# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
KoЯn – Requiem
| 16.02.2022

İnanmıyorsan da saygı duy.

1993’te kurulan, bir tür ortaya çıkmasını sağlayan ilk albümlerini 1994’te çıkardıktan sonra günümüze dek 14 albüm yayınlayan ve tüm bu süreyi bir kez olsun 3 yıldan uzun süre albümsüz geçmeyen bir grup. Şöyle bir bakıldığında, Grubu oluşturan müzisyenlerin özel hayatları, alışkanlıkları, geçmişleri gibi pek çok faktörden dolayı, KoЯn yıllar önce dağılsaydı belki de kimse aşırı şaşırmazdı.

Ne var ki KoЯn elemanları bunca yıldır grubu son derece profesyonelce yürüttüler ve her zaman ayakta kalmayı ve en önemlisi güncel olmayı başardılar. Şu anda 2022 yılında nu metal yapan bir gruptan ve her yerde, herkesçe övülen yeni albümünden söz ediyoruz. Bu durum her şekilde saygıyı gerektirir.

KoЯn’un başarılı olmasının ve hâlâ övülmesinin nedenlerinden biri, esasında çok da yeni fikir katılamazmış gibi gözüken; miadını yıllar yıllar önce doldurduğu düşünülen bir tür içerisinde hâlâ özgün fikirler üretebiliyor oluşu. Yaptıkları neredeyse her şarkının hit potansiyeli var ve bu istikrarı yıllardır sürdürüyor.

Şahsen kendilerine olan ilgimi “Issues”la birlikte kaybetsem ve “The Path of Totality”ye kadar çıkardıkları 6 albümü büyük oranda pas geçsem de grubun güncel olmaya devam etmesi sayesinde görmezden gelemedim ve adamları tekrardan takip eder hâle geldim. Sitede “The Paradigm Shift” hariç o 6 albümden sonra çıkan tüm KoЯn albümlerinin incelemesinin olması da bunu gösteriyor zaten.

“The Nothing” ile basından ve hayranlardan hem övgü hem de yergi alan KoЯn yeni albümü “Requiem”da görece aydınlık, pozitife kayan bir tarafını gösteriyor. Şarkılarda yıkımdan ziyade iyiye gidebilecek bir ortamın belirtileri var. Davis’in vokalleri ne çırpınış ne de öfke nöbetleri içeriyor ve büyük oranda ayağa kalkmış birinin ruh hâlini yansıtıyor. Yine de KoЯn alametifarikası olan karanlık dokunuşları albümün dört bir yanına serpiştirmeyi biliyor.

Albümün en iyi şarkısı olarak gördüğüm “Disconnect” buna en iyi örnek. 2.14’e kadar güçlü ve umutlu duran şarkı bu andan sonra direkt karanlığa giriyor ve tekrarlanan nakarat eşliğinde araya sokulan bu karanlık kısım şarkının dinamizm kazanmasını sağlıyor. Olağanüstü bir nakarat ve nakarat böyle devam edecekmiş gibi dururken giren davul fill’iyle birlikte gelen oktavlı rif eşliğinde Jonathan’ın “The feeling is divine, this duality align” dizeleri… Kesinlikle müthiş olmuş.

KoЯn’un 2022’de bu düzeyde ilgi uyandırmasını, dönemdaşlarının ilerisinde olmasını ve saygı duyulası işler yapabilmesini sağlayan vizyonun adamların bestecilik konusundaki üstün yetenekleri olduğunu düşünüyorum. “Nu metal” pek çok kişi için içi boş ve özelliksiz bir kavram olsa da adamların şarkılarını incelediğinizde sürekli takip ettikleri, klişeleşmiş bir formüle bağlı kalmadan ilerlediklerini görebiliyorsunuz. Şu albümde gerçekten de etkileyici nakaratlara sahip birçok şarkı var, lakin bu şarkılar sadece bu nakaratlar sayesinde ayakta kalmıyorlar. İçlerinde kendilerini zenginleştiren başka fikirler de barındırıyor ve bence bu devirde çok zor olmasına rağmen hâlâ yaratıcı nu metal şarkıları yazabiliyorlar. Esasında KoЯn’u “nu metal” diyerek noktalamak da artık çok anlamlı değil. Alternatif metal, nu metal, rock gibi pek çok türü yoğurup kendi özgün sound’larını yarattıkları için olayı ne tarafa kaydırırlarsa kaydırsınlar KoЯn gibi duyulmayı başarıyorlar.

Görüleceği üzere KoЯn’a saygı duyan bir insanım. Oturup paso KoЯn dinlemiyor olsam da ilk üç albümlerindeki mükemmellikleri unutmuyor ve yıllar sonra kendilerini yeniden keşfetmemi sağlayan yaklaşımlarını takdir ediyorum. “Requiem” içindeki kendine özgü karanlıktan ve bir nebze daha güçlü olan karakterinden dolayı “The Nothing”in minik bir adım ötesinde ve kuruluşundan yaklaşık 30 yıl sonra bu kadar ustalıkla müzik yapan bir grubu dinlemenin keyfi de gerçekten değerli diye düşünüyorum.

Ve son olarak, bir kez daha “Disconnect” demek istiyorum.

Dinleyin, zekâ dolu nakarat nasıl yazılır ve bu denli güçlü bir nakarata rağmen dinleyicinin şarkıyı sadece o nakarattan ibaret olarak algılamaması nasıl sağlanır görün.

