# - A - B - C - D - E - F - G - H - I - J - K - L - M - N - O - P - Q - R - S - T - U - V - W - X - Y - Z
Son Haberler
Anasayfa    /    Kritikler
PERSEFONE – Truth Inside the Shades
| 28.04.2021

Kaynayan bir su gibi taşarcasına insanın bam teline dokunuyor.

Erhan Yiğit

Herkese selamlar, Sitede eksik olan, klasikleşmiş veya hak ettiği ilgiyi görememiş bir albümü daha buraya kazandırmak adına PERSEFONE’nin Truth Inside the Shades albümünü seçtim ve yazmak üzere bilgisayarımı karşıma aldım. Andorra gibi bir mikro ülkeden çıkmış olması ile bilinen grup geçtiğimiz yıl albümü tekrar kaydedip yayınladı ve bu vesileyle albüm yeni bir yüze sahip oldu.

2001 yılında kariyerine adım atan grup 2004 yılında çıkarmış oldukları bence en iyi çalışması olan bu albümleri ile ne kadar dehşetengiz bir müzik yaptıklarını kanıtladıktan sonra 2018 yılına kadar düzenli aralıklarla ”Hep burdayız” dediler. Yakın zamanda yeni bir albüm ile piyasayı tekrar sallaması beklenen grup bence Truth Inside the Shades kadar vurucu bir şey henüz yapmadı.

İcra ettikleri müzik neticesinde kimi zaman Opeth kimi zaman ise Edge of Sanity gruplarına benzetilen PERSEFONE bence benzetilmenin çok daha ötesinde bir grup. Çeşitli sitelerde ‘bunu seven bunu da sevdi’ minvalindeki başlıkların altında bulunan grupların tamamından esintiler barındırsa da PERSEFONE’nin sonuna kadar bağımsız ve neredeyse eşsiz bir müzik yaptığını düşünüyorum. Söz gelimi albümün 11 dakika uzunluğundaki aynı isimli şarkısına bakarak bile grubun ne kadar cesur ve inanılmaz ataklar ile kendilerini gösterdiklerini anlayabiliriz.

Kullanılan bütün enstrümanlar lead düzeyde birbirlerinin önüne geçmeyecek şekilde çalınmış. Odak noktası olarak alınan bu müzik anlayışı albümün tamamına çok steril bir şekilde uygulanmış. Melodik ve progresif olma tanımıyla birebir örtüşen, adeta dans eden melodiler öylesine özenli bir şekilde seçilip hazırlanmış ki her birini ayrı ayrı anlarda hatırlamak mümkün. Böylesine açık seçik bir üslupla çalışan grubun geri planda kalmasının, çok bilinmemesinin sebebi tabii ki de müziği değil. Belki kendilerini ileriye taşıyacak bir reklam aracı kullanmamaları ile alakalıdır bilemiyorum ama genel dinleyicinin aksine PERSEFONE’den etkilenen grupların da haddi hesabı yok açıkcası. Özellikle şu an incelediğim albüm öylesine muhteşem kaynaklar ve fikirler barındırıyor ki, öylesine doluca ve zengin ki herhangi bir grup sadece ilk 3 şarkısına bakarak bile bir albümünü kotarabilir.

İlham verici yanının korkunç derecede ön planda olduğunu düşündüğüm Truth Inside the Shades’in en sevdiğim yanı ise Dark Tranquillity’i andıran çift gitar harmonilerini ve baskın diyebileceğim düzeyde piyano ve klavye kullanımlarını sunması. Geniş ve nefes alan bir düzlemde dinleyiciye sunulan bu imkanlar bazı anlar resmen çığırından çıkıp sanki kaynayan bir su gibi taşarcasına insanın bam teline dokunurken diğer yandan folk metale ve özellikle Kalmah’a göndermeler yapmayı ihmal etmeyen bir epiklik ile rifleri suratınıza çarpıyor. Anlayacağınız Truth Inside the Shades bir yandan severken bir yandan da dövmeyi unutmuyor.

Vokaller konusuna gelecek olursak tıpkı gitarlarda işlenen yoğun epikliğin, melankolinin ve seçkin teknik üslubunun aynını orada da görmek mümkün. Albümde Clean ve brutal vokallerin cirit atarcasına birbirinin üstüne atladığı anlar yukarıda bahsettiğim insanüstü enstrüman kullanımının bile önüne geçebiliyor. Bu konuda PERSEFONE’nin eline su dökebilecek grupların sayısı bir hayli az doğrusu. Örnek vermem gerekirse yine Truth Inside the Shades’in 4:06′dan itibaren başlayan bölümünün arkasından gelen clean vokal kullanımını övmek için uygun bir kelime ya da cümle kuramıyorum. Bazen bazı şarkılarda yaptığım şeyi bu şarkıda da tekrarlayıp sadece bu kısmını da dinleyebilmek için 11 dakikamı ayırıyorum.

