON’vari, bol klavyeli boyutlara girilirken; yoğun folk, KING CRIMSON, YES etkili “Helvetesfönster”de (Cehenneme Açılan Pencere) ise Mikael Åkerfeldt’in gitarlarıyla gruba eşlik ettiğini görüyoruz. “Dance Macabre”ın Tobias tarafından değil, iki profesyonel besteci (Vincent Pontare ve Salem Al Fakir) tarafından yazılmış olması gibi detaylar da yine “Prequelle”e dair bahsedilmesi gereken konular.

Albümdeki şarkılar baktığımızda, yukarıda da dediğim gibi grubun etli tarafının törpülendiğini ve daha kitlelere hitap eden bir GHOST gördüğümüzü vurgulamak lazım. Albümde bence “Year Zero”, “Cirice” vb. dev bir GHOST klasiği yok. Dahası, GHOST’a dair sevimli kötücüllüklerin de azaldığı ve bu nedenle GHOST’un müzikal kimliğinin de karakteristik hamlelerden uzak, daha genel ve daha dış ilhamlı bir hâlde sunulduğuna tanık oluyoruz. Şarkılar her ne kadar güzel olsalar da, GHOST klasikleri yaratan bir GHOST’tan ziyade çok tatlı şarkılar yazan bir GHOST’a geçişten söz edebiliriz. “Rats”, “Faith” ve grubun dava sürecine atıflar yapan “See the Light” çok iyi şarkılar olarak karşımıza çıkarken, misal kapanış şarkısı “Life Eternal”da bir “Monstrance Clock” veya “Deus in Absentia” epikliğini göremiyoruz. Buna gerek var mı, yok. Ama insan alıştırılınca bekliyor tabii.

Tüm bunların ışığında “Prequelle” gayet iyi bir albüm. GHOST’un önceki 3 albümü düşünüldüğünde muhtemelen en az GHOST olan GHOST albümü olarak görülebilir, ancak bu ifade de özünde kendiyle çelişen bir taraf barındırıyor tabii. Bu noktada yapılması gereken şey öncelikle Tobias’ı metal, rock, hatta müzik dünyasına bu kadar kısa sürede bu kadar güçlü bir etki ettiği için kutlamak. GHOST hakkında istediğinizi düşünün, ama Tobias başta olmak üzere bu projenin gerçekten de tırnaklarıyla kazıyarak (son dönemde bu tırnaklar kadife eldivenler içine girse de) bugünlere getirilmesi, gerçekten de dev bir gruba dönüşmesi, bunlar ciddi anlamda takdir edilesi, şapka çıkarılası şeyler.

“Prequelle” tanıtıcı giriş, öndeyiş gibi anlamlara geliyor. Dolayısıyla GHOST’un bir sonraki albümünün “Prequelle”den daha büyük bir şeyler barındırması kuvvetle muhtemel. Zaten Tobias da Cardinal Copia’yı “henüz tam olmamış, kendini kanıtlaması gereken biri” olarak tanımlıyor. Her ne olursa olsun, “Prequelle” gayet iyi bir GHOST albümü. Çok karakterli mi, bence değil. Ama yolunu yaptığı şey için gayet çekici ve başarılı bir açılış olduğu da kesin.

8/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.46/10, Toplam oy: 63)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  • TwitThis
  • Digg
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google
  • LinkedIn
  • MySpace
  • Netvibes
  • Reddit
  • StumbleUpon
  • Technorati
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2018
Şirket
Loma Vista Recordings
Kadro
Cardinal Copia: Vokal, besteler
Nameless Ghouls: Enstrümanlar
Şarkılar
01. Ashes
02. Rats
03 . Faith
04. See The Light
05. Miasma
06. Dance Macabre
07. Pro Memoria
08. Witch Image
09. Helvetesfonster
10. Life Eternal
  Yorum alanı

“GHOST – Prequelle” yazısına 19 yorum var

  1. HaNNibaL says:

    Güzel bir inceleme olmuş eline sağlık.Ghost’u ısrarla dinlemeye çalışıyorum ama bir türlü alışamıyorum.Son kez bu albümü de dinleyeceğim beğenmezsem daha fazla kendimi zorlamayı düşünmüyorum.

  2. backmind says:

    İlk 2 albümdeki o eşsiz havayı, ne bu ne de önceki albümde bulamıyorum. Rats keyifli, eşlik edilesi, ponçik bir parça ve inkar etmeyeceğim güzel de. Ama Ghost dinlerken hissetmek istediklerim bunlar değil.. Bu popülerlikten sonra Ghost eksi Ghost olmaz, o yüzden Infestissumam ile biz yola devam.