7,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (6.75/10, Toplam oy: 24)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2022
Şirket
Roadrunner Records
Kadro
Jonathan Davis: Vokal
Head: Gitar
Munky: Gitar
Fieldy: Bas
Ray Luzier: Davul
Şarkılar
01. Forgotten
02. Let The Dark Do The Rest
03. Start The Healing
04. Lost In The Grandeur
05. Disconnect
06. Hopeless And Beaten
07. Penance To Sorrow
08. My Confession
09. Worst Is On Its Way
  Yorum alanı

“KoЯn – Requiem” yazısına 9 yorum var

  1. vatay says:

    My Confession parçasını al follow.. albümüne koy sırıtmaz…

    Çok güzel albüm. Ben seviyorum Korn dinlemeyi…

  2. Raddor says:

    Eline sağlık Ahmet abi.

    Korn çok değişik bir şey yaparak; “değişik şeyler” yapmayı bıraktı. Son üç albümdür aynı sound’la benim gibi her albümlerini onlarca kez dinleyecek olan kemik kitlelerine yöneldiler. Gayet de başarılı şekilde üst üste iyi albümlerle gelip memnun ederek ayrılıyorlar. Yine de bir öncekinde eleştirdiğim gibi, “Coming Undone”, “Get Up” tarzı değişik ve akılda kalıcı şarkılar yazmak konusunda usta bir grubun böyle aynı tarza takılıp kalmasına anlam veremiyorum.

    Korn ile hayatım parallellik gösteriyor. Ergenlik bunalımlarımda beni iyi hissettiren bir gruptu. Sonra olgunlaştı. Ben üniversitede partilerken onlar da Dubstep’li albüm yapıp soundtrack’im oldular. Derken mezun olduk, ortalık kararmaya başladı. Jonathan Davis’in eşi Deven Davis intihar etti. Dünya da boka döndü. Benim hayatım da inişlere geçti.

    The Nothing konsept olarak Deven Davis’in intiharını konu alıyordu. İlk albümden beri çıkmış en samimi Korn eseriydi. Sözleri okuyarak dinlediğinizde üzülüyordunuz. Jonathan’ın en zor geçen kayıt süreci olmuş ama finalde kendini bir nebze hafiflemiş olarak bulmuştu. The Nothing sayesinde yıkıntıların arasından biraz da olsa bağırıp kendimizi rahatlatmıştık. (Can you hear me! ’cause I’m lost)

    The Requiem’le ağıtımızı yakıp iyileşmeye (Start the Healing) başlayacağız. Artık yeter lan! İtiraf bölümünde de bayağı yazdım. Her şey insanın kendi iradesinde bitiyor. Mark Manson’ın The Subtle Art of Not Giving a F.ck kitabında dediği gibi. Umursamamanın çözümü gerçekten umursanacak önemli şeyler bulmak, sorumluluklarını bilmek. Etrafımızda olan biten kötü şeyleri engelleyemeyeceğiz. Ancak iyileşmek bizim sorumluluğumuzda.

    Albümde de böyle bir hava var. Travma atlatan bir adamın üzerinden zaman geçmesi sonrasında belli olgunluğa erişmesi. İçindeki karanlığın bilincinde fakat ileriye bakan, hayatın devam ettiğini bilen.

  3. Candaş says:

    Daddy, Falling Away From Me dışında pek sevmem Korn’u, bu albümde dinlediğim ilk Korn albümü oldu ve pek beğenemedim, albümün kapağı ise çok kötü, bu sadece Korn’a özel değil anlamadığım bir şekildw büyük gruplar çok kötü albüm kapakları yapıyorlar, Slipknot’ın son albüm kapağını düşünüyorum da çok kötü gerçekten

  4. Candaş says:

    Bu arada Korn kritiği geldi, sizden bir de Slipknot kritiği okuyabilir miyiz? İlk albümünün kritiği bence siteye çok da yakışır

  5. enemyofgod says:

    Disconnect dendiği kadar sağlam bi şarkı. Bu albüm benden 7 alır.

  6. gXnn says:

    Album ok bence. Standart Korn albumu. Ne fazla var ne eksik. Dümdüz Korn işte. Verilen puana da okim. Bana göre tartışmasız en iyi KORN albumu ISSUES’dur. Baştan sona hiç boş geçmeden giden tek Korn albumu bence. Hazır yeni album de cıkmısken bir el mi atsanız kritiğine? :)

    Ahmet Saraçoğlu

    @gXnn, yazıda da dediğim gibi “Issues” beni Korn’dan soğutan albüm olmuştu. O albüm sonrasında 15 yıldan uzun süre Korn yok hükmündeydi benim için. 22 yıldır da FAfM dışında tek bir şarkısını dinlemedim o albümün, sağda solda da duymadım. O yüzden biraz sıkıntılı olabilir yazmaya çalışırsam. :)

    gXnn

    @Ahmet Saraçoğlu, zevkler tartısılmaz tabiki ama cok merak ettim neden sevemediğini. Sertlik desen var, bestler cok iyi, ben olumsuz hiçbirşey bulamıyorum issues’da. Hatta davisin en iyi vokal performansı bu albumde bence.

  7. Rashid says:

    Uzun yıllar sonra Korn dinlemek garip hissettirdi bana. “Follow the Leader” benim için grubun en üst mertebeye ulaştığı albümdü. Bu albümde de o zamanlardan tatlar aldım. Genel anlamda gayet eğlenceli, sıkılmadan dinlediğim bir albüm oldu ama prodüksiyon kalitesi biraz eh işte olmuş. Bütün enstrümanların sesi boğuk geliyor bana.

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.