Teknikten ve melodiden bahsetmişken gitarları da atlamamak lazım. Zira albüm başlı başına bir melodi ve his başyapıtına dönüşüyorsa bunda en büyük paya gitarlar ve o gitarları çalan maharetli eller sahip. Sonu gelmeyen bir canavarlığın sergilendiği sololar atılırken şarkılarda adeta can pazarı yaşanıyor, gitaristler gitaristlikten sıyrılıp bir anda cellat oluveriyorlar. Zaten böyle bir albüme de ancak böylesine adamlar yakışırdı deyip övgülerimi yavaş yavaş sonlandırıyorum.

Hazır Liquid Tension Experiment de bir albüm yayınlamışken ve o albümü dinleyen kulaklar progresif metal için iyice ısınmışken bu albümü de tekrar anmadan geçmeyen. Az bilinirliğinden ötürü daha önce dinlemişliği olmayan prog severler ise bir zahmet dinleyiversin zaten.

Tam puan yazacakken şöyle bir durup acaba 9,5 mu yoksa 10 mu? diye kısa bir müddet düşündüm ve karar veremedim. Yine de bu adamlardan daha iyisi gelir diyerek 9,5 diyorum.

9,5/10
Albümün okur notu: 12345678910 (7.41/10, Toplam oy: 17)
Loading ... Loading ...
etiketler:
  Albüm bilgileri
Çıkış tarihi
2004
Şirket
Adipocere Records
Kadro
Carlos Lozano Quintanilla: Gitar, vokal
Jordi Gorgues Mateu: Gitar
Toni Mestre Coy: Bas
Miguel Espinosa: Klavye, vokal
Aleix Dorca Josa: Davul
Şarkılar
1. My Unwithered Shrine
2. The Whisper of Men
3. Truth Inside the Shades
4. Niflheim (The Eyes That Hold the Edge)
5. Atemporal Divinity
6. The Demise of Oblivion
  Yorum alanı

“PERSEFONE – Truth Inside the Shades” yazısına 16 yorum var

  1. koca says:

    Spiritual Migration > Core > TITS diyorum ama bu da iyi albüm. Özellikle albümdeki baslar cidden ilgi çekici geliyor bana.

  2. Boba Fett says:

    Aşırı seksi ve tembel bir grup, biraz sık albüm çıkarıp iyi reklam yapsalar büyümemeleri için hiçbir sebep yok.

  3. Rust in Peace. says:

    77 bin nüfuslu Andorra’dan böyle bir grup çıkıyor bizde esamesi yok. Ege’de bir ilçede yaşıyorum burasının nüfusu bile Andorra’nın 2 katı.

    Rzeczom

    @Rust in Peace., bunun nüfus ile pek bir ilgisi olduğunu zannetmiyorum. imkan desen, 2020 yılında artık bence kimse imkanda vs. de bahsetmemeli. her türlü olanak var insanların elinde. yaratıcılıkla ilgili bir şey bu.

    Erhan Yiğit

    @Rzeczom, sıfır kilometre boss mt2 Türkiye fiyatı 1000tl+ orta üst segment ikinci el bir gitar 1500tl+ orta boylu kararında bir amfi ikinci el 1000tl ile 4000tl arasında. Evde kendi kendine gitar çalıp takılmak en azından düzgün bir sound yakalamak için ödemen gereken minimum miktar 3000tlden fazla. Yetenekliyim bu işi yapmak istiyorum diyorsan bayılman gereken miktarı söylemeye cesaret edemiyorum. Hangi imkandan bahsediliyor :D

    Yiğit

    @Erhan Yiğit, abi kusura bakma da bu fiyatlar nerede var? Orta üst segment dediğin eğer ki alt segment değilse 1500′e gitar yok. Kore yapımı bir gitar alayım desen 3000 gidiyor. Orta üst segment denince aklıma schecter hellraiser geliyor, 5000 civarı onun da ikinci elleri… Geçen ay 4000′e schecter aldım, bu ay satsam 1000 tl fazlaya satarım.