  3. Koralp says:

    Ghost’u ilk albümünden beri dinleyip takip edenlerdenim. Meliora ve bu albüm, Opus Eponymous ve Infestissumam’ın üstüne bence çıkamadı ama It’s A Sin cover’ı muhteşem olmuş.

    https://youtu.be/4t-g615PEtg

  4. Groove says:

    Muazzam albüm. Meliora güzeldi. Bu ise resmen bağımlı yapıyor. Kusur bulmak çok zor. Taş gibi rock. Benim notum 9,5.

  5. Burak says:

    Prequelle, bir “Meliora” değil. Pop Rock’a daha yakın. Tabii bu kötü demek değil. Dinletiyor kendini ama Meliora kadar sürükleyici gelmedi bana açıkcası.

    Eski Nameless Ghoul’lar kendini aratıyor gibi geldi bana. Onların eksikliğini Salem Al Fakir, Mikael Akerfeldt, Steve Moore, Vincent Pontare, Niclas Frisk, Jesse St John Geller, Sarah Hudson gibi isimler kapatmaya çalışmış. Doğal olarak da Pop Rock kategorisinde parçalar yapmışlar. Yine de kendini dinleten bir albüm olmuş.

    İzlediğim canlı performanslarda ise Nameless Ghoul’lar arasında 2 klavyecinin de hem geri vokalleri olsun hem de performanslarını çok iyi buldum. Ama diğer elemanlar eskilerini aratıyor gibi.

  6. Eren says:

    Ghost’un karakteristik yapısının bu albümde bozulmasının en büyük sebebi ana bestecisi olan Alpha’nın ayrılması ve grubun kritikte de denildiği gibi proje olmasının ayyuka çıkması sayılabilir. Muhteşem bir enstrüman kullanımı var fakat beklenen birçok şeyi de yakalayamadığımı söyleyebilirim. Meliora gibi atmosferik bir albümden sonra gelen bu albüm Meliora’nın yarattığı atmosferde zevk verme amacı güdülmüş gibi hissettiriyor. Eğer yeni Nameless Ghoul’lar da Tobias’a uyum sağlarsa grup olmanın verdiği güle atmosferi sağlayıp yine bir Cirice seviyesinde eserler çıkarabilirler. Puanım çok büyük bir Ghost fanı olmama rağmen 7.5

    BlackWaltz

    @Eren, Hocam ayrılan elemanların hiçbiri ilk albümde yoktu diye biliyorum

    Marcato

    @Eren, Alpha’nın live konserlerde çalmanın ve ilk albümde kendi stüdyosunu Ghost’a açmasının dışında bir katkısı yok. Dava dosyalarında bile görülüyor. Senin dediğin Omega ( Martin Persner) kendisi Year Zero, Zenith vs yazan adam.

    Eren

    @Marcato, Haklısındır yanlış kişiyi söylemiş olabilirim.

    Berca B.

    @Eren, grubun ana bestecisi baştan beri Tobias Forge’du. Diğer elemanlardan bildiğim kadarıyla 1-2 şarkı dışında katkıda bulunan olmadı hiç.

    Eren

    @Berca B., Alpha ya da Omega’nın ana bestecisi olduğunu okumuştum. Ki diğer yorumdaki doğruysa Year Zero gibi grubun mainstream şarkısının bestecisinin de ayrıldığını görüyoruz. Benim projem diye açıklama yapmış olsa bile grubun en başından beri üyeleri olan kişileri kaybetmesi kayıt aşamasına da yansımış olmalı ki diğer albümlerde aldığım tadı vermiyor.

    Berca B.

    @Eren, muhtemelen yanlış hatırlıyorsun. Mahkemeye sunulan şarkı/yazar bilgilerini aşağıda bulabilirsin. Tüm şarkıların ana yazarı Forge’ken, parantez içinde yazılanlar co-writer olarak sunulmuş. İlk albümde co-writer bile yokken, ikinci albümde 3 şarkı dışında tüm şarkıları yine Forge yazmış.

    http://www.metalsucks.net/2017/04/06/ghost-heres-a-list-of-songwriting-credits-for-every-song-in-their-catalog/

    Alınan tat tabi çok subjektif bişi. Mesela benim en az etkilendiğim Ghost albümü, en çok co-writer’ın olduğu Meliora. Forge’un o elemanlar olmadan yazdığı bu son albümeyse bayıldım.

  7. Noumena says:

    Ghost çok ilginç bir grup..kariyerlerinin başından beri takip ettiğim bir oluşum, öyle ki ilk albümleri Opus Eponymus’u ilk dinleyişim aklıma geliyor da..Resmen çarpılmıştım,Ritual veya Death Knell’i kaç sefer döndürdüğümü hatırlamıyorum o derece..Grubu ilginç kılan nokta ise gerek imajları,gerek şarkı sözlerindeki karanlık ile müziklerinin doyurucu bir tezat oluşturması idi.

    Şimdi de Prequelle ile döndüler.Açık konuşmak gerekirse çok sevdiğim gruplar yeraltından çıkıp ana akıma kaydıklarında hayal kırıklığına uğruyorum (örn-Volbeat,Insomnium) Prequelle’i ilk dinleyişimde de bir nebze hayal kırıklığına uğradım. İki gündür sürekli döndürüyorum albümü..Sanırım benim Ghost’tan beklediğim bu albüm değildi.Kesinlikle kötü bir albüm olduğunu söyleyemem ama konsept bir albümün ilk halkası olduğu düşünülürse biraz hayal kırıklığına uğramadım değil.

    Bir kere çıkan single’lar albümün ağır topları (Rats ve Dance Macabre) Albümün tamamını dinleyince bir filmin en iyi anlarını fragmanına koymuşlar gibi hissettim.Bunları ve girişteki intro Ashes’i çıkarınca elimizde 7 parça kalıyor,bunların iki tanesi de enstrümental olunca albüm çok sürprizli olmadı şahsen.

    Albümdeki diğer parçalardan Faith (albümün en iyis hatta) ve Pro Memoria en sevdiklerim oldu.Pro Memoria,Meliora’nın He is i gibi bir parça ve nakarat kısmı özellikle ağza yapışıyor.Enstrümentaller ise şahane!Miasma’nın omurgası üzerine umarım bir devam şarkısı gelir,gelmeli (nolur gelsin) See the light ve Witch Image ise bana göre zayıf halkalar ama onları da dinledikçe seveceğim sanırım.

    Son tahlilde Ghost bu albümle kritiklerde bekleneni verecek belki tribünleri dolduracak,giderek daha popüler olacak ama benim için ilk iki albümü en iyileri olarak kalacak..Şimdilik kaçınılmaz olarak Prequelle’i döndürmeye devam :) 7/10

  8. ozzy says:

    Bence ghost’u avrupalı retro gruplardan ayıran temel şey imaj ve bu imaj sayesinde grammy aldılar,bu ünü,şöhreti hak eden müzikal anlamda onlarca grup var aynı türde,graveyard,grand magus,wolfmother,the sword,witchcraft aklıma gelen birkaç grup,şahsi fikrim ama uzun zamandan beri böyle düşünüyorum

  9. Crackedbrain says:

    Onu bunu bilmem ama albüm kapağı süper bence

  10. gXnn says:

    meloriadan çok daha iyi olmuş bana göre. diğer 2 albüm kalitesinde hatta produksiyon olarak onların da bir tık üstünde.boş şarkı bulamadım ben. her şarkı ayrı keyifli. zevk meselesi tabi.enstrumental 2 şarkı olmasına da hiç takılmadım çünkü 2 şarkı da çok iyi. müthiş beğendim müthişş.bu yaz sonuna kadar sıkılmadan loopta döneceeğine eminim .9 çalışır benden. ahmet neden karakteri olmayan bir album gibi düşündü anlamadım. ben bir eksik bulamıyorum albümde cidden. eleştiri olarak sadece pop etkisinin diğer albumlere göre 1 tık yukarıda olduğunu söyleyebilirim ki bu bana rahatsızlık vermiyor. tobias bu işi o kadar iyi yediriyorki hoşuma bile gidiyor hatta.

  11. Salih says:

    Nameless Ghoul’ların grupta olmayışı, grubun “grup” olarak hüvviyetine zarar vermekten ibaret. Grupta sadece Papa Emeritus’u konuşmak mı yoksa Emeritus ile beraber grubu konuşmak mı sizler için daha cazip? Soruyorum.

    Yukarıda bahsedildiği gibi Epik’sel söyleyişiliğini kaybetmiş bir bağlama Papa karşımıza çıkmakta. Madem Papa’nın Kardinal’e dönüşmesi söz konusu, gelecekte de Ekümenik Patrik falan olsun, daha manidar olur kuşkusuz.

    Benim favorilerim Pro Memoria, Life Eternal ve Rats, haricinde ise enstürmantel parçalar.. Kimileri Dance Mecabre’yi beğenmiş, olabilir, ben hiç beğenmedim gayet sıradan geldi. Ne yalan söyleyim son iki albümde yeterince doymuş hissetmiyorum. (Okur notu olarak 7 veriyorum.)

  12. blashyrkh says:

    2000lerin başı pop punk grupları gibi olmuş

    blashyrkh

    @blashyrkh, dağılın

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.