    Erhan Yiğit

    @Yiğit, orta üst segment dediğim gitar: Dimebag darrell’in 2004 model (veya 2002)V kasa signature gitarı. İkinci elini 1500 lira ve az üstünde satan bir kaç kişi gördüm. Sıfırı hala üretiliyor mu bakmadım hiç.

    Yiğit

    @Erhan Yiğit, anladım abi valla şöyle söyleyeyim: geçen sene Ankara’da otururken epiphone custom baktım 5k civarıydı. Hatta link vereyim direkt şu gitar
    https://www.do-re.com.tr/epiphone-les-paul-custom-pro-elektro-gitar-ebony

    5k civarı dediğim sıfır fiyatıydı. Şimdi anca ikinci elleri o fiyata bulunuyor. Gibson bile değil, bildiğin Epiphone. Yani epiphone’un da üst modeli bu ama sonuçta orta-üst segment denebilir.

    söylediğin gitar şu üzerinde dimebag’in fotoğrafının olduğu siyah-mavi-yeşilimsi desenli gitarsa o zaten ucuz bir gitar diye biliyorum. Kalitesi açısından bir bilgim yok.

    Neyse sözün özü imkan yok dediğin gibi. Karşı çıkmışım gibi durdu ama yeni gitar almış bir gencin hezeyanlarıydı sadece…

    Rust in Peace.

    @Rzeczom, 80 milyonda 4 – 5 kişi de çıkıp bir araya gelemiyor ya çok ilginç. Yıllardır en popüler metal grubumuz Pentagram, üzülüyor insan. Yine arada güzel şeyler çıkıyor da Orphaned Land gibi biraz daha üst seviye bir şey çıkaramamamız üzücü

    Yedinci hüsar alayı

    @Rust in Peace., temel noktanı anlıyorum elbet ancak şu tip kıyaslar pek doğru değil artık ya.

    Andorra ispanya ve fransa’nın ortak bir ili gibi bir şey. Yılın yarısında Fransızlar yönetiyor yarısında İspanyollar. İki ülkeye de ortak yani. Bambaşka ulaşılmaz ücra izole bir yerde olsalar fakir olsalar filan neyse de monako gibi san marino gibi lihtenştayn gibi sembolik bir şey andorra. Dört gün kalmıştım yerliden çok turist var zaten ve inanılmaz zenginler. hayat standartı insani gelişmişlik falan ispanya’nın da çoğu yerinin üstünde. Aslında ispanya ve fransa’nın toplam nüfusunu düşünürsen o yüz küsur milyondan ve müzikal/kültürel altyapıdan şöyle bir grup çıkması çok normal.

    Rust in Peace.

    @Yedinci hüsar alayı, ya zaten illa böyle bir grup çıksın demiyorum. Kültürlerimiz de farklı zaten. Ama bizden Orphaned Land, Melechesh gibi grup da çıkmıyor. Bizim müziklerimizden ilham alıp çok güzel müzik yapan gruplar var mesela, bir tek biz kendimiz yapamıyoruz bunu.

    deadhouse

    @Rust in Peace., Rzeczom, Bence nüfusla da imkanla da alakası yok. Bu, kültürle alakalı bir şey. Bu topraklardan Müslüm Gürses, Ahmet Kaya, Tarkan vs. çıkar. Bahsedildiği manada bir metal grubu çıkmaz. Rock grubu da çıkmaz.

    Dysplasia

    @deadhouse, valla hardal, cem karaca falan çıktıysa her şey çıkardı.

    deadhouse

    @Dysplasia, Ama çıkmadı. İsveç, Amerika, İngiltere, Norveç standartlarında bir metal grubumuz ya da rock grubumuz hiç var olmadı. Var oldu diyenin elini vicdanına koyması lazım.

  4. deadhouse says:

    Gitarlar Cynic Focus. Hoş vokaller de anımsatıyor. Sound olarak öykünme haddinden fazla.

  5. enemyofgod says:

    metalarchives sitesinde Andorra ülkesine kayıtlı sadece 4 grup var. Dünya çapında grup oranı 1/4 bayağı iyiymiş.

    TITS ve Aathma’yı karşılaştırdığımda ne kadar kendilerini geliştirdiklerini görüyorum umarım şu yeni albüm (çıksın artık lütfen) daha da iyidir

Yorum Yazın

*

"Yaptığım yorumlarda fotoğrafım da görüntülensin" diyorsan, seni böyle alalım.
Pasif Agresif, bir Wordpress marifetidir.